Lâkin Tershâne-i Âmire halkı mâl-ı pâdişâhîyi ekl [ü] bel‘ etmede sâhib-fünûn olup Siyâvuş Paşa mâni‘ olması haysiyyet ile azebistân halkının hüsn-i zindegânîsi olmayup ma‘zûl olunup Murâd Hân'ın zamân-ı asrında kapudanlık Siyâvuş Paşa'da tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 73b ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ ekâlîm-i seb‘ayı seyâhati[m] bu Maskov diyârında
tamâm oldu
. Andan Mesköv elçisi ile yetmiş günde kal‘a-i Azak'da Ak Mehemmed Paşa'ya ve Ku …
Hamd-i Hudâ ekâlîm-i seb‘ayı seyâhati[m] bu Maskov diyârında tamâm oldu. Andan Mesköv elçisi ile yetmiş günde kal‘a-i Azak'da Ak Mehemmed Paşa'ya ve Kul Kethudâsı Süleymân Paşa'ya andan Ak Mehemmed Paşa ile Azak'dan ma‘zûlen tekrâr vilâyet-i Kırım'a anda Çoban Gerayoğlu Tatar Hân'dan ihsânlar alup Ak Mehemmed Paşa ile seksen günde karadan İslâmbol'a andan hakîr Edirne'ye, andan cezîre-i Girid'e, sadrıa‘zama vâsıl olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 86b ·
metinde göster ·
… tanatları ve vüzerâ ve vükelâ ve hayrât [ü] hasenâtları ve feth [u] fütûhâtları
tamâm oldu
. Zîrâ bu mezkûr pâdişâhlar cümle İslâmbol'da medfûn ve neşv [ü] nemâ bulmaları …
Bu mahalde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân-ı Gâzî'den beri Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘a gelince icmâl-i saltanatları ve vüzerâ ve vükelâ ve hayrât [ü] hasenâtları ve feth [u] fütûhâtları tamâm oldu. Zîrâ bu mezkûr pâdişâhlar cümle İslâmbol'da medfûn ve neşv [ü] nemâ bulmaları cihetinden İslâmbol evsâfında câmi‘leri evsâfın tahrîr ederken sadedden çıkup ba‘zı kavânînleri ve havâdisâtlar mahalle münâsib tahrîr olunup yine şehr-i İslâmbol içre olan selâtîn câmi‘leri evsâfına rucû‘ edelim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 87b ·
metinde göster ·
… bevvâb-ı derî pâdişeh-ı âlem o kim / Şîr-dildir Esedullâh denildi ana nâm / Çün
tamâm oldu
bu câmi‘ dedi hâtif târîh / Câmi‘-i hâs olup oldu bu câ-yı ubbâd. / Sene 1000.
Ser-i bevvâb-ı derî pâdişeh-ı âlem o kimŞîr-dildir Esedullâh denildi ana nâmÇün tamâm oldu bu câmi‘ dedi hâtif târîhCâmi‘-i hâs olup oldu bu câ-yı ubbâd.Sene 1000.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 123b ·
metinde göster ·
… Serâpâ birbirlerine müşâ bâğ u bâğçeleri vardır kim bu arada Rûmeli kasabâtları
tamâm oldu
.
Ezîn-cânib Eyyûb ve Südlüce ve Hâsköy ve Kâsımpaşa ve Tophâne ve Beşiktaş'dan tâ bu mahalle gelince Rûmeli tarafıdır kim İslâmbol tarafıdır ve merkûm yigirmi iki pâre şehir ve kasabalar ki tahrîr olunup cümle İslâmbol'un birer mahallesidir. Ammâ Yedikulle'den tâ bu Karadeniz Boğazı'na gelince kâmil iki konak yerdir. Ammâ her kasabanın mâbeynlerinde arz-ı hâliye yokdur. Serâpâ birbirlerine müşâ bâğ u bâğçeleri vardır kim bu arada Rûmeli kasabâtları tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138b ·
metinde göster ·
… p dârât ile ubûr edüp bu arada (---) aded ümenâ ve mültezimînler cümle alayları
tamâm oldu
.
"Gidilerin bu vakitde pâdişâhâne zevk etdiklerine reşk etdim. Ceddim Süleymân Hân, âh kırk gün yeniçeri ağası olsam demiş. Benim devletimin bu gümrük emîninin kerr ü fer [u] dârât [u] azamet, kâlâ-yı metâ‘ı ve tarz [u] tavrın görse âh üç gün gümrük emîni olsam der idi. Tîz hil‘at-ı fâhire" deyüp Gümrük Emîni Alî Ağa'ya bir semmûr kaplı hil‘at-ı fâhire ihsân edüp dârât ile ubûr edüp bu arada (---) aded ümenâ ve mültezimînler cümle alayları tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179a ·
metinde göster ·
… neferâtdır (---). Ve bu arada cümle me’kûlât [ü] meşrûbât fürûht edici alayları
tamâm oldu}
.
{Bu bâzârbaşı esnâfları cümle beş esnâfdır ve cümle (---) dükkândır ve cümle (---) neferâtdır (---). Ve bu arada cümle me’kûlât [ü] meşrûbât fürûht edici alayları tamâm oldu}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181a ·
metinde göster ·
… ğıyçün başka bir mükellef alay edüp ubûr etdiler kim, cümle ordu alayı bunlarda
tamâm oldu
.
Bunların şarâbına (---) derler, sâ’ir meyhâne şarâblarına (---) derler. Böyle muta‘assıb mel‘ûnlar olduğıyçün başka bir mükellef alay edüp ubûr etdiler kim, cümle ordu alayı bunlarda tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 215b ·
metinde göster ·
… kim, İslâmbol'un cümle esnâfları kırk yedi fasıl olup cümlesi bu meyhânecilerde
tamâm oldu}
.
{Bozacıbaşıya yamak olan meyhâneciyân cümle elli esnâfdır ve cümle (---) aded kârhâne-i rüsvâhânedir ve cümle (---) cünûd-ı cünüb-i mel‘ûnân-ı cehennem sakkâlarıdır kim, İslâmbol'un cümle esnâfları kırk yedi fasıl olup cümlesi bu meyhânecilerde tamâm oldu}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 215b ·
metinde göster ·
… olmağıla başka emîni vardır. Ve kal‘anın cümle on bir aded kapuları bu mahalde
tamâm oldu
.
Ve Bâb-ı râbi‘ Mumhâne'dir. Tarabefzûn'da şem‘-i asel ve şem‘-i rugan gâyet çok olmağıla bu kapudan taşra işlenir, gayrı yerde işleyemezler. Zîrâ şem‘ahâne mîrî olmağıla başka emîni vardır. Ve kal‘anın cümle on bir aded kapuları bu mahalde tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 250b ·
metinde göster ·
… ağî, eğer sâhil-i bâhrî olan cümle yigirmi beş aded Abaza aşîretleri bu mahalde
tamâm oldu
, et-temâm.
Bu bâlâda tahrîr olunan on aded dağda sâkin olan âsî aşîretlerin Aşağılı'da olan iskele Abazaları mâbeynine gelemezler, bâğîler ve yağı kavmlerdir. Amma bu dağ Abazalarının cümleye ser-çeşme, güzîde, yarar ve nâmdârı bâlâda tahrîr olunan Sadşe kavmidir, ve's-selâm. Bu mahalde eğer dağî, eğer sâhil-i bâhrî olan cümle yigirmi beş aded Abaza aşîretleri bu mahalde tamâm oldu, et-temâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 258b ·
metinde göster ·
… layup "Katırcıoğlu! Şimden gerü biz dahi başımız tedârükün görelim. Âhir işimiz
tamâm oldu
. Hemân gerçekden asker yazup Kara Yazıcı ve Sa‘îd Arab ve Kalenderoğlu gibi ili …
Evvelâ Kara Haydar nâm şakî bir kadıyı katl eyleyüp Sultân İbrâhîm Hân'ın cülûsunda ısyân [u] tuğyân edüp niçe sene şakâvet edüp Sakaltutan-beli'nde ve Köprübeli'nde ve Felâketbeli'nde ve Direklibel'de ve Çengâllıbel'de ve Sarmaşıklıbel'de ve Domalıçbeli'nde ve İzmir kurbunda Sabuncubeli'nde bunun emsâli niçe yüz bellerde niçe bin kârbânı basup bellerinden kemerin yasup harâmîlik ederdi. Âhir Kara Mustafâ Paşa fermânıyla Anadolu eyâletinde nefîr-i am çıkup Kara Haydar'ı Işıklı nâm kasaba kurbunda bir hâne içre kapanup hâneye ateş edüp cümle tevâbi‘i cız-bız kebâbı gibi büryân olup Kara Haydar cân havliyle taşra çıkup katl edüp kelle-i murdârın der-i devlete gönderüp cemî‘î tarîk-ı âmlar emn [ü] emân oldu. Ammâ Kara Haydaroğlu nâm bir veled-i zinâsı zuhûr edüp babası mel‘ûnun kanın taleb 373a içün Anadolu vilâyetinde yigirmi sancak yerde niçe yüz bin ibâdullahı râhatda komayup tâ cülûs-ı Mehemmed Hân'ın ibtidâsına gelince üç eyâlet yeri harâb u yebâb eyleyüp bir vech ile ele girmek muhâl oldu. Hattâ bu hakîrin Engüri kurbunda Balıkhisâr nâm karyede ale'l-gafle râst geldiğimiz mel‘ûnlardır kim mukaddemâ evsâfları beş ay mukaddem tahrîr olunmuşdur. Âhir-ı zamân-ı saltanat-ı İbrâhîm Hân evâhirinde Melek Ahmed Paşa efendimizin ağalarından sâbıkan Türkmân Ağası Abaza Kara Hasan Ağa'ya hatt-ı şerîfler gidüp "Kara Haydaroğlu'nun ya başı, ya başın" deyü istimâlet emirleri gidüp kayd-ı hayât ile Hasan Ağa'ya ba‘de edâ-yı hizmet Türkmân ağalığı ta‘ahhüd olunup Hasan Ağa dahi bin kadar şehbâz u nâmdâr iş erleri ve dağ u râğ serverlerinin bahâdır [u] hünerverlerin başına cem‘ edüp bir gün Söğüd dağı nâm mahalde Kara Haydaroğlu'nu yataklandurup andan firâr eder. Ba‘dehû andan başına iki yüz nâm-ı be-nâm vâcibü'l-izâle cem‘ edüp Katırcıoğlu ve Akyakalıoğlu ve Oynağanlıoğlu ve Yeğen Hüseyin ve Kara Memi nâm hârâmîlerle şehr-i Isparta dağlarında ve Söğüd kûhlarında ve Aydın cebellerinde ve Sarıhan illerinde gezüp ehl-i tüccâr-ı berr [u] bihârı rencîde etdüğü İbrâhîm Hân'ın mesmû‘-ı hümâyûnları olup Anadolu eyâletine mutasarrıf Vezîr Küçük Çavuş Paşa cümle Anadolu eyâletiyle varmak fermân-ı şehriyârî olup on bin askerle âsî ve harâmî mezkûrların üzerine varup Karahisâr altında iki asker birbiriyle mukâbele ve mukâtele ederken bi-emri Hudâ Kara Haydaroğlu vâcibi yedi yüz âdemiyle on bin derme ve çatma Anadolu askeri içine aç kurd koyuna girer gibi girüp askeri bozup kimin kırup kimin âzâd edüp ol mahalde Anadolu Valisi bir vezîr-i dânâyı kayd-bend ile Kara Haydaroğlu'nun önüne getirüp ırz-ı pâdişâhî vardır deyü Kara Haydaroğlu, Küçük Çavuş Paşa'yı atıyla ve donuyla ve bir kaç yakın huddâmıyla bir dahi hazretin sancağıyla üzerime gelme deyü ahd [ü] yemîn verüp âzâd eder. Bu esnâda paşanın ve gayrı Anadolu askerinin bâr [u] bengâhı ve hayme vü hargâhı ganâ’imiyle Katırcıoğlu nâm şimşîr-bâz eli kolu kan bî-îmân u bî-amân gelüp cümle şikârı Kara Haydaroğlu'nun önüne kodukda paşanın tuğ u sancağ ve bayrağ u tabl [u] alemin Kara Haydaroğlu görüp "Katırcıoğlu! İşte Allah bizi tuğ ve sancak ve tabl [u] alem sâhibi dağ paşası etdi" dedikde Katırcıoğlu eydür: "Neyleyeyim, paşayı ele getiremedim. Gidinin yöğrük atları var imiş ve bir kaç ..kilgen oğlanları var imiş, elimden kurtuldu" deyince Kara Haydaroğlu eydür: "Bre şimdi paşayı kayd-bend ile önüme eli bağlı ve ciğeri dâğlı getirdiler. Hâline merhamet edüp bir dahi üzerime gelmeyeceğine yemîn verüp âzâd etdim. İşte şimdi gitdi" deyince Katırcıoğlu eydür: "Bre gerçek mi? Ya sonra yine deryâ-misâl askerle üzerimize gelirse bizi öküz boynuzunda isek de bizi kırar. Hay Kara Haydaroğlu! Allah belâcığın versin. Bre ne âzâd etdin. Onların dirisiyle söyleşmekden ise ölüsüyle söyleşmek gerek" deyü atına süvâr olup fi'l-hâl paşaya erüp "Dur a bre .mlı kahbe" deyüp paşaya dal-kılıç olup paşa yedi âdemiyle Katırcıoğlu'na hamle edüp Katırcıoğlu'nun bir âdemin katl edüp birine dahi sataşırken Katırcıoğlu paşaya bir satûr-ı Katırcı niçe urursa kellesin terkiye alup yedi gulâmın kayd-bend edüp kelleyle ve atları ve gulâmlarıyla Kara Haydaroğlu önüne gelince Haydaroğlu ağlayup "Katırcıoğlu! Şimden gerü biz dahi başımız tedârükün görelim. Âhir işimiz tamâm oldu. Hemân gerçekden asker yazup Kara Yazıcı ve Sa‘îd Arab ve Kalenderoğlu gibi ili vilâyeti urup celâlî olalım. Yâhûd deryâ-misâl asker ile Acem diyârında bir yer feth edüp anda karâr idelim" dedi. Katırcıoğlu eydür: "Bre iki el bir baş içindir. İpden kazıkdan kurtulmuş yiğit yazalım, mâl verelim, mâl alalım" deyüp niçe yüz harcu's-seyf ip sürüyenleri başlarına cem‘ edüp Kırşehri ve Beğşehri ve Akşehri ve Seydîşehri ve Eskişehri ve Alaşehri ve gayrı büleyde ve şehirleri harâb u yebâb ve halkın kebâb u hânelerin türâb ederek günden güne ısyân [u] tuğyânları ziyâde olup niçe ümmet-i Muhammed'in ehl [u] ıyâllerin alup kırmızı şâl ile kafadârları gibi gezdirüp fi‘l-i şenî‘lere başladılar. Hikmet-i Hudâ cülûs-ı Mehemmed Hân'ın ertesi günü Kara Haydaroğlu katli hakkında yine Abaza Kara Hasan Ağa'ya hatt-ı şerîfler gidüp "Dünyâ âsûde-hâl ola" deyü bu târîh mısra‘ı mazmûnunca (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 372b–373a ·
metinde göster ·
… bir seng-traşdır. Bir dîv karısı bu taşı Ba‘albek kal‘asına götürür imiş. Kal‘a
tamâm oldu
, bu taşı nereye götürürsün, dediklerinde taşı kitifinden bu çemenzâ[r] yire bır …
Elhâsıl bu hakîrin bu seyâhatinde im‘ân-nazar etdüğü kılâ‘larda böyle bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn görmedim. Meğer diyâr-ı acemde kal‘a-i Kahkahâ ve kal‘a-i Van ve Mardin ola. Ve niçe bin seyyâhân-ı berr ü bihâr felek-i atlas-ı bukalemûnda görmedik derler. Zîrâ benî Âdem binâsı değildir. Hazret-i Süleymân dîvlere yapdırmışdır. Zîrâ ol kubbe-i mu‘azzam-misâl taşları benî Âdem'den Âd [u] Semûd ve Hûd u Amâlika kavmi kaldırmağa kâdir değildir ve kavm-i Lût ve kavm-i İsrâ’îlî ve kavm-i Amalâk hod ilm-i cereskal ile bu kal‘anın bir taşın bir yerden bir yire vaz‘-ı hacer etmeğe kâdir değillerdir. Hattâ Ba‘albek kal‘asının hâricinde bir çemenzâr sahrâda çâr-kûşe dağ pâre bir sahrâ-i azîm vardır. Bir kûşesi zemînde üç kûşesi hevâya nâzır mücellâ bir seng-traşdır. Bir dîv karısı bu taşı Ba‘albek kal‘asına götürür imiş. Kal‘a tamâm oldu, bu taşı nereye götürürsün, dediklerinde taşı kitifinden bu çemenzâ[r] yire bırağup gider. Anınçün bu seng-i hârâ ol mahalde kalmış, tâ bu mertebe sahrâ-i azîmleri vardır. Bu kal‘a Hazret-i Süleymân'dan sonra niçe bin mülûk eline girüp Âl-i Emeviyyûn'da bu kal‘a-i Ba‘albek sahrâsı ol kadar imâr oldu kim bâğ-ı İremden nişân verirdi. Zîrâ Ba‘albek sahrâsı ve Bukâ‘ fezâsı bir vâdî-i mahsûldârdır kim gûyâ sahrâ-yı Busrâ ve vâdî-i Havrân'dır. Ba‘dehû Âl-i Ekrâd'dan Şâm Halîfesi Nûreddîn Şehîd hazretleri imâr etdi. Andan Şâm hilâfeti, Mısır'da kal‘a binâ eden Yûsuf Selâhaddîn eline girüp Ba‘albek kal‘asına kul koyup imâr edüp ba‘dehû sene 922 târîhinde Sultân Gavrî destinden Selîm Hân-ı Evvel feth edüp Şâm eyâletinde subaşılıkdır ve yüz elli akçe kazâdır ve nâhiyesi (---) pâre kurâdır. Kethüdâyeri ve serdârı yokdur. Kal‘asında dizdârı ve neferâtları (---) ve derûn-ı kal‘ada (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)36b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 36a–36b ·
metinde göster ·
. Âhir cum‘a alemim dibinde kılmağiçün Edirne yoluyla bana gel" derler. Hemân Se …
{Ammâ hikmet-i Hudâ Selîm Hân câmi‘in itmâm bulduğun istimâ‘ etdüğü gice Hazret-i Risâleti menâmında görüp "Yâ Selîm, câmi‘in cem‘iyyeti tamâm oldu. Âhir cum‘a alemim dibinde kılmağiçün Edirne yoluyla bana gel" derler. Hemân Selîm Hân İslâmbol'dan azm-i Edirne deyü giderken iki gün şikast-hâtır olup üçüncü günde Çorlu nâm mahalde çorlu olup merhûm oldu. Selîm Hân, câmi‘inde evvel cum‘ayı kılamayup âhir cum‘ada cenâze namâzı kılınup na‘ş-ı şerîfin Ayasofya'da defn etdiler. Kapusu üzre bu âyet-i şerîf merkûmdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 156a ·
metinde göster ·
… du. Mümkin olup bir vech ile bir yerinden zafer bulunmadı. Âhir kırkıncı gün ki
tamâm oldu
, Sadrıa‘zam Tayyâr Mehemmed Paşa şehîd oldu ve Kapudan Kara Mustafâ Paşa sadrıa …
Hikmet-i Hudâ topların münhedim etdiği yerlerden yigirmi kerre belkim yürüyüşler oldu. Ve on altı aded lağım yerinden atılup hücûmlar oldu. Mümkin olup bir vech ile bir yerinden zafer bulunmadı. Âhir kırkıncı gün ki tamâm oldu, Sadrıa‘zam Tayyâr Mehemmed Paşa şehîd oldu ve Kapudan Kara Mustafâ Paşa sadrıa‘zam olduğu ân Bağdâd'a eyle hücûmlar oldu kim Kızılbaşların başları yine kaygulu işe uğradı. Gördüler kim gayrı çâre yok. Hemân burc [u] bârûlar üzre beyâz emân bayrakları diküp "Amân, el-amân, ey güzîde-i Âl-i Osmân! Cığı cığı dâd u havar ey muhibb-i Çâr-yâr ve Düldül-süvâr Alî-i kerrâr!" deyü feryâd [u] nâlân-ı sad-hezâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 336b ·
metinde göster ·
… i Tuzla ve kal‘a-i Kastel ve kal‘a-i Beline ve kal‘a-i Raça, İzvornik kal‘aları
tamâm oldu
.
Kal‘a-i harâb Duna ve kal‘a-i harâb Kelp ve kal‘a-i Akhisâr ve kal‘a-i Vinçaz ve kal‘a-i Yayiçse ve kal‘a-i Gölhisâr ve kal‘a-i Banyaluka ve kal‘a-i Notyak ve kal‘a-i Travnik ve kal‘a-i Voçets ve kal‘a-i Sarây ve kal‘a-i Viseko ve kal‘a-i Vişegrad. Bunlar Sarây sancağı kal‘alarıdır, tamâm. Kal‘a-i Gılana(?) ve kal‘a-i Sokol ve kal‘a-i Serebreniçse ve kal‘a-i Kolşat ve kal‘a-i İzvornik ve kal‘a-i Tuzla ve kal‘a-i Kastel ve kal‘a-i Beline ve kal‘a-i Raça, İzvornik kal‘aları tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 167b ·
metinde göster ·
… e dahi gümrük alınsa bâzergânlara müşkil olur. Bu mahalde cümle hâkimân-ı Üsküb
tamâm oldu
.
Ve bir hâkimi bâcdârdır. Cemî‘i kârbân metâ‘larından bâc alır, ammâ bu şehirde gümrük yokdur, zîrâ Selânik'de ve Bosna'da ve Belgrad'da gümrük alınır. Bu mezkûr şehirlerin tâ ortasına vâki‘ olup bu Üsküb'de dahi gümrük alınsa bâzergânlara müşkil olur. Bu mahalde cümle hâkimân-ı Üsküb tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 169b ·
metinde göster ·
… dir, ammâ bu kal‘a vilâyet-i Saz Macarı hâkindedir, Erdel Macarı hükmü bu arada
tamâm oldu
. Ve bu Betlen Gabor kal‘ası kavmi kal‘a sâhibi Erdel'e kral olduğundan safâlar …
Sultân Süleymân asrında Betlen Gabor binâ etmeğile Betlenvar derler. Henüz kral olan Apopi Mihal kralın mülk-i mevrûsudur ve Erdel krallarına tâbi‘dir, ammâ bu kal‘a vilâyet-i Saz Macarı hâkindedir, Erdel Macarı hükmü bu arada tamâm oldu. Ve bu Betlen Gabor kal‘ası kavmi kal‘a sâhibi Erdel'e kral olduğundan safâlar kesb edüp belki gece ve gündüz bin pâre toplar atup kal‘a kapuların küşâde kılup asker-i İslâm ile yağ u balı olup avreti ve oğlanlarıyla asker bir alma ve bir verme bâzâr etdiler kim ba‘zı yiğitler ol bâzârdan bîzâr-ı pür-zâr oldular. Ve kal‘a kapudanı ve nemeşleri ve birovları ve şagları ve dojları hedâyâlarıyla ordu-yı İslâmı ganîmet edüp mâl u cân ve başları ve evlâd [u] iyâlleri bile hidmet edüp ol gece kal‘ayı niçe bin meş‘al ve kanâdîl ve neft ve katrân ile çerâğânlar etmişlerdir kim şeb-i zulumâtîleri gûyâ rûz-ı rûşen oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16b ·
metinde göster ·
… kurâlar ve ubûr etdiğimiz cümle sahrâlar serâpâ Tımışvar eyâleti idi, bu arada
tamâm oldu
.
Bâlâdaki kurâlar mukaddemâ birkaç kerre ubûr olmak ile evsâfları tahrîr olunmuşdu. Ammâ bu Yaboka, ya‘nî lisân-ı Sırfça Yabloka "Elma köyü" demekdir, Belgrad-ı behişt-âbâd mukâbelesinde nehr-i Tuna'dan ayrılmış bir azmak kenârında bir ma‘mûr üç yüz hâneli Eflak ve Bulgar ve Sırf kefereleri köy ve ze‘âmetdir. Ve mezkûr kurâlar ve ubûr etdiğimiz cümle sahrâlar serâpâ Tımışvar eyâleti idi, bu arada tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31b ·
metinde göster ·
, ammâ hayli vâsi‘ vilâyetdir kim hamd-i Hudâ cümle kurâ vü kasabâtları ve şehrl …
Ve dahi Hersek sancağı bunda tamâm oldu, ammâ hayli vâsi‘ vilâyetdir kim hamd-i Hudâ cümle kurâ vü kasabâtları ve şehrleri ve kılâ‘ları ve cümle yaylaların seyr [ü] temâşâ etdik. Bu diyâr Hersek'in şark tarafı Arnavudistân'ın İskenderiyye sancağıyla müşâ olup Sührâb Mehemmed Paşa ile nehb ü gâret etdiğimiz nâhiye-i Pive ve nâhiye-i Nikşik ve nâhiye-i Bangan ve nâhiye-i Zatarnak ve nâhiye-i Durobnak, bu mezkûr nevâhîler Hersek paşalarına her bâr mutî‘ olmayup harba ucuyla söyleşirler, İskenderiyye ile müşâdır ve kıble tarafı Bundukanî Venedik'inin Kotur ve Perast kal‘alarıyla hem-çetdir ve cenûb cânibinde Dobra-Venedik ile hem-hudûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 167b ·
metinde göster ·
… rleri ve gayri gûnâ-gûn eşyâları kırât be-kırât zî-kıymet fürûht edüp beş günde
tamâm oldu
.
Ba‘dehu ale's-sabâh cemî‘i mâl-ı ganâ’imimizi sûk-ı sultânîye çıkarup cümle kefereleri ve atları ve esvâbları ve kılıç ve kemerleri ve gayri gûnâ-gûn eşyâları kırât be-kırât zî-kıymet fürûht edüp beş günde tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 9a ·
metinde göster ·
… prü kırıldı ve niçe bin asâkir-i İslâm gark oldu ve kendülere imdâd gelmesi işi
tamâm oldu
.
"Bire gâzîler hâl nice olur, işte küffâr karıncaya binmiş gibi yap yap geliyor. Bire şu karşudaki askere imdâd gitsin" deyü feryâd etdikde herkes cânı başı kaydına düşüp çadırların bozup kaçma sevdâsında olup ne imdâd kayısı, hemân karşu tarafdaki kâfir içinde kalan sipâh ve Budim ve Bosna ve Kanije askerleri gördüler kim köprü kırıldı ve niçe bin asâkir-i İslâm gark oldu ve kendülere imdâd gelmesi işi tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 21b ·
metinde göster ·
… çün bu kapuya Ilıca kapusu derler. Bu mahalde varoşun cümle (---) aded kapuları
tamâm oldu
.
Cümle üç aded ılıcalardır, ammâ biri erlere ve biri avretlere ve birinin suyu hayvânâtlara nâfi‘dir ve niçe gûne nef‘i müşâhede olunmuş ılıcalardır kim cemî‘i Erdelistân ve Macaristân'dan beher sene niçe bin marîz cerebe ve frengiye mübtelâ kefereler gelüp bu ılıcalara girüp âb-ı hummasından nûş edüp bi-emrillâh şifâ bulurlar. Lâkin Budin'deki gibi mükellef binâlı germâblar değildir. Bu ılıcalar olduğiyçün bu kapuya Ilıca kapusu derler. Bu mahalde varoşun cümle (---) aded kapuları tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 38a ·
metinde göster ·
. Bundan cânib-i garba tâ Beç'e ve Prağ'a ve İstirinye ve Lonçat vilâyetlerine v …
Ve Macar vilâyeti bu arada tamâm oldu. Bundan cânib-i garba tâ Beç'e ve Prağ'a ve İstirinye ve Lonçat vilâyetlerine varınca Nemse ve Alman vilâyetleridir kim Macar küffârı bundan içeri Nemse vilâyetlerine âlât-ı silâhlarıyla girmeğe kâdir olmayup piyâde ve yâhûd arabalarıyla gider. Meğer çâsârın bir kral üzre seferleri olup Macar'ı imdâda da‘vet ederlerse ol zamân cümle Macar silâhıyla gelirler, ammâ başka konup üzerlerine Macar askerinden ziyâde Nemse askeri muhâfazacı korlar. Cemî‘i zamânda Nemse ve Macar'ın birbirleriyle hüsn-i zindegâneleri yokdur ve birbirlerine i‘tikâd etmek ihtimâlleri yokdur, zîrâ birkaç kerre Macarlı ve Zirin ve Beganlı Süleymân Hân'a tâbi‘ olup Nemse'nin elin vilâyetin Osmânlıya aldırmışlardır, zîrâ Macar Luturyan mezhebindedir Nemse papişte mezhebindedir. Anıniçün bu iki kefereler birbirleriyle zıdlardır. Gerçi ikisi de millet-i Mesîhiyyedendirler, ammâ ez-zıddân lâ-yectemi‘ân fehvâsınca bir yere gelmeleri zarûrîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 49b ·
metinde göster ·
. 64a Mâ‘adâ mahalle kiliseleridir, ammâ bu mezkûr manastırların cümlesi kurşu …
Cümle manastırlar bu mahalde tamâm oldu. 64a Mâ‘adâ mahalle kiliseleridir, ammâ bu mezkûr manastırların cümlesi kurşum örtülü değildir ve İstifani kenîsesinin dahi niçe yerleri kurşum örtülü kubbe değildir, hemân harpüşte tahta münakkaş tavan üzre gûnâ-gûn münakkaş sırçalı kiremit örtülüdür. Ve gayri düyûrlar dahi eyle münakkaş kiremitlidir. Ve cümle şehrin amâristân olan dâr-ı menhûsları ve niçe yüz sarâyları cümle elvân reng kiremit ve kurşum ve sarı pirinç ve kırmızı bakır ve kalaylı teneke ve câ-be-câ şindire tahta örtülü ma‘mûr u âbâdân hâne-i menhûslardır. Ve eğer
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63b–64a ·
metinde göster ·
… ı Hayy-ı Kadîr ömr-i medîd ile ahâlîsini mu‘ammer ede. Bu arada Segedin sancağı
tamâm oldu
.
Cümle livâ-i Segedin'de haymehâne re‘âyâları ki yigirmi dörd bin harâcdır kim cümle Eğre kulu aklâmıdır. Cebecibaşı ve topçubaşı ve on iki aded kal‘a kulu ağaları ve muhtesib ağası ve bâcdârı ve mi‘mârbaşı ve niçe hâkimleri vardır. Hudâ amâr ede, zîrâ Orta Macar'a bu kal‘a sedd-i sedîd olmuşdur. Cenâb-ı Hayy-ı Kadîr ömr-i medîd ile ahâlîsini mu‘ammer ede. Bu arada Segedin sancağı tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 81a ·
metinde göster ·
. Ve bu Ada-yı Şâhî'nin Çoçka burnu tarafında niçe harâb kal‘alar vardır, ammâ C …
Bu mahalde Ada-yı Şâhî cirmi ve Kefe eyâleti tamâm oldu. Ve bu Ada-yı Şâhî'nin Çoçka burnu tarafında niçe harâb kal‘alar vardır, ammâ Ciniviz küffârı asrında bu ada ve kal‘aları eyle âbâdân imiş kim cümle iki kerre yüz bin kefere ve fecere leşkeri var imiş. Ba‘dehu niçe yerlerin 146b Timur Leng yıkmış. Hakîr bu kal‘ayı seyr [ü] temâşâ ederken kal‘a-i Taman'dan Hân hazretlerinin azîm askerleri gelüp bu Kızıltaş kal‘ası dibinde cümle Tatar askeri meks edüp bir günde yüz pâre gemiyle Kızıltaş kal‘ası dibinden nehr-i azîm Kuban'ı karşu tarafa geçmeğe cehd eyleyüp cân atdılar, zîrâ gerüden yeni Tatar Hân leşkeri gelir deyü havf ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 146a–146b ·
metinde göster ·
… enârına varınca Çerkes kavmi yokdur. Ve bu mahalde kûh-ı Elburz dağların uçları
tamâm oldu
.
Bu Şağake beği cümle üç bin tüfeng-endâz pür-silâh atlı ve yayan askere mâlikdir, ammâ cümle on bin âdem olur. Bu kavimden gayri Karadeniz kenârına varınca Çerkes kavmi yokdur. Ve bu mahalde kûh-ı Elburz dağların uçları tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147b ·
metinde göster ·
… unlar dahi dîvânhâneye görünüş derler. Bu mahalde dahi ülke sâhibi hânları dahi
tamâm oldu
. Ez-în-cânib,
Niçe boybeğleri birbirlerinden yeğleri vardır, ammâ hükûmet sâhibleri bunlardır. Her bâr Sultân Şamhal'ın görünüş dîvânından eksik değillerdir. Bunlar dahi dîvânhâneye görünüş derler. Bu mahalde dahi ülke sâhibi hânları dahi tamâm oldu. Ez-în-cânib,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 162b ·
metinde göster ·
… lar vardır. Hamd-i Hudâ Heyhât sahrâsı ve deşt-i Kıpçak bu Kılburun nâm kal‘ada
tamâm oldu
.
Cezîre-i Kırım ağzı olan kal‘a-i Or'dan cânib-i garba ılgar ile bu kal‘aya gelince kâmil otuz sâ‘atlik ıssız çöl-i çölistân bir ensiz burun gibi yoldur. Anıniçün Kılburun derler. Lâkin memerr-i nâs olmak ile âyende vü revendegânlardan kavm-i Tatar teneffüs ve ârâm edecek yerlere birer eşim koyup(?) ya‘nî kuyular kazup kimi tatlı ve kimi şorca sular vardır. Hamd-i Hudâ Heyhât sahrâsı ve deşt-i Kıpçak bu Kılburun nâm kal‘ada tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 200b ·
metinde göster ·
… up çıkar. Bunun dahi bâğ u bâğçeleri çokdur. Bu mahalde Deliorman vilâyeti dahi
tamâm oldu
. 202a Andan 4 sâ‘atde,
Karye-i Madara: Bir yalçın kayadan yigirmi aded değirmen yürüdür âb-ı hayât suyu kaynayup çıkar. Bunun dahi bâğ u bâğçeleri çokdur. Bu mahalde Deliorman vilâyeti dahi tamâm oldu. 202a Andan 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 201b–202a ·
metinde göster ·
… ârı âlât-ı silâh ile müzeyyendir. Bu kapuda yukaru iç kal‘anın hudûdu ve evsâfı
tamâm oldu
.
Ve bir mesîregâh dahi kal‘a kapusu mâbeyndir kim cümle kal‘a kulunun lonca yeridir. Bir büyük kemer altı olmağile kapunun iki tarafı soffalarında cümle âyende vü revendelerin teferrücgâhlarıdır. Ve cümle der-i dîvârı âlât-ı silâh ile müzeyyendir. Bu kapuda yukaru iç kal‘anın hudûdu ve evsâfı tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 277a ·
metinde göster ·