… in sol kapusunun iç yüzünde bir kubbe-i serâmed içinde medfûndur ve gazâ etdüği
tîr
[u] kemânı başı ucunda maslûbdur.
Merkad-i Kara Mustafâ Paşa: Fâtih-i cezîre-i Kıbrıs Selîm-i Sânî vezîridir. Eyyûb hareminin sol kapusunun iç yüzünde bir kubbe-i serâmed içinde medfûndur ve gazâ etdüği tîr [u] kemânı başı ucunda maslûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 121b ·
metinde göster ·
… harbe ve çengâl harbe ve şiş harbe-i gûnâ-gûnlar ve kılıç ve mızrak ve hışt ve
tîr
[u] kemân ve zemberek-i bî-amân ve teber ve sapan ve navurta ve balta ve meçik …
Ve bu beylik mandıracılar ve avcılar azametullâh eyle pür-silâh olurlar kim gûyâ bu tâ’ife ayaklı cebehânedir. Her birinde gûnâ-gûn pençe harbe ve çatal harbe ve gelberi harbe ve sıpkın harbe ve çengâl harbe ve şiş harbe-i gûnâ-gûnlar ve kılıç ve mızrak ve hışt ve tîr [u] kemân ve zemberek-i bî-amân ve teber ve sapan ve navurta ve balta ve meçik ve sopa ve şiş {pinyal} ve topuz ve salma ve tabancalı ve çarhlı tüfengler bellerinde ve kırkar ve yüzer dirhem tüfeng ellerinde atarak ubûr etdiklerinde gûyâ bu asker murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup feryâd [u] figânları evce çıkarak "Allâh'ı seven hû" diyerek gırîv ü feryâdları islâmbo[l] için velveleye verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168b ·
metinde göster ·
… bbetnâmeler verüp her birine ikişer çıplak küheylân atlar ve mercân u tesbîh ve
tîr
ü kemânlar ve niçe elvân Ceneviz ve Venedik hâreleri ihsân edüp cümle elçilere …
Menzil-i karye-i Alacalar: Araz kenarında Bâyezîd kal‘ası hükmünde üç yüz evli Ermeni ve müselmân köyüdür. Bunda sâhib-i devlet efendimiz Revân Hânı elçisi Kâsım Hân'a ve Nahşıvân Hânı elçisi Takî Hân'a ve Tebrîz Hânı elçisi Seyf Alî Hân'a azîm ziyâfetler edüp muhabbetnâmeler verüp her birine ikişer çıplak küheylân atlar ve mercân u tesbîh ve tîr ü kemânlar ve niçe elvân Ceneviz ve Venedik hâreleri ihsân edüp cümle elçilere hitâben buyurdular kim "Âl-i Osmân devletinde biz sulha muğâyir iş işlemeği revâ görmeyüp Şuşik Beği Mustafa Beğin ilin vilâyetin nehb ü gâret edüp kal‘asın âhir beğe ihsân etdük kim sizin Revân hânı karındaşımız andan şikâyet etmeğile hakkından gelindi. İmdi sizler dahi sulha muğâyir iş etmeyüp Mekü kal‘asına koyduğunuz askeri çıkarup kânûn-ı sulh üzre kal‘ayı harâb idesiz ve illâ hâlâ tuğrâkeş serdâr-ı mu‘azzam deryâ-misâl asker ile Revân ve Nahşıvân diyârların nehb u gâret ederim", deyü cevâb-ı pür-savâb hitâb edince üç aded elçi ser-ber-zemîn edüp "bi-ser ü çeşm" dediklerinde her birine birer Acemâne semmûr kürkler giydirilüp Kilârcı Velî Ağa Elçi Kâsım Hân ile Revân cânibine gitdi. Alacaatlı Hasan Ağa elçi Takî Hân ile Nahşıvân'a gitdi. Hakîr dahi gümrük kâtibi olmamız hasebiyle gümrüğe tüccâr gelmesiyçün hakîre nâmeler verilüp 293a Tebrîz Hânına bir mücevher zeynli at ve yelkenden çullu küheyl at ve latîf sultânî destmâllar ve bir incü tesbih ve bir çift çârkâb tîrkeş verüp Tebrîz hânı elçisi Seyf Alî Hân'a hakîri teslîm edüp "Evliyâm size Allah emâneti olsun" deyü vasıyyetler edüp tatyîb-i hâtır ile mukayyed olup "Bu cânibde gümrüğümüze kârbânlar gönderesiz" deyü nâmeler ve ricânâmeler hâkîre teslîm olunup harc-ı râh bir kîse ve bir kat libâs-ı fâhire on bir huddâmımdan gayrı her ocakdan beşer onar âdem koşup cümle kırk beş nefer olup paşa efendimizle ve cümle ehibbâ ile vedâlaşup tevekkülen alâ cânib Revân'a [ve] Nahşıvân'a revâne olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 292b–293a ·
metinde göster ·
… up ol meydân-ı Çevgân'da lu‘bede-bâzlık ederek mezkûr tasa cemî‘î kemândârânlar
tîr
bârân etdiklerinde cümle yârân-ı gam-hârân temâşâ ederler. Husûsan bu meydân-ı …
Teferrücgâh-ı meydân-ı Çevgân: Bu arsagâhın ortasında eflâke ser çekmiş iki ar‘ar sütûnun birbirine kadayup tâ zirve-i a‘lâsında bir sîm tâs vaz‘ olunmuşdur. Her bâr Cum‘a günü cümle şâh nökerâtı ve hân nökerleri esb-i sabâ-sür‘atlerine süvâr olup ol meydân-ı Çevgân'da lu‘bede-bâzlık ederek mezkûr tasa cemî‘î kemândârânlar tîr bârân etdiklerinde cümle yârân-ı gam-hârân temâşâ ederler. Husûsan bu meydân-ı melâhatde nevrûz-ı Hârzemşâhî rûzunda muzlim künclerde kırk elli gün beslenmiş atları birbiriyle ceng etdirüp azîm temâşâ olur. Ve şütürler cengi, bu dahi azîm teferrücdir. Ve câmûslar cengi ve kûsfend cengi ve hımâr cengi ve kelb cengi ve horos cengi, bu hayvânâtların ol rûz-ı nevrûzda temâşâları olur kim diyâr-ı Acem'e mahsusdur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300b ·
metinde göster ·
… etler ile 8a tezyîn olmuşdur. Ve ser-i sa‘âdeti tarafında gûnâ-gûn alemler ve
tîr
[u] kemânları var kim okları harb-misâl kimi demir ve kimi hadeng oklardır ve c …
Bu kapudan içeri cümle züvvâr dâhil olunca âdemin vücûdu lerzân olup âdeme dehşet hâsıl olur bir mehâbetli kabr-i tavîldir kim kaddi kâmil on adımdır. Cânib-i erba‘asında niçe yüz gûnâ-gûn zer-i hâlis-misâl çerâğdânlar ve buhûrdân ve gülâbdân ve şem‘dânlar ile kat-ender-kat müzeyyen olmuşdur. Dahi hârici etrâfında yetmiş aded hüsn-i hatt-ı kelâm-ı izzetler ile 8a tezyîn olmuşdur. Ve ser-i sa‘âdeti tarafında gûnâ-gûn alemler ve tîr [u] kemânları var kim okları harb-misâl kimi demir ve kimi hadeng oklardır ve cümle der-i dîvârında niçe bir âşıkânın cihâz-ı fakrlarından def ü kudûm ve nefîr ve tabl u zil [u] bemm ü teber ve pâleheng ve zerdeste ve sapan-ı dâverî-keşkül ve teber-i Müslimî ile ve gayri eşyâ-yı gûnâ-gûnlar ile müzeyyen olmuş kubbedir ve cümle rûy-ı dîvârda her gelen âşıkânın birer gûne âsâr-ı hatları vardır. Hattâ bu hakîrin dahi küstâhâne "Şefâ‘at yâ Muhammed evliyâya" bir hatt-ı müstekreh-i hem-züvvârdır. Bu âsitâneyi Murtezâ Paşa ile ziyâret edüp azîzin rûh-ı pür-fütûhu içün bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp azîzin rûh-ı şerîfine hîbe edüp rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp âşinâlık kesb etdik. Paşa efendimiz cümle fukarâya yüz altun tasadduk edüp harem-i şerîfin ortasındaki şâdırvânda üç kurbân edüp andan kapu arasında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 7b–8a ·
metinde göster ·
… erin çarhacısı Katırcıoğlu nâm futacı gömiden domuz topu olup Bulgurlu dağından
tîr
aşağı Üsküdar sahrâsı budur deyü bırağınca hemân Çarhacı Mehemmed Paşa efendimi …
Bir sâ‘ât-i nücumî ubûr edüp âsîlerin çarhacısı Katırcıoğlu nâm futacı gömiden domuz topu olup Bulgurlu dağından tîr aşağı Üsküdar sahrâsı budur deyü bırağınca hemân Çarhacı Mehemmed Paşa efendimiz derûn-ı dilden cümle askeriyle bir ağızdan "Allah Allah" deyüp iki asker birbirine karılup katılup tarafeynden kırkar ellişer dirhem Rûm tüfenkleri atılup eyle cenk [ü] savaş-ı perhâş edüp 32b Çarkacı Defterdârzâde Celâlîlere amân vermeyüp derûn-ı ceyş-i Celâlîye girüp urup kırup, askeriyle Celâlî askerin iki şak edüp bî-bâk u bî-pervâ Celâlînin öte cânibinde, ensesi havâlesinde Çamlıca dağı dâmenin çıkup andan yine Celâlî üzre tîz aşağı "Hu'dır hû gâzîler!" deyüp "Allah Allah" ile rîh-ı sarsar gibi yine Celâlî içre girüp kıra geçire yine beri sadrıa‘zam tarafına selâmetle çıkup yedi yüzden mütecâviz kelle getirüp at değişdirüp istirâhat edüp bu kerre yine Defterdârzâde ağalarından paşanın kafadârı ve yâr-ı gam-küsârı olan Şâmlı Osmân Ağa çarhaya çıkup "Katırcıoğlu katırın depmesi bi-emrillah ne olacakdır?" deyü "Be koma koçaklarım. Gün bu günkü Kelbelâ-ı pür-belâ günüdür. Sa‘âdetlü pâdişâh adâlet köşkünde adl edüp baş getirene yüz altun ve dil getirene sipâhlık ve ze‘âmet veriliyor!" deyü cümle levendât şehbâzları cenge terğîb edüp el tîğ-i Dahhâke urup kendi akrânları askeri içine girüp yine paşa ile Celâlî üzre bir hücûm-ı mehcûm eylediler kim ol cengi ne Efrâsiyâb ve ne Şâm u Nerîmân ve Zâl u Güstehem etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 32a–32b ·
metinde göster ·
… Cebel-i Sincâr'dan ganâyim aldığımız bin mikdârı mükemmel tüfengimiz vardır. Ve
tîr
[ü] kemân hadden efzûndur" deyü bu gûne cenge tergîb edecek yollar gösterüp her …
Bu hâlde iken paşa buyurdular kim "Ayâ bizden bir âkıl u hamûl u halûk kimesne kim var kim bu tâ’ife-i mütemerridîn huzûrumuzda sizden râzı olduk, deyü tesellî-i hâtırla gitdiler. Ayâ aslı ne ola, bundan kim haber getirebilir" dedikde cânib-i erba‘asına bir hayli nigerân edüp aslâ bir merd-i meydân gelüp, sultânım fermânınız olursa ben giderim, demediler. Hemân Kudde Mehemmed Kethüdâ eydür "Sultânım, bu eşirrâ-yı ecnâs def‘ine çâre budur kim bunlar bir alay çakkal u bakkal ve muhtekir sarraç ve gazzâz ve bezzâz ve cemmâl u hammâl kavimlerdir. Bunlar ölüm erleri değillerdir. Her biri İsmihân ü Ümmühân ve Gülistân u Bostân ve Râbi‘a vü Fâtıma'sından geçmezler. Bu bizim sarâyda hâlâ bin yedi yüz harc alır ağavât ve karakollukçu vardır ve karşu hânımızda Daşnık Mirza ve Hanifi Halîfe cengin görmüş ve Diyârbekir'de Sincâr dağında Saçlı Kürdü kırdığımız cengleri görmüş üç bin ceng eri 103a Abaza ve Çerkez ve Gürcî ve Kürd ve Arnavud yiğitlerimiz var. Ve yüz elli baltacı tüfeng-endâz var ve kâmil câna başa kalmaz dörd yüz iç ağaları var. Cümle altı bin aded asker olur. İbtidâ tenbîh edelim. Ayasofya kapusun sedd etsinler. Andan bostâncıbaşıya haber edelim, Servikapusu içre bostâncılar silâhlarıyla hâzır-bâş olsunlar. Hemân biz sarây kapusun açup üç bin atlı ve piyâde Bâb-ı hümâyûna doğru üç bin yiğit dahi Cebehâne yoluna çıkup bu halkın ardın alup Ayasofya kapusu kapanmış üç askerin ortasında kalan bakkâl ve çakkal gidilerini ortaya alup eyle kılıç uralım kim Tabanıyassı Mehemmed Paşa Haleb'de askere urmamış ola. Bu tarafa kaçanları muhzır ağa yoldaşları ve hânda olan âdemlerimiz kurşuma dutsunlar. Bir zamân dâsitân-ı dûstân söylene. Hemân sultânım, cümle tevâbi‘ât [u] levâhıkâta cebehâne verelim. Cebel-i Sincâr'dan ganâyim aldığımız bin mikdârı mükemmel tüfengimiz vardır. Ve tîr [ü] kemân hadden efzûndur" deyü bu gûne cenge tergîb edecek yollar gösterüp herkes cenge âmâde iken ayâ görelim dahi ne zuhûr eder, deyü müterakkıb iken Koskafurûnlu Muhzır Ağa tebdîl-i câme olup aşağı baltacıların Harem kapusundan taşra firâr etdiği haberi paşaya gelüp paşa hayli müte’ellim olup bed-du‘â edüp "iflâh olmasın" buyurdular. Yine Bâb-ı hümâyûn önünde dahi ziyâde sadâ-yı Allah Allah evce peyveste oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 102b–103a ·
metinde göster ·
… anda mevcûddur. Ammâ bu diyârda işlenen kılıç ve kaddâre ve külünk ve balta ve
tîr
ve hançer ve mızrak yalmanı ve ok peykânı bir diyârda işlenmez, meğer Isfahân-ı …
El-hâsıl üçyüz altmış altı 203a esnâfâtun dükkânları mevcûddur. Ammâ sipâh bâzârında bezzâzistânı gâyet ma‘mûr u müzeyyen ve iki tarafı demir kapulu kâ[r]gîr binâ-yı metîndir. Ve ankâ bâzergânlar ile mâl-â-mâl olup cümle büldânın zî-kıymet kâlâ-yı vâlâları ve girân-bahâ cevâhir makûleleri anda mevcûddur. Ammâ bu diyârda işlenen kılıç ve kaddâre ve külünk ve balta ve tîr ve hançer ve mızrak yalmanı ve ok peykânı bir diyârda işlenmez, meğer Isfahân-ı nısf-ı cihân haddâdları işleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 202b–203a ·
metinde göster ·
… ilim kamışdan hadeng yapar kim sokarından ta peykânına gelince içi boşdur ve bu
tîr
ile kendüsü (---) dirhem kemân ile (---) kim menzil atmışdır kim hakkâ ki kemân …
Ve gûnâ-gûn pûte ve âzmâyiş ü hekî ve pîşrev ü gez ve nîrân u tomâr oklar yapar kim Muhammed ibn İmrân yapmada âciz idi. Hatta yüz elli dilim kamışdan hadeng yapar kim sokarından ta peykânına gelince içi boşdur ve bu tîr ile kendüsü (---) dirhem kemân ile (---) kim menzil atmışdır kim hakkâ ki kemânın zirve-i a‘lâya atmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 228b ·
metinde göster ·
… ilâhşorân-ı kavm-i Ekrâd bu amûdun zeyline yeğin at ile gelüp (...) bir kabza-i
tîr
perrân edüp tası urursa hândan bir gümüş tas alur. Bu da bir temâşâgâhdır.
Sekizinci mesîre: Ammâ bu çevgân meydânında bir evc-i âsumâna ser çekmiş çam amûdu vardır. Ta zirve-i a‘lâsında bir gümüş tas vardır. Cemî‘i silâhşorân-ı kavm-i Ekrâd bu amûdun zeyline yeğin at ile gelüp (...) bir kabza-i tîr perrân edüp tası urursa hândan bir gümüş tas alur. Bu da bir temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 234b ·
metinde göster ·
… emî‘i tîr-endâz kemândârân-ı kemânkeşânlar bu kal‘a-i Amîk'in zîrinden bâlâsına
tîr
bârân etmişlerdir kim pîşrev ve hekkî vü âzmâyiş okları ile zirvesine irememişl …
Sebeb-i tesmiyye-i kal‘a-i Amîk: Bu kal‘a eyle bülenddir kim cemî‘i tîr-endâz kemândârân-ı kemânkeşânlar bu kal‘a-i Amîk'in zîrinden bâlâsına tîr bârân etmişlerdir kim pîşrev ve hekkî vü âzmâyiş okları ile zirvesine irememişlerdir. Hatta Süleymân Hân bu kal‘ayı temâşâ eder kim asker-i Âl-i Osmân'da olan atıcılara fermân edüp tîr bârân etdirmişdir. Mümkin olup bir sehm-i hadeng irememişdir. Süleymân Hân hazz edüp "Benim Amîk-i âlîm" buyurup hıfz u emânda olmasiyçün du‘â etmişlerdir. Ve sene sekiz yüz beş târîhinde Timur Şâh bu kal‘ayı görüp "Bu kal‘a niçe şâh-ı şâhânların ırzın pâymâl etmişdir. Bunu muhâsara edüp bednâm olmadan, geçmek yeğdir" deyüp bu kal‘aya asla nazar-ı im‘ân ile nazar etmeyüp güzer eder ve bu kal‘a önünde Van deryâsı ol kadar amîkdir kim niçe yüz kulaç şâkûleli ipler ka‘r-ı umkuna ermedüğünden kal‘a-i Amîk derler, ammâ galat-ı meşhûru beyne'l-Ekrâd Amîk derler {ve Amük derler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246a ·
metinde göster ·
… Hân bu kal‘ayı temâşâ eder kim asker-i Âl-i Osmân'da olan atıcılara fermân edüp
tîr
bârân etdirmişdir. Mümkin olup bir sehm-i hadeng irememişdir. Süleymân Hân hazz …
Sebeb-i tesmiyye-i kal‘a-i Amîk: Bu kal‘a eyle bülenddir kim cemî‘i tîr-endâz kemândârân-ı kemânkeşânlar bu kal‘a-i Amîk'in zîrinden bâlâsına tîr bârân etmişlerdir kim pîşrev ve hekkî vü âzmâyiş okları ile zirvesine irememişlerdir. Hatta Süleymân Hân bu kal‘ayı temâşâ eder kim asker-i Âl-i Osmân'da olan atıcılara fermân edüp tîr bârân etdirmişdir. Mümkin olup bir sehm-i hadeng irememişdir. Süleymân Hân hazz edüp "Benim Amîk-i âlîm" buyurup hıfz u emânda olmasiyçün du‘â etmişlerdir. Ve sene sekiz yüz beş târîhinde Timur Şâh bu kal‘ayı görüp "Bu kal‘a niçe şâh-ı şâhânların ırzın pâymâl etmişdir. Bunu muhâsara edüp bednâm olmadan, geçmek yeğdir" deyüp bu kal‘aya asla nazar-ı im‘ân ile nazar etmeyüp güzer eder ve bu kal‘a önünde Van deryâsı ol kadar amîkdir kim niçe yüz kulaç şâkûleli ipler ka‘r-ı umkuna ermedüğünden kal‘a-i Amîk derler, ammâ galat-ı meşhûru beyne'l-Ekrâd Amîk derler {ve Amük derler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246a ·
metinde göster ·
ve sihem ü nâvek ve ok ve paşak u pojaklar kim her biri Mısır hadengi ve İslâmb …
Ve niçe yüz bin aded hadeng ü tîr ve sihem ü nâvek ve ok ve paşak u pojaklar kim her biri Mısır hadengi ve İslâmbol ve Gelibolu ve Bursa ve Babadağı okları kim peykânları Nahşevân ve Kırım paşakları idi. Ve her birinin yelekleri perr-i tâvûsdan ve cenâh-ı hümâdan ve cenâh-ı gücüğen ve murg-ı kuğudan ve tayr-ı miskî kartaldan ve kamış okların yünleri murg-ı kebûter-i zeyrekden ve hezârpâre kalem ok yelekleri ve şahin cığasından ve zağanos yeleği okların her biri kalemden ve kamışdan ve kargıdan ve peleng nâm çamdan ve hezârpâre okların her birinin gezlerinden demrenine varınca içerisi boş olup paşakları müzehheb ü mutallâ, demrenleri Kılmağî ve Nogayî ve Kabartayî ve Evengî ve Horasânî ve Acemânî ve Moğolî ve Boğolî ve Kırımî ve Osmânî tarzı demrenli oklar idi kim her birinin peykânları zehr ile sıvarılmış hadenglerdir ve nice kerre yüz bin deste deste pota ve hekkî ve azmâyiş ve peşrev ve yeleksiz gez u zizan (---)(---)(---)(---)(---) misilli musanna‘ okların hisâbın Hudâ bilir kim anların demrenleri merîhden âb u tâb almış peykânlı nâveklerdir kim her biri pür hışımlı düşmana değer sihâm-ı kazâ pujenmiş kadalardır kim her biri bî-bahâ bir bahâne ile bey‘ olundu, hayfâ ve dirîğ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 277a ·
metinde göster ·
… âh edüp cümle guzâta cebehâne-i âmireden niçe bin aded tîğ ve teber ve siper ve
tîr
ü kemân ve harbe ve bunduk ve cidâlar tevzî‘ olunup terakkîler va‘de olundukda …
Bu lağım mahallinde cümle guzât-ı muvahhidîni serdâr-ı âkıbet-endîş âgâh edüp cümle guzâta cebehâne-i âmireden niçe bin aded tîğ ve teber ve siper ve tîr ü kemân ve harbe ve bunduk ve cidâlar tevzî‘ olunup terakkîler va‘de olundukda cümle guzât içre bir sürûr ü şâdumân olup birbirlerin savaş-ı perhâşa terğîb edüp rûz-ı rûşenleri rûz-ı ıyd-ı adhâ ve şeb-i zulmânîleri leyle-i Kadr mâh-ı çârdeh olup mâbeynlerinde bir garîb ayş u işret ve zevk u şevk ve sürûr ü şâdumân olup cümle guzât gusüller ile hâcet namâzları kılınup birbirleriyle öpüşüp görüşüp vasiyyetler edince lağım mahalli tamâm olunca ceng tablına turralar urulup cengî harbîler çalınırken hemân bir kerre zemîn ü âsumân lerzân olup Çavuşzâde Mehemmed Paşa kolundan tekrâr bir dahi elli arşın mikdârı kal‘a dîvârı ender havâ mu‘allâkest olup dîvâr üzre ber-karâr olan küffârın karârları dârü'l-bevâr olup gird-i siyâh-ı bârût âfitâb-ı âlem-tâbı şeb-i zulmânî etdikde hemân guzât-ı cüyûş-ı muvahhidîn kol kol kollarında siperlerin yüzlerine alup gülbâng-ı Muhammedîye rehâ buldurup yürüyüş edüp baş almada ve baş verüp savaş-ı perhâş etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 125a ·
metinde göster ·
… mahlût olup lu‘b u lehve meyyâl değil idim" derlerdi, ammâ sünnet-i Resûl olan
tîr
ve kemândârlık ve cidâ ve şemşîrbâzlık ve gürz ve mızrakbâzlık lu‘bedebâzlıklar …
Ve "Âlem-i sabâvetimizden berü sıbyân ile mahlût olup lu‘b u lehve meyyâl değil idim" derlerdi, ammâ sünnet-i Resûl olan tîr ve kemândârlık ve cidâ ve şemşîrbâzlık ve gürz ve mızrakbâzlık lu‘bedebâzlıklarında gâyet mâhir idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 48a ·
metinde göster ·
… kar ve ellişer müşvâr kadar cirid oynayup mızrak oyunları ve şemşîrbâzlıklar ve
tîr
[ü] kemândârlıklar gösterüp ekseriyyâ at üzre Mısır tarzı kurşum atardı.
Ve her mansıba teveccüh etdikde kat‘-ı menâzil ederken yedi sekiz sâ‘at ömr-i azîz hebâya gitmesin içün dağ u râğlarda ve sahrâ-yı bâğlarda cümle iç ağaları at başları berâber cem‘ olup cemm-i vefîr ile bir ağızdan savt-ı a‘lâ ile sûre-i Feth'i ve sûre-i Mu‘avvizeteyn'i kırâ’at ederken dağlar ve hâmûnlar inlerdi. Kırâ’at-ı Kur’ân'dan sonra ceng-i savaş-ı perhâş ma‘rifetlerinden haberdâr olmak içün cümle iç ağaları ve cemî‘i levendât birbirlerine mukâbil olup kırkar ve ellişer müşvâr kadar cirid oynayup mızrak oyunları ve şemşîrbâzlıklar ve tîr [ü] kemândârlıklar gösterüp ekseriyyâ at üzre Mısır tarzı kurşum atardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 48b ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ Tatar askeri ol ân yetişüp küffâra bir yaylım
tîr
bârân etdirüp beri tarafda dahi Osmânlının münhezim olmuşları bir tarafdan Allâ …
Hikmet-i Hudâ Tatar askeri ol ân yetişüp küffâra bir yaylım tîr bârân etdirüp beri tarafda dahi Osmânlının münhezim olmuşları bir tarafdan Allâh deyü hücûm edüp tarfetü'l-ayn içre üç bin küffâr bî-cân olup cân-ı habîseleri azm-i nîrân eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 124b ·
metinde göster ·
… alde gece bir kâfir-i Kazak kayığı nehr-i Süd içre ubûr ederken Tatar bu kayığa
tîr
bârân edüp niçe Tatar gâzîleri atlarıyla kendülerin suya urup yıldırup kayığı k …
Bu minvâl üzre Hân hazretleri talattum-ı Bahr-i Ummân-vâr at ve âdem deryâsıyla cereyân edüp üç gün üç gecede seğirdüp Azak kal‘ası şark cânibinde sağ tarafımızda kalup nehr-i azîm Süd başından cümle asker âsân vech ile Süd nehrin yıldırup anda bir çemenzâr yerde meks eyleyüp etrâf [u] eknâfa karavullar ta‘yîn olundu. Hikmet-i Hudâ bu mahalde gece bir kâfir-i Kazak kayığı nehr-i Süd içre ubûr ederken Tatar bu kayığa tîr bârân edüp niçe Tatar gâzîleri atlarıyla kendülerin suya urup yıldırup kayığı kenâra getirüp keferelerin Hân tilmaşlarla, ya‘nî tercümânlar ile söyledüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112b ·
metinde göster ·
… ı ve yahşı vilâyet-i Mâzenderân tüfengleri ve yahşi vilâyet-i Şîrâz ve Gîlân'ın
tîr
ü kemânları ve yahşi kalkan ve sünüleri vardır. Cümle konar göçer kavm [ü] kabî …
Bu kavm-i Heşdek'in aceb atları ve yahşi kerevke zırhları ve ucu sivri Mâhân vilâyeti kılıçları ve yahşı vilâyet-i Mâzenderân tüfengleri ve yahşi vilâyet-i Şîrâz ve Gîlân'ın tîr ü kemânları ve yahşi kalkan ve sünüleri vardır. Cümle konar göçer kavm [ü] kabîledir. İçlerinde Dâdeniyân'dan iki nefer şehzâdeleri vardır ve ulemâları gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 173b ·
metinde göster ·
… iderlerken yine bunlara Mehemmed Geray Hân'ın oğullarıyla kalga sultânı yetişüp
tîr
ü kemân ve şemşîr-i perrân çıkarmadan cümlesin esîr-i kayd [u] bend edüp vilâye …
Bu kulle-i azîmi itmâm edüp her mühimmât [u] levâzımâtların yerli yerlerinde görüp cemî‘i asâkir-i islâm bu kal‘ayı "Allâh'a ısmarladık" deyüp gitdiklerinde hemân evvel ayın(?) âhirinde yigirmi bin Maskov küffârı ve yer götürmez Kalmık Tatarları bu Sultâniyye'yi muhâsara edüp yigirmi gün yigirmi gece kal‘a-kûp toplar ile döğüp niçe yerlerin münhedim edüp küffâr dururken hemân bir gün vakt-i seherde kulle-i azîmin toplarına bir fitîlden âteş edince niçe bin küffârı top gülleleri helâk edüp hikmet-i Hudâ baş hatmanları ve baş vornikleri mürd olup küffâr içinde bir feza‘ u çeza‘ vâveylâ kopup kal‘aya istîlâ etmeden me’yûs olup firâr edüp Heyhât sahrâsı içre giderlerken yine bunlara Mehemmed Geray Hân'ın oğullarıyla kalga sultânı yetişüp tîr ü kemân ve şemşîr-i perrân çıkarmadan cümlesin esîr-i kayd [u] bend edüp vilâyet-i Kırım'a götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 187a ·
metinde göster ·
… r etdiler, ammâ her biri Marzivan eşeği kadar var idi. Guzât-ı müslimîn bunlara
tîr
bârân edüp Azak deryâsı buzu üstüne çıkdıklarında buz üzre yürümeğe tırnakları …
Üzengilik suyu: Azak denizinden bölünüp girme bir sazlı ve kamışlı yerde zehr-i mâr sulu yerdir. Bu mahalde sazlık içinden sekiz dâne hınzîrlar asker üzre hücûm edüp niçe atları zahm-dâr etdiler, ammâ her biri Marzivan eşeği kadar var idi. Guzât-ı müslimîn bunlara tîr bârân edüp Azak deryâsı buzu üstüne çıkdıklarında buz üzre yürümeğe tırnakları tutmadıkda hemân bu hakîrin Palu ve Çakır nâm samson kelblerim bu hınzîrlar ile ceng edüp yedisini de samsonlar pâre pâre edüp elçinin imdâd gönderdiği Maskov kefereleri domuzları yeyüp gûyâ Kızılyumurta ıydı etdiler. Ba‘dehu bu Üzengilikden kalkup yine taraf-ı kıbleye gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189a ·
metinde göster ·
ü selle seyf-i âteş-te’sîr ile küffâr a‘dâ ve nâ’ire-i ceng-âşûb germiyyet ile …
makâl-i hakîkat-me’âl ile küffâr-ı hâksârın ve füccâr-ı sakar-karârın i‘timâd eyledikleri metânet ve istihkâmı ademden ma‘dûd edüp yevmen fe-yevmen nakl-i toprak ile meterisler yürütüp handaka karîb a‘dâ-yı dînin sedd-i râh içün ihdâs eyledüğü zîr-i hâkde iri iri ağaçlardan çatma şaranpav tabyalarına karîb varıldıkda düşman cevânib-i erba‘ada mânend-i katarât-ı bârân top ve kumbara ve havân taşları yağdırup zîr-i hâkde olan tabyalardan lâ-yenkatı‘ tüfengler ve el kumbaraları atup ve lağım püskürmeleri ve âlât-ı hiyel ü şeytânat-ı garîbeler ile âteşler saçup bu minvâl üzre asâkir-i İslâmın şeş cihetleri âteş-i Nemrûd iken uğur-ı dîn-i mübînde bezl-i vücûd-ı nâzenîn-i cân-ı azîz edüp semender-vâr-ı nâ’ire-i ceng ü peykârda sarf-ı miknet ve ikdâm-ı iktidâr ile handakdan hâric olan tabyalarının ba‘zıların nakl-i toprak ile basdırup ve ba‘zıların lağımlar ile hedm edüp ve ba‘zıların top-ı kûp kazan kumbaralar ile nâbûd edüp ve niçelerin şîrân-ı dilîrân-ı meydân-ı veğâlar yürüyüş ile ahz ü kabz edüp handakı ve leb-i deryâda Kızıl tabyaya mülâhık olan mevâni‘leri balyemez toplar ile hedm edüp asıl dîvâr-ı kal‘ada olan Kızıl tabyaya dest-res edüp altına niçe yerden üçer dörder hazîneli lağımlar olunup burc-ı bârûsun ejder-sıfat toplar ile berâber turâb edüp ve esâs-ı bünyâdın lağımlar ile harâb [u] yebâb edüp kezâlik Göllük cânibinde olan meterisler dahi vech-i meşrûh üzre nakl-i toprak ile asâkir-i İslâmı yürüdüp dâ’ire-i tasavvurdan hâric mukâtele ve muhârebeler ile kal‘adan munfasıl zîr-i hâkde tabyaların ve sedd-i râh olan parmaklıkların ve cümle mevâni‘ olan şaranpav nâm hıyel ü şeytânatların ahz ü kabz u hedm edüp ma‘rûf olan Kum[lu] tabya kurbunda asıl kal‘a dîvârına lağımlar olunup tersâhânenin dîvârın yıkan demâr toplar ile hâk ile berâber kılup ve'l-hâsıl iki koldan kal‘aya gedikler ve gûnâ-gûn rahneler olup arûs-ı feth ü zafer-me’ser zuhûra cilve-ger olmak müşâhedesinde iken levâyih-i aliyye ve sevânih-i lâriye hâlâtı mukârenetiyle olan zafer ve vusûl-ı ayn-ı(?) hülûl ve ebvâb-ı feth u duhûl meşrûh olduğu nümâyân-ı ulu'l-ebsâr ve mefhûmu kerîmi, Arapça be-dîdâr olmağile vech-i sâbık üzre mürûr-ı şitâ edüp i‘tidâl-i hevâ olunca zabt olunan gediklerinde meks ü karâr olunup bu hâl-i nusret-me’âl üzre melâ‘în ü hâsirîn kal‘anın metânet ve istihkâmına kemâl mertebe i‘timâd etdikleri yerlerden gedikler açılup neheng âheng toplar (toplar) ile limana gemileri hurûc ve duhûlde men‘ u mesdûd olmak ile kal‘a-i metîneleri ellerinden çıkacağın mukarrer bilüp lâkin temerrüd-i şeytânîleri üzre inâd-ı vesvâsı ve hîle ve hannâsı ellerinden fürunihâde etmeyüp mürûr-ı şiddet-i şitâ edince hedm-i hâkile yeksân olan dîvârların bâ-husûs Kızıl tabya verâsında amîk handaklar hafr edüp ve lağım kuyuları açup müceddeden bir dîvâr-ı azîm medd-i sedd edüp Kızıl tabya altına mülâsık ve leb-i deryâ ile vâki‘ olan sengistânı süfte ve zemîn-i hâke lağımlar etdirüp zîr-i sengistânda dörd tarafa lağımlar hâzırlayup kal‘anın Kızıl tabya câniblerinin iç tarafında kal‘anın rub‘ hissesine varınca muttasıl parmaklıklar ve şaranpavlar ve zîr-i zemînde cengci tabyaları edüp iç tarafda dahi dörd tarafa kol kol mühlik lağımlar edüp intihâsında dahi bir cedîd mîl-i hadîd kal‘a dîvârı çeküp üzerine elli adedden ziyâde balyemez toplar vaz‘ edüp dahi ilerisine meterisler ve sıçan yolları edüp niçe bin şeytânatlar ile her şeylerin hâzır ve âmâde edü[p] i‘tidâl-i hevâ olunca düşman-ı dîn açılan gediklerin verâsında dürlü dürlü hiyel ü şeytânatlar ve envâ‘-ı istihkâmlar ve metânet üzre her tedâriklerin görüp hâzır-bâş oldular. Ve Göllük cânibinde olan zemîn alçak ve [bâ]rân seyli(?) ve emvâc-ı deryânın karârgâhı ve mahalli dahi teng olduğundan gayri dörd koldan a‘dâ-yı dînin topları meterislere havâle olmağile Su kullesinde ve tersâhâneden ve Kumlu tabyadan ve Aktabyadan elliden mütecâviz zencîr ile balyemez topların ve kumbaralar ve taş atar havân topların meterislere havâle edüp 327b leyl ü nehâr lâ-yenkatı‘ topların atup mülûk-ı nasârâdan dahi imdâdları gelüp bâ-husûs vakt-i şitâ ve şiddet-i sermâ ve kesret-i emtâr olmağile seyl-i bî-girân cümle meterisleri cümle su basup emvâc-ı deryâdan zîr ü zeber olup pây-ı guzât pâydâr olmayup şeb [ü] rûz usretler çekilüp her cânib meterislerinin hıfz [u] hırâsetleri müşkil iken yine cünûd-ı muvahhidîn ve kümât-i zafer-karîn bu mahalde emvâc-ı deryânın karârgâhında uğur-ı dîn-i mübînde mebrak-ı mekînde(?) ve meşakkat ü zahmetin ihtiyâr eden a‘dâ-yı dîn ile leyl ü nehâr kâr-ı zârdan bir ân hâlî olmayup lâkin meterisler böyle teng mahalde olmağın küffâr ikide birde taşra meterisleri basmak fikrinde olup birkaç kerre taşra çıkup meterisleri zabt etmeden hâlî olmayup husûsan Fransa la‘înden kalyonlar ile imdâdı gelmekle Göllük'de olan meterisleri basmağa kasdı tedâriklerinden guzât-ı müslimîn haberdâr olup Göllük kolunda serdâr-ı mu‘azzam olan Haleb Vâlîsi Ebü'l-hayr İbrâhîm Paşa-yı hûrşîd-i münîr hazretleri Göllük koluna me’mûr olan mîr-i mîrân-ı zevi'l-ihtirâmlara ve Zağarcıbaşı Zülfikâr Ağa'ya ve sâ’ir bölük ağalarına ve cümle serdengeçdi ağalarına ve Mısır ve Şâm kullarına tenbîh ü te’kîdler gidüp herkes gediklerinde hâzır ve mevcûd bulunmağa fermân olundukda küffâr-ı şekâvet-şi‘ârın hurûcuna cümle guzât müterakkıblar iken sene (---) mâh-ı (---) gününde vakt-i Şâfi‘îde derûn-ı kal‘ada mahsûr olan a‘dâ-yı makar-sa‘îr-i bed-tedbîr-i hezîmet-gîrleri üzre kal‘adan tulû‘ edüp üç koldan hurûc ve meterisler üzre hücûm-ı mehcûm eyledikde dahi Şâfi‘î vaktinde göz gözü görmez iken asâkir-i İslâm mânend-i süreyyâ-nizâm tekbîr ü gülbâng-ı Muhammedî getirüp meterislerden bi'l-müvâcehe küffâra karşu varılup tüfeng ü tîr ü selle seyf-i âteş-te’sîr ile küffâr a‘dâ ve nâ’ire-i ceng-âşûb germiyyet ile üç sâ‘at mikdârı harb ü darb olup inâyet-i Bârî yârî kılup nesîm-i feth [u] zafer taraf-ı cünûd-ı nusret-karînden vezân ve kesr ü hezîmet-eser leşker-i müşrikînde nümâyân olmağile a‘dâ-yı bed-girdâr füccâr-ı murdâr kal‘aya firâr ve kırkdan mütecâviz beğzâde ve kapudanları ve (---) den ziyâde kefereleri âteş-i harb ile ittisâl-i nîrân kılınup cümle (---) binden mütecâviz küffârları esîr-i bend-i zencîr olunduklarından mâ‘adâ bizzât serdârları olan Fransa şehzâdesi savaş-ı perhâşda gâ’ib olup lillâhi'l-hamd ve'l-minne böyle sa‘b yerde ve böyle teng mahall-i şâfi‘îde böyle gazâ-yı ekber asâkir-i nusret-me’sere nasîb olup böyle yüz aklık ve a‘dâ-yı dîne böyle rû-siyâhlık tafsîli emr-i muhâl olup bu ma‘reke-i nusret-encâmdan sonra melâ‘în-i hâsirîn bir dahi kal‘adan baş göstermeğe kâdir olmayup verâ-yı cidârda püskürme nâm lağımlar atmağa cidd [ü] ihtimâma başlayup âlât-ı âteş-bâzlıklar ile ceng ederek şiddet-i sermâ da mürûr ve i‘tidâl-i hevâ hulûl etmeğile asâkir-i İslâm-ı nusret-encâm pây-ı ikdâma hareket ve Kızıl tabyanın hedm olunmasına rağbet edüp niçe yerlerden kal‘aya duhûl olmak üzre meterislere mübâşeret ve niçe ceng [ü] harb ile ve i‘mâl-i lağımlar ile Kızıl tabyanın tâ bâlâsına urûc etmek üzre iken a‘dâ-yı dînin mukaddemâ Kızıl tabyaya mülâsık ve leb-i deryâda meterisler yolunda vâki‘ olup süfte eyledüğü yerlü kayalarda lağımlara âteşler eyledikde umûmen kal‘a ve meterisler mütezelzil ve şiddet-i lağımlardan mânend-i kulle-i kûh yerlü kayalar mevzı‘larından mübeddel ve küffârın altlarında olan lağımât ve meterisleri zelzeleden zîr ü zeber olup bu mertebede lağımlara efârît-i Süleymânî tâkat getirmek emr-i muhâl iken inâyet-i Bârî yârî kılup mu‘cizât-ı Resûl-i Kibriyâ aleyhi efdalü's-salavât ve't-tahiyyât ile asâkir-i zafer-me’sere aslâ fütûr gelmeyüp ve aslâ bir şey ârız olmayup derkâr oldukları üzre Kızıl tabyanın münhedim olmuş yokuşlarından meterisler yürüdüp tavsîf ü ta‘rîfden hâric harb ü ceng [ü] cidâller ile Kızıl tabyanın üzerinden mürûr edüp verâsında a‘dâ-yı dînin müceddeden medd eyledüğü dîvâra henüz mukârin oldukda zabt [u] rabtı müyesser olan Kızıl tabyanın üzerinde ve leb-i deryâda toplar içün müte‘addid âlî tabyalar binâ olunup üzerlerine kırk adedden mütecâviz balyemez serâmed toplar koyup her biri birer ra‘d-girdâr balyemez toplar vaz‘-ı mücedded olunup küffârın nev binâ etdüği dîvârına ve kal‘anın içerisine havâle olup zamân-ı kalîlde düşmen-i dînin müceddeden hafr eyledüğü handakları cümle guzât memlû edüp ihdâs eyledüğü içerdeki yeni dîvârı münhedim edüp üzerinde vaz‘ eyledüğü topları cümle münkesir edüp ve'l-hâsıl asâkir-i İslâm-ı nusret-encâmın topları heybetinden ve kazgan kumbara ve havân taşları vefretinden ve îsâl-i merk eden tüfeng-endâzların tegerg-misâl kesretinden ve Rüstem-vâr dilâverlerin ve serdengeçdilerin ve salıcı ve varıcı nâmâ[n] bahâdır yiğitlerin hareket ve hamlelerinden a‘dâ-yı dîn verâ-yı cidârdan ve zîr-i hâkde 328a olan tabyalardan baş göstermeğe iktidârları olmayup mânend-i haffâş muhtefî olup dürlü dürlü hiyel ü âteş ile muhârebeler edüp bu minvâl üzre ceng-âşûblar ile yeni dîvârları ki küffâra sakar-karâr olmuşdu, anı dahi hedm edüp derûn-ı kal‘aya duhûl müyesser olunca Kızıl tabyada vâki‘ olan ceng ü neberd ferâmûş olup bu yeni kal‘a dîvârı savaşları eyle oldu kim cemî‘i gâziyân-ı mücâhidân âteş-i Nemrûd içinde olup dilâverân-ı fetâyân gazanfer-vâr cünbüş ü merdân edüp cümle aldıkları diller ve başlar ve eyledikleri yüz aklıkları ve dîn-i mübîn uğuruna bezl-i vücûd-ı cân edüp vücûda getirdikleri hünerverliklerinden binde biri takrîr olunmak muhâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 327a–328a ·
metinde göster ·
iki karış taşrada yalman gösterüp durur. Hakkâ ki dürüst şast sâhib-i kemândâr …
Sergüzeşt: Dervîş Şecî‘ nâm bir âşık câna on kan edici, dağlar gezici, cândan bezici, âdem kesici rehzenlik ederler. Bu garîb cân bunların onun dahi ok ile kanların türâba döküp vücûdların hâke salar. Hikmet-i Hudâ bir sehm-i kazâ kemânından dürüst çıkup bir çam dırahtına râst gelüp perrân geçüp hâlâ ol nâvek çam ağacının sîne-i pür-kînesinde üç âdem kaddi bâlâda kadanmış yelekleri derûn-ı şecerde peykân-ı tîr iki karış taşrada yalman gösterüp durur. Hakkâ ki dürüst şast sâhib-i kemândâr pehlivân imiş. Anıniçün Oklu Çam beli derler. Ve on maktûl harâmîler dahi mezkûr çam dibinde ecel câmın nûş edüp hâlâ mest olup tâ ilâ yevmi'l-kıyâm vâdî-i hâmuşânda yatırlar. Hakîr dahi bu mahalden havf [u] haşyetimizden pür-silâh hâmûş-bâş âmâde güzer etdik, ammâ bî-cân ve bî-mecâl ubûr etdik, zîrâ gâyet mel‘ûn bî-amân beldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y23b ·
metinde göster ·
… ba‘ası eyle mücellâ kayadır kim rûy-i zemîn kemândârları zemînden zirve-i senge
tîr
perrân etseler nısfına ancak erişir. Ve bu kal‘anın tâ zirvesine urûc etmeğe se …
Ve bu kayanın cânib-i erba‘ası eyle mücellâ kayadır kim rûy-i zemîn kemândârları zemînden zirve-i senge tîr perrân etseler nısfına ancak erişir. Ve bu kal‘anın tâ zirvesine urûc etmeğe seng-i hârâyı Ferhâdvâr kesüp yol etmişler. Kâmil üç bin elli kademe kesme kaya nerdübândır. Her kademesi nısf mi‘mâr zirâ‘ıdır. Bu râh üzre ba‘zı ârâmgâh yerler kesmişler. Kayanın etrâfına dolanarak ubûr olunur. Ammâ at ve katır ve hımâr çıkamaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y29a ·
metinde göster ·
… zırh [u] zereh-külâh ve katlavî ve tuğulka ve serpenâh ve tüfeng ve zemberek ve
tîr
ve kemân ve salık ve gürz ve nebbût ve zerdeste ve kalkan ve kılıç ve mızrağ ⟦Y …
Ve bu dîvânhâne mahallerinin der [ü] dîvârını cebe ve cevşen ve zırh [u] zereh-külâh ve katlavî ve tuğulka ve serpenâh ve tüfeng ve zemberek ve tîr ve kemân ve salık ve gürz ve nebbût ve zerdeste ve kalkan ve kılıç ve mızrağ Y 185b harbe ve şiş ve meç ve sün[g]ü ile gâyetü'l-gâye tezyîn olunmuş kapu mabeynleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y185a–Y185b ·
metinde göster ·
… rerbârları ile tebşîr edüp hadîs-i şerîf buyurmuşlardır. Hâlâ âsitânesinde olan
tîr
[ü] kemânın hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür, zîrâ âyende vü revendeden ne kadar tîrk …
Ve bunlar Aşere-i Mübeşşere'dendir kim bunlara "ehl-i cennetsiz" deyü Hazret-i Seyyidü'l-kevneyn kelâm-ı dürerbârları ile tebşîr edüp hadîs-i şerîf buyurmuşlardır. Hâlâ âsitânesinde olan tîr [ü] kemânın hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür, zîrâ âyende vü revendeden ne kadar tîrkeş sâhibi var ise bu dergâha gelüp sadağın kabr-i şerîfin sandûkası altında koyup ba‘dehu tekbîr ile şeyh ol kimesnenin kemerine balayup tîrkeşden üç ok bırağup bu âsitâneden teberrüken bir ok alup sadağına kor. Kânûn-ı kemândârân böyledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y237b ·
metinde göster ·
… ke'de tevellüd eyleyüp (---)(---)(---)(---) ve Hazret-i Osmân vak‘asın görüp
tîr
[ü] kemânın ele alup hayli savaş eyledi. Gördü kim cümle Sahâbe-i kirâm kime tî …
Ve ana Q 123b karîb Hazret-i Sa‘d bin Ebî Vakkâs. Mevlûd-ı Nebî'nin sene 22 Mekke'de tevellüd eyleyüp (---)(---)(---)(---) ve Hazret-i Osmân vak‘asın görüp tîr [ü] kemânın ele alup hayli savaş eyledi. Gördü kim cümle Sahâbe-i kirâm kime tîr [ü] kemânın çeksin. Bilâhire sehm [ü] kavsıyla Medîne'den çıkup terk-i diyâr edüp gazâdan gazâya mücâhidün fî-sebîlillâh olup Hicret'in sene 55 Medîne kurbunda Akîk nâm mahalde hasta olup seksen yaşında anda merhûm olup na‘şın bu mahalle getirdiler. Bunlar dahi Aşere-i Mübeşşere'dendirler. Râvî-i hadîsdir ve ehl-i Cennet olduklarına hadîs-i sahîh vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y299a ·
metinde göster ·
Ve ana Q 123b karîb Hazret-i Sa‘d bin Ebî Vakkâs. Mevlûd-ı Nebî'nin sene 22 Mekke'de tevellüd eyleyüp (---)(---)(---)(---) ve Hazret-i Osmân vak‘asın görüp tîr [ü] kemânın ele alup hayli savaş eyledi. Gördü kim cümle Sahâbe-i kirâm kime tîr [ü] kemânın çeksin. Bilâhire sehm [ü] kavsıyla Medîne'den çıkup terk-i diyâr edüp gazâdan gazâya mücâhidün fî-sebîlillâh olup Hicret'in sene 55 Medîne kurbunda Akîk nâm mahalde hasta olup seksen yaşında anda merhûm olup na‘şın bu mahalle getirdiler. Bunlar dahi Aşere-i Mübeşşere'dendirler. Râvî-i hadîsdir ve ehl-i Cennet olduklarına hadîs-i sahîh vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y299a ·
metinde göster ·
… hâss [u] âmmdır. Tekyesi ve şeyhi ve fukarâları vardır. Ve bilâ-had ve lâ-gâyet
tîr
ü kemân-ı bî-gümân mâl-â-mâldir. Înân kabrinde, sandûkaları var. Ammâ Allâhu a‘ …
Ve bunların hakîr bir âsitânesin dahi ziyâret etdim. şâm ile Kudüs mâbeyninde Cisr-i Ya‘kûb kurbunda bir ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Tekyesi ve şeyhi ve fukarâları vardır. Ve bilâ-had ve lâ-gâyet tîr ü kemân-ı bî-gümân mâl-â-mâldir. Înân kabrinde, sandûkaları var. Ammâ Allâhu a‘lem seyâhatde iken makâmları ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y299a ·
metinde göster ·
… ğraş deresinde iki asker birbirine uğrayup karılup katılınca niçe kerre yüz bin
tîr
kemânından atılınca Şehzâde Selîm'in askeri münhezim olup Tuna cânibine firâr e …
"Bir hûnhâr şehzâde-i cüvân-bâhtdır. Ümîzdir ki tahta cülûs edince cümlemizin girîbânın değşire. Hemân bununla ceng eylemek evlâdır" deyü cenge âheng etdiler. Beri tarafda Selîm ma‘hûddur, ceng yokdur, mülâhazasıyla âsûde dururken Selîm askeri üzre bir yaylım top ve bir yaylım tüfengler atılup Uğraş deresinde iki asker birbirine uğrayup karılup katılınca niçe kerre yüz bin tîr kemânından atılınca Şehzâde Selîm'in askeri münhezim olup Tuna cânibine firâr edüp Şehzâde Selîm ârifâne yan verüp Karadeniz sâhiline sınup Varna nâm mahalde ârâste bir gemiye süvâr olup yine taht-ı kadîmi olan Tarabefzûn'a varup gayret [ü] hamiyyetinden baş göstermeyüp hâmûş-bâş oldu. Ammâ kâ’immakâmı olan Sarı Kaya Beğ Tarabefzûn'da hükm [ü] hükûmât etmede ve Canha'da Mallı Alî Beğ dahi hıfz [u] hırâset etmede, Şehzâde Süleymân Kefe'i zabt etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y41b ·
metinde göster ·
… şdir. Tâ zirve-i âlîsinde bir altun yaldızlı top vardır. Cümle cündîler ol topa
tîr
bârân ederler, bir temâşâgâhdır.
Ve Kavak meydânı yedi yüz adım tûlü bir meydândır. Cümle rimâl döşelidir. Ortasında bir gemi direği dikilmişdir, kaddi semâya çekilmişdir. Tâ zirve-i âlîsinde bir altun yaldızlı top vardır. Cümle cündîler ol topa tîr bârân ederler, bir temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y82b ·
metinde göster ·
… e kılıç çalar gibi birbirlerine hamle ederler. Ve ba‘zılar ok yay kullanır gibi
tîr
kemân atarak ol anın okundan halâs olur şeklinde ba‘zısı urulup ağzı köpürüp zî …
Ammâ bunlar hâlet-i vecde geldikde ba‘zısı küheylân at üzre süvâr olur gibi bir elinde cıda ve bir elinde kılıç çalar gibi birbirlerine hamle ederler. Ve ba‘zılar ok yay kullanır gibi tîr kemân atarak ol anın okundan halâs olur şeklinde ba‘zısı urulup ağzı köpürüp zîr-i zeber düşer. Ba‘zısı piyâde elinde hışt atar gibi düşmenin urup şikâr olur gibi gözleri tâs-ı pür-hûna dönüp ağzından lök deve gibi köpükler saçarak na‘ra haykırarak birbirlerine hamle ederler. Ba‘zı zamân olur kim ikisin birbirinden şeyhleri gücile halâs eder. Ba‘zısı birbirlerine kağan arslan gibi gürleyüp hamle edüp biri havf edüp yan verir. Ba‘zısı gürleyüp na‘ralar ururken kedi gibi ve köpek gibi temelluk edüp yere yuvalanmağa başlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y114b ·
metinde göster ·
… yanında bir âdem hâb-âlûd iken su‘bân hemân herîfin üstüne hücûm edince Amr dal
tîr
[ü] kemân olup su‘bân ile ceng ederken nâ’im herîf hâbdan bîdâr olup gördü kim …
Hikmet-i Hudâ Hazret-i Risâlet-penâh nübüvvetin sene 17 târîhinde Mekke-i mükerremeyi feth edüp Hâlid ibn Velîd hazretlerin yigirmi bin Sahâbe-i kirâm ile Şâm hâkimi Kayser Hırkîl üzre gönderüp bi-emrillâh kabza-i teshîre alup Risâlet-penâh'a müjdeler gitdi. Resûl-i Hudâ Muhammed Mustafâ dahi tekrâr on bin muhâfazacı asker gönderüp içlerinde Amr ibnü'l-Âs dahi cehâletde iken huddâm mesâbesinde asker ile Kudüs'e varup anda kaldı. Kudüs-i şerîf henüz Rûm elinde idi. Asker Şâm'a vâsıl olup Amr ibnü'l-Âs Kudüs'de ticâret ederken bir gün bir dıraht sâyesinde istirâhat ederken hemân bir yılan zâhir olup Amr'in yanında bir âdem hâb-âlûd iken su‘bân hemân herîfin üstüne hücûm edince Amr dal tîr [ü] kemân olup su‘bân ile ceng ederken nâ’im herîf hâbdan bîdâr olup gördü kim Amr bir hayye-i kebîri katl etdi, râkıd âdem,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y315a ·
metinde göster ·