ehl-i derde bezl-i ta‘âm ederler. Eyle evkâf-ı kavîdir kim matbahında keklik ve …
Rûz-merre merreteyn hastalara gûnâ-gûn et‘ıme-i lezîzeler tabh olup ehl-i derde bezl-i ta‘âm ederler. Eyle evkâf-ı kavîdir kim matbahında keklik ve turac ve süğlün murglarının eti bulunmaz ise bülbül ve serçe ve kebûter pişüp hastalara bezl oluna deyü evkâfnâmelerinde eyle tahrîr olunmuşdur. Ve hastalara ve dîvânelere def‘-i cünûn içün mutrıbân hânendegân ta‘yîn olunmuşdur. Ve avretler ve kefereler içün başka bir köşe tîmârhânesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 93a ·
metinde göster ·
… â âteşde bir sâ‘at pişüp gûyâ nûr olup tenâvül eden nûr-ı pür-nûr olur. Bu gûne
tabh olup
tenâvül olunsa kuvvet-i basara ve mi‘ideye nâfi‘dir. Hakkâ kim muhabbet edecek …
Nef‘i ve eşkâli ve hâssasın bildirir: Evvelâ bir karış kadar ince ve morca ve mücellâca ve semînce balıçakdır. Nef‘i ol mertebedir kim yedi gün bir âdem tenâvül etse her gice ehline varup yedişer kerre kendi balığın ehline yidire, gâyet mukavvî ve seri‘u'l-hazmdır. Ve aslâ balık râyihâsı olup tenâvül edene harâret vermez. Ve hâssası oldur kim ağrı hastalığına mübtelâ âdem yise bi-emrillah şifâ bulur. Ve bir evde yılan ve çıyan ve akreb olsa hapsi balığının başın âteşe yakup ol hânede dütsü etseler cümle çıyan râyihâsından helâk ola. Niçe yüz gûne nef‘i ve hâssası vardur amma bunu yimek Tarabefzûn halkına mahsusdur kim kırk gûne ta‘âmın pişirirler kim her birinde birer gûne lezzet hâsıl olur. Çorbası ve yahni ve kebâbı ve böreği ve baklavası ve çorbasının envâ‘ın pişirirler. Ammâ pilaki derler bir gûne ot taşından tavalar yaparlar. İbtidâ bu hapsi balığın pâk ayırtlayup onar onar kamışa dizüp ma‘denos ve kerefis ve soğan ve pırasayı pâk hûrde kıyup darçın ve fülfül-i siyâh ile halt edüp bir kat kerefis ve ma‘denivâzı pilaki tavası içine döşeyüp bir kat hapsi döşeyüp ba‘dehû Tarabefzûn'un âb-ı hayâta benzer su zeytûn yağın döküp germâ-nermâ âteşde bir sâ‘at pişüp gûyâ nûr olup tenâvül eden nûr-ı pür-nûr olur. Bu gûne tabh olup tenâvül olunsa kuvvet-i basara ve mi‘ideye nâfi‘dir. Hakkâ kim muhabbet edecek mâ’ide-i Sübhân'dır kim Subhânu'l-Hallâku'l-bâkî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 253a ·
metinde göster ·
… ü tabl [u] kudûmler ile müzeyyen bir âsitânedir. Şeb [u] rûz matbahında ni‘meti
tabh olup
âyende vü revende müsâfirîne subh u mesâ ni‘metleri mebzûldur. El-kıssa ulu âsi …
Der-sitâyiş-i tekye-i Mustafâ Baba Sultân: Tekye-i Hacı Bektâş-ı Velî'dir. Rûm ve Arab ve Acem'de meşhûr-ı âfâk tekye-i gınâdır. Bir yirden aslâ avâ’id [ü] fevâ’idleri ve çift ve çubukları yokdur. Yüz elli kadar pâ-bürehne ve ser-bürehne erbâb-ı ma‘ârifden fakr [u] fâka erenleri, dervîş-i dil-rîşânları vardır. Tahtânî bir vâsi‘ meydânı vardır. Şiddet-i şitâda araba ile meydân-ı muhabbete mişe ve pelid dırahtların götürüp alev ber alev yakup cümle âşıkân cânib-i erba‘asında cân sohbeti edüp devâm-ı devlet-i pâdişâhî ed‘ıyesine müdâvemet ederler. Hikmet-i Hudâ bu cânların bir yirden cihet-i ma‘îşetleri yok iken her tarafdan nezerâtları gelüp kût edinirler. Pîr-i pîşvâ azîzin kabr-i şerîfi etrâfında ol kadar musanna‘ şeb-çerâğ u kanâdiller ve şem‘dânlar ve alem ü tabl [u] kudûmler ile müzeyyen bir âsitânedir. Şeb [u] rûz matbahında ni‘meti tabh olup âyende vü revende müsâfirîne subh u mesâ ni‘metleri mebzûldur. El-kıssa ulu âsitâne-i Âl-i Abâdır. Andan yine cânib-i şarka (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 117b ·
metinde göster ·
… ve mevzûn su kabağı Van'da tenâvül olunur ve çiriş ta‘bîr ederler bir giyâhdır
tabh olup
gâyet lezîzdir ve teresi ve soğanı ve fûmı ve kırpısı ve harbuzası dahi memdûhd …
Der-beyân-ı nebât-ı sebzevât: Evvelâ Van lahanası ekâlîm-i seb‘ada yokdur kim ikisi bir bâr-ı şütür lahanası olur kim her biri fil şikemi kadar olur ve gâyet rakîk varakları olur, gûyâ berk-i bândır ve ma‘denüvâzı ve kerefisi ve mevzûn su kabağı Van'da tenâvül olunur ve çiriş ta‘bîr ederler bir giyâhdır tabh olup gâyet lezîzdir ve teresi ve soğanı ve fûmı ve kırpısı ve harbuzası dahi memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258b ·
metinde göster ·
… isrile geçilir oldu. Ve şeb [ü] rûz hidmet eden ibâdullâhlara onar kazgan ta‘âm
tabh olup
huddâmlara bezl olurdu. Ve bizzât paşa-yı müşârün-ileyh kendi eteğiyle handakda …
Mefhûm-ı hatt-ı şerîf oldur kim "Melek Lalam, ber-hurdâr-ı ömr olup ekmeğim sana helâl olup hemîşe böyle feth [ü] fütûhâtlar edesin. Hâlâ feth etdiğin Rus-ı menhûsun otuz altı pâre şaykaların kal‘a-i Varna ve kal‘a-i Karahırman ve kal‘a-i Tolca ve kal‘a-i Akkirmân ve kal‘a-i Kili'yi ve kal‘a-i Özü ve kal‘a-i Hasan Paşa ve kal‘a-i Kılburun kal‘alarının ta‘mîr ü termîmine kefere şaykaların sarf edesin" deyü hatt-ı şerîf gelüp ol ân paşa bism-i İlâh ile Varna kal‘asının ta‘mîr [ü] termîmine mübâşeret edüp her gün beşer bin âdem handak tathîrine hidmet edüp handakın içi cümle Karadeniz ile leb-ber-leb olup kal‘aya cisrile geçilir oldu. Ve şeb [ü] rûz hidmet eden ibâdullâhlara onar kazgan ta‘âm tabh olup huddâmlara bezl olurdu. Ve bizzât paşa-yı müşârün-ileyh kendi eteğiyle handakdan türâb taşıyup sâ’ir ağavâtlar dahi evlâ bi't-tarîk kal‘a hidmetin cân baş ile ederken kütür kütür mehterhâneler çalınup kal‘anın cemî‘i ta‘mîr [ü] termîmi ve cebehânesi itmâm bulup kal‘a gûyâ dürr-i beyz gibi münevver oldu. Ba‘dehû hatt-ı şerîf ile istimrâr getiren Kapucubaşı Mîr Mehemmed Ağa'ya bir semmûr lipâçe ve yigirmi kîse guruş ve yigirmi esîr ve yigirmi re’s Sâlihli bârgîrleri verüp Âsitâne'ye revâne oldu. (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 30a ·
metinde göster ·
… okuzar kat mehterhâneleri çalınup sabâh ve ahşam yigirmi Akkirmân kazganı ta‘âm
tabh olup
hâs u âm ve bay u gedâya ni‘met-i bî-imtinânı mebzûl idi.
Ve her tarafda herkes lu‘b u lehv ve ayş [u] işretde olup Paşa'nın evkât-ı hamsede dokuzar kat mehterhâneleri çalınup sabâh ve ahşam yigirmi Akkirmân kazganı ta‘âm tabh olup hâs u âm ve bay u gedâya ni‘met-i bî-imtinânı mebzûl idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 53b ·
metinde göster ·
… ammâ bu deyrin evkâfı çok olmak ile matbah-ı Mesîhiyyesinde ni‘met-i uzmâsı çok
tabh olup
âyende vü revendeye ta‘âm-ı nefîsesi mebzûldür. Hattâ Lipul oğlu yeni beğ bu de …
Ve bu deyrin bir vâsi‘ haremi etrâfında yüz adedden mütecâviz tahtânî ve fevkânî papas ve kıssîs ve ruhbân hücrelerinde üç yüzden ekser bıtrîkler vardır kim riyâziyyât ile gûyâ Roma papası gibi kadîd-i mahz olup bed çehre olmuşlar, ammâ bu deyrin evkâfı çok olmak ile matbah-ı Mesîhiyyesinde ni‘met-i uzmâsı çok tabh olup âyende vü revendeye ta‘âm-ı nefîsesi mebzûldür. Hattâ Lipul oğlu yeni beğ bu deyre üç bin altun nezr gönderüp bir altun kandil gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106b ·
metinde göster ·
… âlar namâzı kılup ba‘dehu ol gün taraf-ı pâdişâhîden mümessek gâzîler helvâları
tabh olup
cümle vüzerâ ve vükelâlara ve ağniyâ ve fukarâlar[a] helvâ-yı guzât bezl olundu …
Andan yine cümle guzât gâ’ib şühedâlar namâzı kılup ba‘dehu ol gün taraf-ı pâdişâhîden mümessek gâzîler helvâları tabh olup cümle vüzerâ ve vükelâlara ve ağniyâ ve fukarâlar[a] helvâ-yı guzât bezl olundu ve beytü'l-mâlcı defteriyle cümle iki bin elli yiğit cemedânları teslîm olup cümle şühedâlar, Re’îsü'l-küttâb defn olunduğu zemîn-i hâmûşânda defn olundu. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 120b ·
metinde göster ·
… leri var kim yedi adedinin subh [u] mesâ matbah-ı Keykâvus'unda ni‘met-i uzmâsı
tabh olup
cemî‘i bay u gedâ-yı pîr [ü] muğâna ve Kıptî vü fakîrâna birer tâs çobra ve bir …
Der-imârât-i dâru'z-ziyâfe-i me’kel-hâne-i fakîrân [u] garîbân: Cem‘ası on altı aded yerde kurşum örtülü imâretleri var kim yedi adedinin subh [u] mesâ matbah-ı Keykâvus'unda ni‘met-i uzmâsı tabh olup cemî‘i bay u gedâ-yı pîr [ü] muğâna ve Kıptî vü fakîrâna birer tâs çobra ve birer nân ile bezl-i ıt‘âm ederler. Cümleden (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)228b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 228a–228b ·
metinde göster ·
… -ı hameviyyât ile ve elvân elvân ta‘âm-ı nefîseler ile matbah-ı Halîl'de ni‘met
tabh olup
garîb ü gurabâ tenâvül edüp def‘-i cû‘ ederlerdi .
Ve gûnâ-gûn hulviyyât ve zülbiyyât kand-i nebât-ı hameviyyât ile ve elvân elvân ta‘âm-ı nefîseler ile matbah-ı Halîl'de ni‘met tabh olup garîb ü gurabâ tenâvül edüp def‘-i cû‘ ederlerdi .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y331b ·
metinde göster ·
… etinde yevmiyye üç erdeb buğday ve bir erdeb mercimek ve bir sığır ve beş koyun
tabh olup
mevlûd günleri fukarâya bezl olunur. Ammâ sâ’ir zamânda kifâyet mikdârı tabh ol …
Ve Bedevî câmi‘inin bir imâreti var, âyende ve revendeye ve cümle fukarâya merreteyn buğday ve mercimek şorbası ve birer nân pâresi mebzûldür. Câmi‘in e’imme ve hutebâsı ve meşâyihânı cümle sekiz yüz âdem evkâf-ı Bedevî'den vazîfe ve cirâye alurlar. Ve imâretinde yevmiyye üç erdeb buğday ve bir erdeb mercimek ve bir sığır ve beş koyun tabh olup mevlûd günleri fukarâya bezl olunur. Ammâ sâ’ir zamânda kifâyet mikdârı tabh olup sofra-i bî-imtinânı fukarâ ve mesâkîn ve zu‘afâya mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y288a ·
metinde göster ·
… bh olup mevlûd günleri fukarâya bezl olunur. Ammâ sâ’ir zamânda kifâyet mikdârı
tabh olup
sofra-i bî-imtinânı fukarâ ve mesâkîn ve zu‘afâya mebzûldür.
Ve Bedevî câmi‘inin bir imâreti var, âyende ve revendeye ve cümle fukarâya merreteyn buğday ve mercimek şorbası ve birer nân pâresi mebzûldür. Câmi‘in e’imme ve hutebâsı ve meşâyihânı cümle sekiz yüz âdem evkâf-ı Bedevî'den vazîfe ve cirâye alurlar. Ve imâretinde yevmiyye üç erdeb buğday ve bir erdeb mercimek ve bir sığır ve beş koyun tabh olup mevlûd günleri fukarâya bezl olunur. Ammâ sâ’ir zamânda kifâyet mikdârı tabh olup sofra-i bî-imtinânı fukarâ ve mesâkîn ve zu‘afâya mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y288a ·
metinde göster ·
… ar olduğundan mâ‘adâ her tarafda niçe bin kazgan ta‘âmlar ve ni‘met-i nefîseler
tabh olup
yenilüp içilmede. Ammâ hikmet-i Hudâ bu meydâna şarâb gelse bi-sırr-ı Bedevî si …
Ve bu meydân-ı Tanta'da köşe köşe salıncaklar ve dollâb ve beşikler ve taht-ı revânlar ve çarh-ı felekler ve atlı karacalar ile müzeyyen olup tabıllar ve zurnalar ile sagîr ü kebîr salıncaklara binüp Y 293a âşıkân [u] ma‘şûkân salınırlar. Gûyâ mevlûd-ı Bedevî yevm-i ıyddir, leyle-i mübârekeleri Kadir olur. Bu şâdumânlardan gayrı köşe köşe âşıkân-ı sâdıkânlar haymelerinde deff ü kudüm ve tabl [ü] nakâre ile tevhîd ü tezkîr edüp şâdumânlar olduğundan mâ‘adâ her tarafda niçe bin kazgan ta‘âmlar ve ni‘met-i nefîseler tabh olup yenilüp içilmede. Ammâ hikmet-i Hudâ bu meydâna şarâb gelse bi-sırr-ı Bedevî sirke olur. Ammâ bozahâneler ve fış fış şerbetleri vardır. Lâkin ırka sûs ve dahi berberîs ve temirhindî ve inebü'd-dibs şerbetleri latîf meşrûbâtlardır. Aceb hikmetdir kim bu meydânda şarâb sirke olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y292b–Y293a ·
metinde göster ·
şeb [ü] rûz ayş u işret edüp mutrıbân ve hânendegânlar ile Hüseyin Baykara mecl …
Ve cümle gemilerden çıkan yârân-ı bâ-safâ sâhil-i Nîl'de ve nahlistân sâyesinde tınâb tınâba çadırların kurup matbah-ı Keykâvuslarında et‘ime-i nefîse tabh olup şeb [ü] rûz ayş u işret edüp mutrıbân ve hânendegânlar ile Hüseyin Baykara meclisi olunup taraf taraf kûşe-be-kûşe cevk cevk sohbet-i hâs edüp Perverdigâr'a hamd [ü] senâ ederler. Lâkin Seyyid Ahmed el-Bedevî kadar çadırlar cem‘iyyeti olmaz. Zîrâ kırk elli bin cemapur askeri-misâl keştîbân ve fellâhân gemilerde yatırlar. Ammâ âdem deryâsı olup Y 303b omuz omuzu sökmez. Ve her diyârdan gemilerle me’kûlât u meşrûbât gelüp gâyet ganîmet olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y303a–Y303b ·
metinde göster ·
… llâb-ı zülâlin nûş edersin. Gûyâ bi-emrillâh süd lezzetindedir. Tereyağı içinde
tabh olup
yenilse dahi lezîz, dahi mukavvî olur. Zerhar derler bir gûne yer yumurtasıdır, …
Ve bir gûne yumurta getirdilerdi, tavuk yumurtası gibi beyâz ve cirmde dahi ol kadar, ammâ bir tarafında kökü var, gûyâ şalgamdır. Ammâ lezzetde bir şeye müşâbeheti yokdur. Meğer bu beyzâ yerde bitermiş. Kabuğu beyâz, içi lâ‘lpâre-misâl kırmızı. Dahi içinde fındık kadar bir çekirdeği var. Kabuğun kırup içinden cüllâb-ı zülâlin nûş edersin. Gûyâ bi-emrillâh süd lezzetindedir. Tereyağı içinde tabh olup yenilse dahi lezîz, dahi mukavvî olur. Zerhar derler bir gûne yer yumurtasıdır, aceb lezîz ta‘âmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·