… 43b⟧ tabur-ı azîm kazup içine kamanup etrâflarına karavullar kodular ve Rakofçi
taburuna
havâle bir bayır üzre bir kat handak kesüp kırk elli top ile tabya yapup yedi b …
El-hâsıl kırk gûne Kazak kavminden seksen bin aded sâfî âteş-i tüfeng-endâz Rus-ı menhûs Hân'a imdâd gelüp Macar taburunun cânib-i garbîsinde nehr-i (---) öte tarafında meks eyleyüp anlar dahi tarfetü'l-ayn içre rûy-ı zemîni köstebek gibi kazup 43b tabur-ı azîm kazup içine kamanup etrâflarına karavullar kodular ve Rakofçi taburuna havâle bir bayır üzre bir kat handak kesüp kırk elli top ile tabya yapup yedi bin aded arabaların kendü taburları etrâfına zincirler ile bağlayup aralarına Kazak tüfenglileri mâl-â-mâl olup mütehhassın oldular, zîrâ bu Kazak kavmi mukaddemâ Leh kralının re‘âyâsı idi. Hân'a kardaş olmağile Hân ile Kazak yedi yıl Leh memleketin urup âbâdân yer komadıklarından anıniçün Kazak Leh'den havf edüp etrâflarına tabur çatup içine girüp Leh'den emîn oldular, ammâ yine birbirlerinin adû-i cânîleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43a–43b ·
metinde göster ·
girüp gâret [u] âlân u tâlâna başlayınca, hemân küffâr bu hâli görüp tabura ve …
Birkaç yüz Tatar hâk-i mezellete düşünce hemân Kalga Sultân bir kerre cengden yan verince hemân küffâr fürce bulup şîrînleyüp Tatarı kovarak bizim askerimiz üzerine geldikden bizden anlara bir yaylım kurşum urup ceng [u] cidâlde iken hemân yine Kalga Sultân askeriyle dönek edüp aslâ küffâra bakmayup hemân Galata'da olan kâfirin taburuna girüp gâret [u] âlân u tâlâna başlayınca, hemân küffâr bu hâli görüp tabura ve şehr-i Yaş'a girmeğe cân atup cümle top u tüfeng ve fişeng ve cebehâne ve bârhânesin bize bırağup "Firâren an tevâli'l-kesürât" deyüp kaçmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 102a ·
metinde göster ·
… buz altına geçüp cümle gark olduğun küffârlar görünce hemân şehirden ve Galata
taburuna
giremeyenler ol şiddet-i şitâda dağlara düşüp firâr etdiler.
Mukaddemâ niçe bin küffâr ol buhayre buzu üzre şehr-i Yaş'a ve Yaş'dan Galata'daki tabura buz üzre varup gelirlerdi. Bu kerre Tatar şehri âteşe urunca buz üzre beş bin mikdârı kâfir cân havliyle varınca hemân buz obrulup gözümüz önünde bu kadar bin küffâr-ı hâksâr atları ve donlarıyla buz altına geçüp cümle gark olduğun küffârlar görünce hemân şehirden ve Galata taburuna giremeyenler ol şiddet-i şitâda dağlara düşüp firâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 102a ·
metinde göster ·
gitmek ile şehir âteşe urulup mâl-ı ganâ’im ve üsârâlar bulunmadı. Andan yine g …
Sevâd-ı mu‘azzam şehr-i Rimlik: Cümle re‘âyâsı Mihne taburuna gitmek ile şehir âteşe urulup mâl-ı ganâ’im ve üsârâlar bulunmadı. Andan yine garb cânibine ol gün çengelistân dağlar içre ılgar ederken sekiz bin güzîde esîrler alınup, andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103a ·
metinde göster ·
… at‘ etmeğe kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek bir gün bir gece Kemen Yanoş
taburuna
ılgar ile yetişüp vakt-i Şâfi‘îde altmış bin küffâr serhoş ve nâ-hoş ve ser-pûş …
Meğer Küçük Mehemmed Paşa ol gece ale'l-fevr on altı bin salt cürd atlı müsellah ve mükemmel serhad gâzîleriyle Küçük Mehemmed Paşa Kemen Yanoş-ı la‘în-i bî-dînin şevket-i iktidâr urûkunu şemşîr-i zafer-luhûk ile kat‘ etmeğe kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek bir gün bir gece Kemen Yanoş taburuna ılgar ile yetişüp vakt-i Şâfi‘îde altmış bin küffâr serhoş ve nâ-hoş ve ser-pûş ve âhen-pûş içre hınzîr gibi hor hor horlayup yatırlarken hemân bir kerre cümle guzât derûn-ı dilden ve cân u gönülden Allâh Allâh'a rehâ buldurup bir tarafdan dahi gülbâng-ı Muhammedî ile asker-i İslâm at bırağup küffâr ile bir uğraş [u] savaş-ı perhâş ile gûnâ-gûn serbâzlıklar edüp hâh nâ-hâh gâziyân-ı ser-firâzlar küffârı davrandırmayup eyle sâtûr-ı Muhammedî ururlar kim tarfetü'l-ayn içre salât-ı fecr-i Hanefîye varınca cemî‘i kâfiri çakıl taşı gibi yere döküp Kemen Yanoş-ı melâ‘în ilm-i nücûmdan gâyet haberdâr olduğundan bu kâfir sürüsü içre bulunmayup üç yüz mikdârı kefereler ile bir köşede atlanırken ana da asker-i kerrâr yetişüp anı da meydân-ı ma‘rekede kelle perrân paça edüp câ-be-câ yerlerde mahmûr evkâr yatan kâfirleri kıra kıra orduları ve kara çadırların ve cümle hınto arabaları ve cemî‘i atların kabza-i tasarrufa alup kırk bir bin küffârın kellesiyle ve yedi bin aded katana kâfirleri ve torompete ve nâkûs ve haçlı peykerleri ve kırk pâre topları ve bin altmış hınto arabaları ve sâ’ir bârhâne ve âvânîleriyle yedinci günde ordu-yı İslâm'a bir alay-ı azîm ile bu kadar bin kelle-i küffâr ârâyiş-i nîze olup gûyâ bir orman gibi sırıklar üzre kelleler gelüp serdâr-ı mu‘azzamın serâperdesi önünde cümle kelleleri galtân edüp Serdâr Ali Paşa safâsından Küçük Mehemmed Paşa'ya iki kürk geydirüp beline bir murassa‘ tîğ ve bir hançer-i zü'l-fecâm ve bir çâ[r]kâb-i tîrkeş ve başına bir şâhin kanadı sokup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 25b ·
metinde göster ·
… otuz yedi bin askerin kırıldığın işidüp hemân dünkü gün boruların çalup kalkup
taburuna
gitdi" deyü bu yeni müselmân böyle sıhhat haberlerin Sadrıa‘zama dedikde mezbûr …
‘Siz Türk kılıcı yediniz, gözleriniz korkdu, kal‘aya girmeniz’ deyü cümlesin kovdu. Hâlâ şimdi kal‘ada yigirmi bin asker var. On bini Nemse ve on bin Macar askeri var. Lâkin cebehânesi ve zahîresi ve mühimmâtları ve Ciğerdelen'de kırılanların avretleri ve oğlanları gâyet çokdur. Ve çâsâr-ı bed-tebârın topal vezîri yigirmi bin asker ile gelüp kal‘aya girmek sadedinde iken Ciğerdelen altında otuz yedi bin askerin kırıldığın işidüp hemân dünkü gün boruların çalup kalkup taburuna gitdi" deyü bu yeni müselmân böyle sıhhat haberlerin Sadrıa‘zama dedikde mezbûru Muhzırbaşı Abdi Ağa'ya teslîm edüp birer kat libâs-ı müslim ihsân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 109b ·
metinde göster ·
… je'ye taşıyup hıfz etdiler. Ve Yentür Hasan Paşa'nın re’y [ü] tedbîriyle küffâr
taburuna
cemî‘i asâkir-i İslâm ve bu kadar re‘âyâ vü berâyâlar üşüp üç gün üç gecede tab …
Hattâ biz de ol gün on tokuz aded balyemez toplar ve yigirmi aded kolumburuna toplar ve kırk aded şâhî toplar bırağup gayri şâhîleri at arabalarıyla götürmüş. Anların da niçesin Tatar askeri bırakdırmış ve kırk bin top güllesi ve üç yüz araba bârûd-ı siyâh ve altı bin aded kumbara ve sâ’ir cebehânelerin envâ‘ların Hudâ bilir. Cümle bu cebehâne mühimmâtları ve sâ’ir hazâ’inleri ve tabur etrâfında olan kerasteleri cümle kal‘a-i Kanije'ye taşıyup hıfz etdiler. Ve Yentür Hasan Paşa'nın re’y [ü] tedbîriyle küffâr taburuna cemî‘i asâkir-i İslâm ve bu kadar re‘âyâ vü berâyâlar üşüp üç gün üç gecede taburun handakların ke'l-evvel doldurup bir hafr-i sa‘îrden nâm u nişân kalmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 179b ·
metinde göster ·
… nca Sadrıa‘zam İbrâhîm Paşa dahi deryâ-misâl asker ile kal‘a altındaki küffârın
taburuna
göz açdırmayup aç kurd koyuna girir gibi girüp yedi gün sekiz gece tabur cengi …
Sebeb-i fethi oldur kim Tavîl Mehemmed [Paşa] Rûmeli vezîri idi ve Tiryâkî Hasan Paşa Budin vezîri idi. Bu iki vezîr mukaddemce kal‘anın meterislerine imdâda gelen Fransa kralı askeriyle cümle guzât-ı Kanije meterise girüp gûnâ-gûn kal‘ayı döğerken bi-emri Hayy-i Kadîr Kanije'nin iç kal‘asındaki bârûda âteş isâbet edüp kal‘anın cümle der [ü] dîvârların ve niçe bin cengâver keferelerin havâya perrân atup kal‘anın hâli mükedder olunca Sadrıa‘zam İbrâhîm Paşa dahi deryâ-misâl asker ile kal‘a altındaki küffârın taburuna göz açdırmayup aç kurd koyuna girir gibi girüp yedi gün sekiz gece tabur cengi olup âhirü'l-emr küffârın taburunda kırıla kırıla cünûd-ı cünübü az kalup bir gece Mekemorya câniblerine firâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 179b ·
metinde göster ·
… skov memleketine gazâya gidüp (---) nâm mahalde üç kerre yüz bin küffâr leşkeri
taburuna
râst gelüp Şeremet Ban vezîri münhezim etdiğimiz beyân eder
Sene (---) târîhinde Mehemmed Geray Hân hazretleri Maskov memleketine gazâya gidüp (---) nâm mahalde üç kerre yüz bin küffâr leşkeri taburuna râst gelüp Şeremet Ban vezîri münhezim etdiğimiz beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112a ·
metinde göster ·
çatdı. Hân hazretleri ise deryâ-misâl asker ile âheste âheste bir çapul yerden …
Ve cümle asker tarfetü'l-ayn içre küffârın taburuna çatdı. Hân hazretleri ise deryâ-misâl asker ile âheste âheste bir çapul yerden gelmede. Ammâ biz küffârı sahrâda coluguruz {râst geliriz} zann ederdik. Meğer küffâr havfinden Süd nehrine arka verüp cümle cünûd-ı anîd velîd-i pelîdiyle ol sahrâya konup üç kat handaklı bir tabur-ı azîm kazup kırk elli bin arabaların ve yigirmi bin hınto arabaların dâ’iren-mâdâr cümle kanad kanada ve tekerlek tekerleğe çitüp tabur etrâflarına arabaları dizüp cümlesin birbirlerine kalın zencîrlerle bağlayup arabaların iç yüzlerine derin handaklar kazup cümle handak toprakların dağlar gibi iç yüzlere yığup üstlerine balyemez ve şâhî topları koyup kırk yerde kûh-ı Demâvend-misâl toprakdan tabyalar ihdâs edüp durur ve yedi yerde bu tabur-ı azîme şarampavlı sarp parmaklı ağaç kapular yapmış. Bu taburun tâ ortasında bir küçük tabur-ı azîm dahi kazup anda avret ve oğlanları ve cebehâne ve mâl-ı hazâ’inleri koyup kamanup durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 113a ·
metinde göster ·
… nsûrlu ve Sincivitli kırk elli bin yarar bahâdır Tatarlar ile mukaddem küffârın
taburuna
girüp feth edüp kabza-i tasarrufa almışlar.
Meğer bu cânibde Şîrînli ve Mansûrlu ve Sincivitli kırk elli bin yarar bahâdır Tatarlar ile mukaddem küffârın taburuna girüp feth edüp kabza-i tasarrufa almışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 115a ·
metinde göster ·
"Bire kâfirler dönekdir" deyü ot ağaları tuğlarıyla kâfir üzre bir kerre asker-i İslâm dönüp at süheylinden ve benî âdemin sadâ-yı Allâh'dan zemîn ü zamân [ve] evc-i âsumân dir dir ditreyüp tarfetü'l-ayn içre küffârı bu sahrâda ortaya alup küffâr askeri içre gâzîler aç kurd koyuna girir gibi girüp bir kılıç şakırdısı ve bir tüfeng patırtısı ve bir sadak kütürdüsü hamd-i Hudâ sene 1076 târîhinin rûz-ı Kâsım'ında küffârı ân-ı vâhidde Kan[g]lıçak taburuna girmeyüp cümle küffârı münhezim edüp kırmağa başladık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 117a ·
metinde göster ·