… le kal‘ayı zeyn edüp üç yüz altmış altı yerde torompete ve luturyanî borular ve
tabl-ı
erganûn-i kübrâyîler ve nâkûs-i Yûnânîler taraf taraf çalınup şâdumânîler olup …
Ve üç yüz altmış altı kapunun dîdebân ü bevvâbân ve nigâhbânlarına bahşîşler ihsân edüp ubûr ederdi. Ve mezkûr bed-nâm günler olunca kal‘anın cemî‘i burc [u] bârû-yı bedenleri üzre niçe kerre yüz bin haç-peyker sancağ u bayrağ u alemler ile ve filandıra sûretli sanemler ile kal‘ayı zeyn edüp üç yüz altmış altı yerde torompete ve luturyanî borular ve tabl-ı erganûn-i kübrâyîler ve nâkûs-i Yûnânîler taraf taraf çalınup şâdumânîler olup kal‘anın bedenleri elvân harîr alemler ile lâle-zâr olurdu. Ve cemî‘i milel-i nasârâdan ve gayrı edyândan âdemler gelüp İslâmbol'un zîb ü ziynetin seyr [ü] temâşâ edüp giderlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 15b ·
metinde göster ·
Âl-i Osmân ve kûs-i hâkâniyân verilüp on gün on gece teferrüc etmelerin kânûn-ı …
Ve yigirmi yılda bir teferrücleri oldukda sâyebân-ı pâdişâhî verilüp on kîse-i Osmânî hazîneden verüp tabl-ı Âl-i Osmân ve kûs-i hâkâniyân verilüp on gün on gece teferrüc etmelerin kânûn-ı Süleymânî etdi. Hakîr Evliyâ-yı pür-taksîr, kuyumcubaşızâde olmağile üç kerre teferrüclerini görüp Sultân Murâd Hân teferrücünde ibtidâ dest-bûs edüp revâne olan bu hakîr idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186a ·
metinde göster ·
… layımıza tekaddüm edeler. Bâ-husûs her yerde alem-i Resûlullâh olursa ol alayda
tabl-ı
Âl-i Osmânî gerekdir" deyü ser-i mehterân ve serkâr-ı sâzendekâr bu gûne da‘vâ- …
"Bizim hidmetimiz pâdişâhıma her bâr lâzımız kim bir cânibe müteveccih olsa mehâbet [u] salâbet, şân, şöhret [ü] şevket içün dosta düşmana karşu tabl, kudüm, nefîrin döğerek gider. Bâ-husûs ceng mahallinde guzât-ı müslimîni cenge terğîb edüp yüz yigirmi koldan ceng tablına ve kös-i hâkânîlere turralar urulup asker-i İslâmı cenge kılındırmağa sebeb oluruz. Bâ-husûs pâdişâhım bir şeye elem-zede oldukda def‘-i gam içün huzûrunda on iki makâm yigirmi dörd şu‘be ve yigirmi dörd usûl ve kırk sekiz terkîb ilm-i mûsikârdan fasl edüp pâdişâhım mesrûr olur. Hukemâ-yı kudemâ kavlince sâz [ü] söz ve hânende ve mahbûb rakkâs âdemin rûhuna safâ verir. 202b Bu gûne rûha gıdâ verici esnâflar hod bize mensûbdur. Sen ki mi‘mârbaşısın, senin cümle esnâfın Ermenî ve Urum kefereleri ve egserci Çingâneler ve löküncü ve suyolcu Arnavudlar ve lağımcı ve necisli Ermenîlerdir kim cümle esnâfın mezmûm u menhûs kâfirlerdir. Pâdişâhım biz bu esnâfı üzerimize tasaddur etdirmeziz. Cümle mehterhâne ocağı halkı kırılmağı irtikâb ederiz. Irz-ı pâdişâhî yok mıdır kim bir alay haşerât alayımıza tekaddüm edeler. Bâ-husûs her yerde alem-i Resûlullâh olursa ol alayda tabl-ı Âl-i Osmânî gerekdir" deyü ser-i mehterân ve serkâr-ı sâzendekâr bu gûne da‘vâ-yı merd edince çalıcı mehterler mukaddem alay etmek içün fermân-ı şehriyârî oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 202a–202b ·
metinde göster ·
… esi vardır. Orhân Gâzî bunda medfûn olup Orhân Davulu dedikleri kırmızı kılıflı
tabl-ı
kebîr bu câmi‘in bir tâkinde asılıdır. Devlet-i Âl-i Osmân'da ibtidâ bu tabl ça …
İç kal‘ada cümle iki bin hâne-i zîbâlardır ve kat-ender-kat sarây-ı âlîlerdir, ammâ bâğı ve bâğçeleri yokdur, teng büyûtlardır ve yedi mahalle ve yedi mihrâbdır ve bir hammâmdır. Çarsû-yı bâzârı yigirmi aded dükkânlardır. Câmi‘-i Sultân Orhân bundadır, tûlen ve arzen yüz on ayak câmi‘dir ve bir tabakalı bir minâresi vardır. Orhân Gâzî bunda medfûn olup Orhân Davulu dedikleri kırmızı kılıflı tabl-ı kebîr bu câmi‘in bir tâkinde asılıdır. Devlet-i Âl-i Osmân'da ibtidâ bu tabl çalınmışdır. Ve selef-i pâdişâhlarına mahsus sarây-ı müfîd [u] muhtasar bu kal‘adadır. Tâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'e gelince pâdişâhların sarâyı bu idi. Gâhîce Gâzî Hudâvendigâr Murâd Hân-ı Evvel Edirne'yi sene (---) târîhinde feth edüp Edirne Sarâyı'nda sâkin idi. Ebü'l-feth sene (---) târîhinde İslâmbol'u feth edüp taht-ı sâlis olup Bursa'ya ve Edirne Sarâyı'na rağbet kalmayup Bursa Sarâyı hâlâ mu‘attaldır, ammâ ser-âbdarları, bennâları ve bostâncıları vardır. Ve bu İç kal‘anın cümle şâh-râhları hacer-i kebîrler ile pâk u pâkîze kaldırımlar düşelidir. Ve cümle hâneleri tarz-ı kadîm, ba‘zısı kâfirden kalmış hânelerin taş ve tula dîvârlarında üstâd-ı bennâ birer san‘at ile târihler tahrîr etmişler kim, gûyâ birer kıt‘a hüsn-i hatlardır. Ol hâneler ne kadar zamândır binâ olduğu târîhlerinden ma‘lûmdır ve cümle 223a hâneleri kârgîr binâ-yı zibâ ve serâpâ la‘l-gûn kiremit ile sütûhları mestûrdır ve cemî‘î hânelerin birer gûne serv-misâl musanna‘ ocakları var kim, biri birinden mevzûn şeş-hâne ve müdevver dûd-keşleri vardır. Ve câ-be-câ kal‘a içre servi ve ceviz dırahtları ve rez {üzüm} şecerleri vardır. Ve âb [u] hevâsı latîf mürtefi‘ zemîn olmağıla kal‘a halkı ten-dürüstdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 222b–223a ·
metinde göster ·
… muzlim rûz-ı rûşen-misâl olup tâ vakt-i sehere dek kâh gülbâng-ı Muhammedî, kâh
tabl-ı
Âl-i Osmânîlere turralar urulup sabâha dek çerâğânlar oldu.
nass-ı kâtı‘ı üzre cümle gark olup niçesi nehr-i Çoruğ içre şinâverlik edüp karşu tarafa selâmetle çıkdım zann edüp beri tarafdan dalyan tüfenkler ile cüyûş-ı muvahhidîn halâs olanlara kurşumlar urup anlardan dahi bir cân halâs olmayup cân ber-cehennem oldular. Kenar-ı Çoruğ'da kalan keştîlerinden yedi adedini ihrâk-bi'n-nâr edüp bakıyyetü's-seyfden mâ‘adâ ikiyüz aded küffâr kal‘aya dâhil olamayup cümle giriftâr-ı bend-i hicrân oldular. Küffâr kal‘adan bu hâl-i diyer-gûn-ı pür-melâli görüp dibelik cânların halâsdan kat‘ edüp cân [u] gönülden cenge âheng etdiler. Bu üç kerre hücûm-ı cengde yetmiş aded guzât-ı müslimîn şehd-i şehâdet câmından nûş edüp mest [ü] medhûş-ı âhiret oldular. Âhir Seydî Ahmed Paşa bu hâli görüp Batum sancağı nevâhîlerine gerüden gelüp yetişen kapucubaşıların nâhiye nâhiye fermânlar ile asker sürmeğe gönderüp azamet-i Hudâ etrâf [u] eknâfda karîb olan nevâhilerden eli harbalı ve tüfenkli ve Kazin fuğulu ve matra kaykulu Laz tâ’ifesi ve Giresin ve Kalipravoli'den ve Şena ve Çiho'dan niçe bin Laz tâ’ifesi dangiyu boruları ve ziğola nâm düdüklerin çalarak beyâz bayraklar ile alay alay gelüp Seydî Ahmed Paşa'ya buluşup nehr-i Çoruğ kenarında meks etdiler. Ol sâ‘at anlara ârâm vermeyüp "Koma kardaşlar, gayret sizindir. Dîn uğuruna çalışın. Allah'ım hem seni kerîmdir, hem beni kerîmcidir" deyü Çerkes lisânı üzre Koca Gâzî Seydî Paşa cümle guzâtı cenge terğîb edüp va‘de-i kerîmeler edince azamet-i Hudâ cânib [u] etrâfdan dağî ve taşî ve bâğî ve râğî, yakın ve ırağî asker-i deryâ-misâl mevc ve mevc olup herkesin ellerinde birer demet çalı ve birer tobra tezek ve birer demet lazot darısı ve gügüm çalısı ve pasda darısı sapı demetleri ile gelüp kal‘anın cânib-i erba‘asına demetleri yığarken kimi şehîd ve kimi mecrûh olup bu hücûmda dahi yetmiş aded adem şehîd olup mertebe-i şehâdete yetmişlerdi. Derhâl bu aralıkda Seydî Ahmed Paşa gemi direkleri ve kürekleri nerdübânların kal‘a dîvârlarına bî-bâk u bî-pervâ dayayup cümle guzât-ı müslimîn bir yire cem‘ olup bir ağızdan cümle gülbâng-ı Muhammedî çeküp sadâ-yı Allah Allah evc-i âsmâne peyveste olup Batum dağları ve bâğları ra‘d-vâr gürleyüp sıyt u sadâ-yı velvele-i benî Âdem evc-i âsumâna urûc etdikde cümle guzât dahi darı ve çalı demetlerinden ve nerdübânlarından İspir keçisi gibi ve ankebût-vâr tırmaşup kapudan tarafa yığınlara dahi âteşler urup alev-ber-alev küffâr-ı dûzah-karâr âteş-i Nemrûd içinde kalup yine cân havliyle guzât-ı müslimîne kurşum ururken hemân Gâzî Seydî Paşa dal-kılıç kal‘anın cânib-i şarkî kûşesindeki kulle üzre iç ağalarıyla çıkup elinde dal-kılıç "Bre koman şehbâzlarım" deyü feryâd edince guzât-ı müslimîn Seydî Paşa'yı görüp mûr-ı siyâh, mâr-ı ejdehâya üşer gibi kal‘aya üşüp her tarafdan hücûmlar edince derûn-ı kal‘ada olan küffâr gördî kim der-i dîvâr üzre guzât-ı müslimîn kılıç urup gelir, hemân cân-ı habîslerin nâr-ı sa‘îre atar gibi atup ıhrâk-bi'n-nâr olup niçesi kılıç havfinden kal‘adan pertâb edüp dest [ü] pâları şikeste olup bî-per ü bâl olup kaldı. Kimi nehr-i Çoruğ'a düşüp gark-ı âb oldu. El-hâsıl ol gün vakt-i Şâfi‘î'den tâ vakt-i asra dek Hudâ âlimdir cümle Seydî Ahmed Paşalı ve gayrı guzât-ı müslimîn bir nân-pâre tenâvül etmeyüp iş bu sene mâh-ı (---) günü vakt-i asrda kal‘a-i Gönye feth olup hamd-i Hudâ hakîre ibtidâ feth ezânı kırâ’at etmek müyesser oldu. Ve cümle guzât-ı müslimîn kal‘aya leb-ber-leb olup yedi yüz küffâr esîr ve sekiz yüz kelle kat‘ olunup cümle kelleler kulleler üzre ârâyiş-i nîze olup mukaddemâ feth olunan altmış yedi pâre kefere firkatelerin kal‘a altına getirüp cümle mühimmâtların yerli yerine koyup âmâde durdu ve dellâllar nidâ edüp üç gün üç gice top u tüfenk şâdmânları olup ve her şeb kanâdîl ve meş‘ale çerâğânları olup gicemiz Kadr, rûzumuz rûz-ı ıyd-ı adhâ olup hamd-i Hudâ ile feth-i fütûhda bulunduk. Hemân kal‘a feth olup ezân-ı Muhammedî kırâ’at olunurken kal‘anın cânib-i şarkîsinden tarafa nehr-i Çoruğ kenarından berü niçe bin reng-â-reng bayrağ u sancağ ve alay-ı Muhammedî ile niçe bin asker kal‘ada şâdmân içün atdığımız 330a top-ı kûblerin sadâsın istimâ‘ edüp cümle guzât-ı müslimîn tekbîr-i Muhammedî getirüp tâ kal‘a altına dek at bırakdılar. Gördiler kim kal‘a feth olup Seydî Ahmed Paşa derûn-ı kal‘ada âlât [u] mühimmât görmede. Meğer bu asâkir-i kerrâr Erzurûm Valisi Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz tarafından Erzurûm eyâleti askeriyle Kars Paşası Ketenci Ömer Paşazâde Bâkî Paşa cümle askere serdâr-ı zafer-şi‘âr olup Erzurûm sahrâsından beş günde Gönye altına yedi bin güzîde asker gelüp kal‘a-i Gönye altında nehr-i Çoruğ sâhilinde salt sebük-bâr hayme ü hargâhsız çıtâçıt meks etdiler. Bir cânibde Pasin sancağına mutasarrıf Ketağaç Paşa kondu. Bir tarafa Pasin sancâğının erbâb-ı timarı ve erbâb-ı zü‘amâları ve kal‘a neferâtlarının nısfıyla cümle iki bin asker meks etdiler. Ve Ahıçka kal‘asının muhâfazasına me’mûr olan Ketenci Ömer Paşazâde Tavîl Mehemmed Paşa mutasarrıf olduğu Urfa eyâleti askeriyle ve Birecik Beği Alî Merdân Beğ livâsı askeriyle ve gayrı gönüllü fedâyî askerler bir tarafa meks etdiler. Ve Malazgird Beği Mehemmed Beğ iki bin be-nâm-ı nâmdâr, güzîde, yarar, dilâver erler ile nehr-i Çoruğ kenarına kondular. Kiğı sancağına mutasarrıf Deli Hüsâm Beğ, Tabanıyassı Mehemmed Paşa çerâğlarından nâmdâr [ve] server bin mikdârı livâsı askeriyle zîr-i kal‘ada sâhil-i Karadeniz'de feth olan Kazak-ı Ak kayıkları muhâfazasına me‘mûr olup meks etdi. Ve'l-hâsıl Kemâh ve Erzincân ve Tercân [ve] Kelkik ve Koylıhisâr ve Hacı Murâd kal‘ası ve Gümüşhâne ve Bâyburd ve Hınıs ve İspir ve Tekmân ve Kuzucân ve Tortum ve Mecingird ve Mamrevân sancaklarının ve gayrı kılâ‘ ve kasabâtlarının cümle sancakbeğleri ve alaybeğleri ve çeribaşıları ile gelüp kal‘a-i Gönye altında meks etdiler. Dahi akîblerince Şebin Karahisârı sancâğı, Ahıska paşası olan vezîr-i rûşen-zamîr Koca Sefer Paşa'nın ber-vech-i arpalığı idi. Kethüdâsı olan Müsellem Sarı Dervîş Ağa, Şebin Karahisârı'nın erbâb-ı zü‘amâsı ve erbâb-ı timarıyla cümle iki bin mikdârı güzîde asker ile bâlâda tahrîr olunan sancak askerlerine dündâr olup ol dahi nehr-i Çoruğ kenarında meks edüp zîr-i kal‘ada bir azîm dîvân-ı pâdişâhî olup ikinci serdar-ı imdâd-kâr olan Bâkî Paşa-yı nâmdârda Defterdârzâde tarafından bir zer-ender-zer hil‘at-i fâhire ve bir sorguç-ı şâhâne var imiş, ol dîvân-ı şehriyârîde Bâkî Paşa ayak üzre kâ’im olup "Gazân kutlu olsun, Erzurûm Vezîri serdâr-ı mu‘azzamım. Defterdârzâde Mehemmed Paşa, size selâm edüp bu zerdûz hil‘ati ve bu semmûr lipâçeyi ihsân etdi" deyü Seydî Ahmed Paşa'nın zahrına giydirüp başına bir mücevher otâğa sokup hayr du‘â ü senâ olundu. Hikmet-i Hudâ vakt-i asrda yine leb-i nehr-i Çoruğ ile bir kırk elli pâre Laz meneksile kayıkları zâhir olup cereyân ederek gelirken gördüler kim derûn-ı kal‘ada ümmet-i Muhammed mâl-â-mâl ve bîrûn-ı kal‘ada hem-çünân hayme ve hargâh-ı asâkir-i Âl-i Osmâniyân deryâ-misâl meks etmişler, hemân cümle kayıklar gerü dönüp firâra yüz dutdular. Hemân Seydî Paşa tarafından ve gayrı kollardan cânı başı yerinde olan zübde-i fetâ şehbâzlar at boynuna düşüp sâhil-i nehr-i Çoruğ ile kayıkları kova kova girü kalanları alıkoyup karşu tarafdan ve beri tarafdan kayıkları kurşuma dutup tâ vakt-i ışâya dek bir ceng-i azîm savaş-ı perhâş olup hamd-i Hudâ kırk yedi pâre kayık giriftâr-ı dâm ve Mikril kâfirlerinin üç yüz mikdârı esîr (---) ve altı yüz mikdârı gark-ı âb-ı nehr-i Çoruğ (---) olup hamd-i Hudâ bir seferde üç gazâ oldu. İbtidâ kayıkları feth oldu. Sâniyen kal‘a feth oldu. Sâlisen yine bu Mikril kâfirlerinin kayıkları feth oldu. Meğer bu mel‘ûnlar kal‘aya istilâ eden Kazak-ı Ak'a imdâda gelen Mikrilistânın âsî Aznavur gavurları imiş. Gemileri mâl-â-mâl ve leb-ber-leb me’kûlât ü meşrûbât imiş. Seydî Paşa bu zahâ’irin cümlesin imdâda gelen guzât-ı müslimîne bezl edüp Ordu-yı İslâm ganîmet oldu. Ol gice yine derûn [u] bîrûn-ı kal‘ada ol kadar top u tüfenk ve fişenk şâdmânlıkları oldu kim şeb-i muzlim rûz-ı rûşen-misâl olup tâ vakt-i sehere dek kâh gülbâng-ı Muhammedî, kâh tabl-ı Âl-i Osmânîlere turralar urulup sabâha dek çerâğânlar oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 329b–330a ·
metinde göster ·
… hsûldârlı hâmûndır. Deryâ-misâl asker meks edüp cümle atların ol gice şikemleri
tabl-ı
semengâna dönüp istirâhat etdiler. Andan ale's-sabâh asker-i mûr, mâr-misâl ol …
Menzil-i Zârçayırı: Batum sancağı ile Mikrilistân mâbeyninde bir çemenzâr [u] mahsûldârlı hâmûndır. Deryâ-misâl asker meks edüp cümle atların ol gice şikemleri tabl-ı semengâna dönüp istirâhat etdiler. Andan ale's-sabâh asker-i mûr, mâr-misâl ol menzilden kalkup Çoruğ nehri geçidinden Sefer Paşa Gürcîstân askeriyle geçüp Mikrilistân'ın Dadonya nâhiyesin nehb ü gârete başladı. Andan beri tarafda asker-i İslâm ejder-i heft-ser gibi Mikrilistân'a göz açdırmağa amân vermeyüp bu hâl-i pür-melâli Mikril-i la‘în ü racîm ve anîd-i pelîd ve cünd-i cünûb-ı Yezîd kâfirler dağıstân ve çengelistâna yüz dutup karârları firâra mübeddel olup dâğları giydiler. Hemân Defterdârzâde efendimizin baş bayrağı alem-i ejdehâ-peykerin yigirmi iki bölük başı bayraklarıyla iki bin iki yüz sarı sarıca arı, akûr-ı kelb-i sarîh gibi Mikrilin sarp çengelistân içre becenelerine sarılup bir yaylım kurguşunlar serpüp becene içre mütehassın olan Mikriller dahi kudurmuş yılanlar gibi gıjgırup anlar dahi derûn-ı beceneden kurşumlar serpüp tâ vakt-i zuhra dek tarafeynden ceng-i azîm olup âhir-i kâr becene feth olup içinden yedi yüz ma‘dûd esîr-i Mikril çıkup içinden pençe-i âfitâb bâkireler ve mahbûb-ı zamân gılmânlar ile ibtidâ sekbân ve sarıca askeri muğtenim oldular. Ancak guzâtdan yedi yiğit şehîd oldu. Ol gün bu mahalde ikâmet olunup dağlar içre sadâ-yı Allah Allah evce peyveste olup gûyâ Mikrilistân'da rûz-ı kıyâmet zemzemesi velvelesi olup rûz-ı kıyâmetden bir nişân oldu. Ve himmet-i Seydî Ahmed Paşa ile ol gün Bâkî Paşa dahi mâl-ı ganâ’imle bây olup rdu-yı İslâm'a dâhil olunca sâ’ir guzât-ı müslimîne dahi destûr olup gürûh gürûh olup vesîleler ile dağlara ve bellere ve becenelere düşdüler. Tâ kim kal‘a-i Marava altına asker-i İslâm varup hemân Mikril küffârı kal‘anın iki kanatlı kapusun küşâde kılup içerden pâ-bürehne ve ser-bürehne ve küffâr-ı hîlekâr-ı dûzah-karâr dal-tîğ-ı Dahhâk olup cünd-i şeyâtîn-i la‘în esnâf-ı hakkâk gibi asker-i İslâmın vücûdların zeyl-i hisârdan hakk etmeğe sa‘y-ı belîğ etmeğe cidd ü cehd edüp üç buçuk sâ‘at keşâkeş, yaka çâk, savaş-ı perhâş ederken Avnik kal‘ası Beği Alî Beğ ve Velî Beğ ve Nakışlı Bölükbaşı kal‘anın cânib-i garbîsi tarafı hâlî iken üç bayrak yiğitler birer takrîb ile ve kemend-i müstemendler ile ankebût-vâr resen-bâzânlar gibi taraf taraf şehbâzlar kal‘aya urûc edince kal‘anın burc [u] bârûları üzre ezânlar okutup kal‘a içinde olan küffâra kılıç urarak kal‘a kapusun kabza-i tasarrufa alup taşra çıkan küffâr içeri giremeyüp cümlesi guzât-ı müslimîn içre tu‘me-i şemşîr oldular. Bakiyyetü's-seyfi esîr-i kayd-bend oldular. Ve'l-hâsıl bu cengde kâmil yetmiş âdam şerbet-i şehâdeti nûş edüp üç yüz kâfir esîr ve yedi yüz fecere katl olunup cesed-i murdârları dâr-ı bevârları önünde 332a püşte püşte oldu. Ve cümle guzât-ı müslimîn belağan-mâ-belâğ mâl-ı ganâ’imle muğtenîm olup derûn-ı kal‘ada olan zî-kıymet esbâb u eskâli ve bakır-âvânî ve bisâtları kal‘adan ıhrâc edüp cümle der-i dîvâr-ı dârların harâb edüp sâ’ir binâların âteş ile tûrâb etdiler. Bu ceng-i zafer-me’serde yedi yüz kadar Aznavur gavur esîr ve beş yüz mikdârı nisvân-ı pür-isyan esîre ve iki yüz aded dûşîze-i nâçîze ve üç yüz kadar nâ-şüküfte duhter-i bed-ahter ve altı yüz mikdârı giysûdâr-ı murdâr-gulâmları serdâr-ı zafer-şi‘âra teslîm etdiler. Andan yine cânib-i şimâle 12 sâ‘at gidüp nehb [u] gâret ederek tâ Gürcîstân hudûdunun mutî‘ [u] münkâd olan yerlerine dek varup esîr alup geldiler. Andan kalkup yine ormanlık içre çimşirlik dırahtistânın seyr ederek 9 sâ‘atde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 331b–332a ·
metinde göster ·
… kt-i gurûba dek ceng-i şehzâdegân olup herkes kollu kollarına gidüp tarafeynden
tabl-ı
âsâyiş çalındı. Ale's-sabâh ki oldu bizzât Selîm Şehzâde atına süvâr olup cümle …
el-Hikâye-i ceng-i şehzâdegân der-sahrâ-yı Konya: Fî 22 şehr-i şa‘bân-ı merkûm. Şehzâde Bâyezîd cünd-i anîdiyle sahrâ-yı Konya'da bedîd olup beri Selîm tarafından dahi vezîr-i mükerrem Tavîl Mehemmed Paşa sâf sâf çarha alayın dizüp talî‘a-i asker Zülkadriyye Paşası yigirmi bin Türkmân ile Cüm Ekrâdı olup yedi koldan cümle sipâh ve yeniçeri ve zâ‘im ve erbâb-ı timar ve müteferrikagân ve çavuşân ve zümre-i silâhdâr ve sipâhân-ı zü'l-cenâheyn-vâr yemîn ü yesâr âlât-ı harbe müstağrak olup cenge âmâde oldular. İki çarha-i askerî birbirine girüp Bâyezîd askeri Selîm çarhasına galebe edüp çarha-yı Selîm gerü kazan dibi asker üzre düşüp iki dib alay birbirine karılup katılup zemîn dihkânî elinde atılır gibi nadaz nadaz olup iki alay-ı azîmin güzîdesi belki dahi ziyâdesi şerbet-i şehâdeti nûş edüp medhûş oldular. Ammâ ekseriyyâ Bâyezîd'in dağî ü bâğî vü yağî askeri hâk-i mezellete düşüp cân verdiler. Tâ vakt-i gurûba dek ceng-i şehzâdegân olup herkes kollu kollarına gidüp tarafeynden tabl-ı âsâyiş çalındı. Ale's-sabâh ki oldu bizzât Selîm Şehzâde atına süvâr olup cümle asker-i İslâm'ı devr edüp va‘de-i kerîmeler ve gûnâ-gûn istimâletler edüp cenge tergîb edüp "İnşâallah fırsat u nusret bize müyesser olursa tama‘-ı ham‘a düşüp kelepür tahsîli sevdâsına düşmen" deyü tenbih ü te’kîdler etdi. Andan yine Şehzâde Bâyezîd tarafından asker hücûm edüp cenge karışdı. Üç sâ‘at-i nücûmî germâgerm ceng [ü] savaş-ı perhâş olup Cenâb-ı Bârî yârî kılup bâd-ı nesîm-i zafer Şehzâde Selîm cânibine esüp Konya askeri Bâyezîd askerine eyle satûr-ı Selîm urdular kim yigirmi binden ziyâdesi vakt-i zuhra dek hâke düşüp sahrâ-yı Konya hûn-ı benî Âdem ile kan deryâsı olup kelle-i Celâlîleri seylâb-ı hûn galtân ederdi. {Bu cenge târîhdir,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 77a ·
metinde göster ·
… Cümle harâmî ve âsîlerdir. Ve mu‘âf u müsellemlerdir. Ancak balkan içre derbend
tablı
çalup hıfz [u] hırâset etmeğe me’mûrlardır. Bu karyede Pravadi Şehirli Hacı Ahm …
Karye-i Çanga: Yüz aded buriya ile mestûr Bulgar keferesi köyüdür. Cümle harâmî ve âsîlerdir. Ve mu‘âf u müsellemlerdir. Ancak balkan içre derbend tablı çalup hıfz [u] hırâset etmeğe me’mûrlardır. Bu karyede Pravadi Şehirli Hacı Ahmed hasbeten-lillah bir hân-ı azîm ihdâs etmişdir. Bu karyeyi ubûr edüp iki sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 109a ·
metinde göster ·
… ve revzenleri ve bacaları vardır. Niçesinde furûnları olup tâze poğaça ve ekmek
tablı
ederler. Bu değirmânların mekânları Silistre kal‘ası önünde herkesin nişânıyla …
Evvelâ iki aded dibi yassı Tuna'nın tıransa gemileri gibi gemilerdir ve ikisi birbirine azîm direklerle bend olmuşdur. Bu iki keştî mâbeyninde on arşın mikdârı enli kalın tahtalar ve amûd haşebler ile mebnî dollâbları vardır. Bu dollâbın büyük gemi tarafında gemi içre azîm çarhlar vardır. Büyük çarhın ucunda bir azîm değirmân taşı vardır kim üç çift câmûs ancak bârkeş olur. Bu değirmânlarda şeb [u] rûz ellişer Silistre kilesi un hâsıl olur. Tâ bu mertebe serî‘ deverân eder çarhlardır kim âdemin nazarı iremez. Her âsiyâbın ikişer ve üçer âdemleri ehl [ü] iyâlleriyle değirmânlarda sâkin olurlar. Her biri bir hân-misâl tahta örtülü damlardır. İçinde matbahı ve müte‘addid hücreleri ve revzenleri ve bacaları vardır. Niçesinde furûnları olup tâze poğaça ve ekmek tablı ederler. Bu değirmânların mekânları Silistre kal‘ası önünde herkesin nişânıyla mahalleri vardır, buyurdular ile sâkin olurlar. Zîrâ kal‘a önünde nehr-i Tuna gâyet serî‘ cereyân eder bir girdâb-ı azîmdir. Ammâ bu yetmiş seksen aded değirmânların Tuna üzre ber-karâr olmaları aceb ma‘rifetdir. Meselâ iki gemi birbirine gemi direkleriyle bend olmuşdur. Yaban asmasından bir azîm sepet örüp seng-i hârâ ile sepedi leb-ber-leb edüp ağzın seddiderler. Ve yine yaban asmasından âdem beli kalınlığı avret saçı gibi elli altmış arşın ip örüp değirmân gemilerin Tuna ile cereyân etdirerek tâ değirmân sâhibinin Tuna üzre mahall-i hudûduna geldüğü mahalde mezkûr seddi memlû taş ile nehr-i Tuna'ya uçurup değirmân mahallinde karâr eder. Zîrâ asma ipin bir ucu sepetde ve bir ucu gemide makyûddur. Tamâm vakt-i şitâ karîb olup Tuna nehrinden buz akmağa başladıkda değirmânlar asmadan iplerin kesüp her bir değirmânı birer cezîre limanlarında hıfz edüp yine bahâr mevsiminde icrâ ederler. Azîm temâşâgâh ma‘rifet-i garîbe ve acîbe âsiyâblardır kim her biri beşer kîseye olur ammâ her sene beşer kîse mahsûl verir bir serbest ze‘âmetden a‘lâdır. Ekseriyyâ Silistre a‘yânının bir gûne kârları bu âsiyâblardır ve's-selâm. (---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121b ·
metinde göster ·
… dâl ve harb [ü] kıtâl vakt-i gurûba kalup âlem şeb-i muzlim oldukda taraf taraf
tabl-ı
âsâyişler çalınup herkes ceng etdüği mahalde pür-silâh âmâde durup poça poça me …
Tetimme-i sergüzeşt-i gazâ-yı kûh-ı Saçlı: Yine hakîr eyitdim: "Benim efendim! Şöyle ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim ol asırda paşa pederinizin kâmil yetmiş bayrak sekban ve sarıcaları ve on bin sâ’ir ağavât huddâmları var idi. Cümlesi Abaza ve Çerkes ve Gürcî şehbâzları idi. Birbirlerinden hicâb edüp cengde asla zimâm-keşîdelik etmezler idi ve nâmûs-ı Muhammedî ne idüğün bilürler idi. Cümlesi derûn-ı dilden ve cân-ı gönülden cebel-i Saçlı'ya sarılup inşâallah bu Yezîdî mel‘ûnlarından şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ'nın ve Hazret-i Hüseyn'in kanın alırız ve inşâallah cümle Yezîdîlerin ser-i nâ-tıraşların seyf-i müczem ile tıraş edüp mâl-ı ganâ’imler ve duhter-i pâkîze-ahterler ve gulâm-ı mümtâzlar alırız, deyü cidd ü cehd edüp ol kûh-ı bî-emâna sarıldılar ve cümle tâ’ife-i sarıcayân hamd-i Hudâ edüp, inşâallah bizim sarıca askerin peydâ eden pîrimiz Sultân Ahmed Hân vezîri Nasûh Paşa efendimizin bu Saçlı dağında münhezim olduğunun intikâmın alup bu dağda bizim sarıca askerinden ol cengde yedi bin şehbâzımız şehîd oldu. İnşâallah ol şühedâlarımız hûnların Yezîdîlerden alırız, deyü cümle tüfeng-endâz yemîn billah ile derûn-ı dilden ve cân-ı gönülden cümle guzât-ı müslimîn Melek Ahmed Paşa efendimizin ihtimâm-ı tâmıyla ve ibrâm [u] ilhâmıyla ve cümle guzât-ı müslimîne istimâletleriyle ve herkese ihsân u in‘âm ve va‘d u va‘îd ile cenge terğîb etdirüp ale's-sabâh Saçlı dağının yetmiş seksen aded yerlerinden eflâke kemend ile urûc eder gibi guzât-ı müslimîn her tarafdan kûh-ı bî-sütûnun zirve-i a‘lâsına çıkup taraf taraf cenge âhengler edüp kâmil yedi sâ‘at kavm-i şeyâtîn ile kavm-i Melek Ahmed Paşa bir savaş-ı perhâş etdiler kim semâdaki kerrûbiyânlar bu zemîn Melek Paşasının cengine engüşt ber-dehen etdiler. Ol arbede içre yedi yüz yiğit hâke düşüp câm-ı memâtı nûş edüp üç bin altmış aded Saçlı Yezîdîsi mürd olup bî-mezîd oldular. Çünkim ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl vakt-i gurûba kalup âlem şeb-i muzlim oldukda taraf taraf tabl-ı âsâyişler çalınup herkes ceng etdüği mahalde pür-silâh âmâde durup poça poça meterislere girüp taraf taraf karavullar ta‘yîn olunup ol şeb-i muzlimde kemîngâhlarda hâzır-bâş olan guzât-ı müslimîn üzre hırsızlığa gelen Yezîdî Ekrâdlarından kâmil sekiz yüz kelle ve yetmiş beş diri Yezîdî gelüp anlar dahi kelle paça olundu. Cân ber-cehennemest.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 214b ·
metinde göster ·
… muhammes kârgîr cibis kireç ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim her seng-i hârâsı
tabl-ı
Sıfahân ve kös-i Bağdâd-ı hâkâniyân kadar vardır. Ammâ kal‘a-i Hemedân'dan asğa …
İbtidâ bânîsi Yezdecürd Şâh'dır. Vech-i tesmiyyesi oldur kim bu diyâr-ı Irâk'ı Arab u Kürd ve Moğol kavimlerinden halâs içün Yezdecürd Şâh mezkûr boğazın ağzıdır polad-ı Nahşevânî'den bir der-i azîm edüp her gice derbânlar mezkûr deri derbend ederler. Ba‘dehû bu kal‘ayı inşâ edüp nâmına Der-i güzîn, ya‘nî Güzîde Kapu kal‘ası demekdir. Sebeb-i tesmiyyesi oldur. Hâlâ güzînden galat kâf-ı şikâfın fethiyle Dergezîn derler. Hâk-i Irâk-ı Acem'de Dergezîn Boğazı'nın cânib-i şarkîsinde Hemedân sahrâsına nâzır bir vâdîde bir püşte-i pest üzre şekl-i muhammes kârgîr cibis kireç ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim her seng-i hârâsı tabl-ı Sıfahân ve kös-i Bağdâd-ı hâkâniyân kadar vardır. Ammâ kal‘a-i Hemedân'dan asğardır. Cirmi beş bin adımdır ve cümle kırk beş kulle-i hasînelerdir. Ve cümle üç aded dervezeleri var; Hemedân kapusu ve Musul kapusu ve Bağdâd kapusu var ve dâ’iren-mâdâr etrâfında handakı var. Ve câmi‘leri var ammâ hân u hammâm ve çârsû-yı bâzârı taşradadır. Ve derûn-ı kal‘ada ne mikdâr hâne idüğü ma‘lûmum değildir. Ancak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 312a ·
metinde göster ·
… dir. Ve eyâletinde cümle yetmiş aded kös-i şâhî çalar ve kerrenây-ı Efrâsiyâb u
tabl-ı
Âl-i Osmân çalar. Sancak beğleri vardır ve iki yüz aded bî-tabl mîr-i aşâ’ir-i …
Basra paşasına beher sene bin kise hâsıl olur. Hemân beş yüz kise gümrüğünden hâsıl olur. Zîrâ beher sene iki yüz pâre Hindistân gemisi ve Firengîstân u Yemen ve Aden u Habeş gemileri gelir. Ve paşası üç bin asker ile tâ Lahsa ve Yemen ve Ummân ve Mekrân ve Mekke ve Ane ve Seleme çöllerine varınca hükm eder. Ve Bağdâd ile müşâdır. Ve Şattu'l-Arab karşusunda Gürdelen kal‘asından kal‘a-i Durak ve kal‘a-i Haviziye üç menzilde varınca Basra hâkimi Şatt aşrı mezkûr Acem kal‘alarıyla müşâdır. Ve cenûb tarafına yine Hürmüz diyârında Acem ile müşâdır. Tâ bu mertebe ülke-i azîmdir. Ve cümle (---) aded kal‘aya mâlikdir. Ve eyâletinde cümle yetmiş aded kös-i şâhî çalar ve kerrenây-ı Efrâsiyâb u tabl-ı Âl-i Osmân çalar. Sancak beğleri vardır ve iki yüz aded bî-tabl mîr-i aşâ’ir-i Arab u Urbân ve şeyh-i meşâyihleri vardır. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 360a ·
metinde göster ·
Ve yemîn ü yesârın mesâfe-i ba‘îdesine ince karavullar fermân olunup serdâr-ı ekremin sağında Anadolu Beğlerbeğisi Çavuşzâde Mehemmed Paşa sol tarafında Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa zi'l-cenâheyn-vâr, iki deryâ-misâl askerin kalbinde serdâr-ı muzaffer kırk oda kapukullarıyla ve dörd aded aşağı bölük sipâhiyânlarıyla ve yigirmi aded mîr-i mîrânlar ile ve yüz yigirmi aded mîr-i livâlarla sahrâ-yı Vârat'a vardıkda sâf u sâf ve mevc u mevc ve fevc u fev[c] asker-i bî-pâyân şukka-i alemlerin kaldurup sancağ u bayrağ ve tuğ u sünü yalmanlarından ve zırh [u] zereh-külâh ve cebe vü cevşen şa‘şa‘asından âfitâb-ı âlem-tâbın pertevi müzmahill olup cemî‘i mîr-i mîrân ve ümerâların tabl [u] kudûm ve nefîr ve sûrnâlarının savtından eflâk-ı semâ ra‘d-vâr güm güm gümleyüp cümle guzât-ı müslimîn ejder-i heft-ser gibi gürleyüp tekbîr-i sadâ-yı Allâh Allâh ile birbirlerin cenge terğîb ederek Vârat kal‘ası nümâyân oldukda derûn-ı kal‘adan Gâzî Seydî Ahmed Paşa tabl-ı alemin döğerek çıkup cânib-i şimâle kendünün ordusuna gidüp bârgâhında meks edince bu ahvâl-i pür-melâl cümle asâkir-i İslâma girân gelüp asker mâbeyninde bir güft ü gû olup eyitdiler,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123a ·
metinde göster ·
… gece ba‘de'l-işâ ve vakt-i Şâfi‘î tokuzar kat mükellef ü mükemmel mehterhâne-i
tabl-ı
Âl-i Osmânî çalınır ve ba‘de'l-ışâ mehterhâne faslından sonra cemî‘i ebrâclarda …
Ve bu sarây kurbundaki mehterhâne kullesinde her gece ba‘de'l-işâ ve vakt-i Şâfi‘î tokuzar kat mükellef ü mükemmel mehterhâne-i tabl-ı Âl-i Osmânî çalınır ve ba‘de'l-ışâ mehterhâne faslından sonra cemî‘i ebrâclarda her gece iki bin aded kal‘a neferâtları tâ sabâha dak pür-silâh olup dîdebân ve nigehbân ve pâsbânlar "Allâh yeğdir yeğ" deyü feryâd edüp sâ‘at be-sâ‘at yigirmi aded kal‘a ağaları falaka deyenekleriyle kol dolaşırlar. Eğer bir nevbetçiyi hâb-ı nâzda bulursa hâbdan bîdâr edüp seksen aded deyenek urup uykusun açar, kanûnları budur, zîrâ bu kal‘a hasretü'l-mülûk bir kal‘a olmak ile cümle düşman bu kal‘anın bir taşına bin baş vermeğe cân atarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82b ·
metinde göster ·
… arında lahanası ol kadar çok ve ol kadar iri olur kim gûyâ her biri mîr-i mîrân
tablı
kadar olur. Bosnavîler bu lahanayı görüp,
Memdûhâtından, bâğçeleri bî-hisâb olup müşebbek bostânlarında lahanası ol kadar çok ve ol kadar iri olur kim gûyâ her biri mîr-i mîrân tablı kadar olur. Bosnavîler bu lahanayı görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91a ·
metinde göster ·
… âr etdiler, ammâ bu menzilde Raba nehrinin karşu cânibinde niçe bir küffâr dahi
tabl-ı
erganon ve nâkûsların çalarak nümâyân olup Sadrıa‘zam dahi göçüp Âl-i Osmân ber …
Ve bu mahalde ol bârân-ı rahmet mahallinde Gürcî Mehemmed Paşa ve İsmâ‘îl Paşa Yeleşke kal‘ası altından ubûr ederken küffâr ile bir ceng-i azîm edüp tarafeynden hayli âdem düşüp lâkin meydân-ı veğâ guzât-ı müslimînde kalup küffârın ekseri nehr-i Raba'yı karşuya geçüp firâr etdiler, ammâ bu menzilde Raba nehrinin karşu cânibinde niçe bir küffâr dahi tabl-ı erganon ve nâkûsların çalarak nümâyân olup Sadrıa‘zam dahi göçüp Âl-i Osmân beri tarafda küffâr karşu tarafda at başı berâber kona göçe giderlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17a ·
metinde göster ·
… lı küffâr cihânı dutup yetmiş yerde erganon ve torompete ve nâkûs ve borular ve
tabl-ı
Cemşîdler döğülerek haçlı peykerler ile cünûd-ı cünüb-i küffâr piyâde ve atlı o …
Evvelki gün elçi paşayı otakda ziyâfete da‘vet etmişdi. Bu kerre kral-ı bed-fi‘âl elçi paşaya esbâb-ı ihtişâm-ı dârât-ı azamatin göstermek içün bir cemapur keferesi gibi bir asker-i bî-hadd [ü] bî-pâyân ile ubûr etdi kim kara şapkalı küffâr cihânı dutup yetmiş yerde erganon ve torompete ve nâkûs ve borular ve tabl-ı Cemşîdler döğülerek haçlı peykerler ile cünûd-ı cünüb-i küffâr piyâde ve atlı ol kadar ubûr etdiler kim hadd-i hasrı yok idi. Ba‘dehu vakt-i zuhrda kral bir cevâhirli ve on iki atlı hınto araba ile ubûr edüp ardı sıra iki binden mütecâviz pençe-i âfitâb mûğ-pîçe gılmânlar ubûr edüp dahi ardı sıra kendü tabl u nâkûs u erganonları çalınarak güzer edüp bâğ-ı Merâm'ına vardıkda hemân ol ân başkomsar gelüp elçi paşayı ziyâfete da‘vet etdikde hemân paşa-yı müdebbir cümle alayıyla pür-silâh sâde mehterhâne faslı ederek çâsârın bâğına varup çâsâr ayağa kalkup yine tahtına oturup paşa içün Osmânlı tarzı otak yanında bir otak ve bir cerge kurup yerlerinde oturup ta‘âm-ı firâvân geldi, ammâ cümle bizim aşçılar ta‘âm-ı gûnâ-gûn pişirmişlerdi. İki sâ‘at kâmil Ma‘dî-kereb gibi ta‘âmlar yenüp çâsâr yalnız başlı başına yeyüp ba‘zı ta‘âmlardan mahabbeten paşaya altun ve cevâhirli tabaklar ile ta‘âmlar gönderüp ba‘de't-ta‘âm paşaya bir semmûr kürk ve on kîse ve bir hınto araba hedâyâ verüp andan kral ile paşa vedâlaşup yine alayımızla mehterhânemiz döğerek konağımıza geldik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68a ·
metinde göster ·
… eng tabllarına turreler urulup kânûn-ı Cingiziyân üzre kerrenây-ı Efrâsiyâbî ve
tabl-ı
Skenderî ve sûr-ı nây-ı Cemşîdî ve nakâre-i Hûşeng Şâhî ve kös-i hâkâniyânî ve …
Mazmûn-ı ebyâtları üzre mihr-i âlem-tâbın şiddet-i harâreti tarafeyn askeri üzre müstevlî oldukda şiddet-i harâretden iki leşker germâ-germ olup ibtidâ Hân tarafından ceng tabllarına turreler urulup kânûn-ı Cingiziyân üzre kerrenây-ı Efrâsiyâbî ve tabl-ı Skenderî ve sûr-ı nây-ı Cemşîdî ve nakâre-i Hûşeng Şâhî ve kös-i hâkâniyânî ve zîl-i Dârâ Şâhî sâzların çalarak cümle asker at başı berâber olarak iki koldan leşker-i Tatar meydân-ı şecâ‘ate vardılar ve direfş-i Gâviyânî zeylinde âmâde durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 115a ·
metinde göster ·
… âsı meterislerin vâdî-i hâmûna dönderüp her tarafda vüzerâlar ve mîr-i mîrânlar
tabl-ı
ceng-i harbîler çalup niçe bin kazgan ta‘âmlar pişüp yeye içe bir hidmet etmişl …
Ve cemî‘i guzât-ı müslimîn içre nâdîler nidâ edüp her eyâletin mîr-i mîrânları ve asâkir-i islâmları ve cemî‘i ordu-yı bâzârcılar ve cümle hâzır olan benî âdemlere tenbîh [ü] te’kîdler olundu kim "Her eyâlet askeri kazdıkları meterisleri doldursunlar" deyü tenbîh olundukda el-azametullâh bu dahi haşr [ü] neşirden bir gün olup niçe kerre yüz bin benî âdem ve re‘âyâ vü berâyâlar kazma ve kürekleriyle bu sahrâ-yı Kandiye üzre bir çapa kazma çalup gird-i gubâr evce peyveste olup mukaddemâ küffârın top ve kumbara havfinden hulû‘ [u] huşû‘-ı safâ ile kazamazlardı. Şimdi emn [ü] emân olmak ile ve ölümden halâs olduklarının şükrânesine hırz-ı cân ile Ferhâd-vâr çalışup üç yılda gücile kazılan niçe yüz bin aded fecc-i amîk handakları cân [u] gönül ile kazup Hallâc-ı Mansûr gibi cümle hâk-i pâki yaydan çıkarup Kandiye sahrâsı meterislerin vâdî-i hâmûna dönderüp her tarafda vüzerâlar ve mîr-i mîrânlar tabl-ı ceng-i harbîler çalup niçe bin kazgan ta‘âmlar pişüp yeye içe bir hidmet etmişlerdir kim ta‘bîr olunmaz. Bir hafta kâmil cemî‘i meterisleri pür eyleyüp deşt-i Kıpçak eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 307a ·
metinde göster ·
… bin aded pâk ve müsellah ve müretteb güzîde levendât askeri ol gün imdâd gelüp
tabl-ı
âsâyiş çalarak serâperde önünde alay ile ubûr etdiklerinde Manya keferelerinin …
Hikmet-i Hudâ ol gün Alî Paşa'nın askeriyle kethudâsı ve Eğriboz sancağının yedi bin aded pâk ve müsellah ve müretteb güzîde levendât askeri ol gün imdâd gelüp tabl-ı âsâyiş çalarak serâperde önünde alay ile ubûr etdiklerinde Manya keferelerinin elçileri bu kadar asker-i pür-silâhı bu kadar bârgâh-ı ordu-yı Âl-i Osmân'ı görüp engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 332a ·
metinde göster ·
… lâh subh u mesâ fukarâ-yı billâha ve âyende vü revendeye ni‘meti bezl etmeğiçün
tabl-ı
Halîl'i kütür kütür döğülüp ahâlî-i şehre i‘lân oldukda azamet-i Hudâ ol kadar …
Ve bu câmi‘in mihrâbı önünde matbah-ı Hazret-i İbrâhîm Halîlullâh subh u mesâ fukarâ-yı billâha ve âyende vü revendeye ni‘meti bezl etmeğiçün tabl-ı Halîl'i kütür kütür döğülüp ahâlî-i şehre i‘lân oldukda azamet-i Hudâ ol kadar âdem cem‘ olup her kes kas‘asın şorbâ-yı Halîl ile pür edüp ehl [ü] iyâlleri ile kifâflanırlar. Hakîr dahi teberrüken ol fukarâlar bölüğünden olup bir sahan buğday şorbâsı aldım. Hudâ âlimdir, bir vüzerânın ve bir ulemânın ta‘âmında o lezzeti müşâhede etmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y231a ·
metinde göster ·
Ve yüz nefer iç ağaları küheylân arabî atlarla her biri biner guruş değer küheylân atlar altışar pâre müzehheb yancık ile ve bahrî hotaz ile her bir ağalar dahi gök demire müstağrak olup Bağdâdî sırıklar ile silâhdâr ve çukadâr çârkâb tîrkeş ve şalvar ve serlerinde zerdûz keçe-i sürhgûn ile paşaya kafâdârlık ederek ubûr ederek dahi ardı sıra sancak ve bayrağ ardında sekizer kat mehterhâneyi güm güm tabl-ı Muhammedî döğerek ravza-i Muhammedî cenbinde otağ-ı Y 277b âsaf-ı şehriyârîde karâr[dâ]de olup ehl-i Medîne âlem-i hayretde kaldılar. Zîrâ ehl-i Medîne ömr-i azîzlerinde böyle bir vezîr-i garrâ görmemişler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y277a–Y277b ·
metinde göster ·
… ır. Bu sît u sadâ mâbeyninde yine kol kol mehterhâneler ârâm etmeyüp sabâha dek
tabl-ı
Ervâm ve tabl-ı Âl-i Hâşimî Benî Hişâm çalınmadadır.
Bu tüfenglerin sadâsı sâkin olmadan ibtidâ Şâm vezîri Hüseyin Paşa kolundan on iki pâre top ve Mısır kolundan altı pâre toplara âteş verilüp kubbe-i felek çın çın sadâ verüp bu hâl üzre tâ sabâha dak on iki yaylım toplar ve niçe kerre yüz bin tüfengler endâht olunur. Zîrâ her şehbâz fetâ cılasının ikişer ve üçer kol tüfengi vardır. Bu sît u sadâ mâbeyninde yine kol kol mehterhâneler ârâm etmeyüp sabâha dek tabl-ı Ervâm ve tabl-ı Âl-i Hâşimî Benî Hişâm çalınmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y328a ·
metinde göster ·
… â mâbeyninde yine kol kol mehterhâneler ârâm etmeyüp sabâha dek tabl-ı Ervâm ve
tabl-ı
Âl-i Hâşimî Benî Hişâm çalınmadadır.
Bu tüfenglerin sadâsı sâkin olmadan ibtidâ Şâm vezîri Hüseyin Paşa kolundan on iki pâre top ve Mısır kolundan altı pâre toplara âteş verilüp kubbe-i felek çın çın sadâ verüp bu hâl üzre tâ sabâha dak on iki yaylım toplar ve niçe kerre yüz bin tüfengler endâht olunur. Zîrâ her şehbâz fetâ cılasının ikişer ve üçer kol tüfengi vardır. Bu sît u sadâ mâbeyninde yine kol kol mehterhâneler ârâm etmeyüp sabâha dek tabl-ı Ervâm ve tabl-ı Âl-i Hâşimî Benî Hişâm çalınmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y328a ·
metinde göster ·
… olmuşdur; tulû‘-ı Merîh'den berü tarafeynden böyle ceng olmamışdır. Tarafeynden
tabl-ı
âsâyişler çalınup âl-i Osmân ve âl-i Gavrî kollu kollarına konup herkes yarasın …
"Bire fursat ganîmetdir" deyü âl-i Osmân bunlara koyulup cân kurtulmamak sadedinde iken Tumanbay bir böğürden ac kurd koyuna sunar gibi sunup vakt-i zevâlden vakt-i gurûba dek bir ceng olmuşdur; tulû‘-ı Merîh'den berü tarafeynden böyle ceng olmamışdır. Tarafeynden tabl-ı âsâyişler çalınup âl-i Osmân ve âl-i Gavrî kollu kollarına konup herkes yarasın beresin sarup zireh söküklerin diküp âl-i Osmân'dan on yedi bin âdem ol gece defn ederler. Ammâ bu cengde âl-i Osmâna imdâd eden Hayre Beğ bir şecî‘âne ceng etmişdir kim hâlâ Mısır tevârîhlerinde mastûrdur. Andan bildiler kim Hayre Beğ âl-i Osmân'a kafâdârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y51a ·
metinde göster ·
… egânlar fasıl ederek paşanın dokuzar kat mehterhânesinden mâ‘adâ kırk beş yerde
tabl-ı
âl-i Osmâniyân ve bin yerde kös-i hâkâniyân çalınup ol gün gûyâ mürde-diller ih …
Mısır'ın cemî‘i a‘yân [u] eşrâfının akabeleri hemçünân zer-ender-zere müstağrak ve müzeyyen olup bir hây hû ile bir şâdumânî fasıl ile deff [ü] kudüm çalarak ve kol kol hânende ve sâzendegânlar fasıl ederek paşanın dokuzar kat mehterhânesinden mâ‘adâ kırk beş yerde tabl-ı âl-i Osmâniyân ve bin yerde kös-i hâkâniyân çalınup ol gün gûyâ mürde-diller ihyâ olup âlem tâze cân bulup debdebe-i Mısır, velvele-i Mısır, gulgule-i Mısır, {tantana-i Mısır} olup bu âyîn [ü] dârât ile paşa kâmil üç sâ‘atde giderken Nîl'in iki cânibinde kat-ender-kat hayme ve hargâhlarda olan ibâdullâh paşaya el kavşırup paşa iki cânibine selâm verüp anlar aleyk alup Mısır'da 6176 aded mektebin sıbyânları "İllâ yansuru's-sultân" deyü du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y153a ·
metinde göster ·
… erbaşı kırk nefer tevâbi‘âtıyla Y 180b tokuzar kat mehterhâne kûs-ı hâkâniyân
tabl-ı
âl-i Osmâniyânı getürüp on iki makâmda sabâha dek on iki fasıl eder kim her fas …
Evvelâ bu Ramazân ıydı alayı ve dîvânı içün arefe günü paşanın sarây meydânına mehterbaşı serâperde-i Süleymânîleri kurup ve mehterân çalıcıyân içün sâyebân kurup tınâb tınâba sarây meydânı ârâste olur. O gece mehterbaşı kırk nefer tevâbi‘âtıyla Y 180b tokuzar kat mehterhâne kûs-ı hâkâniyân tabl-ı âl-i Osmâniyânı getürüp on iki makâmda sabâha dek on iki fasıl eder kim her fasıl gûyâ fasl-ı Hüseyin Baykara olup otağ içinde cümle ağavâtlara mutantan ve mücevher kahve ve şerbet [ü] buhûr bezl olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y180a–Y180b ·
metinde göster ·
İbtidâ ağanın hazînedârında hil‘at-ı fâhire, kethudâsında murassa‘ şemşîr, ve ağanın girîbânında mektûblar ve elinde şîb kîse ve zerdûz boğça içinde bo(---) boğralı hatt-ı hümâyûn ile ubûr ederken tokuzar kat mehterhâne çalarak Bâb-ı Nâsır'dan içeri girüp zü'l-cenâheyn-vâr iki bölük asker alay alay, saf saf ve mevc mevc ve fevc fevc ve gürûh gürûh, sürü sürü, katâr katâr ve remmâ remmâ, esnâf esnâf [[(---) (---) (---)]] vezîr Mısır içine bir tertîb üzre girirler kim ahâlî-i Mısır dârât-ı âl-i Osmân ne idüğin bilirler. Ammâ [[(---) (---) (---)]] üzre eğer Mısırlı paşadan mahzûz iseler mukarrer geldüğinden hazz edüp çârsû-yı bâzâr ol kadar izdihâm olur kim niçe [[(---) (---) (---)]] bu tertîb üzre Mısır içinde bir hûy hû ile tabl-ı Osmâniyân döğerek kal‘a-i Mısır'da sarây-ı Q 230aP 227a sultânîde Sultân Gavrî dîvânhânesine çıkarken paşa tâ nerdübân başına varup istikbâl edüp Selîm Hân tahtından aşağı paşa durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y193a ·
metinde göster ·
… unup şâdumânîler olur. Ve bürke etrâfında olan mîrlivâların kös-i hâkâniyânî ve
tabl-ı
âl-i Osmânıyânîye turralar urulup sadâsı evc-i âsumâna peyveste olur.
Ve bir tarafda ordu-yı bâzâr kurulup me’kûlât u meşrûbât fürûht olunup gûnâ-gûn bâzârlar olur. Ve bürkenin cânib-i erba‘asında olan hânedân sâhibleri der-i dîvârların ve dam u bâm ve revzenlerin ve bürke kenârların niçe kerre yüz bin kanâdîller ile zeyn edüp encüm-i ahterân-misâl çerâğân olup niçe bin tüfeng ü fişeng endâht olunup şâdumânîler olur. Ve bürke etrâfında olan mîrlivâların kös-i hâkâniyânî ve tabl-ı âl-i Osmânıyânîye turralar urulup sadâsı evc-i âsumâna peyveste olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y219b ·
metinde göster ·
âl-i Osmâniyân ve kös-i hâkâniyân çalınup tâ vakt-i hâr olunca bu meydânda azîm …
Bir tarafda mızrak silâhbâzlığı, bir tarafda matrakbâz ve şemşîrbâz ve at üzre tüfengbâz ve gûnâ-gûn kemândârlık ve at üzre berpâ durup at ile seğirtmek ve at üzre iki eller rikâbda sernigûn olup ayakları ber-hevâ at seğirtmek gibi ve Mısır tarzı cilit oynamak gibi pesendîde hünerler gösterüp kâşiflerden ihsân [u] in‘âmlar alınup tarafeynden tabl-ı âl-i Osmâniyân ve kös-i hâkâniyân çalınup tâ vakt-i hâr olunca bu meydânda azîm vezni üzre seyr [ü] temâşâlar olur kim at binüp kılıç kuşanan bu zevkin mezâyâsına vâsıl olur, gayrı kes anlayamaz. Hakkâ kim atı Cenâb-ı İzzet rûzgârdan halk etmişdir, rûzgâr üzre bu kadar hüner arz eylemek hakkâ ki pehlivânlıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y291a ·
metinde göster ·
… nı meşhûr hânlardır. Her biri yüzer yüz ellişer ocaklı ve demir kapulu her gece
tablı
döğülür hân-ı kebîrlerdir.
Ve cümle yetmiş hân-ı azîmdir. Ammâ cümleden Kulkıran Mehemmed Paşa hânı kal‘a-misâl kat-ender-kat hândır. Ve Ahmed Paşa hânı ve Tavâşî Süleymân Paşa hânı ve Dâvûd Paşa hânı ve Hâfız Ahmed Paşa hânı. Ve henüz nev-binâ el-Hacı Ni‘metullâh hânı beş tabaka bir hân-ı azîmdir. Ve İbrâhîm Efendi hânı ve İpek hânı ve Kınâ hânı ve Dizdâr Koca Ahmed Ağa hânı ve Kâsım Bey hânı ve Mustafâ Bey hânı. Ve İshâk Efendi hânı ikidir. Ve Sinân Paşa hânı ve Alî Cemâleddîn hânı meşhûr hânlardır. Her biri yüzer yüz ellişer ocaklı ve demir kapulu her gece tablı döğülür hân-ı kebîrlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y334a ·
metinde göster ·
… n yetmiş yedi burcunda yetmiş yedi beyâz bayrağ u sancaklar dikilüp taraf taraf
tabl-ı
âl-i Osmân çalınduğın asker-i İslâm görüp cengden fâriğ olup kal‘aya mâl-â-mâl …
Selîm Hân dahi Mısır'ı muhâsarada iken bu Elvâhlı bevvâblar Y 448a pes-i perdeden kal‘anın matbah kapusun ve sarâyın sâkıye kapusun açup Selîm Şâh'ı sarâya korlar ve kal‘ayı zabt ederler. Asker-i İslâm ise taşrada ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl etmede. Derhâl Kalavân minâresinde kuşluk vaktinde feth ezânları kırâ’at olunup kal‘anın yetmiş yedi burcunda yetmiş yedi beyâz bayrağ u sancaklar dikilüp taraf taraf tabl-ı âl-i Osmân çalınduğın asker-i İslâm görüp cengden fâriğ olup kal‘aya mâl-â-mâl olup sene (---) târîhinde kal‘a-i Mısır feth oldu, bâ-sebeb-i bevvâbân-ı kavm-i Elvâhât.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y447b–Y448a ·
metinde göster ·