… bir necm-i giysûdârdır ve Melheme kitâbı ve Ta‘bîrnâme muhtasar kitâbı ve ilm-i
tıbba
müte‘allık niçe mu‘teber risâleleri vardır, ammâ ilm-i hatda Yâkût-ı Müsta‘simî …
Bu azîzin dahi evlâdı Mehemmed Efendi gibi ve Ahmed Bîcân gibi niçe yüz mücelled te’lîfâtları vardır. Hattâ cümleden biri ilm-i nücûmda 97a Seb‘u'l-Mesânî nâm kitâbı gûyâ seb‘a-i seyyâre-vâr âşikâre bir necm-i giysûdârdır ve Melheme kitâbı ve Ta‘bîrnâme muhtasar kitâbı ve ilm-i tıbba müte‘allık niçe mu‘teber risâleleri vardır, ammâ ilm-i hatda Yâkût-ı Müsta‘simî kadar yed-i tûlâsın ayân etdiğinden Kâtib Selâhaddîn nâmıyla meşhûr-ı âfâk olduğundan evlâdlarına dahi Yazıcıoğlu Mehemmed Efendi ve Ahmed Bîcân Efendi derler, rahmetullâhi aleyhim ecma‘în. Andan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96b–97a ·
metinde göster ·
… ] meşrûbât ve mevcûdâtdan ne halk etdi ise bu cebehânede mevcûddur. Hattâ ilm-i
tıbba
müte‘allık niçe bin pâre mücelled kitâb-ı mu‘tebereler ve musavver teşrîhât kit …
Hulâsa-i kelâm Cenâb-ı Bârî bu rûy-ı arzda me’kûlât [u] meşrûbât ve mevcûdâtdan ne halk etdi ise bu cebehânede mevcûddur. Hattâ ilm-i tıbba müte‘allık niçe bin pâre mücelled kitâb-ı mu‘tebereler ve musavver teşrîhât kitâbları ve Kanûn-ı Şifâ-i Ebû Alî Sînâ kitâbları var kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131b ·
metinde göster ·
Ve ol kadar ilm-i felsefiyyât ve ilm-i riyâzât ve ilm-i
tıbb
u ilm-i cerâhât ve gayri üç yüz yetmiş dörd gûne ulûm-ı garîbeler ve ulûm-ı acî …
Ve ol kadar ilm-i felsefiyyât ve ilm-i riyâzât ve ilm-i tıbb u ilm-i cerâhât ve gayri üç yüz yetmiş dörd gûne ulûm-ı garîbeler ve ulûm-ı acîbelere mâliklerdir. Hemân ilm-i ferâ’iz yokdur, ammâ ilm-i hisâb ve ilm-i hendese ve ilm-i nücûm-ı ilm-i usturlâb bunlardadır, ammâ bi-emrillâhi te‘âlâ ilm-i cıfır dahi bu kâfiristânda yokdur, ammâ cemî‘i kâfiristânın veled-i zinâları ve üstâd-ı kâmil nâ-âlimleri cümle bu manastır çanlığında cem‘ olup mubâhase-i ilm-i nâ-nâfi‘ görürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 61b ·
metinde göster ·
müte‘allik bir kitâb te’lîf edüp bir hüsn-i hatt-ı ta‘lîk ile tahrîr ederdi kim …
Ve Sultân Nûreddîn eş-şehîd asrından berü millet-i Mesîhiyye'den kavm-i Ya‘kûbî Hedâye nâmıyla müsemmâ bir hekîmbaşısı var, gûyâ Eflâtûn veya Bokrât veya Câlinûs ve Sokrât'dır, Q 104a cemî‘-i ulûm-ı şettâya mâlikdir. Ve gâyet hüsn-i hattı var. Hattâ sene 1058 târîhinde şâm'a vardığımız esnâda Devâ-yı Rûh nâmıyla ilm-i tıbba müte‘allik bir kitâb te’lîf edüp bir hüsn-i hatt-ı ta‘lîk ile tahrîr ederdi kim asrımızda değme fuzalâ te’lîfine kâdir olmayup hattâtlar terkîmine kâdir değillerdi. İbtidâ hutbe-i kitâbında zât-ı sıfât-ı Rabbü'l-âlemîn'in Y 246a vahdâniyyetinden ve kevn [ü] mekânın lâfz-ı kün ile hilkatinden bed’ edüp kavâ‘id-i musannifîn üzre âlimâne bir kitâb etmişdir kim hakkâ ki devâ-yı rûh-ı pür-futûh deseler sezâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y245b–Y246a ·
metinde göster ·