… f bürünürler, ammâ müselmân havâtînleri sivri se-renk ve dîbâ ve gümüş ve altun
takye
giyüp beyâz nâzük câr-ı ızar bürünüp ayaklarına katife çakşır ve sarı çizme giy …
Varoş-ı Erzincân kapusu: Kal‘anın cânib-i şarkîsinde Deveçeşmesi'nden tâ Alîdeğirmeni'ne varınca varoş-ı azîmdir. Bu varoşlarda ekseriyyâ Ermeni re‘âyâlar sâkin olduğundan cümle on üç aded kenîse-i kefereler vardır. Cümle kefereleri alaca destâr peşkîr sararlar ve âyînlerine londura mâvî çuka ve ednâ re‘âyâları şal kebe ve ayaklarına nâzük çarık giyerler. Gâyet rencber re‘âyâsı vardır. Kefere avretleri yassı başlı ve beyâz ızâr çarşaf bürünürler, ammâ müselmân havâtînleri sivri se-renk ve dîbâ ve gümüş ve altun takye giyüp beyâz nâzük câr-ı ızar bürünüp ayaklarına katife çakşır ve sarı çizme giyüp mü’eddebâne reftâr ederler. Gâyetü'l-gâye hüsn-i cemâlde ve lutf-i i‘tidâlde olup kelimâtları lehçelerine göre mevzûn ve dişleri hemvâre dürr-i meknûn ve giysû-yı müşg-bârların sarkıdırlar ve uşşâkı bin cân ile kendülerine akıdırlar. Ve hevâsının letâfetinden ricâl makûlesi ol kadar müsinn ü mu‘ammer olur kim kuvveti gitmiş, hey’eti bitmiş, ömrü yetmişe, yüze yetmiş, kuvveti kudreti gitmiş [ve] musâhabetden kalmış olurlar ve kelimâtları bu edâ ile tekellüm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 288a ·
metinde göster ·
Ebyâtı mazmûnunca hemîşe hâl-i dünyâ gâh imâr ve gâh harâb olmadadır kim Arapça nassına mazhar olmuşdur. Ammâ Murâd-ı Râbi‘ harâbından sonra imârı cümle on bin iki yüz toprak örtülü hânedân-ı azîmler ile ârâste ve yetmiş aded cevâmi‘ ibâdethâne ile pîrâste ve kırk mesâcid ve yigirmi hân-ı sarây-ı mihmân ve yedi hammâm-ı dilsitân ve bin mikdâr esvâk-ı dükkân ile tezyîn olmada bir şehr-i müzeyyendir. İmârâtının ekseri hayr ve ecr ile mebnîdir. Dördüncü iklîm-i hakîkîde ve on sekizinci iklîm-i örfiyye vasatında olmak ile âb [u] hevâsı sehl şiddet üzre halk olunup bâğı ve bâğçesi azacık olmağıla eşcâr-ı müsmirrâtı dahi kalîldir. Ammâ mahsûlât [u] menbûtâtının memdûhâtından yedi elvân pembesi olur. Meselâ pembe-i zâgî ve monlâyî ve za‘afrânî ve la‘lî ve hâs ve beyâz pembesi ve galle ve hıntası memdûh-ı âlemdir. Ve ehl-i sanâyi‘den her esnâfı mevcûddur, ammâ kalemkârî Behrâmpûrı ve destehân çitleri meşhûr-ı cihân-ı nakş-vândır. Ve cümle sahrâsı vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-iş‘ârdır kim dörd vukıyye kara arpasın bir at yise kifâyet eder. Ol mertebe yağlı arpası ve besâtînlerinde mahzen-i mâ kavunu ve karpuzu olur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbesinin reng-i rûyları ebyazu'l-levndir. Merdânesi zurzuvileli tâc üzre serbend sarup kalemkârî peşk-püş câme giyerler. Ve ayaklarına elvân keçe çakşır ve yeşil ve kırmızı ve nârencî ve turuncî pây-pûş giyerler. Zenâneleri sivri takye giyüp üzerlerine beyâz [câr-ı] ızâr bürünüp pâylarına elvân çizme giyerler. Mahbûbları gûnâ-gûn kebûtî kürkden börk-i Isfahânî giyüp Mirzâ-yı dilâr-emsâl hırâmânî-reftar ve zerafet ve nezaket üzre güftâr edüp halka hüsn-i ülfet ederler. Lâkin mahbûblarına rağbetleri yokdur. İbtizâle düşmüş bir alay zen-dost arasında kalmış mahbûbânlar ve civânânlardır. Ve cümle halkı Şâfi‘îlerdir, ammâ kızıl kızılbaşlardır. "Şâfi‘î mezhebindeniz" deyü da‘vâ-yı merd ederler. Ammâ kizb edüp mezheb-i Ca‘feriyye'de bir alay Hâmisîlerdir. Ammâ ezân kırâ’at olanda evkât-ı hamselerine müdâvemetleri var, ammâ cemâ‘atle aslâ namâz kılmazlar. Cemâ‘at-i kesîrden garîb câmi‘ler vardır kim gûyâ her biri birer cennet-i firdevs-i huld-ı berrîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 295a ·
metinde göster ·
… mle zenâneleri beyâz çar bürünüp yüzlerinde burka‘ ve serlerinde altun ve gümüş
takye
ve libâsları cümle harîr ile mülebbes havâtînleri var.
Der-ayân-ı kaba-yı nisvân: Ba‘zı birâder-i cân-berâberimiz olanlardan istimâ‘ etdiğimiz üzre cümle zenâneleri beyâz çar bürünüp yüzlerinde burka‘ ve serlerinde altun ve gümüş takye ve libâsları cümle harîr ile mülebbes havâtînleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 225b ·
metinde göster ·
… değildir illâ bu şehre nisvânlarına mahsûsdur. Ve takyeleri dahi bir gûne turfa
takye
geyerler kim bu dahi vâcibü's-seyr bir tar[z] u tavr-ı ibretdir.
Ve cümle iki yüz aded dükkânlardır kim her eşyâ-yı zî-kıymet bulunur, ammâ bu şehrin re‘âyâ vü berâyâsı cümle Bulgar'dır. Avratlarının başları açık olup saçların bir gûne örerler kim bir diyâr zenânelerine mahsûs değildir illâ bu şehre nisvânlarına mahsûsdur. Ve takyeleri dahi bir gûne turfa takye geyerler kim bu dahi vâcibü's-seyr bir tar[z] u tavr-ı ibretdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 109b ·
metinde göster ·
… sonra Yukarukal‘a dahi kılıç ile feth olup cümle guzât-ı müslimîne Süleymân Hân
takye
ile altun bezl etdiği muhakkakdır kim ol gûne iltifât-ı şehriyârî ile bu kal‘a- …
Ve dahi sâ‘at kullesi ve kapusu önünde bir kasr-ı Havernâk'ı var. Cümle sahrâ-yı Tımışvâr râyegân [u] nümâyândır. Ve dahi nehr-i Sava'ya nâzır bir kasr-ı şîrîni var, cümle Zümon sahrâsı ayân ve beyândır. Ve bu kal‘ayı Süleymân Hân Sırf Pâdişâhı Ungur Kral elinden aldıkda nehr-i Sava aşrı balyemez toplar ile döğe döğe aşağı kal‘ayı vîrân edüp nehr-i Sava üzre gemileri birbirlerine çatup üzerlerine çitler döşeyüp gemileri Sava ile akıdup cümle gemiler kal‘a dibinde o zîk yerde kısılup kalınca cümle guzât-ı müslimîn mezkûr gemiler üzre dal kılıç yürüyüp ibtidâ kılıç ile aşağı kal‘a feth olup dörd haftadan sonra Yukarukal‘a dahi kılıç ile feth olup cümle guzât-ı müslimîne Süleymân Hân takye ile altun bezl etdiği muhakkakdır kim ol gûne iltifât-ı şehriyârî ile bu kal‘a-i bâğ-ı İrem âdem deryâsı olup bu kadar bin asker-i deryâ-misâl üzre bu şehr-i azîme yigirmi yedi aded hâkim nasb eylemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 113a ·
metinde göster ·
… ahmer ve gûnâ-gûn geyüp sarı pabuç ve iç edik geyüp başlarında zî-kıymet terpûş
takye
ve dîbâ takyeler üzre beyâz dülbend üstlük ile siyâh peçe geyerler, ammâ nâdir …
Der-ilm-i kabâ-yı tâ’ife-i nisvân: Ekseriyyâ nisâ tâ’ifeleri cümle çuka-i ahdar ve ahmer ve gûnâ-gûn geyüp sarı pabuç ve iç edik geyüp başlarında zî-kıymet terpûş takye ve dîbâ takyeler üzre beyâz dülbend üstlük ile siyâh peçe geyerler, ammâ nâdir gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 130b ·
metinde göster ·
… ukemâları beyâz sâdeler geyüp başlarına telatin ve güderiden yedi terk bir gûne
takye
geyüp elleri dâ’imâ eldivandan çıkmaz, zîrâ elleri dâ’imâ yumuşak olup ehl-i de …
Cemî‘i kâfirler siyâh rokla esbâb geyüp başlarına Eflâtûn şapkası geyerler, ammâ bunun hukemâları beyâz sâdeler geyüp başlarına telatin ve güderiden yedi terk bir gûne takye geyüp elleri dâ’imâ eldivandan çıkmaz, zîrâ elleri dâ’imâ yumuşak olup ehl-i derdin nabzına yapışdığı sâ‘at elbette derdini bilüp ana göre ilâc ederler. Hattâ Raba suyu cenginde kralın bir akrabâsının kellesine kulağı yanından bir kurşum urup kurşum kafâsı içre içerde kalmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62a ·
metinde göster ·
… Cümle re‘âyâsı Rûm ve Arnavud kefereleri olup başlarında bir sivri 349b siyâh
takye
geyerler. Anın sivri ucuna bir karış yüksek Arnavud kalabağı geyerler, ammâ baş …
Der-câme-i eşkâl-i aceblü-yi re‘âyâ vü berâyâ: Cümle re‘âyâsı Rûm ve Arnavud kefereleri olup başlarında bir sivri 349b siyâh takye geyerler. Anın sivri ucuna bir karış yüksek Arnavud kalabağı geyerler, ammâ başlarına aslâ fâ’ideleri olmayup hemân geymemiş gibi durur. Ol kalaba[k] bir pirincli zencîr-i musanna‘lar ile başlarına boğazlarından bağlarlar. Başları Adana kabağı kadar büyük olup üzerlerinde kalabakları küçük olup tepelerinde durduğiyçün gûyâ kîr-i hara kelebek kuşu konmuş gibi durur. El-hâsıl bir turfe-hey’et mecmû‘a-i aceblü keferelerdir. Libâsları cümle koyun yapağısından şâllardır, ammâ gâyet dîv tüvânâ zeber-dest ve rencber Ferhâd-vâr çalışır re‘âyâları vardır ve gâyet ankâlardır. Ve cümle (---) aded kenîseleri vardır. (---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 349a–349b ·
metinde göster ·
… ferrâce ve kontoş geyerler. Ve zenânelerinin çoğu başlarına altun ve gümüş tâs
takye
geyüp üzerlerine çuka ferrâce ve beyâz car bürünürler. Ve pâylarına katîfe çakş …
Ve esbâb [u] eskâlleri serâpâ çuka ferrâce ve kontoş geyerler. Ve zenânelerinin çoğu başlarına altun ve gümüş tâs takye geyüp üzerlerine çuka ferrâce ve beyâz car bürünürler. Ve pâylarına katîfe çakşır üzre sarı çizme geyerler. Ve gâyet mü’eddebâne gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y13a ·
metinde göster ·
Ve cümle zenâneleri ayaklarına sarı çizme geyüp başlarına sâfî gümüş tas takye yâhûd zerdûz sivri takye üzre endâmlarına beyâz çarşaf bürünürler. Ve gâyet hüsn-i cemâlde ve lûtf [ü] i‘tidâlde olup kelimâtları dürr-i meknûndur. Ve sûk-ı sultânîde bey‘ u şirâda ol kadar savt-ı hazîn ile tekellüm ederler kim tüccâr tâ’ifesi metâ‘ın değil belki cân metâ‘-ı nakdin yolunda hâk-i râh edüp var ömrün sarf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y161a ·
metinde göster ·
… i ayaklarına sarı çizme geyüp başlarına sâfî gümüş tas takye yâhûd zerdûz sivri
takye
üzre endâmlarına beyâz çarşaf bürünürler. Ve gâyet hüsn-i cemâlde ve lûtf [ü] i …
Ve cümle zenâneleri ayaklarına sarı çizme geyüp başlarına sâfî gümüş tas takye yâhûd zerdûz sivri takye üzre endâmlarına beyâz çarşaf bürünürler. Ve gâyet hüsn-i cemâlde ve lûtf [ü] i‘tidâlde olup kelimâtları dürr-i meknûndur. Ve sûk-ı sultânîde bey‘ u şirâda ol kadar savt-ı hazîn ile tekellüm ederler kim tüccâr tâ’ifesi metâ‘ın değil belki cân metâ‘-ı nakdin yolunda hâk-i râh edüp var ömrün sarf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y161a ·
metinde göster ·
geyüp beyâz car bürünüp sarı çizme geyerler. Ve cümle zenâneler sûrlarında zılk …
Ve cümle zenâneleri gümüşden sivri takye geyüp beyâz car bürünüp sarı çizme geyerler. Ve cümle zenâneler sûrlarında zılkıt çağırırlar. Ve câ-be-câ Arab mahbûbları dahi vardır ammâ halkı fukarâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y166b ·
metinde göster ·
geyüp üzerlerine beyâz car bürünüp pâylerine sarı çizme geyüp mü’eddebâne reftâ …
Ve zenânesi altun ve gümüş ve dîbâdan sivri takye geyüp üzerlerine beyâz car bürünüp pâylerine sarı çizme geyüp mü’eddebâne reftâr ederler. Ve ol kadar nerm [ü] râmlardır ve garîb insâna dâmlardır kim gûyâ hevâ-yı dünyâdır. Ve kelimâtları dürr-i şehvâr bedî‘ü'l-beyân ve fasîhü'l-lisândırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y175a ·
metinde göster ·
… âne kısmı gâyet mü’eddebe ve mestûrelerdir. Sîm ü zer-i hâlisden bir gûne sivri
takye
geyüp beyâz izâr u dutuk bürünürler. Ve bir yere gitseler sarı çizme geyüp izdi …
Ve âb [u] hevâsı sevâhil ve yaylak mu‘tedil olduğundan merâlî ve gazâlî gözlü mahbûb u mahbûbesine nihâyet yokdur. Ve zenâne kısmı gâyet mü’eddebe ve mestûrelerdir. Sîm ü zer-i hâlisden bir gûne sivri takye geyüp beyâz izâr u dutuk bürünürler. Ve bir yere gitseler sarı çizme geyüp izdihâm-ı râhlardan gitmeyüp tenhâ yollardan giderler. Gâyet ehl-i perde hâtûnları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y187a ·
metinde göster ·
… e helâlî sof geyerler. Ve nisvân tâ’ifesi gâyet mü’eddebedirler. Altun ve gümüş
takye
geyüp üstlerine beyâz car bürünürler. Ve ayaklarına cümle çizme geyüp reftâr ed …
Ve hevâsının letâfetinden halkının reng-i rûyları humret üzredir. Ve gâyet garîb-dost Q 96aP 96a ehl-i zevk ehl-i tarîk ve ehl-i hâl âdemleri var. Fukarâsı alaca abâ ve çuka ferrâce ve beyâz sof geyerler. Ve ağniyâsı sammûr ve elvân çuka ve helâlî sof geyerler. Ve nisvân tâ’ifesi gâyet mü’eddebedirler. Altun ve gümüş takye geyüp üstlerine beyâz car bürünürler. Ve ayaklarına cümle çizme geyüp reftâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y225a ·
metinde göster ·
… f cellâyî mevsûfu ahmer Y 232a sof geyerler. Ve zenânesi altun ve sîm-i hâlis
takye
üzre beyâz izâr bürünürler.
Ve cümle halkı Arabdır ve gâyet lecûclardır. Ekseriyyâ alaca abâ geyerler. Ve beyâz destâr imâme geyerler. A‘yânı çuka ve sof cellâyî mevsûfu ahmer Y 232a sof geyerler. Ve zenânesi altun ve sîm-i hâlis takye üzre beyâz izâr bürünürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y231b–Y232a ·
metinde göster ·
… müstağrak olup serâpâ cevâhire gark olup serlerinde zer-i hâlisden ve sîmâbdan
takye
ile ve ba‘zılar zerdûz [u] zerbâf takyeler üzre siyâh izâr-ı harîr bürünüp yüzl …
anların hakkında nâzil olmuş. Masdar-ı benî âdemdir. Gûnâ-gûn akmişe-i fâhire ile zer-ender-zere müstağrak olup serâpâ cevâhire gark olup serlerinde zer-i hâlisden ve sîmâbdan takye ile ve ba‘zılar zerdûz [u] zerbâf takyeler üzre siyâh izâr-ı harîr bürünüp yüzlerinde nikâb burka‘ı ve duduk ve saravuşı elvân reng harîr ile vech-i münevveri mestûr olup mükehhal çeşm-i gazâlinden gayri bir yerleri görünmez, gâyetü'l-gâye mestûre havâtînlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y359a ·
metinde göster ·
… ahi donsuzdur. Meğer Rûm hâtûnları ola kim don geyeler. Ve başlarında gümüş tâs
takye
ve altun ve murassa‘ takye ve sorguç ve istifan ve tavk ve halhâl gûşvâreler ve …
Ve cümle zenâneleri dahi donsuzdur. Meğer Rûm hâtûnları ola kim don geyeler. Ve başlarında gümüş tâs takye ve altun ve murassa‘ takye ve sorguç ve istifan ve tavk ve halhâl gûşvâreler ve kollarında bilezikler ve murassa‘ kemerler elbette mukarrerdir. Ve dîbâ ve şîb ü zerbâf ve atlas haftân mukarrerdir. Ve üstlerinde beyâz çar ve siyâh izâr örtünürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y243a ·
metinde göster ·
… tûnları ola kim don geyeler. Ve başlarında gümüş tâs takye ve altun ve murassa‘
takye
ve sorguç ve istifan ve tavk ve halhâl gûşvâreler ve kollarında bilezikler ve m …
Ve cümle zenâneleri dahi donsuzdur. Meğer Rûm hâtûnları ola kim don geyeler. Ve başlarında gümüş tâs takye ve altun ve murassa‘ takye ve sorguç ve istifan ve tavk ve halhâl gûşvâreler ve kollarında bilezikler ve murassa‘ kemerler elbette mukarrerdir. Ve dîbâ ve şîb ü zerbâf ve atlas haftân mukarrerdir. Ve üstlerinde beyâz çar ve siyâh izâr örtünürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y243a ·
metinde göster ·
geyerler. Ve ayaklarında âsumânî pâypûç ve âsumânî iç edik ve ba‘zılar sarı pây …
A‘yân havâtînleri selâmiyye takye geyerler. Ve ayaklarında âsumânî pâypûç ve âsumânî iç edik ve ba‘zılar sarı pâypûş ve sarı iç edik geyerler. Ve hımârlara süvâr olup sokak sokak gezerler. Müşk [ü] amber râyihası esvâk-ı sultânîyi mu‘attar eder. Ammâ cemî‘i diyârın mahbûb [u] mahbûbeleri memdûh-ı âlemdir, ammâ bi-emrillâh Mısır'ın merd [ü] zenânında mahbûb u mahbûbe olmaz, aceb hikmetdir. Meğer ba‘zı devlet-mend âdemler Behce ve Hınâdî ve Hazarî Urbânından kızlar alırlar, ve Rûm'dan mümtâz [u] müstesnâ mahbûbe duhter-i pâkîze-ahter nâ-şüküfte gonca-fem bâkireler getürürler kim herbiri birer Mısır hazînesi değer sâhib-cemâl ve latîfü'l-i‘tidâl hûb-manzar ve perî-peyker hadden efzûn şems-i tâbân-misâl hüsn-i cemâl sâhibi mahbûbeleri olur kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y243a ·
metinde göster ·
… cası geyerler. Her sokağı âdem deryâsıdır. Ve zenânesi sivri altun ve gümüş tâs
takye
geyüp eyinlerine siyâh ve beyâz izâr bürünüp yüzlerine siyâh nikâb ve ayakların …
Ve a‘yânı çuka ve atlas semmûr kürk geyerler. Vasatü'l-hâl olanlar alaca buşt ve mâvî bediyye ve Dimyât alacası geyerler. Her sokağı âdem deryâsıdır. Ve zenânesi sivri altun ve gümüş tâs takye geyüp eyinlerine siyâh ve beyâz izâr bürünüp yüzlerine siyâh nikâb ve ayaklarına âsumânî babuc ve âsumânî iç edik geyüp mü’eddebâne reftâr ederler. Rûz-ı rûşende sokağa çıkan avreti ol ân her kim olursa katl ederler, meğer meyyitleri ardınca karîb akrabâ avretleri çıkar, destûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y347b ·
metinde göster ·
ve beyâz ve siyâh ibrîşim car bürünüp reftâr ederler.
Ve bu şehrin askerî tâ’ifesi gâyet müzeyyen kimesnelerdir, gûnâ-gûn akmişe-i fâhire ve elvân çukalar geyerler. Ve vasatü'l-hâl merdleri boğası ve Mısır alacası geyerler. Fukarâları hâline münâsib esvâb-ı peşmîne geyerler, hâl-i cihân böyledir. Zenâneleri zer-i hâlisden ve sîm-i ebyâzdan mutallâ takye ve beyâz ve siyâh ibrîşim car bürünüp reftâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y358a ·
metinde göster ·
ve eyinlerine beyâz ve alaca fûta bürünürler ve yüzlerine kıldan nikâb urunurla …
Ve âb [u] havâsı gâyet latîf olduğundan dilârâm mahbûbeleri hûb-rûdur. Ve mahbûbları ahmerü'l-levndir. Emrâdı Mısır alacaları ve Siyût boğasıları geyerler. Ve askerî halkı gûnâ-gûn çukalar ve atlas kabâlar geyerler. Nisvân [u] bintânı başlarına sivri takye ve eyinlerine beyâz ve alaca fûta bürünürler ve yüzlerine kıldan nikâb urunurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y365a ·
metinde göster ·