üzė yol sub körüp(ė)n, yiş üzė y(a)ş ot körüp(ė)n yorıyu b(a)- / rıp(a)n sub iç …
özlük (a)t öŋ yėrdė (a)r(ı)p oŋuup turu k(a)lmiş. t(ė)ŋri küçiŋėt(a)g üzė yol sub körüp(ė)n, yiş üzė y(a)ş ot körüp(ė)n yorıyu b(a)-rıp(a)n sub içip(ė)n yaş yip(ė)n ölümda ozmiş tėr.
... - / ulug et-özlüg yaŋalar koptın sıŋar kelip üküş yıl ay çarihuş--taḳı üzüm …
kara tag ... - / ulug et-özlüg yaŋalar koptın sıŋar kelip üküş yıl ay çarihuş--taḳı üzüm osuglug teperler yançar--lar ol emgekke ölüp ıḳile tirilürler ötürü temirlig kısk(aç-) -ların luların künçit ikşu kam(ış) osuglug sıḳarlar taŋarlar
Maitrisimit Nom Bitig (Hami) · Mai.Tek.082.13–19 ·
metinde göster ·
… gümişin reng-i rûyin mütegayyir eder. Ammâ bunda aslen ve kat‘an eyle râyiha ve
tagayyür-i
reng-i ma‘âdin etmek yokdur. Altuna ve gümüşe gâyetü'l-gâye cilâ verüp berrâk e …
Mu‘tâd-ı latîf-i ahâlî-i Sofya: Sâhib-i tab‘ olan kimesneler pâk destiler ile bu bana suyundan doldurup sermâ olunca nûş ederler. Zîrâ âb-ı hayâtdan nişân verir. Cemî‘i ılıcaların suları kükürd veyâhûd zırnıh kokup gümişin reng-i rûyin mütegayyir eder. Ammâ bunda aslen ve kat‘an eyle râyiha ve tagayyür-i reng-i ma‘âdin etmek yokdur. Altuna ve gümüşe gâyetü'l-gâye cilâ verüp berrâk eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 140a ·
metinde göster ·
Ve yigirmi aded kubbe-i ser-nigûnların derûnunda olan nakş-ı bukalemûn-ı ibret-nümûn-ı ber-kubbe olan bir kubbede yokdur. Garâbet anda kim her birinin tarh [u] tarzı ve elvân boyaları birer kubbede başka başka gûne resm olunmuşdur. Bir acâ’îb dahi oldur kim üç yüz altmış yıldan berü Edirne şehrinin şiddet-i şitâsından ve kemâl-i harâretinden ile'l-ân bu kadar elvân boyaların rengâmîzlerine tagayyür gelmemişdir. Gûyâ henim Nakkâş-ı Ezel destinden çıkmışdır. Cemî‘i musavvirân-ı nakkâşın sûretinde nûr yokdur, ammâ bu kıbâblar serâpâ pür-nûr olup şükûfe-i bukalemûnu gûyâ zî-rûhdur. Âyîne-vâr bir gûne mücellâdır kim şa‘şa‘ası temâşâ edenlerin rûyine pertev urur. Ve bu haremin cânib-i erba‘asında olan pencereler üzre gûnâ-gûn ibret-nümûn hatlar ile kasâ’idler tahrîr olunmuşdur. Bu harem-i dil-küşâ eyle ruhâm-ı mermer-i hâm ile mefrûşdur kim her seng-i hurdenin imtizâcına âdem hayrân kalup gûyâ yekpâre der. Bir seng-i ma‘kûk bir gayr-i hacer-i mahkûkdan bir mûr-ı pâ farkı yokdur. Gûyâ cümle hacerât-ı kesîre yek-pâre olup eyle mücellâdır kim cümle benî Âdem'in reng-i rûları nümâyândır. Yine bu haremin tâ vasatında cemâ‘at-i kesîreye tecdîd-i vuzû’ etmek içün bir havz-ı Hanefîsi var, âb-ı hayât fevvârelerinden pertâb edüp revâne olmadadır. Cümle tâlibân-ı salât andan tecdîd-i vuzû’ edüp tâ‘at-i Sübhân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152b ·
metinde göster ·
… n hedâyâ götürürler. Henüz letâfet ve halâveti bâkî olup birkaç günde lezzetine
tagayyür
gelmeyüp yine halâveti bâkîdir. Ve her bâğda birer gûne kasr ve havz ve fıskıyy …
Evvelâ bu şehr-i hoş-havânın her tarafda cânib-i erba‘asında olan hadîka-i bostânlar ve bâğ-ı gülistânlar içre cârî âb-ı revânları var kim her bir enhâr-ı zülâlin sâhilinde İremezâtü'l-imâd misilli ravza-i Rıdvânlarda bülbüllerin nâliş [ü] efgân-ı hoş-nevâhânlığı âdeme rûh-efzâ safâ verir ve cemî‘i fevâkihâtları eyle 25a ter ü tâze ve âbdârdır kim sâ’ir büleydelere meyve-i gûnâ-gûnlarından hedâyâ götürürler. Henüz letâfet ve halâveti bâkî olup birkaç günde lezzetine tagayyür gelmeyüp yine halâveti bâkîdir. Ve her bâğda birer gûne kasr ve havz ve fıskıyye vü fevvâreler ile ârâste ve eşcâr-ı gûnâ-gûnlar ile pîrâste olup cemî‘i halkı ehl-i zevk ve ehl-i şevk muhibb-i garîbü'd-diyâr kimesnelerdir kim gıll [u] gışdan berî ve her şeyden ârî deryâ-dil halûk ve halîm ü selîm âdemlerdir. Herkese hüsn-i zan edüp ekseriyyâ bâzergân olduklarından herkes ile hüsn-i ülfet ederler. Ve hayrât u hasenât ve imârât binâ etmeğe mâyillerdir. Her câmi‘ ve sarây ve imâretleri ol kadar metîn ve müstahsen etdirirler kim hâne-i bî-minnetlerine ve cevâmi‘-i latîflerine âdem girse hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 24b–25a ·
metinde göster ·
… Vuçitrin şehirlerine bâzârlığa giderken ihânet içün bu türbeye girüp tebevvül ü
tagayyuz
ederlermiş. Melek Ahmed Paşa bu bed-râyiha ve muzahrafâtları görünce gazab-âlûd …
Ammâ garâ’ib bunda kim bu Kosova'daki kubbesine girirken efendimiz Melek Ahmed Paşa'nın bile dâmeni necâset ile mülevves oldu. Meğer cemî‘i re‘âyâ kefereleri etrâf kurâlardan Priştine ve Vuçitrin şehirlerine bâzârlığa giderken ihânet içün bu türbeye girüp tebevvül ü tagayyuz ederlermiş. Melek Ahmed Paşa bu bed-râyiha ve muzahrafâtları görünce gazab-âlûd oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 168b ·
metinde göster ·
… yvar fethine gidüp Belgrad'da bir sene meştâ edüp hâtemimim reng-i zerdine aslâ
tagayyür
gelmedi.
Tahrîr-i Tabahâne ılıcası: Bu mezkûr Yeşil Direkli germâbı kurbunda varoş-ı Tabahâne mahallâtı içre kurşum örtülü bir ma‘mûr ılıca-i azîmdir. Bunun dahi suyu mu‘tedilü's-sühûndur. Gâyet kükürd râyihalı âb-ı kibrîtdir. Hattâ kuyumcular bu mâ-i germâdan şişelerle alup âteşde kaynadup altun âvânî şeyler üzre dökse eyle mücellâ ve musaykal zer-i hâlis olup bir yıl kâmil rengi mütegayyir olmaz. İki kerre kaynadup altun ile mutallâ olmuş gümüş bıçak ve hançer gılâflarına sürse iki sene reng-i zerdi gidüp fenâ bulmaz. Hattâ bu hakîrin parmağında Ferîd Çelebi hattıyla zümürrûd üzre kazılmış "Seyyâh-ı âlem Evliyâ" deyü kazılmış bir gümüş hâtemim var idi. Bu Tabahâne ılıcasına ol hâtemle girüp taşra çıkdım. Hâtemim sîm-i hâlis iken zer-i hâlis rengin bağlamış. Tâ Uyvar fethine gidüp Belgrad'da bir sene meştâ edüp hâtemimim reng-i zerdine aslâ tagayyür gelmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85a ·
metinde göster ·
… ri mu‘attal durur. Bu hâk-i pâk gerçi Orta Macar destindedir, ammâ Nemse çâsârı
tagallüben
bu ma‘denleri zabt etmişdir, ammâ yılda on bin kîse mâl hâsıl olur garîb temâşâ …
Dörd aded kûh-ı ser-bülendler içre yedi yerde kol kalınlığı gümüş ma‘denleri var, ammâ cümle ka‘r-ı zemîndedir ve âdem âdemî-zâd olmamak ile cümle kârhâneleri mu‘attal durur. Bu hâk-i pâk gerçi Orta Macar destindedir, ammâ Nemse çâsârı tagallüben bu ma‘denleri zabt etmişdir, ammâ yılda on bin kîse mâl hâsıl olur garîb temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 130a ·
metinde göster ·
… bâkî olup tûl-ı zamânda meyvesinin reng-i rûyına ve zerre kadar lezzetine kat‘â
tagayyür
gelmez. Ve Tabahâne cânibinin hadîka-i cinîn gaytânlarının ve müşebbek bostânla …
Der-şehrengîz-i tetimme-i külliyât: Hersek sancağı hâkinde şehr-i Foça ve bu şehr-i Mostar'dan ma‘mûr u müzeyyen ve şehr-i azîm yokdur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden her gûne meyvesi ol kadar âbdâr ve latîf olur kim incir ve üzümün ve âdem kellesi kadar dânedâr narların sâ’ir ekâlîmlere hedâyâ götürürler. Henüz letâfet ve halâveti bâkî olup tûl-ı zamânda meyvesinin reng-i rûyına ve zerre kadar lezzetine kat‘â tagayyür gelmez. Ve Tabahâne cânibinin hadîka-i cinîn gaytânlarının ve müşebbek bostânlarının cümlesinde cârî âb-ı revânlar ile ma‘mûr ve her bâğda gûnâ-gûn kasr-ı müzeyyeneler içre halkı mesrûr olup devâm-ı devlet-i pâdişâhîye müdâvemet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 167a ·
metinde göster ·
… azzamdır. Cümle karalar vilâyetidir, Habeş'e ve Yemen ü San‘ân'a ve Bahrân'a ve
Tagâr
ve Harş ve zemîn-i Serendîb ve Hind ve derbend-i Çîn ve Mağrib-zemîn'de Fes ü M …
İklîm-i evvelin tûlu şarkdan garba bin iki yüz elli fersahdır ve arzı yüz toksan fersahdır. Ve bin pâre şehir vardır, ellisi gâyet şehr-i mu‘azzamdır. Cümle karalar vilâyetidir, Habeş'e ve Yemen ü San‘ân'a ve Bahrân'a ve Tagâr ve Harş ve zemîn-i Serendîb ve Hind ve derbend-i Çîn ve Mağrib-zemîn'de Fes ü Merânkûş ve Sûdân ve Fûnc ve Bornu. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y255b ·
metinde göster ·
şeyh Alî Mağribî: Ol dahi bir mağârâda sâkindir. Za‘îf ü nahîf bir âdemdir, ammâ cümle züvvâr kendüye ta‘âm hedâyâ getürürler, ol kadar tenâvül eder kim Ma‘dî Kereb ol kadar ta‘âm yemezdi. Ammâ yine böyle Y 270a iken hergiz anın tebevvül ü tagavvut eylediği görülmemişdir. Mağârâsı dâ’imâ za‘ferân kokar, sellemehullâhu ta‘âlâ. Ve bir gârda dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y269b–Y270a ·
metinde göster ·