mecrûh olup ol mahalde zahîr zahmetine dahi mübtelâ idi, ol bahâne ile günden g …
"İlâhî ma‘bedgâh-ı İslâm eyle" deyü hayr du‘âlar edüp deyr-i azîmin cânib-i erba‘asın seyr [ü] temâşâ ederken papas ve kıssîslerin tahrîkiyle fursat ganîmetdir, bunlar serdâr-ı Muhammedî'dir, hemân amân vermeyüp bunları kıralım deyüp cümle küffâr yek-dil [ü] yek-cihet olup asker-i İslâm'a hâb-ı hargûş verüp ziyâfetler ederek şehr-i Kostantînimizi seyr [ü] temâşâ edün diyerek askeri Âhûrkapu'ya der-kenâr olmuş kadırkalardan ba‘îd Edirnekapusu tarafına götürürken cânib-i erba‘adan niçe bin küffâr-ı hâksâr ümmet-i Muhammed üzre hücûm etdüklerinde derhâl cümle asker-i Urbân tîğ uryân edüp şehr-i Kostantîn içre bir ceng-i azîm edüp tarfetü'l-ayn içre Tekfur-ı bî-nûrun cünd-i murdârı dendân-ı tîğdan ve rumh-ı sinândan geçdiler. Ammâ asker-i İslâm deryâda katre-misâl azacık asker yine böyle iken üç sâ‘at-i nücûmî bin mikdârı muvahhidîn şehir içre ceng-i Alî ederlerken dam u bâmlardan ve baca ve revzen ve şâhnişînlerden muğ-pîçe ve avretler asker-i İslâmı zebûn edüp âhir ceng-i germâ-germ ile Eğrikapu nâm mahalle gelüp bâbı kal‘ edüp ve bevvâbân [u] nigâhbânların bi'l-cümle katl edüp Ebâ Eyyûb Eğrikapu'dan çıkarken anda taş ile mecrûh olup ol mahalde zahîr zahmetine dahi mübtelâ idi, ol bahâne ile günden güne ishâli müşted olup şehîd olduğun kal‘ada mahsûr olan küffârlar Ebâ Eyyûb'un şehâdetin istimâ‘ edüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20b ·
metinde göster ·
Âhir Âl-i Emevî'den Mu‘âviye hilâfetinde sene 52 târîhinde ba‘de'l-hicre Ebâ Eyyûb, Mesleme ile iki kerre Kostantıniyye üzre serdâr olup sulh ile Kostantîn kıraldan mâl-ı hazâyinler ile Şâm'a gelüp def‘a-i sânîde yine Ebâ Eyyûb serdârlık ile İslâmbol'u muhâsara edüp Galata'yı feth edüp İslâmbol'u feth etmek sadedinde iken küffâr sulh edüp be-kavl-i sulh Ebâ Eyyûb Ayasofya içre ibâdet edüp avdetde Eğrikapu'da küffâr bunları taşa dutup Ebâ Eyyûb taş ile mecrûhen merhûm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 120b ·
metinde göster ·
memlû edüp istihkâm bulmağın Beşiktaş derler. Ammâ bu binâ olmazdan bin yıl muk …
Leb-i deryâsı amîk olup lodos rûzgârı telattumu harâb etmesin içün mîşe dırahtların deryâya kakup beşik beşik edüp leb-ber-leb taş ile memlû edüp istihkâm bulmağın Beşiktaş derler. Ammâ bu binâ olmazdan bin yıl mukaddem bu şehrin ismi Beşiktaş idi. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134b ·
metinde göster ·
… (---) aded kubbe-i âlîli câmi‘-i rûşendir. Cümle imâret dîvârı kırmızı ve beyâz
taş ile
mebnî {olmuş} ibâdetgâh-ı müslimîndir. Tûlen ve arzen (---) ayakdır.
Evvelâ iskele başında yüz adım ba‘îd kırda bir düz fezâ çerâgâh-ı mahsûldâr zemîn-i hevâdârda Koca Sinân Paşa câmi‘i, (---) Hân vüzerâ (---) aded kubbe-i âlîli câmi‘-i rûşendir. Cümle imâret dîvârı kırmızı ve beyâz taş ile mebnî {olmuş} ibâdetgâh-ı müslimîndir. Tûlen ve arzen (---) ayakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 135a ·
metinde göster ·
… larına ve kılıçlarına gılâf yapardı. Kabri Ma‘ân şehrindedir. Kendüyi bir avret
taş ile
urup şehîd etmişdir. Avreti dahi Hazret-i Alî katl edüp Ya‘kûb Bânyânî'nin yanı …
Esnâf-ı kıncıyân-ı sikkîn ya‘nî bıçak kıncısı: Dükkân 300, neferât 600, pîrleri Hazret-i Dâvûd halîfesi Kâdir'dir. Ba‘dehu Hazret zamânında Ya‘kûb Bânyânî'dir. Hamza belin bağladı. Ashâb-ı güzînin bıçaklarına ve kılıçlarına gılâf yapardı. Kabri Ma‘ân şehrindedir. Kendüyi bir avret taş ile urup şehîd etmişdir. Avreti dahi Hazret-i Alî katl edüp Ya‘kûb Bânyânî'nin yanına defn etmişlerdir. Cümle Ma‘ân kavmine zâhir ü bâhirdir kim yılda bir kerre ol kâtile avredin kabrinden kan çıkar. Ba‘zı Şâm huccâcları dahi görmüşlerdir kim meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181b ·
metinde göster ·
Bunlar tâbî civânlarıyla meşhûr kahâvîlerdir. Ammâ bu şehrin kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur. Lâkin tüccâr hânlarında cümle zî-kıymet girân-bahâ şeyler bî-bahâ bulunur. Ve Hünkâr Sarâyı kurbunda Tershâne-i âmiresi vardır. Bu şehrin cemî‘î hâneleri mürtefi‘ bayırlar üzre vâkı‘ olup pencereleri kıble cânibinde deryâya nâzırdır. Ve cümle esvâkları serâpâ beyâz taş ile kaldırım döşelidir. Cümle hânelerinin enseleri dağlardır ve dağlar üzre bâğlardır ve âb [u] hevâsının letâfetinden halkı sağlardır ve reng-i rûyları ağlar[dır].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 243a ·
metinde göster ·
… hûrdur. Ve serâpâ cümle sûk-ı sultânîsi ve cemî‘î mahallât şâhrâhları pâk beyâz
taş ile
kaldırım döşelidir.
Ve cümle iki bin dükkândır. Ve bir müzeyyen binâ bezzâzistânı vardır kim dörd zincirli kapusu vardır. Ekseriyyâ çârsûsu bir mürtefi‘ yine vâkı‘ olmuşdur. Uzun çârsûsu ve Sipâh bâzârı ve aşağıda Tahta'l-kal‘a bâzârı gâyet izdihâm ve ma‘mûr ârâste bâzârlardır ve kahvehâneleri ve berber dükkânları kesret-i nâs ile meşhûrdur. Ve serâpâ cümle sûk-ı sultânîsi ve cemî‘î mahallât şâhrâhları pâk beyâz taş ile kaldırım döşelidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 357b ·
metinde göster ·
Ba‘zı tevârîhde avretde hakîkat olmaduğunda derûn-ı kal‘ada kral kızı küffârın geldiğin görüp fursat ganîmetdir, deyüp kal‘adan Seydî Battâl üzre taş bırakdı, derler ammâ bu galat rivâyetdir. Zirâ kız fiske taş ile Battâl'ın şehîd olduğun görünce aşkından âh edüp cân teslîm eyledi. Zîrâ mukaddemâ ol kız Battâl'a ta‘aşşuk edüp kızın Battâl'a takarrübü ziyâde olması ta‘limiyle deryâ içre Kızkullesi binâ olunup âhir yek-dil [ü] yek-cihet olup Battâl Gâzî'nin şikârı olup ikisi bir yerde bu Seydî Battâl şehrinde merhûm olmuşlardır, sahîhi budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 7b ·
metinde göster ·
üstâd-ı bennâ bânî-i kal‘a olan halîfenin ismin tahrîr etmişdir kim gûyâ hatt-ı …
Ba‘dehû Halîfe (---) bu kal‘ayı gereği gibi ol kadar metânet üzre çârkûşe seng-trâş ile bir acâyib müstahkem ve metîn ve kavî etdi kim hâlâ anın âsâr-ı binâsıdır kim binâ-yı mu‘azzamdır. Hatta bu kal‘anın cânib-i cenûbu tarafından vech-i dîvârda beyâz taşlar mâbeyninde siyâh taş ile üstâd-ı bennâ bânî-i kal‘a olan halîfenin ismin tahrîr etmişdir kim gûyâ hatt-ı Musta‘sımî'dir kim ol hat budur (---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 25a ·
metinde göster ·
… r mildir. Cümle tîşe-i Ferhâd-ı kûhken destinde tıraş olmuş musaykal ve mücellâ
taş ile
mebnî bir cisr-i kavîdir kim memâlik-i Âl-i Osmân'da Geyve cisri ve Osmâncık ka …
Bu buhayre üzre ibtidâ bânîsi Süleymân Hân'dır. İtmâmı müyesser olmayup Selîm Hân-ı Sânî itmâm etmişdir. Bedest-i Koca Mi‘mâr Sinân. Cümle yigirmi altı göz kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş her kantara aynı kavs-ı kuzahdan nişân verir. 105b Şimâlden cenûba tûlu kâmil bir mildir. Cümle tîşe-i Ferhâd-ı kûhken destinde tıraş olmuş musaykal ve mücellâ taş ile mebnî bir cisr-i kavîdir kim memâlik-i Âl-i Osmân'da Geyve cisri ve Osmâncık kantarası ve Amasiyye pülü ve Batman cisri ve Çoban köprüsü ve Altun Halkalı köprü ve Rûmeli'nde Vişgrad cisri ve Mosdar cisri gibi cisrlere mânend ibret-nümâ-yı bî-mânend cisr-i serbülenddir. Bu dahi Rûmeli'ne gelüp gidenlerin memerri ibret-nümâ bir cisr-i azîmdir. Ve gâyet vâsi‘dir kim cemî‘i seyyâhân-ı berr [u] bihâr mâbeyninde meşhûr-ı âfâk kantara-i tâk-i revâkdır. Cisrin ortasında bir beyaz mermer-i ham üzre Karahisârî Hasan Çelebisi hattıyla Âl-i Osmân'ın ecdâdları esmâsıyla "Sultânu'l-memâlik ve'l-Arab ve'l-Acem es-sultân ibnü's-sultân es-Sultân Selîm Hân ibn Sultân Süleymân Hân ibn fülân fülân, tâ tâ, ilâ nihâyeti Âl-i Osmân" deyü eyle tahrîr etmiş kim hakkâ ki üstâd-ı mermer-bür mermer üzre yazmış ammâ sikke-i mermerde kazmış hâlâ zamânemiz üstâdları ana bir tîşe ve direfş urmağa kâdir değillerdir. Bu hatt-ı sihr-âsârların tahtında tahrîr olunan cisr târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 105a–105b ·
metinde göster ·
nehr-i Tuna'ya uçurup değirmân mahallinde karâr eder. Zîrâ asma ipin bir ucu se …
Evvelâ iki aded dibi yassı Tuna'nın tıransa gemileri gibi gemilerdir ve ikisi birbirine azîm direklerle bend olmuşdur. Bu iki keştî mâbeyninde on arşın mikdârı enli kalın tahtalar ve amûd haşebler ile mebnî dollâbları vardır. Bu dollâbın büyük gemi tarafında gemi içre azîm çarhlar vardır. Büyük çarhın ucunda bir azîm değirmân taşı vardır kim üç çift câmûs ancak bârkeş olur. Bu değirmânlarda şeb [u] rûz ellişer Silistre kilesi un hâsıl olur. Tâ bu mertebe serî‘ deverân eder çarhlardır kim âdemin nazarı iremez. Her âsiyâbın ikişer ve üçer âdemleri ehl [ü] iyâlleriyle değirmânlarda sâkin olurlar. Her biri bir hân-misâl tahta örtülü damlardır. İçinde matbahı ve müte‘addid hücreleri ve revzenleri ve bacaları vardır. Niçesinde furûnları olup tâze poğaça ve ekmek tablı ederler. Bu değirmânların mekânları Silistre kal‘ası önünde herkesin nişânıyla mahalleri vardır, buyurdular ile sâkin olurlar. Zîrâ kal‘a önünde nehr-i Tuna gâyet serî‘ cereyân eder bir girdâb-ı azîmdir. Ammâ bu yetmiş seksen aded değirmânların Tuna üzre ber-karâr olmaları aceb ma‘rifetdir. Meselâ iki gemi birbirine gemi direkleriyle bend olmuşdur. Yaban asmasından bir azîm sepet örüp seng-i hârâ ile sepedi leb-ber-leb edüp ağzın seddiderler. Ve yine yaban asmasından âdem beli kalınlığı avret saçı gibi elli altmış arşın ip örüp değirmân gemilerin Tuna ile cereyân etdirerek tâ değirmân sâhibinin Tuna üzre mahall-i hudûduna geldüğü mahalde mezkûr seddi memlû taş ile nehr-i Tuna'ya uçurup değirmân mahallinde karâr eder. Zîrâ asma ipin bir ucu sepetde ve bir ucu gemide makyûddur. Tamâm vakt-i şitâ karîb olup Tuna nehrinden buz akmağa başladıkda değirmânlar asmadan iplerin kesüp her bir değirmânı birer cezîre limanlarında hıfz edüp yine bahâr mevsiminde icrâ ederler. Azîm temâşâgâh ma‘rifet-i garîbe ve acîbe âsiyâblardır kim her biri beşer kîseye olur ammâ her sene beşer kîse mahsûl verir bir serbest ze‘âmetden a‘lâdır. Ekseriyyâ Silistre a‘yânının bir gûne kârları bu âsiyâblardır ve's-selâm. (---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121b ·
metinde göster ·
… man ağası hükmünde Türkman yatağında bir küçük hândır. Der-i dîvârları münakkaş
taş ile
mebnî olup Alaben hân derler. Reh-i râst üzre elzem-i levâzımından bir hândır. …
Menzil-i Alacahân: Bu dahi Sivas hâkinde Türkman ağası hükmünde Türkman yatağında bir küçük hândır. Der-i dîvârları münakkaş taş ile mebnî olup Alaben hân derler. Reh-i râst üzre elzem-i levâzımından bir hândır. Bânîsi Sultân Uzun Hasanoğlu Ya‘kûb Hân'dır. Andan yine cânib-i şarka ol yayla içre anâ çekerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192a ·
metinde göster ·
Andan yine Monlâ Muhammed harârından bir tıhtab tas çıkarup tasa bir
taş ile
urdukda tasdan sâ‘at çanı gibi bir sadâ istimâ‘ olup bu meydânda ne bir katre s …
Andan yine Monlâ Muhammed harârından bir tıhtab tas çıkarup tasa bir taş ile urdukda tasdan sâ‘at çanı gibi bir sadâ istimâ‘ olup bu meydânda ne bir katre su ve ne Monlâ Muhammed'e zeker ve kuburdan bir nişân yok. Ancak bu meydânda bu kadar bin âdem şellak u mellak ve uryân, kimi sarâyın pencerelerine yarasa kuşu gibi sarılmışlar, kimisi sarây dîvârına çıkmışlar. Uryân u büryân meydânda kalanlara paşa ve hân ve gayrı a‘yân gülmeden mebhût oldular. Fakîr herîfler hicâblarından kimi uryân yere çöker, kimi halk arasına pinhân olup "Bre esbâblarım, bre bıçağ u hançerim!" deyüp feryâd edenin hadd [ü] pâyânı yok. Bu hâl-i pür-melâlde bir şaka-yı pür-meâl olmuşdur kim bin sene seyâhat eden bu temâşâ-yı ibret-nümâyı görmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 231b ·
metinde göster ·
… 'e gitme" deyü vesvese ederken Şehzâde İsmâ‘îl Nebî Mekke'de Minâ bâzârında bir
taş ile
urup İblîs'in gözün çıkardı. Hâlâ cümle huccâc ol zamândan berü Minâ bâzârında …
Ve kendüsü dahi kuş sıfatlıdır ve kanatları omuzu başındadır ve kuyruğu ardında tüğlü ve ucu tırnaklı ve elleri ve ayakları dahi kuş minkârı gibi tırnaklıdır. Ba‘zılar arslan tırnaklıdır demişler. Ve başı ve kolları ve uylukları âdem gibidir ammâ kim kulakları fil kulağı gibidir. Kelimâtında kâf ve fâ ve jâ hurûfu çokdur ve savtı avret sadâlıdır. Hâlâ bir gözü kördür kim Hazret-i İbrâhîm İsmâ‘îl'i kurbân etmeğe götürürken "İsmâ‘îl'e gitme" deyü vesvese ederken Şehzâde İsmâ‘îl Nebî Mekke'de Minâ bâzârında bir taş ile urup İblîs'in gözün çıkardı. Hâlâ cümle huccâc ol zamândan berü Minâ bâzârında altmış iki aded şeytâna racemât taşların atarlar kim İsmâ‘îl Nebî'den sünnet kalmışdır. Anınçün hâlâ şeytânın sağ gözü kördür ve kankı sûrete girmeğe murâd edinse ol ân ol hey’ete temessül edüp ber-hevâ tayerân edüp murâd edindiği kimesnelere vesvese eder ve avreti dahi kendi sûretindedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395b ·
metinde göster ·
doldurup kadırgaları deryâya batırup tâ yeni kal‘a önünden deryâyı bir mîl kadı …
Bu tabyalardan sekdirme toplar atılup gülleler bir tarafdan bir tarafa içeriki kal‘alar topu gibi yetişmediğinden hemân Köpürlü Mehemmed Paşa derûn-ı dilden himmet edüp Nev-binâ temelinden bir mîl deryânın sığ yerlerine on dâne çürük kadırgaları cemî‘i donanma forsalarına ve cümle Âl-i Osmân askerine "Koma kurdum" deyüp mezkûr kadırgaları taş ile doldurup kadırgaları deryâya batırup tâ yeni kal‘a önünden deryâyı bir mîl kadırgalara varınca bir hafta[da] dağlar gibi bir burun-misâl doldurup bir sedd-i İskender edüp ol gün üstüne azîm balyemez toplar koyup atdıklarında gülleleri bî-bâk karşu tarafa geçdikde sa‘âdetlü pâdişâh anda bir mendirek burcu yapmak fermân eyleyüp mübâşeret etdiler. Dahi bu kal‘a nâ-tamâm olmağile imârâtından bir şey yok idi. Ancak şekl-i murabba‘ bir şeddadî tîşeden çıkma taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâ olmada idi. Dâ’iren-mâdâr cürm-i esâsı bin yüz adım idi ve derûn-ı hisârda bir hünkâr câmi‘ine mübâşeret etmişler idi. Sa‘âdetlü pâdişâh bu kal‘ayı itmâm-ı sa‘y-ı tâm edüp gâhîce sayd [u] şikâra gider birkaç tazı ve zağar ve doğan haberin alup Çakırcıbaşı Cânpoladzâde hakîri fermân-ı pâdişâhîyle Bozcaada Muhâfızı Sührâb Mehemmed Paşa'ya gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 91b ·
metinde göster ·
… üçük kal‘a dahi var, anda birkaç tahtalı ve sazlı evler var, ammâ bunun kal‘ası
taş ile
mebnîdir. Bunda dahi mükellef âsâr-ı binâlar yokdur.
Eşkâl-i Ortahisâr: Mezkûr 70a yukaru kal‘adan aşağı alt yanında bir alçak bayır üzre başka bir küçük kal‘a dahi var, anda birkaç tahtalı ve sazlı evler var, ammâ bunun kal‘ası taş ile mebnîdir. Bunda dahi mükellef âsâr-ı binâlar yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 69b–70a ·
metinde göster ·
hüsn-i hat yazılar vardır kim bu dahi Hamâ ve Hımıs kal‘asına mahsûs bir kâr-ı …
Ve kal‘ası nehr-i Tuna kenârında bir mürtefi‘ yerde şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî binâ-yı garrâdır ve gâyetü'l-gâye Akkirmân kal‘ası handakı gibi bunun dahi câh-ı gayyâdan nişân verir amîk handakı vardır. Ve cümle der-i dîvârlarının yüzünde olan yonma mücellâ taşları üstâd-ı mi‘mâr-ı bennâ-yı selef gûnâ-gûn tasarruflar ihtirâ‘ edüp gûnâ-gûn taşları birer san‘at ile dîvâra koyup taşdan bayraklar ve haçlar ve sûretler ve filandıra bayraklar ve iskemleler ve niçe gûne eşkâl-i garîbe ve acîbeleri kırmızı ve yeşil ve sarı ve mâvî ve siyâh taşlar ile kal‘a dîvârı yüzüne gûnâ-gûn sûretler etmiş kim cemî‘i kâfiristânda yokdur illâ Arabistân'da 33b Hamâ ve Hımıs kal‘asının dîvârı yüzlerinde siyâh taş ile hüsn-i hat yazılar vardır kim bu dahi Hamâ ve Hımıs kal‘asına mahsûs bir kâr-ı ibret-nümûndur, ammâ bu mezkûr Vukin kal‘ası dahi ziyâde musanna‘ binâ olup dâ’iren-mâdâr cirmi yedi yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 33a–33b ·
metinde göster ·
… ruhâm taş döşelidir kim gûyâ kâr-ı füsûrkâr-ı Hindistân'dır kim kuş gözü kadar
taş ile
nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn ahcâr-ı zî-kıymetlerin içinde pîrûze ve mercân v …
Ve zemîni eyle hurde ruhâm taş döşelidir kim gûyâ kâr-ı füsûrkâr-ı Hindistân'dır kim kuş gözü kadar taş ile nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn ahcâr-ı zî-kıymetlerin içinde pîrûze ve mercân ve seylân ve akîk u yemenî ve balgamî ve yeşim ve billûr döşenmiş dîvânhânelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68a ·
metinde göster ·
… nna‘ taş kuşakdan kal‘a dîvârı dâ’iren-mâdâr tula ve yonma mutarraş ve musaykal
taş ile
mebnî kal‘a-i kavîdir, zîrâ sene 1007 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis asr …
Ve kal‘a dîvârı handakdan yukaru kırk mi‘mâr arşını bâlâ ve on arşın enli Şeddâdî tula bina ve yigirmi arşın dîvârdan yukaru kûh-ı Demâvend gibi toprak yığılıdır. Bu toprak üzre dahi on arşın enli bir derin handak içre niçe bin muhîl-i şeytanatlar ile âmâde handak-ı bâlâdır. Kıbleye nâzır olan tabyanın temelinden yukaru kal‘a dîvârının nısfında kal‘ayı ihâta etmiş bir musanna‘ taş kuşakdan kal‘a dîvârı dâ’iren-mâdâr tula ve yonma mutarraş ve musaykal taş ile mebnî kal‘a-i kavîdir, zîrâ sene 1007 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında bu kal‘a-i Varat'ı Saturcu (---) Paşa beş ay döğe döğe yere berâber etdi, ammâ cemî‘i asker Varat'ın yedi aded bâğ-ı İrem-misâl varoşlarında zevk u safâ etmede, beşinci ayda berf [ü] bârânın vefretinden ve bârân-ı rahmetin kesretinden ve şiddet-i şitânın tekaddümünden el ayak dutmayup derûn-ı askerde kaht [u] galâ olup Tatar Hân dahi Saturcu Paşa'ya dilgîr olup Kırım'a gitdiğinden hemân asker-i İslâm serdâr üzre gulû edüp cümle asker-i İslâm kal‘a-i Varat altından bî-feth hâ’ib ü hâsir avdet edüp ol şiddet-i şitâda bârgâh [u] büngâh [ve] cebehâne ve hazâ’in-i Âl-i Osmân ile selâmet kal‘a-i Tımışvar'a çıkup meştâ verdiler. Hemân küffâr yüz bin hamd edüp Varat kal‘asının münhedim olan yerlerin taş binâ ile ve kırmızı tula bir sedd-i metîn kal‘a etmişdir kim gûyâ nev arûs kirmândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86a ·
metinde göster ·
… ârlarının ma‘mûr kurâlarıdır. Bunların evleri dahi toprak örtülüdür, ammâ cümle
taş ile
mebnî 118a dîvârlardır, ammâ bunda ancak üç aded büyük söğüd ağaçları var kim …
Karye-i Beşavlulu andan karye-i Eliksen andan karye-i Kocalak andan menzil-i Butaş: Hân sancakdârlarının ma‘mûr kurâlarıdır. Bunların evleri dahi toprak örtülüdür, ammâ cümle taş ile mebnî 118a dîvârlardır, ammâ bunda ancak üç aded büyük söğüd ağaçları var kim cezîre-i Kırım'da ma‘rûfdur. Bunlar dahi tezek yakarlar, ammâ müsâfire pek bakarlar. Ni‘metleri mebzûldur kim elbette ta‘âmları at eti ve lahşa çorbası ve talkan ve kurud ve yazma ve maksima nâm tatlı bal gibi bozadır. Andan yine taraf-ı kıbleye 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 117b–118a ·
metinde göster ·
… r‘ za‘îf kavl üzre bir hükm etse ulemâ-yı Tatar ol bâr ol bâtıl hükm eden âsîyi
taş ile
depelerler, aslâ amân vermezler.
Ve yine sağ tarafında şeyhülislâm-ı Hanefî ve üç mezheb sâhibi müftîler dururlar. Ve sol tarafında kadıasker Murtazâ Alî Efendi, anın alt yanında şehir monlası ve cezîre-i Kırım'ın yigirmi dörd kadısı oturur. Taht-ı kazâlarında düşen da‘vâları dikkat üzre dinleyüp kat‘-ı alâka ve fasl-ı husûmet ederler. Allâhümme âfinâ, biri bir hilâf-ı şer‘ za‘îf kavl üzre bir hükm etse ulemâ-yı Tatar ol bâr ol bâtıl hükm eden âsîyi taş ile depelerler, aslâ amân vermezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125a ·
metinde göster ·
Âlât-ı silâhların beyân eder: Cümle ok ve yay ve mızrak taşırlar. Okları Çîn ü Fağfûr hadengleridir, parmak kalınlığı oklardır ve demrenleri el ayası kadardır. Ve demrenin dâ’imâ seng-i ferah nâm bir taş ile bileyüp demreni ustura gibi eder, ammâ oku gâyet 177a yakından atar, zîrâ okları uzağa sürmez. Ammâ tîrkeşinde yâ beş yâ altı kadar okları vardır, ziyâde değildir, zîrâ demrenleri pek ağır demirdir. Ve yayları kol kalınlığı Hıtâ ve Hoten yaylarıdır. Ammâ kılıçları nâdirdir. Lâkin elbette ellerinden mızrakları mukarrerdir. Gâyetü'l-gâye mahâretleri sünü iledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176b–177a ·
metinde göster ·
mebnî alçak dîvârlı ebrâcları rahnedâr handaksız ve top ve tüfeng ve cebehânesi …
Ve bu kal‘a şekl-i murabba‘ tula ve taş ile mebnî alçak dîvârlı ebrâcları rahnedâr handaksız ve top ve tüfeng ve cebehânesiz kal‘adır kim cirmi kâmil dâ’iren-mâdâr dörd bin kırk adımdır. Ve derûn-ı hisârda Rûm ve Yahûdî ve Ermenî ve Latinlerin kenîseleri vardır. Ve câ-be-câ dükkânları ma‘mûrdur. Ve bu aşağı kal‘adan taşra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 219a ·
metinde göster ·
… a-i metîn olup altı aded tabyalardır. Bu kal‘a-i ra‘nâ-yı musanna‘ sâfî tula ve
taş ile
mebnî bir sûr-ı kavîdir kim her taşı seng-i mutarraş olup her tabyası üzre bire …
Bu kapunun içerisine girirken sol cânibinde iç kal‘a hemân bi't-teşbîh Uyvar kal‘ası gibi şekl-i müseddes mühr-i Süleymân gibi altı köşe kal‘adır. Ve her köşesinde birer tabya-i metîn olup altı aded tabyalardır. Bu kal‘a-i ra‘nâ-yı musanna‘ sâfî tula ve taş ile mebnî bir sûr-ı kavîdir kim her taşı seng-i mutarraş olup her tabyası üzre birer aded kurşum örtülü kârgîr kubbe karavulhâneleri var, kal‘aya gâyet hüsn vermiş kubâb-ı müzeyyenelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 267b ·
metinde göster ·
… hinde ahâlî-i vilâyet cem‘ olup celâlî havfinden bu kal‘ayı ta‘mîr edüp tula ve
taş ile
inşâ etmişlerdir. Bir bayırlı ve bâğçeli çukur öz içinde vâki‘ olmuş şehr-i ma‘ …
Ve kal‘asın sene 1007 târîhinde ahâlî-i vilâyet cem‘ olup celâlî havfinden bu kal‘ayı ta‘mîr edüp tula ve taş ile inşâ etmişlerdir. Bir bayırlı ve bâğçeli çukur öz içinde vâki‘ olmuş şehr-i ma‘mûrdur, ammâ kal‘ası sâ’ir kılâ‘lar gibi metîn ve muhkem değildir. Hîn-i muhâsarada top-ı kûpa dayanmaz. Kaddi beş arşın tula binâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y19a ·
metinde göster ·
… tmiş seksen yerde dar dereler ve mukassî sengistân boğazlar vardır kim bir âdem
taş ile
bin âdemi geçirtmemeğe kâdirdir.
Bu Alman boğazı değildir, Alaman-ı bî-amân boğazıdır ve eyle taşlıkdır kim at ve katır ve piyâde âdem adım basacak yer bulamaz. Yetmiş seksen yerde dar dereler ve mukassî sengistân boğazlar vardır kim bir âdem taş ile bin âdemi geçirtmemeğe kâdirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y67a ·
metinde göster ·
… dâyiren-mâdâr cirmi dörd bin sekiz yüz adımdır. Ve şekl-i muhammes kârgîr beyâz
taş ile
mebnî yalın kat dîvâr bir kal‘a-i rabât-ı üstüvârdır.
Bu mezkûr cebelin dâmeninde kıble ve cenûb tarafında merkûm yeni kal‘a bir vâsi‘ sahrâda bir kal‘a-i azîmdir kim dâyiren-mâdâr cirmi dörd bin sekiz yüz adımdır. Ve şekl-i muhammes kârgîr beyâz taş ile mebnî yalın kat dîvâr bir kal‘a-i rabât-ı üstüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y74b ·
metinde göster ·
… tarh edüp vaz‘-ı esâsı bu üslûb üzre tezyîn olunmuşdur. Ve serâpâ pâk ve beyâz
taş ile
mefrûş kaldırımdır. Her sabâh tathîr edüp gird-i küdûretden bir zerre gubârdan …
Ve cümle tarîk-ı âmların üstâd mühendis satranc Y 83a nakşı tarh edüp vaz‘-ı esâsı bu üslûb üzre tezyîn olunmuşdur. Ve serâpâ pâk ve beyâz taş ile mefrûş kaldırımdır. Her sabâh tathîr edüp gird-i küdûretden bir zerre gubârdan nişân kalmaz pâk reh-i râstlardır. Ve cemî‘i esvâkları şimâle eniş aşağı vâki‘ olup fevkinden aşağı nazâr etsen gûyâ bu râhlar içre âdem deryâsı telattum-ı deryâ gibi temevvüc edüp izdihâm-ı benî âdemden omuz omuzu sökmez bir gulgule-i Tire'dir. Husûsâ hafta bâzârı günleri âkıl olan temâşâ-yı bâzâra varmamak gerek. Zîrâ ol bâzârda âdem dilâzâr olup zâr-ı izâr olur. Tâ bu mertebe izdihâm çârsûları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y82b–Y83a ·
metinde göster ·
… akâm-ı Hâbil derler. Anda bir müdevver sürhgûn bir taş vardır. Kâbil Hâbil'i ol
taş ile
ser-i sa‘âdetlerine urup şehîd eyledi. Anıniçün bu taş kırmızıdır, derler.
Ve bu âsitânelerin şimâlinde bir gâr vardır, ana makâm-ı Hâbil derler. Anda bir müdevver sürhgûn bir taş vardır. Kâbil Hâbil'i ol taş ile ser-i sa‘âdetlerine urup şehîd eyledi. Anıniçün bu taş kırmızıdır, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y252b ·
metinde göster ·
… e kara ufak taşlı kayalar mâbeyninde şekl-i muhammes bir metîn ü müstahkem kara
taş ile
mebnî bir kal‘a-i kâvîdir. Ammâ bu binâ üzre beyâz kireç badana urup gûyâ bir d …
Ve kal‘ası çöl ü çölistânda kara kayalı ve kara ufak taşlı kayalar mâbeyninde şekl-i muhammes bir metîn ü müstahkem kara taş ile mebnî bir kal‘a-i kâvîdir. Ammâ bu binâ üzre beyâz kireç badana urup gûyâ bir dürr-i yektâ gibi mücellâ kal‘a-i rûşen binâ-yı şîrîndir ve cümle (---) kapudur. Âheste reviş ile elde devât ve kalem,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y279b ·
metinde göster ·
… karîb imâm-ı Hanefî mihrâbı bir alçacık mihrâbdır. Ammâ bu dahi kuş gözü hurde
taş ile
eyle münakkaşdır kim temâşâ etdiğimiz mihrâbların memdûhlarından biri dahi bu m …
Ve Hazret-i Risâlet ravzasına karîb imâm-ı Hanefî mihrâbı bir alçacık mihrâbdır. Ammâ bu dahi kuş gözü hurde taş ile eyle münakkaşdır kim temâşâ etdiğimiz mihrâbların memdûhlarından biri dahi bu mihrâbdır. Ammâ bu mihrâbın iki cânibinde âdem kaddi bâlâ altun şem‘dânlar üzre sekizer arşın bâlâ beyâz şem‘-i asel kâfûrîler var kim her biri amûd-vârdır. Ve her birin birer âdem kucaklar cüssedâr mûmlardır. şu‘leleri gûyâ nûr-ı ilâhîdir. Mısır'dan gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y282a ·
metinde göster ·
… remsiz bir küçük câmi‘dir, ammâ gâyet pâk u musanna‘ câmi‘dir. Ve mihrâbı hurde
taş ile
münakkaş bir tarz-ı âhar mihrâbdır. İki cânibinde kol kalınlığı seng-i yerekânî …
Haffâflar başındadır. Haremsiz bir küçük câmi‘dir, ammâ gâyet pâk u musanna‘ câmi‘dir. Ve mihrâbı hurde taş ile münakkaş bir tarz-ı âhar mihrâbdır. İki cânibinde kol kalınlığı seng-i yerekânî Q 196a sütûnlar var kim gûyâ kehrübâdır. Sarılığa mübtelâ olan kimesneler üç cum‘a ertesi müdâvemet edüp bu sütûnları diliyle yalasa bi-emrillâh yerekân marazından halâs olur. Bu câmi‘in bir hoş musanna‘ minâresi vardır. Ve yine bu sûkda sarrâchâne içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y100b ·
metinde göster ·
… âmi‘in iki cânibinde biribirine müşâbih bir resimde ve bir kıt‘ada iki münakkaş
taş ile
mebnî kubbe-i âlîler içinde Sultân Berkûk evlâd [u] iyâlleri ile anda medfûnlar …
Ve bu câmi‘in iki cânibinde biribirine müşâbih bir resimde ve bir kıt‘ada iki münakkaş taş ile mebnî kubbe-i âlîler içinde Sultân Berkûk evlâd [u] iyâlleri ile anda medfûnlardır. Ammâ bu âsitânede olan Kelâm-ı kadîm hüsn-i hatlar bir câmi‘de yokdur. Hattâ bir büyük Kelâm-ı İzzet eczâları var, Kız Kelâm-ı İzzet'i derler, on iki yaşında bir duhter-i pâkîze-ahter tastîr etmiş, ammâ sihr-i i‘câz mertebesinden bir hatt-ı âb-ı hayâtdır kim âyetün min-ayâtillâhdır, yine tahrîr eden kerîme-i selâtîne olmağile anda medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y138a ·
metinde göster ·
… iki yüz çift câmûs çevirmeğe kâdir değildir. Ammâ hâlâ sükker değirmenleri eyle
taş ile
değildir, bir san‘at ile çerh etmişlerdir. Bir sığır çarhı çevirdikce bir âdem …
Seng-i garâyib: Bu şehir içinde kâşif sarâyının ardında bir seng-i sommâkî-i müdevver vardır, yine bir havuz-misâl bir sommâkî havz-ı azîmin tâ ortasında durur, yüz çift câmûs çekemez bir müdevver değirmen taşıdır. Ortasında mîl deliği var. Zamân-ı kadîmde şehzâde Merhûm'un sükkerhâne değirmeni imiş. Hâlâ anı iki yüz çift câmûs çevirmeğe kâdir değildir. Ammâ hâlâ sükker değirmenleri eyle taş ile değildir, bir san‘at ile çerh etmişlerdir. Bir sığır çarhı çevirdikce bir âdem durup hem sığıra hay der, hem şeker kamışın çarhın ağzına koyup çarh deverân etdikçe sükker şerbeti cereyân edüp andan alup azîm kazganlarda kaynadup amel-i kesîr ile sükker ederler, tafsîle muhtâcdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y296a ·
metinde göster ·