… eb saf saf ubûr edüp arabalar ve tahtırevânlar üzre orta peşkinli beşer altışar
tancere
ta‘âmlı ocaklar binâ edüp her dükkânları zer [u] zîvere gark edüp pâk dilberân …
Bu esnâf-ı makbûl, cümlesi pâk libâslar ile ve pâk müsellah ve müretteb saf saf ubûr edüp arabalar ve tahtırevânlar üzre orta peşkinli beşer altışar tancere ta‘âmlı ocaklar binâ edüp her dükkânları zer [u] zîvere gark edüp pâk dilberân huddâmlar el kavuşup her dükkânda zî-kıymet kâseler ve fağfûrî tabaklar ve mertebânî-i Gavrîler ve mutallâ leğen ve ibrîk ve harîr peşkîrler ve koknusu ve gücügen cenâhından yelpâzeler ile huddâmlar âmâde durup âşbâzlar ellerinde kepçeler ile ta‘âm kotararak giderken ba‘zı ehl-i cû‘ ol izdihâmda dükkâna girince âşcılar çavuşu feryâd edüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 171a ·
metinde göster ·
ve kazganı demirden düzmüşler idi. Sonra bakır ma‘âdinleri zâhir olup Ebû Habîb …
Ammâ ibtidâ Hazret-i Dâvûd tancere ve kazganı demirden düzmüşler idi. Sonra bakır ma‘âdinleri zâhir olup Ebû Habîb Muhyiddîn nuhâs-ı hâlisden tancereler inşâ edüp pîr oldu. Hâlâ yine Kırım Tatarı ve Moğol ve Boğol ve Kalmah ve Kumuk kavimleri içinde cemî‘i tancereleri cümle Çoyunçu demirinden kazganlardır kim ma‘deni Kırım cezîresinde hâsıl olup Kefe kurbünde Çoyunçî Mehemmed Efendi'nin kârıdır kim {azîm kârhânedir kim ana mahsûsdur}. 185b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 185a–185b ·
metinde göster ·
… şleyecek hücreler ile ârâste bir kârhâne edüp on bin sahan ve beş yüz kazgan ve
tancere
ve sâ’ir bakır âvânları vakf edüp hayrât-ı azîm etdi.
Ba‘dehu Süleymân Hân pâdişâh oldukda kuyumcubaşılara iltifâten Sakkâ çeşmesin binâ edüp önünde bir hevâdâr yerde bâğlı ve bâğçeli ve bir câmi‘, hammâmlı ve müte‘addid kâ‘a ve hücreli bir tavîl dîvânhâne-misâl ortası yollu iki tarafı kuyumcu dezgâhlarında halîfeler işleyecek hücreler ile ârâste bir kârhâne edüp on bin sahan ve beş yüz kazgan ve tancere ve sâ’ir bakır âvânları vakf edüp hayrât-ı azîm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186a ·
metinde göster ·
… rnağı ve âdemin ayağı yanar. Ba‘zı yerleri hafr edüp kârbân halkı ol hafr içine
tancere
ile lahm ve gayrı ta‘âm koyup ân-ı sâ‘atde zemînin herâretinden ta‘âm pişüp ten …
Bu kal‘a ile Demirkapu kal‘ası mâbeyni leb-i deryâ ile dörd konakdır. Mâbeynde nevâhî-i Müskir kendleri vardır kim her bir kendi birer büleyde-i ma‘mûredir. Ve göçer-evli Terekeme kavmi vakt-i zemistânda obaları ile konup göçerler. Ve yine bu Bakü'nün cânib-i şarkîsinde şehr-i Şaburan üç menzildir ve kal‘a-i Şemahı yine şarkîsi tarafında beş konakdır ve yine Bakü'nün şîmâlî tarafında şehr-i Gîlân (---) konakdır ve Şamâkî'nin bender iskelesidir. Çîn-i Hıtâ ü Hoten'den ve Fağfûr ü şehr-i Zenândan ve Kalmah ve Moskov'dan dâ’imâ elçiler ve ağır bâzargânlar gelüp metâ‘ getirirler. Ve dâ’imâ Moskov elçileri gelüp rehn dururlar. Acem diyârına ekseriyyâ semmûr ve balık dişi ve zincâb ve Bulğarî telâtin ve niçe elvân metâ‘-ı gûnâ-gûn Moskov diyârından Gîlân'a ve bu Bakü'ye çıkar ve bu Bakü'den tuz ve neft ve za‘ferân ve harîr alup Moskov'a götürürler. Zîrâ za‘frânı ve harîri Lahîcân'dan şeffâflı ibrişimi olur ve Anadolu'da Za‘ferânborlu'sunda latîf za‘ferânı olur. Ve bu Bakü nâhiyelerinde ba‘zı şûre yerler vardır. At ve âdem basup sehl dursa atın tırnağı ve âdemin ayağı yanar. Ba‘zı yerleri hafr edüp kârbân halkı ol hafr içine tancere ile lahm ve gayrı ta‘âm koyup ân-ı sâ‘atde zemînin herâretinden ta‘âm pişüp tenâvül ederler, aceb hikmet-i Hudâdır. Bu şehrin cânib-i şimâli kurbunda nehr-i Kür deryâ-misâl olup Bahr-i Haraz'a munsab olur. Ba‘zı zemân Moskov'un Kazak-ı Akı kenarı sazlı gemileriyle bu Kür nehrine girüp âmedânî Acem şehirlerin nehb ü gâret edüp niçe bin Acem esîriyle mâl-ı ganâ’im alup esîrleri Gîlân bâzârına götürüp emân ile fürûht eder. Bir nehr-i azîmdir kim Tuna'ya mânend arîzdir, lâkin amîk değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 314b ·
metinde göster ·
… mâl Paşazâde'nin hücresi önüne âdet-i kadîmeleri üzre bir tenşûy ve bir tâbût u
tancere
ve gayri levâzımât-ı meyyiti âmâde olup muntazır olurlar.
Âhir sene 888 târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî asrında Kemâl Paşazâde Ahmed Çelebi tâlib-i ilm iken bu Edirne şehrine seyâhatle gelüp bu medînede meks edüp bir cây-i karâr peydâ eylemeğe murâd edinüp râhı bu medreseye uğrar. Dersi‘âmından bir hücre taleb etdüğünde "Ey molla! Medresemizde ancak bir mu‘attal hücre vardır. Anı da ecinne kabz eylemişlerdir. Andan gayri hâlî hânemiz yokdur," dedikde Kemâl Paşazâde Ahmed Çelebi eydür: "Sultânım, ol hücreyi bize ihsân eyle. Cenâbınızdan teyemmünen ve teberrüken biraz ulûm görelim" dedikde müderris eydür. "Hoş monlam, dirîğ etmeziz, güzel buyurursunuz ammâ ol hücreye kim girdi ise sabahısı meyyiti taşra çıkar" dedikde Kemâl Paşazâde eydür, "Her çi bâd-âbâd, ol hücreyi bize sadaka edin" deyü ibrâm [u] ilhâh eder. Âhir dersi‘âm muztarîb kâm olup "İmdi molla! Âhiret hakkın helâl eyle" deyü hücrenin miftâhın mollaya verüp molla hücre bâbın Bismillah ile küşâde kılup postu üzre karâr eder. Ba‘de'l-ışâ bevvâbân ve müderris Kemâl Paşazâde'nin hücresi önüne âdet-i kadîmeleri üzre bir tenşûy ve bir tâbût u tancere ve gayri levâzımât-ı meyyiti âmâde olup muntazır olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157a ·
metinde göster ·
… aparlar ve kazancıları gâyet üstâd-ı kâmillerdir kim gûnâ-gûn musanna‘ suhûn ve
tancere
ve Ba‘albekîler ve şerbet tasları ve müşebbek buhûrdân ve gülâbdânlar ederler k …
Güzîde-i memdûhât-ı sanâyi‘ât: Evvelâ nehr-i Sava kenârında Çingane tâ’ifeleri demirden musanna‘ rezeli iskemleleri inşâ ederler kim gûyâ sîm âvândır ve gûnâ-gûn kalaylı demir çubuk üzengiler ve ıskaralar ve mârbendler ve bukağılar yaparlar ve kazancıları gâyet üstâd-ı kâmillerdir kim gûnâ-gûn musanna‘ suhûn ve tancere ve Ba‘albekîler ve şerbet tasları ve müşebbek buhûrdân ve gülâbdânlar ederler kim Bosnasarâyı kazgancıları ancak ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 115b ·
metinde göster ·
… nezr etdiği eşyâları getirüp ol kadar altun ve gümüş ve bakır ve kalay suhûn ve
tancere
ve sînîler ve tebsiler ve şem‘dânlar var kim her tîmârhânede onar Mısır hazînes …
Evvelâ her kim bu tîmârhânelerde şifâ bulursa mukaddemâ nezr etdiği eşyâları getirüp ol kadar altun ve gümüş ve bakır ve kalay suhûn ve tancere ve sînîler ve tebsiler ve şem‘dânlar var kim her tîmârhânede onar Mısır hazînesi değer altun ve gümüş âvânları vardır ve ol kadar altun ve gümüş kebâb şişleri köşe be-köşe dayalı durur ve her marîzin illetine göre altun ve gümüş ve bakır tancere ta‘âm-ı gûnâ-gûn tabh edüp hastalara bezl-i ta‘âm ederler. Kilarlarında kuş südü ve şîr-i hurmâ ve katr-i nebât-ı Hamavî misilli me’kûlât [ü] meşrûbâtılar mevcûddur. Ve eyle üstâd-ı kâmil aşbâzları var kim kaçan kral bir krala ve bir vezîre ve bir elçiye ziyâfet etse bu aşbâzlar tîmârhâneden varup ta‘âm-ı gûnâ-gûn pişirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63b ·
metinde göster ·
… köşe be-köşe dayalı durur ve her marîzin illetine göre altun ve gümüş ve bakır
tancere
ta‘âm-ı gûnâ-gûn tabh edüp hastalara bezl-i ta‘âm ederler. Kilarlarında kuş süd …
Evvelâ her kim bu tîmârhânelerde şifâ bulursa mukaddemâ nezr etdiği eşyâları getirüp ol kadar altun ve gümüş ve bakır ve kalay suhûn ve tancere ve sînîler ve tebsiler ve şem‘dânlar var kim her tîmârhânede onar Mısır hazînesi değer altun ve gümüş âvânları vardır ve ol kadar altun ve gümüş kebâb şişleri köşe be-köşe dayalı durur ve her marîzin illetine göre altun ve gümüş ve bakır tancere ta‘âm-ı gûnâ-gûn tabh edüp hastalara bezl-i ta‘âm ederler. Kilarlarında kuş südü ve şîr-i hurmâ ve katr-i nebât-ı Hamavî misilli me’kûlât [ü] meşrûbâtılar mevcûddur. Ve eyle üstâd-ı kâmil aşbâzları var kim kaçan kral bir krala ve bir vezîre ve bir elçiye ziyâfet etse bu aşbâzlar tîmârhâneden varup ta‘âm-ı gûnâ-gûn pişirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63b ·
metinde göster ·
… u] menâl alanlara bir zarar olmayup bir hayli küffâr dahi matbahdan suhûnlar ve
tancere
ve kazgan ve kepçeler alup başlarındaki kara şapka üzre kara tancereleri geyüp …
Niçe küffâr bu ganîmet aldıkları hâli görürler kim mâl [u] menâl alanlara bir zarar olmayup bir hayli küffâr dahi matbahdan suhûnlar ve tancere ve kazgan ve kepçeler alup başlarındaki kara şapka üzre kara tancereleri geyüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245a ·
metinde göster ·
Cümle şehir kefereleri bu keferelerin lâşe-i sûzânların görüp dibelik Sultân Veliyyullâh'a i‘tikâd-ı tâm hâsıl etdiler. Ammâ niçe kefereler bunların kapkara yandıkların görüp tekyeden aldıkları eşyâları bırağup firâr ederek mukaddemâ matbahdan sahan ve tancere alanlara bu ahvâl-i pür-melâli deyüp kimisi mâl-ı ganâ’imi bırağup kimisi cür’et edüp götürürken bi-emrillâhi te‘âlâ başlarında tancere geyen kâfirin başlarında tancereler kızup kara şapkalarında kara saçları 245b ve kara başları kara tancerenin kızgınından başları yanup tancereleri ve kazganları bırağup kaçarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245a–245b ·
metinde göster ·
geyen kâfirin başlarında tancereler kızup kara şapkalarında kara saçları 245b …
Cümle şehir kefereleri bu keferelerin lâşe-i sûzânların görüp dibelik Sultân Veliyyullâh'a i‘tikâd-ı tâm hâsıl etdiler. Ammâ niçe kefereler bunların kapkara yandıkların görüp tekyeden aldıkları eşyâları bırağup firâr ederek mukaddemâ matbahdan sahan ve tancere alanlara bu ahvâl-i pür-melâli deyüp kimisi mâl-ı ganâ’imi bırağup kimisi cür’et edüp götürürken bi-emrillâhi te‘âlâ başlarında tancere geyen kâfirin başlarında tancereler kızup kara şapkalarında kara saçları 245b ve kara başları kara tancerenin kızgınından başları yanup tancereleri ve kazganları bırağup kaçarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245a–245b ·
metinde göster ·
Ve bu âsitânede her gece âyende vü revendegânlardan şeb [ü] rûz yüz iki yüz ve üç yüz atlılar ve niçe yüz piyâdegânlar eksik olmayup cümle pâ-bürehne ve ser-bürehne abdâlân-ı Hudâ köçekleriyle cümle müsâfirîne cân baş üzre hiçmet edüp çul ve tobra ve kahve ibriği ve tancere çıkartmadan matbah-ı Keykâvus'undan niçe gûne ni‘met-i nefîseleri yedirüp içirüp kondurup göçürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 379b ·
metinde göster ·
… -kat sedler ve matbah-ı Keykâvuslar ve rûşenâ hammâmlar inşâ edüp niçe sahan ve
tancere
ve bakır âvânî eşyâlar vakf edüp bir tekye-i âlî olur. Ve hâlâ tekyenişîni ve m …
Ve bu mahalde Süleymân-ı P 40b zamân bir müfîd [ü] muhtasar namâzgâh ve mihrâb [ü] minber ve müte‘addid çemenzâr soffa ve matbahlar ve köşe köşe havz u şâzrevânlar ve kat-ender-kat sedler ve matbah-ı Keykâvuslar ve rûşenâ hammâmlar inşâ edüp niçe sahan ve tancere ve bakır âvânî eşyâlar vakf edüp bir tekye-i âlî olur. Ve hâlâ tekyenişîni ve müte‘addid hücreleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y78b ·
metinde göster ·
… gayri taşlar üzre koyup ba‘zı hâr [u] hâşâk ile alev zâhir olup mezkûr taşlara
tancere
altına kodukda alev-ber-alev olup neft u katrân-misâl yanardı.
Hakîr i‘timâd etmedim. Ba‘dehu kav yakup tancereleri gayri taşlar üzre koyup ba‘zı hâr [u] hâşâk ile alev zâhir olup mezkûr taşlara tancere altına kodukda alev-ber-alev olup neft u katrân-misâl yanardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y234a ·
metinde göster ·
… Gazâ mâlıyla binâ olunup ba‘de'l-itmâm cümle Sahâbe-i kirâma bu câmi‘ içre bir
tancere
her meyve ile ziyâfet etmişlerdir. Anıniçün câmi‘ü'z-Zayf derler. Ba‘dehu Hazre …
Biri biri içinde iki kat câmi‘dir. İbtidâ binâsı Hazret-i Risâlet-penâh'ındır kim ba‘de'n-nübüvve sene 12 târîhinde binâ etmişlerdir. Gazâ mâlıyla binâ olunup ba‘de'l-itmâm cümle Sahâbe-i kirâma bu câmi‘ içre bir tancere her meyve ile ziyâfet etmişlerdir. Anıniçün câmi‘ü'z-Zayf derler. Ba‘dehu Hazret-i Ebâ Bekir ve Ömer ve Osmân ve Alî tevsî‘ etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y325b ·
metinde göster ·
… mâ-germ âteş urdular. Ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yılanlar tabh olduğu bakır âleti
tancere
ve kazgan değildir, zikr olunduğu üzre içi ve tışı sırçalı toprak küplerdir.
Ba‘dehu cümle tathîr olmuş tuzlanan yılanları on iki kıt‘a kıt‘a sırçalı küplere koyup haremin bir köşesinde matbah ocakları üzre koyup altına santa ağacı âteşi germâ-germ verüp hekîmbaşının bir elinde asâsı ve bir elinde sâ‘ati. Aşçılar yine kendü halîfeleridir kim her biri tekmîl-i fünûn etmiş üstâd-ı kâmil telâmizlerdir, ancak hekîmbaşı hâzır olup evkât gözedir, üç sâ‘at yılanlar küpler içre kaynayup küpler üzre kehrübâr-misâl sarı sarı yağlar zâhir olup hekîmbaşı kendi eline kepçe alup ol sarı yılan yağların kepçe ile alup iri katremîz sırça şîşeler vardır, anlara doldurdu. Cümle küplerden böyle yağları cem‘ edüp katremîz şîşelerine doldurup yine yılanların küpleri altına germâ-germ âteş urdular. Ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yılanlar tabh olduğu bakır âleti tancere ve kazgan değildir, zikr olunduğu üzre içi ve tışı sırçalı toprak küplerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y123a ·
metinde göster ·
kadar bir kavukdur, lâkin her köşesi zerdûzdur. Mâbeynleri zamân-ı kadîmde incü …
Deve gönünden sekiz köşe bir büyük tancere kadar bir kavukdur, lâkin her köşesi zerdûzdur. Mâbeynleri zamân-ı kadîmde incü ve murassa‘ imiş, hâlâ yerleri zâhirdir. Ve içi katîfe kaplı nigendeli ve içi pembeli bir kavukdur. Tâ zirvesinde elma kadar Seylân taşı var. Kenârları cümle pîrûze akîk-i yemenî taşlar ile müzeyyendir. Kenârı künküre künküre ya‘nî beden beden bir turfe garâyib tâcdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y244a ·
metinde göster ·
… le ve gulgule ve debdebe-i kös ve kerrenây ve tabl ve boru ve kudüm ve sahan ve
tancere
sadâları istimâ‘ olunup bunlar makâm-ı hüseynî'de bir fasıl etdiler kim bu kehf …
Anı gördük, mağârânın bir köşesinde zelzeleden rahnedâr olmuş bir yarık kaya yeri var, andan bir savt-ı hazîn ile ibtidâ sûrnâ ve ûd ve kânûn ve santûr ve tanbûr ve rebâb sadâları ile bir zemzeme-i sûznâk nağemâtı kopup râst makâmında be-dürüstî bir fasl-ı Hüseyin Baykara oldu kim hakîrin karârı kalmayup karârı raksda edeyazdım. Ba‘dehu bir semâ‘î ve andan beş on âvâz-ı muhrik sûznâk bir yerden bir perdeden bir gûne kâr okudular. Ammâ elfâzları bir lisâna müşâbeheti yok idi, ammâ usûl âheng yerinde idi. Anlar tamâm edince azamet-i Hudâ bir velvele ve gulgule ve debdebe-i kös ve kerrenây ve tabl ve boru ve kudüm ve sahan ve tancere sadâları istimâ‘ olunup bunlar makâm-ı hüseynî'de bir fasıl etdiler kim bu kehfin içi ra‘d gibi gürleyüp kulaklarımız asam oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y425a ·
metinde göster ·
… rvi ağacı ve servi kozalağı ve fındık ve fısdık ve Rûm cevizi ve bakır sahan ve
tancere
âletleri ve boğası ve don ve gömlek ve kettân bezi iplik ve ibrîşim, bu zikr ol …
Ve Habeş paşası bu Dumbiye sultânına elçi gönderdikde incü ve yemenî ve akîk taşlar ve ok yay ve kılıc ve harbe ve tüfeng ve kurşum ve bârût ve neft ü katrân ve yağlı çıra ağacı ve servi ağacı ve servi kozalağı ve fındık ve fısdık ve Rûm cevizi ve bakır sahan ve tancere âletleri ve boğası ve don ve gömlek ve kettân bezi iplik ve ibrîşim, bu zikr olunan eşyâlardan götürürler kim anda tahrîr olunan eşyâların herbiri iksîr-i a‘zam-misâl tûtiyâ-yı kâmyâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y439a ·
metinde göster ·