Hemân bism-i İlâh ile bir kîse altunı mezkûr uyûnun başına nisâr edüp esâsına şürû‘ edüp yedi yılda üç bin yedi yüz göz kemerlerdir kim ba‘zı yerleri eflâke ser çekmiş ikişer üçer kat kantaralardır. İslâmbol içre girüp Atbâzârı kurbünde Yanko'nun Kırkçeşme kemerleri üzre geçirmek iktizâ edüp şehr-i İslâmbol içre mezkûr âb-ı nâbı taksîm eyleyüp şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ ervâhların şâd eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 46a ·
metinde göster ·
bi-emrillâh bunlara verilmişdi. Cümle makâmlarda mahâreti firâvân idi. Ammâ Sul …
"Yâ Hazret-i gülüm Gülşenî pîrimin pîri Ömer Rûşenî dost" deyüp dâ’ireye velvele verüp yek-zemzemede tarz-ı Horasân üzre savt-ı bülend ile dübeyt taksîm bi-emrillâh bunlara verilmişdi. Cümle makâmlarda mahâreti firâvân idi. Ammâ Sultân Murâd Hân'ın tab‘-ı şerîfleri makâm-ı segâha mâ’il olmağile segâhda ol kadar kâr ve nakş ve savt ve zikr ve zecel ve tasnîfât ve kavller ve şarkıyyât varsağıyyât besteleri okurdu kim âdem hayât-ı câvidân bulur. Makâm-ı mâyede bu besteyi devr-i revân usûlünde anlarındır. Murabba‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 206a ·
metinde göster ·
… elir, âb-ı hayâtdır {ibtidâ baş(l)ı Sovuk Pınar'dır. Bu su cümle hâneden hâneye
taksîm
olup deverân eder}.
Der-beyân-ı letâfet-i âb u hevâ: Bu şehr-i azîm dere ve depeli nehr-i azîm kenarına vâki‘ olmağıla hevâsı ol kadar mu‘tedildir kim iki cânibdeki dağları serâpâ bâğlardır ve mahsûlâtlı yerlerdir. Cümle evlerinin revzenleri cânib-i garba ve şimâle nâzırdır. Kışı katı olmayup sevâhile karîbdir. Ve suları ensesinde dağlardan ve Ferhâd getirdiği yerlerden gelir, âb-ı hayâtdır {ibtidâ baş(l)ı Sovuk Pınar'dır. Bu su cümle hâneden hâneye taksîm olup deverân eder}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 282a ·
metinde göster ·
… afes inşâ etmiş, mezkûr nehr anda dâhil olup andan taşra nehir niçe besâtînlere
taksîm
olup reyy eder. Mezkûr demir kafesden, nehirden 291b gayrı bir vukıyye semek …
Eşkâl-i kal‘a-i Hınıs: Erzurûm'dan sür‘at ile cânib-i cenûba üç konak yerdir. Ammâ Altun Halkalı cisrinden dahi reh-râst-ı müstakîmdir. Bu sûr-ı Hınıs bir püşte-i âlî yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî kal‘a-i Âdi-misâl bir metin sûr-ı üstüvârdır. Ve bir sahrâ-yı bî-nihâyenin tâ vasatında havâleli çukur yerde vâki‘ olmuşdur. Ve her cânib evce ser çekmiş yalçın suhûrlardır ve kal‘anın dîvârı kaddi onar zirâ‘dır. Dâiren-mâdâr cirmi altı bin adımdır. Ve cânib-i şimâle bir kapusu var. Bu mahalle bir yalçın kaya havâlîsi var. Ve bu Hınıs kal‘asının cânib-i şarkîsi tarafında kal‘a içre bir ayn-ı zülâl cereyân eder, ismine (---) derler. Kal‘anın aşağı tarafında kal‘a dîvârı dibinde üstâd bir demir kafes inşâ etmiş, mezkûr nehr anda dâhil olup andan taşra nehir niçe besâtînlere taksîm olup reyy eder. Mezkûr demir kafesden, nehirden 291b gayrı bir vukıyye semek bile ubûr edemez. Kal‘anın kapusu bu ayn-ı câriyenin mahrecine karîbdir. Bu kal‘a içre cümle bin iki yüz hâne-i ekrâddır. Ve cümle yedi mihrâbdır. (---) Câmi‘i (---)(---)(---) mâ‘adâ mesâcidlerdir. Bir hânı ve hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Cümle âsâr-ı binâları serâpâ toprak örtülüdür, aslâ kiremitli binâ yokdur. Ve halkı cümle Mahmûdî Ekrâdıdır. Mâl-ı ganâ’imlerinde koyunları ve keçileri bî-hisâbdır. Cümle hayvânâtlarıyla ahâlî-i bilâdları dahi bu Hınıs'ın cânib-i garbîsinde Bingöl yaylağına çıkup kesb-i tarâvet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 291a–291b ·
metinde göster ·
mazmûnunca mest [u] harâb iken Hoca Nağdî bu ebyâtı terennüm etdi. Gördüm ki Hân bir dahi hakîre ibrâm-ı tâm eder. Hemân hakîr bildim ki meclis emânındır, ol dem hakîr eyitdim: "Hânım! Siz bâde-i nâb nûş edersiz kim bir keyfiyyet ü germiyyet hâsıl idesiz. Ammâ keyf-i Hudâyî gerekdir. Bana bir dâ’ire getirsinler. Tâ ki hânım keyf-i Hudâyîyi müşâhede ide" dediğimde "Hey Yâr Alî! Aşk-ı Alî içün olsun birâderime bir dâ’ire getir" dedikde ol ân bir Hind pususkârîsi câm pullu bir dâ’ire getirüp Yâr-ı Alî destinden destime alınca tarz-ı Rûm üzre makâm-ı segâhda taksîm,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 302a ·
metinde göster ·
edüp hayr du‘âlarıyla şerefyâb olup şehrin temâşâsına ibtidâ eyledik.
Evvelâ şehr-i Engürü'ye konakcımız tuğlar ile şehre dâhil olunca mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîne varup cümle a‘yân-ı vilâyet: "Paşanız Erzurûm'a kapanup celâlî olmak istedi. Töhmet-i sâbıkası zâhir oldu. Ve hâlâ on bin asker cem‘ edüp Varvar Alî Paşa ile celâlî olmağa müttefiklerdir. Biz sizi pâdişâhın kal‘asına komazız" derler. "Ammâ paşa efendimizin çerâğ-ı efrûhteleri çok olmağıla üç gün müsâfir olup kakılıksın", dediler. Fâtiha tilâvet edüp mahkeme tarafından cümle iki bin yaftalı konaklar yazılup paşayı Çavuşzâde'nin hânesine kondurmağa karâr verirler. Ertesi gün bir alay-ı azîm ile kal‘a-i Ankara'ya dâhil olmuşuzdur kim eyle alayı Engüri halkı görmemişdir. Cümle halk istikbâle çıkup kal‘adan yigirmi pâre "Safâ geldin" topları endaht olunup paşa konağına nüzûl edüp cümle a‘yân-ı kibâr ile ehl-i esnâf-ı sığâr hedâyâların arz edüp geldiler. Hakîr beş yüz akçe müvellâ sâdât-ı kirâmdan Kederzâde hânesinde mihmân olup doğru merkad-i pür-envâr-ı Hacı Bayrâm-ı Velî âsitânesine yüzüm sürüp rûh-ı şerîfiyçün bir hatm-i şerîfe şurû‘ edüp ahd-i misâkımız üzre Balıkhisâr karyesinde Cenâb-ı Bârî'nin haber [u] âgâhımız yoğiken ihsân eyledüğü kiselerden yüz guruş nezrimi Tekye-i Bayrâm-ı Velî fukarâlarına taksîm edüp hayr du‘âlarıyla şerefyâb olup şehrin temâşâsına ibtidâ eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 356a ·
metinde göster ·
… e bînâ olunmuş. Ol kubbede üç yüz altmış altı lüle mâ-i zülâl ol kubbeden şehre
taksîm
olunup cemî‘i câmi‘ ü mesâcid ve hammâm u hânlara ve cümle a‘yân sarâylarına an …
Şehrengîz-i zülâl-i âb-ı hayvân: Bu kal‘a hâricinde bir mâ-i câriye taksîmi içün bir kubbe bînâ olunmuş. Ol kubbede üç yüz altmış altı lüle mâ-i zülâl ol kubbeden şehre taksîm olunup cemî‘i câmi‘ ü mesâcid ve hammâm u hânlara ve cümle a‘yân sarâylarına andan taksîm olup şehr-i Konya reyy olup cümle bâğları reyy eder. Tulû‘ı cebel-i Merâm'dır. Ba‘dehû Konya sahrâsında buhayre olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 13b ·
metinde göster ·
… nup cemî‘i câmi‘ ü mesâcid ve hammâm u hânlara ve cümle a‘yân sarâylarına andan
taksîm
olup şehr-i Konya reyy olup cümle bâğları reyy eder. Tulû‘ı cebel-i Merâm'dır. …
Şehrengîz-i zülâl-i âb-ı hayvân: Bu kal‘a hâricinde bir mâ-i câriye taksîmi içün bir kubbe bînâ olunmuş. Ol kubbede üç yüz altmış altı lüle mâ-i zülâl ol kubbeden şehre taksîm olunup cemî‘i câmi‘ ü mesâcid ve hammâm u hânlara ve cümle a‘yân sarâylarına andan taksîm olup şehr-i Konya reyy olup cümle bâğları reyy eder. Tulû‘ı cebel-i Merâm'dır. Ba‘dehû Konya sahrâsında buhayre olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 13b ·
metinde göster ·
… yyâr / Ki sun‘ ile yaratmış anı Settâr / Ki üç yüz altmış altı Hırk suyu / Aceb
taksîm
etmiş bunca suyu / Akar Hırkî-misâl mâ-i Ceyhûn / Gider sahrâlara gûyâ ki mecnû …
Mülûk-ı Kayserîden bir melik-zâdHikem ilminde idi kâmil üstâdEkilürdü vilâyetde ad ileOlup meşhûr o adl ile dâd ileEreğli oldu adı şimdi meşhûrZiyâret eyleyenler oldu mesrûrNice medh olmaya bu âb-ı seyyârKi sun‘ ile yaratmış anı SettârKi üç yüz altmış altı Hırk suyuAceb taksîm etmiş bunca suyuAkar Hırkî-misâl mâ-i CeyhûnGider sahrâlara gûyâ ki mecnûnOlur her kûşe anda sebzezârıBütün güller olur bülbül karârıAnın her kûşesi san bâğ-ı cennetHayat bulur kılanlar anda sohbet
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 18a ·
metinde göster ·
… e kimisi yine urmaca top oynar, kimi murabba‘ ve kâr u nakş okur, kimi dübeyt ü
taksîm
ve varsağı okuyup def ü kudûm çalıp gûnâ-gûn şakalar eder.
Evvelâ hâk-i İslâmbol gerçi çelebi ve zarîf ve pür ma‘rifet ve musannif ve mü’ellif ve sâhib-i tab‘ u reşîd ve necîb u halûk ve halîm ü selîm kimesneler olur ammâ tiryâkî ve berşnâkleri gâyet lecûc ve fassâl ve dehhâl ve heccâv olurlar. Bu Üsküdar ma‘rekesi gününde niçe bin atlas ve dîbâ ve şîb u zerbâfa gark olmuş gözü sürmeli ve başı misvâklı, eli mercân tesbîhli Kadızâde tarîkinden geçinür şahıs mürâyî ökçesiz kırkar dirhem nârin pabuç geyer çelebiler birkaç gice mukaddem Üsküdar'a geçüp cenk seyrine gelüp güyâ Kâğızhâne ve Okmeydânı teferrücüne çıkmışlardır. Müddet-i medîd-i ömründe kapusundan taşra çıkup gün yüzü görmemiş lapadandin hoppa ve zır-zop bel-hop çelebiler Üsküdar'da bâğlarda ve Karaca Ahmed Sultân tekyesi ve Miskinler tekyesi yanında küme küme, cavk cavk olup mezâristân bâğistân içre ferrâcelerin altlarına koyup kimi hevâyî fişek atar ve kimisi yine urmaca top oynar, kimi murabba‘ ve kâr u nakş okur, kimi dübeyt ü taksîm ve varsağı okuyup def ü kudûm çalıp gûnâ-gûn şakalar eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 31a ·
metinde göster ·
… î‘i çeşmesârlara ve sebîlhâne-i atşânlara ve hammâm u hân u câmi‘ ü hânedânlara
taksîm
ve cârî olan uyûn-ı câriyeler (---)(---)(---)(---) dağlarından ve kıyık bayı …
Bâlâda üç aded enhâr-ı azîmlerinden Arda ve Meriç ve Tunca nehirlerinin tulû‘ [u] gurûbları mufassal tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu şehr-i Edirne içre cemî‘i çeşmesârlara ve sebîlhâne-i atşânlara ve hammâm u hân u câmi‘ ü hânedânlara taksîm ve cârî olan uyûn-ı câriyeler (---)(---)(---)(---) dağlarından ve kıyık bayırlarından gelüp şehrin cemî‘i imâristânını reyy eder âb-ı hayâtdan nişân verir âb-ı zülâllerdir kim İslâmbol'da Eskisarây kapusunun önündeki çeşmesârın lezzetinde bir lezîz mâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 163b ·
metinde göster ·
… lup ibtidâ Câmi‘-i Kebîr'e andan gayrı cevâmi‘lere ve hân u imâret ü hammâmlara
taksîm
olur. Hukemâ-yı kudemâ bu âb-ı Hamrevât içre pembe bırağup ba‘dehû pembeyi kuru …
Cümle (---) aded ayn-ı câriyelerdir. Cümlesinden memdûh olan âb-ı hayât çeşmeler ayn-ı Hamrevât'dan gelen çeşm-i cânperverlerdir. Zîrâ bu âb-ı Hamrevât Rûm ve Arab ve Acem'de Ma‘arretü'n-nu‘mân suyu gibi meşhûr-ı âfâk [ve] lisân-ı meddâhânda ale'l-ıtlâk memdûh-ı âlem ayn-ı Hamrevât'dır. İbtidâ tulû‘ı Diyârbekr'ün garbîsinde Karadağ yaylağından zîr-i zemînde iki menzil yerden pohrenkler ile kal‘a-i Âmid'e dâhil olup ibtidâ Câmi‘-i Kebîr'e andan gayrı cevâmi‘lere ve hân u imâret ü hammâmlara taksîm olur. Hukemâ-yı kudemâ bu âb-ı Hamrevât içre pembe bırağup ba‘dehû pembeyi kurudup vezn etmişlerdir. Ma‘arra şehri suyu pembe- 202a -sinden hafif gelüp İslâmbol'da Eski Sarây kapusu önündeki çeşme-i Yektâ suyunda ıslanup kuruyan pembe ile bu Diyârbekr'ün Hamrevât aynı pembesiyle berâber vezn olunmuşdur. Tâ bu mertebe hafîf ayn-ı Hamrevât'dır. Eğer pembesi sakîl olsa şûr olup bî-nefy olmasına delâlet eder. Ve bu ayn-ı Hamrevât mu‘tedil âb-ı hoş-hayâtdır. Safrâ ü sevdâ ü balgamı ve derûnda olan cümle ahlâtları mahv eder. Hattâ bu Hamrevât abının evsâfın Âl-i Osmân'dan Sultân İbrâhîm Hân istimâ‘ edüp "Elbette bana Diyârbekir'den mâ-ı Hamrevât gelsin!", deyü hatt-ı şerîf ile dergâh-ı âlî kapucubaşısı ta‘yîn olunup efendimiz Melek Ahmed Paşa Kara Âmid vâlîsiyken mezkûr ağa hatt-ı şerîf ile gelüp paşa-yı mûmâ-ileyh "Sem‘an ve tâ‘atan" deyüp onar vukiyye sîm-i hâlisden güğümler yapdı ve altı güğüm kurşumdan ve altı güğüm rûh-ı tûtyâdan ve altı aded senek ta‘bîr etdikleri çam boduçlarına cümle âb-ı Hamrevât'ı memlû edüp huzûr-ı şer‘de cümle güğümleri mühürleyüp gelen kapucubaşıya on kîse ihsân edüp ve on altı kîse dahi güğümlerinin masrûfun çeküp ılgar ile bu mâ’-i Hamrevât'ı İbrâhîm Hân'a gönderdi. Hikmet-i Hudâ bu mâ’-i zülâl İslâmbol'a dâhil olduğu gün cülûs-ı hümâyûn vâki‘ olup âb-ı Hamrevât Sultân Mehemmed ibn İbrâhîm Hân'a müyesser olup bin elli sekiz Receb'inin 18'inde sebt gün ba‘de'l-asr tahtnişîn oldukda ibtidâ âb-ı Hamrevât nûş etdi. Hulâsa-ı kelâm bu mâ’-i Hamrevât Diyârbekr'in âb-ı rûyıdır. Fetahnâ'l-Irâk lafzı {sene 941 târîhinde} Sultân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân yolların tathîr edüp Karadağ'dan getirmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 201b–202a ·
metinde göster ·
… Ve gâyet bülend savt-ı hazîne mâlikdir. Dest-ber-dâ’ire olup Hâfız ebyâtlarıyla
taksîm
edüp yigirmi dörd usûlün dakîkiyle nutk-ı darb üzre defsâzlık edüp bir kâr-ı sa …
Ve üstâd-ı kâmil hânendedir kim ilm-i edvârın râst makâmı gibi anası ve dügâh gibi atasıdır. Bunda olan kâr u nakş u savt u zicl u zikr u tasnîfât ve kaviller ve murabba‘ât varsağı ve şarkı ve kayabaşı ve muganiyâtlar bir üstâd-ı hânendegânda yokdur. Meğer Fisagores-i Tevhîdî ve Abdullah Faryâbî ve Gulâm Şâdî'de ola idi. Ve gâyet bülend savt-ı hazîne mâlikdir. Dest-ber-dâ’ire olup Hâfız ebyâtlarıyla taksîm edüp yigirmi dörd usûlün dakîkiyle nutk-ı darb üzre defsâzlık edüp bir kâr-ı savt ve zicl okudukda istimâ‘ eden âdem kârdan kalup bîkâr u hayrân olması mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 228a ·
metinde göster ·
… erisinde alınan ve kelleleri kesilen âdemlerin mâl-ı ganâ’imleri cümle gâzîyâna
taksîm
olup cebehâneye müte‘allık olan âlât-ı silâh [u] seyf-i Hûşeng ve bin yedi yüz …
Ba‘dehû vakt-i zuhur oldukda cemî‘i alây çavuşları ordu-yı İslâm'da olan ümerâları ve gayri guzât-ı müslimîni dîvân-ı vezîre cem‘ edüp mehterhânelere tarralar urulup bin bir ayak bir ayak üzre kat-ender-kat olup Malazgird beğinin getirdiği mâl-ı ganâ’imden ibtidâ üç yüz aded çadırları ve cümle çerge vü otakları ve niçe hayme vü hargâhları cümle ümerâlara ve a‘yân [u] kibâra ve sâ’ir iş erlerine ve gayrilerin isti‘dâdlarına göre çetr-i mülemma‘lar ihsân edüp Malazgirdli Mehemmed Beğ'e hânın bin münakkaş otağın verdi kim otuz bin guruş değerdi. Ve yedi yüz aded merkeb ü katırları ve iki yüz küheylân hüssân-ı şâtırları ve atları şehîd ü mecrûh olan gâzîlerin mahalline bezl eyledi. Ve hân meterisinde alınan ve kelleleri kesilen âdemlerin mâl-ı ganâ’imleri cümle gâzîyâna taksîm olup cebehâneye müte‘allık olan âlât-ı silâh [u] seyf-i Hûşeng ve bin yedi yüz aded tüfeng-i pür-reng cümle hazîne-i pâdişâhî {içün} zabt olunup cebecibaşıya defter-i pâdişâhî ile teslîm olup toplar ile ve sâ’ir mühimmâtlar ile Taht-ı Van'da gemilere konup Âdilcevâz topları Âdilcevâz'a ve Van topları Van'a gitmek fermân olunup Van'a revâne oldular. İktizâ hasebiyle ancak otak-ı nüh-tâk önünde on pâre darbzen toplar kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 273a ·
metinde göster ·
… d'den tulû‘ edüp şehrin gaytân-ı cinînlerin râyy edüp cümle imâretlere tevzî‘ ü
taksîm
olur. Ve cümle çâh-ı hânedân "Dokuz bin altmış aded çâh-ı mâlarımız vardır." de …
Ve enhâr-ı zülâl-i âb-ı hayvân: Bu şehrin cânib-i garbîsinde kûh-ı Elvend-i serbülend vâki‘ olmağile cümle bu şehrin uyûn-ı câriyeleri ve âb-ı zülâl-i vâfireleri kûh-ı Elvend'den tulû‘ edüp şehrin gaytân-ı cinînlerin râyy edüp cümle imâretlere tevzî‘ ü taksîm olur. Ve cümle çâh-ı hânedân "Dokuz bin altmış aded çâh-ı mâlarımız vardır." deyü ehl-i Hemedân nakl etdiler. Sebebi aslı oldur kim hîn-i muhâsarada cümle metâ‘larıyla ve ehl [ü] ıyâlleriyle bu çâh-ı zîr-i zemînlere girüp mütehassın olup bâğî vü yağî vü dağîler ile ceng ü cidâl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 310b ·
metinde göster ·
… eyân edüp aşağı düzlük ve topraklı olan yerlerdeki bâğ u bâğçelere mezkûr sular
taksîm
olup cümle cinîn ü gaytânları ve müşebbek bostân-ı gûnâ-gûnları reyy eder. Ve b …
Andan aşağı sular cereyân edüp aşağı düzlük ve topraklı olan yerlerdeki bâğ u bâğçelere mezkûr sular taksîm olup cümle cinîn ü gaytânları ve müşebbek bostân-ı gûnâ-gûnları reyy eder. Ve bu uyûn-ı pâkın tulû‘ etdiği mağârâ önünde aşren-fe-aşr bir havz-ı azîmi var. Ol dahi bir mecma‘ü'l-irfân-ı ârifân-ı uşşâkânların yeridir kim bu şehrin cemî‘i mahbûbları bu havz-ı pâka uşşâklarıyla girüp gümüş balığı ve deryâ mâliki gibi bu âb-ı nâbda şinâverlik edüp uşşâklarıyla bilâ-vâsıta kuç-kucağ olup birbirlerin der-âgûş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 135a ·
metinde göster ·
… lup nehr-i Raşka'dan dörd aded ark-ı azîmler şehrin bâğlarına ve değirmenlerine
taksîm
olur. Ve bir arkı dahi aşağı bâğçelere ve müşebbek bostânlara ba‘dehû bu mezkûr …
Evvelâ şehir içre ağaç köprü altından cereyân eden nehr-i Raşka'nın 167a tulû‘u cânib-i cenûbda tâ Arnavudluk içinde Bihor kal‘ası nevâhîlerinde Misir sahrâsında bir gölden tulû‘ edüp andan nehr-i İbre'ye karışup andan nehr-i Raşka, nehr-i Yuşaniçse'ye ve nehr-i Tırnoviçse dahi nehr-i Yuşaniçse'ye mahlût olup nehr-i Raşka'dan dörd aded ark-ı azîmler şehrin bâğlarına ve değirmenlerine taksîm olur. Ve bir arkı dahi aşağı bâğçelere ve müşebbek bostânlara ba‘dehû bu mezkûr yedi aded enhârlar bir olup iner. Belgrad yolunda nehr-i Morava'ya mahlût olur. Nehr-i Morava dahi kal‘a-i Köylüc kurbunda nehr-i Tuna'ya munsabb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 166b–167a ·
metinde göster ·
… eriyle cereyân ederek inüp şehr-i Üsküb'ün hân u câmi‘ u hammâm u medreselerine
taksîm
olur azîm hayrâtdır.
Ve bu Kaçanik'den akan nehr-i (---) bu dereler içre cereyân ederek Gâzî İsâ Beğ kemerleriyle cereyân ederek inüp şehr-i Üsküb'ün hân u câmi‘ u hammâm u medreselerine taksîm olur azîm hayrâtdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 169a ·
metinde göster ·
Der-medh-i enhâr-ı azîmân-ı hayevân: Evvelâ şehrin cemî‘i imâretlerine
taksîm
olan kal‘a-i Kaçanik'den berü nehr-i Lipense İsâ Beğ kemerleriyle gelüp şehre t …
Der-medh-i enhâr-ı azîmân-ı hayevân: Evvelâ şehrin cemî‘i imâretlerine taksîm olan kal‘a-i Kaçanik'den berü nehr-i Lipense İsâ Beğ kemerleriyle gelüp şehre tevzî‘ olur. Bu ayn-ı câriyenin mahreci yine Kaçanik dağlarından (---)(---) cem‘ olup bu şehr-i Üsküb altında nehr-i Vardar'a mahlût olur, billûr-misâl bir âb-ı nâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 170b ·
metinde göster ·
… külliye edüp zahîreler cümle yeniçeri ve cebeci ve topçu ve sipâh tâ’ifelerine
taksîm
olundu. Ve ba‘zı âdemler zahîrelenmeğe Deve kal‘asına gitdiler ve metâ‘ alup ge …
Menzil-i kurb-ı kal‘a-i Deve: Mukaddemâ Tise'ye giderken itâ‘at etmeyüp üçüncü gün itâ‘at etmişdi, ammâ şimdi kral nasb olunduğun istimâ‘ edüp ve kral tarafından bile birkaç nefer zâbit şaglar olmağile kapudanı iki yüz araba zahîre ile serdâra gelüp itâ‘at-i külliye edüp zahîreler cümle yeniçeri ve cebeci ve topçu ve sipâh tâ’ifelerine taksîm olundu. Ve ba‘zı âdemler zahîrelenmeğe Deve kal‘asına gitdiler ve metâ‘ alup geldiler. Andan 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31a ·
metinde göster ·
olunup hakîre yüz aded döğme talar guruş verdiler.
"Siz safâ geldiniz ve kadem getirdiniz. Hâlâ kurâlarımızı ve ma‘mûr u müzeyyen bâğlarımızı ve kasırlarımızı yakup yıkmadınız. Îsâ ve Meryem Ana sizden râzı ola. Eyle etdiğiniz eyliğin mukâbelesinde size ve askerinize iki araba ile yigirmi bin guruş ile elli araba zahîre gönderilmişdir. Kabûl edüp lütfunuzdan ricâ olunur kim şöyle bir hasretü'l-mülûk şehr-i ma‘mûr [u] müzeyyenimiz harâb u yebâb etmeden kalkup gidesiz" deyü mektûbu kırâ’at olundukda hedâyâları makbûle geçüp cümle guruşları ve zahâ’irleri guzât[a] taksîm olunup hakîre yüz aded döğme talar guruş verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 129a ·
metinde göster ·
… bâğ-ı behiştlerin içlerinden cemî‘i hadîkaları rey edüp izn-i hâkim ile bâğlara
taksîm
olup bir fırkası mezkûr cisr-i azîm üzre gelir kim ana ayn-ı Radopola derler. İ …
Andan bir ayn-ı câriye dahi bu şehrin cânib-i cenûbîsi tarafında olan Tabahâne şehri içindeki bâğ-ı behiştlerin içlerinden cemî‘i hadîkaları rey edüp izn-i hâkim ile bâğlara taksîm olup bir fırkası mezkûr cisr-i azîm üzre gelir kim ana ayn-ı Radopola derler. İbtidâ tulû‘ı cânib-i cenûbda (---)(---)(---) berü gelüp Tabahâne değirmenler[in] deverân etdirüp Mostar köprüsünün Tabahâne tarafında bir göz küçük cisircik dahi vardır, andan bu uyûn-ı câriye ubûr edüp nehr-i Neretva'ya pertâb eder. Ammâ bir küçük sudur ve ol kadar memdûh değildir, ancak beri şehre köprüden geçen suya gayri uyûn dahi karışup beri şehre ubûr edüp cemî‘i imâretlerde isti‘mâl olunur. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 166b ·
metinde göster ·
… a kendü askerine el-hâsıl beş yüz araba yükü zahîreyi cümle Âl-i Osmân askerine
taksîm
edüp atına süvâr olup hamd etdi.
"Efendim beş yüz araba zahîre işte getirdim" dedikde hemân Sadrıa‘zam atdan enüp eline asâsın alup hemân orada elli araba yeniçeri ocağına ve elli araba sipâh ocağına ve elli araba vüzerâlara ve elli araba mîr-i mîrânlara ve elli araba ümerâlara ve elli araba topçu ve cebeci ve sâ’ir halka 17a ve elli araba kendü askerine el-hâsıl beş yüz araba yükü zahîreyi cümle Âl-i Osmân askerine taksîm edüp atına süvâr olup hamd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 16b–17a ·
metinde göster ·
… ve ıstabl-ı Antere ve iç gulâm-ı hâsda hammâm ve çeşmelere Süleymân Hân suları
taksîm
etdirüp hayrât-ı azîm edüp İslâmbol halkını saky eder.
Ba‘dehu Âl-i Osmân'dan Sultân Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân İslâmbol içre Kırkçeşme ve Ebü'l-feth ve Sultân Bâyezîd-i Velî suları kifâyet etmediğin görüp İslâmbol'dan bir konak ba‘îde Karadeniz kurbundaki dağlarda olan suları (---) günde havz-ı azîmlere cem‘ edüp andan Mi‘mâr Sinân hendesesi ve anın kârıyla İslâmbol içre gelince su kemerlerin kat-ender-kat binâ edüp Sultân Mehemmed câmi‘i haremi kurbundan kemerleri geçirüp mukaddemâ binâ olunan Yanko ibn Madyan'ın Kırkçeşme yanındaki alçak ve kara taşlı kâfirî binâ kemerler üzre birer kat kemerler binâ edüp tâ Bâb-ı hümâyûn önünde terâzû ile Yeni Sarây'a su girüp orta kapuda kuyulara dökülüp andan bostâncı ocağında dollâbcılar atlar ile ve sığırlar ile suları çeküp harem-i hâ[s] ve matbah-ı sultânîye ve helvâhâne ve ekmekhâne ve ıstabl-ı Antere ve iç gulâm-ı hâsda hammâm ve çeşmelere Süleymân Hân suları taksîm etdirüp hayrât-ı azîm edüp İslâmbol halkını saky eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 97a ·
metinde göster ·
… gönderdiği on iki bin altun bu kapukulu ulûfesi içün irsâl olup kapu kullarına
taksîm
olur.
Ammâ ol asırda kâmil on iki bin kapu kulları imiş. Mürûr-ı eyyâm ile bu tâ’ifeler coyılup, ya‘nî bozulup üç binden ziyâde kalmışlardır. Lâkin yine "Etrâf düşmanlarında on iki bin Kırım'ın kapulusu var" deyü add olunur. Hâlâ hân kulu şeklinde kalmışlardır, ammâ Tatar değillerdir, bir alay Abaza ve Çerkes ve Gürcî kavmi evlâd-ı evlâdlarıdır. Ve Âl-i Osmân'a bunlardan cemî‘i zamânda hıyânet sâdır olmamışdır. Hattâ Âl-i Osmân bir sefere hareket eylese Tatar hânlara çizme-bahâ gönderdiği on iki bin altun bu kapukulu ulûfesi içün irsâl olup kapu kullarına taksîm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125b ·
metinde göster ·
Bu şehir içre olan on iki göz su değirmenleri bu su çevirüp andan evlere
taksîm
olur. Bu ayn-ı câriyenin menba‘ı yine kal‘a içinde bir çına[r]-ı müntehâ var ki …
Bu şehir içre olan on iki göz su değirmenleri bu su çevirüp andan evlere taksîm olur. Bu ayn-ı câriyenin menba‘ı yine kal‘a içinde bir çına[r]-ı müntehâ var kim rub‘-ı meskûnda bu dıraht-ı azîmin misli meğer Akdeniz içinde İstankö[y] cezîresindeki çınâr-ı azîm ola. Ol çınâr-ı azîmin kökleri arasında kayalardan turna gözü-misâl kaynayup çıkar. Bu Mekri şehri bu su ile ve çınâr-ı azîm ile meşhûr bir şehr-i ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207b ·
metinde göster ·
… ereyân eden âb-ı hayâtlar cümle Karlı'dan ve cümle Pirnaz dağından gelüp evlere
taksîm
olur.
Hattâ bu şehr-i Dırama'nın her hânedânlarında ve bâğ u bâğçelerinde cereyân eden âb-ı hayâtlar cümle Karlı'dan ve cümle Pirnaz dağından gelüp evlere taksîm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 218a ·
metinde göster ·
… n içre kehrîz künkler ile gelüp şehrin cemî‘i hammâmât, cevâmi‘ ve imârâtlarına
taksîm
olur. Bu tell-i refî‘ üzre niçe yüz aynu'l-hayât misilli gölcügezler vardır. Şi …
Der-vasf-ı mekâlîd-i cebel-i Hortaç menba‘-ı enhârât: Bir kûh-ı serbülend-i sertâcdır kim eflâke kad-keşân olup tâ zirve-i a‘lâsında sayf [u] şitâda selc-i yeh-pâre-i billûru eksik değildir. Selânik'in taraf-ı garbîsi ve yıldız rûzgârı cânibine yakın olmağın Selânik'den nümâyândır. Ve cemî‘i uyûn-ı âb-ı hayâtları Selânik'e zîr-i zemîn içre kehrîz künkler ile gelüp şehrin cemî‘i hammâmât, cevâmi‘ ve imârâtlarına taksîm olur. Bu tell-i refî‘ üzre niçe yüz aynu'l-hayât misilli gölcügezler vardır. Şiddet-i şitâda ol gölcüklerde billûr gibi buz hâsıl olup rûz-ı nevrûz-i Temmûz'da katırlar ile buzları ve selclerin şehr-i Selânik'e Hortas re‘âyâları getirüp fürûht ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 229b ·
metinde göster ·
… eğirmen yürüdür sular cereyân edüp fıs[kiy]ye ve havz u şâzrevânlara tevzî‘ [ü]
taksîm
olup andan aşağı tabahâneye gider, andan aşağı şehrin kenârında evc-i âsımâna s …
Ve bu şehir cümle bin altmış aded serâpâ la‘l-gûn kırmızı kiremit örtülü ma‘mûr u müzeyyen tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ vâsi‘ bâğlı ve bâğçeli {evlerdir} ve her evde aynu'l-hayât misilli değirmen yürüdür sular cereyân edüp fıs[kiy]ye ve havz u şâzrevânlara tevzî‘ [ü] taksîm olup andan aşağı tabahâneye gider, andan aşağı şehrin kenârında evc-i âsımâna ser çekmiş kayalardan aşağı üç Süleymâniyye minâresi kaddi sular aşağı selsebîl-âsâ pertâb etdiği dahi bir seyr [ü] temâşâ-yı ibret-nümâdır kim cemî‘i uyûn-ı câriyelerin pertâbı sâ‘ıkasından âdemin kulakları ra‘d-vâr gibi gürleyüp cemî‘i suların ayağı nehr-i Vardar'a mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 232a ·
metinde göster ·
Sitâyiş-i yaylağ-ı Avusdos: Bu şehrin garbî ve cenûbîsi tarafında bir kûh-ı serbülenddir kim niçe bin âdemler devâbbâtlarıyla bu yaylağa çıkup altı ay safâ ederler. Şehirden kâmil üç sâ‘atde urûc olunur bir kûh-ı serâmed giyâhât-ı beyâbânlı ve niçe bin âb-ı hayâtlı yayladır. Hattâ şehrin cümle suları bu yaylada Peşker köyü nâm bir köyde bir kayadan çıkar bir azîm mesîregâh teferrücgâh yerdir. Andan enüp şehrin cümle imâretlerine suyu tevzî‘ [ü] taksîm olur. Hattâ ibret-nümâ-yı cisr-i Sinân Beğ altından geçer âb-ı hayât sulardır. Bu cisr-i ibret-eser-i memerr-i nâsın târîhi budur kim mısrâ‘-ı âhiridir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 233a ·
metinde göster ·
… illi cinîn ü gaytânlara cemî‘i âb-ı sâfî muravvaklar bu dollâblardan tevzî‘ [ü]
taksîm
olup şehir bâğçeleri rey olur. Bir acâ’ibât [ü] garâ’ibâtdan dollâb-ı vâcibü's- …
Cümle 200 aded ibret-nümâ-yı eser su dollâbları var kim Adana şehrinde ve Arabistân'da Hamâ şehrindeki gibi su dollâbları var. Şehrin ortasında cereyân eden nehr-i (---) yemîn [ü] yesârında sağîr ü kebîr dollâblar deverân edüp her birinden birer gûne sadâ peydâ olup başka bir gûne nağamât-ı makâmât-ı dollâbdır kim cümle hammâmlara ve câmi‘lerin havz [u] şâzrevânlarına ve cemî‘i sarây hânedânlar ve müşebbek bostânlar ve niçe bin aded ravza-i rıdvân misilli cinîn ü gaytânlara cemî‘i âb-ı sâfî muravvaklar bu dollâblardan tevzî‘ [ü] taksîm olup şehir bâğçeleri rey olur. Bir acâ’ibât [ü] garâ’ibâtdan dollâb-ı vâcibü's-seyrlerdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 239b ·
metinde göster ·
… a içinde olan çeşme-sârlara cümle sular bu Korteni kuyusundan gidüp her çeşmeye
taksîm
olur hayrât-ı azîmedir.
Ammâ cümleden bu varoşda bir Freng kuyusu var, Korteni nâmıyla meşhûr bir mâ-i şarâb-ı tahûrdur. Cânib-i vakıfdan su sığırları kuyudan dollâblar ile su çeküp varoşda ve kal‘a içinde olan çeşme-sârlara cümle sular bu Korteni kuyusundan gidüp her çeşmeye taksîm olur hayrât-ı azîmedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 249a ·
metinde göster ·
… ‘ları Taraboliçe ve Kalavrata ve Manya dağlarından tulû‘ edüp vilâyet-i Mora'ya
taksîm
olur.
Ammâ âb [u] hevâsı dörd nev‘ üzredir. Meselâ Taraboliçe kazâzı ve Kalavrata kazâsı gâyet yaylak olup limon ve turunç ve nâr ve incir ve zeytûn olmaz, zîrâ yaz u kış dağlarında şiddet-i şitâ olup kâhîce kar dahi yağar, zîrâ dağları Mora vilâyetinin göbeğidir. Cümle Mora diyârının enhârlarının menba‘ları Taraboliçe ve Kalavrata ve Manya dağlarından tulû‘ edüp vilâyet-i Mora'ya taksîm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 282b ·
metinde göster ·
… ümle şehrin âb-ı hayât suları bu mahalde kayalardan çıkup niçe yüz değirmenlere
taksîm
olup cümle şehrin imâretlerine gider, gâyet serî‘u'l-hazm âb-ı zülâllerdir.
Der-fasl-ı mesîregâh-ı müferrehât: Cümle kırk yerde teferrücgâh ferahfezâları vardır, ammâ Salona kapusundan taşra leb-i deryâda bir vâsi‘ fezâda niçe yüz aded çınâr bîd-i ser-nigûn dıraht-ı müntehâlar tertîb üzre selef kralları asrında dikilüp ilâ hâze'l-ân her biri ecv-i âsımâna kad keşân olup her bir dırahtın berk-i zıll-ı himâyelerinde onar bin koyun sâyelenüp âslâ zemîne âfitâb-ı âlem-tâbın tâb [u] tüvânı düşmeyüp hemân koyah-ı hıyâbân-ı Acem gibi bir mesîregâh yerdir kim Rûm ve Arab u Acem seyâhâti içre İnebahtı'nın Subaşı ârâmgâhı meşhûr-ı âfâkdır. Bu mahalde cümle üç yüz adım karîb su değirmenleri var kim bu dahi bir teferrücgâh-ı ferahfezâ yerdir. Cümle şehrin âb-ı hayât suları bu mahalde kayalardan çıkup niçe yüz değirmenlere taksîm olup cümle şehrin imâretlerine gider, gâyet serî‘u'l-hazm âb-ı zülâllerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 339a ·
metinde göster ·
… dan âb-ı hayât su olukları handak aşırı şehre dâhil olup çeşmelere ve câmi‘lere
taksîm
olur âb-ı nâbdır. Ve bu Banaz kapusu cânib-i şimâle mekşûf izdihâm-ı nâs levha …
Ve bu taş cisrin sağ tarafında kal‘aya girirken çam ağaçlarından âb-ı hayât su olukları handak aşırı şehre dâhil olup çeşmelere ve câmi‘lere taksîm olur âb-ı nâbdır. Ve bu Banaz kapusu cânib-i şimâle mekşûf izdihâm-ı nâs levha kanatlı kapudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y19a ·
metinde göster ·
Karaman Ereğlisi'nin Bınarbaşısı gibi bu şehre cümle âb-ı hayât bu mahalden
taksîm
olunur. Ve cümle aynların her biri birer dıraht-ı bâlânın altından çıkar. Azîm …
Karaman Ereğlisi'nin Bınarbaşısı gibi bu şehre cümle âb-ı hayât bu mahalden taksîm olunur. Ve cümle aynların her biri birer dıraht-ı bâlânın altından çıkar. Azîm teferrücgâh [u] ziyâretgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y132b ·
metinde göster ·
… Cihân nehrinden dollâblar ile su kemerlerinden hammâm ve câmi‘lere ve çeşmelere
taksîm
olunur.
Ve iki imâretdir. Âyende vü revendeye sofra-i bî-imtinânı dâyimdir. Ve üç yerde çeşmesi vardır. Cihân nehrinden dollâblar ile su kemerlerinden hammâm ve câmi‘lere ve çeşmelere taksîm olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y155b ·
metinde göster ·
… şehrin cemî‘i çeşme ve câmi‘ ve imâret ve medrese ve hammâm ve sarây-ı âlîlere
taksîm
olunup mâ-bâkîsi tabahâneden ve kal‘a altındaki cisirden ubûr edüp kıble cânibi …
Ve böyle bir sevâd-ı azîme hayât-ı câvidân veren âb-ı hayât nehr-i Sâcûr: Battâl Öyük nâm mahal altından hurûc edüp bir kolu şehrin bâğ u bâğçe ve bostân ve gülistânlarına tevzî‘ olup ray eder. Ve bir bölüğü şehrin cemî‘i çeşme ve câmi‘ ve imâret ve medrese ve hammâm ve sarây-ı âlîlere taksîm olunup mâ-bâkîsi tabahâneden ve kal‘a altındaki cisirden ubûr edüp kıble cânibine cereyân edüp Haleb şehrine revân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y164b ·
metinde göster ·
… âlî yerde olmağile suyu çâh-ı mâlardan dollâblar ile çekilüp havuz ve çeşmelere
taksîm
olunur. Ve çeşmesinin (---)(---)(---)(---)(---)(---) târîhi budur:
Ve bu âsitâne-i cihân-nümâ bir âlî yerde olmağile suyu çâh-ı mâlardan dollâblar ile çekilüp havuz ve çeşmelere taksîm olunur. Ve çeşmesinin (---)(---)(---)(---)(---)(---) târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y173b ·
metinde göster ·
… ib olup emân ile ol gâr feth olup içinden çıkan mâl-ı Kârûn'u guzât-ı müslimîne
taksîm
oldu. Aceb sa‘b kal‘adır.
Sene (---) târîhinde Ma‘ânoğlu'nun ba‘zı haşerâtları olan kavm-i Devrîrûzî [Dürzî] mâl-ı ganâyimleri ile kapanup Küçük Ahmed Paşa asker gönderüp ol cebel-i âlînin zirve-i a‘lâsından sakb edüp o gârlar içre âteşler ve bârûdlar ilkâ ederek içindeki melâ‘înler muztarib olup emân ile ol gâr feth olup içinden çıkan mâl-ı Kârûn'u guzât-ı müslimîne taksîm oldu. Aceb sa‘b kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y201b ·
metinde göster ·
… i yine deve derisinden tavan nakş-ı devr-i zamândır. Bu tavan on altı terk üzre
taksîm
olunup her biri birer üstâd-ı kâmilin arz-ı ma‘rifetidir ki sihr-i hilâldir.
Ve ikinci kat sütûnları ile bu üçüncü kat sütûnları mâbeyni yine deve derisinden tavan nakş-ı devr-i zamândır. Bu tavan on altı terk üzre taksîm olunup her biri birer üstâd-ı kâmilin arz-ı ma‘rifetidir ki sihr-i hilâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y213a ·
metinde göster ·
… bin âdemi taraf-ı pâdişâhîden surre emînleri geldükde (---) altun bu bin âdeme
taksîm
olup pâdişâha du‘â-i hayır ederler.
Ve Çavuşzâde Mehemmed Paşa tahrîrinde kırk altı bin âdem tahrîr olunmuşdur. Ve sekiz bin eli berâtlı ehl-i vezâyifi var ve bin âdemi taraf-ı pâdişâhîden surre emînleri geldükde (---) altun bu bin âdeme taksîm olup pâdişâha du‘â-i hayır ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y225a ·
metinde göster ·
… rakîkdir. Mezkûr uyûnlar niçe hânelere ve câmi‘ ve hammâmâta ve sarây-ı âlîlere
taksîm
olup şâm-ı cennet-meşâm olur. Ammâ Mîze boğazından cebel-i Kaysûn dâmeniyle Sâl …
Cümleden biri uyûn-ı Mencik Köşkü önünden cereyân edüp mevlevîhâneye uğrar. Andan ayn-ı Kanâvât ve ayn-ı Baybarsiyye ve ayn-ı Sinâniyye ve ayn-ı Ceyrûniyye ki câmi‘-i Ümeyye'nin cânib-i şarkîsinde bâb-ı Ceyrûn önündeki havuza gelen âb-ı rakîkdir. Mezkûr uyûnlar niçe hânelere ve câmi‘ ve hammâmâta ve sarây-ı âlîlere taksîm olup şâm-ı cennet-meşâm olur. Ammâ Mîze boğazından cebel-i Kaysûn dâmeniyle Sâlihiyye şehrine cereyân eden nehre nehr-i Gûta derler. Bu dahi beş fırka olup Sâlihiyye kasabasını rey eder. Bu hayrât-ı azîme Sultân Selîm-i Evvel'indir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y248a ·
metinde göster ·
… bu amîk kuyudan su çeküp tulumlarla havz-ı azîmlere döküp andan bâğ-ı iremlere
taksîm
olup cümle bâğçeleri rey olur. Ve cümle huccâc bu havz-ı kebîrelerde şinâverlik …
Ve bu kuyunun vakıf sığırları vardır. şeb [u] rûz bu amîk kuyudan su çeküp tulumlarla havz-ı azîmlere döküp andan bâğ-ı iremlere taksîm olup cümle bâğçeleri rey olur. Ve cümle huccâc bu havz-ı kebîrelerde şinâverlik edüp gusl ederler. Ve her bâğda gûy gûy sohbet edüp ibâdet ederler. Limon turunc şükûfesi râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y301a ·
metinde göster ·