… re bir haç yazılmışdır. Üstâd anı hakk edüp yine âsâr-ı haç zâhirdir. Küffâr bu
taşa
bir milyon mâl verüp vermemişlerdir. Âhir-i kâr bir deryâ şâdumânı mahallinde G …
Ve haremin sağ cânibindeki kapunun iç yüzünde çâr-kûş[esi]nde mevzûn bir sommâkî üzre bir haç yazılmışdır. Üstâd anı hakk edüp yine âsâr-ı haç zâhirdir. Küffâr bu taşa bir milyon mâl verüp vermemişlerdir. Âhir-i kâr bir deryâ şâdumânı mahallinde Galata'da yatan kâfir galyonlarının direği üzerinden bir şâhî top güllesini kasden atup tâ Süleymâniyye câmiinin {sol} harem kapusunun aşağı eşiğin kırup top güllesi gelüp mezkûr haçlı sommâkî üzre karâr etmişdir. Ammâ yerde olmağile bir zarar isâbet etmemişdir. Me’âl-i kelâm oldur kim mel‘ûn Freng-i bed-reng ne adâvetdir ve ne mertebe üstâd topcusu vardır kim Galata'dan murâd edinüp Süleymâniyye atebe-i süflîsin urup meksûr ede. Hâlâ darb âsârı zâhirdir kim temâşâgâh-ı ünâsdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44b ·
metinde göster ·
… p ol zamândan berü bu Dîvâne Çelebi'ye "Sabâh sabâh" dediklerinde başını taşdan
taşa
urdukda Hudâ âlimdir, başı Adana kabağı gibi küt küt öter. Ve bir sâhib-i minkâ …
Hikmet-i Hudâ vakt-i seherde pederi merhûm olup ol zamândan berü bu Dîvâne Çelebi'ye "Sabâh sabâh" dediklerinde başını taşdan taşa urdukda Hudâ âlimdir, başı Adana kabağı gibi küt küt öter. Ve bir sâhib-i minkârdır kim gûyâ Minkârîzâde kendiler kaçan bir âdeme gazab etse burnundan "pof" deyüp bir konralı(?) lakoz balgam çıkarup atdıkda fakîr-i herîf-i zarîfin üstü sandalozlu balgam olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 115a ·
metinde göster ·
… l-i sulh Ebâ Eyyûb Ayasofya içre ibâdet edüp avdetde Eğrikapu'da küffâr bunları
taşa
dutup Ebâ Eyyûb taş ile mecrûhen merhûm oldu.
Âhir Âl-i Emevî'den Mu‘âviye hilâfetinde sene 52 târîhinde ba‘de'l-hicre Ebâ Eyyûb, Mesleme ile iki kerre Kostantıniyye üzre serdâr olup sulh ile Kostantîn kıraldan mâl-ı hazâyinler ile Şâm'a gelüp def‘a-i sânîde yine Ebâ Eyyûb serdârlık ile İslâmbol'u muhâsara edüp Galata'yı feth edüp İslâmbol'u feth etmek sadedinde iken küffâr sulh edüp be-kavl-i sulh Ebâ Eyyûb Ayasofya içre ibâdet edüp avdetde Eğrikapu'da küffâr bunları taşa dutup Ebâ Eyyûb taş ile mecrûhen merhûm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 120b ·
metinde göster ·
on iki asâ urup her delikden birer ırmak cereyân edüp bir ırmakdan asker-i merd …
Hazret-i Mûsâ, ol taşa on iki asâ urup her delikden birer ırmak cereyân edüp bir ırmakdan asker-i merd, birinden zenân, birinden at ve birinden deve ve birinden sığır ve birinden koyun ve birinden keçi, her uyûndan birer mahlûk âb-ı hayâtlar nûş edüp def‘-i atşân ederler. Ve asker-i Mûsâ'ya âsumândan helvâ ve tere ve kezengû helvâsı ve selvâ nâm pişmiş kuşlar nüzûl edüp tenâvül ederlerdi. Ve yine ol sekel taş Hazret-i Mûsâ gerdenine alup giderlerdi. İşte hikâyet-i sekel budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149b ·
metinde göster ·
… pâresi gibi sovukdur. Bu mahalde hammâm kubbesi gibi 230b bir taş vardır. Ol
taşa
bir âdem dokunsa ırğalanır, Lenduhâ atdı derler. Bu mahalde dahi sağîr ve kebîr …
Menzil-i Süleymân Hân Bınarı: Bir vâsi‘ öz içinde ferah-fezâ, cây-ı sefâ, ışretgâh yerdir kim âdemin aklı gider. Bir kayadan bir âb-ı hayât çıkup âdem içinden üç taş çıkarmağa kâdir değildir. Tâ bu mertebe buz pâresi gibi sovukdur. Bu mahalde hammâm kubbesi gibi 230b bir taş vardır. Ol taşa bir âdem dokunsa ırğalanır, Lenduhâ atdı derler. Bu mahalde dahi sağîr ve kebîr halîcler vardır. Alabalıkları olur kim birer vakiyye ve ikişer vakıyye gelir. Nakş-ı bukalemun mâhîleri olur kim mânend-i Mâide-i Yûnus'dur ve bunda olan büged yerlerde ve halîclerde vakt-i şitâda âb-ı hayâtlar müncemid olup Âsitâne tarafından iki üç yüz neferâtıyla karcıbaşı gelüp bu halîclerden buz keserler, her pâresi gûya billûr ve necef ü morandır. Elmas-pâre gibi şa‘şa‘ası çeşm-i insânı hıyrelendirir. Mâh-ı temmûzda karcıbaşı izniyle ahâlî-i Bursa, niçe bin ester yükü şehre yah pâreleri keçeler içre koyup taşıyup ahâlî-i Bursa andan def‘-i atşân ederler. Bundan mâ‘adâ beher yevm niçe yüz yük mîrî katar ile keçe torbalar ile kar ve buz taşıyup Mudanya İskelesin'de kar gemilerine tahmîl edüp Âsitâne-i Sa‘adet'de sa‘adetlü pâdişâhın matbahına ve helvahânesine ve harem-i hâssına ve gayrı hâssına ve sadrıa‘zama ve yedi vezîre ve şeyhülislâma ve kadı‘askerine ve'l-hâsıl kânûn-ı şehriyârî üzre ta‘ayyün olunan yerlere kar buzu bezl ederler. İlâ mâşâ-Allah her sene Keşiş dağından niçe kerre yüz bin yük kar ve buz gider, bir hazîne-i selh u yah-pâre-i rahmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230a–230b ·
metinde göster ·
… u mihrâb-ı nûrun iki cânibindeki dîvâra üstâd-ı mermer-bür endîşe-i hâmıyla hâm
taşa
eyle tîşe-i gül-fâm urmuş, taşları eyle hûrde kazmış ve eyle nakş-ı bukalemûn y …
Ziyâret-i Hazret-i Şeyh Şâmî: Tarîk-i Bayrâmiyye'dendir. İsm-i şerîfleri Hamza'dır. Tarîk-ı Hamzavî bunlardan kaldı, derler. Niçe bin keşf [u] kerâmâtları zâhir ü bâhir olmuşdur. Hattâ bir cum‘a günü cemî‘î âşıkânı salât-ı cum‘aya hâzır olup tecdîd-i vudû’ etmeğe bir katre su olmamağıla "Âh Sultânım! Şu câmi‘iniz kurbunda bir kuyu kazdırsanız. Cümle âyende vü revende cemâ‘at-i kesîreler tecdîd-i vudû’ etseler ecr-i cezîle nâ’il olurdunuz" derler. Hemân Şeyh Şâmî Sultân elindeki asâsıyla "Bu yerden mi su çıksa" deyü asâ ucuyla zemîne işâret etdikde bi-emrillah bir ayn-ı zülâl ka‘r-ı zemînden pertâb edüp çıkar. İle'l-ân "ayn-ı asâ" derler bir aynu'l-hayât-ı cân-perverdir. Aziz hazretleri bizzât câmi‘leri cenbinde bir kubbe-i âlîde medfûndur. Câmi‘i kendü binâlarıdır. Minâreli ve kurşum örtülü değildir. Ammâ bu câmi‘in mihrâb dîvârı ne kadar vâsi‘ ise tâ sakfa çıkınca câmi‘ mihrâbıdır. Bir câmi‘de eyle enli ve âlî mihrâb yokdur. Bu mihrâbın içinde olan taşlar üzre hurde münakkaş hatt-ı kûfî ve hatt-ı celî ve hatt-ı Musta‘sımî ve hatt-ı reyhânî ve hatt-ı sülüs bir diyâr mihrâbında yokdur. Ve niçe âyet-i şerîfler mihrâba müte‘allık Arapça ve Arapça âyeti gibi ve âyetü'l-kürsî ve âmene'r-resûlü gibi âyetler tahrîr olunmuşdur. Ve bu mihrâb-ı nûrun iki cânibindeki dîvâra üstâd-ı mermer-bür endîşe-i hâmıyla hâm taşa eyle tîşe-i gül-fâm urmuş, taşları eyle hûrde kazmış ve eyle nakş-ı bukalemûn yazmış hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmış. Mihrâbın cânib-i yemîni on tarhdır ve cânib-i yesârı dahi on tarz üzre tarh olunmuşdur. Her tarhında olan nakş-ı bukalemûn zîhler ve islimîler ve zülfeler ve girişmeler ve bağlamalar ve Rûmîler ve şeş-gül ve sad-berg ve şakâyık ve zülf-i nigâr ve sünbül ve reyhân ve karanfil ve sünbül ve erguvân nakışları var kim gûyâ beyâz mermeri üstâd-ı mermer-bür peynir gibi direfş-i tîşe kalemler ile kalemkârlık edüp sihr-i i‘câz mertebesi sihr-i mübîn tasarruflar etmişdir. Ammâ niçe kimesneler bu 353a mihrâb hakkında bizzât aziz Şeyh Şâmî'nin kendi dest-kârlarıdır, derler. Hakkâ ki eyle ihtimâli olmak var. Zîrâ kerâmet mertebesi bir âsâr-ı nakş-ı erjenkmânî ve Behzâd Ağa Rızâ-yı Vanî kârı-misâl bir sun‘-ı acîb ve garîbdir. Ve kabr-i şerîfinde bir mehâbet vardır. Hakîr ziyâret etdikde bu ebyât bi'l-bedâhe hâtıra hutûr etdi. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 352b–353a ·
metinde göster ·
Mesîregâh-ı azîz eş-Şeyh Balı Efendi: Yine bu hıyâbân içre bir savma‘a-i ma‘bedgâhdır. Dıraht-ı azîmlerin kesretinden bir şecerenin berg [ü] bârı vefretinden âfitâb-ı âlem-tâbın tâb [u] tüvânı zemîne te’sîr etmez. Böyle bir hıyâbân-ı sâyedârdır. Anda bir müdevver kaya vardır. Hazret-i azîz-i mükerrem Balı Efendi ol kaya üzre tâ‘at [u] ibâdât etdüğü secde yerinde re’s-i mübârekleri taşa te’sîr etdüğü mahal nümâyândır. Matar-ı rahmet, ol seng-i hârâdaki re’s-i şerîfi çukuruna dolup cümle hûş [u] tuyûr andan bârân-ı rahmeti nûş edüp atşânı ferâmûş ederler. Bu dahi ibret-nümâ bir mesîregâhdır. Ve ana karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 141b ·
metinde göster ·
… vârında bir demir kafes pencereden çıkup Fızkayası'ndan aşağı rîzân olup taşdan
taşa
kendüyi urup selsebîl-âsâ cereyân ederek nehr-i Şatt'a munsabb olur. Ammâ âb-ı …
Kâmil dörd bin adımdır. İçinde yüz elli aded hücreli ve müte‘addid dîvânhâneli sarây-ı azîmdir. Her gelen vüzerâ [vü] vükelâlar birer hücre ve hammâm ve havuz ve şadırvânlar inşâ edüp kat-ender-kat bir sarây-ı müzeyyen olmuşdur. 200b Cümle revzenleri ve şâhnişînleri Şattu'l-Arab'a ve Sa‘dî köy sahrâsına ve Karadepe nâm vâdîlere nâzır manzara-ı cihân-nümâlardır. Ve sarâyun bir dîvânhâne-i atîki var. Selâtîn-i selefden Sultân (---)(---) binâsıdır. Bunda olan tarz-ı kadîm nakş-ı bukalemun meğer Mısr-ı Kâhire'de kâl‘a-ı Sultân Kalâvân'da ola. Bu kal‘a-i enderûnda cümle (---) aded neferâthâneleridir. Ve bir hammâm ve bir Hâlid ibn Velîd câmi‘i var. Ve on aded su değirmânları var. Bir içkal‘ada böyle âsiyâb-ı mâ yokdur. Ve bir diyâra mahsûs değildir kim paşalar içkal‘aya gireler, değil ki sâkin olalar. İllâ cümle vüzerâ bu Diyârbekr'ün içkal‘asında olurlar. İbtidâ bu sarâyun bânîsi Selîm Hân-ı evvel vezîri fâtih Bıyıklı Mehemmed Paşa'dır. Haylî vâsi‘ sarây-ı azîmdir. Ve içkal‘a-i metîndir. Şehir içinde cânib-i kıbleye nâzır bir demir kapusu var. Dâ’imâ dîdebânları âmâde olup nigehbânlık ederler. Ve dahi bu içkal‘a değirmânları suyu kudretden yine içkal‘a içinde kayadan tulû‘ edüp âsiyâbları deverân etdirüp paşa sarâyından geçüp kal‘a dîvârında bir demir kafes pencereden çıkup Fızkayası'ndan aşağı rîzân olup taşdan taşa kendüyi urup selsebîl-âsâ cereyân ederek nehr-i Şatt'a munsabb olur. Ammâ âb-ı nâbdan nişân verir İçkal‘a aynı'dır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 200a–200b ·
metinde göster ·
… olup sadâ-yı Allah Allah kopup el-azametullah bu kadar top-ı kûbların gülleleri
taşa
, taşlar dahi başa isâbet edüp Hân meterislerinde sâbit-kadem olanlar bu kere tâ …
Netice-i kelâm cümle asâkir-i İslâm şehr-i Bitlîs'in cânib-i erba‘asın ta giceden piyâdeler gidüp ve rûz-ı rûşende deryâ-misâl asker gidüp şehri kat-ender-kat çevirüp cümle âmâde oldukları haberi Paşa'ya gelüp hemân kuşluk vaktinde sa‘d sâ‘at-i tâli‘-i meymûnda bir kerre dahi Allah denilüp ceng-i harbîler çalınup işâret-i ma‘hûde üzre Paşa kolundan kolomborna ve balyemezler ve Vanlı tarafından cümle şâhîlere âteşler olup sadâ-yı Allah Allah kopup el-azametullah bu kadar top-ı kûbların gülleleri taşa, taşlar dahi başa isâbet edüp Hân meterislerinde sâbit-kadem olanlar bu kere târumâr u allak bullak olup yine ber-karâr olup anlar dahi derûn-ı dilden ve cân u gönülden bir gülbâng-ı Muhammedî'ye rehâ buldurdular kim ka‘r-ı zemînde hamele-i arz-ı bakarı ditredüp semâda kerrûbiyânlar vehm-nâk olup zirâ iki İslâm askeri, anlar da Allah Allah derler, bizim asker de Allah Allah derler. Bu bâzârın bey‘ u şirâsında hakîr dem-beste ve hayrân kaldım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 268b ·
metinde göster ·
… îr bina ile imâr edüp Çomar kendüyi deryâya atup uçduğu kayaya Çomar'ın târîhin
taşa
yazmışdır. Hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmışdır.
Çomar-ı fakîr ıslak çıplak ve şallak u mellak ve silâhdan bî-gallak neylesin, kâh atıyla ve kâh piyâde çomar cengi ederek bir kerre atına süvâr olur. Görse at beş altı yerde yaralanmış, bu kerre atda aslâ dermân kalmamış. Âhir atdan me’yûs olup hemân Çomar yine Rüstemâne piyâdece dal satûr olup cengleşerek leb-i deryâda Süren Baba nâm bir ziyârete girüp ceng ederken bir pencere deliğinden biri Çomar'a bir kurşumu alnından urunca şehîd edüp başın Hakkarî hânına getirirler. Ba‘dehû "Yigitdir" deyü başını cesedi yanına götürüp ol Süren Baba cenbinde medfûndur. Hâlâ ziyâretgâh-ı inâsdır. Hatta Melek Ahmed Paşa efendimize ol cengde hâzır olup Çomar kılıcından kurtulanlar bu sergüzeşt-i Çomar'ı böyle nakl edüp paşa dahi ziyâret eyledi. Hâlâ eyâlet-i Van-ı Şirvân'da ve mâbeyn-i gâzîyânda Çomar'ın sergüzeşti dâstân-ı dûstândır. Hatta bir gâzî yiğit Çomar'ın kabrini kârgîr bina ile imâr edüp Çomar kendüyi deryâya atup uçduğu kayaya Çomar'ın târîhin taşa yazmışdır. Hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 282b ·
metinde göster ·
… erî yazılmışdır. Zamân-ı kadîmde hükemâ-yı selef mi yâhûd kehene-i kudemâ mı bu
taşa
üç satır hatt ile bir tılsım harfleri tahrîr etmiş, günde birer kerre bu seng-i …
İbret-i mutalsam-ı mu‘attal: Bâlâda zikri sebkat eden Sünbüllü Baba tekyesi kurbunda bâğlar içre Taşoluk tekyesi nâm tekyede hâlâ bir turfe elvân-gûn hacer vardır. Bir tarafı oluk gibi kazılmışdır ve üzerinde hatt-ı İberî yazılmışdır. Zamân-ı kadîmde hükemâ-yı selef mi yâhûd kehene-i kudemâ mı bu taşa üç satır hatt ile bir tılsım harfleri tahrîr etmiş, günde birer kerre bu seng-i hârâdan süd akarmış ve bir sâ‘atden yine münkatı‘ olurmuş. Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rûy-ı arza kadem basdıkda niçe kerre yüz bin mutalsamâtlar mu‘attal oldukda bu dahi harâb olur. Hattâ bu diyâr, kefere destinde iken Hacı Bektaş Velî, kefereden bu kal‘ayı Osmâncığa taleb etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 23a ·
metinde göster ·
Sitâyiş-i eşkâl-i kal‘a-i Kamaniçse: Leh lisânınca Kamaniçse taşa derler, ya‘nî taşdan mebnî kal‘a demekdir. Bânîsi ibtidâ (---)(---)(---) nehr-i (---) kenârında evc-i âsumâna çıkmış cümle kesme kaya handak üzre niçe yerleri yine kesme kaya dîvârlı bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn ve kal‘a-i üstüvârdır ki vilâyetinde değil belki Çeh vilâyetinde ve İsfaç diyârında ve Filimenk iklîminde ve Alman dağlarında böyle bir sûr-ı kavî yokdur, lâkin zâlim kal‘anın cânib-i (---) sehel havâlesi vardır, ammâ ol tarafa hâ’il kal‘aya azîm havâle tabyalar yapup kal‘a ol havâle tarafından emîn olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 40a ·
metinde göster ·
Bu şehir nehr-i Osma'nın iki tarafına vâkı‘ olmuş ma‘mûr şehirdir kim üç yerden ağaç cüsûrlar ile biri şark şehrine ve karşu tarafda garb şehrine geçilir. Ammâ bu şehir içre sehel bârân-ı rahmet yağsa kaldırım olmamak ile gâyet çamur olur, atlama taşlarından taşa sıçrayup yürümeğe muhtâcdır, ammâ sehel şiddet-i hâr olunsa çamuru yâbis olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 55b ·
metinde göster ·
… larsa meçikleri ve nâkûsların başlarına çalsın ve başların kankı taş pek ise ol
taşa
çalarak gitsinler. Hemân kal‘adan pek uzak olup tek dursunlar" deyü küffâra Sad …
"Ben anların bâr-ı sakîllerin kaldırmağa üç yüz araba ahd etmişken el-kerîmu izâ ahide vefâh kelâmı üzre ahde vefâ etdim. Anlar beş yüz araba dahi peydâ edüp tahmîl eylediler, söylemedim. Anlara gayri bir şey aslâ ve kat‘â bir zerre vermem. Cebehâneye müte‘allık havân top ve cümle re‘âyâ pâdişâhındır, anda benim dahi alâkam yokdur. Ve utanmadan ‘Cümle arabalarımız bayraklar ile zeyn edelim ve mehterhâne çalalım’ derler. Mehterhâne-i bed-âyînlerin çalarlarsa meçikleri ve nâkûsların başlarına çalsın ve başların kankı taş pek ise ol taşa çalarak gitsinler. Hemân kal‘adan pek uzak olup tek dursunlar" deyü küffâra Sadrıa‘zamdan böyle haber varınca küffâr n'eylesin ve ne çâre eylesin, kal‘adan dahi çıkmış oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 119a ·
metinde göster ·
… hâneden bir zerre şey uğurlayanların üzerlerine olsun" deyü bu la‘netnâmeyi bir
taşa
yazup ve sikkeyi mermerde kazup bu hatt-ı la‘netnâmeyi cebehâne kapusu üzre kod …
"Hâmân ve Fir‘avn ve Kârûn ve Şeddâd ve Nemrûd ve Ebû Cehil ve Ebû Leheb ve Yezîd ve Mervân ve Bahtek'in la‘neti bu cebehâneden bir zerre şey uğurlayanların üzerlerine olsun" deyü bu la‘netnâmeyi bir taşa yazup ve sikkeyi mermerde kazup bu hatt-ı la‘netnâmeyi cebehâne kapusu üzre kodular. Ve yılda bir kerre cümle a‘yân-ı kibâr ma‘rifeti ve nezâretiyle "Yıl başında {cümle silâhlar pars} olup musaykal ve mücellâ ola" deyü kanûnnâme yazıldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 132a ·
metinde göster ·
… zü suyuna alemdârlar şehîd olunca sancağ-ı Resûlullâh yere düşmeyüp bir delikli
taşa
geçmiş bulunur. Hâlâ yine bu câmi‘ içre alem-i Resûlullâh vaslesi yine ol delik …
Hattâ Mehemmed Hân-ı Gâzî bu kal‘a fethinden sonra Hırıştoş yaylasında yedi kral ile cenge teşrîf buyurduklarında Hazret-i Risâlet'in büyük sancağ-ı şerîfin cenge götürmeyüp bu câmi‘de koyup bu câmi‘deki sancak pâresin altun alemiyle götürürler. Hikmet-i Hudâ hîn-i cengde üç alemdâr şehîd olup hazîne-i pâdişâhîyi ve bârgâh-ı Âl-i Osmân'ı küffâr zabt eder. Cenâb-ı Bârî habîbi yüzü suyuna alemdârlar şehîd olunca sancağ-ı Resûlullâh yere düşmeyüp bir delikli taşa geçmiş bulunur. Hâlâ yine bu câmi‘ içre alem-i Resûlullâh vaslesi yine ol delikli taşa sırığı geçmiş durur. Ve bu ahvâli ol gazâ-yı garrâda bulunup görenlerin kırk elli âdem ihtiyârlarından istimâ‘ edüp şehâdetleriyle eylece tahrîre cür’et etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36b ·
metinde göster ·
… çmiş bulunur. Hâlâ yine bu câmi‘ içre alem-i Resûlullâh vaslesi yine ol delikli
taşa
sırığı geçmiş durur. Ve bu ahvâli ol gazâ-yı garrâda bulunup görenlerin kırk el …
Hattâ Mehemmed Hân-ı Gâzî bu kal‘a fethinden sonra Hırıştoş yaylasında yedi kral ile cenge teşrîf buyurduklarında Hazret-i Risâlet'in büyük sancağ-ı şerîfin cenge götürmeyüp bu câmi‘de koyup bu câmi‘deki sancak pâresin altun alemiyle götürürler. Hikmet-i Hudâ hîn-i cengde üç alemdâr şehîd olup hazîne-i pâdişâhîyi ve bârgâh-ı Âl-i Osmân'ı küffâr zabt eder. Cenâb-ı Bârî habîbi yüzü suyuna alemdârlar şehîd olunca sancağ-ı Resûlullâh yere düşmeyüp bir delikli taşa geçmiş bulunur. Hâlâ yine bu câmi‘ içre alem-i Resûlullâh vaslesi yine ol delikli taşa sırığı geçmiş durur. Ve bu ahvâli ol gazâ-yı garrâda bulunup görenlerin kırk elli âdem ihtiyârlarından istimâ‘ edüp şehâdetleriyle eylece tahrîre cür’et etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36b ·
metinde göster ·
… da az olduğu mahalde da‘vâ-yı mer[d] ile şehbâz ve merdâne fetâ yiğitler taşdan
taşa
sıçrayup pertâb ederek beriden öteye ve öteden beri cânibe dek geçmek mümkindir …
Evvelâ bu Demirkapu nâm yerde cereyân eden nehr-i Tuna'nın içinde sıra sıra hammâm kubbesi kadar iri taşlar vardır. Hattâ nehr-i Tuna mâh-ı Temmûz'da az olduğu mahalde da‘vâ-yı mer[d] ile şehbâz ve merdâne fetâ yiğitler taşdan taşa sıçrayup pertâb ederek beriden öteye ve öteden beri cânibe dek geçmek mümkindir. Lâkin her zamân ol büyük taşlar görünmez, meğer Tuna pek tenezzülde ola. Anıniçün bu taşlar sebebiyle niçe gemiler helâk olur. Ammâ kaçan kim Tuna taşup tuğyân üzre gelüp aksa mezkûr taşlar suya gark olup cümle gemiler selâmetle geçmeğe başlar, ammâ yine havf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96a ·
metinde göster ·
… p bu hat üzre âyetü'l-kürsî tahrîr olunmuşdur kim üstâd-ı mermer-bür bu hatları
taşa
eyle yazmış kim cidden sikkeyi mermerde kazmış. Minâresi câmi‘in solunda bir al …
Sitâyiş-i taşra kal‘a içre yüz aded toprak örtülü evleri olup çârsû-yı bâzâr hammâm ve hân bu kal‘ada yokdur. Ancak kal‘a bânîsi Sâhib Geray'ın bir câmi‘i var, tûlen yüz elli ayakdır ve arzen yüz aded kademedir. Mihrâbı üzre "Lâ ilâhe illallâh, Muhammedün resûlullâh" tahrîr olunup bu hat üzre âyetü'l-kürsî tahrîr olunmuşdur kim üstâd-ı mermer-bür bu hatları taşa eyle yazmış kim cidden sikkeyi mermerde kazmış. Minâresi câmi‘in solunda bir alçak beyâz taş minâre-i zîbâdır. Câmi‘ dahi tarz-ı kadîm alçacık toprak örtülü bir ma‘bedgâh-ı kadîmdir kim gazâ mâlıyla binâ olmağın gâyet rûhâniyyetli ve cemâ‘at-i kesîreli dâru't-tevhîd bir musallâ-yı atîkdir. Hattâ bu câmi‘in sol tarafında maşrık cânibine nâzır kal‘anın bir küçük kapucuğu var, ammâ atlı(?) gücile girir çıkar. Bu kapucuğun önündeki handakı üzre makaralar ile asma köprüsü var. Karşu handak kenârında Mehemmed Geray Hân'ın bir küçük hoş hevâ ve hoş binâ hammâm-ı rûşinâsı var, varoşda vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108b ·
metinde göster ·
… nı'nda çâr-kûşe dikili taşın hatlarıdır. Ve herkes bu gâra girüp temâşâ etdiğin
taşa
kazup yazmış.
Ve bu mahalde bir derk-i esfel-misâl bir kehf-i azîm vardır. Papaslar balmûmları yakup cümlemiz uryân olup birer zıbun ile daracık kayalar içre teper aşağa delikden deliğe enüp bir sâ‘atda tâ ka‘r-ı zemînde makâm-ı işrâkıyyûn ve makâm-ı Meşşâ’iyyûnlara varup temâşâ etdik. Cümle bu tâ’ife cümle bu kehflerde ifnâ-yı vücûd edüp birbirleriyle bî-zebân kelimât edüp tahsîl-i ulûm-ı felsefiyyât ederlermiş. Ammâ bu gârların cümlesi hüdâyîdir, benî âdem kârı değildir. Ve kayalar arasından aydınlık gelecek yerleri vardır. Her gârda ve her seng-i hârâda niçe yüz bin hukemâların esmâları ve gûnâ-gûn ibret-nümâ hatlar ve tasvîrâtlı hatlar var kim gûyâ İslâmbol'da Atmeydânı'nda çâr-kûşe dikili taşın hatlarıdır. Ve herkes bu gâra girüp temâşâ etdiğin taşa kazup yazmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255b ·
metinde göster ·
… üzre azîzin gözü yaşı seng-i hârâyı delik delik etdiği ve mübârek dizleri yeri
taşa
te’sîr edüp yer eylemişdir. Anıniçün "Mizistre kal‘asın Akşemseddîn'in gözü yaş …
Makâm-ı eş-Şeyh Hazret-i Akşemseddîn: Bu kal‘a kapusundan taşra ibâdet etdiği kaya üzre azîzin gözü yaşı seng-i hârâyı delik delik etdiği ve mübârek dizleri yeri taşa te’sîr edüp yer eylemişdir. Anıniçün "Mizistre kal‘asın Akşemseddîn'in gözü yaşı aldı" derler. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 274b ·
metinde göster ·
Mâ-tekaddem Hazret-i Îsâ havâriyyûnlarından Şem‘ûn-ı Safâ'ya isnâd ederler. Bir
taşa
mübârek parmağıyla işâret edüp bir delik zâhir olur. Hikmet-i Bârî yârî kılup o …
Mâ-tekaddem Hazret-i Îsâ havâriyyûnlarından Şem‘ûn-ı Safâ'ya isnâd ederler. Bir taşa mübârek parmağıyla işâret edüp bir delik zâhir olur. Hikmet-i Bârî yârî kılup ol delikden bir su cereyân eder. Hikmet bu kim hayızlı avret ve hıyânet kefere-i sermest ol taşa varup su almağa mübâşeret etse hemân ol ân ol su kan revân olup cereyân eder, ammâ eğer pâk âdem alsa bir şû[r]luca ya‘nî sehel tuzluca şekilli su akar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 373b ·
metinde göster ·
… bir su cereyân eder. Hikmet bu kim hayızlı avret ve hıyânet kefere-i sermest ol
taşa
varup su almağa mübâşeret etse hemân ol ân ol su kan revân olup cereyân eder, a …
Mâ-tekaddem Hazret-i Îsâ havâriyyûnlarından Şem‘ûn-ı Safâ'ya isnâd ederler. Bir taşa mübârek parmağıyla işâret edüp bir delik zâhir olur. Hikmet-i Bârî yârî kılup ol delikden bir su cereyân eder. Hikmet bu kim hayızlı avret ve hıyânet kefere-i sermest ol taşa varup su almağa mübâşeret etse hemân ol ân ol su kan revân olup cereyân eder, ammâ eğer pâk âdem alsa bir şû[r]luca ya‘nî sehel tuzluca şekilli su akar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 373b ·
metinde göster ·
… anın üstüne fakîr İlyâs Paşa'yı çökerdüp bir tiğ-ı âteş-tâb eyle urdu kim başı
taşa
ol zamân dokundu. Meğer hakîkat kellesi kel imiş.
Hemân anı gördüm. Bir kara yüzlü zeber-dest âdem İlyâs Paşa'yı kapucular kethudâsı elinden alup İstavriz Köşkü önünde leb-i deryâda bir büyük mâvî taş vardır, anın üstüne fakîr İlyâs Paşa'yı çökerdüp bir tiğ-ı âteş-tâb eyle urdu kim başı taşa ol zamân dokundu. Meğer hakîkat kellesi kel imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y40a ·
metinde göster ·
… çlar nâm mahalli yüz bin renc [u] anâ ile ol gece karanlıkda dağdan dağa taşdan
taşa
seyishânelerimiz yıkılarak düşe kalkarak ve başımızdan sarıklarımız çalılar ala …
Ve bu kazâda aslâ kasaba yokdur. Ammâ gâyet ma‘mûr [u] âbâdân kazâdır ve leb-i deryâda Karabâğlar bu kazânın nâhiyesidir. Ve hakîr bunda bir gece mihmân olup kadı ve serdâr Çavuşoğlu'ndan on tüfeng-endâz alup harâmîler havfinden bir gecede Karaova nâm sengistân mahûf beli ubûr edüp ve Sarnıçlar nâm mahalli yüz bin renc [u] anâ ile ol gece karanlıkda dağdan dağa taşdan taşa seyishânelerimiz yıkılarak düşe kalkarak ve başımızdan sarıklarımız çalılar alarak ve esbâblarımız pâre pâre olup at na‘lları dökülerek yüz bin renc [ü] anâ ile Mıhdöken belin aşup 8 sâ‘atde hamd-i Hudâ selâmetle ale's-sabâh,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y102b ·
metinde göster ·
… n-ı zülâldir. Âyende vü revendelerin atşânına hayât-ı cândır. Ve bu mahalde bir
taşa
Düldül'ün ayakları te’sîr edüp hâlâ nişândır.
Ve bu dıraht zâhir olduğu gibi Hazret-i Alî Düldül'ün şecere bağlayup zât-ı şerîfleri sâyesinde istirâhat edüp ser-i sa‘âdetlerin kodukları yerde bir taş tâs gibi çukurdur. Ba‘dehu hâbdan bîdâr olup tecdîd-i vuzû‘ etmeğe su bulunmayup mübârek dest-i şerîfleri ile yeri hafr edüp ol dıraht-ı Alî sâyesinden bir âb-ı hayât tulû‘ edüp tecdîd-i vuzû‘ eder. Hâlâ Ayn-ı Alî ismile müsemmâ turna aynına benzer aynı bir ayn-ı zülâldir. Âyende vü revendelerin atşânına hayât-ı cândır. Ve bu mahalde bir taşa Düldül'ün ayakları te’sîr edüp hâlâ nişândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y197a ·
metinde göster ·
… dahi vardır, nâzil olup Mûsâ Kelîmullâh emr-i Hak ile elindeki asâyı bir küçük
taşa
darb edince bi-emrillâh ol taşdan yedi yerden uyûnlar cereyân edüp cemî‘i ümmet …
Hemân Cenâb-ı İzzet'den bu âyet-i Tevrât, Kur’ân'da dahi vardır, nâzil olup Mûsâ Kelîmullâh emr-i Hak ile elindeki asâyı bir küçük taşa darb edince bi-emrillâh ol taşdan yedi yerden uyûnlar cereyân edüp cemî‘i ümmetleri ve devâbbâtları def‘-i atşân edüp yine ol taşı tobraya koyup bilelerince gezdirirlerdi. Hîn-i ihtiyâcda yine asâyile ol taşı ururlardı âb-ı hayât mâ çıkardı. Hâlâ ol seng-i asfer şâm-ı şerîf'de Hazret-i Îsâ minâresinde makâm-ı Hazret-i Îsâ'da dîvâr içre mebnîdir. Cümle züvvâr bu taşa Cenâb-ı Bârî'nin nazarı ta‘allûk etmişdir, deyü destlerin sürüp yüzlerine sürerler. Hemân i‘tikâd lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y218b ·
metinde göster ·
Hemân Cenâb-ı İzzet'den bu âyet-i Tevrât, Kur’ân'da dahi vardır, nâzil olup Mûsâ Kelîmullâh emr-i Hak ile elindeki asâyı bir küçük taşa darb edince bi-emrillâh ol taşdan yedi yerden uyûnlar cereyân edüp cemî‘i ümmetleri ve devâbbâtları def‘-i atşân edüp yine ol taşı tobraya koyup bilelerince gezdirirlerdi. Hîn-i ihtiyâcda yine asâyile ol taşı ururlardı âb-ı hayât mâ çıkardı. Hâlâ ol seng-i asfer şâm-ı şerîf'de Hazret-i Îsâ minâresinde makâm-ı Hazret-i Îsâ'da dîvâr içre mebnîdir. Cümle züvvâr bu taşa Cenâb-ı Bârî'nin nazarı ta‘allûk etmişdir, deyü destlerin sürüp yüzlerine sürerler. Hemân i‘tikâd lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y218b ·
metinde göster ·
… îfleri gömülüp re’s-i şerîfleri ve mübârek kitifleri ve mübârek pây-i şerîfleri
taşa
te’sîr edüp hâlâ nümâyândır. Ve kaddi hakîrin şibriyle beş karışdır. Zîrâ dahi …
Makâm-ı Hazret-i Îsâ: Âlem-i tufûliyyetde mübârek vücûd-ı şerîfi konduğu bir beyâz mermer-i hâmdır. Mübârek arkası üzre yatduğı gibi cesed-i şerîfleri gömülüp re’s-i şerîfleri ve mübârek kitifleri ve mübârek pây-i şerîfleri taşa te’sîr edüp hâlâ nümâyândır. Ve kaddi hakîrin şibriyle beş karışdır. Zîrâ dahi âlem-i mehdde iken bu seng-i beyâz üzre komuşlar. Hâlâ mübârek ser-i sa‘âdetlerinin çukuruna iki vukıyye gülâb doldurup cemî‘i züvvâr yüzlerine sürerler. Ve bu çukurun etrâfı zer-ender-zer murassa‘ ile tezyîn olmuşdur. Ve bu mahalde on iki kanâdîller var kim herbiri birer Rûm harâcı değer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y226b ·
metinde göster ·
… îde darblarından birer alâmetleri var. Ba‘zısı ok ile saban demiri delmiş. Kimi
taşa
, kimi tuca urup geçirmiş. İbret-nümâ eşyâlar vardır.
Ve Sa‘d hazretlerinin yay ve okları maslûbdur. Ve her hünerver pehlivânın makdûr-ı beşer olmayan pesendîde darblarından birer alâmetleri var. Ba‘zısı ok ile saban demiri delmiş. Kimi taşa, kimi tuca urup geçirmiş. İbret-nümâ eşyâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y237b ·
metinde göster ·
Cümle halk yavuz gümân etdiklerine peşimân oldular. Hazret-i Mûsâ ol
taşa
erüp üstünden hırka-i peşmînesin alup mübârek tenine geyüp elindeki asâ ile ol …
Cümle halk yavuz gümân etdiklerine peşimân oldular. Hazret-i Mûsâ ol taşa erüp üstünden hırka-i peşmînesin alup mübârek tenine geyüp elindeki asâ ile ol taşı on iki kerre urup on iki delik oldu. Derhâl ol taş bi-emrillâh lisâna gelüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y244a ·
metinde göster ·
bir asâ urup bi-emrillâh Q 103b ol taşın on iki yerinden on iki ayn cârî olup …
Hemem Hazret-i Mûsâ yine ol taşa bir asâ urup bi-emrillâh Q 103b ol taşın on iki yerinden on iki ayn cârî olup cemî‘i asâkir-i Mûsâ ve cemî‘i devâbbâtları def‘-i atşân ederlerdi. Hazret-i Mûsâ ol taşa işâret edüp dikerdi. Bu minvâl üzre Hazret-i Mûsâ deşt-i hâmûnda gezerdi. Bu taş hakkında Kur’ân-ı Azîm'de Cenâb-ı Bârî Resûlüne alâ-tarîku'l-hikâye âyet nâzil etmişdir: Âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y244b ·
metinde göster ·
… i asâkir-i Mûsâ ve cemî‘i devâbbâtları def‘-i atşân ederlerdi. Hazret-i Mûsâ ol
taşa
işâret edüp dikerdi. Bu minvâl üzre Hazret-i Mûsâ deşt-i hâmûnda gezerdi. Bu ta …
Hemem Hazret-i Mûsâ yine ol taşa bir asâ urup bi-emrillâh Q 103b ol taşın on iki yerinden on iki ayn cârî olup cemî‘i asâkir-i Mûsâ ve cemî‘i devâbbâtları def‘-i atşân ederlerdi. Hazret-i Mûsâ ol taşa işâret edüp dikerdi. Bu minvâl üzre Hazret-i Mûsâ deşt-i hâmûnda gezerdi. Bu taş hakkında Kur’ân-ı Azîm'de Cenâb-ı Bârî Resûlüne alâ-tarîku'l-hikâye âyet nâzil etmişdir: Âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y244b ·
metinde göster ·
nazar etdiler. Gördüler kim bir celî kûfî hatt ile "Hâzâ kabrü Muhyiddîn" terkî …
"İşte hidmeti edâ etdim" dedükde ol taşa nazar etdiler. Gördüler kim bir celî kûfî hatt ile "Hâzâ kabrü Muhyiddîn" terkîm olunmuş. Meğer münkirînler şeyhin ba‘zı te’lîfât-ı tasavvufâtının gavrına ve mezâyâsına vâsıl olmayup tekfîr etmişler. Ve kabr-i şerîfi üzre hâk-i mezellet yığmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y248b ·
metinde göster ·
… olunur bir musattah yerdir. Anda bir kubbe-i âlî içre Hazret-i Risâlet-penâh'ın
taşa
te’sîr etmiş kadem-i şerîfleri nakşı vardır. Bu mahalden Dımışk'ı temâşâ edüp r …
Evvelâ şâm'ın cânib-i garbîsinde Sâlihiyye nâm kasabaya hâ’il cebel-i Kaysûn tâ zirve-i a‘lâsına sekiz bin adımda urûc olunur bir musattah yerdir. Anda bir kubbe-i âlî içre Hazret-i Risâlet-penâh'ın taşa te’sîr etmiş kadem-i şerîfleri nakşı vardır. Bu mahalden Dımışk'ı temâşâ edüp rücû‘ etmişlerdir ki "Dünyâ cennetine girmem" buyurmuşlar. Bu mahalden sahrâ-yı şâm ve imârât-ı dârü's-selâm leme‘a-i ilâhî gibi berk urduğu zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y252a ·
metinde göster ·
Makâm-ı (---) ya‘nî Kademü'n-Nebî: Çâr-kûşe bir dîvâr üzre bir beyâz kubbe-i âlîdir. Kurşum ile pûşîde değildir, beyâz kireç ile mestûrdur. Bu kubbe içre bir mihrâb-ı muhtasar vardır. Anın sol cânibinde bir dollâb içre çâr-kûşe bir sandûkada Hazret-i Risâlet-penâh'ın mübârek pây-i şerîfleri bir kara taşa te’sîr edüp kademeyn-i mübârekeyni çukurunda leb-ber-leb gülâb-ı Resûl'dür. Cümle huccâc yüzlerine sürüp münevverü'l-vech olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y348b ·
metinde göster ·
… kânı kurbunda bir dîvârda Hacer-i Selâm derler, bir boz taşdır. Cümle huccâc ol
taşa
istilâm edüp ziyâret ederler. Bir mücellâ ve münevver taşdır.
Ve Hazret-i Ebâ Bekr'in dükkânı kurbunda bir dîvârda Hacer-i Selâm derler, bir boz taşdır. Cümle huccâc ol taşa istilâm edüp ziyâret ederler. Bir mücellâ ve münevver taşdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y350a ·
metinde göster ·
… uccâc anı dahi istilâm ederler. Hacer-i Fût derler, bir çukur taşdır. Hazret bu
taşa
dayanup mübârek dirseği hamîre girir gibi güzer etmişdir. Bu mahalden hazret ub …
Ve bu mahalle karîb bu taşın Q 143b mukâbelesinde yine dîvârda binâ olunmuş bir boz taş vardır. Cümle huccâc anı dahi istilâm ederler. Hacer-i Fût derler, bir çukur taşdır. Hazret bu taşa dayanup mübârek dirseği hamîre girir gibi güzer etmişdir. Bu mahalden hazret ubûr etmeğe tereddüd etdükde bu hacerden bi-emrillâh "Fût yâ Resûlallâh" sadâsı gelir, ya‘nî "Geç yâ Resûlallâh" demişdir. Andan Hazret-i Risâlet müşrikîn içinden selâm[et] ile ubûr eder. Anıniçün bu taşa Hacer-i Fût derler. Bu iki taşların hakkında Sa‘î Fâşî rivâyetiyle hadîs-i sahîhe vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y350b ·
metinde göster ·
… r. Andan Hazret-i Risâlet müşrikîn içinden selâm[et] ile ubûr eder. Anıniçün bu
taşa
Hacer-i Fût derler. Bu iki taşların hakkında Sa‘î Fâşî rivâyetiyle hadîs-i sahî …
Ve bu mahalle karîb bu taşın Q 143b mukâbelesinde yine dîvârda binâ olunmuş bir boz taş vardır. Cümle huccâc anı dahi istilâm ederler. Hacer-i Fût derler, bir çukur taşdır. Hazret bu taşa dayanup mübârek dirseği hamîre girir gibi güzer etmişdir. Bu mahalden hazret ubûr etmeğe tereddüd etdükde bu hacerden bi-emrillâh "Fût yâ Resûlallâh" sadâsı gelir, ya‘nî "Geç yâ Resûlallâh" demişdir. Andan Hazret-i Risâlet müşrikîn içinden selâm[et] ile ubûr eder. Anıniçün bu taşa Hacer-i Fût derler. Bu iki taşların hakkında Sa‘î Fâşî rivâyetiyle hadîs-i sahîhe vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y350b ·
metinde göster ·
te’sîr etmişdir, hâlâ zâhirdir. Cânib-i erba‘asın mihrâb-misâl dîvâr etmişler. …
"Yâ Rabbî! Bu yetîm Muhammed Emîn yüzü suyuna bize su ver" dedikde, Hazret secdeye mübârek başların kodukda bi-emrillâh ser-i sa‘âdetleri taşa te’sîr etmişdir, hâlâ zâhirdir. Cânib-i erba‘asın mihrâb-misâl dîvâr etmişler. Ziyâretgâh-ı enâmdır. Ve iki rek‘ât namâz Y 351a kılmak lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y350b–Y351a ·
metinde göster ·
… e yed-i beyzâsın görüp etdikleri Y 383a bed-gümâna peşîmân olup Hazret-i Mûsâ
taşa
erüp üstündeki hırka-i peşmînesin geyüp elindeki asâ ile ol taşa on iki kerre d …
Bir gün Mûsâ aleyhisselâm Nîl sâhilinde uryân olup havâyicin bir küçük taş üzre koyup Nîl'e girüp gasl etdükde taşra çıkup esvâbın taş üstünden alam derken bi-emrillâh ol taş yerinden kopup Mûsâ'nın esvâbıyla Mısır içine taş gitmede. Mûsâ uryân kalmamak içün taşın ardına düşüp tâ Mısır içine uryânen Mûsâ girüp cümle ahâlî-i Mısır Hazret-i Mûsânın dürr-i beyz-âsâ vücûd-ı şerîfin ve yed-i beyzâsın görüp etdikleri Y 383a bed-gümâna peşîmân olup Hazret-i Mûsâ taşa erüp üstündeki hırka-i peşmînesin geyüp elindeki asâ ile ol taşa on iki kerre darb edüp on iki delik oldukda derhâl ol hacer-i rahnedâr bi-emrillâh lisâna gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y382b–Y383a ·
metinde göster ·
… Hazret-i Mûsâ taşa erüp üstündeki hırka-i peşmînesin geyüp elindeki asâ ile ol
taşa
on iki kerre darb edüp on iki delik oldukda derhâl ol hacer-i rahnedâr bi-emril …
Bir gün Mûsâ aleyhisselâm Nîl sâhilinde uryân olup havâyicin bir küçük taş üzre koyup Nîl'e girüp gasl etdükde taşra çıkup esvâbın taş üstünden alam derken bi-emrillâh ol taş yerinden kopup Mûsâ'nın esvâbıyla Mısır içine taş gitmede. Mûsâ uryân kalmamak içün taşın ardına düşüp tâ Mısır içine uryânen Mûsâ girüp cümle ahâlî-i Mısır Hazret-i Mûsânın dürr-i beyz-âsâ vücûd-ı şerîfin ve yed-i beyzâsın görüp etdikleri Y 383a bed-gümâna peşîmân olup Hazret-i Mûsâ taşa erüp üstündeki hırka-i peşmînesin geyüp elindeki asâ ile ol taşa on iki kerre darb edüp on iki delik oldukda derhâl ol hacer-i rahnedâr bi-emrillâh lisâna gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y382b–Y383a ·
metinde göster ·
… 'da Nîl taşmayup kaht [u] galâ olur. Ehl-i Mısır ricâ ederler kim Nîl-i mübârek
taşa
. Anlar Nîl'e emr edüp derhâl Nîl eyle cûş [u] hurûşa gelüp üç sene gelmedüği bi …
Bunlara Mısır'ın nısfı vakf olunmuşdur. Bunlar Mağrib-zemîn'inden geldiklerinde üç sene Mısır'da Nîl taşmayup kaht [u] galâ olur. Ehl-i Mısır ricâ ederler kim Nîl-i mübârek taşa. Anlar Nîl'e emr edüp derhâl Nîl eyle cûş [u] hurûşa gelüp üç sene gelmedüği bir ânda gelir. Cümle Mısır halkı "Yâ Allâh, yâ sâdât" derler. Azîm âsitânedir ve fukarâları çokdur. Ve cebel-i Cûşî dibinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y109a ·
metinde göster ·
… n âdem dörd gün dörd gece Akabe askerine vâsıl olup cümlesi bir yere gelüp dağa
taşa
piyâde askeri döküp aşkıyâ Urbân bu hâli görüp deryâ-misâl asker geliyor gelir …
Ol gece sabâha dek şehr-i Mısır içinden benem dîger nîst diyenlerden bin iki yüz bahâdırân-ı dilâverân yiğitler yazılup Âdiliyye'ye çıkdılar. Akîblerince üç şâhî top varup der-akab topları atup andan ılgar ile salt iki bin âdem dörd gün dörd gece Akabe askerine vâsıl olup cümlesi bir yere gelüp dağa taşa piyâde askeri döküp aşkıyâ Urbân bu hâli görüp deryâ-misâl asker geliyor gelir gelür, hemân kâ’ide-i nahviyyûn üzre "Firâren an tevâliye'l-kesürât" deyüp karârları firâra mübeddel olup cümle asâkir-i İslâm selâmetle Akabe'yi aşup öte tarafda huccâc-ı müslimîni konmuş buldular, ammâ hâlleri diyergûn buldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y207b ·
metinde göster ·
… var. Cümlesi kırmızı sommâkîdendir kim ceseden binâ olunmuşdur, yohsa kâğıda ve
taşa
kalem ile kazma yazma değildir.
Ammâ bu kadar ecnâs-ı mahlûkât pâdişâhlarının tâ ortasında serâperde-i Süleymânî'de bilâ-teşbîh Hazret-i Süleymân tahtın etmiş, ammâ Süleymân Nebî sûreti yokdur. Bin bir pâye üzre bir kasırdır. İçinde ol kadar gılmân perîzâde sûretleri var, kimi ayağ üzre, kimi oturmuş, kimi asâsına dayanmış, kimi yatır ve kimi durur. Böyle eşkâl-i garîbeler var. Cümlesi kırmızı sommâkîdendir kim ceseden binâ olunmuşdur, yohsa kâğıda ve taşa kalem ile kazma yazma değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y427a ·
metinde göster ·
… ar içre defn etdikleri âdemlerinin başları ucunda mevtâlarının isimleri elbette
taşa
kazılmışdır, Süryânîce bir gûne hatt-ı garîbedir. Ekser dörder üçer elif bir ye …
Ve gâyet zinde kavmdir. Ve bu kavmde ilm-i arabî ve kitâbet vardır. Siyâh siyâh dağlarında niçe kerre yüz bin gârlar vardır. Kimi gârlarda ve kimi taşrada haymelerde sâkinlerdir. Gârlar içre defn etdikleri âdemlerinin başları ucunda mevtâlarının isimleri elbette taşa kazılmışdır, Süryânîce bir gûne hatt-ı garîbedir. Ekser dörder üçer elif bir yerde ve hurûf-ı hâ-i hevvez ile kâf bir yerde ve hâ-i zamîr i‘râbları yerinde ya‘nî ref‘ ve nasb ve cer yerine kâ’imdir. Bu gûne hatları var kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·