… r edecek kadar vâsi‘ ketefli ve sînesi vâsi‘ ve beli ince ve uylukları semîn ve
tabanları
yassı ve gözleri 311b müdevver ve ahmerü'l-levn vech-i münevver kişilerdir. A …
{Evsâf-ı kavm-i kabîle-i Kaytak} Ve bu diyârda Kaytak kavmi derler, yigirmi bin kadar kavmdir kim Dağıstân hududundadır. Ba‘zı zamân Aras şehrine ve ba‘zı zamân Şekî şehrine gelüp bâzârlık ederler. Bir acîbü'l-heykel, dâbbetü'l-arz-misâl kazan başlı ve tobra taçlı ve iki parmak enli kaşlı ve omuzlarında birer âdem karâr edecek kadar vâsi‘ ketefli ve sînesi vâsi‘ ve beli ince ve uylukları semîn ve tabanları yassı ve gözleri 311b müdevver ve ahmerü'l-levn vech-i münevver kişilerdir. Ammâ Şâfi‘iyyü'l-mezheb geçinirler cüssedâr âdemlerdir. Kaçan Aras ve Şekî kal‘ası bâzârlarına gelseler cümlesi piyâde sahrâya inüp Şekî arabalarına süvâr olurlar. Zîrâ lahm u şahm sâhibi olduklarından anları at ve katır götürmeğe tahammül edemediklerinden arabalara ve mefret câmûslara eğer urup câmûslara süvâr olup başlarında hammâm kubbesi kadar destârlarıyla Kırım kadısı gibi şavârıp-tırâş ve zekan-dırâz olup iki cânibine muhteşemâne selâm vererek ubûr etdiklerinde gûyâ bir sürü kavm-i Deccâl ubûr eder. Bir acîb ve garîb acebe-likâ oğuz tâ’ifelerdir. Cümle Gîlân ve Şirvân ve Şamâkî halkının masharalarıdır. Gâyet Oğuz kavmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 311a–311b ·
metinde göster ·
… salup bir mahbûbü'l-kulûb olmuş idi. Sinesi vâsi‘, beli ince, bâzûları tüvânâ,
tabanları
efendisi Tabanıyassı gibi yassı, halûk ve halîm ü selîmü'l-kalb âlüfte vü âşüft …
Hılye-i Murtazâ Paşa: Kâmet-i tâm ve esmerü'l-levn, müdevverü'l-vech, yassı alınlı ve siyâh kaş ve siyâh müje kirpikli ve alâ gözlü ve lüknet sözlü idi. Zîrâ âlem-i sabâvetinde alt çenesinde on dörd aded sinni yok idi. Ol ecilden ba‘zı edâ-yı hurûfda icrâ-yı mahâric-i hurûf edemezdi. Ve henü[z] sakal salup bir mahbûbü'l-kulûb olmuş idi. Sinesi vâsi‘, beli ince, bâzûları tüvânâ, tabanları efendisi Tabanıyassı gibi yassı, halûk ve halîm ü selîmü'l-kalb âlüfte vü âşüfte ve şûh u şakrak ve satranç-bâz u şimşîr-bâz ve zor-bâz u tüvânâ şehbâz er idi. Ve dâ’imâ zîbâ ve zerbâf ve Hıtâyî alacalar giymeğe mâ’il idi. Zîrâ gâyetü'l-gâye zen-dost olup mahbûb-dostlara dost değil idi. Ol ecilden üç yüz altmış içağalarında on beş yaşında mahbûb gulâmı yok idi. Cümle otuzar kırkar yaşında Rüstem-i şavarıb şehbâz fetâ yiğitleri var idi. Bu Üsküdar sahrâsında cümle içgulâmlarına yüzer guruş ve silâhdâr [u] çukadâra birer kîse ihsân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 372b ·
metinde göster ·
… ı bülend idi ve kitifleri vâsi‘ ve şîrâne ve bâzûları merdâne ve kemeri ince ve
tabanları
vâsi‘ce ve her harekât [u] sekenâtları pâdişâhâne idi.
Evvelâ hân-ı âlîşân yedi yüz yetmiş fünûnda yed-i tûlâ sâhibi ferîd-i asr ve garîbü'l-heykel kimesnedir. Hilye-i eşkâli oldur kim evvelâ kasîrü'l-kâme ve gerdeni kısa ve esmerü'l-levn ve burnu sehel minkârîce ve alnı vâsi‘ gök ala gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü ve gûşları iri ve bıyıkları gür ve sakalı kırgıl, ol asır ki bin altmış târîhi idi, sinni yetmiş seneye yetmiş idi. Ammâ zinde ve kaviyyü'l-bünye idi ve savtı bülend idi ve kitifleri vâsi‘ ve şîrâne ve bâzûları merdâne ve kemeri ince ve tabanları vâsi‘ce ve her harekât [u] sekenâtları pâdişâhâne idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233b ·
metinde göster ·
çıkdı. Ve otak nöbetcisi olan Mîr Kapucubaşı ve altı aded kapucuları cümle ağav …
Bi-emr-i Hayy-ı Kadîr ol ân paşa-yı kâmkâr-ı şemşîrkâr ten-dürüst olup Yûsuf Kethüdâ'yı ve cümle ağavâtları içeri otağa da‘vet edüp ordu monlası ve cümle ümerâlar huzûrunda bir şer‘î celb-i celb dîvânı etmişdir kim ta‘bîr olunmaz. İbtidâ hazînedârı çökerüp boynun urmak isteyüp, cümle ağavât ve ümerâlar zemîn-bûs edüp hazînedârı bin aded asâ-yı pîrâna sulh edüp bin tâzıyâne urdular. Netîce-i kelâm mukaddemâ işde bulunan Abazalardan ve peşkircibaşı ve Gürcî Zülfikâr'dan mâ‘adâ üç yüz seksen 143b aded gılmân-ı enderûna beşer yüz aded kızılcık hoşâbı şerbetin nûş etdirüp lezzet-i telhleri tabanlarından çıkdı. Ve otak nöbetcisi olan Mîr Kapucubaşı ve altı aded kapucuları cümle ağavâtlar ricâ edüp ricâları aslâ ve kat‘â makbûle geçmeyüp serâperde önünde yedisinin de kellelerin galtân eyledi. Efvâh-ı nâsda kimi "Ey eyledi" ve kimi "Kem eyledi" deyü böyle sefer üzre gûnâ-gûn güft u gûyâ bâ‘is olup paşa bu husûsda te’ennî eylemedi ve tarîk-i mudârâya gitmedi deyü bu hâl-i pür-melâli cümle kapucubaşılar ve kırk altı aded bölükbaşılar el-hâsıl aşcıbaşı ve seyisbaşıya varınca akûr akrebe dönüp paşanın bu vaz‘-ı nâ-hemvârından gâyet bî-huzûr ve ağalar cümle rencûr ve hâtır-mehcûr oldular. Paşa gördü kim cümle ağavât ve tevâbi‘ât ve levâhikat bu sefer üzre rû-gerdân oldular. Âhir bunlara ümîd-i istimâletler vermeğile mütesellî etdi. Ol gün nehr-i Çetine sâhilinden kalkup sekiz sâ‘atde giderken Sin kal‘ası sol cânibimizde dağlar başında nümâyân görünüp kaldı. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 143a–143b ·
metinde göster ·
… n ve dağlarda bellerde atlarımızın ayaklarında na‘lları ve bizim çizmelerimizin
tabanları
kalmayup biz dahi piyâde bî-tâb u bî-mecâl olup yüz bin gûne âlâm-ı şedâ’id çek …
Bundan dahi elli tüfeng-endâz fetâlardan refîkler alup cümlemiz Hudâ'ya sığınup 6 sâ‘at giderken bizler dahi piyâde olup sengistân ve dağlarda bellerde atlarımızın ayaklarında na‘lları ve bizim çizmelerimizin tabanları kalmayup biz dahi piyâde bî-tâb u bî-mecâl olup yüz bin gûne âlâm-ı şedâ’id çekerek Dabra dağın aşup yokuş aşağı enüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 149b ·
metinde göster ·
… kısa boyunlu ve vücûdları post gibi tüğlü ve ayakları kısa ve iç yüzüne eğri ve
tabanları
yassı ve ellerinin ayaları vâsi‘ ve parmakları kalın ve yassı tırnaklı ve belle …
Çünki bu İşpanya kızları yine 319b bu cezîre-i Girid'e kadem basup isfakiye dağlarında ecinne ile sâkin olup mukaddemâ bekâretlerini ecinne izâle etdiklerinde cümle kızlar hâmile kalup bir yıldan sonra cümle kızlar birer oğlan ve kızlar doğurup benî âdem ile ecinne evlâdı tenâsül bularak ibtidâ cezîre-i Girid'e ecinne evlâdlarından isfakiye dağının kavmi hâsıl olmuşdur kim orta boylu ve kara yüzlü ve küçük müdevver gözlü ve kara kaşlı ve küçük başlı ve kıvırcık saçlı ve iri kulaklı ve yassı burunlu ve iri dişli ve kısa boyunlu ve vücûdları post gibi tüğlü ve ayakları kısa ve iç yüzüne eğri ve tabanları yassı ve ellerinin ayaları vâsi‘ ve parmakları kalın ve yassı tırnaklı ve belleri kalın ve gâyet güçlü tüvânâ âdemlerdir kim cümle yigirmi beş bin kavimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 319a–319b ·
metinde göster ·
… ve boyunları kısa ve omuzları enli ve belleri ince baldırları hemçünân ince ve
tabanları
yassı gâyet taban-keş olup kayadan kayaya pire ve ceyrân gibi sıçrar gâyet çâpü …
Eşkâl-i aceblüleri: Siyâh çerde ve kasîrü'l-kâme ve büyük başlı ve müdevver gözlü ve samson köpeği sözlü ve müdevver ve siyâh gözlü ve iri kulaklı ve başları saçlı ve kara kaşlı ve boyunları kısa ve omuzları enli ve belleri ince baldırları hemçünân ince ve tabanları yassı gâyet taban-keş olup kayadan kayaya pire ve ceyrân gibi sıçrar gâyet çâpük keferelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 336a ·
metinde göster ·
… evendeden kimse helâk olmak ihtimâli ola deyü mu‘allak sütûnların altına mermer
tabanlar
binâ etmişler. Ammâ yine her sene mezkûr çınâr mu‘ammer oldukça ol mermer sütûn …
Hikmet-i Hudâ ba‘zı dalları ol sütûn-ı müntehâlar üzre dura dura mezkûr dalların ağırlığından mermer sütûnlar dalların vücuduna gömülüp mezkûr dallar dahi cüssedâr oldukça hevâya münkalib olup mezkûr sütûnları kucaklayup hevâya mu‘allak dururlar. Sâhib-i hayrlar dahi âyende vü revendeden kimse helâk olmak ihtimâli ola deyü mu‘allak sütûnların altına mermer tabanlar binâ etmişler. Ammâ yine her sene mezkûr çınâr mu‘ammer oldukça ol mermer sütûnları hevâya kaldırup bu hâl üzre bir meydân-ı azîm sâyesi dutup koyah olmuşdur. Ve ba‘zı dalları cânib-i erba‘asına iki yüz üç yüz adım kol kanat misâli yayılup ba‘zı evlerin ve dükkânların ve câmi‘in damları üzre perîşân olmuşdur. Lisân-ı hâl ile geysûların âşıkân üzre sâyebân etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y105b ·
metinde göster ·