kehribâ-misâl tereyağları fürûht ederler. Neferât seksen, bunlar bî-silâh tabla …
Esnâf-ı tereyağcıyân: Dükkânları olmayup ekseriyyâ Yahûd tâ’ifeleri tablalar ile kehribâ-misâl tereyağları fürûht ederler. Neferât seksen, bunlar bî-silâh tablalar ile ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167b ·
metinde göster ·
… r ile kehribâ-misâl tereyağları fürûht ederler. Neferât seksen, bunlar bî-silâh
tablalar ile
ubûr ederler.
Esnâf-ı tereyağcıyân: Dükkânları olmayup ekseriyyâ Yahûd tâ’ifeleri tablalar ile kehribâ-misâl tereyağları fürûht ederler. Neferât seksen, bunlar bî-silâh tablalar ile ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167b ·
metinde göster ·
… 9b⟧ seyishâneler ve tahtırevânlar üzre dükkânların kâseler ve fağfûrî mertebânî
tabaklar ile
ve pâk altun ile mutallâ leğen ibrîkler ile dükkânların zeyn edüp kimi baş ütül …
Bu başcı hirfeti dahi pür-silâh olup 169b seyishâneler ve tahtırevânlar üzre dükkânların kâseler ve fağfûrî mertebânî tabaklar ile ve pâk altun ile mutallâ leğen ibrîkler ile dükkânların zeyn edüp kimi baş ütülüyerek kimi paça pâk ederek kimi dükkânında paça satup ba‘zı seyirciler dükkânlara girüp baş paça yiyüp iki tarafında olan temâşâcıları temâşâ ederek ubûr eder ve piyâdelerinin omuzlarında demir şişler üzre pâk olmuş za‘ferânlı sığır kelleleri ve koyun ve kuzu kelleleri ve pâk beyâz olmuş sığır ve koyun ve kuzu paçaları şişler üzre ve gûnâ-gûn bahârlar ile her başcı başların zeyn edüp dükkânları içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 169a–169b ·
metinde göster ·
… ahtırevânlar üzre bâlâda tahrîr olunan mâhîlerin envâ‘ından niçe bin mâ’ideleri
tablalar ile
zeyn edüp ve arslan-misâl eyi balıkları boğazından zencîrler ile bağlı bağırup …
Ammâ bu balık satıcılar dükkânların tahtırevânlar üzre bâlâda tahrîr olunan mâhîlerin envâ‘ından niçe bin mâ’ideleri tablalar ile zeyn edüp ve arslan-misâl eyi balıkları boğazından zencîrler ile bağlı bağırup çağırup feryâd eder. Ve deniz atları ve porsuklar ve kunduzlar ve yûnus balıkları sayd ederler kim her biri pereme kadar. Ve bir iki gün mukaddem Üsküdar kayığı kadar balıkları yatağın bilüp Adalar arasında dutup arabalar üzre tahmîl edüp yetmiş seksener çift câmûslar arabaları çekerek ubûr edüp bu tâ’ifenin çoğu Kayseriyye ve Niğde ve Manya Urumları'dır, bir hây-hûyla ubûr ederler kim âdem hayrân kalır. Ve müslim karityacılar dahi deryâ mahlûklarından acîbe vü garîbe haşerâtlar ile ubûr ederler. Ve niçe bini ellerinde harba ve sıpkınlar ve musanna‘ ağlar ve serpmeler ile ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 174b ·
metinde göster ·
… rın reng-â-reng sâbûnlar ile zeyn edüp niçesi ellerinde dizi dizi ve başlarında
tablalar ile
"Ey rakı sâbûnu" deyü pür-silâh "sâbûn alın pâk olun" diyerek ubûr ederler.
Bu sâbûncular dahi arabalar üzre dükkânların reng-â-reng sâbûnlar ile zeyn edüp niçesi ellerinde dizi dizi ve başlarında tablalar ile "Ey rakı sâbûnu" deyü pür-silâh "sâbûn alın pâk olun" diyerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179b ·
metinde göster ·
… bunlar donadup sayf ü şitâda âlü'l-âl meyve ve bahâr bunlarda bulunup niçe yüz
tabla ile
meyveleri başlarında götürüp güzer ederler.
Bu çiçekciyânın dükkânları Tahta'l-kal‘a'da ve Aksarây'da ve Sultân Mehemmed'de ve Ayasofya'da Cebehânekapusu önündedir. Cümle vüzerâ ve ulemâ ve a‘yâna pîşkeşlik içün tabla tabla meyve ve bahâr-ı gûnâ-gûnları bunlar donadup sayf ü şitâda âlü'l-âl meyve ve bahâr bunlarda bulunup niçe yüz tabla ile meyveleri başlarında götürüp güzer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180b ·
metinde göster ·
… Alî minâresi kurbündedir. Bunlar bir alay Mağribî fukarâlardır ammâ yine alayda
tablalar ile
başlarında demir hurdaları fürûht ederek ubûr ederler.
Esnâf-ı ehl-i kâni‘, hurdavât-ı âhen-fürûht: Dükkân 700, neferât 800, pîrleri Avn bin İmrân'dır, Selmân-ı Pâk'in elli ikinci kemer-bestesidir. Egser ve gayrı âhen hurdaları satanlara pîr olmuşdur. Kabri Hille'de, Alî minâresi kurbündedir. Bunlar bir alay Mağribî fukarâlardır ammâ yine alayda tablalar ile başlarında demir hurdaları fürûht ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 185a ·
metinde göster ·
… bir nîm kubbe-i eflâkdir. Kubbe-i kebîrinin etrâfında kanâdiller çerâğân edecek
tabakalar ile
ârâste ve mü’ezzinân mahâfili ve maksûreler ile pîrâste olmuşdur. Ve minber [ü] …
Evvelâ şehrin derûnunda cemâ‘at-ı kesîreden ârâm bulunmaz bir mesîregâh, ma‘bedgâh [ve] teferrücgâhdır. Ve taşra haremli fıskiye ve havz-ı şadırvânlı niçe yüz çınar ve serv-i ar‘ar ve kestâne ve şecere-i tayyibeler ile sâyedâr olmuş bir harem-i muhteremdir kim cemî‘i âyende vü revendegân ve cemâ‘at-ı müslimân anda tâ‘at-ı Sübhân edüp hamd-i Yezdân ederler. Sayf [u] şitâda bu harem içre aslâ şems-i âteş-tâbın tâb-ı tüvânı te’sîr etmez. Bu harem-i azîmin cânib-i erba‘ası yan soffalar ve hücreler ve soffalar üzre amûd-ı mûmiyânlar ve dahi fevkında kâse-i nilgûn-vâr kıbâb-ı ser-nigûnların her biri kubbe-i eflâkden nişân verir. Ve derûn-ı câmi‘ eyle müzeyyen ü musanna‘dır kim diyâr-ı Âl-i Osmân'da buna mânend bir vüzerâ câmi‘i yokdur. Meğer İslâmbol'da Ebâ Eyyûb-ı Ensârî'de Zâl Paşa câmi‘i ve Silivrikapusunun iç yüzünde Süleymân Hân'ın Tavâşî İbrâhîm Paşa câmi‘i ola. Ammâ bu Burgaz câmi‘i anlardan musanna‘ ve şîrîn-kâr câmi‘-i pür-envârdır. Kubbe-i âlîsi eflâke ser çekmiş kubbe-i nüh-tâkdır. Kıble tarafında bir nîm kubbe-i eflâkdir. Kubbe-i kebîrinin etrâfında kanâdiller çerâğân edecek tabakalar ile ârâste ve mü’ezzinân mahâfili ve maksûreler ile pîrâste olmuşdur. Ve minber [ü] mihrâbının ve cânib-i erba‘asında olan revzenlerinin midhatinde meddâhân-ı Rûm âciz-mânde olmuşlardır. Ve bunda olan ibret-nümâ-yı nakş-ı bukalemun-ı ibret-nümûn câm, billûr, necef ve moran-ı gûnân derûn-ı câmi‘e ziyâ verdikde Arapça âyeti nûrun alâ nûr tilâvet olunur. Zîrâ bu câmi‘in etrâf-ı cevânibinde ibret-nümâ kelâm-ı şerîfler var kim her biri Yâkût-ı Musta‘sımî ve Abbâs-ı Mürsî ve Şeyh Bâyezîdî ve Abdullah Kırımî ve Ahmed Karahisârî ve Hasan Çelebi ve Dede Mehemmed Çelebi Kelâm-ı izzetleri var kim İslâmbol'da Sultân Ahmed câmi‘i'nde yokdur. Meğer Medîne-i Ravza-i Mutahhara'da ola. Ve hoş-âvâz hamele-i Kur’ân, e’imme-i hutebâsı ve mü’ezzinânları var kim gûyâ her biri birer yegâne-i asrdır. Bu câmi‘in bir tabaka-i mevzûn minâresi var kim sihr-i helâldir. {Süleymân Hân câmi‘in binâ eden Koca Mi‘mâr Sinân ibn Abdülmennân binâ edüp ol} Üstâd-ı bennâ yed-i tûlâsın ayân u beyân etmişdir. Kıble kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 107b ·
metinde göster ·
Ba‘dehû sene 795 târîhinde Timur Şâh üç sene muhâsara edüp içinde mütehassın olan fecereler kal‘ayı Timur'a vermek sadedinde iken derûn-ı kal‘ada olan nisvân-ı sâhib-isyânlardan bir fertûte-i mekkâre kendüsü gibi kancık kelblerin südüyle tâze yoğurd ve tâze peynir yapup fağfûrî tabaklar ile taşrada Timur'a hedâyâ gönderüp eydür "Bizi muhâsara edüp ifnâ-yı vücûd edersin. Biz hod henüz tâze süd ve hubz-i halûm tenâvül etmedeyiz" dedikde hemân Timur muztarib-i hâl ve bî-huzûr [u] bî-mecâl olup nefîr-i rıhletleri çalup azm-i diyâr-ı Rûm alâ Yıldırım Bâyezîd Hân eder. İşte kal‘a-i Mardin'i bu yüzden ol mekkâre kelb südüyle halâs etmişdir. Ba‘dehû Âl-i Abbâsiyân'dan Sultân (---) bir hîle ile kal‘a-i Mardin'i Ermenîler destinden serîka edüp her tarafın imâr edüp kahkahâ-yı Kürdistân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 210b ·
metinde göster ·
yigirmi elvân pilavlar gelüp ve yigirmi kâse çobra gelüp çâşnigîrbaşı olan cüml …
Ba‘dehû meydâna sâfî fağfûrî tabaklar ile yigirmi elvân pilavlar gelüp ve yigirmi kâse çobra gelüp çâşnigîrbaşı olan cümle tabaklar arasına girüp hân önündeki mümessek u muza‘fer pilavdan kepçe ile alup herkesin önündeki tabağa pilav-ı gûnâ-gûn kor idi. Meselâ, dâhil-i meclis olanlara kepçe ile hân önünden pilav ve cilav vermek ri‘âyet ola. Hulâsa-i kelâm Acem'in pilavından gayrı ni‘metleri memdûh değildir. Ve birkaç gûne çobraları var idi. Câ-be-câ dûzde bünyânları da memdûh-ı âlemdir. Gayri ta‘âmları olmadığından Kızılbaş-ı bed-ma‘âş derler. Hakîkatü'l-hâl Karaçi halkının ve Tülüngi nökerlerinin ma‘îşetleri gâyet bed olduğundan bed-ma‘âş derler. Ammâ efsâne kelâmdır. Her ne gûne ta‘âm tenâvül olunsa yine benî Âdem def‘-i cû‘ eder. İstersen şîr-i hurma [vü] katr-ı nebât ye, istersen siyâh kara darı ekmeği ye, cümle def‘-i cû‘ etmede yeksândır. Niçe ta‘âmlar tenâvül olunup destehânlar kalkup hoş-âblar gelmedi. {Zîrâ} diyâr-ı Acem hoşâb u zerde memdûh değildir. Zîrâ hoşâbı Hazret-i Osmân te’lîf etdi. Zerdeyi Yezîd'in pederi Mu‘âviye ibn Ebî Süfyân peydâ etdiğinden bu iki ni‘met ülke-i Acem'de memdûh değildir. Ammâ niçeler nihânîce yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 290b ·
metinde göster ·
… uşdur. Her sene taraf-ı pâdişâhîden ta‘mîr ü termîm olunur. Cümle aded kulle ve
tabyalar ile
ârâste ve cümle (---) aded ebrâclarla ve dendân-ı bedenler ile pîrâste olmuş bi …
Der-beyân-ı eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Kerkük-i Şehrezûr: Evvelâ bu kal‘a hâk-i Bağdâd'ın çölistânında bir sahrâ-yı hâmûnda nehr-i Zarb'a bir menzil ba‘îd yerde ve kal‘a-i Musul'a iki menzil ba‘îd yerde bî-hâyil bir amelî püşte üzre şekl-i muhammesden tûlânîce bir kal‘a-i türâb-ı pâkdir kim çim ve rıhtım ve cir ve cıbıs ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Dâ’iren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Ve cümle (---)373a aded kal‘a kapusudur ve gerçi hâk-i amber-i pâk ile mebnî bir kal‘adır ammâ gâyet metânet üzre inşâ olunmuşdur. Her sene taraf-ı pâdişâhîden ta‘mîr ü termîm olunur. Cümle aded kulle ve tabyalar ile ârâste ve cümle (---) aded ebrâclarla ve dendân-ı bedenler ile pîrâste olmuş bir kal‘a-i intihâ-i serhaddir. Cebehânesi ve yetmiş aded sağîr ü kebîr topları ve sâ’ir mühimmât u levâzımâtları mevcûd bir sûr-ı mahdûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 372b–373a ·
metinde göster ·
… ul kethüdâsını bulunduğu hânda salb edüp kendü kendüyi salb etmiş nâmın çıkarup
tabut ile
na‘şını Atmeydânı'na getirüp durdu.
Kul kethüdâsını "Pinhân olduğu yerde bednâmlık ile katl olunmasın" deyü niçe kimesnelerin ma‘rifetiyle kul kethüdâsını bulunduğu hânda salb edüp kendü kendüyi salb etmiş nâmın çıkarup tabut ile na‘şını Atmeydânı'na getirüp durdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 7a ·
metinde göster ·
… ul tâ’ifesi salb etmeğe cür’et edemedi. Üç sâ‘atden sonra Hasan Ağa tevâbi‘leri
tabut ile
cenâzesin getirüp Galata'da defn etdiler.
Hemân ol gün ba‘de'l-asr mahpûs olan Gümrük Emîni Hasan Ağa'yı katl edüp defter-i sultânî üzre borcın edâ etmeğiçün cümle mâlın kabz edüp cenâze-i Hasan Ağa'yı Atmeydânı'nda çenar dibine bırakdılar, ammâ na‘şını kul tâ’ifesi salb etmeğe cür’et edemedi. Üç sâ‘atden sonra Hasan Ağa tevâbi‘leri tabut ile cenâzesin getirüp Galata'da defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 7b ·
metinde göster ·
… üz bin asker ile muhâsara edüp fethi müyesser olmadı, zîrâ yedi kral küffârının
taburları ile
ceng-i azîmler edüp niçe bin asker şehîd olduğundan mâ‘adâ Budin askeri ile Bud …
Sebeb-i tesmiyesi lisân-ı Boğdanca (---) demekdir. Leh lisânınca (---) demekdir. Mukaddemâ ibtidâ bânîsi (---). Niçe kraldan krala intikâl edüp sene (---) târîhinde Leh kralı hükmünde iken Sultân Osmân Hân-ı Sânî-i şehîd iki kerre yüz bin asker ile muhâsara edüp fethi müyesser olmadı, zîrâ yedi kral küffârının taburları ile ceng-i azîmler edüp niçe bin asker şehîd olduğundan mâ‘adâ Budin askeri ile Budin vezîri Karakaş Paşa dahi şehîd olup asker-i İslâm'ın gözleri büyüyüp Hotin kal‘asının fethi müyesser olmamasının bir aslı budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 39a ·
metinde göster ·
mümessek hulviyyât ve zülbiyyât ve katr-ı nebât-ı hamevi ve mümessek hamîre ve …
"Beher yevm ikişer kerre yetmiş yerde {ta‘âm summât-ı Muhammedî'de} ellişer bin ekmek ve beş yüz koyun ve ellişer sığır ve onar at kulunu ve yigirmişer at eti kebâb pişirüp onar kazgan yahni ve onar kazgan pilav ve onar kazgan karanfilli aselî mümessek zerde ve onar kazgan pirinç çorbası ve onar kazgan herîse" pişmek içün vekîlharca tenbîh olup bunlardan mâ‘adâ {Tatar} Hân'a rûz-merre üçer kerre summât-ı Muhammedîler çekilüp Hân tevâbi‘lerine mahsûs otuz üç yerde summâtlar keşîde kılınup her summâtı üçer yüz matbah-ı Keykâvusî sahanları çekilmek içün fermân olunup Akkirmân şehrinden kâmil on yedi bin sahan defterle cem‘ olup üzerlerine dîdebânlar ta‘yîn olundu, zîrâ Tatar ba‘de't-ta‘âm yağmaya öğrenmişlerdir, ammâ Hân huzûruna ale's-sabâh yüz aded münebbet fağfûr tabaklar ile mümessek hulviyyât ve zülbiyyât ve katr-ı nebât-ı hamevi ve mümessek hamîre ve külbe şekerler ve gûnâ-gûn emlec ve kâbülî ve mümessek ve mu‘amberîn reçel-i gûnâ-gûnlar ile perhîz çorbaları ve maslûkalar ile nebâtî hoşâblar gelirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 51a ·
metinde göster ·
Ve ba‘de'l-asr üç vezîre Murtazâ Paşa ellişer aded fağfûrî
tabaklar ile
gûnâ-gûn hulviyyât u zulbiyyât ve katr-ı nebât-ı Hamavî ve gûnâ-gûn memdûh meyv …
Ve ba‘de'l-asr üç vezîre Murtazâ Paşa ellişer aded fağfûrî tabaklar ile gûnâ-gûn hulviyyât u zulbiyyât ve katr-ı nebât-ı Hamavî ve gûnâ-gûn memdûh meyveleri sele sele ve şele şele âbdâr müsmirât ve gayrı elvân me’kûlât [ü] meşrûbâtları ba‘de'l-asr üç vezîre hedâyâ-yı fâkiheler gidüp kable'l-gurûb bir cür’et edüp Murtazâ Paşa Hasan Paşa'ya varup üç âsî ve üç tâbi‘ vezîr Hasan Paşa'da ol gece tâ nısfu'l-leyle dek bir hay ve bir huy sâz u sûz ve ayş u işret edüp gam-ı dünyâyı ferâmûş edüp ba‘de nısfu'l-leyl Hasan Paşa Murtazâ Paşa'ya ricâ edüp dedi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73a ·
metinde göster ·
Kal‘a nümâyân oldukda ileriye Baba Ahmedzâde Baba İsmâ‘îl Ağa'yı gönderüp anı gördük. Bin mikdârı piyâde tüfeng-endâz ve dörd yüz kadar atlı kefere-i nâsâz istikbâlimize çıkup bizi alay ile kal‘anın aşağı varoşunda nazarete nâm bir mihmânhâne-i mükellef ü mükemmel döşeyüp anda mihmân olduğumuz sâ‘at kal‘adan mehâbet göstermek içün bin pâre top atup şâdumânlar etdi ve akîbince iki yüz aded soltat u murtat tüfengli kefereler ile bir beğzâde-i şehzâde-misâl âzâde-i cüvân yiğit hidmetimize me’mûr olup kırk elli aded fağfurî tabaklar ile gûnâ tahta'l-kahve mâ-hazar ta‘âm getirüp tenâvül etdik, ammâ ekseriyyâ ta‘âmları sükker işine müte‘allık idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149a ·
metinde göster ·
… zîm varoşdur kim dâ’iren-mâdâr cirmi dörd bin adım ihâta eder. Metîn kulle [ve]
tabyalar ile
ârâste ve gâyet sarp handak-ı amîk ile pîrâste olmuş iki aded kapusu ve ikişer …
Çâr-kûşe bir yalın kat dolma palanka dîvârlı azîm varoşdur kim dâ’iren-mâdâr cirmi dörd bin adım ihâta eder. Metîn kulle [ve] tabyalar ile ârâste ve gâyet sarp handak-ı amîk ile pîrâste olmuş iki aded kapusu ve ikişer kat tahta kanatlı kavî kapulardır. Her kapu üzre tahta tabyalı ve âmâde toplu kulleleri var kim bu kapuların birinden girilüp birinden çıkılır, ortası şâhrâh bir varoş-ı menzilgâh palankadır. Cümle iki yüz aded tahta sutûhlu tahtânî evleri ve bâğçeleri ve âb-ı hayât kuyuları [ve] bir câmi‘i var, mâ-tekaddem bu da bir deyr-i musanna‘ imiş, hâlâ bir câmi‘-i müreffa‘dır. Ve bir mescidi ve bir hânı ve elli aded dükkânı ve hân cenbinde bir sebîlhâne-i {erbâb-ı} atşânı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 71b ·
metinde göster ·
… alnız başlı başına yeyüp ba‘zı ta‘âmlardan mahabbeten paşaya altun ve cevâhirli
tabaklar ile
ta‘âmlar gönderüp ba‘de't-ta‘âm paşaya bir semmûr kürk ve on kîse ve bir hınto …
Evvelki gün elçi paşayı otakda ziyâfete da‘vet etmişdi. Bu kerre kral-ı bed-fi‘âl elçi paşaya esbâb-ı ihtişâm-ı dârât-ı azamatin göstermek içün bir cemapur keferesi gibi bir asker-i bî-hadd [ü] bî-pâyân ile ubûr etdi kim kara şapkalı küffâr cihânı dutup yetmiş yerde erganon ve torompete ve nâkûs ve borular ve tabl-ı Cemşîdler döğülerek haçlı peykerler ile cünûd-ı cünüb-i küffâr piyâde ve atlı ol kadar ubûr etdiler kim hadd-i hasrı yok idi. Ba‘dehu vakt-i zuhrda kral bir cevâhirli ve on iki atlı hınto araba ile ubûr edüp ardı sıra iki binden mütecâviz pençe-i âfitâb mûğ-pîçe gılmânlar ubûr edüp dahi ardı sıra kendü tabl u nâkûs u erganonları çalınarak güzer edüp bâğ-ı Merâm'ına vardıkda hemân ol ân başkomsar gelüp elçi paşayı ziyâfete da‘vet etdikde hemân paşa-yı müdebbir cümle alayıyla pür-silâh sâde mehterhâne faslı ederek çâsârın bâğına varup çâsâr ayağa kalkup yine tahtına oturup paşa içün Osmânlı tarzı otak yanında bir otak ve bir cerge kurup yerlerinde oturup ta‘âm-ı firâvân geldi, ammâ cümle bizim aşçılar ta‘âm-ı gûnâ-gûn pişirmişlerdi. İki sâ‘at kâmil Ma‘dî-kereb gibi ta‘âmlar yenüp çâsâr yalnız başlı başına yeyüp ba‘zı ta‘âmlardan mahabbeten paşaya altun ve cevâhirli tabaklar ile ta‘âmlar gönderüp ba‘de't-ta‘âm paşaya bir semmûr kürk ve on kîse ve bir hınto araba hedâyâ verüp andan kral ile paşa vedâlaşup yine alayımızla mehterhânemiz döğerek konağımıza geldik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68a ·
metinde göster ·
… ru bir gâzî yiğit olacakdır. Birkaç yıldan kâfirden intikâm alacakdır. Şimdiden
tabanca ile
gözün korkudursun yarın da bugün de kâfirin şiştöper ve balta ve külüngünden ko …
"Senin ciğerpâre evlâdın işte bizim serhaddimizin gülü ve gözümüzün nûru bir gâzî yiğit olacakdır. Birkaç yıldan kâfirden intikâm alacakdır. Şimdiden tabanca ile gözün korkudursun yarın da bugün de kâfirin şiştöper ve balta ve külüngünden korkup kâfirle yaka yakaya olamaz mu ya! Şu serhaddimiz oğlanların böyle döğmeye" deyü gulâmın pederin ta‘n-âmîz lisânlar ile rüsvây edüp gulâma tesliye-i hâtırlar verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 79a ·
metinde göster ·
… zam ve müzeyyen ve metîn ü ma‘mûr meterisler olup cemî‘i asâkir-i İslâ[m] Kızıl
tabya ile
leb-i deryâ mâ-beynine yedi yüz yerden meterisleri rûy-ı arza kazup Ferhâd gibi …
Ve bâğ u bâğçeli ve müte‘addid odalı ve hammâm ve şâzrevânlı sarâylar yapılup evvelki ordudan mu‘azzam ve müzeyyen ve metîn ü ma‘mûr meterisler olup cemî‘i asâkir-i İslâ[m] Kızıl tabya ile leb-i deryâ mâ-beynine yedi yüz yerden meterisleri rûy-ı arza kazup Ferhâd gibi kûhkenlikler edüp gûnâ-gûn sıçan yolları îcâd edüp kırk altı aded yere siperler edüp azîm balyemez toplar koyup sene 1079 (---) da Kızıl tabya nâm kûh-ı Elburz'a yapışmağa şürû‘ olunup azîm siperler binâ olundu kim on bir adedi gûyâ kûh-ı Elburz kûh-ı Demâvend ve sedd-i iskenderler yapılup Kızıl tabyaya havâle olup her birinin üstlerine kırkar ve yigirmişer aded balyemez top-ı kal‘a-kûblar koyup Kızıl tabyayı subh [u] mesâ döğe döğe niçe balyemez topların falyaları aşınup mukaddemâ evsâfı tahrîr olunan tophâneye münkesir topları getirüp yine yerlerine ma‘a'z-ziyâde musanna‘ yeni balyemez toplar dökülüp yevmen fe-yevmen yine kal‘a-i Kandiye'yi döğerlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 294a ·
metinde göster ·
Atlı tabyasının yer altından birbirlerine yolları var imiş. Bu Taşlı tabya bir …
Ve andan aşağı Atlı tabyası dahi berbâd olup yine mezkûr Taşlı tabyadan bu Atlı tabyası temeline küffâr girüp ceng-i azîm ederlerdi, zîrâ Taşlı tabya ile Atlı tabyasının yer altından birbirlerine yolları var imiş. Bu Taşlı tabya bir sarp kayalı ve seng-i hârâlı yerde vâki‘ olmağile üç sene kâmil Âl-i Osmân'a karşu durmağa tahammül etdiğinden cânib-i erba‘asından niçe yüz lağımlar atılup yine ol meydânda bî-bâk ü bî-pervâ göğüs gerüp niçe kerre yüz bin âdemin {şehâdetine} sebeb olup âhır-ı kâr feth olmayup Kızıl tabyaya sarılmağa mübâşeret olunup andan ferâğat olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 312b ·
metinde göster ·
… Ve bu mezkûr sarâyların her biri havlılarında yüzer atlı âdemler atlar koşdurup
tablhâneler ile
ciridler oynarlar. Tâ bu mertebe vâsi‘ sarâylardır.
Ve alaybeğileri ve niçe yüz semmûr kürklü a‘yân-ı kibârları var. Ve bu mezkûr sarâyların her biri havlılarında yüzer atlı âdemler atlar koşdurup tablhâneler ile ciridler oynarlar. Tâ bu mertebe vâsi‘ sarâylardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 342a ·
metinde göster ·
Ve Papa kullesinden geçüp Kadırga limanı kapusundan taşra çıkup Çıksalın toprağı üzre handak kenârınca Çıksalın tabyası ile üç tabya vardır, ammâ küçükdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y115a ·
metinde göster ·
… olan mağâra-yı azîmdir. Cânib-i erba‘asında def ve nakkâre ve kudüm zil [ü] bem
tabıllar ile
müzeyyendir. Ve mihrâbın iki cânibinde alem-i Ya‘kûbî alem-i Abbâsî var, siyâh- …
Bu bâbdan içeri mescid olan mağâra-yı azîmdir. Cânib-i erba‘asında def ve nakkâre ve kudüm zil [ü] bem tabıllar ile müzeyyendir. Ve mihrâbın iki cânibinde alem-i Ya‘kûbî alem-i Abbâsî var, siyâh-gûndur, ale't-tertîb mihrâbın tarafeynine dizilmişdir. Ve gûnâ-gûn çerâğ ve şem‘dân ve kanâdîller ile müzeyyen bir mesciddir. Leyle-i isneynde ve leyle-i cum‘ada ve gayri leyle-i mübârekelerde şehrin cümle meşâyihleri ve serçeşme olan şeyh Abdülkâdirü'l-Gîlânî. şeyhi cümle fukarâsıyla gelüp ol şeb deff [ü] kudüm çalarak tevhîd-i erre ederek cümle uşşâk mest [ü] medhûş olarak ihyâ ederler. Âyîn-i kadîmleri böyledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y200a ·
metinde göster ·
… e bir acâyib minâresi câmi‘in şimâlinde yol aşırı câmi‘den ba‘îd çâr-gûşe ve üç
tabaka ile
bir minâre-i musanna‘ bilâd-ı İslâmiyye'de bir diyârın câmi‘inde yokdur. Meselâ …
Ve bir acâyib minâresi câmi‘in şimâlinde yol aşırı câmi‘den ba‘îd çâr-gûşe ve üç tabaka ile bir minâre-i musanna‘ bilâd-ı İslâmiyye'de bir diyârın câmi‘inde yokdur. Meselâ cemî‘i minâreler içinden çıkılır, ammâ üstâd mühendis bu minâreye bir san‘at harc edüp mü’ezzinleri taşradan çıkarlar. Üç tabaka ve iki yüz kademe bir minâredir. Hattâ Emîr-i Hac Rıdvân Beğ'in bir cündîsi atile bu minâreye çıkmışdır. Yine ol kadar kalın minâre değildir. Ancak üstâd-ı kâmil bir san‘at harc etmiş kim mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y92a ·
metinde göster ·
Andan bir remmâ dahi iç ağaları gelüp sağ ellerinde zî-kıymet gülâbdân içinde gülâb ve mâ-i buhûr ve ıtr-ı şâhî ve mâ-i kâdî ve mâ-i şükûfe ve mâ-i zımrân misilli ıtriyyâtlar ile birer ellerinde gûnâ-gûn zî-kıymet tabaklar ile ağalar gelüp cümle a‘yânın ellerine gülâb nisâr edüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y183a ·
metinde göster ·
… ar ise cem‘ edüp şem‘ahâneden (---) kantâr beyâz şem‘-i kâfûrîyi bu kadar esnâf
tablalar ile
başlarında götürürler.
Evvelâ bâlâda tahrîr olunan hazîne alaylarından sonra tertîb üzre bu alaydır kim bunda aslâ askerî alayı yokdur, ancak miskcibaşı ve paşanın hasîl-harcı cümle şem‘-i kâfûrî ve şem‘-i dühn-i mu‘allemlerin cem‘ edüp ve Bulak'da ne kadar sırık hammâlları var ise cem‘ edüp şem‘ahâneden (---) kantâr beyâz şem‘-i kâfûrîyi bu kadar esnâf tablalar ile başlarında götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y213b ·
metinde göster ·
Ve beş yüz sandık kanâdîlleri. Cümle alay-ı azîm ile başlarında
tablalar ile
cümle esnâf İllâ yansuru's-sultân diyerek Gavrî dîvânhânesinde paşa huzûruna çı …
Ve beş yüz sandık kanâdîlleri. Cümle alay-ı azîm ile başlarında tablalar ile cümle esnâf İllâ yansuru's-sultân diyerek Gavrî dîvânhânesinde paşa huzûruna çıkarup paşa birkaç balmûmunu kırup cümlesi hîlesiz kâfûrî ise miskcibaşıya ve hasîl-harca ve mûmcubaşıya hil‘atler geydirilüp kapancılar gelüp cümlesin kantârdan geçirüp rûznâmçeye kayd olunup miskcibaşıya mâlın defterdâr paşa bir sağ yerden gösterüp tahsîl olunup ve bu şem‘-i kâfûrları cümle keçeli sandûkalar içre hıfz edüp paşa huzûrunda Süveys re’îslerine teslîm olunup kirâları dahi cânib-i mîrîden edâ olunur. Bu dahi (---) hazîne budur, ammâ kirlice masrûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y214a ·
metinde göster ·
… îfe-i mürdârın kâşifden akrabâ vü akrebleri bir iki kîseye alup deff ü kudüm ve
tabllar ile
âdemleri hayyâl olarak ve nisvânları zılgıt urarak vilâyetleri içre sürûr [u] ş …
Beri tarafdaki üstühân-ı cîfe-i mürdârın kâşifden akrabâ vü akrebleri bir iki kîseye alup deff ü kudüm ve tabllar ile âdemleri hayyâl olarak ve nisvânları zılgıt urarak vilâyetleri içre sürûr [u] şâdumânîler ederek lâşesin gezdirüp cîfe-i murdârın defn ederler. Ve Mısır'ın Rûmeli meydânında kalan post-ı kadîdin akrabâları vâlî-i Mısır ya‘nî subaşıdan satun alup yine vilâyetlerine götürüp dîvân-ı Mısır nice çıkdı ise, eyle gezdirüp şâdumânlar edüp defn ederler. Bir acîb temâşâdır. Bu kavm-i Ferâ‘ine ol zu‘m-ı bâtıl üzredirler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y283a ·
metinde göster ·
… Y 413b bin tekne ta‘âmı mebzûl idi. Huzûruna beş gûne ta‘âm ve iki yüz Sûdân
tabakları ile
ta‘âm gelir. Huddâmlarımıza elli ulbe ta‘âm ta‘yîn edüp dörd yüz darı ekmeği ve …
İbtidâ ta‘âmları sünnet üzre arpa ekmeği ile za‘ter-i Halîl'dir. Andan ni‘met-i celîldir kim evvel koyun kebâbı ve kuzu kebâbı ve ceyrân ve deve eti ve deve südü ile darı yerler, ve's-selâm. Gayrı ta‘âmları aslâ bilmezler. Pirinc ve ades fûl gelirse Mısır'dan ve Circe'den gelir. Ammâ Ramazân girince pirinç pilavı [ve] kabak ve kurkas ve karnebît pişirdiler. Yevmiyye Y 413b bin tekne ta‘âmı mebzûl idi. Huzûruna beş gûne ta‘âm ve iki yüz Sûdân tabakları ile ta‘âm gelir. Huddâmlarımıza elli ulbe ta‘âm ta‘yîn edüp dörd yüz darı ekmeği ve iki yüz rub‘ darı atlarımız içün beher yevm vâsıl idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y413a–Y413b ·
metinde göster ·