… ları Istıranca dağlarında sayd [ü] şikâr etdikleri sığınların ve karacaların ve
tablalıların
lahmını bu Yeniköy'e getirüp pâdişâh içün pasdırma yapup mezkûr Hacı Ömer hânes …
Ve Hacı Ömer hânesi önünde yeniçeri ocağı avcıları Istıranca dağlarında sayd [ü] şikâr etdikleri sığınların ve karacaların ve tablalıların lahmını bu Yeniköy'e getirüp pâdişâh içün pasdırma yapup mezkûr Hacı Ömer hânesi önündeki çemenzâr fezâda perverde ederler. Zîrâ bu rabtanın âb [u] hevâsı latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 137b ·
metinde göster ·
… e baş ile hizmet ederler ulu âsitânedir. Bunlar pâdişâh içün sığın ve karaca ve
tablalı
avlayup pasdırma ederler. Ve Karadeniz Boğazın hıfz [u] hırâset ederler.
Mesîregâh-ı Istıranca dağları: Bir ucu Alman dağlarında nihâyet bulur çengelistândır. Bunda yeniçeri ocağından bir oda yeniçeri avcıları vardır, âsitâne-i Bektaşiyân'dır. Cümle huddâmları her hidmete cân ve baş ile hizmet ederler ulu âsitânedir. Bunlar pâdişâh içün sığın ve karaca ve tablalı avlayup pasdırma ederler. Ve Karadeniz Boğazın hıfz [u] hırâset ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146b ·
metinde göster ·
… olur. Pîrleri yine Baba Reten hazretleridir. Bunlar dahi gûnâ-gûn libâslar ile
tabla
tabla meyveleri başlarında götürüp halka bezl ederek ellerinde aşlama fidânları …
Esnâf-ı aşlamacıyân-ı eşcâr-ı müsmirât: Neferât 500, bunlar bir alay sulehâ-yı ümmetden mübârek âdemlerdir kim her şecerin güzîdesinden birer nev-nihâlleri bî-semer dırahtlara aşlayup âbdâr meyve verir. Hattâ bir üzüm asmasında yigirmi elvân üzüm nihâli aşlayup yigirmi gûne engûr verir. Ve dud ağacında dahi eyle aşlamalar edüp yedi sekiz elvân dud-ı lezîz hâsıl olur. Pîrleri yine Baba Reten hazretleridir. Bunlar dahi gûnâ-gûn libâslar ile tabla tabla meyveleri başlarında götürüp halka bezl ederek ellerinde aşlama fidânları ve bıçkıları ve keserleri ve gayrı âletleri ile ubûr edüp du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 159a ·
metinde göster ·
… Pîrleri yine Baba Reten hazretleridir. Bunlar dahi gûnâ-gûn libâslar ile tabla
tabla
meyveleri başlarında götürüp halka bezl ederek ellerinde aşlama fidânları ve bı …
Esnâf-ı aşlamacıyân-ı eşcâr-ı müsmirât: Neferât 500, bunlar bir alay sulehâ-yı ümmetden mübârek âdemlerdir kim her şecerin güzîdesinden birer nev-nihâlleri bî-semer dırahtlara aşlayup âbdâr meyve verir. Hattâ bir üzüm asmasında yigirmi elvân üzüm nihâli aşlayup yigirmi gûne engûr verir. Ve dud ağacında dahi eyle aşlamalar edüp yedi sekiz elvân dud-ı lezîz hâsıl olur. Pîrleri yine Baba Reten hazretleridir. Bunlar dahi gûnâ-gûn libâslar ile tabla tabla meyveleri başlarında götürüp halka bezl ederek ellerinde aşlama fidânları ve bıçkıları ve keserleri ve gayrı âletleri ile ubûr edüp du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 159a ·
metinde göster ·
… ar yapup gûnâ-gûn eşyâlarla dükkânların zeyn edüp çörekciler niçe yüz çörekleri
tablalar
ve kızaklar üzre koyup ikişer çift câmûs çeker, bâdemli ve yumurtalı çöreklerdi …
Bu bâlâda tahrîr olunan 12 aded esnâf cümle (---) asker olup pür-silâh cebe ve cevşene müstağrak olup şeyh ve nakîb ve kethudâları muhteşemâne atlar üzre süvâr olup neferâtları arabalar üzre furunlar yapup gûnâ-gûn eşyâlarla dükkânların zeyn edüp çörekciler niçe yüz çörekleri tablalar ve kızaklar üzre koyup ikişer çift câmûs çeker, bâdemli ve yumurtalı çöreklerdir ve dükkânların zîb ü zîver ile zeyn edüp niçe yüz çörekleri ve halkaları sırık hammâllarına yükledüp ve halka çörek bezl ederek ubûr ederler. Börekçiler dahi gûnâ-gûn Şâm böreklerin ve tabla ve sini böreklerin başlarında ve araba üzre olan dükkânlarında halka börek bezl ederek ubûr ederler. Ve kâhîci ve gevrekci ve gurâbiyyeci esnâfları kezâlik dükkânlarında metâ‘ların bezl ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160a ·
metinde göster ·
… alka çörek bezl ederek ubûr ederler. Börekçiler dahi gûnâ-gûn Şâm böreklerin ve
tabla
ve sini böreklerin başlarında ve araba üzre olan dükkânlarında halka börek bezl …
Bu bâlâda tahrîr olunan 12 aded esnâf cümle (---) asker olup pür-silâh cebe ve cevşene müstağrak olup şeyh ve nakîb ve kethudâları muhteşemâne atlar üzre süvâr olup neferâtları arabalar üzre furunlar yapup gûnâ-gûn eşyâlarla dükkânların zeyn edüp çörekciler niçe yüz çörekleri tablalar ve kızaklar üzre koyup ikişer çift câmûs çeker, bâdemli ve yumurtalı çöreklerdir ve dükkânların zîb ü zîver ile zeyn edüp niçe yüz çörekleri ve halkaları sırık hammâllarına yükledüp ve halka çörek bezl ederek ubûr ederler. Börekçiler dahi gûnâ-gûn Şâm böreklerin ve tabla ve sini böreklerin başlarında ve araba üzre olan dükkânlarında halka börek bezl ederek ubûr ederler. Ve kâhîci ve gevrekci ve gurâbiyyeci esnâfları kezâlik dükkânlarında metâ‘ların bezl ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160a ·
metinde göster ·
… ûr etdikden sonra etmekcibaşının metâ‘larının sonu ubûr etmeğe başlar, niçe bin
tabla
hâs u beyâz etmek ve beyâz halka her biri birer değirmen taşı ve değirmen çarhı …
Bu bâlâda tahrîr olunan esnâflar ubûr etdikden sonra etmekcibaşının metâ‘larının sonu ubûr etmeğe başlar, niçe bin tabla hâs u beyâz etmek ve beyâz halka her biri birer değirmen taşı ve değirmen çarhı kadar onar sırık hammâlı götürür. Uzun çam sırıklarına dizilmiş halkalar ve çam tahta soffa tahtırevânlar üzre üstü bâdemli ve haşhâş ve anisonlu ve çörek otlu ve za‘ferânlı Ramazân pideleri ki her birin altışar sırık hammâlları götürür ve dahi uzun tahtalar üzre dikili taş-misâl üstü gûnâ-gûn bahârlarla zeyn olmuş za‘ferânlı ve çörek otlu ve sûsâmlı ve yumurtalı çörekler kim her birin onar çift sırık hammâlına tahmîl edüp ubûr ederler. Ve azîm soffalar üzre hammâm kubbesi kadar pişmiş somunlar kim beş yüzden mütecâvizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161a ·
metinde göster ·
ile kehribâ-misâl tereyağları fürûht ederler. Neferât seksen, bunlar bî-silâh t …
Esnâf-ı tereyağcıyân: Dükkânları olmayup ekseriyyâ Yahûd tâ’ifeleri tablalar ile kehribâ-misâl tereyağları fürûht ederler. Neferât seksen, bunlar bî-silâh tablalar ile ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167b ·
metinde göster ·
… r ile kehribâ-misâl tereyağları fürûht ederler. Neferât seksen, bunlar bî-silâh
tablalar
ile ubûr ederler.
Esnâf-ı tereyağcıyân: Dükkânları olmayup ekseriyyâ Yahûd tâ’ifeleri tablalar ile kehribâ-misâl tereyağları fürûht ederler. Neferât seksen, bunlar bî-silâh tablalar ile ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167b ·
metinde göster ·
… hi niçe bin fağfûrî ve mertebânî ve kâse-i Çîn içre hâlis yoğurdları başlarında
tablalar
içre götürüp alay ile ubûr ederler. Andan,
Bunların dahi pîrleri Hazret-i İbrâhîm ve Zeyd-i Kayserî'dir. Bunlar dahi niçe bin fağfûrî ve mertebânî ve kâse-i Çîn içre hâlis yoğurdları başlarında tablalar içre götürüp alay ile ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167b ·
metinde göster ·
Esnâf-ı ısıcak pâlûdeciyân-ı kavvâfân: Cümle neferât sekiz yüz bunların aslâ dükkânları yokdur, hemân bâlâda tahrîr olunan ıssı pâlûde kârhânelerinden niçe bin bakrac pâlûde alup bakraclar altında kutular ile zarâfet edüp âteşler gezdirüp bir elinde dahi ortası delik tablalar üzre fağfûrî ve çini Kütâhiyye filcânların zeyn edüp çârsû-yı bâzâr içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172a ·
metinde göster ·
: Bunların dükkânları yokdur, neferât 500, bunlar gûnâ-gûn tahîneleri ve reşîdiy …
Esnâf-ı helvâcıyân-ı tablakârân: Bunların dükkânları yokdur, neferât 500, bunlar gûnâ-gûn tahîneleri ve reşîdiyye cân gülü ve âsıdiyye ve sûsâmiyye ve cevziyye ve fısdıkıyye helvâların başları üzre tablalarda zeyn edüp "Tatlı ye tatlı söyle, cânım helvâ nefâyis" deyü feryâd ederek ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173b ·
metinde göster ·
… gülü ve âsıdiyye ve sûsâmiyye ve cevziyye ve fısdıkıyye helvâların başları üzre
tablalarda
zeyn edüp "Tatlı ye tatlı söyle, cânım helvâ nefâyis" deyü feryâd ederek ubûr e …
Esnâf-ı helvâcıyân-ı tablakârân: Bunların dükkânları yokdur, neferât 500, bunlar gûnâ-gûn tahîneleri ve reşîdiyye cân gülü ve âsıdiyye ve sûsâmiyye ve cevziyye ve fısdıkıyye helvâların başları üzre tablalarda zeyn edüp "Tatlı ye tatlı söyle, cânım helvâ nefâyis" deyü feryâd ederek ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173b ·
metinde göster ·
… ahtırevânlar üzre bâlâda tahrîr olunan mâhîlerin envâ‘ından niçe bin mâ’ideleri
tablalar
ile zeyn edüp ve arslan-misâl eyi balıkları boğazından zencîrler ile bağlı bağı …
Ammâ bu balık satıcılar dükkânların tahtırevânlar üzre bâlâda tahrîr olunan mâhîlerin envâ‘ından niçe bin mâ’ideleri tablalar ile zeyn edüp ve arslan-misâl eyi balıkları boğazından zencîrler ile bağlı bağırup çağırup feryâd eder. Ve deniz atları ve porsuklar ve kunduzlar ve yûnus balıkları sayd ederler kim her biri pereme kadar. Ve bir iki gün mukaddem Üsküdar kayığı kadar balıkları yatağın bilüp Adalar arasında dutup arabalar üzre tahmîl edüp yetmiş seksener çift câmûslar arabaları çekerek ubûr edüp bu tâ’ifenin çoğu Kayseriyye ve Niğde ve Manya Urumları'dır, bir hây-hûyla ubûr ederler kim âdem hayrân kalır. Ve müslim karityacılar dahi deryâ mahlûklarından acîbe vü garîbe haşerâtlar ile ubûr ederler. Ve niçe bini ellerinde harba ve sıpkınlar ve musanna‘ ağlar ve serpmeler ile ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 174b ·
metinde göster ·
… rın reng-â-reng sâbûnlar ile zeyn edüp niçesi ellerinde dizi dizi ve başlarında
tablalar
ile "Ey rakı sâbûnu" deyü pür-silâh "sâbûn alın pâk olun" diyerek ubûr ederler.
Bu sâbûncular dahi arabalar üzre dükkânların reng-â-reng sâbûnlar ile zeyn edüp niçesi ellerinde dizi dizi ve başlarında tablalar ile "Ey rakı sâbûnu" deyü pür-silâh "sâbûn alın pâk olun" diyerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179b ·
metinde göster ·
… etmeğin bunlar dahi iki bin âdem müsellah olup meyvelerinin mevsiminde niçe bin
tabla
sun‘-ı Hudâ müsmirâtları başlarında götürüp sun‘-ı Hudâyı halka arz ederek ubûr …
Eğer bu bâğların meyve-i memdûhâtların tahrîr eylesek bir kitâb-ı felâhatnâme olur. Ancak bu bâğbânlar bâzâ[r]cılar ile bey‘ [ü] şirâ etmeğin bunlar dahi iki bin âdem müsellah olup meyvelerinin mevsiminde niçe bin tabla sun‘-ı Hudâ müsmirâtları başlarında götürüp sun‘-ı Hudâyı halka arz ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180b ·
metinde göster ·
… fya'da Cebehânekapusu önündedir. Cümle vüzerâ ve ulemâ ve a‘yâna pîşkeşlik içün
tabla
tabla meyve ve bahâr-ı gûnâ-gûnları bunlar donadup sayf ü şitâda âlü'l-âl meyve …
Bu çiçekciyânın dükkânları Tahta'l-kal‘a'da ve Aksarây'da ve Sultân Mehemmed'de ve Ayasofya'da Cebehânekapusu önündedir. Cümle vüzerâ ve ulemâ ve a‘yâna pîşkeşlik içün tabla tabla meyve ve bahâr-ı gûnâ-gûnları bunlar donadup sayf ü şitâda âlü'l-âl meyve ve bahâr bunlarda bulunup niçe yüz tabla ile meyveleri başlarında götürüp güzer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180b ·
metinde göster ·
… Cebehânekapusu önündedir. Cümle vüzerâ ve ulemâ ve a‘yâna pîşkeşlik içün tabla
tabla
meyve ve bahâr-ı gûnâ-gûnları bunlar donadup sayf ü şitâda âlü'l-âl meyve ve ba …
Bu çiçekciyânın dükkânları Tahta'l-kal‘a'da ve Aksarây'da ve Sultân Mehemmed'de ve Ayasofya'da Cebehânekapusu önündedir. Cümle vüzerâ ve ulemâ ve a‘yâna pîşkeşlik içün tabla tabla meyve ve bahâr-ı gûnâ-gûnları bunlar donadup sayf ü şitâda âlü'l-âl meyve ve bahâr bunlarda bulunup niçe yüz tabla ile meyveleri başlarında götürüp güzer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180b ·
metinde göster ·
… bunlar donadup sayf ü şitâda âlü'l-âl meyve ve bahâr bunlarda bulunup niçe yüz
tabla
ile meyveleri başlarında götürüp güzer ederler.
Bu çiçekciyânın dükkânları Tahta'l-kal‘a'da ve Aksarây'da ve Sultân Mehemmed'de ve Ayasofya'da Cebehânekapusu önündedir. Cümle vüzerâ ve ulemâ ve a‘yâna pîşkeşlik içün tabla tabla meyve ve bahâr-ı gûnâ-gûnları bunlar donadup sayf ü şitâda âlü'l-âl meyve ve bahâr bunlarda bulunup niçe yüz tabla ile meyveleri başlarında götürüp güzer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180b ·
metinde göster ·
… Alî minâresi kurbündedir. Bunlar bir alay Mağribî fukarâlardır ammâ yine alayda
tablalar
ile başlarında demir hurdaları fürûht ederek ubûr ederler.
Esnâf-ı ehl-i kâni‘, hurdavât-ı âhen-fürûht: Dükkân 700, neferât 800, pîrleri Avn bin İmrân'dır, Selmân-ı Pâk'in elli ikinci kemer-bestesidir. Egser ve gayrı âhen hurdaları satanlara pîr olmuşdur. Kabri Hille'de, Alî minâresi kurbündedir. Bunlar bir alay Mağribî fukarâlardır ammâ yine alayda tablalar ile başlarında demir hurdaları fürûht ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 185a ·
metinde göster ·
urulan zîzânları alup bir san‘at ile kemândâra red edüp ta‘lîmhânesinin çanları …
deyüp on iki okda bir akçe alup tablaya urulan zîzânları alup bir san‘at ile kemândâra red edüp ta‘lîmhânesinin çanları çınkırdayarak böyle alay gösterüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 189b ·
metinde göster ·
… pâkîze kavvâflardır. Bunlar seyishâneler üzre dükkânların zeyn edüp dellâlları
tablalar
içre kütâne ve zergerdân ve zenâne ve lorta pabuclar ile tablaları zeyn edüp,
Dükkân 1000, neferât 1004, bunlar dörd mevleviyyet yerde dikilmiş pabuc ve çizme ve paşmak ve postal ve yemenî ve fillar-ı Çerkezî ve elvân elvân pabuclar ve tomaklar ve içedikler ve terlikler fürûht eder pâk ü pâkîze kavvâflardır. Bunlar seyishâneler üzre dükkânların zeyn edüp dellâlları tablalar içre kütâne ve zergerdân ve zenâne ve lorta pabuclar ile tablaları zeyn edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195b ·
metinde göster ·
… üp dellâlları tablalar içre kütâne ve zergerdân ve zenâne ve lorta pabuclar ile
tablaları
zeyn edüp,
Dükkân 1000, neferât 1004, bunlar dörd mevleviyyet yerde dikilmiş pabuc ve çizme ve paşmak ve postal ve yemenî ve fillar-ı Çerkezî ve elvân elvân pabuclar ve tomaklar ve içedikler ve terlikler fürûht eder pâk ü pâkîze kavvâflardır. Bunlar seyishâneler üzre dükkânların zeyn edüp dellâlları tablalar içre kütâne ve zergerdân ve zenâne ve lorta pabuclar ile tablaları zeyn edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195b ·
metinde göster ·
… lâtları vardır. Koyunu ve keçisi ve hınzırı ve dağlarında sığını ve karacası ve
tablalısı
çok olur ve küheylân atları vardır, ammâ cümle Tataristân'da ve Gürcîstân'da ve …
333a Bu Mikrilistân'da niçe bin aşâ’ir [u] kabâ’iller vardır ve niçe gûne lisânlar vardır. Zîrâ azîm ülke-i vâsi‘dir. Yetmiş aded mahsûlâtları vardır. Koyunu ve keçisi ve hınzırı ve dağlarında sığını ve karacası ve tablalısı çok olur ve küheylân atları vardır, ammâ cümle Tataristân'da ve Gürcîstân'da ve Mikrilistân'da aslâ eşek ve katır yokdur ve Mikril diyârında zerdeva çokdur. Ve sansar ve tilki ve yaban kedisi ve kur tavuğu çok olur. Buğday ve arpası azacık ekdiklerinden az olur ammâ lazudi ve pasta darısı çok olur. Kûh-ı bâlâlarında balı ve cevzleri ve çimşîr dırahtları ve çam ve ardıçları firâvândır, ammâ servi ağacı nâdirdir. Ve bu Mikrilistân, Abaza ve Çerkes diyârının halkı gibi dağlar içre sâkin olup köyleri dâ’imâ sâbitedir, konup göçmezler. Bâğlı ve bâğçeli ve kenîseli ma‘mûr kal‘alı köyleri vardır. Zîrâ millet-i kadîm ve diyâr-ı azîmdir. Netîce-i kelâ[m] yetmiş yedi günde Gönye'den ba‘de'l-feth bu Mikrilistân-ı Gürcîstân'ı deverân edüp mâh-ı mezbûrun (---) günü cânib-i kıbleye Erzurûm tarafına cümle guzât-ı müslimîn ile avdet edüp üçüncü günde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 333a ·
metinde göster ·
… alup eğer hargûş ve eğer tilki ve çakal ve kurd ve sırtlan ve andık ve sığın ve
tablalı
ve karacalar ve yağmurca ve ayu ve hınzîr ve toy ve kaz ve turna ve ördek ve ba …
Bu dahi ibret-nümâ bir temâşâdır ve şeyhi Mustafâ Dede sayd [u] şikâra mâ’il bir cândır. Doğan yerine karakuşlar besleyüp atının sağrısında teğelti üzre karakuşlar oturup şikâr gördükde karakuşları salup eğer hargûş ve eğer tilki ve çakal ve kurd ve sırtlan ve andık ve sığın ve tablalı ve karacalar ve yağmurca ve ayu ve hınzîr ve toy ve kaz ve turna ve ördek ve balıkçıl ve anıt ve yeşilbaş ve devlengeç, hattâ kaplıbağayı ve Kızılırmak'dan sazan balıkların alup şeyhin önüne getirir karakuşları vardır. Bu dahi azîzin bir kerâmat [ü] tasarrufudur. Andan kalkup yine Kızılırmak kenarıyla 2 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 362b ·
metinde göster ·
… elb-i mu‘allemler ile hargûş-ı sahrâyî ve gûsfend-i yabanî ve sığın u karaca ve
tablalı
gazâlları sayd [u] şikâr edüp köşe köşe ziyâfetler olup hedâyâ-yı firâvânlar ge …
Andan paşa cümle mîr-i mîrânlar ile cemî‘i kibâr u a‘yânlar ile hânların teferrücgâhlarına ve saydgâhlarına ve çiftlikler ve şikârgâhlarına ve şehir etrâfında olan niçe hâmûn-ı telâli ve vâdî-i cibâli seyr ederek hânın zağanos ve bâzları ile turna ve kazları sayd ederek ve tola ve tarraş ve zağarlar ile atmaca ve karagözler ile keklik ve bıldırcınlar şikâr ederek ve Urfa Göçüğü ve Muş ovası cücüğü seri‘u's-seyr cerî yetken yeken tazı-yi kelb-i mu‘allemler ile hargûş-ı sahrâyî ve gûsfend-i yabanî ve sığın u karaca ve tablalı gazâlları sayd [u] şikâr edüp köşe köşe ziyâfetler olup hedâyâ-yı firâvânlar gelüp yine otağa gelinüp cümle mîr-i mîrânlara ve Van a‘yânlarına Paşa-yı bâ-vakâr kapucubaşılarıyla birer av şikârı gönderüp anlar da her varan ağalara birer küheylân at ve niçe elvân bârçe-i Gücürât verüp paşaya dahi birer hedâyâ gelmesi mukarrer idi. Ve her gün ale's-sabâh hanım tarafından yüz sahan futûr ta‘âmı ve hân tarafından iki yüz sahan öyle ta‘âmı gelmesi mukarrer idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 280b ·
metinde göster ·
Ertesi ale's-seher gördüm ki hân bizim konağımıza geldi ve on
tabla
ta‘âm-ı mümessek futûr getirüp tenâvül etdik. Ammâ hâna bir telâş elverüp hiç s …
Ertesi ale's-seher gördüm ki hân bizim konağımıza geldi ve on tabla ta‘âm-ı mümessek futûr getirüp tenâvül etdik. Ammâ hâna bir telâş elverüp hiç safâ-yı hâtırı yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 292a ·
metinde göster ·
Bu şehri üç gün tamâm temâşâ edüp bir gün konağımızda âsûde-hâl dururken ceneral-i dâll âmedânî konağımıza yigirmi aded tabla şükkeri ta‘âm-ı mümesseklerle gelüp, hakîr ayağa kalkup istikbâl edüp köşe-i vahdetimizde zânû-be-zânû olup ta‘âmlar tenâvül olundukda hakîr cenerale bir mutallâ dülbend ve iki dâne münakkaş sihr-i bukalemûn Kaya Sultân yağlıkları verdim. Cihân kadar hazz edüp yağlığın birin şapkası üzre kodu. O dahi hakîre on tahta siyâh Dobra-Venedik kürkü kim kunduz siyâhı gibi kuzu bağanası kürkleridir ve on donluk elvân çukalar ve on top Fireng atlas-ı gûnâ-gûnlar ve üç yüz Bundukanî uşkota nâm sırma gümüşünden onar dirhem gelir guruşlardır ve bir sâ‘at ve bir dûrbîn ve bir Papa Monta nâm dünyâ tasv[îr]i kitâb ve yüz mümessek yaldız altunu verüp taşra çıkdıkda, kırk yedi aded huddâmlarıma beşer altun ve birer çuka ve kumaş verüp Baba Ahmedzâde İsmâ‘îl Beğ ile hukûk-ı sâbıkaları olup hem-civârları olmağile anlardan havf etdiklerinden ana bir kîse guruş ve bir donluk çuka verüp babasına dahi yüz altun ve bir donluk çuka Baba Ahmed'e gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149b ·
metinde göster ·
… ü'l-Hallâk fîl cüssesi kadar sığınların şâhaları çatal-misâl olmuş ve karaca ve
tablalı
ve yağmurca ve sinhale(?) nâm hayvânların her biri Kastamonu'nun çâlâk katırlar …
Der-fasl-ı sayd [u] şikâr: Zirinoğlu kâmil yedi sâ‘at bizim serhadlerimiz tarafında olan zikri sebkat eden kırıntıların iç yanında bir azîm kasr-ı âlî var. Anda çıkup karâr-dâde olduğumuz gibi dağlar ve ormanlar içinden taraf taraf top sadâsı kopup el-azametullâh meğer mukaddemâ tâ Çakatorna'dan re‘âyâlara âdemler gitmiş. Âdem deryâsı bir hay huy sayha-i azîm ile âdem deryâsı gelmede ve toplara ârâm olmayup atılmada, ammâ cemî‘i dağların vahşî canavârları sürü sürü gelüp Kırıntı nâm mahalde yığılup cân bâzârına düşmede, ammâ azamet-i Hudâ Subhânü'l-Hallâk fîl cüssesi kadar sığınların şâhaları çatal-misâl olmuş ve karaca ve tablalı ve yağmurca ve sinhale(?) nâm hayvânların her biri Kastamonu'nun çâlâk katırlarına benzer. Ve bir gûne kırmızı yünlü ayu geldi kim her biri Bağdâd aslanına {benzer} mehîb, mefret ve azulu hınzîrları hımârdan büyük ve yaban keçisi ve yaban koyunu sığır kadar ve gele gele ol kadar tilki ve çakal ve kurd ve sırtlan ve tavşan geldi kim hisâbın Hallâk-ı âlem bilir. Bu hâl üzre cümle kâfir topları atarak ve sâ‘ika-i topdan mahlûkat kaçarak bir yere gelüp lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ hayvânâtlar ortada kalınca kral ve hakîr köşkden temâşâ edüp, "Bire vurun" deyince el-azametullâh 163a kassâb-ı kazâ-yı ecel bu kadar yüz bin cânın içine girüp kırmağa başladılar, ammâ hınzîr ile ayu beş yüz mikdârı kefereleri helâk etdiler. "Bire vardı" ve "Bire geldi" derken gerüden dağlar içre gere gere getirdikleri katrânlı Firengî ipden seyrek balık ağı gibi örülmüş ağlar gelüp gerildikde aslâ hayvânâtlar firâr edemeyüp be-dürüstî kırmağa başladılar, ammâ hınzîr ve kurd cânları acısından önlerine râst gelen hayvânları eyle paraladılar kim cümle mahlûk anlardan havf ederlerdi, ammâ ayular bir yere gelüp ellerine budağ birer ağac pârelerin alup insân gibi ayağ üzre kalkup hınzîra ve kurda sopalar urup depelerdi. Mehîb ve mefret Alman ayıları olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 162b–163a ·
metinde göster ·
… cûd olduğundan mâ‘adâ ceyranlar ve hımâr-ı beyâbânîler ve sığın ve karacalar ve
tablalılar
ve yağmurcalar ve geyikler ve kebş-i beyâbânîler ve teys-i kûhîler ve Alman ayı …
Ve bir tarafında dahi eğer berrî ve eğer bahrî olan hûş u tuyûrun envâ‘ı mevcûddur kim Mısır'dan Menzile nâm vilâyetden ve Funcistân pâdişâhı vilâyetinden niçe bin gûne kuşlar ve kaz ve ördek ve an[g]ıt ve güvercinlerin envâ‘ları ve her diyârın ecnâs-ı mahlûk murğânları mevcûd olduğundan mâ‘adâ ceyranlar ve hımâr-ı beyâbânîler ve sığın ve karacalar ve tablalılar ve yağmurcalar ve geyikler ve kebş-i beyâbânîler ve teys-i kûhîler ve Alman ayıları var kim fîl kadar, ve'l-hâsıl cenâb-ı Kibriyâ bu edîm-i arzda ne halk etdiyse zî-rûh kısmından bu bâğda mevcûd olduğundan mâ‘adâ Yenidünyâ mahlûkları dahi bî-hisâb mevcûddur, zîrâ bu Nemse çâsârı cemî‘i milel-i Nasârâ üzre tasaddur edüp şehinşâh olduğundan bu gûne eşyâlar âsitânesinde bulunmak ünvân-ı esbâb-ı ihtişâmından ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52b ·
metinde göster ·
şikârların dahi böyle pişirirler. Ve dağlarında keklik ve turaç ve kor tavuğu n …
Ve dağlarında karaca ve sığın ve tablalı şikârların dahi böyle pişirirler. Ve dağlarında keklik ve turaç ve kor tavuğu nâm tavukları ve kaz ve ördekleri kebâb edüp yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150b ·
metinde göster ·
… ve vaşak ve yaban kedisi ve zerdeva ve tilki ve fîl kadar sığınları ve kara ve
tablalı
ve yağmurca nâm mahlûkları gâyet çokdur.
Menzil-i pişköv-i Bozoduk: Bozoduk beği Azamet Girey bunda sâkin olur. Cümle üç bin askere mâlikdir. Sarp Abaza'nın dağları içre olmak ile kaplan ve vaşak ve yaban kedisi ve zerdeva ve tilki ve fîl kadar sığınları ve kara ve tablalı ve yağmurca nâm mahlûkları gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155a ·
metinde göster ·
… e bu Heyhât sahrâsı içre olan yaban koyunu ve kuzusu ve geyiği ve yağmurcası ve
tablalısı
ve karacası 190b ve yünlü Çîn âhûsu ve yaban gûru ya‘nî arkası siyâh elifli y …
Ve yine bu Heyhât sahrâsı içre olan yaban koyunu ve kuzusu ve geyiği ve yağmurcası ve tablalısı ve karacası 190b ve yünlü Çîn âhûsu ve yaban gûru ya‘nî arkası siyâh elifli yaban eşeği ve kurd ve çakal ve tilki ve hınzîr ve ayular ve gayri mahlûklar otav otav ya‘nî bini iki bini bir yerde sürü sürü gezüp birbirlerin yeyüp geçinirler. Bu sahrâda anıniçün hayvânât kemiklerinden geçilmez. Ve Azak nâfesi dedikleri kırmızı tilki kürkleri cümle bu Heyhât'dan gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190a–190b ·
metinde göster ·
… tâzedir. Ve dağlarında keklikleri ve çilleri ve sığın ve karaca ve yağmurca ve
tablalıları
ve sığınları bî-hisâb sayd [u] şikârlı kûh-ı bülendler vardır.
Ve dahi eyyâm-ı vakt-i şitâda kuzusu ve oğlak keçisi her dem tâzedir. Ve dağlarında keklikleri ve çilleri ve sığın ve karaca ve yağmurca ve tablalıları ve sığınları bî-hisâb sayd [u] şikârlı kûh-ı bülendler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 212a ·
metinde göster ·
… en bu dağlarda 376b günde kırk elli aded sığır kadar sığınlar ve karacalar ve
tablalı
ve yağmu[r]calar ve bu kadar tavşanlar sayd [u] şikârlar edüp kanlı kebâblar ye …
Husûsan sene 1062 târîhinde Melek Ahmed Paşa efendimizle Sofya-i sâfiye vâlîsi iken Kemalî Halîl Ağa ile ol dağlara on bin aded re‘âyâlar ile pür-silâh olup hayduk kâfirleri şikâr ederken bu dağlarda 376b günde kırk elli aded sığır kadar sığınlar ve karacalar ve tablalı ve yağmu[r]calar ve bu kadar tavşanlar sayd [u] şikârlar edüp kanlı kebâblar yeyerek beher yevm kırk elli mikdârı hayduk kâfirleri dahi davulları ve zurnaları ile kefereleri sayd edüp mezkûr Petriç kasabasında ve Köstendil şehrinde ve Dobniçse kasabasında ve Samakov şehrinde ve Sofya şehrinde sayd olunan kâfirleri cümle köşe köşe salb edüp gazâlar etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 376a–376b ·
metinde göster ·
… ederek câmi‘-i Nebî içindeki cemâ‘atin demâğları mu‘attar olup ba‘dehu niçe yüz
tabla
mümessek şekerler ve eşribe-i gûnâ-gûnlar âşıkân-ı atşânânı saky ederek ikrâm e …
Ol mahalde huddâm-ı Resûl olan tavâşîler yetmiş seksen yerde micmerelerle ûd u amber ve gülâb ve ıtr-ı şâhî nisâr ederek câmi‘-i Nebî içindeki cemâ‘atin demâğları mu‘attar olup ba‘dehu niçe yüz tabla mümessek şekerler ve eşribe-i gûnâ-gûnlar âşıkân-ı atşânânı saky ederek ikrâm etdiler. Bu hâl üzre yedi sâ‘at sohbet-i hâs olup du‘â-yı hayr ile itmâm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y368b ·
metinde göster ·
… ır, herkes hânesinde beyâz hâs etmekleri bişirüp çârsû-yı bâzârın her köşesinde
tabla
tabla hubzları sıbyân ve nisvân ü bintân fürûht ederler. Anıniçün Q 221a yetm …
Evsâf-ı esnâf-ı habbâzân ve tüccârân-ı gılâl: Mısır gibi Ümmü P 218a Dünyâ'da cümleten yetmiş etmekçi dükkânı vardır. Böyle âdem deryâsı dünyâ anası oğullarına nice kifâyet olunur, denirse ağniyâ ve a‘yânın sarâylarında birer furun mukarrerdir ve her fukarânın hânesinde birer tennûr küçük furun vardır, herkes hânesinde beyâz hâs etmekleri bişirüp çârsû-yı bâzârın her köşesinde tabla tabla hubzları sıbyân ve nisvân ü bintân fürûht ederler. Anıniçün Q 221a yetmiş aded etmekçi dükkânları kifâyet eder. Ve bu dükkânlarda neferât cümle altı yüzdür. Ammâ cümle furunlarda at tezeği ile etmek bişirirler. Mezheb-i şâfi‘îde necis harâm iken bi'z-zarûrî odun kıtlığından at fışkısı yakup etmeğin yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y169b ·
metinde göster ·
… rkes hânesinde beyâz hâs etmekleri bişirüp çârsû-yı bâzârın her köşesinde tabla
tabla
hubzları sıbyân ve nisvân ü bintân fürûht ederler. Anıniçün Q 221a yetmiş ade …
Evsâf-ı esnâf-ı habbâzân ve tüccârân-ı gılâl: Mısır gibi Ümmü P 218a Dünyâ'da cümleten yetmiş etmekçi dükkânı vardır. Böyle âdem deryâsı dünyâ anası oğullarına nice kifâyet olunur, denirse ağniyâ ve a‘yânın sarâylarında birer furun mukarrerdir ve her fukarânın hânesinde birer tennûr küçük furun vardır, herkes hânesinde beyâz hâs etmekleri bişirüp çârsû-yı bâzârın her köşesinde tabla tabla hubzları sıbyân ve nisvân ü bintân fürûht ederler. Anıniçün Q 221a yetmiş aded etmekçi dükkânları kifâyet eder. Ve bu dükkânlarda neferât cümle altı yüzdür. Ammâ cümle furunlarda at tezeği ile etmek bişirirler. Mezheb-i şâfi‘îde necis harâm iken bi'z-zarûrî odun kıtlığından at fışkısı yakup etmeğin yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y169b ·
metinde göster ·
siyâh Ka‘be örtüsü ve yigirmi tabla beyâz pembe urkanları kim kisve-i şerîfi Ka …
Ve yigirmi tabla siyâh Ka‘be örtüsü ve yigirmi tabla beyâz pembe urkanları kim kisve-i şerîfi Ka‘be'de ipler ile bağlarlar ve tâbût gibi yigirmişer zirâ‘ tûlü ve sekiz aded kuşak tâbûtları kim üzerlerinde Ka‘be-i şerîfin sekiz parça kuşaklardır, ve Hazret-i İbrâhîm makâmı dahi bir çâr-gûşe çerçive haşebleri üzre örtülmüş, cümle bunları tezyîn edüp andan cümle meşâyihlere haber olup Bâb-ı Vezîr'den alay tâ Bâb-ı İmâm Hüseyn meşhedine yürümeğe Y 198a başlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y197b–Y198a ·
metinde göster ·
beyâz pembe urkanları kim kisve-i şerîfi Ka‘be'de ipler ile bağlarlar ve tâbût …
Ve yigirmi tabla siyâh Ka‘be örtüsü ve yigirmi tabla beyâz pembe urkanları kim kisve-i şerîfi Ka‘be'de ipler ile bağlarlar ve tâbût gibi yigirmişer zirâ‘ tûlü ve sekiz aded kuşak tâbûtları kim üzerlerinde Ka‘be-i şerîfin sekiz parça kuşaklardır, ve Hazret-i İbrâhîm makâmı dahi bir çâr-gûşe çerçive haşebleri üzre örtülmüş, cümle bunları tezyîn edüp andan cümle meşâyihlere haber olup Bâb-ı Vezîr'den alay tâ Bâb-ı İmâm Hüseyn meşhedine yürümeğe Y 198a başlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y197b–Y198a ·
metinde göster ·
tabla gider. Ba‘zı âdemler teberrüken götüren Mağribîlere ihsân edüp tablasıyla …
Andan Beyt-i şerîf'in kara donu tabla tabla gider. Ba‘zı âdemler teberrüken götüren Mağribîlere ihsân edüp tablasıyla yanına götürüp teberrüken ve mahabbeten yüzlerine sürerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y198a ·
metinde göster ·
Andan Beyt-i şerîf'in kara donu tabla tabla gider. Ba‘zı âdemler teberrüken götüren Mağribîlere ihsân edüp tablasıyla yanına götürüp teberrüken ve mahabbeten yüzlerine sürerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y198a ·
metinde göster ·
… donu tabla tabla gider. Ba‘zı âdemler teberrüken götüren Mağribîlere ihsân edüp
tablasıyla
yanına götürüp teberrüken ve mahabbeten yüzlerine sürerler.
Andan Beyt-i şerîf'in kara donu tabla tabla gider. Ba‘zı âdemler teberrüken götüren Mağribîlere ihsân edüp tablasıyla yanına götürüp teberrüken ve mahabbeten yüzlerine sürerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y198a ·
metinde göster ·