Evsâf-ı cezîre-i ma‘den-i zeheb-i kibrît ya‘nî cezîre-i Ikrît : Hemân cezîre-i Girid'in şimâlî cânibinde kal‘a-i Todori nâm kal‘anın mukâbelesinde süd-limân hevâda cümle keştîler lenger-endâz olup tarfetü'l-ayn içre taşra asker döküp ve iki pâre kolomborna toplar ve gayrı cebehâne ve mühimmâtlar çıkarup sepet-i siperler sürüp kal‘ayı cümle guzât-ı müslimîn muhâsara edüp iki sâ‘at cenge tahammül etmeyüp içinde olan soltat ve murtât kefereler haçlı peykerlerin ser-nigûn edüp vakt-i fecrde papasları taşra çıkup serdâr-ı mu‘azzama vere ile miftâhların teslîm idüp içinde olan kefereler firkatelerine süvar olup seg-ber-cehennem Çuka cezîresine gitdiler. Hemân kal‘ayı kabza-i tasarrufa alup limanına gemileri çeküp ol 271a mahalde gemileri hıfz içün leb-i deryâya siperler ardına balyemez toplar koyup Karaman eyâletiyle Adana eyâletin muhâfazacı koyup ân-ı sâ‘atde cümle donanma kal‘a-i Hanya'ya muttasıl Nazarta nâm limana lenger bırağup cümle pür-silâh askeri hayme ve hargâhlarıyla ve yetmiş pâre balyemez top ve kırk aded kolomborna top ve iki yüz aded şâhî darbzen topları mühimmâtlarıyla taşra çıkarup cümle asker-i deryâ-misâl topları çekerek kal‘a-i Hanya bir top menzili ba‘îd gitmede, beri tarafda Nazarta limanı beş rûzgârdan emîn olmağıla cümle donanmayı anda yerleşdirüp cümle Cezâyirli ve Tunus ve Tarabuluslu ve cümle yetmiş pâre kadırga ile deryâ beğleri deryâya alarka olup volta urup deryâyı muhâfaza etmeğe me’mûr oldular. Andan sâ’ir şayka ve karamürseller dahi cümle mühimmât [u] levâzımâtların kenâr-ı limana döküp eyâlet-i Sivas bu limanın hıfz [u] hırâsetine me’mûr oldular. Bu liman Hanya kal‘asının cânib-i garbîsinde Nazarot limandır. Ammâ hamd-i Hudâ suhûletle kabza-i teshîre alındı. Bu liman Mora cezîresindeki Kabaca Burnu'na altmış mil karîb olmağıla ibtidâ Todori kal‘ası ve bu liman feth oldu kim karşu Mora tarafından imdâd-ı asker geçmek âsândır. Ve bu Nazarata limanının leb-i deryâsına ve liman ağzına azîm tabyalar çatup içine mefret balyemez toplar koyup limanda yatan gemileri hıfz [u] hırâset ederdi. Ve deryâda yigirmişer otuzar mil alarka karavullar firkateleri gezerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 270b–271a ·
metinde göster ·
… u kendden yetmiş bin dıraht-ı azîm kat‘ olunup Revân kal‘asına havâle olmağiçün
tabyalar
binâ etmişler ammâ ol zamândan berü bu kendin bâğlarında şecere-i müntehâlar hâ …
Menzil-i kend-i Tîlfirâk: Bin hâneli ve câmi‘ ve tekye ve hân ve hammâmlı ve çârsû-yı bâzârlı ve bâğ u besâtîn ve pirinc mahsûllü kend-i İrem'dir. Murâd Hân Revân'ı muhâsara etdükde bu kendden yetmiş bin dıraht-ı azîm kat‘ olunup Revân kal‘asına havâle olmağiçün tabyalar binâ etmişler ammâ ol zamândan berü bu kendin bâğlarında şecere-i müntehâlar hâsıl olmuş kim ta‘bîr olunmaz. Bu kendden Revân hânına âdemler gönderüp ertesi ale's-sabâh yine cânib-i şimâle gidüp bir âb-ı hayât çayını atlar ile ubûr edüp bir çemenzâr yerde sehl istirâhat edüp yine esb-süvâr olup giderken karşudan bir alay-ı azîm nümâyân olup geldiklerinde meğer Revân hânının kethüdâsı Elvend Akay imiş. Ba‘de'l-musâfaha rikâb rikâba olup bir alay-ı azîm ile Tebrîz'den (---) günde (---) konakda (---) el-mübârekde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308a ·
metinde göster ·
… uşdur. Her sene taraf-ı pâdişâhîden ta‘mîr ü termîm olunur. Cümle aded kulle ve
tabyalar
ile ârâste ve cümle (---) aded ebrâclarla ve dendân-ı bedenler ile pîrâste olmu …
Der-beyân-ı eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Kerkük-i Şehrezûr: Evvelâ bu kal‘a hâk-i Bağdâd'ın çölistânında bir sahrâ-yı hâmûnda nehr-i Zarb'a bir menzil ba‘îd yerde ve kal‘a-i Musul'a iki menzil ba‘îd yerde bî-hâyil bir amelî püşte üzre şekl-i muhammesden tûlânîce bir kal‘a-i türâb-ı pâkdir kim çim ve rıhtım ve cir ve cıbıs ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Dâ’iren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Ve cümle (---)373a aded kal‘a kapusudur ve gerçi hâk-i amber-i pâk ile mebnî bir kal‘adır ammâ gâyet metânet üzre inşâ olunmuşdur. Her sene taraf-ı pâdişâhîden ta‘mîr ü termîm olunur. Cümle aded kulle ve tabyalar ile ârâste ve cümle (---) aded ebrâclarla ve dendân-ı bedenler ile pîrâste olmuş bir kal‘a-i intihâ-i serhaddir. Cebehânesi ve yetmiş aded sağîr ü kebîr topları ve sâ’ir mühimmât u levâzımâtları mevcûd bir sûr-ı mahdûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 372b–373a ·
metinde göster ·
… esfel dereleridir. Ve sâ’ir kılâ‘-ı metîneler gibi etrâfında metîn kulleler ve
tabyalar
ve fosticse ve mazgallar yokdur. Ancak Hudâyî bir kal‘a-i kudretdir.
Ve bu kal‘anın etrâfında asla handak yokdur handağa ihtiyâc değildir. Zîrâ her cânibi esfel dereleridir. Ve sâ’ir kılâ‘-ı metîneler gibi etrâfında metîn kulleler ve tabyalar ve fosticse ve mazgallar yokdur. Ancak Hudâyî bir kal‘a-i kudretdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 378a ·
metinde göster ·
… n cânib-i (---) sehel havâlesi vardır, ammâ ol tarafa hâ’il kal‘aya azîm havâle
tabyalar
yapup kal‘a ol havâle tarafından emîn olmuşdur.
Sitâyiş-i eşkâl-i kal‘a-i Kamaniçse: Leh lisânınca Kamaniçse taşa derler, ya‘nî taşdan mebnî kal‘a demekdir. Bânîsi ibtidâ (---)(---)(---) nehr-i (---) kenârında evc-i âsumâna çıkmış cümle kesme kaya handak üzre niçe yerleri yine kesme kaya dîvârlı bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn ve kal‘a-i üstüvârdır ki vilâyetinde değil belki Çeh vilâyetinde ve İsfaç diyârında ve Filimenk iklîminde ve Alman dağlarında böyle bir sûr-ı kavî yokdur, lâkin zâlim kal‘anın cânib-i (---) sehel havâlesi vardır, ammâ ol tarafa hâ’il kal‘aya azîm havâle tabyalar yapup kal‘a ol havâle tarafından emîn olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 40a ·
metinde göster ·
… Ağaçayırı ve Kadıköy ve Bulgurlu ve Çamlıca dağı eteklerinde handaklar kazup ve
tabyalar
70b düzüp ve yedişer kat meterisler kazup cümle yeniçeriler ve paşaların sekb …
Ertesi gün "Hasan Paşa Murtazâ Paşa'yı ve Gürcî Mustafâ Paşa'yı seksen yedi bin asker ile cümle amân u zamân vermeyüp kırmış. İşte Hasan Paşa yüz bin sekbân ve sarıca ile bu Üsküdar'a geliyormuş" deyü bir güft [u] gû olup Üsküdar içre âdem deryâsı çalkalanup İslâmbol'a firâr etmeğe kırk elli guruşa kayık bulunmayup Köpürlü kayıkları yasak edüp, ol gün Melek Ahmed Paşa efendimize ve Boynueğri Mehemmed Paşa'ya fermânlar gidüp cümle askerler ile Üsküdar'a geçüp Ağaçayırı ve Kadıköy ve Bulgurlu ve Çamlıca dağı eteklerinde handaklar kazup ve tabyalar 70b düzüp ve yedişer kat meterisler kazup cümle yeniçeriler ve paşaların sekbân u sarıcaları meterise girdikleri gün sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlî-câh sa‘adetle yigirmi bin aded güzîde bostâncı ve on iki bin kendü sarây-ı hâs askeriyle Üsküdar'a geçüp Sarây-ı Üsküdar'da meks edüp Kayışbınarı Kocaeli yolları ve Bostâncıbaşı köprüsü nâm yollara ince karavullar koyup cümle eyâlet {hâkimlerine} Hasan Paşa üzre varup ceng etmeleriçün mü’ekked evâmir ve hatt-ı şerîfler gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 70a–70b ·
metinde göster ·
… z binâ olunmada idi. Kal‘a dahi hemçünân nâ-tamâm olup ancak leb-i deryâda azîm
tabyalar
üzre mehîb balyemez topları var idi.
Eşkâl-i kal‘a-i Sultâniyye: Leb-i deryâda bir burunlu boğaz ağzında ve bir kumsal yerde bir tarafı nehr-i (---)(---) cereyân edüp tulû‘u tâ (---) gelüp bu kal‘a dibinde Akdeniz'e munsabb olur. Kal‘anın 91b bir burcu bu nehir kenârında olmağile gizlice su yolları henüz binâ olunmada idi. Kal‘a dahi hemçünân nâ-tamâm olup ancak leb-i deryâda azîm tabyalar üzre mehîb balyemez topları var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 91a–91b ·
metinde göster ·
… etmeğe ihtimâm-ı tâmları olup leb-i deryâda yalçın kaya burun üzre ibtidâ azîm
tabyalar
binâ edüp üzerlerine yigirmişer pâre balyemez toplar ve aşağı leb-i deryâya ell …
Bu kal‘a dahi Köpürlü vezîria‘zam re’yile sene 1068 târîhinde bizzât Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ gazâ mâlıyla müceddeden binâ edüp bu mahalde sa‘âdetlü pâdişâh vardıkda cümle donanma-yı hümâyûn forsa pâyzenleri ve cümle eyâlet-i Kapudan Paşa zu‘amâsı ve erbâb-ı tîmârı ve cebelüleri ve bu kadar mi‘mâr ve bennâ ve on bin aded re‘âyâ vü berâyâ cem‘ olup cidd ü cehd ile inşâ etmeğe ihtimâm-ı tâmları olup leb-i deryâda yalçın kaya burun üzre ibtidâ azîm tabyalar binâ edüp üzerlerine yigirmişer pâre balyemez toplar ve aşağı leb-i deryâya elli pâre şayka toplar koyup her biri ejder-i heft-ser-misâldir. Hattâ sa‘âdetlü pâdişâh bu mahalle başdarda-i hümâyûn ile gelirken cemî‘i toplara âteş edüp şâdumânîler etdikde her topun gülleleri rûy-ı deryâda seke seke tâ Bozcaada'ya karîb gitdiler, zîrâ bu kal‘a Akdeniz'e göğüs vermiş yalçın kaya üzre ensesi dağlar üzre, mahallinde binâ olunmuşdur. Hakkâ ki be-dest-i Kapudan Alî Paşa bu kal‘a-i üstüvâr aceb hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a oluyor. Hakk celle ve alâ hayr ile itmâmın müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 93a ·
metinde göster ·
üzre bu kal‘anın cirmi kâmil bir sâ‘atde dolanılır. Hattâ her ağa bu kal‘ayı he …
Ve bu tabyalar üzre bu kal‘anın cirmi kâmil bir sâ‘atde dolanılır. Hattâ her ağa bu kal‘ayı her gece bir sâ‘atde devr etdikde ol ağa neferâtlarının çavuşu "Bir pâsbân" deyü feryâd edüp anlar oturup ol ân bir gayrı ağa neferâtlarıyla kalkup kal‘ayı devr etdikde yine bir sâ‘at olup "Bir pâsbân" deyü feryâd ederler. Tâ sabâha dak sayf u şitâda tûl-ı nehâr kanûnları böyledir. Sâ’ir kılâ‘larda bu âyîn yokdur. Hattâ rûz-ı rûşende dahi dîdebânları başka ağalardır. Bu kal‘a etrâfında olan sahrâlara nazar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118b ·
metinde göster ·
… rîğ ile kelle-i küffâr top yoluna satıldı. Ve kal‘anın derûnunda ve bedenler ve
tabyalar
üzre zâhir olan küffâr-ı ber-karârlarına yine gülleler urup dûzah-karâr olmağa …
Bâ-husûs kal‘anın cânib-i şimâlîsinde olan nehr-i Kiriş aşrı havâle olan püşte-i âlî üzre Yentür Hasan Paşa "Yentür, yüntür tür yelleli vay" terennümâtlarıyla her bâr kal‘anın derûnuna ol kadar gülleler ururdu kim sadâsı evce katıldı ve gülle-i bî-dirîğ ile kelle-i küffâr top yoluna satıldı. Ve kal‘anın derûnunda ve bedenler ve tabyalar üzre zâhir olan küffâr-ı ber-karârlarına yine gülleler urup dûzah-karâr olmağa firâr-ı nîrân ederlerdi. Ve şeb [ü] rûz gâzîyân-ı yeniçeriyân küffâra ol kadar kurşum yağdırırlardı kim ne kâdir idi bir Macar-ı füccâr-ı kallâş baş kaldıra, hemân ol dem küffârların dem nefesleri dem-beste olup demleri ol dem zemîn üzre nakş-ı hûn-ı bukalemûn olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 124b ·
metinde göster ·
… ek yerlerin cümle lağım etmişdir ve Tekeli Paşa döğdüğü yerlere azîm fostiçe ve
tabyalar
etmişdir. Ve bu kara tarafı serâpâ bâğ u bâğçe ve gül [ü] gülistân idi. Teberdâ …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i şibenik: Venedik körfezi sâhilinde Kilis sancağı hâkinde Kırka sancağı türâbıyla müşâ bir kayalı ve fedâ’î katanalı yerde şekl-i muhammesden tûlânî bir seng binâ bir kal‘a-i garrâ-yı ra‘nâdır kim gûyâ incü-misâl beyâz ve münevverdir, ammâ düşman kal‘ası olmak ile ne cirmde ve kaç tabya ve kaç kapusu ve kenîseleri var ma‘lûmum değildir, ammâ kal‘a-i azîmdir. Varoşu deryâ tarafınadır ve kıble ve batı rûzgârı tarafları körfez deryâsıdır. Ancak maşrık ve şimâl tarafı karadır kim ol taraflarda havâlesi var, ammâ meterise girecek yerlerin cümle lağım etmişdir ve Tekeli Paşa döğdüğü yerlere azîm fostiçe ve tabyalar etmişdir. Ve bu kara tarafı serâpâ bâğ u bâğçe ve gül [ü] gülistân idi. Teberdârân-ı Ebû Müslim elinden geçmiş gibi cümle eşcârât-ı müsmirâtların kırup geçirdik. Ekseriyyâ dıraht-ı meyvedârları zeytûn ve incir ve nar ve ayva ve üzüm fidânları ile müzeyyen olmuşdu 145a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144b–145a ·
metinde göster ·
… yüp cemî‘i rûy-ı dîvârları kırmızı prankona çukalar ile zeyn etdiler. Ve cemî‘i
tabyalar
üzre gemi direkleri üzre birer gemi sereni dahi mıhlayup seren uçları onar bin …
Sene 921 târîhinde Selîm Hân-ı Evvel Mısır fethinde iken bu kal‘ayı Koca Zirin müceddeden binâ etdi. Zemîni bir vâsi‘ sahrâ-yı ferah-fezâda şekl-i müseddes şeddadî rıhtım dolma binâdır. Handakı çâh-ı azîmdir. Cümle sedd-i İskender-vâr yedi aded tabyasından Zirinoğlu'na bin pâre şâdumânî topları atup zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp cemî‘i rûy-ı dîvârları kırmızı prankona çukalar ile zeyn etdiler. Ve cemî‘i tabyalar üzre gemi direkleri üzre birer gemi sereni dahi mıhlayup seren uçları onar bin guruş değer filandıralar asup kal‘ayı gûnâ-gûn peykerler ile zeyn edüp cemî‘i kilise çanlıklarında nâkûslar sadâsı cihâna velvele verdi. Ve bana cemî‘i kâfir askeri istikbâle çıkanlar yüzü koyunu yatup gûyâ secde ederlerdi. Ve tarîk-i âmlar üzre altun ve gümüş micmerelerde ûd ve amber ve kara günlük yakup râyiha-i tayyibelerden benî Âdem'in demâğı mu‘attar olup hersek ban kal‘a içre sarâyına girüp dahil oldukda bizi de bir sarâya kondurup andan şehir a‘yânının ziyâfetine vardım. Hersek'e bir ziyâfet ve bir nukul meze ve şarâb bir âfet olmuşdur kim ayağı düz, elleri ayakları düz kefereler kalmadı, zîrâ Ligradçık'ın bâğı ve bâğçe ve ığrâfı(?) çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 162b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu fermân-ı şehriyâriyle amâr oldukda mezkûr Şeddâ[d]î alçak dîvâr üzre kalın meşe ağaçları direklerinden sandık sandık her direk birbirlerine geçme sandıklar çatılup Şeddâdî tula dîvâr üzre çatma sandıkları koyup horasân ve kireç ve alçı ve cibis ile rıhtım edüp kal‘ayı dahi yüksek etmişler. Ve her cânib kulleler ve tabyalar çatup doldurmuşlar ve dâ’iren-mâdâr top-ı kûplara mazgal delikleri etmişler, lâkin sâ’ir kılâ‘lar gibi dendân-ı bedenler etmemişler, ammâ tüfeng-endâz delikleri çok etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 61b ·
metinde göster ·
… zîm varoşdur kim dâ’iren-mâdâr cirmi dörd bin adım ihâta eder. Metîn kulle [ve]
tabyalar
ile ârâste ve gâyet sarp handak-ı amîk ile pîrâste olmuş iki aded kapusu ve iki …
Çâr-kûşe bir yalın kat dolma palanka dîvârlı azîm varoşdur kim dâ’iren-mâdâr cirmi dörd bin adım ihâta eder. Metîn kulle [ve] tabyalar ile ârâste ve gâyet sarp handak-ı amîk ile pîrâste olmuş iki aded kapusu ve ikişer kat tahta kanatlı kavî kapulardır. Her kapu üzre tahta tabyalı ve âmâde toplu kulleleri var kim bu kapuların birinden girilüp birinden çıkılır, ortası şâhrâh bir varoş-ı menzilgâh palankadır. Cümle iki yüz aded tahta sutûhlu tahtânî evleri ve bâğçeleri ve âb-ı hayât kuyuları [ve] bir câmi‘i var, mâ-tekaddem bu da bir deyr-i musanna‘ imiş, hâlâ bir câmi‘-i müreffa‘dır. Ve bir mescidi ve bir hânı ve elli aded dükkânı ve hân cenbinde bir sebîlhâne-i {erbâb-ı} atşânı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 71b ·
metinde göster ·
… [üzre] bin altmış pâre top koyup üç yüz adedi dendân-ı [be]denlerde ve ebrâc ve
tabyalar
üzre zeyn edüp mâ‘adâsın der-hazîne ederler. Hâlâ tophânede mâl-â-mâl toplar ya …
Ve cümle kırk sekiz aded kal‘a ağaları edüp on iki bin kal‘a mustahfızânları ve on iki bin erbâb-ı tîmâr ve zu‘amâ neferâtları edüp kal‘a-i Budin'i kemâ yenbağî her eksiği ve gediğin ve cebehânesi ve sâ’ir mühimmât [u] levâzımât zahâ’ir ve ma‘ûnâtların görüp kâmil ve mükemmel olmak [üzre] bin altmış pâre top koyup üç yüz adedi dendân-ı [be]denlerde ve ebrâc ve tabyalar üzre zeyn edüp mâ‘adâsın der-hazîne ederler. Hâlâ tophânede mâl-â-mâl toplar yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 78a ·
metinde göster ·
üzre fılandıra ve alem ve bayraklar dikilüp her birinin nevbetçileri du‘â vü se …
Her yevm-i Cum‘ada bu tabyalar üzre fılandıra ve alem ve bayraklar dikilüp her birinin nevbetçileri du‘â vü senâlar edüp gülbâng-ı Muhammedî çekilir. Ve her tabyaların ka‘r-ı zemînde olan esâsı kayalar üzre olup cümle temelleri altı boşdur. Hattâ "Muhâsarada lağım gelmesin" deyü bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr temelleri serâpâ sokak sokak boşdur ve niçe sokaklarda saçma toplar vardır. Ve bu orta kal‘a cümle tabya ve ebrâclarıyla gûyâ inci gibi beyâz ve mücellâ bir kal‘a-i bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80a ·
metinde göster ·
… în kal‘a dîvârında metîn ü müstahkem biri biri içinde gömlekli kulleler ve kavî
tabyalar
üzre karavulhâneler ve nevbethâneler vardır.
Ve bu meydânın şimâlinde Balı Paşa kapusu, bir küçük ağaç kanatlı kapudur. Aşağı varoşa ener, ammâ bir gizli kapudur. Herkes bilmez ve herkes gelemez, zîrâ aslâ şâhrâh değildir. Ancak hîn-i muhâsarada bundan aşağı varoşa imdâd gidüp gelmek içün Balı Paşa ihdâs etmiş. Bir kapudur, ammâ hads etmiş, açmış, meğer kapanmış gerekmiş. Ammâ bu kapudan aşağı tâ Suluk kapusuna dek iki kat metîn kal‘a dîvârında metîn ü müstahkem biri biri içinde gömlekli kulleler ve kavî tabyalar üzre karavulhâneler ve nevbethâneler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81b ·
metinde göster ·
… dîvârları var kim yüzer ayak enli Şeddâdî kalın dîvârlardır. Ve bu tarafda azîm
tabyalar
üzre kırkar ve ellişer pâre serâmed topları var kim Gerzellez dağı havâlesinde …
Ammâ bu sarâya Gerz İlyâs dağı pek havâledir, lâkin ol havâleleri def‘ içün bu sarâyın kıble cânibi önünde iki kat metîn kal‘a dîvârları var kim yüzer ayak enli Şeddâdî kalın dîvârlardır. Ve bu tarafda azîm tabyalar üzre kırkar ve ellişer pâre serâmed topları var kim Gerzellez dağı havâlesinde bu toplar kuş kondurmaz, değil ki düşman gelüp ol havâleye top çeküp Budin'i döğe, ol muhâldir. Budin kal‘ası andan bâki pervâsı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82b ·
metinde göster ·
… kele kapusu dibinde birer kal‘a-i azîm gibi Tuna içinde cezîre gibi Kahkahâ-vâr
tabyalar
var. Her birinde kırkar ve ellişer aded şayka ve balyemez toplar var. Her bir t …
Ve yedi yerde su kuyuları vardır, lâkin bu Tuna kenârında câ-be-câ metîn kulleler vardır, ammâ yukaru Horos kapusu tarafında ve aşağı İskele kapusu dibinde birer kal‘a-i azîm gibi Tuna içinde cezîre gibi Kahkahâ-vâr tabyalar var. Her birinde kırkar ve ellişer aded şayka ve balyemez toplar var. Her bir tabyanın beşer yüz aded kulları var. Budin'in bu tabyalar Tuna kenârında cânlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 84a ·
metinde göster ·
… e balyemez toplar var. Her bir tabyanın beşer yüz aded kulları var. Budin'in bu
tabyalar
Tuna kenârında cânlarıdır.
Ve yedi yerde su kuyuları vardır, lâkin bu Tuna kenârında câ-be-câ metîn kulleler vardır, ammâ yukaru Horos kapusu tarafında ve aşağı İskele kapusu dibinde birer kal‘a-i azîm gibi Tuna içinde cezîre gibi Kahkahâ-vâr tabyalar var. Her birinde kırkar ve ellişer aded şayka ve balyemez toplar var. Her bir tabyanın beşer yüz aded kulları var. Budin'in bu tabyalar Tuna kenârında cânlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 84a ·
metinde göster ·
vardır. Anların dahi başka neferâtlarıyla bir dizdârı vardır. Bu dörd aded taby …
Ammâ bu aşağı varoşun Budin kapusu ile yukaru kal‘a mâbeyninde Depedelen palankasına havâle dörd aded azîm Şeddâdî binâ tabyalar vardır. Anların dahi başka neferâtlarıyla bir dizdârı vardır. Bu dörd aded tabyalar önünden tâ kal‘a-i Tuna kenârına varınca andan yine tâ cânib-i şimâle yine Tuna kenârına varınca yukaru kal‘ayı ihâta etmiş kara cânibidir kim bir Tuna'dan bir Tuna'ya varınca aşağı dereden âlî bir kat palanka dîvârlı dolma rıhtım kal‘a dîvârı var, ardı ve önü yoldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 97b ·
metinde göster ·
… alar vardır. Anların dahi başka neferâtlarıyla bir dizdârı vardır. Bu dörd aded
tabyalar
önünden tâ kal‘a-i Tuna kenârına varınca andan yine tâ cânib-i şimâle yine Tuna …
Ammâ bu aşağı varoşun Budin kapusu ile yukaru kal‘a mâbeyninde Depedelen palankasına havâle dörd aded azîm Şeddâdî binâ tabyalar vardır. Anların dahi başka neferâtlarıyla bir dizdârı vardır. Bu dörd aded tabyalar önünden tâ kal‘a-i Tuna kenârına varınca andan yine tâ cânib-i şimâle yine Tuna kenârına varınca yukaru kal‘ayı ihâta etmiş kara cânibidir kim bir Tuna'dan bir Tuna'ya varınca aşağı dereden âlî bir kat palanka dîvârlı dolma rıhtım kal‘a dîvârı var, ardı ve önü yoldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 97b ·
metinde göster ·
… Kapu yerleri önünde toprakdan yığma tabya yerleri var kim kapuları pinhân edüp
tabyalar
hıfz eder. Ve bu tabur handakları ve toprak yığınları eğri büğrü köşe köşe olup …
Sitâyiş-i tabur-ı Süleymân Hân: Bu kal‘anın cânib-i garbîsinde top menzilinden alarka bâğlar başında bir tarafı nehr-i Tuna ve bir tarafı Uyvar hâkinde Ciğerdelen sahrâsında cirmi yigirmi bin adım bir tabur-ı azîmdir kim iki kat handakdır. Toprağı dağlar gibi iç yüze yığılmış handak-ı azîmdir, aslâ dîvârı yokdur. Gayyâ gibi kazılmış handaka tabur derler, kal‘adan sa‘bdır. İçine yetmiş seksen bin âdem girüp kapanup ceng etdiklerinde tabur cengi derler. Bu taburun ancak kara tarafında iki kapu yeri vardır. Kapu yerleri önünde toprakdan yığma tabya yerleri var kim kapuları pinhân edüp tabyalar hıfz eder. Ve bu tabur handakları ve toprak yığınları eğri büğrü köşe köşe olup her köşede tabur handakların muhâfaza edecek azîm dağlar gibi tabya yerleri var. Hîn-i muhâsarada ol tabyalar üzre balyemez toplar koyup handaka gelen düşmanı uğratmaz. Ve bu dirsek tabyaların dahi çâh-ı gayyâ-misâl handakları var. Böyle tabur cengleri kal‘a cenglerinden sarpdır. Hemân tabur fethine çâre toprak sürüp lağım edüp sıçan yollarıyla kol kol hücûm-ı mehcûm etmeden gayri ilâc yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 99b ·
metinde göster ·
… akların muhâfaza edecek azîm dağlar gibi tabya yerleri var. Hîn-i muhâsarada ol
tabyalar
üzre balyemez toplar koyup handaka gelen düşmanı uğratmaz. Ve bu dirsek tabyala …
Sitâyiş-i tabur-ı Süleymân Hân: Bu kal‘anın cânib-i garbîsinde top menzilinden alarka bâğlar başında bir tarafı nehr-i Tuna ve bir tarafı Uyvar hâkinde Ciğerdelen sahrâsında cirmi yigirmi bin adım bir tabur-ı azîmdir kim iki kat handakdır. Toprağı dağlar gibi iç yüze yığılmış handak-ı azîmdir, aslâ dîvârı yokdur. Gayyâ gibi kazılmış handaka tabur derler, kal‘adan sa‘bdır. İçine yetmiş seksen bin âdem girüp kapanup ceng etdiklerinde tabur cengi derler. Bu taburun ancak kara tarafında iki kapu yeri vardır. Kapu yerleri önünde toprakdan yığma tabya yerleri var kim kapuları pinhân edüp tabyalar hıfz eder. Ve bu tabur handakları ve toprak yığınları eğri büğrü köşe köşe olup her köşede tabur handakların muhâfaza edecek azîm dağlar gibi tabya yerleri var. Hîn-i muhâsarada ol tabyalar üzre balyemez toplar koyup handaka gelen düşmanı uğratmaz. Ve bu dirsek tabyaların dahi çâh-ı gayyâ-misâl handakları var. Böyle tabur cengleri kal‘a cenglerinden sarpdır. Hemân tabur fethine çâre toprak sürüp lağım edüp sıçan yollarıyla kol kol hücûm-ı mehcûm etmeden gayri ilâc yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 99b ·
metinde göster ·
… üler. Ve sıhhatde kalan gâzîler cümle meterislerde ve sıçan yollarında mükellef
tabyalar
ve siperler yapdılar.
Hemân küffâr kubur yolların görünce ve kal‘a altına lağım yolları girince ve sürülen toprağın handak içine dağlar gibi geldiğin görünce hemân küffâr-ı murdâr gûyâ bir kudurmuş mâr olup gece ve gündüz top u tüfeng ve kumbara vü fişeng dûdının muzlimliğinden rûz-ı rûşen leyle-i muzlimden fark olunmazdı. 112b Hattâ bu savaş-ı perhâşda yüz beş aded yiğit câm-ı şehâdetden nûş {edince mest}[ü] medhûş-ı ebed olup meşhed-i gâziyân mahallesinde cümlesin hânelerine götürdüler. Ve sıhhatde kalan gâzîler cümle meterislerde ve sıçan yollarında mükellef tabyalar ve siperler yapdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 112a–112b ·
metinde göster ·
üzre dahi beyâz bayraklarla zeyn edüp ba‘zı küffâr âşikâre görünmeğe başlayup b …
Ve sâ’ir tabyalar üzre dahi beyâz bayraklarla zeyn edüp ba‘zı küffâr âşikâre görünmeğe başlayup bizim asker dahi câ-be-câ meterislerden çıkmağa başladıkda hemân Muhzır Abdi Ağa ve başçavuş ve gayri çavuşlar askeri urup yerli yerinde ber-karâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 118b ·
metinde göster ·
… taşıyup handak kenârında âmâde etdiler. Ve handakın 121a kenârında altı aded
tabyalar
mâbeynlerinde altı yerde altmış yıllık atîk kireç hazîneleri bulundu kim Uyvar …
Ve ol gün âdem deryâsı temevvüc edüp karınca gibi kaynaşmağa başladılar ve Uyvar'ın cânib-i erba‘asında dağlar gibi pişmiş tulaları taşıyup handak kenârında âmâde etdiler. Ve handakın 121a kenârında altı aded tabyalar mâbeynlerinde altı yerde altmış yıllık atîk kireç hazîneleri bulundu kim Uyvar gibi on kal‘a yapar pâk ve nazîf kireç ma‘denleri bulundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 120b–121a ·
metinde göster ·
… âr bu mahalden kal‘aya hîle ve şeytanatlar ile gelüp yaklaşmış. Bu mahalle dahi
tabyalar
ilhâk edüp belki Kanije dahi metîn ve kavî ola" deyü Kanije kal‘asının ta‘mîr ü …
"Bu kal‘a Hazret-i Ebâbekir'in himâyesindedir. Bu kal‘anın ölümü ve havf edecek yeri bu Topraklık varoşundan imiş. Göre küffâr bu mahalden kal‘aya hîle ve şeytanatlar ile gelüp yaklaşmış. Bu mahalle dahi tabyalar ilhâk edüp belki Kanije dahi metîn ve kavî ola" deyü Kanije kal‘asının ta‘mîr ü termîmine üç aded vezîr ve yedi aded sancakbeğleri ve yigirmi aded kazâdan yigirmi bin aded güzîde re‘âyâ vü berâyâlar pîrleri ile gelüp kal‘ayı ta‘mîr ü termîme mübâşeret edüp Kanije buheyresini tathîre başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 179a ·
metinde göster ·
… ahi göl içre Sadrıa‘zam dahi ziyâde uzadup iki başında iki aded sedd-i Van gibi
tabyalar
etdirdi kim gûyâ her biri sedd-i kûh-ı Elburz'a mânend olup yedi kralın bırağup …
Ve bu Topraklık varoşunun iki başlarından yüz ellişer adım dahi göl içre Sadrıa‘zam dahi ziyâde uzadup iki başında iki aded sedd-i Van gibi tabyalar etdirdi kim gûyâ her biri sedd-i kûh-ı Elburz'a mânend olup yedi kralın bırağup gitdiği cebehâneleri ve yetmiş yedi aded balyemez topları cümle bu iki aded vezîr tabyalarına koyup murg-ı semender-vâr bu tabya-i tîn âteş içinde kalup her birine üçer yüz kul dahi konulup altı yüz ad[ed] neferâtların mevâcibleri Ösek panayuru bâzârından ta‘yîn olundu. Ve her cum‘a bu iki tabyalar üzre fılandıra ve sancağ u bayraklar ile zeyn olunmak fermân olunup henüz bu Topraklık varoşu sedd-i İskender olup kal‘a-i Kanije gûyâ tâze cân buldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182a ·
metinde göster ·
… âtların mevâcibleri Ösek panayuru bâzârından ta‘yîn olundu. Ve her cum‘a bu iki
tabyalar
üzre fılandıra ve sancağ u bayraklar ile zeyn olunmak fermân olunup henüz bu To …
Ve bu Topraklık varoşunun iki başlarından yüz ellişer adım dahi göl içre Sadrıa‘zam dahi ziyâde uzadup iki başında iki aded sedd-i Van gibi tabyalar etdirdi kim gûyâ her biri sedd-i kûh-ı Elburz'a mânend olup yedi kralın bırağup gitdiği cebehâneleri ve yetmiş yedi aded balyemez topları cümle bu iki aded vezîr tabyalarına koyup murg-ı semender-vâr bu tabya-i tîn âteş içinde kalup her birine üçer yüz kul dahi konulup altı yüz ad[ed] neferâtların mevâcibleri Ösek panayuru bâzârından ta‘yîn olundu. Ve her cum‘a bu iki tabyalar üzre fılandıra ve sancağ u bayraklar ile zeyn olunmak fermân olunup henüz bu Topraklık varoşu sedd-i İskender olup kal‘a-i Kanije gûyâ tâze cân buldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182a ·
metinde göster ·
… l‘a dîvârı etmiş ve kara tarafına sedd-i İskender-vâr yedi aded azîm vezni üzre
tabyalar
etmiş kim her birinde kırkar ve ellişer aded balyemez topları ve gayri kolumbur …
Eşkâl-i tarh [u] tarz-ı Yenikal‘a: Nehr-i Morava kenârında orman hıyâbânlı bir burunda Kanije gibi ağaçdan bir kal‘a-i cedîd imiş, ammâ hakkâ ki mel‘ûn küffâr bir sedd-i İskender inşâ etmiş. Dolma dîvârının enniliği ellişer ayak ve yüksekliği ellişer arşın âlî dolma palanka dîvâr olup kal‘a ağaçlarının ba‘zısı yerli ağaç olup yapraklarıyla kal‘a dîvârından olmuş köklü dıraht-ı müntehâlar kim aslâ müddet-i medîd fenâ bulmaz köklü ve yerli mîşe ve pelîd ağaçları mâbeynlerin toprak doldurup kal‘a dîvârı etmiş ve kara tarafına sedd-i İskender-vâr yedi aded azîm vezni üzre tabyalar etmiş kim her birinde kırkar ve ellişer aded balyemez topları ve gayri kolumburna ve şâhîleri var, ammâ nehr-i Morava tarafı kendilerinin olmak ile su kenârında kal‘a dîvârı yokdur, lâkin bu tarafa elli pâre gemiler üzre bir cisr-i azîm binâ edüp karşu tarafda kendülerinin Ligradcık kal‘asından ve Çakatorna kal‘asından ve Mekemorya vilâyetlerinden her gün niçe bin küffâr gelüp kal‘aya cisrden geçüp imdâda gelirlerdi. Her tarafdan zahîrelerin getirirlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 183a ·
metinde göster ·
Ve kal‘aları cedîd olup her şeyleri metânet üzre mebnî olmağile kuvvet-i kalbleri var idi. Rûz [u] şeb karşu tarafdan cisir üzre imdâdları gelüp muhâsara olunmamış gibi olurlardı. Ol ecilden bî-bâk ü bî-pervâ ceng [ü] cidâl ederlerdi. Kapu tabyası üzre azîm toplar ve saçma toplar ihdâs eyledi. Def‘-i karîn etmek içün tabyalar üzre gûnâ-gûn şeytanatlı eşyâlar dizmiş. Andan içeri tabyalar üzre azîm üzre dâ’iren-mâdâr üçer âdem kaddi derin handaklar kazmış ve iç yüzüne büyük amûdlara harbalar ve demir çengeller dizmiş. Ve niçe gûne hiyel ü şeytanat ile paçarızlar ve çarh-ı felekler düzmüş ve niçe bin elvân lu‘bedebâzlıklar ile âteş-feşânlıklar edüp püskürme lağımlar etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184a ·
metinde göster ·
üzre azîm üzre dâ’iren-mâdâr üçer âdem kaddi derin handaklar kazmış ve iç yüzün …
Ve kal‘aları cedîd olup her şeyleri metânet üzre mebnî olmağile kuvvet-i kalbleri var idi. Rûz [u] şeb karşu tarafdan cisir üzre imdâdları gelüp muhâsara olunmamış gibi olurlardı. Ol ecilden bî-bâk ü bî-pervâ ceng [ü] cidâl ederlerdi. Kapu tabyası üzre azîm toplar ve saçma toplar ihdâs eyledi. Def‘-i karîn etmek içün tabyalar üzre gûnâ-gûn şeytanatlı eşyâlar dizmiş. Andan içeri tabyalar üzre azîm üzre dâ’iren-mâdâr üçer âdem kaddi derin handaklar kazmış ve iç yüzüne büyük amûdlara harbalar ve demir çengeller dizmiş. Ve niçe gûne hiyel ü şeytanat ile paçarızlar ve çarh-ı felekler düzmüş ve niçe bin elvân lu‘bedebâzlıklar ile âteş-feşânlıklar edüp püskürme lağımlar etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184a ·
metinde göster ·
… er biri batak içinde kaplıbağa gibi yatır ebrâc-ı azîmlerdir. Ve cümle bu sekiz
tabyalar
üzre yigirmi bir aded serâmed balyemez topları var, mâ‘adâ sağîr u kebîr seksen …
Ve bu kal‘a-i nârin cümle dâ’iren-mâdâr bin adımdır ve cümle sekiz aded tabya-i azîmlerdir, ammâ üçü kârgîr tula binâ Sedd-i İskender-misâl tabya-i azîmlerdir kim her biri batak içinde kaplıbağa gibi yatır ebrâc-ı azîmlerdir. Ve cümle bu sekiz tabyalar üzre yigirmi bir aded serâmed balyemez topları var, mâ‘adâ sağîr u kebîr seksen altı pâre topları var kim ebrâcları üzre âmâde toplardır. Ve gayri âlât-ı silâh cebehânesine hadd [ü] pâyân yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 34b ·
metinde göster ·
… erme adımdır ve şekl-i müdevveri cümle on bir köşedir ve her köşesinde gûnâ-gûn
tabyalar
ve musanna‘ kulle ve ebrâclar ve 37a(ve) dirsekler ve gûnâ-gûn mazgal delikl …
Ve Freng hisârı ve Macar hisârının cümle dâ’iren mâdâr cirmleri üç bin germe adımdır ve şekl-i müdevveri cümle on bir köşedir ve her köşesinde gûnâ-gûn tabyalar ve musanna‘ kulle ve ebrâclar ve 37a(ve) dirsekler ve gûnâ-gûn mazgal delikleriyle ârâste olmuş birbirine muttasıl iki kal‘alardır, ammâ dizdârları ve neferâtları cümle başkadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36b–37a ·
metinde göster ·
ve etrâfına şarampavlar etmişler kim hîn-i muhâsarada ol tabyalar içine gemiler …
Ve Tata cânibinde Tuna aşırı üç aded toprakdan tabyalar ve etrâfına şarampavlar etmişler kim hîn-i muhâsarada ol tabyalar içine gemilerle karşudan gelen imdâdları girüp andan kal‘aya gireler, gûyâ geçit başı tabyalarıdır. Ammâ Uyvar tarafından Tuna üzre cisir yapup bu adaya geçüp adayı urup kal‘ayı muhâsara etmek âsândır. Hattâ biz asker-i İslâm ile Uyvar'ı 46b döğerken on bin mikdârı Tatar askeri bu Komaran cezîresinin azacık Tuna suyundan atlar ile yıldırup adayı nehb ü gâret edüp altı bin kadar esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’im çıkardılar. Cenâb-ı Bârî yârî kılup fethin müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 46a–46b ·
metinde göster ·
… ded toprakdan tabyalar ve etrâfına şarampavlar etmişler kim hîn-i muhâsarada ol
tabyalar
içine gemilerle karşudan gelen imdâdları girüp andan kal‘aya gireler, gûyâ geçi …
Ve Tata cânibinde Tuna aşırı üç aded toprakdan tabyalar ve etrâfına şarampavlar etmişler kim hîn-i muhâsarada ol tabyalar içine gemilerle karşudan gelen imdâdları girüp andan kal‘aya gireler, gûyâ geçit başı tabyalarıdır. Ammâ Uyvar tarafından Tuna üzre cisir yapup bu adaya geçüp adayı urup kal‘ayı muhâsara etmek âsândır. Hattâ biz asker-i İslâm ile Uyvar'ı 46b döğerken on bin mikdârı Tatar askeri bu Komaran cezîresinin azacık Tuna suyundan atlar ile yıldırup adayı nehb ü gâret edüp altı bin kadar esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’im çıkardılar. Cenâb-ı Bârî yârî kılup fethin müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 46a–46b ·
metinde göster ·
… sahrâlarda hâlâ meterislere girilecek yerlerde altı yerde toprakdan alçak alçak
tabyalar
var kim her biri niçe bin gûne hıyel u şeytanat ile binâ olunup yer altından bi …
Evsâf-ı tetimme-i kal‘a-i Yanık: Bu kal‘a-i Yanık handaklarından taşra Sinân Paşa'nın top koyup ve toprak sürdüğü sahrâlarda hâlâ meterislere girilecek yerlerde altı yerde toprakdan alçak alçak tabyalar var kim her biri niçe bin gûne hıyel u şeytanat ile binâ olunup yer altından birbirlerine varup gelecek yolları vardır, ammâ altları cümle kat-ender-kat lağımları hâzır-bâşdır. İbtidâ meterise girilecek yerlerde bir hayli zamân ceng edüp avk [u] te’hîr etmek içün bu tabyaları binâ etmişdir, ammâ bunların dahi lağımların bulup bu tabyaları suya gark etmek ve toprak ile gark etmek Âl-i Osmân askerine emr-i seheldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 47b ·
metinde göster ·
vardır, ammâ bunlar gâyet metîn tabya-i azîmlerdir kim kal‘anın her biri birer …
Bunlardan mâ‘adâ handak hâricinde dahi yedi aded tabyalar vardır, ammâ bunlar gâyet metîn tabya-i azîmlerdir kim kal‘anın her biri birer rükn-i azîmi ve sedd-i sedîdi olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 48a ·
metinde göster ·
… r ve handaklardan taşrasında meterise girecek yerlerde cümle lağımlardır. Ve bu
tabyalar
arasında aslâ kal‘a görünmez ve hîn-i muhâsarada bu tabyalardan kal‘aya yaklaşı …
Ve bu tabyaların dahi cânib-i erba‘aları derin handaklardır ve handaklardan taşrasında meterise girecek yerlerde cümle lağımlardır. Ve bu tabyalar arasında aslâ kal‘a görünmez ve hîn-i muhâsarada bu tabyalardan kal‘aya yaklaşılmaz, ammâ hîn-i muhâsarada bu tabyaların birisi ele girse kal‘a tîz feth olur. Ve mâ tekaddem Yanık kal‘ası bizde iken bu kal‘a âhıru'l-hudûd imiş, ammâ küffâr hemân bir yıldan yine zafer bulup almış. Anıniçün bu kal‘a sarpdır. Ve varoşu kenârında bir toprak yığılı hudûd milleri olan bir depe yığılıdır kim Süleymân Hân Beç ve Alman gazâsına giderken yığmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 49b ·
metinde göster ·
… e lağımlar ve niçe bin hıyel ü şeytanatlar etmeğe başladılar ve yedi aded metîn
tabyalar
ve handaklar ve şarampavlar etdiler.
"Gânim târîhinde Türk askeri bu kal‘aya gelüp bu varoşda Türk siperlenüp bu kal‘ayı döğer" deyü havflerinden biz anda iken deryâ-misâl küffâr-ı hâksâr yedi kraldan gelüp mezkûr varoş-ı azîmde olan hânedân sâhiblerine akçelerin verüp cümle imârâtı "Yajuj Yajuj" deyerek eyle yakdılar kim külünü hâk-i nâpâkini Hemedânî sürme edüp üç ayda yere berâber edüp zemînine lağımlar ve niçe bin hıyel ü şeytanatlar etmeğe başladılar ve yedi aded metîn tabyalar ve handaklar ve şarampavlar etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56b ·
metinde göster ·
… 'ya mahlût olur. Ve bu handaklar etrâfında on bir aded nev binâ toprakdan metîn
tabyalar
etmiş kim her biri birer Sedd-i İskende[r]e mânend fosdiçelerdir. Bu mezkûr nev …
Ve mezkûr iç kal‘a olan sarây hâlâ mesdûd olup içinde cebehâneden gayri bir şey olmayup hâlâ etrâfına sarâya muttasıl mağribden maşrıka tûlen beş bin adım iki kat bir amîk toprak handak kazup içinden Tuna cereyân edüp bir yanında Tuna gemileri bağlanır. Tâ bu mertebe enli handaklardır. Hemân aynı Roma kal‘ası handakı gibi şekl-i bâdemî nev binâ bir metîn handak kazmışdır ve henüz kenârlarına Şeddâdî binâ dîvârlar yapmışdır. Ve bu handak düz yerde olmak ile iki kat handakın içinde Tuna gemileri tolaşup girüp çıkarlar. Ve maşrık tarafından bu handaka nehr-i Pojon Akyaylalardan berü gelüp bu handak içinde nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Ve bu handaklar etrâfında on bir aded nev binâ toprakdan metîn tabyalar etmiş kim her biri birer Sedd-i İskende[r]e mânend fosdiçelerdir. Bu mezkûr nev binâ handakların içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75b ·
metinde göster ·
… fın dolma şarampavlı rıhtım palanka-i azîm ile sekiz aded kûh-ı Bî-sütûn mânend
tabyalar
etmiş. Bu tabyalara dahi handak-ı azîmler kazup içinden nehr-i Vak'ı akıtmak is …
Nehr-i Vak kenârında bir çemenzâr düz sahrâda şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘a idi. Hâlâ etrâfına yine nehr-i Vak kenârında sekiz köşe bir Şeddâdî tula binâ bir metîn ve kavî kal‘a-i ra‘nâ ediyor. Eski Galgofça bu yeni kal‘aya iç kal‘a misâl olup bundan taşra bir varoş-ı azîm çevirmiş kim Kıbleli Paşa ile Kazak askerinin meterise girdikleri handaklar cümle varoş olup bunun dahi etrâfın dolma şarampavlı rıhtım palanka-i azîm ile sekiz aded kûh-ı Bî-sütûn mânend tabyalar etmiş. Bu tabyalara dahi handak-ı azîmler kazup içinden nehr-i Vak'ı akıtmak isterdi. Ve bu Uyvar'a yakın olan küçük kal‘aları cümle büyük edüp Uyvar re‘âyâların bu kal‘alara koyup ma‘mûr etmede idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 76b ·
metinde göster ·
… Hısım Mehemmed Paşa tabyası ve Sinân Paşa tabyası ve niçe sedd-i İskender-misâl
tabyalar
bu varoşun etrâfın ihâta etmişdir. Ve bir tabyada beşer ve altışar aded şâhî ve …
Evvelâ cümleden büyük Kadı tabyası ve Alî Paşa tabyası ve Küçük Mehemmed Paşa tabyası ve yeniçeri ağası tabyası ve Hısım Mehemmed Paşa tabyası ve Sinân Paşa tabyası ve niçe sedd-i İskender-misâl tabyalar bu varoşun etrâfın ihâta etmişdir. Ve bir tabyada beşer ve altışar aded şâhî ve kolomburna ve darbzen toplar mevcûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 87a ·
metinde göster ·
… lerine balyemez ve şâhî topları koyup kırk yerde kûh-ı Demâvend-misâl toprakdan
tabyalar
ihdâs edüp durur ve yedi yerde bu tabur-ı azîme şarampavlı sarp parmaklı ağaç k …
Ve cümle asker tarfetü'l-ayn içre küffârın taburuna çatdı. Hân hazretleri ise deryâ-misâl asker ile âheste âheste bir çapul yerden gelmede. Ammâ biz küffârı sahrâda coluguruz {râst geliriz} zann ederdik. Meğer küffâr havfinden Süd nehrine arka verüp cümle cünûd-ı anîd velîd-i pelîdiyle ol sahrâya konup üç kat handaklı bir tabur-ı azîm kazup kırk elli bin arabaların ve yigirmi bin hınto arabaların dâ’iren-mâdâr cümle kanad kanada ve tekerlek tekerleğe çitüp tabur etrâflarına arabaları dizüp cümlesin birbirlerine kalın zencîrlerle bağlayup arabaların iç yüzlerine derin handaklar kazup cümle handak toprakların dağlar gibi iç yüzlere yığup üstlerine balyemez ve şâhî topları koyup kırk yerde kûh-ı Demâvend-misâl toprakdan tabyalar ihdâs edüp durur ve yedi yerde bu tabur-ı azîme şarampavlı sarp parmaklı ağaç kapular yapmış. Bu taburun tâ ortasında bir küçük tabur-ı azîm dahi kazup anda avret ve oğlanları ve cebehâne ve mâl-ı hazâ’inleri koyup kamanup durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 113a ·
metinde göster ·
… handak kazup türâbın ileri atdı. Ve üç yerden kapular yapdı ve yedi yerden azîm
tabyalar
çatdı ve her bir tabyalara onar pâre balyemez toplar koyup asker-i İslâm üzre a …
Ol gece dâr-ı emân-misâl atlarımızı sahrâya salup Tatarlar mu‘tâdları üzre mâvî ve kırmızı gömlekleri ve tumanların çıkarup hâb-ı râhata yatdılar. Ol gece mel‘ûn kâfirler sabâha dek hâb-ı râhat görmeyüp Ferhâd gibi çalışup taburdan taşra bir kat tabur dahi binâ edüp ana dahi bir fecc-i amîk-vâr handak kazup türâbın ileri atdı. Ve üç yerden kapular yapdı ve yedi yerden azîm tabyalar çatdı ve her bir tabyalara onar pâre balyemez toplar koyup asker-i İslâm üzre atdı. Ve ba‘dehu hâmûş-bâş olup yatdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 113a ·
metinde göster ·
… avaş-ı perhâşda ibtidâ Çarkacı Seydî Ahmed Paşazâde ileri varup küffâra mukâbil
tabyalar
ve siperler yaparken hemân küffâr gemilerinden bir yaylım toplar atup orsa haçl …
Küffâr ile ol neberd-i savaş-ı perhâşda ibtidâ Çarkacı Seydî Ahmed Paşazâde ileri varup küffâra mukâbil tabyalar ve siperler yaparken hemân küffâr gemilerinden bir yaylım toplar atup orsa haçlı bayrakların dikdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 283b ·
metinde göster ·