kıble dîvârında serâpâ Kudüs-i Şerîf'den Mısır'a ve Mısır'dan tâ Medîne ve Mekk …
Balatkapusu'nun iç yüzünde Balat câmi‘i: Süleymân Hân'da Ferruh Kethudâ'nındır {ve Mi‘mâr Sinân} binâsıdır. Taşra soffasının kıble dîvârında serâpâ Kudüs-i Şerîf'den Mısır'a ve Mısır'dan tâ Medîne ve Mekke-i Mükerreme'ye varınca cemî‘i menâzillerde olan dere ve depeleri ve mahûf u muhâtara akabe menâzilleri eşkâl [u] hey’etleri ile bir üstâd-ı kâmil nakkâş-ı âmil tasvîr etmişdir kim Erjeng ü Mânî kalemin çekmede âcizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 89a ·
metinde göster ·
… tânîdir ve Kıble kapusu ve sağ tarafda Mahkeme kapusu ve Kıble kapusu tarafında
taşra soffası
vardır, ammâ gayrı câmi‘ler gibi harem-i kebîri yokdur. Bir küçük haremdir. Ort …
Evvelâ cümleden Ulu Câmi‘-i Kebîrdir. Sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân binâ etmişdir. Gûyâ bir kal‘a-i sedd-i Kahkahâ'dır. Bursa şehrinin hevâdâr mürtefi‘ yerine vâkı‘ olmuş bir câmi‘-i azîmdir. Câmi‘ içre cümle (---) aded çâr-kûşe pâye sütûnlardır kim her pâyenin aşağısı âdem kaddî mutallâ ve müzehheb ve münakkaşdır. Dahi fevkinde her pâyenin cânib-i erba‘ası(nda) Yâ Hannân ve Yâ Mennân ve Yâ Deyyân ve Yâ Sübhân ve esmâü'l-hüsnâ ve gûnâ-gûn hatlar ile münakkaşdır. Bu hatların hurûfları ve elifleri üçer zirâ‘ hatlardır kim tarz-ı Musta‘sımî'dir. Ve bu sütûnlar üzre cümle on tokuz kubbe-i tâk-ı kisrâlardır kim cümle imâreti rasâs-ı hâlis ile mestûrdur. Her kubbenin alemleri, şems-i afitâb gibi ziyâ verir. Yigirminci kubbe yeri câmi‘in ortasına vâkı‘ olup kasden üstâd-ı kâmil mekşûf binâ edüp mâhî şebekesi-misâl, kubbe yerine sarı pirinç telden ağ örülmüşdür kim hûş [u] tuyûr giremeyüp andan câmi‘ içre âfitâbın ziyâsı girüp rûşen eder ve bu küşâde kubbe altında kavl-i mezheb-i Hânefî üzre aşren-fe-aşr bir havz-ı müdevveri var, içinde gûnâ-gûn mâ’ide mâhîler şinâverlik ederler ve cümle cemâ‘at-ı kesîr ol havzdan tecdîd-i vuzu‘ edüp ibâdet-i Yezdân ederler. Ve mine'l-acâib mihrâbı vardır kim diller ta‘bîr ü tavsîfinde kâsırdır. Ve bir ceviz haşebi levhasından siyâh minberi üzre üstâd-ı neccâr, var makdûrun sarf edüp ızhâr-ı ma‘rifet edüp bir nakş-ı Mânî ve Erjeng-i nakş-ı bukalemoni minber etmişdir kim bunda olan {Bursa} Fahrî oyması 224a misâl-i şükûfe ve turunca ve islimî ve çâr-gül ve mutabbak gül ve katmer gülleri ve gûnâ-gûn mutahhil ve kitâbeleri cihân ressâmları cem‘ olsa böyle hurdekârlık etmeğe kâdir değillerdir. Gûyâ kuyumcu kalemkârî nakşı bir minber-i ra‘nâdır kim görmeğe muhtâc bir kürsî-i vâlâdır, misli meğer Karadenizin sâhilinde Sinop Câmi‘i'ndeki münakkaş minber ola. Ve bir münakkaş-ı ibret-nümâ mü’ezzinân mahfili var kim gûya mehâfil-i cennetdir. Ve cânib-i erba‘ası revzenler ile câm-ı billûr ve necef ve moranlar ile müzeyyen olmuş bir câmi‘-i rûşen-âbâddır. Evkâfı kavî olmağıla bunda olan halıçalar bir câmi‘de yokdur. Ve her şeb yedi bin kanâdiller ile çerâğân olur câmi‘-i münevverdir ve şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir. Zirâ yetmiş yerde cemî‘î ulûm-ı kesîre dersi‘âmları vardır kim iki bin talebe derse meşgullerdir. Ve bu câmi‘in bir yan kapudan bir yan kapusuna varınca tûlu üç yüz elli ayakdır ve kıble kapusundan mihrâba varınca yüz seksen ayakdır. Üç kapusu var, sol cânibde Hünkâr mahfili kapusu, mahfil-i sultânî tahtânîdir ve Kıble kapusu ve sağ tarafda Mahkeme kapusu ve Kıble kapusu tarafında taşra soffası vardır, ammâ gayrı câmi‘ler gibi harem-i kebîri yokdur. Bir küçük haremdir. Ortasında Şeyhülislâm Azîz Efendi bir âbdesthâne havzı ve muslukları binâ etmiş. Ve bu câmi‘in yemîn [u] yesârında iki kalın tula minâre-i âlîleri var kim eflâke ser çekmişdir. Mahkeme tarafındaki minârenin kadehinde üstâd-ı mi‘mâr bir şâzirvan kadehi îcâd edüp âb-ı zülâlin tâ Keşîş Dağı'ndan uçurup hakkâ ki kemâl-i ma‘rifet ızhar etmişdir. Ammâ şimdiki hâlde mürûr-ı eyyâm ile su yolları bozulup fıskıyye mu‘attal olmuşdur, ammâ kaçan kim bârân-ı rahmet bu şehr üzre nâzil oldukda bu minârenin şerîfesinde cem‘ olan matar-ı rahmet bu mezkûr şâzirvân kadehine cem‘ olup cemî‘î hûş [u] tuyûr-ı vahşîler ol bârân-ı rahmetden nûş edüp def‘-i atşân ederler. Hulâsa-i kelâm bu şehr içre böyle rûhâniyyetli câmi‘ yokdur. Bursa şehrinin gûyâ Ayasofyası'dır. Ve şehrin güzîde yerinde olmağıla cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir kim arâzî-i ma‘mûrede bu câmi‘in nazîri yokdur. İbn-i âdem bu câmi‘in vaz‘-ı esâsı ta‘rîf ve tavsîfinde âciz ü kâsırdır. Bu câmi‘, cümle câmi‘lerden kebîr olmağıla ibtidâ bu ibâdethâne tahrîr olundu. Ammâ ibtidâ Bursa fethinde binâ olunan yukaru ve iç kal‘ada
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 223b–224a ·
metinde göster ·
… yârda yokdur. Meğer Sultân Ahmed Câmi‘i'nde ola. Ve kıble kapusunun iki yanında
taşra sofalarında
altı aded sütun-ı gûnâ-gûnlar üzre altı âded kubbe ve bir kapu 277a kubbesiyl …
lafzı târîh vâkı‘ olmuşdur. Ve derûn-ı câmi'de yetmiş aded hüsn-i hatt ile kelâm-ı İzzet'ler var kim her biri birer Mısır hazînesi değer, ammâ cümleden mihrâbın sol tarafında Yâkût-ı Musta‘sımî hattıyla olan kelâm-ı İzzet bir diyârda yokdur. Meğer Sultân Ahmed Câmi‘i'nde ola. Ve kıble kapusunun iki yanında taşra sofalarında altı aded sütun-ı gûnâ-gûnlar üzre altı âded kubbe ve bir kapu 277a kubbesiyle yedi aded kubbeler ile müzeyyendir. Ve haremi, câmi‘-i selâtîn-misâl bir harem-i vâsi‘dir kim (---)(---)(---) müzeyyendir. Ve bir şerîfeli bir tabaka minâresi vardır. Ol dahi gâyet mevzûn minâre-i âlîdir. Bu câmi‘in cânib [ü] etrâfında âyende vü revendeye mihmân olmağ içün bir mihmân-sarây var kim üç bin âdem ve iki bin at alır kârbân-sarâydır. Ve başka develiği vardır. Ve cemî‘î müsâfirîn ve mücâvirîn içün bir dârü't-ta‘âmı vardır kim mâh u sâl pîr u civâna ve ricâl u nisvâna ni‘meti mebzûl olduğundan mâ‘ada ile'l-ân her şeb ba‘de'l-ışâ mihmân-sarâyda sâkin olanlara bakır sinilerle her ocak başına birer sini çobra ve âdem başına birer nân-pâre ve her ocağa birer şem‘-i revgân ve her at ve katır ve deve ve hımâr başına birer tobra yem, cânib-i vakfdan mihmândârlar getirüp hizmet ederler. Böyle bir hayrât-ı kavîdir. Ve bir âb [u] hevâsı ve binâsı latîf rûşen ve rûşenâ hammâmı vardır. Bu zikr olunan imâretlerin cümlesi serâpâ kurşum ile mestûr hayrât-ı azîmlerdir. Bunlardan gayrı sağîr ü kebîr kırk bir hânı ve yüz seksen dükkânı vardır. {Bu cümle şîrîn-kârlığ Mi‘mâr Sinân sun‘ıdır} ve çârsû içinde (---) câmi‘i sâdece binâ-yı kadîmdir. Ve cümle hâneleri kırmızı kiremit örtülüdür. Suları cümle kuyulardır. Ser-i kûh üzre olmağıla hevâsı latîfdir. Ammâ suyu sakîlcedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 276b–277a ·
metinde göster ·
… ve minberi ve mü’ezzin mahfili sâde güzelidir. İçinde şöhret-âvizeleri yokdur.
Taşra soffası
vardır amma haremi dârdır. {Süleymân Hân mi‘mârı Sinân Ağa binâsıdır} Ulemâ-yı …
Andan Câmi‘-i Lala Mustafâ Paşa : Sarâyı kapusunun önünde tarîk-ı âm aşrı vâki‘ olmuş Süleymân Hân vezîri Lala Mustafâ Paşa binâsı, İslâmbol tarzı kubbe-i âlîsi ve cümle binâsı rasâs-ı hâs ile mestûrdur. Tûlen ve arzen seksener ayakdır. Mihrâbı ve minberi ve mü’ezzin mahfili sâde güzelidir. İçinde şöhret-âvizeleri yokdur. Taşra soffası vardır amma haremi dârdır. {Süleymân Hân mi‘mârı Sinân Ağa binâsıdır} Ulemâ-yı mütebahhirînden deryâ-yı ma‘ânî, gûyâ Nu‘mân-ı sânî, ya‘nî müfessir ve muhaddis Vanî Efendi nâmında nâmı rub‘-ı meskûna münteşir olmuş fasîhu'l-lisân ve bedî‘u'l-beyân bir şeyhi var kim va‘z u nasîhatın bir kerre istimâ‘ eden elbette her şeyden tâ‘ib ü tâhir olup hâl sâhibi olur. Ve Yeniçeri İmâm nâmında bir hâfız-ı hamele-i Kur’ân imâm-ı hümâmı var kim gûyâ hümâm-ı akdemdir. Kaçan sabâh namâzında iki hizb mikdârı Hazret-i Kur’ân-ı azîmi ve Furkân-ı mecîdi tilâvet etdükde cümle cemâ‘at-i kesîre hâmûş-bâş olup gaşy ü mebhut olurlar. Tâ bu mertebe mü’essir ve sûznâk savt-ı hazîni var. Ve ilm-i mûsikîde gûyâ mü’ellif-i kitâb-ı Edvâr'dır. Bundan gayrı niçe ulemâları vardır. Ve Yeniçeri Müe’zzîn nâmında Bilâl-ı Habeşî köçeği bir mü’ezzini var kim kaçan minâre-i bang-ı Muhammedî'de bir kerre Dâvûdî bülend-âvâzıyla Allahuekber Allahuekber, dese cümle sağîr u kebîrin vücûdları lerzân olur. Herkes kâr [u] kesbin ve ta‘âm [u] yemesin terk edüp câmi‘e gelirler. Zirâ bu Erzurûm halkı gâyetü'l-gâye musallîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 287a ·
metinde göster ·
… Efendi câmi‘ içre rûh teslîm etmiş, der-ân techîz ü tekfînin hâzır edüp câmi‘in
taşra soffasında
gasl edüp niçe yüz bin ibâdullah cenâzesine hâzır olup bu azîzi dahi şeyhi olan …
{Menâkıb-ı eş-Şeyh Abdülkerîm Gülşenî}: On seneden sonra Ulucâmi‘de namâzımız kılarız, deyü gusl edüp cümle âşıkân-ı sâdıkânlarıyla Ulucâmi‘e varup salât-ı cum‘ayı eda edüp ba‘de'd-du‘â "Ey âşıkân, bizim namâzımızı kılup ba‘dehû kârınıza gidin. Sizlerden ricâ ve temennâ ederiz" deyü bir âh-ı sûznâk öyle çeker kim derûn-ı câmi‘de istimâ‘ eden cemâ‘at-i kesîre dem-beste ve hayrân kalup görseler Şeyh Abdülkerîm Efendi câmi‘ içre rûh teslîm etmiş, der-ân techîz ü tekfînin hâzır edüp câmi‘in taşra soffasında gasl edüp niçe yüz bin ibâdullah cenâzesine hâzır olup bu azîzi dahi şeyhi olan azîz Âşık Çelebi cenbinde defn ederler. Rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 168b ·
metinde göster ·
… râbı ve mahâfil-i Bilâlîsi sâde güzeli musanna‘ mihrâb ve minber ve mahâfildir.
Taşra soffasında
altı aded {mermer-i hâs ve beyâz} sütûnlar üzre yedi aded kubâb-ı ser-nigûn-ı n …
Bu câmi‘-i pür-envâr Ortahisâr'dan çıkarken şâhrâhın sağ tarafında rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr kubâblı câmi‘-i pür-nûrdur kim tûlen ve arzen kâmil yüzer ayakdır. Ve minberi ve mihrâbı ve mahâfil-i Bilâlîsi sâde güzeli musanna‘ mihrâb ve minber ve mahâfildir. Taşra soffasında altı aded {mermer-i hâs ve beyâz} sütûnlar üzre yedi aded kubâb-ı ser-nigûn-ı nîlgûnlardır kim böyle latîf câmi‘ bir serhadde yokdur. Ve bir tula binâ-yı metîn vâsi‘ haremi var. Derûn-ı harem cümle cümle dıraht-ı müntehâlar ile müzeyyen bir mesîregâh-ı sâyedâr haremdir. Ve gâyet musanna‘ bir mevzûn minâre-i serâmed-i bâng-ı Muhammedîsi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 63a ·
metinde göster ·
üç kubbe-i nîlgûn-ı ser-nigûn kubâb-ı müdevverlerdir, ammâ nakş-ı bûkalemûn-ı i …
Ve taşra sofası üç kubbe-i nîlgûn-ı ser-nigûn kubâb-ı müdevverlerdir, ammâ nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn kubâblardır, ammâ haremi dardır. Ve bu câmi‘ bir minâre-i bânghâne-i mevzûn-ı serâmed [u] ser-bülende mâlikdir kim ilm-i mi‘mârîye mâlik olan im‘ân-ı nazar ile nazar edüp engüşt ber-dehen ederek "Sad lek hezârân bârekallâh" deyüp âlem-i hayretde kalır, zîrâ böyle bir zîk uçurum yerde bu câmi‘e temel tutdurup böyle bir minâre-i Bilâlî inşâ eylemek makdûr-ı benî Âdem değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 145a ·
metinde göster ·
… lı binâlardır kim her biri birer gûne sihr-i halâl mertebesi tasarruflar var ve
taşra soffada
dörd aded beyâz billûr-misâl mermer sütûnlar üzre üç aded kubbe-i âlîdir ve bu …
Minberi ve mihrâbı ve câmları ve revzenleri ve mü’ezzinân mahfili hâs ve beyâz mermerden Fahrî oyması-misâl müşebbek kârlı binâlardır kim her biri birer gûne sihr-i halâl mertebesi tasarruflar var ve taşra soffada dörd aded beyâz billûr-misâl mermer sütûnlar üzre üç aded kubbe-i âlîdir ve bu soffa üzre cemâ‘at-i kesîreye kar ve yağmur serpmesin içün çam direklerin yigirmi adedin ale't-tertîb dizüp ilm-i hendese üzre haşebden bir gûne sundurma saçak etmiş ve gûnâ-gûn medîneler ve gilviler ve turalar ve mukarnazlar etmiş kim gören âdemin aklı hayretde kalır, zîrâ cümle kârı Fahrî oyması gibi şebeke oyma saçakdır. Ve bu soffanın kıble dîvârı serâpâ nakş-ı bûkalemûn-ı kalem-i Bihzâd u Mânî ve Şâhkulı nakşı ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 146b ·
metinde göster ·
… tarafındaki dîvârın delüp iki aded kemer binâ edüp câmi‘i dahi tevsî‘ etmiş. Ve
taşra soffası
üzre kezâlik yine kubbeler yerine halkârî tavan kubbeler etmiş kim gûyâ her bir …
Dükelisi on bir aded mihrâbdır, ammâ cümleden mükellef ü müzeyyen Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘i, ma‘bedgâh-ı kadîmdir. Bir bayır dibinde ve bir müferrih ve mesîregâh çemenzâr u murgzâr yerde cemî‘i âsâr-ı binâları rusâs-ı hâs kurşum ile mestûr bir câmi‘-i nûrdur, lâkin sene 1072 târîhinde mütevellîsi bu câmi‘in tarz-ı atîkin bozup müceddeden enderûn [u] bîrûn-ı câmi‘i bir tarz-ı âhar edüp bir şeşhâne nakş-ı bûkalemûn halkârî tavan-ı ibret-nümûn edüp minberin sağ tarafındaki dîvârın delüp iki aded kemer binâ edüp câmi‘i dahi tevsî‘ etmiş. Ve taşra soffası üzre kezâlik yine kubbeler yerine halkârî tavan kubbeler etmiş kim gûyâ her biri birer gûne kâse-i Çîn gibi münakkaş olmuş ve haremi bir çemenzâr ortası havzlı gûnâ-gûn eşcârâtlar ile müzeyyen olup servî ve uhlamur dırahtlarının râyihaları cemâ‘atin demâğların mu‘attar eder. Ve harem etrâfı dâ’iren-mâdâr hücreler ile müzeyyendir, ammâ minâresi ol kadar mevzûn ve musanna‘ değildir, ammâ mihrâb ve minberi ve mahfil-i münîfi ve kürsî-i latîfi gâyet musanna‘ mihrâb ve minberdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 149a ·
metinde göster ·
… n bir yanına arzı kâmil yüz ayakdır. İki yan kapusu ve bir kıble kapusu vardır.
Taşra soffaları
altı aded sütûnlar üzre beş aded musanna‘ kıbâblardır. Derûn-ı câmi‘ bir hayli …
Cümleden câmi‘-i selâtîn taşra büyük kal‘ada Şehzâde Süleymân Hân: Bunda hâkim iken binâ etmişdir. Cemî‘i enderûn u bîrûnunda cümle imâretlerinin kıbâbları rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr bir câmi‘-i pür-nûrdur. Kıble kapusundan tûlu mihrâba varınca yüz elli ayakdır. Ve bir yanından bir yanına arzı kâmil yüz ayakdır. İki yan kapusu ve bir kıble kapusu vardır. Taşra soffaları altı aded sütûnlar üzre beş aded musanna‘ kıbâblardır. Derûn-ı câmi‘ bir hayli vâsi‘dir kim cümle on bin âdem alır. Ammâ çârsû-yı bâzâr içinde vâki‘ olup daracık zemînde olmak ile taşra haremi küçükdür, câmi‘inin büyüklüğüne göre değildir. Ve minâresi ve minber mihrâbı tarz-ı kadîm âsârlardır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 140a ·
metinde göster ·
… taş minâreli ve cemâ‘at-i kesîreli ve yine toprak örtülü câmi‘-i mahbûbdur kim
taşra sofasında
Kalmık Tatarının şehîd etdiği Gürcî Mustafa Paşa medfûndur. Ve câmi‘e karîb bir …
Ve paşa sarâyına karîb Receb Ağa câmi‘i var. Bir taş minâreli ve cemâ‘at-i kesîreli ve yine toprak örtülü câmi‘-i mahbûbdur kim taşra sofasında Kalmık Tatarının şehîd etdiği Gürcî Mustafa Paşa medfûndur. Ve câmi‘e karîb bir at değirmeni var. Ve bu orta hisârın garb tarafında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184b ·
metinde göster ·
… içinde (---)(---) câmi‘i kârgîr kubbeli ve kârgîr minâre-i mevzûnlu câmi‘dir.
Taşra soffasının
sol tarafında bir kabr-i şühedâ vardır. Ve yine çârsû içinde (---)(---) câmi‘i …
Der-cevâmi‘hâ-yı müslimât: Evvelâ çârsû içinde (---)(---) câmi‘i kârgîr kubbeli ve kârgîr minâre-i mevzûnlu câmi‘dir. Taşra soffasının sol tarafında bir kabr-i şühedâ vardır. Ve yine çârsû içinde (---)(---) câmi‘i, bu dahi kârgîr kubbeli ve kiremitli ve kârgîr minâreli ma‘bedgâhdır. Ve kal‘adan taşra tekye câmi‘leri, ikisi de müferrihdir. (---)(---)(---)(---). Bunlar çümle cemâ‘at-i kesîreye mâlik beytullâhlardır. Ve yukaru hisârda Süleymân Hân câmi‘i, kiliseden olduğu bâlâda mastûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 280a ·
metinde göster ·
… ârgîr kubbeli ve minâre-i mevzûnlu câmi‘-i rûşendir. Ve hareminde şâzrevânlı ve
taşra soffası
dahi amûdlar üzre kârgîr kubbeli ve musanna‘ revzenleri ile bir câmi‘-i dilküşâ …
Ve cümle yigirmi iki mihrâbdır. Cümleden cemâ‘at-i kesîreli câmi‘-i selâtîn-misâl Eski câmi‘ Lala Paşa'nındır. Kârgîr kubbeli ve minâre-i mevzûnlu câmi‘-i rûşendir. Ve hareminde şâzrevânlı ve taşra soffası dahi amûdlar üzre kârgîr kubbeli ve musanna‘ revzenleri ile bir câmi‘-i dilküşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y31a ·
metinde göster ·
… nın evsâfları birer birer tahrîr ve tastîr eylesek bir kürrâs evsâfı olur. Ammâ
taşra soffasında
altı aded mermer sütûn-ı âlî üzre beş kâse-i ser-nigûn misâl nakş-ı bûkalemûn k …
Ve câmi‘in minberi ve mihrâbı ve meşâyih kürsîleri ve cânib-i erba‘asındaki tabakaları ve maksûreleri ve mü’ezzinân mahfili ve sâ’ir âvîzeler ve maslûbâtları ve gûnagûn hüsn-i hatları ve cânib-i erba‘asında olan revzenleri ve billûr ve necef ve moran câmların ve gayri âsârlarının evsâfları birer birer tahrîr ve tastîr eylesek bir kürrâs evsâfı olur. Ammâ taşra soffasında altı aded mermer sütûn-ı âlî üzre beş kâse-i ser-nigûn misâl nakş-ı bûkalemûn kubbe-i nüh-tâklardır kim her birinin vasfında Q 18bP 18b kilk-i cevâhir zebân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y34b ·
metinde göster ·
… birer mihrâblı câmi‘ edüp ilhâk etdikleriçün üç mihrâblıdır. Ve iki mihrâb dahi
taşra soffalarında
vardır. Ve leb-i deryâda teng mahalde olmağile bunun dahi haremi yokdur. Ammâ c …
Bu câmi‘in üç mihrâbı olmasının aslı üc sâhibü'l-hayrât birer mihrâblı câmi‘ edüp ilhâk etdikleriçün üç mihrâblıdır. Ve iki mihrâb dahi taşra soffalarında vardır. Ve leb-i deryâda teng mahalde olmağile bunun dahi haremi yokdur. Ammâ câmi‘ ile kal‘a kapusu önünde mâbeyne-hümâda câmi‘in bir âbdest havuzu var, şâzrevânı revân olmadadır ve üstü kurşum örtülü maksûre-vâr bir havz-ı mâ-i hoşgüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y46a ·
metinde göster ·
… Ve kubbe-i âlîsi kurşumludur. Ve minâresi gâyet Y 80b nahîf ve mevzûndur. Ve
taşra soffaları
üzre altı aded sütûn-ı sommâkî üzre kubbe-i mînâlardır. Ve şeb [u] rûz cemâ‘atd …
Cümleden cemâ‘atli çârsû içinde Yeni câmi‘ gâyet musanna‘dır. Ve kubbe-i âlîsi kurşumludur. Ve minâresi gâyet Y 80b nahîf ve mevzûndur. Ve taşra soffaları üzre altı aded sütûn-ı sommâkî üzre kubbe-i mînâlardır. Ve şeb [u] rûz cemâ‘atden hâlî değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y80a–Y80b ·
metinde göster ·
… de etmiş. Lâkin haremi yokdur. Şâhrâh üzre vâki‘ olmağile teng mahaldedir. Ammâ
taşra soffaları
vardır. Ve minâre-i serâmedi câmi‘in solunda vâki‘ olmuşdur. Minâre kapusunun s …
Ve Ulu câmi‘ mâ-tekaddem kiremitli imiş, ba‘dehu Birgili Dervîş Ağa ta‘mîr ü termîm edüp dürr-i beyz-âsâ münevver olup serâpâ kurşum ile pûşîde etmiş. Lâkin haremi yokdur. Şâhrâh üzre vâki‘ olmağile teng mahaldedir. Ammâ taşra soffaları vardır. Ve minâre-i serâmedi câmi‘in solunda vâki‘ olmuşdur. Minâre kapusunun solunda iki âdem kaddi bâlâda bir beyâz mermer-i hâm üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y80b ·
metinde göster ·
… ev-binâ ve ibâdethâne-i zîbâdır. Ammâ çârsû içre olmak ile haremi yokdur. Lâkin
taşra soffaları
altı amûd-ı müntehâ üzre beş kubbe-i âlîdir ve bir minâre-i serâmedi vardır. Ve …
Ve bu varoşun imâretlerinden Dervîş Ağa câmi‘i, kârgîr binâ kubbe-i ra‘nâdır, kurşumlu câmi‘-i nev-binâ ve ibâdethâne-i zîbâdır. Ammâ çârsû içre olmak ile haremi yokdur. Lâkin taşra soffaları altı amûd-ı müntehâ üzre beş kubbe-i âlîdir ve bir minâre-i serâmedi vardır. Ve kıble kapusu üzre bu manzûm târîh tahrîr olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y86b ·
metinde göster ·
… olur. Anıniçün bu câmi‘e Sulu câmi‘ derler, gâyet mesîregâh yerdir. Ve câmi‘in
taşra soffalarında
mermer sütûnlar üzre küçük kubbelerdir.
Ve taşra yan soffanın solunda câmi‘ dîvârına muttasıl merkad-i (---)(---) sultân medfûndur. Ve câmi‘in taşra solunda tahta soffa altında iki değirmen yürüdür bir âb-ı hayât su kaynayup cereyân eder. Cümle cemâ‘at andan tecdîd-i vuzû‘ ederler. Andan aşağı tabbâğhâneye ve andan bâğ u bâğçelere tevzî‘ olur. Anıniçün bu câmi‘e Sulu câmi‘ derler, gâyet mesîregâh yerdir. Ve câmi‘in taşra soffalarında mermer sütûnlar üzre küçük kubbelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y101a ·
metinde göster ·
sekiz mermer ve sommâkî sütûn üzre kubbe-i âlîler. Ve bu câmi‘in kıble kapusu b …
Ve taşra soffalarında sekiz mermer ve sommâkî sütûn üzre kubbe-i âlîler. Ve bu câmi‘in kıble kapusu bir kenîse kapusu imiş. Sihr-i i‘câz bir âsâr-ı acîbe olmak ile Süleymân Hân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân Koca Mi‘mâr Sinân izni ile bu câmi‘-i şerîfe kapu etmiş, midhatinde lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y119b ·
metinde göster ·
… ne ve dâr-ı kurrâsı var. Cümle hücreler önü sütûnlar üzre tâklardır. Ve câmi‘in
taşra Q 63a soffası
dahi amûd-ı müntehâlar üzre kubbe-i âlîlerdir.
Ve bu haremin cânib-i erba‘ası medrese hücreleridir. Ve bir kubbe-i âlî dershâne ve dâr-ı kurrâsı var. Cümle hücreler önü sütûnlar üzre tâklardır. Ve câmi‘in taşra Q 63a soffası dahi amûd-ı müntehâlar üzre kubbe-i âlîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y132a ·
metinde göster ·
vardır. Ve taşra haremi vardır. Ve bir kaç çınâr-ı müntehâ dırahtlar vardır. Ve …
Ve bir minâresi var, kıble kapusu önündedir. Ve taşra soffaları vardır. Ve taşra haremi vardır. Ve bir kaç çınâr-ı müntehâ dırahtlar vardır. Ve hareminde bir azîm değirmen nehri cereyân edüp cümle cemâ‘at-ı kesîre andan tecdîd-i vuzû‘ ederler. Andan Kal‘a câmi‘i ve Boğazkesen câmi‘i ve Beğdûdiyye câmi‘i ve Hâtûniyye câmi‘inin kapusu üzre böyle tahrîr olunmuşdur. Târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y160a ·
metinde göster ·
altı sütûn-ı ibret-nümâ üzre yedi kubbe-i sernigûndur kim her biri gûyâ kâse-i …
Ve taşra soffaları altı sütûn-ı ibret-nümâ üzre yedi kubbe-i sernigûndur kim her biri gûyâ kâse-i nîlgûndur ve nakş-ı bûkalemûn'dur. Ve bir ferah-fezâ cânfezâ haremi var. Serâpâ beyâz ve elvân mermer-i hâm ve münakkaş ruhâm ile müzeyyen bir haremdir. Ve vasatında bir âbdest havuzu var. Bu dahi nazîre kabûl etmeyen musanna‘ şâzrevânlardan biridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y166a ·
metinde göster ·
vardır. Ve câmi‘ içi mermer ve gayri hacer ile döşeli değildir, hemân Ravza-i ş …
Ve minâresi alçakdır. Ve haremi yokdur, ancak taşra soffası vardır. Ve câmi‘ içi mermer ve gayri hacer ile döşeli değildir, hemân Ravza-i şerîf haremi gibi hurde kara çakıl taşı ile döşelidir. Âdem pâ-bürehne üzerine bassa huzûr ile basamaz. şöyle dökülüp yapılmışdır. Ve gayri câmi‘ler gibi müzeyyen değildir, sâde güzelidir. Bir kez ibâdet edenin du‘âsı müstecâbdır. Zîrâ Hazret-i Risâlet eyle du‘â eylemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y293b ·
metinde göster ·
ve sutûhun ta‘mîr ü termîm eden Behrâm Ağa medfûndur. Ve bu kubbenin solunda ku …
Andan câmi‘in harem-i şerîfi içinde iki kubbe-i sagîreler vardır. İmâret kapusu tarafındaki kubbede İbrâhîm-i Dessûkî hazretlerinin kubbesin ve taşra soffa ve sutûhun ta‘mîr ü termîm eden Behrâm Ağa medfûndur. Ve bu kubbenin solunda kubbe içinde İbrâhîm-i Dessûkî hazretlerinin birâderi şeyh Mûsâ oğlu eş-şeyh Abdullâh Ebüttuyûr ibn şeyh Mûsâ hazretleri medfûndur. İbrâhîm-i Dessûk'un intikâlinden sonra seccâde-nişîn olup sır bunlara intikâl etdi, derler. Ve bu kubbeciklerin birer kapuları şimâle mekşûfdur ve ikişer üçer pençereleri hareme nâzır kubbecikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y302b ·
metinde göster ·
… okdur. Lâkin şeb [ü] rûz cemâ‘atı çokdur. Ve bir alçak minâresi vardır. Câmi‘in
taşra soffası
ve ba‘zı yerleri kâşî-i Mağrib-zemîn'dir. Bu sâhibü'l-hayrât Melek Ahmed Paşa e …
Bu câmi‘ teng mahalde vâki‘ olmak ile haremi yokdur. Lâkin şeb [ü] rûz cemâ‘atı çokdur. Ve bir alçak minâresi vardır. Câmi‘in taşra soffası ve ba‘zı yerleri kâşî-i Mağrib-zemîn'dir. Bu sâhibü'l-hayrât Melek Ahmed Paşa efendimizin kapucubaşılarından bir mâldâr ağa idi. Maskat-ı re’si olan bu Reşîd'e gelüp hasbeten lillâh bu câmi‘i inşâ eyledi. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y334a ·
metinde göster ·