… i cû‘ eder. Ammâ yine bu harâbâtî erenlerine hüsn-i zan edüp bunlardan istimdâd
taleb eder
. Âhir vakt-i gurûb karîb olup Galata'dan bir kayığa süvâr olup Unkapanı cânibin …
Fakîr Gülâbî bunları dahi ana kıyâs edüp üç gün[den] berü aç âdem meyhâne ta‘âmına girüp def‘-i cû‘ eder. Ammâ yine bu harâbâtî erenlerine hüsn-i zan edüp bunlardan istimdâd taleb eder. Âhir vakt-i gurûb karîb olup Galata'dan bir kayığa süvâr olup Unkapanı cânibine ubûr edüp Gülâbî Ağa'ya bir desti şarâb verüp yükledirler. Bu dahi beni imtihândır deyü i‘tikâd ile bir desti şarâb ile vakt-i gurûbdan sonra bir tenhâ sokakda Gülâbî Ağa'nın başından destârın, eyninden semmûr lepâçesin alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38b ·
metinde göster ·
… zasıyla cümle eyâletinde olan Ekrâd beğlerine isti‘câlnâmeler tahrîr edüp asker
taleb eder
. Ve kendüsü dahi dahme-i Şeref Hân'ı küşâde kılup etrâf diyârlardan on yedi bin …
Bu nâme tahrîr olunup Erzurûm Vâlîsi Tavukçu Mustafâ Paşa'nın dahi gönderdiği şikâyetnâme mektûbunu nâme ile paşa efendimizin kapucubaşılarından Çerkes Cânpolat Ağa Kuskunkıran üzre ılkar ile mektûbları hâna götürüp verdikde dîvânhânede mektûblar kırâ’at olunup mefhûmu hânın derûnunda yer edüp hân eydür: "Bre cânım, biz ne acâ‘ib cürüm sâhibi olup vâcibü'l-katl olmuşuz kim ilimiz vilâyetimiz nehb ü gâret olup bu kadar itâb u ikâba müstahak olayuz. Emr Hudâ'nındır, iki el bir baş içündür" deyüp "Tiz paşa efendimize cürmümüz afv etmek içün bir mektûb tahrîr edüp ve bu kadar genc-i Kârûn hedâyâ hâzır edin." deyü nâme getüren ağanın yanında hâb-ı hargûş-gûne evzâ‘lar edüp pes-i perdeden belki Melek Ahmed Paşa bu mektûbunun akîbince şebhûn edüp şehrimi gâret ideler, mülâhazasıyla cümle eyâletinde olan Ekrâd beğlerine isti‘câlnâmeler tahrîr edüp asker taleb eder. Ve kendüsü dahi dahme-i Şeref Hân'ı küşâde kılup etrâf diyârlardan on yedi bin tüfeng-endâz cem‘ine mukayyed olup her diyâra âdemler gönderüp şehrin cânib-i erba‘asına meterisler ve rasîf-i İskenderîler etdirüp şeb [ü] rûz etrâf-ı şehre onar bin âdem nigehbânlar kor.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 261a ·
metinde göster ·
Serdâr-ı âkıbet-efkâr ol ân Hüsrev Paşa-yı azîmü'ş-şâna haber gönderüp istimdâd
taleb eder
. Der-ân serdâr-ı bâ-vakâr on bin aded güzîde "Benem, diğer nîst!" diyen sâhib-i …
Serdâr-ı âkıbet-efkâr ol ân Hüsrev Paşa-yı azîmü'ş-şâna haber gönderüp istimdâd taleb eder. Der-ân serdâr-ı bâ-vakâr on bin aded güzîde "Benem, diğer nîst!" diyen sâhib-i şecâ‘at fetâlardan imdâd gönderir. Çünki Zeynel Hân bu kadar cünûd-i cünüb-i gümrâhân ile asker-i İslâm'a mukâbil olur. Ammâ Kızılbaş-ı kallâşın hakkâ ki evvel hamlesi yamandır. Asâkir-i İslâm üzre sehel galebe eder şekilli olurlar ve Kızılbaş ordunun bir cânibine girerler ve mâl-ı ganâ’im hasâresine düşerler ve niçe yüz haymeleri kabza-i tasarrufa alırlar. Çün Halîl Paşa ve Hasan Paşa bu hâl-i perîşânı görüp "Oldu olacak, Serdâr Hüsrev Paşa'ya ne cevâb virelim?" deyüp cümle guzât-ı müslimîn, dalkılıç "Allah Allah!" deyü Kızılbaş-ı evbâş üzre "Hû! Hû!..." deyüp Kızılbaş'a aslâ göz açdırmayup cenge âheng ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 318a ·
metinde göster ·
… fermân-ı vezîr olduğu üzre tobraları alup resîd eder, tobra getirmeyenden yine
taleb eder
. Bu minv[âl] üzre bir günde tobralar kûh-ı Demâvend ve kûh-ı Elburz gibi eyle y …
Ba‘dehu bu cem‘ olan torbaları herkes toprak ile doldurup kal‘anın cânib-i garbîsinde Beç kapusu hâricinde Vezîria‘zam koluyla Yûsuf Paşa kolu mâbeynind[e] bir mürtefi‘ mahalle topraklı tobraları yığup kal‘aya toprak sürülmek fermân olunup kal‘ayı toprak gark etmeğe mübâşeret edüp üzerine Yûsuf Paşa cümle Anadolu askeriyle ta‘yîn olunup tobra emîni fermân-ı vezîr olduğu üzre tobraları alup resîd eder, tobra getirmeyenden yine taleb eder. Bu minv[âl] üzre bir günde tobralar kûh-ı Demâvend ve kûh-ı Elburz gibi eyle yığıldı kim kal‘a içinde gezen mûr [u] mâr nümâyân oldu. "Ve ancak yüz bin aded tobra geldi" deyü tobra emîni nakl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 112a ·
metinde göster ·