"İşte ben de geldim" deyü zâhir olup hazîne-i mühimmâtı küşâde edüp yine Ayasofya'ya şürû‘ edüp cümle (---) yüz sommâkî amûdlar üzre tâk-ı nuh-tâklar üzre iki tabaka dahi amûd-ı müntehâlar üzre tâk-ı Havernaklar üzre kubbe-i eflâk misilli bir kâse-i ser-nigûn ve rusâs-ı hâss-ı nîlgûn ile mestûr bir kubbe-i azîm ma‘mûr etdiler kim felek-i atlas-ı bûkelemûnda böyle kubbe-i ibret-nümûn misl-i kablihâ ve ba‘dihâ binâ olunmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 34a ·
metinde göster ·
vardır kim anlarda leyle-i mübârekelerde kanâdîller çerâğân ederler. Cümle yigi …
Ve câmi‘ içre kubbede ve amûdlar üzre iki kat tabakalar dahi vardır kim anlarda leyle-i mübârekelerde kanâdîller çerâğân ederler. Cümle yigirmi iki bin kanâdîl ve niçe bin maslûbât âvîzeler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43b ·
metinde göster ·
… nı ve Ârâstabaşı değirmânı ve Mazı değirmânları dabbâklarındır kim bî-hesâbdır.
Tabbâğhânesi dahi
müzeyyendir. Anlardan aşağı Çürüksu üzre niçe değirmânlara bokluca değirmânlar …
ve Ârâste değirmânı ve Tayyâr değirmânı ve Sâk Fakı değirmânı ve Ârâstabaşı değirmânı ve Mazı değirmânları dabbâklarındır kim bî-hesâbdır. Tabbâğhânesi dahi müzeyyendir. Anlardan aşağı Çürüksu üzre niçe değirmânlara bokluca değirmânlar derler, memdûh değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 56b ·
metinde göster ·
"Bu Eski Bağdâd-ı Heremdâd'ın her hammâmı içre beşer âdem olsa olmaz her hammâm …
Müverrihân-ı kudemâ olan Mıkdısî-i Yarmenî bu hâk-i Irâk tahrîrinde yed-i tûlâsın ayân u beyân edüp mezkûr Eski Bağdâd-ı Heremdâd hakkında eyle tahrîr ü tasdîr ü terkîm edüp eydür kim: "Hâk-i Irâk hudûdu tûlen Tikrit şehrinden tâ şehr-i Sadan'a varınca idi. Ve arzı şehr-i Kâdisiyye'den tâ şehr-i Hulvân'a varınca hudûd-ı İremleri varmış idi. Ve nefs-i şehr-i Heremdâd Şattu'l-Arab kenârından cânib-i şarka iki günlük yolda nehr-i Diyâle'ye varmış. Tûlen ve arzen bir sevâd-ı mu‘azzam idi. Ve vasat-ı şehir içre tâ nehr-i Diyâle'den üç aded tur‘a gelüp cereyân ederdi. Ve ol asırda cümle hâk-i Irâk'da nehr-i Şatt ve nehr-i Furât ve nehr-i Diyâle'den cümle yedi bin aded tur‘alar cereyân edüp arz-ı Irâk'ı saky edermiş. Ve bu Heremdâd'un vasatında deyr-i püt-gedesi var imiş kim cemî‘i kıbâbları üç bin amûd-ı müntehâ üzre mebnî üç bin altmış aded kıbâbları olup yedi bin aded huddâmları var imiş. Ve nehr-i Van 332b dahi Kürdistân kuhlarından gelüp nehr-i Dicle'ye bu Heremdâd altında mahlût olurmuş. Ve nehr-i İsâ içre ve nehr-i Serâb kenârınca niçe bin âsiyâb-ı dakîkler deverân edüp mezkûr nehreyn-i mübârekeynler üzre niçe bin keştîler şinâverlik edüp şehr-i Heremdâd'a tüccârân ile metâ‘ getirüp kâlâ vü vâlâ getirirlerdi. Ve ne mertebede sevâd-ı mu‘azzam idüğü andan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim bu şehr içre hammâm-ı hâs [u] âm ile hammâmât-ı mahsûs-ı benâm altmış bin hammâm idi" deyü tahrîr etmişler. Hattâ Cerîr-i Taberî dahi "Bu Eski Bağdâd-ı Heremdâd'ın her hammâmı içre beşer âdem olsa olmaz her hammâmda ellişer huddâm var idi", deyü bî-hisâb benî Âdem tahrîr etmiş "Ve cümle kırk bin sırmakeş ve altı bin zerkûb var idi. Gayri esvâk-ı bâzârı ve niçe kerre yüz dükkânçeleri ve niçe yüz bin aded âsâr-ı imârâtları ana göre kıyâs oluna." deyü tahrîr etmişler. Ammâ şimdiki hâlde kân-ı mâr-ı mûr [u] bûm-ı gurâb olup ancak âsâr-ı binâdan Tâk-i Kisrâ nâm bir binâ-yı benâm kalmışdır. İnşâallahu Ta‘âlâ mahalliyle ol dahi tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 332a–332b ·
metinde göster ·
… Sultân'ın mâlı cümle Vâlide Hânı'ndaki orta kullededir" deyü kendisi varup dörd
tabakasına dahi
girüp bir Mısır hasırıyla bir büyük mertebânî {tabak} bulup hâ’ib ü hâsir kayığ …
"Kaya Sultân'ın mâlı cümle Vâlide Hânı'ndaki orta kullededir" deyü kendisi varup dörd tabakasına dahi girüp bir Mısır hasırıyla bir büyük mertebânî {tabak} bulup hâ’ib ü hâsir kayığa binüp Eyyûb Sultân'a gelüp Kaya'nın cenâzesine hâzır olup ol ân Kaya'nın cümle mâlların defter ile bostâncıbaşı kayığına koyup cümle Haremeyn dollâbına götürürüz deyü bu kadar mâl-ı firâvânı götürdüklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 78a ·
metinde göster ·
… bu re’y [ü] tedbîrleri sû-i tedbîr olur, ammâ hikmet-i Hudâ bu mezkûr Fostiçse
tabyasının dahi
havâlesi vardır. Bu havâleye balyemez topları koyup Fostiçse'i döğe döğe berbâd …
Ammâ bu kal‘anın deryâ getirdiği handakdan aşrı karada bizim Kırka hâkinde bu kal‘aya sehel havâle bir kayalı püşte-i pest var. Anda bir Fostiçse-i azîm, ya‘nî bir siper-i kal‘a etmiş kim gûyâ bu dahi bir sedd-i Kahkaha'dır. Üstünde fırça gibi topları dizmişdir. Başka kesme kaya handak-ı amîk var, ammâ deryâ sehel ba‘îd olmağile handakında suyu yokdur, lâkin handakdan hâric niçe bin elvân muhîl [ü] şeytanatlar ile gûnâ-gûn şarampav kazıkları ve parmaklıkları ve lağımlar etmiş. Hattâ esîrlerimizin nakilleri üzre bu Fostiçse'nin yer altından ve kal‘a handakı içindeki deryâ 141a altından Zadra kal‘asına gider yol vardır, derler. Ol mülâhaza ile bu yolu yer altından etmiş kim eğer karada olan Fostiçseyi Türk alırsa içinde olan kâfirler kal‘aya firâr edeler ve kal‘adan anlara imdâd gideler, ammâ inşâ’allâh "El-abdü yüdebbiru vallâhu yukaddiru". mazmûnu üzre Cenâb-ı Allâh fethi müyesser etmişse bu re’y [ü] tedbîrleri sû-i tedbîr olur, ammâ hikmet-i Hudâ bu mezkûr Fostiçse tabyasının dahi havâlesi vardır. Bu havâleye balyemez topları koyup Fostiçse'i döğe döğe berbâd eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 140b–141a ·
metinde göster ·
… k nehr-i Şamos ve handakdan hâric şark cânibinde bir sazlık ve bataklık idi. Bu
taburda dahi
Rakofçi kral karâr edemeyüp andan (---) sâ‘at menzile gidüp,
Bu mahalde Rakofçi la‘în mukaddemâ Seydî Ahmed Paşa havfından bir tabur-ı azîm kazmış kim bir günde güc ile devr olunur. Handakı çâh-ı gayyâdan nişân verüp içinden nehr-i Şamos cereyân eder. Bir tarafı büyük nehr-i Şamos ve handakdan hâric şark cânibinde bir sazlık ve bataklık idi. Bu taburda dahi Rakofçi kral karâr edemeyüp andan (---) sâ‘at menzile gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7a ·
metinde göster ·
… garîb san‘atdır. En aşağı tabakası sovukdur. Andan aşağı havuzlu meydândır orta
tabakaları dahi
germâdır dahi andan âlî tabakaları dahi issidir, tâ kubbe berâberi tabakası âte …
Ve cümle üç aded hammâmları var, kıbâblı değildir. Tahtadan bir gûne çâr-kûşe kubbeli kireç ve horasân ile binâlı 13b bir tarz-ı âhar sobalı hammâmlardır, ammâ cânib-i erba‘ası kârgîr dîvârlara kat-ender-kat kârgîr nerdübân-misâl yerler edüp her birinde kurnaları var, ammâ aşağı soffada olan âdemlere yukaru soffada yaykanan âdemlerin çirkâbı suyu sıçramaz garîb san‘atdır. En aşağı tabakası sovukdur. Andan aşağı havuzlu meydândır orta tabakaları dahi germâdır dahi andan âlî tabakaları dahi issidir, tâ kubbe berâberi tabakası âteş pâredir. Herkes tahammülüne göre soffalarda gusl ederler. Külhanı taşrada değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 13a–13b ·
metinde göster ·
… dur. Andan aşağı havuzlu meydândır orta tabakaları dahi germâdır dahi andan âlî
tabakaları dahi
issidir, tâ kubbe berâberi tabakası âteş pâredir. Herkes tahammülüne göre soffa …
Ve cümle üç aded hammâmları var, kıbâblı değildir. Tahtadan bir gûne çâr-kûşe kubbeli kireç ve horasân ile binâlı 13b bir tarz-ı âhar sobalı hammâmlardır, ammâ cânib-i erba‘ası kârgîr dîvârlara kat-ender-kat kârgîr nerdübân-misâl yerler edüp her birinde kurnaları var, ammâ aşağı soffada olan âdemlere yukaru soffada yaykanan âdemlerin çirkâbı suyu sıçramaz garîb san‘atdır. En aşağı tabakası sovukdur. Andan aşağı havuzlu meydândır orta tabakaları dahi germâdır dahi andan âlî tabakaları dahi issidir, tâ kubbe berâberi tabakası âteş pâredir. Herkes tahammülüne göre soffalarda gusl ederler. Külhanı taşrada değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 13a–13b ·
metinde göster ·
… rillâhi Ta‘âlâ taşra kırıntıların âteşleri büyük taburun çam ağaçlarına yapışup
tabur dahi
yer yer yanmağa başladı. Ve derûn-ı taburdan küffâr bu hâli görüp şaşdı, ammâ v …
Ve küffâr âteşi söndürmeğe iktidârları kalmayup karârları firâra mübeddel olup cümle büyük tabura girüp kamandılar ve ceng-âşûba başlayup henüz taburda kapanlar bi-emrillâhi Ta‘âlâ taşra kırıntıların âteşleri büyük taburun çam ağaçlarına yapışup tabur dahi yer yer yanmağa başladı. Ve derûn-ı taburdan küffâr bu hâli görüp şaşdı, ammâ var kuvveti bâzûya getirüp tarafeynden ceng-i azîm olunup toplarımız küffâra göz açdırmaz oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 21a ·
metinde göster ·
… ağrib cânibindeki toprak tabyaya varınca kâmil beş yüz hatvedir, ammâ bu toprak
tabya dahi
iki kat Şeddâdî taşdan nev binâ bir tabya-i ra‘nâdır kim her katında onar pâre …
Ve bu kapudan içeri tâ mağrib cânibindeki toprak tabyaya varınca kâmil beş yüz hatvedir, ammâ bu toprak tabya dahi iki kat Şeddâdî taşdan nev binâ bir tabya-i ra‘nâdır kim her katında onar pâre balyemez topları var kim Tuna aşrı Ciğerdelen sahrâsına gelen düşmanların ciğerin deler. Serâmed topları tâ Murâdovası'nda meks eden küffârı nâr-nûr murâdına ergirir top-ı tavîlleri var. Hattâ bu tabya-i bâlâdan aşağı varoşa bakmağa âdem cür’et edemeyüp aklı çâk olur. Tâ bu mertebe tabya-i âlîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94a ·
metinde göster ·
… abyalar üzre balyemez toplar koyup handaka gelen düşmanı uğratmaz. Ve bu dirsek
tabyaların dahi
çâh-ı gayyâ-misâl handakları var. Böyle tabur cengleri kal‘a cenglerinden sarpd …
Sitâyiş-i tabur-ı Süleymân Hân: Bu kal‘anın cânib-i garbîsinde top menzilinden alarka bâğlar başında bir tarafı nehr-i Tuna ve bir tarafı Uyvar hâkinde Ciğerdelen sahrâsında cirmi yigirmi bin adım bir tabur-ı azîmdir kim iki kat handakdır. Toprağı dağlar gibi iç yüze yığılmış handak-ı azîmdir, aslâ dîvârı yokdur. Gayyâ gibi kazılmış handaka tabur derler, kal‘adan sa‘bdır. İçine yetmiş seksen bin âdem girüp kapanup ceng etdiklerinde tabur cengi derler. Bu taburun ancak kara tarafında iki kapu yeri vardır. Kapu yerleri önünde toprakdan yığma tabya yerleri var kim kapuları pinhân edüp tabyalar hıfz eder. Ve bu tabur handakları ve toprak yığınları eğri büğrü köşe köşe olup her köşede tabur handakların muhâfaza edecek azîm dağlar gibi tabya yerleri var. Hîn-i muhâsarada ol tabyalar üzre balyemez toplar koyup handaka gelen düşmanı uğratmaz. Ve bu dirsek tabyaların dahi çâh-ı gayyâ-misâl handakları var. Böyle tabur cengleri kal‘a cenglerinden sarpdır. Hemân tabur fethine çâre toprak sürüp lağım edüp sıçan yollarıyla kol kol hücûm-ı mehcûm etmeden gayri ilâc yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 99b ·
metinde göster ·
Ve yine hikmet-i Hudâ küffâr-ı hîlekârın bir azîm taburu dahi Peşte kal‘ası kurbunda Soboska kal‘asını alup andan Hatvan kal‘asın dahi küffâr muhâsara edüp leylen ve nehâr balyemez ile döğdüğünün sadâsın yine bu Novigrad gâzîleri istimâ‘ edüp cânib-i erba‘alarını cihân kâfirleri aldığından haberdâr olup kendüleri de üç aydan berü mahsûr oldukları cânlarına yetişüp bir tarafdan imdâd gelmeyeceklerin dahi bilüp âhir-i kâr bir gün gördüler kim Rûmeli beğlerbeğisi Sinân Paşazâde ve Budin vezîri Hasan Paşa bu Novigrad altına geldiler, ammâ küffârın askeri vefretinden kal‘a-i Novigrad'a imdâd edemeyüp Budin'e giderler. Hemân bu hâl-i perîşân-ı pür-melâli kal‘a-i Novigrad'da olan asâkir-i İslâm'dan yeniçeriler yerli kulun söyletmeyüp "Bir alay bî-imdâd nâçâr âdemleriz" dediler ve kal‘a-i Novigrad'ı vere ile küffâra verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 134a ·
metinde göster ·
… ıraht-ı müntehâları dizüp paça[rı]z etmiş ve bu taburun ortasında bir kat küçük
tabur dahi
kazup gûyâ iç kal‘a edüp cümle hazîne ve mâl-ı erzâkı bunda idi.
Âdem gelince derin küçük küçük kuyular ve çukur çukur çukurlar kazmış kim hîn-i ma‘rekede Türk askeri tabura yürüyüş ederse kuyulara ve çukurlara düşsünler mülâhazasıyla niçe kerre yüz bin aded mülhid çukurları kazmış ve yığılan toprakların ardına niçe bin arabalar ve niçe kerre yüz bin dallı ve budaklı dıraht-ı müntehâları dizüp paça[rı]z etmiş ve bu taburun ortasında bir kat küçük tabur dahi kazup gûyâ iç kal‘a edüp cümle hazîne ve mâl-ı erzâkı bunda idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 179b ·
metinde göster ·
Kanije kal‘asının cânib-i garbîsinde Topraklık nâm varoşunda bir kat bir tabur …
Ammâ bir tabur dahi Kanije kal‘asının cânib-i garbîsinde Topraklık nâm varoşunda bir kat bir tabur içinde Kız kral ve Danimarka kral ve Donkarkız kral bu taburdan Kanije'yi döğerlerdi, lâkin küçük tabur, ammâ bu mezkûr Zirinoğlu ve Began ve Nadaj ve Kettanoğulları'nın taburları gâyet büyükdür. Hattâ hakîr bu taburu at ile iki sâ‘atde gücile dolaşup temâşâ etdim. Ve bu taburda küffâr meymene ve meysere durup bî-bâk ü bî-pervâ Kanije'yi döğerken Sadrıa‘zamın toplar ata ata geldiğin küffâr-ı hâksâr işidüp cân u baş havfine düşüp karârları firâra mübeddel olup bu tabur içre ol kadar mâl-ı ganâ’im ve cebehâne bırakmış kim hisâbın Hudâ bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 179b ·
metinde göster ·
… r aded âdemler şeb [ü] rûz dîdebânlık edüp dururlar. Ve büyük Kanije kal‘asının
tabyaları dahi
bu varoş tabyalarına nâzır olup birbirlerin korudurlar.
Ve yay gibidir dediğimizin gûyâ yay başlarında bu kal‘anın iki başında birer dâne sedd-i Kahkahâ gibi tabya-i azîmleri var kim gûyâ her biri birer sedd-i İskender'dir kim içlerinde yetmişer seksener pâre balyemez topları ve gayrı şayka ve kolumburuna ve şâhî topları vardır. Ve her bir tabyada biner aded âdemler şeb [ü] rûz dîdebânlık edüp dururlar. Ve büyük Kanije kal‘asının tabyaları dahi bu varoş tabyalarına nâzır olup birbirlerin korudurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181b ·
metinde göster ·
… p meydâna çıkup sedd-i Nemrûd gibi âmâde durup meselâ yay başlarında olan büyük
tabyaları dahi
bu kabza yerindeki orta tabya anları dahi korudur.
Ancak mâbeynde bir buheyre-i azîm deryâsı var ve yay kabzası ta‘bîr etdiğimiz yerde bir büyük tabya-i azîm Beç kapusundan ileri göğüs verüp meydâna çıkup sedd-i Nemrûd gibi âmâde durup meselâ yay başlarında olan büyük tabyaları dahi bu kabza yerindeki orta tabya anları dahi korudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181b ·
metinde göster ·
cânib-i erba‘aları derin handaklardır ve handaklardan taşrasında meterise girec …
Ve bu tabyaların dahi cânib-i erba‘aları derin handaklardır ve handaklardan taşrasında meterise girecek yerlerde cümle lağımlardır. Ve bu tabyalar arasında aslâ kal‘a görünmez ve hîn-i muhâsarada bu tabyalardan kal‘aya yaklaşılmaz, ammâ hîn-i muhâsarada bu tabyaların birisi ele girse kal‘a tîz feth olur. Ve mâ tekaddem Yanık kal‘ası bizde iken bu kal‘a âhıru'l-hudûd imiş, ammâ küffâr hemân bir yıldan yine zafer bulup almış. Anıniçün bu kal‘a sarpdır. Ve varoşu kenârında bir toprak yığılı hudûd milleri olan bir depe yığılıdır kim Süleymân Hân Beç ve Alman gazâsına giderken yığmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 49b ·
metinde göster ·
… var. Handakdan taşra on aded toprakdan tabyaları korudur serâmed toplardır. Bu
tabyaların dahi
başka handakları var, ammâ handakda suları yokdur, zîrâ bu tabyaların cânib-i e …
Ve handak içine nâzır azîm topları var. Handakdan taşra on aded toprakdan tabyaları korudur serâmed toplardır. Bu tabyaların dahi başka handakları var, ammâ handakda suları yokdur, zîrâ bu tabyaların cânib-i erba‘aları sâfî ikişer ve üçer kat fırça lağımlardır kim her biri üçer ve dörder hazîneli lağımlardır. Ve bu taşra tabyaların etrâfları cümle şarampavdan kazıklı meterislerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56a ·
metinde göster ·
… ı rıhtım palanka-i azîm ile sekiz aded kûh-ı Bî-sütûn mânend tabyalar etmiş. Bu
tabyalara dahi
handak-ı azîmler kazup içinden nehr-i Vak'ı akıtmak isterdi. Ve bu Uyvar'a yakı …
Nehr-i Vak kenârında bir çemenzâr düz sahrâda şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘a idi. Hâlâ etrâfına yine nehr-i Vak kenârında sekiz köşe bir Şeddâdî tula binâ bir metîn ve kavî kal‘a-i ra‘nâ ediyor. Eski Galgofça bu yeni kal‘aya iç kal‘a misâl olup bundan taşra bir varoş-ı azîm çevirmiş kim Kıbleli Paşa ile Kazak askerinin meterise girdikleri handaklar cümle varoş olup bunun dahi etrâfın dolma şarampavlı rıhtım palanka-i azîm ile sekiz aded kûh-ı Bî-sütûn mânend tabyalar etmiş. Bu tabyalara dahi handak-ı azîmler kazup içinden nehr-i Vak'ı akıtmak isterdi. Ve bu Uyvar'a yakın olan küçük kal‘aları cümle büyük edüp Uyvar re‘âyâların bu kal‘alara koyup ma‘mûr etmede idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 76b ·
metinde göster ·
… rler sabâha dek hâb-ı râhat görmeyüp Ferhâd gibi çalışup taburdan taşra bir kat
tabur dahi
binâ edüp ana dahi bir fecc-i amîk-vâr handak kazup türâbın ileri atdı. Ve üç y …
Ol gece dâr-ı emân-misâl atlarımızı sahrâya salup Tatarlar mu‘tâdları üzre mâvî ve kırmızı gömlekleri ve tumanların çıkarup hâb-ı râhata yatdılar. Ol gece mel‘ûn kâfirler sabâha dek hâb-ı râhat görmeyüp Ferhâd gibi çalışup taburdan taşra bir kat tabur dahi binâ edüp ana dahi bir fecc-i amîk-vâr handak kazup türâbın ileri atdı. Ve üç yerden kapular yapdı ve yedi yerden azîm tabyalar çatdı ve her bir tabyalara onar pâre balyemez toplar koyup asker-i İslâm üzre atdı. Ve ba‘dehu hâmûş-bâş olup yatdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 113a ·
metinde göster ·
… turyan boruları ve nâkûsların çalarak üzerimize cemapur askeri gibi gelir, ammâ
taburundan dahi
çok alarka olmağa havf edüp âheste âheste gelerek bizim askerimizin meydân-ı ma …
Netîce-i kelâm küffâr-ı dûzah-karâr Tatar'ın bu yan verdiği hâlin görüp kaçdı mülâhazasında olup taburunun cümle kapuların küşâde kılup ölüsü dirisine binüp balyemez topların taşra çeküp iki bin kadar arabaların tabur ve küren çatarak top tüfenglerin atarak erganon ve torompete ve luturyan boruları ve nâkûsların çalarak üzerimize cemapur askeri gibi gelir, ammâ taburundan dahi çok alarka olmağa havf edüp âheste âheste gelerek bizim askerimizin meydân-ı ma‘rekede binden mütecâviz güzîdesi belki dahi ziyâdesi câm-ı eceli nûş edüp bî-hûş zîr-i zeber yatdıklarını küffâr görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 114a ·
metinde göster ·
Küffâr gördü kim Tatar çok kırılup harekete iktidârları yok. Hemân iç kat
taburun dahi
yedi yerden kapularını küşâde edüp ibtidâ üç bin kadar papas ve bıtrîkleri ve b …
Küffâr gördü kim Tatar çok kırılup harekete iktidârları yok. Hemân iç kat taburun dahi yedi yerden kapularını küşâde edüp ibtidâ üç bin kadar papas ve bıtrîkleri ve binden mütecâviz haçlı Nûşirvân bayraklarıyla ve boğazlarında İncîl payçıllarıyla ve ellerinde mecmereleri bellerinde zünnârların kuşanup savt-ı a‘lâlar ile İncîl okuyup çelipaların çalarak kâfirlerin üzerlerine süpürgeler ile sular seperek aforos ve mandalos ve kiryelos ederek küffârları cenge terğîb ederek âheste âheste cümlesi topların çekerek gelüp bir yere cem‘ oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 114a ·
metinde göster ·
… m taburları içre Tatar girüp anda dahi başka bir kılıç bâzârı var. Ol ân küffâr
taburdan dahi
me’yûs olup Süd suyu üzre binâ etdikleri cisre cümle küffâr cân havliyle uğrayu …
Hemân küffâr bu meydân-ı veğâda kılıç bâzârın görünce gerüye dönüp 115b taburlarına kaçup kamanayım derken görse kim taburları içre Tatar girüp anda dahi başka bir kılıç bâzârı var. Ol ân küffâr taburdan dahi me’yûs olup Süd suyu üzre binâ etdikleri cisre cümle küffâr cân havliyle uğrayup karşu cânibe ubûr edeyim derken cümle cisr arabaları kırılup niçe bin küffârlar atlarıyla {suya} gark-ı âb olup Tatar ve Çerkes askerleri atları değşirmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 115a–115b ·
metinde göster ·
… unda sâkinlerdir. Derûn-ı kullede bir câmi‘ var, ammâ minâresi yokdur. Ve aşağı
tabyada dahi
bir zâviyesi var. Ammâ küffâr havfinden bu kulle-i Sultâniyye'nin bir âdemleri …
Ammâ hâlâ bunda serdengeçdi gâzîleri çokdur. Bunda dahi zen duhterânlar yokdur. Cümle mücerred pâk gâziyân-ı sâdıkânlardır. Süleymân Paşa'nın kethudâsı ve yeniçeri ağası ve cebecibaşı ve topçubaşıları olup bunda sâkinlerdir. Derûn-ı kullede bir câmi‘ var, ammâ minâresi yokdur. Ve aşağı tabyada dahi bir zâviyesi var. Ammâ küffâr havfinden bu kulle-i Sultâniyye'nin bir âdemleri bir yere gitmek ihtimâlleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 187a ·
metinde göster ·
binâ olunup Vezîria‘zam tabyası ve Yeniçeri ağası ve Defterdâr Paşa tabyaları c …
Ve yedi aded tabyalar dahi binâ olunup Vezîria‘zam tabyası ve Yeniçeri ağası ve Defterdâr Paşa tabyaları cümle gerüde mu‘attal olup Kızıl tabyadan ileri üç aded tabya-i azîmeler binâ olunup kal‘a içinde olan kenîseler ve sarâyları on iki koldan yeni dîvârı dahi döğmeğe mübâşeret olunup cemî‘i meterisler kal‘a içre yeni dîvâra doğru gitmeğe başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296a ·
metinde göster ·
… yânlar ile Göllük'ün Kum tabyasını döğe döğe altı ayda kuma berâber edüp Göllük
tabyasın dahi
küle berâber edüp külün göğe savurup yedi yerden Zeyrek yokuşları gibi şâhrâhla …
Ve öte Göllük tarafında Ebü'l-hayr İbrâhîm Kethudâ Paşa Haleb eyâleti askeri ve yedi eyâlet mîr-i mîrânları asâkirleriyle ve cümle yeniçeri leşkeriyle göz karardup Mısır cunûdu sağ tarafda ve Anadolu ceyşi sol tarafda ve sipâh ve silihdâr ve altı bölük zümre-i gâziyânlar ile Göllük'ün Kum tabyasını döğe döğe altı ayda kuma berâber edüp Göllük tabyasın dahi küle berâber edüp külün göğe savurup yedi yerden Zeyrek yokuşları gibi şâhrâhlar olup derhâl İbrâhîm Paşa-yı müdebbir cümle guzâta bezl-i mâl nisâr edüp Kum tabyası ve Göllük tabyası üzre duran balyemez topları küffârın gözleri önünde cümle guzât-ı serdengeçdiler mezkûr toplara zencîr bağlayup hâh-nâ-hâh keşân-ber-keşân topları çekerken altı bin aded küffâr topların ardları sıra hücûm etdiklerinde niçe bini bizim top gülleleri darbından niçesi kurşum darbından helâk olup niçe yüz aded küffârlar "Topları halâs edelim" deyü toplar ile bile bizim meterisler içlerine dökülüp bizim meterislerimizi basdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296a ·
metinde göster ·
… 296b çıkup halâs olup anların sebebiyle küffâr-ı hâksâr münhezim olup Göllük
tabyası dahi
kabza-i tasarrufa alındı.
Hikmet-i Bârî yârî kılup bu Göllük tarafında bizim asker tabyalar üzre küffârın topların zencîrler ile keşâkeşde iken hemân derûn-ı kal‘ada olan ümmet-i Muhammed esîrlerinden beş yüz on bir âdem ayaklarında demirleriyle Allâh Allâh deyüp taşra bizim asker üzre cümle 296b çıkup halâs olup anların sebebiyle küffâr-ı hâksâr münhezim olup Göllük tabyası dahi kabza-i tasarrufa alındı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296a–296b ·
metinde göster ·
… i ardında 310a Sarnıç tabyası ve Göllük tabyası ve Kemer kapusu tabyasına Kum
tabyası dahi
derler ve Bıyıklı Mustafâ Paşa tabyası ve Hüseyin Paşa tabyası ve Yüksek tabya …
Ve kal‘a-i azîmin asıl vücûdu dîvârında cümle tokuz aded tabya-i azîmlerdir. Evvelâ birisi Göllük tarafı burnunda tershâne gözleri ardında 310a Sarnıç tabyası ve Göllük tabyası ve Kemer kapusu tabyasına Kum tabyası dahi derler ve Bıyıklı Mustafâ Paşa tabyası ve Hüseyin Paşa tabyası ve Yüksek tabya ve Karanlık Kapu tabyası ve Panıgrad kapusu tabyası ve Kızıl tabya ve deryâ kenârında Sadrıa‘zamın Cânrîz nâm Fethiyye tabyası. Bu tokuz aded tabyaların esmâları tamâm olup kal‘a dîvârının iç yüzünde kal‘adan alarka üç aded kûh-ı azîm-misâl tabyalar vardır. Biri Göllük tarafının iç yüzünde büyük Kum tabyası, biri Kemer kapusunun iç yüzünde Tophâne meydânında Yassı tabya, biri dahi cihânnümâ Yüksek ta[bya], bu iki tabyadır. Biri ana dîvârın taşra yüzündedir, biri iç yüzdedir, ammâ yine birbirlerine gidecek yolları vardır. Bu mezkûrûn üç aded tabyalar dahi cemî‘i şehre ve cümle deryâya ve kamu nümâyân olan Kandiye sahrâsına varınca bu tabyalar havâlelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309b–310a ·
metinde göster ·
… iç yüzdedir, ammâ yine birbirlerine gidecek yolları vardır. Bu mezkûrûn üç aded
tabyalar dahi
cemî‘i şehre ve cümle deryâya ve kamu nümâyân olan Kandiye sahrâsına varınca bu …
Ve kal‘a-i azîmin asıl vücûdu dîvârında cümle tokuz aded tabya-i azîmlerdir. Evvelâ birisi Göllük tarafı burnunda tershâne gözleri ardında 310a Sarnıç tabyası ve Göllük tabyası ve Kemer kapusu tabyasına Kum tabyası dahi derler ve Bıyıklı Mustafâ Paşa tabyası ve Hüseyin Paşa tabyası ve Yüksek tabya ve Karanlık Kapu tabyası ve Panıgrad kapusu tabyası ve Kızıl tabya ve deryâ kenârında Sadrıa‘zamın Cânrîz nâm Fethiyye tabyası. Bu tokuz aded tabyaların esmâları tamâm olup kal‘a dîvârının iç yüzünde kal‘adan alarka üç aded kûh-ı azîm-misâl tabyalar vardır. Biri Göllük tarafının iç yüzünde büyük Kum tabyası, biri Kemer kapusunun iç yüzünde Tophâne meydânında Yassı tabya, biri dahi cihânnümâ Yüksek ta[bya], bu iki tabyadır. Biri ana dîvârın taşra yüzündedir, biri iç yüzdedir, ammâ yine birbirlerine gidecek yolları vardır. Bu mezkûrûn üç aded tabyalar dahi cemî‘i şehre ve cümle deryâya ve kamu nümâyân olan Kandiye sahrâsına varınca bu tabyalar havâlelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309b–310a ·
metinde göster ·
… işmedi, zîrâ âsımâna ser çekmiş amûd-ı müntehâ olduğundan mâ‘adâ aslında Yüksek
tabya dahi
eflâke ser çekmiş bir binâ-yı serâmeddir.
Sadrıa‘zam geldikde niçe bin gâziyân-ı mücâhidânlar dalyan serâmed dirhemli tüfengler ile bu direk başında olan karavulhâne içre olan küffârlara ol kadar kurşum atdılar kim aslâ yetişmedi, zîrâ âsımâna ser çekmiş amûd-ı müntehâ olduğundan mâ‘adâ aslında Yüksek tabya dahi eflâke ser çekmiş bir binâ-yı serâmeddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311a ·
metinde göster ·
vardır, ammâ Aktabya'dan alçakdır kim Aktabya'ya siper olmuşlardır. Göllük tara …
Ve bu Aktabya sağında ve solunda iki aded tabyalar dahi vardır, ammâ Aktabya'dan alçakdır kim Aktabya'ya siper olmuşlardır. Göllük tarafındaki tabyaya Bölme tabya derler. Ve sağ tarafındakine Öksüz tabya derler, zîrâ bu iki mücedded tabyalar Aktabya'nın koltuğu altında vâki‘ olmuşlardır, gûyâ Aktabya'nın oğullarıdır kim her biri âteş-i Nemrûd içinde kalmışlardır, ammâ niçe anayı ve babayı ağladup öksüz koduklarıyçün Öksüz tabya derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 312a ·
metinde göster ·
Andan Kanlı tabya bu dahi berbâd oldu. Andan 312b Haçlı
tabya dahi
berbâd oldu. Andan Dere tabyası dahi hâke berâber oldu. Andan Kızıl tabya önünd …
Andan Kanlı tabya bu dahi berbâd oldu. Andan 312b Haçlı tabya dahi berbâd oldu. Andan Dere tabyası dahi hâke berâber oldu. Andan Kızıl tabya önünde Taşlı tabya üç sene kâmil sedd-i Nemrûd-vâr metîn ve müstahkem durup niçe bin âdem oğlanın helâk edüp murğ-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup dest-i Âl-i Osmân'dan halâs oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 312a–312b ·
metinde göster ·
… abya bu dahi berbâd oldu. Andan 312b Haçlı tabya dahi berbâd oldu. Andan Dere
tabyası dahi
hâke berâber oldu. Andan Kızıl tabya önünde Taşlı tabya üç sene kâmil sedd-i Ne …
Andan Kanlı tabya bu dahi berbâd oldu. Andan 312b Haçlı tabya dahi berbâd oldu. Andan Dere tabyası dahi hâke berâber oldu. Andan Kızıl tabya önünde Taşlı tabya üç sene kâmil sedd-i Nemrûd-vâr metîn ve müstahkem durup niçe bin âdem oğlanın helâk edüp murğ-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup dest-i Âl-i Osmân'dan halâs oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 312a–312b ·
metinde göster ·
berbâd olup yine mezkûr Taşlı tabyadan bu Atlı tabyası temeline küffâr girüp ce …
Ve andan aşağı Atlı tabyası dahi berbâd olup yine mezkûr Taşlı tabyadan bu Atlı tabyası temeline küffâr girüp ceng-i azîm ederlerdi, zîrâ Taşlı tabya ile Atlı tabyasının yer altından birbirlerine yolları var imiş. Bu Taşlı tabya bir sarp kayalı ve seng-i hârâlı yerde vâki‘ olmağile üç sene kâmil Âl-i Osmân'a karşu durmağa tahammül etdiğinden cânib-i erba‘asından niçe yüz lağımlar atılup yine ol meydânda bî-bâk ü bî-pervâ göğüs gerüp niçe kerre yüz bin âdemin {şehâdetine} sebeb olup âhır-ı kâr feth olmayup Kızıl tabyaya sarılmağa mübâşeret olunup andan ferâğat olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 312b ·
metinde göster ·
bir yılda gücile berbâd olup yedi yüz yetmiş âdem Kızıl tabyadan içeri kal‘anın …
Ve Kızıl tabya dahi bir yılda gücile berbâd olup yedi yüz yetmiş âdem Kızıl tabyadan içeri kal‘anın yeni dîvârları feth olup üçüncü yılda kal‘a dahi gücile feth oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 312b ·
metinde göster ·
gâyet meşhûrdur, zîrâ bu tabahâne içre cereyân eden ve Yıldırım Hân câmi‘ine ve …
Ve tabahânesi dahi gâyet meşhûrdur, zîrâ bu tabahâne içre cereyân eden ve Yıldırım Hân câmi‘ine ve hammâmına ve hânına cereyân eden âb-ı hayât uyûnlar cümle Bâyezîd Hân'ın hayrâtıdır kim üç değirmen yürüdür âb-ı hayâtdır. Cümle şehrin hânelerine sokak sokak cereyân eder bir âb-ı hoşgüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y26b ·
metinde göster ·
… lar ile çeküp bu mahalde kayadan oyma bir havz-ı azîme dolar. Andan yukaru orta
tabakada dahi
ke'l-evvel kuyunun bir cânibin gârlar edüp gûnâ-gûn dollâblar ile yine dörd çif …
Andan üstâd-ı kâmil bu kuyuyu üç tabaka etmiş. Tabaka-i sifli altmış kulaç edüp kuyunun bir cânibin mağârâlar kesüp anda çarhlar binâ edüp iki çift öküz tâ ka‘rdan suyu dollâblar ile çeküp bu mahalde kayadan oyma bir havz-ı azîme dolar. Andan yukaru orta tabakada dahi ke'l-evvel kuyunun bir cânibin gârlar edüp gûnâ-gûn dollâblar ile yine dörd çift sığırlar aşağıki havuzdan suyu çeküp ikinci tabakadaki havuza döker. Andan yukarı yine dörd çift sığırlar dollâblar ile seksen kulac kalın halfa ipidir, ikinci tabakadan suyu sığırlarla çeküp üçüncü tabakadaki havuza dökdürüp şehre tevzî‘ olup yeniçeri ocağına ve Tavâşî Süleymân Paşa hammâmına ve çeşmelere ve ba‘zı evlere gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y85a ·
metinde göster ·
… endir. Andan yukaru tabaka bir musanna‘ şerîfedir kim ta‘bîr olunmaz. Andan bir
tabaka dahi
küçükdür, bu dahi musanna‘dır. Andan külâhı Bektaşiyân külâhı gibi dilim dilimd …
Ve üç minâresi var. Ammâ mihrâb üstündeki minâreye âdem çıkamaz, bir küçücecik minâredir, belki bir ma‘sûm çıksa olur. Ammâ iki minâresi kal‘a kulleleri gibi metîn minârelerdir. Aşağı tabakasına beş yüz âdem sığar, beden bedendir. Andan yukaru tabaka bir musanna‘ şerîfedir kim ta‘bîr olunmaz. Andan bir tabaka dahi küçükdür, bu dahi musanna‘dır. Andan külâhı Bektaşiyân külâhı gibi dilim dilimdir. Hâsıl-ı kelâm gâyet musanna‘ minârelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y92b ·
metinde göster ·