… devver (müdevver) {Akdeniz'de cezîre-i İlimni'nin} tîn-ı mahtûmı gibi bir yağlı
tîn
bulunur. Ol tînden cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye sürseler ve suya ilkâ edüp âbında …
Mutalsam-ı ibret-nümâ-yı diğer: Nehr-i Nihâvend kûh-ı Elvend'den tulû‘ edüp şehr-i Nihâvend'in mezâri‘âtların saky edüp iner. Cânib-i şimâlde niçe yüz {aded} kendleri rüşş edüp Rûmiyye buhayresine rîzân olur. Nihâvend'e karîb bu nehir kenârında bir gûne ahmerü'l-levn müdevver (müdevver) {Akdeniz'de cezîre-i İlimni'nin} tîn-ı mahtûmı gibi bir yağlı tîn bulunur. Ol tînden cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye sürseler ve suya ilkâ edüp âbından marîz olan merd ü zen nûş etseler bi-emrillahi Ta‘âlâ şifâ bulur. Ammâ kavm-i Acem bu kerâmet-i Hazret-i Ömer'le hâsıl olmuşdur, deyü nef‘ini inkâr ederler. Hâlâ ki cümle Sünniyânlar şehir şehir götürüp şifâ bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 307b ·
metinde göster ·
… u bostânlı fezâda şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâki‘ olmuş bir gûne hâk-i pâk-i
tîn
inşâ olunmuş bir kal‘a-i ra‘nâdır kim mutarraş seng ile binâ olunmuş kal‘alarda …
İbtidâ bu şehri imâr eden Minûçehr'in binâsı kal‘a-i Kîn'dir. Şehr-i Kâşân'ın zâhirinde bir sahrâ-yı vâsi‘de cânib-i kıblesi kûh-i Kîn kapândır kim eflâke ser çekmiş bir kûh-ı ser-bülend-i Kîn-i Kapân'ın dâmeninde iki fersah arz-ı ba‘îdede bir çemenzâr u lâle-ızâr ve gül-i gülistânlı ve bâğ u bostânlı fezâda şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâki‘ olmuş bir gûne hâk-i pâk-i tîn inşâ olunmuş bir kal‘a-i ra‘nâdır kim mutarraş seng ile binâ olunmuş kal‘alardan metîn bir gûne hısn-ı hasîn ve sedd-i kemîn kal‘a-i Kîn'dir kim gûyâ kal‘a-i Mağosa-yı Kıbrıs'dır. Dâ’iren-mâdâr cirmi on üç bin yedi yüz hatvedir. Ammâ bu hisâb kal‘a dîvârı üzre add olunmuşdur ammâ taşra handak kenârınca kâmil on sekiz bin adımdır ve gâyet amîk handakı vardır. Ka‘r-ı handak eyle pâkdir kim hâr-ı hâşâk-ı nebâtât [u] giyâhâtdır, bir ahşeb-i menbût değildir. Ve cümle rûy-ı dîvârı bârân ve âfitâbdan fenâ bulmasın içün serâpâ Horasânî ve kîr-i cıbıs ile sıvanmış beyâz incü-misâl kal‘a-i pür-meâldir. Dîvârının kaddi ka‘rdan seksen zirâ‘-ı melikîdir ve arzı yigirmi zirâ‘ arîzdir. Üstünde niçe süvârîler çevgân lu‘bedebâzlığı ederler. Ve cümle (---) kapulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 322a ·
metinde göster ·
ve çim ve türâbdandır. Ve bir kat darı sapı ve bir kat tîn ve bir kat kamış kök …
Manzara-i ibret-nümâ-yı imârât: Evvelâ Bağdâd'ın cânib-i şarkîsinde nehr-i Diyâle tarafında ibret-nümâ-yı kûh-ı Nemrûd; evc-i âsumâne ser çekmiş çâr-kûşe binâ olunmuş amelî bir kûh-ı bülenddir kim Nemrûd-ı la‘în hâşâ sümme hâşâ rubûbiyyet da‘vâsı etdiği asırlarda binâ etmişdir. Cümle tîn ve çim ve türâbdandır. Ve bir kat darı sapı ve bir kat tîn ve bir kat kamış kökü ve bir kat çim ile mebnî bir cebeldir kim bu kadar bin yıldan beri aslâ fenâ bulmamışdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 342b ·
metinde göster ·
… binâ etmişdir. Cümle tîn ve çim ve türâbdandır. Ve bir kat darı sapı ve bir kat
tîn
ve bir kat kamış kökü ve bir kat çim ile mebnî bir cebeldir kim bu kadar bin yı …
Manzara-i ibret-nümâ-yı imârât: Evvelâ Bağdâd'ın cânib-i şarkîsinde nehr-i Diyâle tarafında ibret-nümâ-yı kûh-ı Nemrûd; evc-i âsumâne ser çekmiş çâr-kûşe binâ olunmuş amelî bir kûh-ı bülenddir kim Nemrûd-ı la‘în hâşâ sümme hâşâ rubûbiyyet da‘vâsı etdiği asırlarda binâ etmişdir. Cümle tîn ve çim ve türâbdandır. Ve bir kat darı sapı ve bir kat tîn ve bir kat kamış kökü ve bir kat çim ile mebnî bir cebeldir kim bu kadar bin yıldan beri aslâ fenâ bulmamışdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 342b ·
metinde göster ·
… opları cümle bu iki aded vezîr tabyalarına koyup murg-ı semender-vâr bu tabya-i
tîn
âteş içinde kalup her birine üçer yüz kul dahi konulup altı yüz ad[ed] neferâtl …
Ve bu Topraklık varoşunun iki başlarından yüz ellişer adım dahi göl içre Sadrıa‘zam dahi ziyâde uzadup iki başında iki aded sedd-i Van gibi tabyalar etdirdi kim gûyâ her biri sedd-i kûh-ı Elburz'a mânend olup yedi kralın bırağup gitdiği cebehâneleri ve yetmiş yedi aded balyemez topları cümle bu iki aded vezîr tabyalarına koyup murg-ı semender-vâr bu tabya-i tîn âteş içinde kalup her birine üçer yüz kul dahi konulup altı yüz ad[ed] neferâtların mevâcibleri Ösek panayuru bâzârından ta‘yîn olundu. Ve her cum‘a bu iki tabyalar üzre fılandıra ve sancağ u bayraklar ile zeyn olunmak fermân olunup henüz bu Topraklık varoşu sedd-i İskender olup kal‘a-i Kanije gûyâ tâze cân buldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182a ·
metinde göster ·
ma‘cûnundan fağfûr-i Çîn-misâl kâseler ve rindiye(?) ve surâhî kûzeler olur kim …
Ve dahi memdûhâtından hâk-i anber-pâkinin tîn ma‘cûnundan fağfûr-i Çîn-misâl kâseler ve rindiye(?) ve surâhî kûzeler olur kim bir diyâra mahsûs değildir. Hattâ bu abd-i kemter seyishânelerin gırârelerine birkaç elvân kâse ve bardaklar koyup Rûm'a getirdim. Görenler 91a kâr-ı Portakal zann etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 90b–91a ·
metinde göster ·
… 'den ayırup akıdan Tohtamış Geray Hân'dır. Hâlâ ba‘zı yerleri mürûr-ı eyyâm ile
tîn
ü türâb u rimâl ile dolup suyu her bâr akmaz.
Ammâ bu nehr-i Güğemli gerçi donmuş sudur ammâ ibtidâ menba‘ı iki aylık yoldan tâ Heyhât sahrâsının ortasından cereyân edüp bu mahalde Azak deryâsına karışdığı yer bir azîm boğazdır kim Heyhât sahrâsına girmiş sazlı ve kamışlı körfez boğazdır. Bu nehrin tulû‘u tâ Bahr-i Harez kenârı yakınında nehr-i azîm Edil'den ayrılup Heyhât içre iki aylık yol gelüp Azak bahrine bu mahalde katılır, ammâ bu nehri ibtidâ Heyhât sahrâsı amâr olsun deyü nehr-i Edil'den ayırup akıdan Tohtamış Geray Hân'dır. Hâlâ ba‘zı yerleri mürûr-ı eyyâm ile tîn ü türâb u rimâl ile dolup suyu her bâr akmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 188b ·
metinde göster ·
… " deyü tesmiye olunmuşdur kim müverrih-i âlemler "Nakş-ı Çîn ve mahbûb-ı şehr-i
tîn
" deyü medh etdikleri Y 91b bu tîn şehridir kim incîr ile meşhûr-ı âfâk olmuşd …
Gerçi sevâhil diyârıdır. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi gâyet ziyâde olup nâz [u] istiğnâları ziyâde olduğundan "Nâzlı" deyü tesmiye olunmuşdur kim müverrih-i âlemler "Nakş-ı Çîn ve mahbûb-ı şehr-i tîn" deyü medh etdikleri Y 91b bu tîn şehridir kim incîr ile meşhûr-ı âfâk olmuşdur. Hevâsı şiddet-i hâr üzre olmak ile âb-ı cârîleri germâcadır. Ammâ kûzelerde sehel kesb-i hevâ edince âb-ı hayât suları vardır. Nûş eden halkı sarhoş olup zinde olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y91a–Y91b ·
metinde göster ·
… ih-i âlemler "Nakş-ı Çîn ve mahbûb-ı şehr-i tîn" deyü medh etdikleri Y 91b bu
tîn
şehridir kim incîr ile meşhûr-ı âfâk olmuşdur. Hevâsı şiddet-i hâr üzre olmak i …
Gerçi sevâhil diyârıdır. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi gâyet ziyâde olup nâz [u] istiğnâları ziyâde olduğundan "Nâzlı" deyü tesmiye olunmuşdur kim müverrih-i âlemler "Nakş-ı Çîn ve mahbûb-ı şehr-i tîn" deyü medh etdikleri Y 91b bu tîn şehridir kim incîr ile meşhûr-ı âfâk olmuşdur. Hevâsı şiddet-i hâr üzre olmak ile âb-ı cârîleri germâcadır. Ammâ kûzelerde sehel kesb-i hevâ edince âb-ı hayât suları vardır. Nûş eden halkı sarhoş olup zinde olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y91a–Y91b ·
metinde göster ·
Ve bu şehrin me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından fındık kadar bir yeşil Freng incîri olur, râyiha-i tayyibesi âdemin demâğın mu‘attar eder ve gâyet serî‘u'l-hazmdır. El-hâsıl rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Allâhü a‘lem sûre-i Tîn bunun hakkında nâzil olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y121b ·
metinde göster ·
… zar edenin reng-i rûyları nümâyândır. Ve bu der-i dîvârda aslâ kireç ve cibs ve
tîn
yokdur. Cümle demir kened ile binâ olunmuşdur.
Ve dîvârlarının herbir taşı altışar zirâ‘ taşdır. Ve üstâd mühendis bennâ herbir taşı birbirlerine hadîd-i rusâs ile eyle mümtezic etmiş kim dikkat olunsa iki taşın imtizâcı fark olunmaz. Ve herbir seng-i ebyazı eyle mücellâdır kim ibret nazariyle nazar edenin reng-i rûyları nümâyândır. Ve bu der-i dîvârda aslâ kireç ve cibs ve tîn yokdur. Cümle demir kened ile binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y182a ·
metinde göster ·
… r arşın enli beyâz mermer-i hâm ruhâm kaldırımdır. Âdemin pâypûşına zerre kadar
tîn
[u] gubâr olmaz.
Ve bu zikr olunan bâblardan eğer Sahratullâh'a ve eğer mescid-i Aksâ'ya ubûr etmek içün bu çemenzâr harem içre beşer onar arşın enli beyâz mermer-i hâm ruhâm kaldırımdır. Âdemin pâypûşına zerre kadar tîn [u] gubâr olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y216a ·
metinde göster ·
… u] büngâhın ref‘ edüp niçe kerre yüz bin derd [ü] belâ ile gark [u] müstağrak-ı
tîn
[u] türâb olarak bir sâ‘at olan yere dörd beş sâ‘atde vardılar. Ammâ niçe devel …
"Devletli vezîr! Biz bu ordunun cânib-i erba‘asını hep devr etdik. şu yolumuz üzre bir göl kenârında Tarra köğü derler bir çemenzâr ve bir cânibi kumsal yerler vardır. Huccâc-ı müslimîni bu çamurdan çıkarup anda nakl edin. Yer yerden kutludur. İnşâallâh, ola kim hevâ dahi yahşi ola" deyince Paşa hazretleri derhâl cümle Türkmân beğlerine ve boylarına ve Acem hânlarına fermânlar yazup mübâşir ağalar ta‘yîn eyleyüp cümle huccâc-ı müslimîn içre ne kadar tâvûsî ve arvana ve beserek ve ner ü mâye tülü develer var ise yedi bin kadar deve cem‘ olup nefîr-i şedd-i rahile dem urulup cümle huccâc harekete şurû‘ edüp paşanın cemî‘i bâr [u] büngâhın ref‘ edüp niçe kerre yüz bin derd [ü] belâ ile gark [u] müstağrak-ı tîn [u] türâb olarak bir sâ‘at olan yere dörd beş sâ‘atde vardılar. Ammâ niçe develerin çatıları ayrılup çamur içre kaldı. Meğer bu şâm-ı şerîfin gök devesi ve beledî devesi çamura dayanmazmış. Ammâ tülü Rûmun Türkmân devesi ve Acem'in tâvûsî mâye develeri çamur deryâsın sökerek cemî‘i bârları selâmete çıkarup paşa bizzât iç ağaları ile menzil mahalline gelüp yine cümle develeri gerü dönderüp yurd yerinde kalan bî-kes huccâcın bâr [u] büngâhı ve hayme [vü] hargâhın yükledüp yurd yerine gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y262a ·
metinde göster ·
… ba‘asın ıskaralara alup bu türâb-ı mübârekenin tâ suya berâberinden kazup cümle
tîn
[ü] türâbların taşra atup altına desdekler koya koya lağım yerin tathîr edüp Ha …
"İhtimâldir, düşmen bu hâk-i amber-âsânın ka‘rından nakb edüp penâhımızın ka‘rından gireler, ana bir ilâc" deyüp bu hafr içre hazretin defn olunduğu çâr-kûşe kalın türâbı üskündürelere ve pâyendelere alup cânib-i erba‘asın ıskaralara alup bu türâb-ı mübârekenin tâ suya berâberinden kazup cümle tîn [ü] türâbların taşra atup altına desdekler koya koya lağım yerin tathîr edüp Hazret-i Peygamber'in defn olunduğu ol hâk-i müşk-i amber-i hâm sandûka-vâr bir mu‘allak şey oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y286a ·
metinde göster ·
… râhîm mübârek kadem-i şerîfleri ile Beyt-i şerîfi binâ ederken hâk-i amber-pâki
tîn
edüp tahmîr ederken bu mahalde mahlût etdüğiyçün Ma‘cene derler. Anda iki rek‘a …
Ve Hazret-i şefî‘ül-müznibînin i‘tibâr etdikleri bir dahi Beyt-i şerîf bâbının sağ cânibinde Rükn-i Irâkî'ye karîb temel dibinde bir çukurcuk vardır. Ana Ma‘cene derler. Ve makâm-ı Cibrîl dahi derler. Anda Hazret-i İbrâhîm mübârek kadem-i şerîfleri ile Beyt-i şerîfi binâ ederken hâk-i amber-pâki tîn edüp tahmîr ederken bu mahalde mahlût etdüğiyçün Ma‘cene derler. Anda iki rek‘at namâz kılmak sünnetdir. Çâr köşe bir çukurcukdur. Ve bu makâm-ı Ma‘cene içinde Beyt-i şerîfin temeli taşında iki zirâ‘ bâlâ bir mâvî taş-ı nîlgûn üzre celî hat ile tahrîr olunmuşdur, bu târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y344a ·
metinde göster ·
etmeğe su lâzımdır. Ve ummâller dahi def‘-i atşân etmeğe su lazımdır kim âye[t] …
Be-kavl-i müverrih-i âlem: Mekke-i mükerreme binâ olunmazdan evvel Cenâb-ı Bârî âb-ı Zemzemi ayân eyledi kim türâbı tîn etmeğe su lâzımdır. Ve ummâller dahi def‘-i atşân etmeğe su lazımdır kim âye[t]: Arapça dır. Anıniçün Cenâb-ı İzzet ol âb-ı Zemzemi halk etdi, derler. El-uhdetü ale'r-râvî. Niçe kîl vardır, ammâ, kâl-i kelâm-i Resûl-i Kerîm aleyhi's-selâm:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y347b ·
metinde göster ·