… beyâz somunu ve hubûbâtında yağlı arpası gâyet latîfdir ve kâşîden kâseleri ve
tabakları
ve ibrikleri ve diyâr-ı Âl-i Osmân'da ne kadar münakkaş kâşîli imâret var ise b …
Der-sitâyiş-i me’kûlât [u] meşrûbât [u] sanâyi‘ât: Bâğı ve bâğçesi ve servî drahtları ve zeytûnu (---) vardır ve gölünün âb-ı hayâtı meşhûr-ı âfâkdır ve beyâz somunu ve hubûbâtında yağlı arpası gâyet latîfdir ve kâşîden kâseleri ve tabakları ve ibrikleri ve diyâr-ı Âl-i Osmân'da ne kadar münakkaş kâşîli imâret var ise bu İznik şehrinde işlendiğinden Çîn-i Mâçîn-i Rûm derler sihr-i i‘câz nakş-ı bukalemûn kâşîler işlenir kim vasfında lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 6a ·
metinde göster ·
… babanın Melek Ahmed Paşa cenginde ganîmet olmamış, bir gümüş sini ve bu fağfûrî
tabakları
kalmış" deyüp tebessüm etdi.
Hemân ta‘âmı yerken Nûruddehr eyitdi: "Elhamdülillâh, Hân babanın Melek Ahmed Paşa cenginde ganîmet olmamış, bir gümüş sini ve bu fağfûrî tabakları kalmış" deyüp tebessüm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 9b ·
metinde göster ·
meydân-ı mahabbetde iken dîvânhâne kapusundan içeri ale's-seher Melek Ahmed Paş …
Ve bu esnâ-yı kelâmda dahi fütûr tabakları meydân-ı mahabbetde iken dîvânhâne kapusundan içeri ale's-seher Melek Ahmed Paşa'nın Ziyâeddîn Hân'a kethüdâ etdiği Halhalî Haydar Kethüdâ kulağında menkûşun sallayarak yüz on yaşında bir zâl-ı nâ-tüvân-ı umûr-dîde-i müsinn kimesne idi. Kapudan zâhir olup derhâl içeri girüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 9b ·
metinde göster ·
… Y 413b bin tekne ta‘âmı mebzûl idi. Huzûruna beş gûne ta‘âm ve iki yüz Sûdân
tabakları
ile ta‘âm gelir. Huddâmlarımıza elli ulbe ta‘âm ta‘yîn edüp dörd yüz darı ekmeğ …
İbtidâ ta‘âmları sünnet üzre arpa ekmeği ile za‘ter-i Halîl'dir. Andan ni‘met-i celîldir kim evvel koyun kebâbı ve kuzu kebâbı ve ceyrân ve deve eti ve deve südü ile darı yerler, ve's-selâm. Gayrı ta‘âmları aslâ bilmezler. Pirinc ve ades fûl gelirse Mısır'dan ve Circe'den gelir. Ammâ Ramazân girince pirinç pilavı [ve] kabak ve kurkas ve karnebît pişirdiler. Yevmiyye Y 413b bin tekne ta‘âmı mebzûl idi. Huzûruna beş gûne ta‘âm ve iki yüz Sûdân tabakları ile ta‘âm gelir. Huddâmlarımıza elli ulbe ta‘âm ta‘yîn edüp dörd yüz darı ekmeği ve iki yüz rub‘ darı atlarımız içün beher yevm vâsıl idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y413a–Y413b ·
metinde göster ·
… bir incü tesbîh ve bir sahâbe kılıcı ve bir sûzenî çadır ve iki yüz aded Sennâr
tabakları
ve kâseler verdi ve hayır du‘âlar etdi. Ve kan Seyfî vezîrin bin âdem ile bizi …
Ve hakîr yine konağımızda kâmil bir hafta tekâ‘üd edüp ba‘dehu Mısır'a gitmeğe izin taleb etdiğimizde melik hazretleri cân [u] gönülden "ale'r-re’si ve'l-ayn" deyüp hakîre beş Fûncistân atı ve on tâvûsî hecîn üzre on gulâm ve iki duhter-i siyâh ve on deve yükü zahâyir ve on kutu mercân ve akîk ve seylân ve aynü'l-hir ve misk ü anber ve zebât ve bir incü tesbîh ve bir sahâbe kılıcı ve bir sûzenî çadır ve iki yüz aded Sennâr tabakları ve kâseler verdi ve hayır du‘âlar etdi. Ve kan Seyfî vezîrin bin âdem ile bizi tâ Arbacı kal‘asında sultânın karındaşına götürmeğe me’mûr edüp elimize kâğızlar verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y431b ·
metinde göster ·