… t şecî‘ ü bahâdır kimesne olmağile hîn-i arbedede başına teller ve atına ziller
takup
eline çevgânın alup Sâm-ı akrân meydân-ı ma‘rekede alay düzüp saf bozduğıyçün a …
Esnâf-ı çavuşân alayı: Pîrleri Hazret-i Mâlik Eşter'dir. Efvâh-ı nâsda şöhre-i şehr olan oldur kim Sîn vilâyetinde bir ejderhâ katl etmeğiyle Mâlik Ejder derler. Ammâ Fütüvvetnâme'de yazdığı üzre mübârek gözünün biri gazâda mecrûh olup yırtlaz olmağile Mâlik Eşter derler. Hazret-i Alî, Resûl-i Kibriyâ önünde beline şed kuşadup on birinci pîr olup cümle beğlere ve gâzîlere serdâr olurdu. Ve gâyet şecî‘ ü bahâdır kimesne olmağile hîn-i arbedede başına teller ve atına ziller takup eline çevgânın alup Sâm-ı akrân meydân-ı ma‘rekede alay düzüp saf bozduğıyçün alay çavuşlarına pîr olmuşdur. Kabr-i şerîfi Kûfe'dedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 153a ·
metinde göster ·
… geyüp ellerinde cevizden tesbîh ve başında keçi boynuzundan çelengler şeklinde
takup
"Okka bir akçeye üzüm ve okkası iki akçeye Nâzlı incîrim" diyerek ubûr [ederler …
Ba‘zısı soğandan ve pestilden ve hurmâdan hil‘atlar geyüp ellerinde cevizden tesbîh ve başında keçi boynuzundan çelengler şeklinde takup "Okka bir akçeye üzüm ve okkası iki akçeye Nâzlı incîrim" diyerek ubûr [ederler].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179a ·
metinde göster ·
… olunmuş Karamân koyunları ve kuzuların şerha şerha edüp her şerhaya berk-i gül
takup
ve za‘ferânlar sürüp bey‘ ederler ve bu kassâbların alt yanında hâss [u] beyâz …
Ve andan yine şâhrâhın iki tarafı Karakeçili dükkânına varınca cümle kapama ve zubun işler hayyât dükkânlarıdır. Ve andan pâk u pâkîze ballı ve yağlı kelimât eder bakkâl cüvânları dükkânlarıdır ve muhtesib dükkânı bu mahaldedir kim bir ehl-i hıref vezn-i sultâniye hilâf edüp bir dirhem nâkıs vermeğe kâdir değildir. Ve bu mahal cümle kassâb dükkânlarıdır kim niçe yüz aded zebh olunmuş Karamân koyunları ve kuzuların şerha şerha edüp her şerhaya berk-i gül takup ve za‘ferânlar sürüp bey‘ ederler ve bu kassâbların alt yanında hâss [u] beyâz çörekciler ve börekciler dükkânlarıdır kim gûnâ-gûn biberli börek ve bâdemli ve susam ve çörek otlı çörek ve mutabbak ve kaymak börek pişirirler. Tâ sarrâchâne başına varınca böyle ni‘met pişer çörekci ve börekci ve aşçı ve başcı ve gûnâ-gûn hoşâbcı dükkânlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 65a ·
metinde göster ·
… a maktûl Caco İbrâhîm Ağa'yı, der-akab Hâsodabaşı Hasan Ağa'yı sinirlerinden ip
takup
"Allâh Allâh" ile gemiciler gibi keşân-ber-keşân sürüyerek getirüp yine Atmeydâ …
Bundan sonra maktûl Caco İbrâhîm Ağa'yı, der-akab Hâsodabaşı Hasan Ağa'yı sinirlerinden ip takup "Allâh Allâh" ile gemiciler gibi keşân-ber-keşân sürüyerek getirüp yine Atmeydânı'nda çınara sinirlerinden asdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 6b ·
metinde göster ·
… digârdan kim bir gulû-i âmda senin bana uzatdığın ayağını kıralar ve ayağına ip
takup
sürüyeler" deyüp âh-ı derûn ederek paşaya bulaşmadan kalkup gitdi.
"Bak a çavuşbaşı sen beni bu kadar dîvân halkı içre rusvây-ı âmm etdin. Dilerim ol Pâdişâh-ı Perverdigârdan kim bir gulû-i âmda senin bana uzatdığın ayağını kıralar ve ayağına ip takup sürüyeler" deyüp âh-ı derûn ederek paşaya bulaşmadan kalkup gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 7a ·
metinde göster ·
Ancak bir âdeme cenâb-ı Bârî yarı kılup kal‘adan aşağı atdıkları gibi herîfin gömleği bâdbân gibi açılup bi-emr-i Hudâ herîfin gömleği bir kayaya ilişüp herîf-i mazlûm asıla kalup hakîrin ricâsıyla herîfe kemendler takup yine kal‘aya çeküp âzâd etdiler. Hattâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11a ·
metinde göster ·
… ı hümâyûn kırâ’at olunup paşa hil‘at-i pâdişâhî geyüp ve sorguc-ı şâhîyi başına
takup
ve şimşîri kemerine bend edüp,
Bu gazâda paşa-yı sâhib-i kerem cümle guzât-ı müslimîne yetmiş kîse ve yüz altı hil‘at-i fâhire bezl-i in‘âm edüp bu feth-i meserreti Âsitâne-i sa‘âdet'de Boynueğri Mehemmed Paşa'ya arz edüp ardı sıra karadan cümle altı yüz esîr ve altı yüz kelle paça ve yigirmi dokuz aded hatmanları haçlı bayraklarıyla üç yüz aded arabalara tahmîl olunup Âsitâne-i sa‘âdet'e vardıkda paşanın kapu kethüdâsı Zühdî Efendi Sadrıa‘zam Boynueğri'ye arz edüp ol dahi sa‘âdetlü Sultân Mehemmed Hân'a telhîs edüp alay-ı azîm ile cümle kelle ve diller ve hatmanlar bayrakların arabalar üzre ser-nigûn edüp cümle esîrler hatmanlarıyla dest ber-kafâ kayd [u] bend ile huzûr-ı pâdişâhîden boruları ve dankiyoların çalup ubûr etdiklerinde sa‘âdetlü pâdişâh hazz edüp cümle küffârları Tershâne-i Âmire'ye gönderüp kelleleri Bâb-ı hümâyûn önüne dökerler. Sa‘âdetlü pâdişâh safâsından kapu kethüdâsı Zühdî Efendi'ye hil‘at-i fâhire geydirüp paşaya ibka ve mukarrer içün kılıç haftân ile Mîr Mehemmed Ağa hatt-ı şerîf ile Varna altında gelüp dîvân-ı pâdişâhîde hatt-ı hümâyûn kırâ’at olunup paşa hil‘at-i pâdişâhî geyüp ve sorguc-ı şâhîyi başına takup ve şimşîri kemerine bend edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 30a ·
metinde göster ·
… r edince odun sâhibleri gelüp birbirlerinin kertiklerine bakup odunlarına ipler
takup
evlerinde yakup zevk ederler. Bir turfa acâ’ib ü garâ’ib ibret-nümâdır. Ve bir …
Sitâyiş-i ibret-nümâ-yı âbâdân: Bu mezkûr cisirlerden yukar[ı] Mevlevîhâne kurbunda nehr-i Milaçka üzre bir bend-i azîm binâ vardır kim 130a bu şehrin cemî‘i odun kesenleri nehr-i Milaçka başında olan kûh-ı bî-sütûnlardaki ormanlarda dıraht-ı müntehâları kesüp odun ederler ve herkes kesdüğü odunlarına birer gûne kesik kertik kesüp kertikden nişân edüp herkes odunların nehr-i Milaçka'ya atar. Ba‘dehû cümle keraste ve hatablar su ile cereyân ederek mezkûr bend başında karâr edince odun sâhibleri gelüp birbirlerinin kertiklerine bakup odunlarına ipler takup evlerinde yakup zevk ederler. Bir turfa acâ’ib ü garâ’ib ibret-nümâdır. Ve bir ibret dahi bu şehirde karı ve buzu saman içine koyup mahzenlerde hıfz ederler. Ba‘dehû mâh-ı Temmuz'un şiddet-i hârında billûr gibi buzları vişne hoşâblarına koyup buz pâreli hoşâb yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 129b–130a ·
metinde göster ·
… ‘lerine ve bölükbaşılarına dahi hil‘at-i fâhireler geydirüp başlarına çelenkler
takup
gûnâ-gûn ihsân [u] in‘âmlar edüp hakîre dahi üç esîr ve üç at ve yüz sikke-i ha …
Menzil-i sahrâ-yı çemenzâr [u] lâle-izâr Köprez: Bunda paşa efendimiz kendü tevâbi‘lerine ve bölükbaşılarına dahi hil‘at-i fâhireler geydirüp başlarına çelenkler takup gûnâ-gûn ihsân [u] in‘âmlar edüp hakîre dahi üç esîr ve üç at ve yüz sikke-i hasene altun ihsân etdi. Andan cümle atlar çayıra bağlanup yedinci gün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 148a ·
metinde göster ·
Der-fasl-ı tetimme-i şehrengîz-i külliyât-ı şehr-i Manastır: Ba‘zılar Menasitr yazarlar, zîrâ ebü'l-kelâm ve hattât ve şâ‘ir ve fusehâ-yı bülegâ ve ulemâ-yı sulehâsı çokdur, ammâ şehir sûhtevâtları ol perîşânî serçe yuvası destârlarıyla beline pala kortelasın takup eşkıyâlık etdiklerinde avâm-ı nâs eyle sefâheti edemezler. Pâk mahbûb dilber köçekler hep anlardadır. Kahvehâneden ve güft u gûy mesâvî hânelerden çıkmayup zemm ü nemm ve lu‘b u lehve meşgûllerdir. Ve Arnabud eşkiyâları dahi çokdur, ammâ cemî‘i halkı yârândan şûh şengül ve sebük-rûh âdemlerdir ve ankâ bâzergânları ve hacıları gâyet çok olmağile gâyetü'l-gâye hayrât [u] hasenât yapmağa mâyillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 177b ·
metinde göster ·
… rları dahi cümle semerleri üzre mûmlar yakup ve ardala ve bin burc nâm çanların
takup
ordu içr[e] hüddâmları bu hayvânlar deverân ve seyerân etdirdiklerinde gûyâ ord …
Hattâ ricâl-i gayb gibi küffârın inhizâmına sebeb olan niçe kerre yüz bin develer kim var anların hakkında Cenâb-ı Kibriyâ hadîs-i kudsîsinde Arapça buyurdukları şütürlerin hatab u havudları üzre sârbânlar ve şütürbânlar balmûmları ve her şütürün kec gerdânlarına fânûslar asup katâr katâr develeri ve katâr katâr katırları dahi cümle semerleri üzre mûmlar yakup ve ardala ve bin burc nâm çanların takup ordu içr[e] hüddâmları bu hayvânlar deverân ve seyerân etdirdiklerinde gûyâ ordu-yı bâzâr içre bir âteş deryâsı gezüp semâvâtda olan kevâkibân-ı nücûmânların şu‘leleri muzmahil oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 107b ·
metinde göster ·
… r bir hil‘at-i fâhire {geydirüp} ve yüz elli altun {verüp} ve serime bir çeleng
{takup
ve} kendi dest-i şerîflerin bûs edüp,
"Yâ bu {seferde} bile mi idi? Yâ bu Tatar olmuş, işte bu ümmü'l-ahbârdır. Hikmet Lokmân'dan su’âl edelim, çağırın şunu" deyüp hakîre bir zer-ender-zer bir hil‘at-i fâhire {geydirüp} ve yüz elli altun {verüp} ve serime bir çeleng {takup ve} kendi dest-i şerîflerin bûs edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 130a ·
metinde göster ·
keşân-ber-keşân edesiz deyü cemî‘i küffârları esîrlikden halâs olan ibâdullâhın …
âyeti üzre niçe yüz küffârlar gark olup beri kara tarafında beş yüz toksan aded kâfirleri seyf-i Sührâb Mehemmedî'den geçüp bin beş yüz aded küffâr pây-beste ve dil-haste esîr-i bend-i zincîr olup kırk aded kapudanları tabıllarıyla(?) giriftâr-ı kayd-ı bend olup hamd-i Hudâ altı yüz kadar ümmet-i Muhammed ehl [ü] iyâlleriyle ve bu kadar mâl-ı firâvânlarıyla ve koyunlarıyla cümle esîrlikden halâs olup cümlenin bend-i zincîrlerin çözüp cümle silsile-i selâsil-i ağlâlleri küffârın gerdenlerine takup keşân-ber-keşân edesiz deyü cemî‘i küffârları esîrlikden halâs olan ibâdullâhın ellerine verüp anlar zabt u rabt etdiler. Bu mahalde hakkâ ki Koca Sührâb Mehemmed Paşa ve Hersek sancağı gâzîleri acâ’ib adâlet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 157a ·
metinde göster ·
… p bir zer-ender-zer kuşaklık hil‘at-i fâhire ihsân edüp cümleye birer çelengler
takup
Hânzâde'ye bir semmûr lipâçe geydirüp,
"İşte Evliyâ Çelebi seyâhat-i Alman'ı da etdin. İnşâallâh Beç ve Prak vilâyetlerin de görürsün" deyü vâfir ihsânlar edüp bir zer-ender-zer kuşaklık hil‘at-i fâhire ihsân edüp cümleye birer çelengler takup Hânzâde'ye bir semmûr lipâçe geydirüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 6a ·
metinde göster ·
… n nâdîler nidâ edüp getirdiğimiz kelleler içün hakîrin başına bir çeleng-i şâhî
takup
ve bir hil‘at-i fâhire geydirüp fermân-ı serdâr getirdiğimiz içün bir kîse guru …
Der-vasf-ı sarây-ı a‘yân-ı ağavât: Cümleden Hüseyin Paşa sarâyı bâğ-ı Merâmdır. Ve paşalara mahsûs sarâyda vâlî-i vilâyet Çatalbaş Paşa karındaşı Osmân Paşa sarâyında sâkin olup getirdiğimiz emr-i pâdişâhîleri ve Serdâr Alî Paşa mektûbların verüp dîvân-ı pâdişâhîde Depedelen'den getirdiğimiz Porgonatlı harâmîlerinin kellelerin dîvân-ı pâdişâhîde galtân edüp fermân-ı pâdişâhîler kırâ’at olundukda mefhûm-ı kelâmları Osmân Paşa'nın ma‘lûmu olup "Fermân pâdişâhın" deyüp Manya muhâfazasına cemî‘i Avlonya sancağı askeriyle âmâde olmak içün nâdîler nidâ edüp getirdiğimiz kelleler içün hakîrin başına bir çeleng-i şâhî takup ve bir hil‘at-i fâhire geydirüp fermân-ı serdâr getirdiğimiz içün bir kîse guruş ve bir at ve bir köle ve hüddâmlarıma onar altun ve birer çuka kumâş ihsân edüp konağımızda bir hafta safâlar edüp niçe sarâylarda dahi zevkler etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 358b ·
metinde göster ·
… hi harâmîlerin bir şey'in almayup cümle dervîşe ihsân edüp başına turna telleri
takup
cümleden melik yakın nüdemâlarından eyleyüp dervîşe bu şehir içre bâğ u bâğçe v …
Hâkimü'l-vakt dahi harâmîlerin bir şey'in almayup cümle dervîşe ihsân edüp başına turna telleri takup cümleden melik yakın nüdemâlarından eyleyüp dervîşe bu şehir içre bâğ u bâğçe ve bir hâne verüp bir bikr-i nâ-şüküfte verüp Demirci şehrinde kalır. Karîbü'l-ahd olmağla Dervîş Şecî‘'i görmüş âdemlerden istimâ‘ etdik. Nitekim mezkûr dervîş hayâtda imiş, bu Demirci belinde kurd ile koyun yağ u bali gezerlermiş. Ve Dervîş her sene başına bu kadar bin âdem cem‘ edüp ol sa‘b dağ u râğın râhların ve muğaylân ve hâr [u] hâşâklerin tathîr edüp kaldırımlar ve âb-ı hayât kaynak çeşmeler ve çemenzâr soffalar binâ edermiş. Hâlâ ol kûh-ı sa‘b içre ne kadar âsâr-ı hayrât güzer etdik ise mezkûr dervîşin tîri Y 24a berekâtıyla olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y23b–Y24a ·
metinde göster ·
… Habeş ve Yemen ve Irâk vâlîleri (---)(---)(---)(---) Selîmîleri üzre sorguç
takup
Tatar Hân bulunduğu yerde Tatar Hân'ın altına Mısır, andan Irâk, andan Yemen tü …
Ve'l-hâsıl böyle ni‘met-i firâvân bir pâdişâh diyârına mahsûs değildir. Andan kânûn-ı pâdişâhî olmadık [[(---) (---)]] taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu on iki yük kırk yedi bin akçedir. Ve gazâlarda Mısır, Bağdâd ve Habeş ve Yemen ve Irâk vâlîleri (---)(---)(---)(---) Selîmîleri üzre sorguç takup Tatar Hân bulunduğu yerde Tatar Hân'ın altına Mısır, andan Irâk, andan Yemen tübba‘ları andan Budum (---)(---)(---)(---) dîn oturur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y57a ·
metinde göster ·
… akal mı yemiş, bir hâl ile belime bend kılup kemeri dahi alup tüfengleri belime
takup
hamd [ü] senâ ederek refîklerim yanına gelüp atıma süvâr olup yine bir sâ‘atde …
"Dağda kayalar dibinde enîs [ü] mûnis yârân [u] yâr-ı gârlarım bir gârda bırakmışım, anları yoklayam", deyü on refîk ile dağlara girüp geldiğimiz yollar ile doğru tîrkeş ve tüfengler ve kemerim bırakdığım mahalle vardıkda atım refîklere verüp şu mahalde bir teşelşül edeyüm deyü ileri varup taşları devirüp silâhlarım aldım, ammâ tîrkeşin kayışın tilki mi çakal mı yemiş, bir hâl ile belime bend kılup kemeri dahi alup tüfengleri belime takup hamd [ü] senâ ederek refîklerim yanına gelüp atıma süvâr olup yine bir sâ‘atde Gılamuc kal‘asına gelüp yedi gece kal‘ada mihmân oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y124b ·
metinde göster ·
… ı mahbûb Arab oğlancıkları, boğazlarında sarı ve yeşil ve al ve gûnâ-gûn şâllar
takup
her kapunun önüne geldikçe;
Ve her nâdînin yanında üçer dörder beli peştemâllı mahbûb Arab oğlancıkları, boğazlarında sarı ve yeşil ve al ve gûnâ-gûn şâllar takup her kapunun önüne geldikçe;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y146b ·
metinde göster ·
… tîrkeş kuşanup ve katîfe kırmızı şalvâr geyüp Selîmî üzre iki sorguc-ı mücevher
takup
reftâr ederek Kayıtbay dîvânhânesi nerdübânından enüp altun zencîrli ve mücevhe …
Andan bizzât paşa Kalavân dîvânhânesinden azamet-i dârât ile semmûr kürk üzre cevâhir çârkâb tîrkeş kuşanup ve katîfe kırmızı şalvâr geyüp Selîmî üzre iki sorguc-ı mücevher takup reftâr ederek Kayıtbay dîvânhânesi nerdübânından enüp altun zencîrli ve mücevher eğerli ata süvâr olup sarây meydânında Selîm Şâh makâmına nüzûl edüp iki rek‘at namâz kılup Y 152b anda hâzır olan cümle ulemâ ve sulehâ ve meşâyih [ve] hutebâ ganîmete du‘â ve senâlar edüp çavuşlar kethudâsı paşanın sol tarafına, paşa kethudâsı sağ tarafında koltuğuna girüp ihtiyâr dîvân çavuşları hayır du‘â ile alkışlayup paşayı ata bindirirler. Sekiz aded altun tâsları üzre ablaklı şâtırlar, dîbâ ve şîb ü zerbâf kantûralar ile ve ellerinde teber-i Müslimîleri ile paşanın önü sıra (güzer) giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y152a–Y152b ·
metinde göster ·
… sarı Çerkezî fillar geyüp ser-i sa‘âdetine selîmî destâr üzre iki sorguc-ı şâhî
takup
sağında sekiz cellâd ve solunda piyâde subaşı ve muhtesib bile paşa ile muta‘az …
Ve paşa dahi altun zencîrli ve murassa‘ eğer ve mücevher rahtlı incü çerkâb düğme abâyîli esb-i sabâ-reftâr üzre eğninde semmûr kabaniçse üzre mücevher tîrkeş kuşanup ve katîfe şalvâr ile ayağına sarı Çerkezî fillar geyüp ser-i sa‘âdetine selîmî destâr üzre iki sorguc-ı şâhî takup sağında sekiz cellâd ve solunda piyâde subaşı ve muhtesib bile paşa ile muta‘azzımâne ubûr ederken paşa iki cânibine tevâzu‘la selâm vererek fukarâya ihsân ederek ubûr ederken bay [u] gedâ ve pîr ü civân "Hafizakallâh yâ sultâne Mısır, yâ mütevellîye Mısır, yâ azîz, yâ velîye Mısır, yâ vâlîye Mısır" deyü du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y189a ·
metinde göster ·
… safâsından bir zer-ender-zer hil‘at-ı fâhire geydirüp başına bir sorguc-ı şâhî
takup
alay ile Mısır içinden ubûr edüp Âdiliyye'de meks etdiler.
"Tîz başın sana gerek ise beş yüz yiğit kendü askerinle ve bin yiğit benim mâlımla şehr-i Mısır'a taşr[a] [[(---) (---) (---)]] çıkasın. Yohsa pâdişâh başıyçün başın keserim" deyüp sırtına bir hil‘at-ı fâhire geydirüp [[(---) (---) (---)]] meyüp geydireyim demeyüp demir pençereden taşra çıkmağa çalışdığın cümle erbâb-ı dîvân görüp ta‘accüb etdiler. Ertesi hemân [[(---) (---) (---)]] Q 235bP 232b el-emrü emrüküm deyüp vakt-i asrda beş yüz pür-silâh güzîde asker ile tabl [u] alemin döğerek paşa sarâyından mükellef ü mükemmel alay ile paşa huzûrundan ubûr etdükde paşa safâsından bir zer-ender-zer hil‘at-ı fâhire geydirüp başına bir sorguc-ı şâhî takup alay ile Mısır içinden ubûr edüp Âdiliyye'de meks etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y207b ·
metinde göster ·
ellerine dizginlerin verüp akrabâları yanları sıra seyis ü kavvâs-vâr hizmet ed …
Ba‘dehu derisine saman doldurup akrabâları cümle esbâbların ve âlât-ı harblerin getirüp na‘ş-ı murdâr postun geydirüp kuşadup atlar üzre lâşe-i murdârların bindirüp ellerine mızrakların, bellerine seyf-i miczem akvelerin takup ellerine dizginlerin verüp akrabâları yanları sıra seyis ü kavvâs-vâr hizmet edüp atların yederek Menûf'dan böyle kaç aşkıyâ buğ olduysa alay-ı azîm ile kâşif talî‘a-i asker olup köslerin çalarak bu kadar baş ve dil ve buğlar ile dîvân-ı Mısır'da paşa huzûruna varup kâşif ağa ve sâ’ir gâzîler hil‘at-ı pâdişâhî ve terakkî ve ihsânlar ile behremend olup ba‘dehu lâşelerin Rûmeli meydânına bırağup sâ’ir kelleler zemînde galtân olur. Buğ ta‘bîr etdüklerinin aslı budur. Bununla tefâhür kesb ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y283a ·
metinde göster ·
Mâ-tekaddem sultânlık olmağile Özdemir Paşa başına sorguc
takup
dîvân edermiş. Hâlâ yedi sultânlık yer taht-ı hükûmetindedir. Taraf-ı pâdişâhîd …
Mâ-tekaddem sultânlık olmağile Özdemir Paşa başına sorguc takup dîvân edermiş. Hâlâ yedi sultânlık yer taht-ı hükûmetindedir. Taraf-ı pâdişâhîden on iki yük akçe hâs-ı hümâyûnu vardır. Cümle vüzerâ mâbeyninde {Mısır ve} Bağdâd ve Budin vezîri altına oturup Şâm ve Mar‘âş vezîrlerinin üstüne tasaddur eder ulu sultânlıkdır. Lâkin vilâyetinde tîmâr ve ze‘âmet olmamağile alaybeği ve çeribaşı ve tîmâr defterdârı ve defter emîni yokdur. Ammâ mâl defterdârı ve rûznâmeci ve muhâsebeci ve mukâta‘acıları kânûn üzre vardır, zîrâ yüz on pâre kal‘aya mâlikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y437b ·
metinde göster ·