aşırı bir türbe-i pür-envâr binâ edüp bizzât Bâyezîd-i Velî {cenâze-i şeyhe} hâ …
Ba‘dehu Şeyh Zindânî hazretleri yerine yine ırk-ı tâhirden Seyyid Muhammed'i Baba Ca‘fer üzre türbedâr nasb edüp kendüler Sultân 27a Bâyezîd-i Velî ile {"Fetahetâ"} sene 889 târîhinde Kili ve Akkirman kal‘aları ki taht-ı Salsâl'dır, anların fethin Şeyh Zindânî hazretleri ve Kara Şems ile tebşîr edüp ba‘de'l-feth Bâyezîd-i Velî ile Edirne'ye geldükde Şeyh Zindânî hazretleri dârü'l-fenâdan dâr-ı bekâya irtihâl edüp Bâyezîd-i Velî rûhiyçün cümle zindânda olanları âzâd edüp zindân kullesinin karşusunda tarîk-i âm aşırı bir türbe-i pür-envâr binâ edüp bizzât Bâyezîd-i Velî {cenâze-i şeyhe} hâzır olup ol câ-yı mehbıt-ı pür-envârda defn etdiler. Âsitânesinde Tîğî Beğ güftesiyle târîhi vardır. Hâlâ azîm âsitânedir. Cümle evlâdları ile anda medfûnlardır kim ziyâretgâh-ı Abdürra’ûf Samedânî'dir. Hâlâ İslâmbol'da Baba Ca‘fer Zindânî âsitânesin bekleyenler anların zürriyetindendir kim şecerelerinde böyle tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26b–27a ·
metinde göster ·
… leri vardır. Cümle (---) hücrelerdir kim mâl-â-mâl talebelerdir. Anlardan hâric
tarîk-i âm
aşırı medârislerin iki câniblerinde sûhtevât tetimmeleri vardır. Cümle (---) hü …
Ve bu câmi‘in mihrâb önünde ravza-i Rıdvân'dan nişân verir bir bâğ-ı İrem içre Ebü'l-feth Gâzî'nin ve ehlinin türbe-i pür-envârları vardır. Andan gayrı câmi‘in cânib-i selâsında bir sahrâ-yı azîm-misâl bir haremi vardır kim sekiz yerde kapuları vardır. Bu haremin iki cânibinde (binâ) bâğçeler vardır, andan hâric câmi‘in tarafeyninde Semâniyye medreseleri vardır. Cümle (---) hücrelerdir kim mâl-â-mâl talebelerdir. Anlardan hâric tarîk-i âm aşırı medârislerin iki câniblerinde sûhtevât tetimmeleri vardır. Cümle (---) hücreler içinde tâlib-i ilm ile memlûdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 40b ·
metinde göster ·
… las olmuşdur. Âhir-i kâr hâlisen ve muhlisen merhûm olup Edirnekapusu hâricinde
tarîk-i âm
üzre bir demir pençereler içre üstü mekşûf bir mahalde âsûdedirler. İns [ü] cin …
eş-Şeyh Mevlânâ Şemseddîn Ahmed bin Süleymân bin Kemâl Paşa: Bâyezîd Hân ve Selîm Hân ulemâsıdır. Selîm Hân ile Mısır fethinde bulunup kadı‘asker kalmışdır. Ba‘dehu İslâmbol'da Müftîü's-sakaleyn ya‘nî ins [ü] cinne fetvâ verüp kutbiyyete kadem basmış idi. Eğer bunların evsâfların tahrîr eylesek bir tomar-ı tavîl olur. Ancak yetmiş aded kütüb-i mu‘teberelerinde[n] mâ‘adâ iki yüz risâle te’lîfâtı ve tasavvufâne ve âlimâne eş‘âr-ı belîği vardır. Ammâ bî-mahlaslıkları kendüye mahlas olmuşdur. Âhir-i kâr hâlisen ve muhlisen merhûm olup Edirnekapusu hâricinde tarîk-i âm üzre bir demir pençereler içre üstü mekşûf bir mahalde âsûdedirler. İns [ü] cinne sâhib-i fetvâ olduklarında her cum‘a ertesi vakt-i seherde niçe yüz masrû‘ âdemler gelüp üç hafta ziyâretine müdâvemet edüp bi-emrillâh sar‘ zahmetinden halâs olur. Ziyâretgâh-ı hâs [u] âm-ı enâmdır. Târîh-i intikâl-i Kemâl Paşazâde Ahmed Efendi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 107a ·
metinde göster ·
… â cümleden mükellef ü mükemmel Zâl Paşa câmi‘i bir bâğ-ı İrem içinde iki tarafı
tarîk-i âm
bir câmi‘-i rûşendir kim memâlik-i Âl-i Osmân'da vüzerâ câmi‘lerinde böyle bir …
Ve cümle (---) mihrâbdır ve (---) hutbedir. Ammâ cümleden mükellef ü mükemmel Zâl Paşa câmi‘i bir bâğ-ı İrem içinde iki tarafı tarîk-i âm bir câmi‘-i rûşendir kim memâlik-i Âl-i Osmân'da vüzerâ câmi‘lerinde böyle bir münevver câmi‘ binâ olunmamışdır kim cümle üç yüz altmış altı câm-ı billûr ile meşhûr-ı âfâk bir câmi‘-i müzeyyendir. Şimâl tarafından haremine (---) kademe taş nerdübân ile urûc olunup altı serâpâ talebe hücreleridir. Cânib-i cenûbunda haremine (---) kademe nerdübân ile su‘ûd olunur. Zîrâ bu câmi‘in bir tarafı mürtefi‘ bayırlı zemîndir. Eğer bu câmi‘in tarz [u] tavrı vaz‘-ı binâsın ma-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek bir mücelled olur. Ancak bu câmi‘ içre olan ilm-i mi‘mârî bir câmi‘de yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 118a ·
metinde göster ·
… (---)(---)(---)(---). Andan Tershânekapusu cisri bir gözdür ve memerr-i nâs
tarîk-i âm
kapusudur.
Ve (---) yerde cisrleri vardır. Üç aded cisri kârgîr birer gözlü cisrlerdir. Evvelâ Kâsımpaşa cisri. Andan Emîr (---) Ağa cisri (---) gözdür ve târîhi budur kim Teknecizâde hattıyla mastûrdur: (---)(---)(---)(---)(---). Andan Tershânekapusu cisri bir gözdür ve memerr-i nâs tarîk-i âm kapusudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 126b ·
metinde göster ·
üzre şehir hâricinde bir tekyedir. Cümle miskînler anda sâkin olup nezerâtlar i …
Ve Tekye-i Miskînler, tarîk-i âm üzre şehir hâricinde bir tekyedir. Cümle miskînler anda sâkin olup nezerâtlar ile geçinirler. Şehir içre bir miskîn haber alsalar amân vermeyüp alup tekyelerine götürürler. İsterse a‘yân [u]143a eşrâf [u] kibâr olsun anı miskînler ellerinde olan hatt-ı şerîfleri ile alup miskînhâneye götürürler. Zîrâ dıyâr-ı Rûm'da cüzâm marazı sârîdir deyü şehir içre miskîn turmak memnû‘ olduğundan her şehir hâricinde başka miskînhâneler vardır. Kimse ile ihtilât etmeyüp başka sâkin olurlar. Ammâ Arabistân'ın Mısrında gâyet cüzâm âdem çokdur. Kubâ marazıdır deyü eli ve ayağı dökülmüş âdemler ile bir yerde yiyüp içüp yatup kalkarlar. Hikmet-i Hudâ evlâd-ı evlâdları dahi olursa elbette kaşları ve kirpikleri olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 142b–143a ·
metinde göster ·
… ibn Mâlik kemer-bestesidir. Kabri Vâdi'l-kurâ'dadır kim huccâc ziyâret ederler,
tarîk-i âm
üzre bir kubbecikde medfûndur. Bunlar dahi müsellah ubûr eder[ler].
Ammâ bu koyun kuzu ve sığır ve sıpa ter-oğlanlarının pîrleri Nasr-ı Şücâ‘-ı Basravî'dir, Enes ibn Mâlik kemer-bestesidir. Kabri Vâdi'l-kurâ'dadır kim huccâc ziyâret ederler, tarîk-i âm üzre bir kubbecikde medfûndur. Bunlar dahi müsellah ubûr eder[ler].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167a ·
metinde göster ·
… öğülmüşdür. Kaçan Selânik ve Mısır'dan bârûdları der-mahzen etdiklerinden sonra
tarîk-ı âm
üzre niçe bin at yükü ve arabalar ile deryâ kenârından kum getirüp yola dökerle …
Ve bu beş kârhânede hâsıl olan bârûd-ı siyâhlardan mâ‘adâ Tophâne'de ve Selânik ve Belgrad ve Mısır'da hâsıl olan bârûd-ı siyâhlar, Mısır'dan hazîne olup Der-i devlete geldikde Silivrikapusu'ndan Yenikapu'ya varınca kal‘a dîvârında ne kadar üstü örtülü çâr-kûşe kubbe-i azîmler var ise anlara der-mahzen edüp leb-ber-leb niçe kerre yüz bin şedde bârûd-ı siyâhlar ile memlûdur. Her birinde beşer onar müstahfızân-ı cebeciyân vardır. Ne kâdirler kim ol mahalle karîb bir kimesne duhân içe. Zîrâ ol tarafların şâhrâhları bile cümle bârûd döğülmüşdür. Kaçan Selânik ve Mısır'dan bârûdları der-mahzen etdiklerinden sonra tarîk-ı âm üzre niçe bin at yükü ve arabalar ile deryâ kenârından kum getirüp yola dökerler. Tâ bu mertebe ihtirâz ederler. Zîrâ Mustafâ Hân cülûsunda bir kulleye ra‘d isâbet edüp kullenin der [ü] dîvârların evc-i âsumânâ perrân edüp ba‘zı pâreleri dörd sâ‘at yerde Çekmecelere düşdü. 176b Ve bir vaslası Üsküdar'a düşdüğü müsbetdir kim karîbü'l-ahd vâkı‘ olmuşdur. Anıniçün âteşden ihtirâz edüp cümle bârûdu bir yere komayup kulle kulle korlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 176a–176b ·
metinde göster ·
… ethudâ ve yetmiş çavuş bütün gün anlar ile İslâmbol içre gezüp hudûdundan taşra
tarîk-i âm
üzre yâ bir garîb ü fakîr hânesine havâle hâne yapanların hakkından gelüp hânel …
Kârhâneleri Vefâ kurbünde doğramacıbaşı kârhânesinde olurlar, ammâ büyük ağalık olmağile dâ’imâ dîvânı cümle ihtiyârlar ile hânesinde eder. Kâmil yetmiş halîfesi vardır kim her biri İslâmbol gibi bir kal‘a ve Ayasofya ve Süleymâniyye gibi bir câmi‘ yapmağa kâdirlerdir. Ve yetmiş kethudâ ve yetmiş çavuş bütün gün anlar ile İslâmbol içre gezüp hudûdundan taşra tarîk-i âm üzre yâ bir garîb ü fakîr hânesine havâle hâne yapanların hakkından gelüp hânelerin yıkmağa me’mûrlardır ve yapan üstâdın hakkından gelirler. Ve üç yüz yetmiş aded esnâf yamakları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 204b ·
metinde göster ·
Andan Câmi‘-i Lala Mustafâ Paşa : Sarâyı kapusunun önünde
tarîk-ı âm
aşrı vâki‘ olmuş Süleymân Hân vezîri Lala Mustafâ Paşa binâsı, İslâmbol tarzı k …
Andan Câmi‘-i Lala Mustafâ Paşa : Sarâyı kapusunun önünde tarîk-ı âm aşrı vâki‘ olmuş Süleymân Hân vezîri Lala Mustafâ Paşa binâsı, İslâmbol tarzı kubbe-i âlîsi ve cümle binâsı rasâs-ı hâs ile mestûrdur. Tûlen ve arzen seksener ayakdır. Mihrâbı ve minberi ve mü’ezzin mahfili sâde güzelidir. İçinde şöhret-âvizeleri yokdur. Taşra soffası vardır amma haremi dârdır. {Süleymân Hân mi‘mârı Sinân Ağa binâsıdır} Ulemâ-yı mütebahhirînden deryâ-yı ma‘ânî, gûyâ Nu‘mân-ı sânî, ya‘nî müfessir ve muhaddis Vanî Efendi nâmında nâmı rub‘-ı meskûna münteşir olmuş fasîhu'l-lisân ve bedî‘u'l-beyân bir şeyhi var kim va‘z u nasîhatın bir kerre istimâ‘ eden elbette her şeyden tâ‘ib ü tâhir olup hâl sâhibi olur. Ve Yeniçeri İmâm nâmında bir hâfız-ı hamele-i Kur’ân imâm-ı hümâmı var kim gûyâ hümâm-ı akdemdir. Kaçan sabâh namâzında iki hizb mikdârı Hazret-i Kur’ân-ı azîmi ve Furkân-ı mecîdi tilâvet etdükde cümle cemâ‘at-i kesîre hâmûş-bâş olup gaşy ü mebhut olurlar. Tâ bu mertebe mü’essir ve sûznâk savt-ı hazîni var. Ve ilm-i mûsikîde gûyâ mü’ellif-i kitâb-ı Edvâr'dır. Bundan gayrı niçe ulemâları vardır. Ve Yeniçeri Müe’zzîn nâmında Bilâl-ı Habeşî köçeği bir mü’ezzini var kim kaçan minâre-i bang-ı Muhammedî'de bir kerre Dâvûdî bülend-âvâzıyla Allahuekber Allahuekber, dese cümle sağîr u kebîrin vücûdları lerzân olur. Herkes kâr [u] kesbin ve ta‘âm [u] yemesin terk edüp câmi‘e gelirler. Zirâ bu Erzurûm halkı gâyetü'l-gâye musallîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 287a ·
metinde göster ·
… inde cümle seksen dükkân-ı cedîdlerdir. Ortası şâhrâhdır ve üzerleri mestûrdur.
Tarîk-i âm
üzre kar ve yağmur yağmadan emîn bir çârsû-yı hüsn olmuşdur. İki başında kavî k …
Üç tekyesi ve iki hammâmı var. Eski hammâmın âb [u] hevâsı ve binâsı gâyet latîfdir. Ve dörd hânı ve yedi mekteb-i sıbyânı ve yüz elli kadar dükkânı vardır. Şâhrâh şehir olmayup sapa yerde vâki‘olmağıla çârsû-yı bâzârı ve sâ’ir imâretleri ol kadar müzeyyen değildir. Lâkin Tapan Ahmed Ağa nev binâ-yı kârgîr bir bezzâzistân inşa etmiş, tarafeyninde cümle seksen dükkân-ı cedîdlerdir. Ortası şâhrâhdır ve üzerleri mestûrdur. Tarîk-i âm üzre kar ve yağmur yağmadan emîn bir çârsû-yı hüsn olmuşdur. İki başında kavî kapuları vardır. Her şeb mesdûd durup içinde dîdebânları vardır. Zîrâ bu dekâkînlerde zî-kıymet mâl-ı firâvân vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 343a ·
metinde göster ·
… ve Hanya gazâsından ziyâde ibret aldık, aceb sırr-ı Hudâ idi. Bu mevtâlar dahi
tarîk-i âm
tarafeyninde on beş aded çâhı re‘âyâya kazdırup cümle leb ber-leb edüp kelleler …
Feth’i unudup aklım başımdan gidüp at üzre ne eğer ve ne kılıç ve kaddâre bir şey kalmamış. Gulâm sehel durup merhûm olup atı berk bağlayup gulâmı zemîne bırağup yine alem dibinde Feth-i Şerîf'e başladım. Zannetdim Arapça âyetin tilâvet ederdim. Hemân aklım başıma gelüp "El-hükmü lillâh" dahi neler olacakdır, deyü ileri at depredüp niçe temâşâlar etdik. Hulâsa-i kelâm, yedi kerre onlar bize, biz anlara hamleler edüp kâmil üç sâ‘at-i nücûmî ceng [u] savaş-ı perhâş oldu kim Azak cenginden berü böyle bir dilîrâne irâm(?)-â âver ceng olmamışdır. Ammâ anların dahi atları mukaddemâ bizimle vakt-i Şâfi‘îden berü ceng edeli bî-tâb u bî-mecâl kalup âhir-i kâr dağlara yan verir şeklinde olunca bizim asker şîrînleyüp üzerlerine hücûm-ı ziyâdece etdiklerinde cümlesi seyrek ağaçlı ormanlara "Ormanus keres", deyüp firâr edince Daşnık Mirza'nın kethüdâsı ve on iki nâmdâr ağası ve on iki iç ağası Çelebi Kethüdâ koluna düşdiler. Ol ân onlara amân vermeyüp hâke düşürdüler. Ve Celâlîler ormandan var kuvveti bâzûya getirüp bir dahi hû etdiler. Yetmiş aded âdemleri dahi ser-nigûn olduğun gördüklerinde karârları firâra mü’eddî olup ardlarında kova kıra kellelerin ârâyiş-i nîze edüp serdârımıza getirüp ihsân [u] in‘âmlar alınup "Herkes kellesin hıfz etsin" deyü fermânlar olup herkes sürûr [u] şâdımânda iken ânî istimâ‘ etdik kim dağlar içre bir sadâ-yı Allah Allah kopup, "Bre nedir o?", deyü ormanlar içre bizim asker girüp meğer Bektâşlı ve Kara Çavuşlu mukaddemâ girü omanlar ardın kollayarak gitmişlerdi. Hanifi Halîfe ve Daşnık Mirza askerinin bakıyyetü's-süyûfuyla firâr ederken anlar râst gelüp cenge âheng edüp Allah Allah demişler. Bizim Melekli anı dahi imdâda yetişüp ânî gördük, Dasnik İmirza kırk altı aded tevâbi‘iyle karşu getirdiler ve cümle kayd-bend etmişler. "Bre Hanifi Halîfe niçe oldu?, işte firâr ediyor", diyince "Yaralıdır, yetişirsiz" deyü akîbince at bırağup nîm sâ‘atde yetişüp on üç âdemiyle Melekliler anı dahi 101a dest ber-kafa kayd-bend edüp serdâr huzûruna getirdiler. Ta vakt-i zuhr olunca kelle ve dil gelmeden hâlî olmadı. Âhir Celâlîlerin haymelerin kurup ve ganîmet olunan esvâbların bir yire yığup şühedâlarımız ve mürde olan Celâlîlerin leşleri yanında meks olunup bir gün tekâ‘üd fermân olunup der-i devlet-masîre feth-i meserret haberi müjdecileri gitdi. Ammâ atlarımızda ve cümle gâzîlerimizde zerre mikdâr tâb u tüvân kalmamış idi. Derhâl fermân-ı serdâr ile Celâlîlerden alınan sekiz yüz aded ganîmet atlarına bizim asker süvâr olup isteyen kendi atıyla küme küme olup bakıyyetü's-seyf olan Celâlîleri akîblerince kovmağa me’mûr oldular. Derhâl serdar-ı nusret-şi‘âr Kara Abdullah Paşa İznik ve Lefke ve Söğüd ve Eskişehir ve Seydî Gâzî kadîlarına hitâben Celâlîleri ele getirüp kayd-bend ile der-i devlete getirmeleriyçün on iki kadılara buyurdular yazılup kapucubaşılar ılgar ile revâne oldular. Hemân cümle re‘âyâ vü berâyâ "Nefîr-i âm emri geldi" deyü fürce bulup dağlarda hayvânât sayd [u] şikâr ederlerken benî Âdem avlamağa başlayup ertesi güne dek eli bağlı ve ciğeri dağlı ümmet-i Muhammedleri uryân [u] büryân edüp başlarında birer keçe külâh ile girîftâr-ı bend ederek serdâr huzûruna getirirlerdi. Ve ol meydân-ı ma‘rekede Ahmed Bey Çeşmesi kurbunda şâhrâhın tarafeynine yüz yetmiş şühedâlarımızı defn etdik. Ve yüz kırk altı âdem mecrûh bulunup cerrâhlar ta‘yîn olunup kimin arabalara ve kimin sallara tahmîl edüp Celâlîlerden kâmil altı yüz âdem "Beynehû beynallah" şehîd olmayup sahrâ-yı çemenistân-ı çerâgâhda olan dırahtistânın tahtında na‘ş-ı ibn-i Âdem şecere-i Vakvak zeyli gibi benî Âdem cesedi ile zeyn olmuşdu kim edîm-i arzda gûyâ yebrûhu's-sanem haşâyişi zeyn olmuşdu. Kimi bir çalışda dü-nîme olmuş kimi sünü yalmanıyla mürd olmuş, kimi kelle paça olmuş, kimi hamâyil bağı çalınup kol ve kelle perrân olmuş, kimi teper ber-kafa sadrına enince dünîme olmuş, kimi sepetleme çalınmış, kimi kurşum ile alınmış, kimi şast ber-kabza tîr-i kemândâra râst gelüp sûzen-i hayyât atlasından güzer eder gibi geçüp merhûm olmuş, hikmet-i Hüdâ, râdet-i ezelî böyle ta‘alluk edüp bu cengde dahi Azak ve Hanya gazâsından ziyâde ibret aldık, aceb sırr-ı Hudâ idi. Bu mevtâlar dahi tarîk-i âm tarafeyninde on beş aded çâhı re‘âyâya kazdırup cümle leb ber-leb edüp kelleleri ârâyiş-i nîze oldu. Ve mâl-ı ganâyimlerinden cümle sekiz yüz at ve bu kadar mâl-ı ganâyim ve hayme vü hargâh ve bâr-ı bengâh ganîmet olunup niçe kimesne yahşi kılıç u gaddâre ve zırh-ı zirîh külâh ve tüfenk ve kalkan ve esbâb [u] eskâl ve mahbûb gılmânlara mâlik oldular ammâ develeri yok idi. Ancak yigirmi katar-ı katır var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 100b–101a ·
metinde göster ·
olmağıla haremi yokdur. Ve çârsû-yı bâzâr içinde vâkı‘ olmağıla cemâ‘at-ı kesîr …
Andan taşra tarîk-i âm olmağıla haremi yokdur. Ve çârsû-yı bâzâr içinde vâkı‘ olmağıla cemâ‘at-ı kesîresi subh ve mesâ firâvândır. (---)(---) Bir minâresi Üçşerîfelidir. Ve şehr-i Edirne'de bundan ulu rûhâniyyetli câmi‘-i kadîm yokdur. Gerçi bundan evvel Mihal cisri başında Yıldırım Hân câmi‘i vardır ammâ Timur-i bî-nûr hâdisesinde Yıldırım Hân merhûm olup bu Edirne'deki câmi‘i nâ-tamâm kaldıkda onu da bu Çelebi Sultân Mehemmed itmâm edüp savâbın babası Yıldırım Hân rûhuna hîbe etmişdir. Anınçün bu Ulucâmi‘ mukaddem yazıldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 151b ·
metinde göster ·
… âfı ma‘mûr değildir. Bu tekye Edirne şehrinin Zindân kullesi hâricinde yol aşrı
tarîk-i âm
üzre bir küçük tekye-i kadîmdir.
Ekseriyyâ fukarâları Sa‘dî vü Bedevî vü Râ‘î vü Rufâ‘î fukarâları sâkindir. Ammâ evkâfı ma‘mûr değildir. Bu tekye Edirne şehrinin Zindân kullesi hâricinde yol aşrı tarîk-i âm üzre bir küçük tekye-i kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 159a ·
metinde göster ·
… çekmiş yayladır. Anın dâmeninden ubûr ederken yol iki çatal olup sol tarafdaki
tarîk-ı âm
kal‘a-i Van'a gider, sağ tarafdaki şâhrâh-ı sağîr kal‘a-i Amîk'e gider.
Hasan Tapdı yaylası, ki Sultân Hasan bu dağda gencîne-i Kârûn'a mâlik olup genc tapdığından Yaylağ-ı Hasan Tapdı derler. Cümle Mahmûdî kavmi anda yaylanır ammâ zirve-i a‘lâsına çıkup temâşâ etmedim ammâ evc-i âsumâna ser çekmiş yayladır. Anın dâmeninden ubûr ederken yol iki çatal olup sol tarafdaki tarîk-ı âm kal‘a-i Van'a gider, sağ tarafdaki şâhrâh-ı sağîr kal‘a-i Amîk'e gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246a ·
metinde göster ·
… i Van'a dâhil olup şehir içinde ahâlî-i esnâfât şâhrâh üzre pâyendâzlar edüp ve
tarîk-ı âm
üzre niçe yüz kurbânlar kesilüp paşa sarâya dâhil olunca Müsellim Arganalı Ahme …
Paşa bu hâli görüp barûd gibi tutuşup eydür: "Hay nâmerd dizdâr, Sultân Murâd Hân efendimle yine bu mahalle geldikde bu kadar top atılmadı. Şimdi bu kadar barûd-ı siyâh vakfullahdan isrâf oldu" deyü dizdâra gazaba gelmişken hemân Van'ın İskelebaşı köyüne karîb geldikde Van kayasının evc-i âsumâna çıkmış yerlerinin ta ortalarından birer yaylım şayka toplarına âteş edüp sepet sandûkası kadar taş gülleler kimi Van sahrâsına kimi Van deryâsına düşünce paşa dibelik âteş-i mahz olup bir atlı mehter dizdâra, atmasın deyü tenbîhe gitdi. Ammâ ne fâ’ide, atılan gülle ve yanan barûd gerü gelmez. Bu hâl üzre paşa şehir halkının istikbâline çıkan bây [u] gedâlara selâm vererek bin altmış beş Receb'i âhirinde İskele kapusundan içeri Van'a dâhil olup şehir içinde ahâlî-i esnâfât şâhrâh üzre pâyendâzlar edüp ve tarîk-ı âm üzre niçe yüz kurbânlar kesilüp paşa sarâya dâhil olunca Müsellim Arganalı Ahmed Ağa dîvânhâne-i Van'da bir sımât-ı Muhammedî çeküp bir ziyâfet-i azîm olmuşdur kim gûyâ ziyâfet-i Bitlîs Hânı idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 248a ·
metinde göster ·
… üp müşk ü amber-i hâm râyihalı südleri ve yoğurd ve kaymakları olur. Bu mahalde
tarîk-ı âm
iki fırka olup cânib-i kıbleye giden râh-ı müstakîm Zübeyde Hâtûn dîvârıyla on …
Menzil-i Ortahân: Çölistân içre bir hân-ı kavîdir kim Hârûnu'r-Reşîd hâtûnu Zübeyde Hanım binâsıdır. Etrâfında Mevâl Urbânı kara obalarıyla meks edüp müşk ü amber-i hâm râyihalı südleri ve yoğurd ve kaymakları olur. Bu mahalde tarîk-ı âm iki fırka olup cânib-i kıbleye giden râh-ı müstakîm Zübeyde Hâtûn dîvârıyla on günde Ka‘be-i şerîfe gider kim bu mahalde kıble garb tarafındadır. Cümle ehl-i Bağdâd'ın kıblesi gün batısı tarafınadır. Ve şimâl tarafına giden yol çöl [ü] çölistân ile Ane kal‘ası ve Selme kal‘ası üzre sekiz günde Şâm-ı şerîfe kârbân gidüp gelir şâh-râh-ı dürüstdür. Yine bu mezkûr Ortahân'dan taraf-ı kıbleye çölistân [u] muğaylânistân içre 6 sâ‘atde Deşt-i Kerbelâ'da gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 352a ·
metinde göster ·
… alay ac u zâc fukarâlardır, ammâ "Bu şâhrâh üzre asâkir-i İslâm çok gitmek ile
tarîk-i âm
üzre kaht [u] galâ ve izdihâm mukarrerdir" deyü hakîr birkaç aded yâr-ı muvâfık …
Ve yüz aded fukarâ evleri var, lâkin suları yokdur ve suya muhtâc bir alay ac u zâc fukarâlardır, ammâ "Bu şâhrâh üzre asâkir-i İslâm çok gitmek ile tarîk-i âm üzre kaht [u] galâ ve izdihâm mukarrerdir" deyü hakîr birkaç aded yâr-ı muvâfık kimesneler ile evvelü'r-refîk sümme't-tarîk deyü refîk olup yoldan sapup köğden köğe zevk u safâ etmek içün Uzuncaova'dan sağ cânibe 6 sâ‘at sahrâ içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 52b ·
metinde göster ·
… Bu câmi‘ çârsû içinde olmağile cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Ve cânib-i erba‘ası
tarîk-i âm
olup şehrin tâ aynü'l-fi‘linde olmak ile Orta câmi‘ nâmıyla meşhûr kiremit örtü …
Orta câmi‘: Bu dahi deyr-i kadîm imiş. Hâlâ ma‘bedgâh-ı âbidân [u] sâcidândır. Bu câmi‘ çârsû içinde olmağile cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Ve cânib-i erba‘ası tarîk-i âm olup şehrin tâ aynü'l-fi‘linde olmak ile Orta câmi‘ nâmıyla meşhûr kiremit örtülü ve bir minâreli câmi‘-i müferrihdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83a ·
metinde göster ·
… si derler, bir sedd-i metîn dîvârı var. Bunun dahi kapusundan girüp yine mezkûr
tarîk-ı âm
ile mahall-i garba gidüp tâ Gül Baba'ya karîb Horos kapusun(d)a varınca dörd ka …
Bu kapusundan girüp yine taraf-ı garba gidüp bu mahallere Toykun Paşa bölmesi derler, başka bir hisâr dîvârı vardır. Bunun kapusundan içeri girüp yine ol şâhrâh ile semt-i garba gidüp bu mahallere Süleymân Paşa bölmesi derler, bir sedd-i metîn dîvârı var. Bunun dahi kapusundan girüp yine mezkûr tarîk-ı âm ile mahall-i garba gidüp tâ Gül Baba'ya karîb Horos kapusun(d)a varınca dörd kat bölme bölme hisâr dîvârları Tuna kenârındaki varoş kal‘a dîvârına muttasıl bu dörd kat bölme hisâr dîvârları tâ Ortahisâr kal‘ası dîvârına varır bölme hisâr dîvârlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 84a ·
metinde göster ·
… hurde taşdan döşenmiş bir kaldırım-ı hudâyîdir kim bir şehirde böyle kaldırımlı
tarîk-i âm
görülmemişdir.
Ve cem‘âsı seksen aded dükkânlardır, ammâ bezzâzistânı yokdur, lâkin çârsû-yı bâzârının şâhrâhı gâyet vâsi‘ olup yed-i kudret ile hurde taşdan döşenmiş bir kaldırım-ı hudâyîdir kim bir şehirde böyle kaldırımlı tarîk-i âm görülmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 149a ·
metinde göster ·
üzre elli aded hâne ve bir câmi‘li müselmân köydür. Hattâ İbrâhîm Kethudâ'nın p …
Karye-i Tasuçoyik: Tarîk-i âm üzre elli aded hâne ve bir câmi‘li müselmân köydür. Hattâ İbrâhîm Kethudâ'nın pederi Ömer Ağa bunda şâhrâh üzre medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161b ·
metinde göster ·
"Vallâhi emr-i Hak ile yolda gidüp ziyâret etmek lisânım üzre eyi seyâhatdir, ammâ bu benim Balıkhân'ımız şehrinden tâ Bahr-i Kulzum kenârında Beytullâh'a varınca bir yıllık yoldur. Ve tarîk-i âm üzre benim yedi aded pâdişâhlar hasm-ı kavî adû-i hâ’inlerimdir. Anların vilâyetlerin atlayup nice geçüp Mekke'ye gidüp geleyim. Bu dahi zekerin kesmek gibi müşkil teklîfdir. Ammâ yılda bir kerre oruç dutmak farzını kabûl eyledim, zîrâ hakîmâne emrullâhdır. Bir âdem müddet-i medîd-i ömründe yiye içe vücûdunda niçe gûne safrâ ve sevdâ ve balgam ve ahlât-ı fâsideler cem‘ olur, ammâ yılda bir kerre bir ay sâ’im olunca on bir aylık emrâz-ı muhtelifeler mahv olup ten-dürüst olur. Yarın inşâallâh sâ’im olurum. Poh ne güzel emr-i hakdır. Ve cemî‘i vilâyetlerimin halkına car salup mâh-ı Ramazân'da şenlik şâdımânlıklar edüp oruç dutdurup hemân beş vakti kılmak içün mezgitler ve eyne damları yasadırım, der. Ve Allâhu Te‘âlâ zekât verin demiş. Hakkâ güzel buyurmuş. Bu emrullâhı da kabûl eyledim. Hakkâ ki bir âdem mâl-ı Kârûn'a mâlik olup yığa yığa kayda götürür. Müstahak olan fukarâlara mâlının zekâtın vermek ne güzel dîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131b ·
metinde göster ·
… ıble cânibine üç sâ‘at sâfî bâğ u bâğçeler içre ulu dıraht-ı sâyedârlar altında
tarîk-ı âm
üzre kahvehâneler temâşâ ederek ve âb-ı hayât kuyu suları nûş ederek leb-i dery …
Bu şehirde Y 42b Yeniçeri serdârı Hacı Süleymân Ağa ile vedâlaşup andan refîkler alup kıble cânibine üç sâ‘at sâfî bâğ u bâğçeler içre ulu dıraht-ı sâyedârlar altında tarîk-ı âm üzre kahvehâneler temâşâ ederek ve âb-ı hayât kuyu suları nûş ederek leb-i deryâda İzmir körfezi kenârında bir kumsal yerde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y42a–Y42b ·
metinde göster ·
… â‘eddîn: İbn Melek ile bu iki sultân üstleri kubbesiz bir pençerenin iç yüzünde
tarîk-ı âm
üzre medrese dâ’iresinde medfûndur.
Ve yine bu âsitâne içinde Hüsâm Dede ve eş-Şeyh Şücâ‘eddîn: İbn Melek ile bu iki sultân üstleri kubbesiz bir pençerenin iç yüzünde tarîk-ı âm üzre medrese dâ’iresinde medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y85a ·
metinde göster ·
üzre bir vâsi‘ çemenzâr yerde evc-i semâya ser çekmiş beş âdem ancak dirâgûş ed …
Tarîk-ı âm üzre bir vâsi‘ çemenzâr yerde evc-i semâya ser çekmiş beş âdem ancak dirâgûş eder ne çınâr ve ne kavak ve ne cümmeyzdir, bir gûne dıraht-ı şîrîndir kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Hazret-i Alî bu mahallerde âsûde olan Anterleri Hazret-i Resûl'ün izniyle gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y196b ·
metinde göster ·
… âdân câmi‘li ve zeytûn ve incîr ve dud bâğlı ma‘mûr [u] âbâdân kurâlardır. Ammâ
tarîk-ı âm
üzre ubûr etdiğimiz bu kurâlardır ki tahrîr olundu. Ve cümlesi Nâbulus nâhiyesi …
Ve karye-i Akraba ve karye-i Yâmûk ve karye-i Sâvî. Bu kurâlar cümlesi bu vâdîlerde ve püşteler üzre kırk pâre ma‘mûr [u] âbâdân câmi‘li ve zeytûn ve incîr ve dud bâğlı ma‘mûr [u] âbâdân kurâlardır. Ammâ tarîk-ı âm üzre ubûr etdiğimiz bu kurâlardır ki tahrîr olundu. Ve cümlesi Nâbulus nâhiyesi kurâlarıdır. Bunları altı sâ‘atde ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y207b ·
metinde göster ·
… yi temâşâ edecek bir şâhrâhdır. Ve sarrâchânesi bir diyârda yokdur. Bu dahi bir
tarik-ı âm
üzre cümle kâ[r]gîr binâ pâk esvâkdır kim cümle bir şâhrâh üzre pûşîdedir.
deyüp âyende vü revende ve devendeyi temâşâ edecek bir şâhrâhdır. Ve sarrâchânesi bir diyârda yokdur. Bu dahi bir tarik-ı âm üzre cümle kâ[r]gîr binâ pâk esvâkdır kim cümle bir şâhrâh üzre pûşîdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y247b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu bu Küteybe'den kalkup deşt [ü] hâmûnlar içre tathîr olmuş
tarîk-ı âm
üzre yemîn ü yesârda yigirmi altı pâre hân ve câmi‘li kurâlar ubûr ederek 15 sâ …
Ba‘dehu bu Küteybe'den kalkup deşt [ü] hâmûnlar içre tathîr olmuş tarîk-ı âm üzre yemîn ü yesârda yigirmi altı pâre hân ve câmi‘li kurâlar ubûr ederek 15 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y259b ·
metinde göster ·
üzre çıkarup cümle huccâc me’kûlât [u] meşrûbâtdan müstağnî oldular. Bu mahalde …
Hemân ol ân topçubaşıya fermân olunup altı pâre toplara âteş verildi ve nefîrler çalındı. Hârmûş Paşa çarkacı olup ileri ta‘yîn olundu. İki şâm çorbacısı ve iki paşa ağası beş yüz yiğit ile gerüye dündâr ta‘yîn olunup cümle şâm askeri sol kola ve cümle paşa askeri sağ kola me’mûr olup cümle huccâcı on katâr ve iki câniblerinde salma develeri dahi huccâc ile ortaya alup bir yaylım top ve bir kat tüfeng şâdumânından sonra bir gülbang-ı Muhammedî çekilüp paşa hazretleri cümle huccâcın akîbinde sekizer kat mehterhânesin çalarak sahrâ-yı Busrâ ra‘d-var gürliyerek kırk elli pâre ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar ubûr ederek cümle ahâlî-i kurâ cemî‘i metâ‘ların tarîk-ı âm üzre çıkarup cümle huccâc me’kûlât [u] meşrûbâtdan müstağnî oldular. Bu mahalde bir musanna‘ beyâz kubbe-i âlî var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y262b ·
metinde göster ·
… nirler Tâ’î kavimdirler. Bu mahalden yine kalkup dağ u râğlar içre tathîr olmuş
tarîk-ı âm
içre 6 sâ‘atde,
Ve bu mahalde Âl-i Berhî derler, beş bin mikdârı Urbân-ı uryân-ı za‘îflerdir, ammâ celâl sâhibi kavimdirler. Zu‘mlarınca Âsaf-ı Berhayâ neslinden geçinirler Tâ’î kavimdirler. Bu mahalden yine kalkup dağ u râğlar içre tathîr olmuş tarîk-ı âm içre 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y268a ·
metinde göster ·
… vâbdır. Bu mahalli ubûr edüp yine dere ve depe ve sarp dağlar içre tathîr olmuş
tarîk-ı âm
ile ve gâhî gâhî kumsal içre tâ kubûr-ı şühedâ'dan 13 sâ‘atde,
Bu soffa üzre hazret secde-i şükür etdüği mihrâb vardır. Âyende vü revendeye ârâmgâh ve ibâdetgâh bir yerdir. Bunda dahi teberrüken iki rek‘at namâz kılmak savâbdır. Bu mahalli ubûr edüp yine dere ve depe ve sarp dağlar içre tathîr olmuş tarîk-ı âm ile ve gâhî gâhî kumsal içre tâ kubûr-ı şühedâ'dan 13 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y305b ·
metinde göster ·
… düp huccâcın kalan develerinin yerine dinc develer verüp cümle ehl [ü] iyâlleri
tarîk-ı âm
üzre çıkup metâ‘ların fürûht ederek huccâcı ganîmet etdiler.
"Eğer bu çölde huccâcın bir şey’i zâyi‘ olursa, sizden tazmîn olunup deriniz yüzerim" deyü tenbîh ü te’kîd edüp hamd-i Hudâ emniyyet üzre ubûr edüp huccâcın kalan develerinin yerine dinc develer verüp cümle ehl [ü] iyâlleri tarîk-ı âm üzre çıkup metâ‘ların fürûht ederek huccâcı ganîmet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y307b ·
metinde göster ·
… n ile hareme nüzûl olunur, zîrâ Bâb-ı İbrâhîm'den berü haremin Y 335b taşrası
tarik-ı âm
ve sübül uğrağı mahal olduğundan bu kapular serâpâ nerdübân ile enilir ve çıkıl …
Yine bu kapudan cânib-i şarka kubbeler altından yigirmi adım gidüp Bâb-ı Hazûr yanyana iki kapudur. Ve gâyet musanna‘ kâr-ı Mısır pirinç kapudur. Eyle kalemkârî münakkaşdır kim zamânımız üstâdları kalemin urmada âcizlerdir. Cenûb cânibine mekşûf bir bâb-ı musanna‘dır. Ve yedi ayak taş nerdübân ile hareme nüzûl olunur, zîrâ Bâb-ı İbrâhîm'den berü haremin Y 335b taşrası tarik-ı âm ve sübül uğrağı mahal olduğundan bu kapular serâpâ nerdübân ile enilir ve çıkılır. Ve bu kapu üzre kûfî hatt ile âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y335a–Y335b ·
metinde göster ·
üzre bir câmi‘-i rûşen inşâ etdi. Hâlâ bir münevver câmi‘dir. Kendüleri sene 5, …
Andan Hayre Beğ Bâbü'l-vezîr'de tarîk-ı âm üzre bir câmi‘-i rûşen inşâ etdi. Hâlâ bir münevver câmi‘dir. Kendüleri sene 5, şehr 2 vezîr olup Süleymân Hân asrında merhûm olup câmi‘inin mihrâbı önünde medfûndur. Kânûn üzre câmi‘inin nezâreti Mısır vezîrlerinindir. Ve hâlâ Mısır içre âl-i Osmân'ın cemî‘i vüzerâlarının hayrâtları Mısır vezîri nezâretindedir. Binâ-i azîm câmi‘ler vardır kim inşâallâh cemî‘i imârât hayrât [u] hasenâtları mahalliyle ferâden ferâdâ alâ-kadri'l-imkân tahrîr ederiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y75a ·
metinde göster ·
olmuşdur. Ve cümle amûdlar üzre silu ve lâcüverd ile münakkaş tavandır, kubbe-i …
Ve bu câmi‘ içinden yol geçer, tarîk-ı âm olmuşdur. Ve cümle amûdlar üzre silu ve lâcüverd ile münakkaş tavandır, kubbe-i kârgîr değildir. Ve cânib-i erba‘ası münakkaş câmlardır. Ammâ mihrâb [u] minberinde ve mü’ezzin mahfilinde olan tasannu‘ bir câmi‘de yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y93a ·
metinde göster ·
… yet musanna‘dır. Ve iki kapusu var. Biri sağ tarafda âbdesthâne kapusudur, ammâ
tarîk-ı âm
üzre vâki‘ olmağile haremi yokdur. Ve kıble kapusu şâhrâha açılur. Bu kapunun y …
Ve mihrâb [u] minberi gâyet musanna‘dır. Ve iki kapusu var. Biri sağ tarafda âbdesthâne kapusudur, ammâ tarîk-ı âm üzre vâki‘ olmağile haremi yokdur. Ve kıble kapusu şâhrâha açılur. Bu kapunun yemîn ü yesârındaki celî hatlar budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y94a ·
metinde göster ·
… dır. Ve hareminde Hanefî lüleleri ve birkaç nahl-i hûrmâsı vardır. Ve kendüleri
tarîk-ı âm
üzre bir kubbe-i âlîde âsûdedirler. Ve bir minâre-i şîrînkârî ile münakkaşdır. …
Ammâ nûr-ı mahzdır, cümle der-i dîvârı yeşim harkânî ve sommâkî ve mermer-i ebrîler ile kaplıdır. Mihrâbı ve minberi sihr-i mübîndir. Lâkin kârgîr toloz-binâ değildir, cümle tavandır. Ve hareminde Hanefî lüleleri ve birkaç nahl-i hûrmâsı vardır. Ve kendüleri tarîk-ı âm üzre bir kubbe-i âlîde âsûdedirler. Ve bir minâre-i şîrînkârî ile münakkaşdır. Cemî‘i minârelerden birer şemme ma‘rifet bu minârede mevcûd üç tabaka bir serâmed minâre-i ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y103a ·
metinde göster ·
Bâbü'l-Hark yolu üzre halîc kenârında sehel fevkânî küçük câmi‘dir.
Tarîk-ı âm
üzre kapusuna sekiz kademe nerdübân ile çıkılır fevkânî câmi‘-i sagîrdir. Altın …
Bâbü'l-Hark yolu üzre halîc kenârında sehel fevkânî küçük câmi‘dir. Tarîk-ı âm üzre kapusuna sekiz kademe nerdübân ile çıkılır fevkânî câmi‘-i sagîrdir. Altında üç aded dükkânı ve bir minâre-i musanna‘ı var. Pençereleri birke üzre nâzır münakkaş tavanlı çârşû içre cemâ‘at-ı kesîreli ma‘bedgâhdır.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y104a ·
metinde göster ·
Çerâkizedendir. Sene 813'de Şâm'da Timurleng'e firâr etdi.
Tarîk-ı âm
üzre tahtânî bir latîf ü şîrîn ü müzeyyen câmi‘-i kadîmdir. Cümle enderûn [u] b …
Çerâkizedendir. Sene 813'de Şâm'da Timurleng'e firâr etdi. Tarîk-ı âm üzre tahtânî bir latîf ü şîrîn ü müzeyyen câmi‘-i kadîmdir. Cümle enderûn [u] bîrûnunda on altı sütûn üzre tavandır. Hareminde nahl-i hûrmâları var. Gâyet musanna‘ câmi‘dir. Ve bir minâre-i mevzûnu üç tabakadır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y105a ·
metinde göster ·
üzre bir küçük câmi‘dir, ammâ bir ibret-nümâ minâresi vardır ve gâyet musanna‘ …
Tarîk-ı âm üzre bir küçük câmi‘dir, ammâ bir ibret-nümâ minâresi vardır ve gâyet musanna‘ u müzeyyen câmi‘lerin biri dahi budur. Andan Bâbü'l-cedîd yolunda Kal‘atü'l-Kepş dibinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y105a ·
metinde göster ·
… ur, kuddise sırruh. Ammâ Mısır içindeki ulu âsitânesi Kadıasker sarâyı kurbunda
tarîk-ı âm
üzre,
Mısır içre azîm âsitâneleri ve metîn evkâfları ve üç kerre yüz bin boğazı kırmızı ridâlı ve gözleri sürmeli fukarâları vardır. Baş âsitâneleri Mısır'dan iki menzil şimâl cânibinde hâk-i Garbiyye'de kasaba-i Tanta'nın vasatında bir azîm âsitânedir. İnşâallâh mahallinde tahrîr olunur, kuddise sırruh. Ammâ Mısır içindeki ulu âsitânesi Kadıasker sarâyı kurbunda tarîk-ı âm üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y108b ·
metinde göster ·
Ve buna muttasıl Yenikapu câmi‘i hareminde dördüncü kantara, Sultân İnal kantarasıdır. Gemi direklerinden ağac kantaradır, piyâdeler ubûr eder. Halîc'in karşu tarafındaki cemâ‘at câmi‘e ubûr etmesiyçün binâ olunmuşdur, ammâ hâlâ tarîk-ı âm olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y130b ·
metinde göster ·