… sâhib-i devlet efendimiz Revân Hânı elçisi Kâsım Hân'a ve Nahşıvân Hânı elçisi
Takî
Hân'a ve Tebrîz Hânı elçisi Seyf Alî Hân'a azîm ziyâfetler edüp muhabbetnâmeler …
Menzil-i karye-i Alacalar: Araz kenarında Bâyezîd kal‘ası hükmünde üç yüz evli Ermeni ve müselmân köyüdür. Bunda sâhib-i devlet efendimiz Revân Hânı elçisi Kâsım Hân'a ve Nahşıvân Hânı elçisi Takî Hân'a ve Tebrîz Hânı elçisi Seyf Alî Hân'a azîm ziyâfetler edüp muhabbetnâmeler verüp her birine ikişer çıplak küheylân atlar ve mercân u tesbîh ve tîr ü kemânlar ve niçe elvân Ceneviz ve Venedik hâreleri ihsân edüp cümle elçilere hitâben buyurdular kim "Âl-i Osmân devletinde biz sulha muğâyir iş işlemeği revâ görmeyüp Şuşik Beği Mustafa Beğin ilin vilâyetin nehb ü gâret edüp kal‘asın âhir beğe ihsân etdük kim sizin Revân hânı karındaşımız andan şikâyet etmeğile hakkından gelindi. İmdi sizler dahi sulha muğâyir iş etmeyüp Mekü kal‘asına koyduğunuz askeri çıkarup kânûn-ı sulh üzre kal‘ayı harâb idesiz ve illâ hâlâ tuğrâkeş serdâr-ı mu‘azzam deryâ-misâl asker ile Revân ve Nahşıvân diyârların nehb u gâret ederim", deyü cevâb-ı pür-savâb hitâb edince üç aded elçi ser-ber-zemîn edüp "bi-ser ü çeşm" dediklerinde her birine birer Acemâne semmûr kürkler giydirilüp Kilârcı Velî Ağa Elçi Kâsım Hân ile Revân cânibine gitdi. Alacaatlı Hasan Ağa elçi Takî Hân ile Nahşıvân'a gitdi. Hakîr dahi gümrük kâtibi olmamız hasebiyle gümrüğe tüccâr gelmesiyçün hakîre nâmeler verilüp 293a Tebrîz Hânına bir mücevher zeynli at ve yelkenden çullu küheyl at ve latîf sultânî destmâllar ve bir incü tesbih ve bir çift çârkâb tîrkeş verüp Tebrîz hânı elçisi Seyf Alî Hân'a hakîri teslîm edüp "Evliyâm size Allah emâneti olsun" deyü vasıyyetler edüp tatyîb-i hâtır ile mukayyed olup "Bu cânibde gümrüğümüze kârbânlar gönderesiz" deyü nâmeler ve ricânâmeler hâkîre teslîm olunup harc-ı râh bir kîse ve bir kat libâs-ı fâhire on bir huddâmımdan gayrı her ocakdan beşer onar âdem koşup cümle kırk beş nefer olup paşa efendimizle ve cümle ehibbâ ile vedâlaşup tevekkülen alâ cânib Revân'a [ve] Nahşıvân'a revâne olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 292b–293a ·
metinde göster ·
… ârcı Velî Ağa Elçi Kâsım Hân ile Revân cânibine gitdi. Alacaatlı Hasan Ağa elçi
Takî
Hân ile Nahşıvân'a gitdi. Hakîr dahi gümrük kâtibi olmamız hasebiyle gümrüğe tü …
Menzil-i karye-i Alacalar: Araz kenarında Bâyezîd kal‘ası hükmünde üç yüz evli Ermeni ve müselmân köyüdür. Bunda sâhib-i devlet efendimiz Revân Hânı elçisi Kâsım Hân'a ve Nahşıvân Hânı elçisi Takî Hân'a ve Tebrîz Hânı elçisi Seyf Alî Hân'a azîm ziyâfetler edüp muhabbetnâmeler verüp her birine ikişer çıplak küheylân atlar ve mercân u tesbîh ve tîr ü kemânlar ve niçe elvân Ceneviz ve Venedik hâreleri ihsân edüp cümle elçilere hitâben buyurdular kim "Âl-i Osmân devletinde biz sulha muğâyir iş işlemeği revâ görmeyüp Şuşik Beği Mustafa Beğin ilin vilâyetin nehb ü gâret edüp kal‘asın âhir beğe ihsân etdük kim sizin Revân hânı karındaşımız andan şikâyet etmeğile hakkından gelindi. İmdi sizler dahi sulha muğâyir iş etmeyüp Mekü kal‘asına koyduğunuz askeri çıkarup kânûn-ı sulh üzre kal‘ayı harâb idesiz ve illâ hâlâ tuğrâkeş serdâr-ı mu‘azzam deryâ-misâl asker ile Revân ve Nahşıvân diyârların nehb u gâret ederim", deyü cevâb-ı pür-savâb hitâb edince üç aded elçi ser-ber-zemîn edüp "bi-ser ü çeşm" dediklerinde her birine birer Acemâne semmûr kürkler giydirilüp Kilârcı Velî Ağa Elçi Kâsım Hân ile Revân cânibine gitdi. Alacaatlı Hasan Ağa elçi Takî Hân ile Nahşıvân'a gitdi. Hakîr dahi gümrük kâtibi olmamız hasebiyle gümrüğe tüccâr gelmesiyçün hakîre nâmeler verilüp 293a Tebrîz Hânına bir mücevher zeynli at ve yelkenden çullu küheyl at ve latîf sultânî destmâllar ve bir incü tesbih ve bir çift çârkâb tîrkeş verüp Tebrîz hânı elçisi Seyf Alî Hân'a hakîri teslîm edüp "Evliyâm size Allah emâneti olsun" deyü vasıyyetler edüp tatyîb-i hâtır ile mukayyed olup "Bu cânibde gümrüğümüze kârbânlar gönderesiz" deyü nâmeler ve ricânâmeler hâkîre teslîm olunup harc-ı râh bir kîse ve bir kat libâs-ı fâhire on bir huddâmımdan gayrı her ocakdan beşer onar âdem koşup cümle kırk beş nefer olup paşa efendimizle ve cümle ehibbâ ile vedâlaşup tevekkülen alâ cânib Revân'a [ve] Nahşıvân'a revâne olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 292b–293a ·
metinde göster ·
… m-i Kur’ândır. Evvelâ mekteb-i Şeyh Safî ve mekteb-i Hasan Meymendî ve mekteb-i
Takî
Hân ve mekteb-i Sultân Hasan ve Sultân Ya‘kûb, bunlarda her sâl gılmâna hil‘at …
Der-sitâyiş-i mekteb-i tıflân-ı ebced-hân: Cümle altı yüz aded dârü't-ta‘lîm-i Kur’ândır. Evvelâ mekteb-i Şeyh Safî ve mekteb-i Hasan Meymendî ve mekteb-i Takî Hân ve mekteb-i Sultân Hasan ve Sultân Ya‘kûb, bunlarda her sâl gılmâna hil‘at verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299b ·
metinde göster ·
… lemâsı ve sulehâsı vardır. Nihânîce cemâ‘atle namâz kılarlar. Ve bu Şemahı Hânı
Takî
Hân'da yedi gün mihmân olup zevk u safâlar edüp niçe ehibbâ vü dûstân [u] yârân …
Ve bu şehr içre cümle kırk dörd aded kârgîr binâ kârbânsarâylardır kim her birinde niçe bin tümen mâl-ı Kârûn'a mâlik sevdâgerân hâcegiyânlar mihmân [u] sâkinândırlar. Ve mihmândârları dükeli yahşı cânlardır. Ve herkes hânesin bî-kıfl sedd edüp çârsû-yı bâzârda metâ‘ın füruht edüp hânesine geldikde yine dükkânçesin metâ‘larıyla hâli üzre bırağup dîdebân u pâsbânlar nigehbânlık ederler. Tâ bu mertebe emn [ü] emân diyâr-ı Şirvân'dır. Cümle bin iki yüz dükkânçelerdir. Ammâ bezzâzistân-ı kârgîri yokdur. Lâkin yine cemî‘î zî-kıymet makûlesi bî-kıymet firâvândır. Ve kahvehâneleriyle dükkân-ı Selmânî'leri gâyet müzeyyen ve mecma‘u'l-irfân ve kân-ı zurefâ ü a‘yândır. Ve hevâsı gâyet i‘tidâl üzre sevâhildir, zîrâ iklîm-i hâmisin nihâyetidir. Ve zemîn-i mahsûldârında pirinç ve pembe ve yedi gûne engûr-ı âbdârı ve Abbâsî ve melçe emrûdu ve harbuzu ve mahbûbu u mahbûbesi memdûh-ı cihân-ârâdır. Ve ekseriyyâ halkı Sünnî, Hanefiyyü'l-mezheb ulemâsı ve sulehâsı vardır. Nihânîce cemâ‘atle namâz kılarlar. Ve bu Şemahı Hânı Takî Hân'da yedi gün mihmân olup zevk u safâlar edüp niçe ehibbâ vü dûstân [u] yârânlar ile hoş sohbetler etdük. Ammâ Takî Hân-ı ber-cân, sâhib-i tab‘ Fârisî-hân, bir civân [u] merd-i meydân ve sâhib-i iz‘ân ve fârisü'l-hayl, dilâver ve server-i hünerver fetâ yiğitdir. Ve yârân-ı bâ-safâlardan Şâhverdi Aka ve Kulu Aka ve Şehrâb Aka ve Hoca Yezden-şîr ve İmirza Ma‘sûm ve Rüstem Aka nâmân a‘yân akalar ile hüsn-i ülfet edüp hândân niçe harîr pârçe hedâyâlar ve on tümen Abbâsî ve bir karaçabuk at ihsânlar alup cümle tevâbi‘lerimize dahi ihsânlar edüp kendüsü dahi Revân Hânı düğününe Bakü kal‘asında sûra med‘uvv olmağıla kal‘a-i Şamâkı'dan bin mikdârı asker ile alâ tarîkı's-seyr sayd [u] şikâr ederek cânib-i şimâle
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 313a ·
metinde göster ·
… u safâlar edüp niçe ehibbâ vü dûstân [u] yârânlar ile hoş sohbetler etdük. Ammâ
Takî
Hân-ı ber-cân, sâhib-i tab‘ Fârisî-hân, bir civân [u] merd-i meydân ve sâhib-i …
Ve bu şehr içre cümle kırk dörd aded kârgîr binâ kârbânsarâylardır kim her birinde niçe bin tümen mâl-ı Kârûn'a mâlik sevdâgerân hâcegiyânlar mihmân [u] sâkinândırlar. Ve mihmândârları dükeli yahşı cânlardır. Ve herkes hânesin bî-kıfl sedd edüp çârsû-yı bâzârda metâ‘ın füruht edüp hânesine geldikde yine dükkânçesin metâ‘larıyla hâli üzre bırağup dîdebân u pâsbânlar nigehbânlık ederler. Tâ bu mertebe emn [ü] emân diyâr-ı Şirvân'dır. Cümle bin iki yüz dükkânçelerdir. Ammâ bezzâzistân-ı kârgîri yokdur. Lâkin yine cemî‘î zî-kıymet makûlesi bî-kıymet firâvândır. Ve kahvehâneleriyle dükkân-ı Selmânî'leri gâyet müzeyyen ve mecma‘u'l-irfân ve kân-ı zurefâ ü a‘yândır. Ve hevâsı gâyet i‘tidâl üzre sevâhildir, zîrâ iklîm-i hâmisin nihâyetidir. Ve zemîn-i mahsûldârında pirinç ve pembe ve yedi gûne engûr-ı âbdârı ve Abbâsî ve melçe emrûdu ve harbuzu ve mahbûbu u mahbûbesi memdûh-ı cihân-ârâdır. Ve ekseriyyâ halkı Sünnî, Hanefiyyü'l-mezheb ulemâsı ve sulehâsı vardır. Nihânîce cemâ‘atle namâz kılarlar. Ve bu Şemahı Hânı Takî Hân'da yedi gün mihmân olup zevk u safâlar edüp niçe ehibbâ vü dûstân [u] yârânlar ile hoş sohbetler etdük. Ammâ Takî Hân-ı ber-cân, sâhib-i tab‘ Fârisî-hân, bir civân [u] merd-i meydân ve sâhib-i iz‘ân ve fârisü'l-hayl, dilâver ve server-i hünerver fetâ yiğitdir. Ve yârân-ı bâ-safâlardan Şâhverdi Aka ve Kulu Aka ve Şehrâb Aka ve Hoca Yezden-şîr ve İmirza Ma‘sûm ve Rüstem Aka nâmân a‘yân akalar ile hüsn-i ülfet edüp hândân niçe harîr pârçe hedâyâlar ve on tümen Abbâsî ve bir karaçabuk at ihsânlar alup cümle tevâbi‘lerimize dahi ihsânlar edüp kendüsü dahi Revân Hânı düğününe Bakü kal‘asında sûra med‘uvv olmağıla kal‘a-i Şamâkı'dan bin mikdârı asker ile alâ tarîkı's-seyr sayd [u] şikâr ederek cânib-i şimâle
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 313a ·
metinde göster ·
… ı kibârının zevk u şevklerin görüp seyr [u] temâşâ ederdik. Eğer bu Revân Hân'ı
Takî
Alî Hân'ın hemşîresinin Bakü hânına verildiği sûr-ı zifâfı tahrîr ve takrîr eyl …
Bu Bakü şehrinin niçe gün seyr [u] temâşâsın ederken bir tarafdan Acem diyârının sûrların ve a‘yân-ı kibârının zevk u şevklerin görüp seyr [u] temâşâ ederdik. Eğer bu Revân Hân'ı Takî Alî Hân'ın hemşîresinin Bakü hânına verildiği sûr-ı zifâfı tahrîr ve takrîr eylesek bir müdevven kitâb olur. Ancak bu şehrde on beş gün zevk [u] safâlar edüp hândan ve gayrı hânândan pençe, parçe ve akmişe-i fâhire ve yedi at ve üç re’s çâker Gürcî ve bir semmûr Acemâne kürk ve dâmâd-ı Revân hânı olan Bakü Hânı Eşref Hân bir çapar yorğa ve bir şemâme amber ve iki tâvûsî şütür ve niçe ihsân [u] in‘âmlar alup Revân hânı bin baş kârbân Erzurûm'a göndermeğe ta‘ahhüd edüp Paşa efendimize bir semmûr kürk ve on çift Gîlân yayı ve altı Gürcî gulâmı ve on çift dendân-ı semek ve üç aded semâme-i amber hedâyâlar verüp muhabbetnâmesinde cümle tahrîr edüp hakîre harc-ı râh on tümen bisitî ve kırk beş âdemlerimize dahi on tümen Abbâsî ihsân edüp cümle a‘yân-ı Bakü ve hânlar ile vedâlaşup hân dahi muhabbeten bizimle kal‘a-i Bakü'den cânib-i kıbleye,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 314b ·
metinde göster ·
Hândan yüz aded pürsilâh nöker alıp kal‘a-i Bakü'den cânib-i kıbleye leb-i dery …
Evvelâ Bakü hânından ve Revân Hânı Alî Takî Hândan yüz aded pürsilâh nöker alıp kal‘a-i Bakü'den cânib-i kıbleye leb-i deryâ ile şûre yerleri ve yedi yerde neft-i gûnâ-gûn ma‘âdinlerin seyr [u] temâşâ etdik, acib sun‘-ı Hudâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 314b ·
metinde göster ·
Alî Hân hemşîresinin sûrundan Bakü kal‘asından gelüp doğru anların sarâyına mih …
Evsâf-ı Revân-ı Azerbaycân: Hamd-i Hudâ Revân Hânı Takî Alî Hân hemşîresinin sûrundan Bakü kal‘asından gelüp doğru anların sarâyına mihmân olup ertesi Kars ağaları ve Kağızmân ağalarıyla hân dîvânına varup Karslı ve Kağızmânlı "Hânım! Bizi Erzurûm vezîrine hılâf-ı inhâne arz edüp kârbân urdılar deyüp üzerimize Evliyâ Ağa'yı ne mübâşeret göstermişsiz, lâyık mıdır?" deyü mâbeynlerindeki güft [ü] gû tahrîr olunmaz. Âhiru'l-kelâm kal‘a ağaları bî-günâh çıkup iftirâ edenler kârbân halkı imiş. Anlar hod Erzurûm'da mâ-beyne muslıhîn girüp Takî Alî Hân cümle ağalara üç gün ziyâfet-i uzmâ edüp hakîre yine beş tümen Abbâsî ve bir at ve paşaya bir katar tâvûsî maya devesiyle Revân pirinci ve serhad ağalarına dahi beşer onar pârçe ihsân edüp kal‘a-i Revân'dan hân mektûblarıyla tekrâr
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325b ·
metinde göster ·
… iftirâ edenler kârbân halkı imiş. Anlar hod Erzurûm'da mâ-beyne muslıhîn girüp
Takî
Alî Hân cümle ağalara üç gün ziyâfet-i uzmâ edüp hakîre yine beş tümen Abbâsî v …
Evsâf-ı Revân-ı Azerbaycân: Hamd-i Hudâ Revân Hânı Takî Alî Hân hemşîresinin sûrundan Bakü kal‘asından gelüp doğru anların sarâyına mihmân olup ertesi Kars ağaları ve Kağızmân ağalarıyla hân dîvânına varup Karslı ve Kağızmânlı "Hânım! Bizi Erzurûm vezîrine hılâf-ı inhâne arz edüp kârbân urdılar deyüp üzerimize Evliyâ Ağa'yı ne mübâşeret göstermişsiz, lâyık mıdır?" deyü mâbeynlerindeki güft [ü] gû tahrîr olunmaz. Âhiru'l-kelâm kal‘a ağaları bî-günâh çıkup iftirâ edenler kârbân halkı imiş. Anlar hod Erzurûm'da mâ-beyne muslıhîn girüp Takî Alî Hân cümle ağalara üç gün ziyâfet-i uzmâ edüp hakîre yine beş tümen Abbâsî ve bir at ve paşaya bir katar tâvûsî maya devesiyle Revân pirinci ve serhad ağalarına dahi beşer onar pârçe ihsân edüp kal‘a-i Revân'dan hân mektûblarıyla tekrâr
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325b ·
metinde göster ·
… i Gelibolulu Hayırlıoğlu ve amel-i Galatalı Mehemmed ve amel-i Mısırlı Yûsuf ve
Takî
Cân-ı Tebrîzî ve Hân Kulı Şîrâzî ve Piyâle-i Şîrâzî ve Yâr Velî-i Şîrâzî ve Ust …
Ve iki yüz aded kâr-ı kadîm musanna‘ ve münakkaş kemânlar çıkdı kim her biri amel-i Usta Pervâne ve amel-i Sultân Bâyezîd-i Velî ve amel-i Bursalı ve amel-i Hacı Receb ve amel-i Gelibolulu Hayırlıoğlu ve amel-i Galatalı Mehemmed ve amel-i Mısırlı Yûsuf ve Takî Cân-ı Tebrîzî ve Hân Kulı Şîrâzî ve Piyâle-i Şîrâzî ve Yâr Velî-i Şîrâzî ve Usta Ömer-i Rûmî ve Usta Kurd-ı Mısrî ve Mirzâ Cân-ı Belhî misilli üstâd-ı kâmillerin yayları bey‘ olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 277a ·
metinde göster ·
Acemler eyitdi: "Buna Kel Rüstem Hân'ın kiçi oğlu Alî
Takî
Hân derler. Bu Genç Alî Hân'ın yerine Rûmiyye hânı oldu ve şimdi hânın cümle mâ …
Acemler eyitdi: "Buna Kel Rüstem Hân'ın kiçi oğlu Alî Takî Hân derler. Bu Genç Alî Hân'ın yerine Rûmiyye hânı oldu ve şimdi hânın cümle mâlın kabz edüp şâha gönderir." dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299b ·
metinde göster ·
… kân-ı sâdıkân-ı zîşândır. Evvelâ bâğlar içinde tekye-i Genc Yâr ve tekye-i İmâm
Takî
ve tekye-i Arab Cebbârî ve Bağdâd kapusu tarafına Şâhruh tekyesi cümle fukarâ-y …
Ve der-ayân-ı tekye-i dervîşân-ı erbâb-ı şân: Cümle on bir aded tekye-i âşıkân-ı sâdıkân-ı zîşândır. Evvelâ bâğlar içinde tekye-i Genc Yâr ve tekye-i İmâm Takî ve tekye-i Arab Cebbârî ve Bağdâd kapusu tarafına Şâhruh tekyesi cümle fukarâ-yı Bektaşîyân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 310a ·
metinde göster ·
… n diyârında Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretlerinin halîfelerinden şeyh
Takî
hazretlerine Muhammediyye kitâbın tapşırırlar. Anlar dahi huzûr-ı sa‘âdetlerind …
Hikâye-i menâkıb: Bir gün Yazıcızâde Mehemmed Efendi te’lîf etdiği Muhammediye kitâbın tilâvet ederken bir âh-ı ciğer-sûz çeker kim kırâ’at etdiği sahîfe âh-ı enîninden yanınca bir niçe fukarâlarına Muhammediyye kitâbın verüp, "Varın, bu bizim te’lîfimiz Horasan ve Belh u Buhârâ erenlerine hediyye götürünüz kim tilâvet edüp aşk-ı dilsûzları terakkî bulsun" deyü kitâbını Horasan diyârında Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretlerinin halîfelerinden şeyh Takî hazretlerine Muhammediyye kitâbın tapşırırlar. Anlar dahi huzûr-ı sa‘âdetlerinde kırâ’at etdirüp cümle istimâ‘ eden âşıkân-ı sâdıkan kesb-i safâlarından sermest medhûş olup engüşt ber-dehen ederler. Ol ân şeyh Takî hazretleri Muhammediyye sâhibini Mehemmed Efendi'nin merâtib-i ulyâsın keşf içün buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96a ·
metinde göster ·
Hikâye-i menâkıb: Bir gün Yazıcızâde Mehemmed Efendi te’lîf etdiği Muhammediye kitâbın tilâvet ederken bir âh-ı ciğer-sûz çeker kim kırâ’at etdiği sahîfe âh-ı enîninden yanınca bir niçe fukarâlarına Muhammediyye kitâbın verüp, "Varın, bu bizim te’lîfimiz Horasan ve Belh u Buhârâ erenlerine hediyye götürünüz kim tilâvet edüp aşk-ı dilsûzları terakkî bulsun" deyü kitâbını Horasan diyârında Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretlerinin halîfelerinden şeyh Takî hazretlerine Muhammediyye kitâbın tapşırırlar. Anlar dahi huzûr-ı sa‘âdetlerinde kırâ’at etdirüp cümle istimâ‘ eden âşıkân-ı sâdıkan kesb-i safâlarından sermest medhûş olup engüşt ber-dehen ederler. Ol ân şeyh Takî hazretleri Muhammediyye sâhibini Mehemmed Efendi'nin merâtib-i ulyâsın keşf içün buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96a ·
metinde göster ·
hazretleri buyururlar kim, "Ey imdi bu kimesne leb-i deryâda sâkin olup böyle b …
şeyh Takî hazretleri buyururlar kim, "Ey imdi bu kimesne leb-i deryâda sâkin olup böyle bir kitâb-ı ibret-nümâ te’lîf 96b etmeğe kâdir ola. Ol kimesne müddet-i medîd ömr-i girân mâyesinde cidden balık eti ve zî-rûh kısmı hayvânât eti yemeyüp çârsû-yı bâzârda gezmemişdir, zîrâ balık eti ve sâ’ir hayvânât eti kalbi karardup aklı hafîf eder" buyurduklarında, hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96a–96b ·
metinde göster ·
Andan şeyh Takî hazretleri, Yazıcızâde'ye hayır du‘âlar edüp Muhammediyye kitâbın niçe yüz hulefâlarına yazdırup Belh u Buhârâ âşıklarına hedâyâ gönderirler. Anıniçün ilâ hâze'l-ân Buhârâ'da kitâbı çok tilâvet olunur, ammâ Kastamonu diyârında niçe bin sıbyân ü bintân Kitâb-ı Muhammediyye hâfızı vardır. Hâlâ Rûm'da dahi Muhammediyye, mu‘teber kitâb-ı müstetâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96b ·
metinde göster ·
Hân sarâyı ve Korçur Beğ sarâyı ve Ulu Beğ sarâyı ve Kâsım Bay sarâyı ve Kıran …
Cümle Şamhal Şâh sarâyı ve Takî Hân sarâyı ve Korçur Beğ sarâyı ve Ulu Beğ sarâyı ve Kâsım Bay sarâyı ve Kıran Alp Bay sarâyı ve (---)(---)(---)(---)(---) ve niçe yüz ma‘mûr hânedânlar vardır. Ammâ Sultân Mahmûd sarâyı sâ’ir pâdişâhlar sarâyları gibi değildir, zîrâ esbâb-ı ihtişâma ve dârât-ı azamete mâ’il değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 161b ·
metinde göster ·
… lt yanında oturur. Bizzât nakîbü'l-eşrâfı şamhalın karşusunda oturur. Ve vezîri
Takî
Hân karşusunda ayak üzre hizmetde olur. Vezîri üç bin askere mâlikdir. Müftîsi …
Kadıaskerîsi şamhalın alt yanında oturur. Bizzât nakîbü'l-eşrâfı şamhalın karşusunda oturur. Ve vezîri Takî Hân karşusunda ayak üzre hizmetde olur. Vezîri üç bin askere mâlikdir. Müftîsi ve nakîbi ve kadıları Rûm gibi üç yüz akçe ve yüz elli akçe kazâ pâyesi demek yokdur. Her kim ehl-i şer‘ ve ulemâ-yı mütebahhirînden ise müftî ve kadıasker olur. Yohsa anda Alî-zâde ve Hâşim-zâde ve Memik-zâde misilli ahmak çelebilere mansıb vermezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 161b ·
metinde göster ·
Hân'dır. Mezbûr mahz hâfız-ı Kur’ân ihtiyâr ve sâhib-i ihsân âdemdir. Andan Kar …
Bu mahalde Dağıstân pâdişâhının etrâf [u] eknâfında hem-müşâ olan pâdişâh [u] hân ve hâkânlar ve ülkeler tamâm olup Dağıstân'ın öz vilâyeti yedi hânlık yerdir. İnşâallâh anlar dahi seyâhat etdikçe tahrîr olunur, ammâ mezkûr yedi hânlık yerin sâhibleri cümle Tarhu şehrine gelüp Tatar hânımızın dest-i şerîflerin bûs edüp şeref-i sohbetleri[yle] müşerref oldular kim esmâları budur: Evvelâ vezîri Takî Hân'dır. Mezbûr mahz hâfız-ı Kur’ân ihtiyâr ve sâhib-i ihsân âdemdir. Andan Karabudak ülkesi hânı (---) Beğ ve Ulu Beğ ve Alî Beğ ve Kâsım Beğ ve 162b Kazan Alp Beğ ve Mehemmed Beğ ve Elkas Beğ ve Levardı Beğ, Haydar Beğ, Halîl Beğ, Çoban Beğ, (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 162a–162b ·
metinde göster ·
Kend-i Pirbay: Karabudak Hân'ın oğlu hükmünde idi. Mehemmed Geray Hân'a Dağıstân pâdişâhının ihsân etdiği hâss-ı hâs kendinin biri budur. Cümle imdâda gelen Dağıstân askerleri "Hânım kendin ve yurdunu Allâh mübârek eyleye" deyü du‘â edüp gidecek mahalde Hân bunlara üç yüz aded parça esbâblar verüp ve cümlesi memnûn olup gitdiler. Hân hazretleri efendimiz sene 1076 Zilka‘de'sinin on birinci gün Karabudak Hân'a vâsıl olup cümle yakın olan kendlerden me’kûlât [ü] meşrûbâtıları ve her bâr Şamhaldan hedâyâları gelüp kendi künc-i vahdethâne savma‘asında tâ‘at ü ibâdâta ve ilm-i tevârîh ilm-i hadîse meşgûl olup ulemâ-yı Dağıstân'dan Monla Takî, Monla Kulî, Monla Şirvânî, Monla Cebrâ’il, Monla Câmî, Monla Azrâ’îl, Monla Kâsım, Monla İsrâfîl, Monla Şeyh Gene(?) nâm niçe ulemâ-yı mütebahhirîn ve sulehâ-yı ümmetden kimesnelerle şeb [ü] rûz ulûm-ı garîbe ve fünûn-ı acîbelere meşgûl olup hakîr dahi niçe eyyâmlar cemî‘i ulemâ-yı Dağıstânların ve hâl sâhibi mazınne-i kirâme sulehâ-yı ümmetden kimesnelerin şeref-i sohbetleriyle müşerref olup du‘â-i hayrları ile berhordâr behremend oldum, elhamdü lillâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 165b ·
metinde göster ·
… n berü kart koca bugünki Acem yârânları sıhhatde bulup anlar ile Demirkapu hânı
Takî
Hân ile cân sohbetleri etdik. Ammâ bu şehri evvelkiden amâr olmuş gördüm. Hakkâ …
Evvelâ Dağıstân pâdişâhının şehr-i Enderey'den cânib-i şarka (---) gidüp sene 1057 târîhinde seyr [ü] temâşâ edüp cemî‘i evsâfın mufassal tahrîr etdiğimiz menzil-i kal‘a-i Bâbü'l-ebvâb, ya‘nî kal‘a-i Demirkapu'ya dâhil olup Acem hânı (---) Hâna Sultân Mahmûd ve Şamhal Şâh'ın mektûbların Hân'a verüp bize vâfir tevkîr [ü] ihtirâm edüp bir mihmânsarây verdi. Ve üç gün zevk edüp elli altı târîhinde bu şehre geldiğimizden berü kart koca bugünki Acem yârânları sıhhatde bulup anlar ile Demirkapu hânı Takî Hân ile cân sohbetleri etdik. Ammâ bu şehri evvelkiden amâr olmuş gördüm. Hakkâ ki ülke-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 166a ·
metinde göster ·