tasarruf olunan bu sancaklardır kim tahrîr olunur: Sağman ve Kulp ve Mihrani ve …
Ve yurdluk ve ocaklık tarîkiyle tasarruf olunan bu sancaklardır kim tahrîr olunur: Sağman ve Kulp ve Mihrani ve Tercil ve Atak ve Pertek ve Çapakçur ve Çermik. Ve mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kadem olan sancak hâkimlerine Âsitâne-i Sa‘âdet tarafından bir emir sâdır olsa anların elkâblarında cenâb yazılur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 52a ·
metinde göster ·
… l ve Açara Penbek. Bunlardan gayrı dörd sancağı yurdluk ve ocaklık ve mülkiyyet
tarîkiyle
tasarruf olunur: Pürtekrek ve Livâne ve Nısf-ı Livân ve Şavşad. Ammâ Sultân Meh …
Ve on üç sancakdır: Oltı ve Harbus [Hırtos] ve Ardanıç ve Hacrek ve Ardahan-ı Büzürg ve Posthu ve Mahçıl ve Açara Penbek. Bunlardan gayrı dörd sancağı yurdluk ve ocaklık ve mülkiyyet tarîkiyle tasarruf olunur: Pürtekrek ve Livâne ve Nısf-ı Livân ve Şavşad. Ammâ Sultân Mehemmed-i Râbi‘ asrında be-dest-i Kara Murtazâ Paşa kal‘a-i Kütatis
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 52a ·
metinde göster ·
Yeniçerilikden ve bölükden tîmâra çıkanlara beyler mahlûlünden ziyâde kalan hâsları tîmâr tarîkiyle mezkûrlara verilür. Lâkin müstahık sancakbeği oldukda düşen mahlûl tîmârdan hâs verilür. Ve sancakbeğleri sefer-i hümâyûnda ne denlü asker ile sancak tasarruf ederse hâssına göre her beş bin akçeda bir mükemmel cebelü verir[ler]. İki yüz bin akçe ile sancak tasarruf eden ednâ pâyelidir (bin) kırk cebelü asker ile sefer eşer. Ve beş yüz bin akçe ile sancak tasarruf eden yüz cebelü verir. Kezâ ve kezâ her beş binde bir eğer paşa ve mîrilivâ ve erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı tîmâr birer cebelü verüp sefer eşerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 53a ·
metinde göster ·
kal‘aya çağırup taşrada kalan askerinin cümle erzâkların gâret ü tâlân etdirüp …
"Hay gidi Osmânlı Ahıçka bahânesiyle üzerime geliyor" diyüp Dişlen Hüseyin Paşa'yı ziyâfet tarîkiyle kal‘aya çağırup taşrada kalan askerinin cümle erzâkların gâret ü tâlân etdirüp bî-günâh ve bî-haber niçe bin ümmet-i Muhammed şerbet-i şehâdeti nûş edüp Hüseyin Paşa dahi kal‘ada bu câm-ı ecelden nûş edüp 64b mest [u] medhûş olup bakıyyetü's-seyf olanlar uryân [ü] büryân ve nâlân [ü] giryân Tokat'da Halîl Paşa'ya yetişüp feryâd [ü] tazallum etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 64a–64b ·
metinde göster ·
… mektûbu Mısır a‘yanlarına verecek gün hikmet-i Hudâ Mısır'dan Muhammed Ekber av
tarîkiyle
çıkup bu Mekke neccâbına râst gelüp cümle mektûbların elinden alup hikmet-i Hud …
Bir kaç günden kâsıdlar bu mektûbu Mısır a‘yanlarına verecek gün hikmet-i Hudâ Mısır'dan Muhammed Ekber av tarîkiyle çıkup bu Mekke neccâbına râst gelüp cümle mektûbların elinden alup hikmet-i Hudâ gözü ibtidâ bu sahte Hazret-i Osmân'ın mektûbuna nazar edince görse "Faktülû'l-emîr" yazılmış,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170a ·
metinde göster ·
… nye kal‘asında meks edüp Mikrilistân'ın mutî‘ [u] münkâd olan yerlerine ticâret
tarîkiyle
Ketenci Ömer Paşa'nın kethüdâsı Hüseyin Ağa elçilik ile gitdikde ma‘an gidip Mi …
Ve Yovane nevâhîleri yedi günde bî-bâk ve bî-pervâ avlandı kim yed-i kudret ile mükehhal marâlî ve gazâlî gözlü mahbûb u mahbûbeler sayd [u] şikâr olundu kim her biri birer Mısır [u] Rûm harâcı değer. Andan kal‘a-i Tegrek zeylinde meks olundukda derûn-ı kal‘adan küffâr-ı dûzah-karâr velvele-i askeri görüp derûn-ı kal‘ada olanlar bîm ü havf [u] haşyete düşüp hedâyâlar ile taşra çıkup emân istediler. Ba‘dehû emân verüp yahşî bâkireler ve mahbûb gulâmlar hedâyâları getirüp ığmâz-ı ayn olundu. Anı ubûr edüp altı aded nâhiyeler dahi gâret olunup firâvân mâl-ı ganâ’im alındı. Ammâ nevâhîlerin isimleri ma‘lûmım değildir. Bu nevâhilerin hâneleri harâb u tâlân ve halkı esîr-i nâlân olup andan ubûr edüp on bir pâre kal‘alardan hedâyâlar gelüp ordu-yı İslâm sağîr u kebîr üsârâ-yı gûnâ-gûn ile ıskarça olup mâl-ı ganâ’imi ve bakır-âvânî eşyâları asker-i İslâm yüklenmede aciz-mânde oldular. Niçe gâzîler gerüye avdet edüp nehr-i Çoruğ'a varup anda metâ‘ [u] mâl-ı ganâ’imlerin Gönye kal‘asına, andan gemiyle Tarabefzûn'a götürüp girân-bahâ ile her metâ‘ın âkılâne fürûht edüp hamd-i Hudâ sene (---) târîhinde Azak gazâsına giderken Gönye kal‘asında meks edüp Mikrilistân'ın mutî‘ [u] münkâd olan yerlerine ticâret tarîkiyle Ketenci Ömer Paşa'nın kethüdâsı Hüseyin Ağa elçilik ile gitdikde ma‘an gidip Mikrilistân'ı seyr [ü] temâşâ etmişdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 332b ·
metinde göster ·
… 'e teslîm edüp Selîm Hân dahi itâ‘at etdikleriyçün vilâyetin yurdluk ve ocaklık
tarîkiyle
yine hâkimi Yezdân Behrâm'a ihsân edüp hâlâ Diyârbekir eyâletinde ocaklık hükûm …
ve bânî-i ibtidâsı (---)(---)(---)(---)(---)(---) Yezdân Behrâm destinden Şâh İsmâ‘îl alup Çıldır gazâsında be-dest-i Selîm Hân Şâh İsmâ‘il münhedim olup derûn-ı kal‘ada olan bed-ma‘âşı sâbıkan hâkimi olan Yezdân Behrâm cümle katl edüp kal‘a-yı Selîm Hân'a be-dest-i müftî-i Surân 86b Monlâ İdrîs'e teslîm edüp Selîm Hân dahi itâ‘at etdikleriyçün vilâyetin yurdluk ve ocaklık tarîkiyle yine hâkimi Yezdân Behrâm'a ihsân edüp hâlâ Diyârbekir eyâletinde ocaklık hükûmetdir. Beğinin hâssı 447.300 akçedir. Ze‘âmet 9, timar 76. Cümle sekiz yüz asker olur. Alaybeğisi ve çeribaşısı vardır ve yüz elli akçe kazâdır. Kethüdâyeri ve serdârı ve müftîsi ve nakîbi ve dizdârı yokdur, ammâ subaşısı ve muhtesibi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 86a–86b ·
metinde göster ·
… s ve Karaulus ve At keşân ve Üsküdar Türkmân ağalıklarına nâmzâd çıkup zorbalık
tarîkiyle
birer nân-pâreye nâ’il olalım deyü mîrîye niçe yüz kiseler geçmişken bunları da …
Bu Hasan Paşa firârından sonra Ak Alî Ağa Türkmân ağalığın zabt u rabt etmeden havf edüp Türkmân ağalığı mâbeynde kalup zümre-i sipâhdan Hanifi Halîfe ve Daşnık İmirza ağalar kadîmden erbâb-ı hizmet olup Bozulus ve Karaulus ve At keşân ve Üsküdar Türkmân ağalıklarına nâmzâd çıkup zorbalık tarîkiyle birer nân-pâreye nâ’il olalım deyü mîrîye niçe yüz kiseler geçmişken bunları dahi avk [u] te’hîr ederek bunlar dahi başları havfinden ve cânları acısından bir gicede İslâmbol'dan gâ’ib olup Üsküdar'a geçüp firâr etdiler. Beri tarafda Bektâş Ağa ve yeniçeri ağası ve kul kethüdâsı paşaya gelüp "Bunlar dahi âsî ve Celâlî ve Cemâlî'dir. Bre meded sultânım, bunlara amân vermeyüp katl edüp mâl [u] mâmeleklerin kabz edin. Yoksa İpşir Paşa'ya ve Hasan Ağa'ya varırlarsa iş muhtel ü müşevveş olur. Elbette katl edin" dediklerinde paşa-yı deryâ-dil eydür: "Mâlları ile bir alay ehl-i hizmet, bî-garaz müselmân ve ehl-i ırz [ü] bî-hırs âdemler! Hasan Ağa'dan ibret almadınız mı? Mîrîye yetmiş kîse vermişken mü’ebbed hizmetin elinden alup nâ-müstahakka verüp ol dahi zabt etmeğe havf edüp hizmet-i pâdişâhî meydânda kalup göz göre bir adamı Celâlî etdiniz. Şimdi bu Hanifi Halîfe'den ne istersiniz. Vallahi yakîn zamânda ben de sizin âteşinize yanarım, ammâ sizler yanup kebâb olursuz" dedi. Bunlar paşaya dilgîr olup gitdiklerinde der-akab Daşnık İmirzâ ve Hanifi Halîfe bu güft [u] gûyı istimâ‘ edüp ol ân "Üsküdar'dan altı yüz aded atlı ile Üsküdar'dan ılgâr ile Dil İskelesi'ne varup anda bir gicede Dil deryâsın ubûr edüp Haleb altına Celâlî Hasan Ağa ile İpşir Paşa yanına firâra karâr verüp gitmededir" deyü paşaya haber gelüp niçe gûne efvâh-ı nâsda güft [u] gûlar oldu. Ol sâ‘at bu ahvâl-i pür-melâl ocak ağalarına mün‘akis olup yine paşaya gelüp fakîr Hanîfî Halîfe ve Daşnık İmirza'nın katline fermân isteyüp paşa dahi bi'z-zarûrî telhîs edüp katllerine hatt-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûn sâdır olup derhâl Bektâş Ağa'dan iki yüz cebe vü cevşene müstağrak küheyl atlı ve Yeniçeri ağası Kara Çavuş'dan üç yüz cebeli ve cevşenli cılfidan atlı ve Çelebi Kethüdâ'dan kâmil beş yüz cengâver dilâver, server, hünerver silâhına kâdir cirîd-endâz, "Benem diger nîst" diyen şehbâzlar ve bizim paşadan yedi yüz Abaza ve Çerkez ve Gürcî iş görmüş silâhşör ve cündî yarar nâmdârlar âmâde oldu. Ve silâhdâr ve sipâhiyândan 99b dahi beş yüz aded müsellah fetâlar cem‘ olup cümle-i cümele iki bin beş yüz salt küheylân atlı fârisü'l-hayl güzîde asker-i tîğ-zen gözü kanlı askere Melek Ahmed Paşa efendimizin çerâğı Abdullah Paşa beşyüz aded güzîde Ekrâd yiğitleriyle serdâr olup hakîrin dahi ol asrda zindeliğim muhill olmağıla sekiz kafadâr gulâmımla esb-i sabâ-sür‘atlerime süvâr olup paşadan me’zûn olup Abdullah Paşa ve cümle Melek Ahmed Paşalı ile bir gicede İslâmbol'da olan keştîlerin sandalları ve kayıkları ve mavunaları cümle üç bin askeri bir gicede İslâmbol'a geçirüp andan ılgar ile Gekbezî'ye, andan ibrâm-ı tâm ile bir günde Dil'i geçüp andan Derbend'i ubûr edüp anda ahâlî Hanifi Halîfe'yi su’âl edüp "İki gündür, bundan yedi yüz cirid atlılar ile gelüp ikişer günlük yemlerin akçeleriyle alup ve me’kûlât [ü] meşrûbâtların alup dağlarda yatmak üzre yola revâne oldular ve yollarda ulûfeye gelen sipâhîleri girü döndürüp asker cem‘ ederek gidiyorlar" deyü cevâb-ı nâ-sevâb etdiler, hikmet haberin Lokmân'dan aldılar. "Bre yakîn imiş dahi asker-i haşerât cem‘ etmeden irelim ve yetişelim" deyü Derbend'den ılgar ile kal‘a-i İznik'e varup anda ikişer gicelik yemler ve zâd-ı rahleler alup yine ılgar ile mütevekkilen-alallah deyüp giderken Bektâş Ağalıdan ve Yeniçeri Ağalıdan niçe yüz küheylân semiz atlar şiddet-i hârdan ve çapgın-ı ılgardan kalup niçe âdemler piyâde İznik'de kaldılar. Niçesi dağlarda atları yanında kaldılar. Biz asker ile İznik'i geçüp bir mahall-i çemenzârda yemler kesdirüp ol mahalde âyende vü revendelerden haber alınup "Lefke'de binden mütecâviz âdem olup yemler alup Söğüd kasabasına doğru revâne oluyorlar" dediklerinde, "Bre kalk a!", deyü alay çavuşları feryâd edüp yine ılgar ile Lefke kasabasın ubûr edüp yine haber aldık kim Lefke ile Söğüd mâbeyninde "Ahmed Beğ Çeşmesi nâm bir fezânın şarkî cânibinde bir pirinç çeltikliği başında kimi ormanda kimi çadırlarla hırmânda harbendeleriyle meks etmişler", deyü haber alınup derhâl cümle askeri serdârımız Kara Abdullah Paşa başına cem‘ edüp cümle iş erleriyle müşâvere edüp Vakt-i Şâfi‘îde basmak ma‘kûldur, deyü hatm-i kelâm ile Fâtiha tilâvet olunup nısfu'l-leylde kalkup âheste-reviş cümle asker kulağızla gitmede. Hakîr çarha askeriyle ileri ılgar edüp hakîkatü'l-hâl vakt-i Şâfi‘îden evvel ol mahall-i ma‘hûdeye ince karavulumuz varup yetmiş seksen kadar hayme ü hargâhlar ile ârâste bir hayli ordu görüp girü avdet edüp haber getirdiler. Biz dahi çarhacıyla ileri vardık ammâ göz gözi görmez bir mesâfe-i ba‘îdede ârâm edüp at diğnendirüp girüden asker gelmesine muntazır olup vakt-i Şâfi‘î dâhil olmasına müterakkib olup ba‘zı iğdiş atlı olanlarla hakîr ileri vardım ki iğdiş at aykır at gibi süheyl urup kişneyüp düşmeni âgâh etmez. Bu minvâl üzre ileri varup âlem-i ağyârdan bî-haberler, herkes birer dıraht-ı müntehânın zıll-ı himâyesinde nefîr-i hâb çalup Ashâb-ı Kehf vâkı‘asın görüp kimi haymelerde hâb-ı nâzda, kimi hıyâbân içre hem-nâzda ammâ çoğu çengelistân içre kemîngâh edinmiş yatarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 99a–99b ·
metinde göster ·
… [u] hevâsından Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Hân hazz edüp sayd [u] şikâr
tarîkiyle
bu şehre gelüp kesb-i tarâvet ederdi. Hâlâ şehrin cânib-i kıblesinde olan sahrâ …
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) İdrivne kralının yaylağı tahtı olmak ile ol asırda şehr-i azîm imiş. Sene (---) târîhinde Gâzî Hudâvendigâr Edirne'yi feth etdikde bu kal‘ayı dahi muhâsara edüp fethinde usret ve meşakkat çekdiğiyçün ba‘de'l-feth sûrunu siverin edüp harâb eder. Hâlâ eser-i binâları şehrin cânib-i şimâlindeki bayırlar üzre nümâyândır. Ol mahalde bir kenîse-i ibret-nümâ temeli zâhirdir kim ve mine'l-iberdir. Ba‘dehû bu şehrin âb [u] hevâsından Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Hân hazz edüp sayd [u] şikâr tarîkiyle bu şehre gelüp kesb-i tarâvet ederdi. Hâlâ şehrin cânib-i kıblesinde olan sahrâda binâ etdüğü sarâ-yı azîm esâsları oldur ve ol zamândan berü bu rabta (---)(---) sancağı hükmünde (---)(---)(---)(---)(---) dir ve yüz elli akçe payesiyle şerîf kazâdır. Senevî kadıya (---) aded ma‘mûr nâhiye kurâlarından beş kise mâl hâsıl olur. Hâlâ imâristânı Çalıkkavak balkanına muttasıl olan kûh-ı bülendlerin dâmeninde bir mürtefi‘ bayır üzre serâpâ bağlı ve bâğçeli ve âb-ı revânları cârî ve firâvân bir kasaba-i İslimye-i hûbândır. Cümle on bir mahalle ve on iki mihrâbdır. Ve iki bin beş yüz aded kiremitli ve şındıra tahta örtülü büyût-ı a‘yân-ı kibâr ve gayri hâne-i müte‘addidelerdir. Cümle hânelerinin revzenleri ve tâka-i dervezeleri şehrin cânib-i kıblesinde zeyn olan sahrâ-yı ma‘mûra nâzır kat-ender-kat evleri vardır. On iki aded mihrâbın ma‘mûru çârsû içinde bir minâreli (---) câmi‘-i rûşendir. Ve cemâ‘ati 131a çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 130b–131a ·
metinde göster ·
{Vâkı‘a-i Melek Ahmed Paşa ve ta‘bîr-i rü’yâ-yı sâlih}: İmdi Evliyâm bu vâkı‘anın ta‘bîri min kıbeli'l-Hak ilhâm ile eyledir kim Allahu a‘lem ve Resûluhû bu gice vâkı‘amda bu hakîre ekmek verüp "Bu ekmeği Kürdistân'da bir Kürd âdemîsi pişirir. Sana Van'ın iç kal‘asında verdiğim beyâz nân-pâre-i lezîzdir" dediği Allahu a‘lem bize sa‘âdetlü pâdişâh eyâlet-i Van'ı vere. Ve ol ekmeği bir kerre İpşir istedi, ekmeği pişiren Kürd, İpşir'e ekmeği vermedi, dediği saltanat-ı İbrâhîm Hân'da İpşir'e eyâlet-i Van'ı verdiler. Van ekrâdları İpşir'e ekmeği yedirmeyüp balyemez toplar ile şehre komayup hâ’ib u hâsır gelüp gitdi. Ve ekmekde olan kanlı pâre Kaya'ma gönder, yıkayup yesin, dediği Allahu a‘lem Kaya Sultân ehlim bir hâliyle kanlı şehîd olur. Ve Bitlis Hânı'na dahi ol kanlı ekmekden ver, yesin, dediği Allahu a‘lem ol dahi benim elimde şehîd ola. Zîrâ anın hakkında Sultân Murâd merkûm "Ahmed sana Diyârbekir'i verdim. Bolay kim Bitlis Hânı'ndan intikâm alasın. Zîrâ Revân'dan gelirken sarâyına konup yüz kîse ihsân etdim. Ve on yedi aded evlâdlarına serbeser ze‘âmetler in‘âm edüp Van kulunun Muş harâcın kendüye mü’ebbed ocaklık tarîkiyle hîbe eyledim. Bağdâd'a giderken ve gelirken gazân mübârek ola, demeğe istikbâlime gelmedi. Elbette Ahmed, Bitlis 182b Hânı'ndan intikâm al, demiş idi. Bu gice vâkı‘amda kanlı ekmekden Bitlis Hânına ver, dedüğü belki benim elimde hân şehîd ola, dedi. Ve vâkı‘amda Murâd Hân'ın "Sen de ol ekmekden ye" dediğü Allahu a‘lem ecel-i müsemmâmız tamâm olduğu günlerde biz de şehîd olmak görünür. Bu vâkı‘ayı Melek Paşa kendüsü görüp kendüsü ta‘bîr etdi. Hakîr eyitdim "Sultânım, bu vâkı‘ayı bana söylediniz. Eğer âfâkî ve eğer enfüsî ilhâm-ı Rabbânî ile yâhûd kavl-i İbn Sîrîn ta‘birnâmesi üzre ta‘bîr etmek bana düşerdi. Ammâ beni ta‘bîr etmeğe komayup yine kendiniz ta‘bîr edersüz" deyü gördüğü rü’yâ-yı sâlihaları bir gayri hüsn-i tevcîh ile ta‘bîr etdim. "Yok Evliyâm, bu vâkı‘a hüsn-i tevcîh kabûl etmez. Hemân min kıbeli'l-Hak ilhâm-ı Rabbânî ile ta‘bîr etdim. Elbette biz Van ve yâhûd Erzurûm u Diyârbekir {valisi} olup Bitlis Hânına bir gûşmâl ederim ve Kaya Sultân da ol kanlı ekmekden yeyüp şehîd-i hurre olur. Ve ben de şehîd olurum. Bu vâkı‘anın ta‘bîri budur. Elbette olacak olur" deyüp bu beyti terennüm etdi, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 182a–182b ·
metinde göster ·
… hîn-i fetihde Sultân Süleymân ahidnâmeleriyle bunlara kendü vilâyetleri sancak
tarîkiyle
verilmişdir ve sancak i‘tibâr olunur. Lâkin yurdluk ve ocaklık üzre hükûmet olu …
Bâlâda tahrîr olunan Hükûmet-i Pinyanişî ve Hükûmet-i Mahmûdî ve Hükûmet-i Hakkarî ve Hükûmet-i Bitlîs, bu dörd aded hükûmetler hîn-i fetihde Sultân Süleymân ahidnâmeleriyle bunlara kendü vilâyetleri sancak tarîkiyle verilmişdir ve sancak i‘tibâr olunur. Lâkin yurdluk ve ocaklık üzre hükûmet olup sâ’ir ümerâlar gibi azl [u] nasb kabûl etmezler. Biri fevt olsa yerini oğluna veyâhud müsinn akrabâ-yı müstehakkına verilir, gayriye verilmez. Lâkin eyâletlerinde sâ’ir sancaklar hâki tahrîr olunduğu gibi tahrîr olunup ebvâb-ı mahsûlâtı timâr u ze‘âmet kayd olmuş ma‘mûr kurâları vardır. Bir sefer-i hümâyûn vâki‘ olsa erbâb-ı timârı alâybeğisi ile Van paşası livâsı altında me’mûr oldukları sefere giderler. Ve bu hâkimler me’mûr oldukları sefere veyâhud Van derneğine gelmese sancağı oğluna ya akrabâ-yı elyakına sadaka olunup mülkiyyet üzre zabt edüp mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kadem hükûmetlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 255a ·
metinde göster ·
… hi bir nuhûset-i ekber idi. Hattâ bizler {şimdi} Serâv şehri içre seyr ü temâşâ
tarîkiyle
kahvehâneler önünden güzer etdiğimizce bayâtî makâmında usûl ile Kızılbaş-ı bed …
İnhizâm-ı sânî def‘a, be-sahrâ-yı Serâv: Bu ma‘lûmumuzdur kim sene 1027 târîhinde Sultân Osmân Hân asrında Vezîr Dilâver Paşa ve Vezîr Halîl Paşa Acem serdârı olup Tebrîz'e vardılar. Acem sulha rağbet etmişken hâkim Osmân-ı gâfilin gurûruyla sû-i tedbîrine uyup Tatar Hânı kırk bin yiğit ile Erdebil üzre talî‘a-i asker edüp gitmede. Beri tarafda ordu defterdârı dûrbîn-i âkıbet-endîş Bâkî Paşa bu işe hâşâ sümme hâşâ rızâ vermedi. Ammâ el-abdü yüdebbiru vallahu yukaddiru Erdebil'de Karçığa Hân haber alup seksen bin asker ile çıkup Kehrevân dağlarına ve Serâv yollarında kemîngâhlara askerin âmâde eder. Bunlar da Tatar-ı sabâ-reftâr askeriyle azm-i Erdebil deyüp Serâv sahrâsına ılgar ile gelüp meks etdiklerinde dörd günlük yolu bir günde almış atları yorgun olmuş ve kendileri argın kalmış hemân Kızılbaş askeri her tarafdan "Şâh! Şâh!" deyüp kılıç urmağa başlar. Cümle asker bî-tâb u bî-mecâl iken yine üç sâ‘at ceng edüp âhir Kızılbaş'da meydân kalup illâ Tatar Hân ile ileri serdâr olan Bıyıklı Hasan Paşa ve Arslan Paşa ve Diyârbekir Vâlîsi Mustafâ Paşa, ve niçe mîr-i mîrânlar cümle şehd-i şehâdeti nûş, gam-ı dünyâyı ferâmûş eylediler. Ve Kara Bali Paşa ve Elmacı Mehemmed Paşa ve Rişvânlı Mustafâ Paşa bunlar ve niçe yüz ümerâlar esîr olup yigirmi altı bin âdem bu Serâv-ı menhûs sahrâsında şehîd oldular. Hâlâ üstühânları yığın yığın zâhir ü bâhirdir. Bu dahi bir nuhûset-i ekber idi. Hattâ bizler {şimdi} Serâv şehri içre seyr ü temâşâ tarîkiyle kahvehâneler önünden güzer etdiğimizce bayâtî makâmında usûl ile Kızılbaş-ı bed-ma‘âşlar Cığaloğlu'nun münhezim olduğunu ma‘niyyât-ı bî-ma‘nîleri yüzünden,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 305b ·
metinde göster ·
top-keşân yazup sene 1040 Saferü'l-muzafferü'l-hayrın yigirmi yedinci gününde b …
Âhirü'l-emr cümle vüzerâ vü vükelâ ve iş erleri müşâvere edüp netîce-i kelâmları "el-umûru merhûnetün bi-evkâtihâ" deyüp cümle toplara seyyâhlık tarîkiyle top-keşân yazup sene 1040 Saferü'l-muzafferü'l-hayrın yigirmi yedinci gününde bî-hayr u bî-zafer kat‘-ı menâzil ederek kal‘a-i Hille'ye gelinüp kal‘aya er koyup andan kal‘a-i Musul'a gelüp ta‘mîr edüp muhâfazacı koyup serdâr-ı mûmâ-ileyh Mardin'de kışladı. Ve Erzurûm'dan 336a Revân ve Nahşevân ve Tebrîz ve Erdebil ve Hemedân ve Derteng'den yine Bağdâd üzre gitmek arzusunda iken Hüsrev Paşa'yı mühürden ma‘zûl eyleyüp tekrâr Hâfız Ahmed Paşa sadrıa‘zam oldukda Hüsrev Paşa kal‘a-i Tokat'a gelüp anda sâhib-i firâş iken Hâfız Ahmed Paşa'nın ilkâ ve iğvâsıyla Hüsrev Paşa câme-i hâbında bîdâr iken şehîd edüp na‘şın İslâmbol'da (---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 335b–336a ·
metinde göster ·
… ç-ı ze‘âmet elli ikidir ve kılıç-ı timâr 626 dır. Sekiz aded yurdluk ve ocaklık
tarîkiyle
zabt olunur sancaklardır. Beş aded dahi mülkiyyet üzre mutasarrıf hükûmetler va …
Evvelâ eyâlet-i Diyârbekir kânûn-ı Süleymân Hân üzre on iki aded Osmânlı sancağıdır. Kılıç-ı ze‘âmet elli ikidir ve kılıç-ı timâr 626 dır. Sekiz aded yurdluk ve ocaklık tarîkiyle zabt olunur sancaklardır. Beş aded dahi mülkiyyet üzre mutasarrıf hükûmetler vardır ammâ bu Hasankeyf sancağı Diyârbekir eyâletinde azl ü nasb kabûl eder Osmânlı sancağıdır. Kânûn üzre beğinin hâssı 203.955 akçedir ve hâk-i amber-pâkinde Osmânlının sâ’ir livâlarındaki gibi timâr u ze‘âmet ve alâybeği ve çeribaşısı vardır. Erbâb-ı timârı cümle cebelüleri ile bin altı yüz asker olur. Mîr-i livâsı dahi bin kadar askere mâlikdir. Me’mûr olduğu seferlere Diyârbekir vâlîleriyle tabl u kudümün döğüp sefer eşer. Livâsı hâkinden beğine ber-vech-i adâlet on sekiz bin veya yigirmi bin guruş olur ve Âl-i Osmân tarafından yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389a ·
metinde göster ·
cümlesin kayd-ı bend edüp muhzır Mustafâ Ağa'ya teslîm olunup bu mahalden dahi …
Kal‘a-i Nagbanya: Kurbunda Banya Ejder nehri kenârında meks olunup mukaddemâ bu kal‘a musanna‘ olup tavsîf olunmuş idi, ammâ ber-muktezâ-yı devlet, bu kal‘a kapudanı ve birov ve şagları hedâyâlarıyla serdâra kırk nefer kefere vü fecereler geldikde kulavuz tarîkiyle cümlesin kayd-ı bend edüp muhzır Mustafâ Ağa'ya teslîm olunup bu mahalden dahi kalkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16a ·
metinde göster ·
Bundukanî Venedik'i eline girüp ilâ hâze'l-ân Venedik elinde hakkâ ki Kotur nâm …
Lisân-ı Latin'de (---)(---) demekdir. Bânîsi İşpanya krallarıdır. Ba‘dehu rehin tarîkiyle Bundukanî Venedik'i eline girüp ilâ hâze'l-ân Venedik elinde hakkâ ki Kotur nâm bir kal‘a-i benâmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 157a ·
metinde göster ·
… Osmân'a Ya‘kûb Şâh bir duhter-i nev-ahter menkûhalığa verüp bu şehri dahi cihâz
tarîkiyle
verüp Yıldırım Hân eline girmişdir. Hâlâ kal‘ası Celâlî Karayazıcı mutahassın o …
İskender-i kübrâ târîhinden sonra Yanko kralının veled-i nâ-pâklerinden Koritoz nâm kralın elinden Sarhan oğlu Ya‘kûb Hân fethidir, be-dest-i Ulubaş Beğ. Andan Âl-i Osmân'a Ya‘kûb Şâh bir duhter-i nev-ahter menkûhalığa verüp bu şehri dahi cihâz tarîkiyle verüp Yıldırım Hân eline girmişdir. Hâlâ kal‘ası Celâlî Karayazıcı mutahassın olmasın içün Zağanos Paşa bu Gördüslü olmağile fermân-ı şehriyârî getirüp kal‘ayı câ-be-câ münhedim etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y27b ·
metinde göster ·
… hsân ederler idi. Akke'den bu Malta kâfiri gelen nezerâtlara tama‘ edüp ziyâret
tarîkiyle
bu mezkûr Sabastiyye şehrin ale'l-gafle basup cesed-i Yahyâ Nebî'yi alup Akke'd …
Ol asırda her sene yılda bir kerre cemî‘i Rûm kavmi cesed-i Yahyâ'yı ziyârete gelüp ruhbânlarına nezerât ihsân ederler idi. Akke'den bu Malta kâfiri gelen nezerâtlara tama‘ edüp ziyâret tarîkiyle bu mezkûr Sabastiyye şehrin ale'l-gafle basup cesed-i Yahyâ Nebî'yi alup Akke'de cevâhir sandûkalar içine koyup Sencovan nâmıyla ziyâretgâh ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y205a ·
metinde göster ·
… ânî pür-silâh bu Kumâme mahallinde hâzır olurlar kim "Beş on bin küffâr ziyâret
tarîkiyle
cem‘ olup istîlâ etmeyeler" deyü Kumâme önünde âmâde durup Kumâme mütevellîsi p …
Ve bu şehir içre yedi kenîse vardır. İkisi Yahûdîlerin ikisi Ermenilerin üçü Urumların. Ammâ cümleden Urumların deyr-i Kumâmeleri Yanko ibn Madyan İskender-i Yûnâniyân'dan (---) binâ etmişdir. Lisân-ı Yûnâniyân ile kapu üzre târîh-i binâsı tahrîr olunmuşdur. Bilâ-teşbih Hazret-i Îsâ asrında millet-i mesîhiyyenin ka‘beleri idi. Hâlâ her sene keferenin Beyza-i Ahmer günleri ya‘nî Kızıl Yumurta bednâmlarında beş on bin küffâr-ı feccâr-ı dûzah-karâr cem‘ olup ekâlîm-i seb‘adan Urum ve Ermeni ve on sekiz krallıkdan Freng-i bedreng dahi cem‘ olduğu günler paşa ve mollâ ve şeyhülislâm dahi ve a‘yân-ı vilâyet ve cümle asker-i sultânî pür-silâh bu Kumâme mahallinde hâzır olurlar kim "Beş on bin küffâr ziyâret tarîkiyle cem‘ olup istîlâ etmeyeler" deyü Kumâme önünde âmâde durup Kumâme mütevellîsi pâdişâh-ı dîn-i İslâma hayır du‘â ve küffâra beddu‘a edüp Kumâme bâbının paşa ve monlâ mührün bozup Kumâme kapusun açarlar, zîrâ bir seneden bir seneye memhûrlu durur. Ammâ içinde Freng ve Rûm ve Ermeni ve Kıbtî ve gayri millet-i mesîhîden iki üç yüz mikdârı kıssîs ve bıtrîk ve çelipa ve ruhbân ve papas ve râhib ve keşîş ve kisdofa vardır. Mahpûs gibi anda sâkin olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y221b ·
metinde göster ·
… re-i azîmdir. Mısır'a dörd sâ‘at karîbdir. Ba‘zı vüzerâ ve a‘yân-ı Mısır'dan av
tarîkiyle
gidüp yine Mısır'a gelirler.
Cümle huccâc Mısır'dan çıkup bunda üç gün üç gece meks edüp niçe kerre yüz bin tulum Nîl suyu doldurup götürürler. Aceb hayrât-ı azîmdir. Nîl'den bir bürke yapmışlardır, gûyâ bir buhayre-i azîmdir. Mısır'a dörd sâ‘at karîbdir. Ba‘zı vüzerâ ve a‘yân-ı Mısır'dan av tarîkiyle gidüp yine Mısır'a gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227b ·
metinde göster ·
… menhûslardır. Ammâ Ermeni ve Freng ve Çingâne mahalleleri yokdur, ammâ ticâret
tarîkiyle
gelüp giderler. Ve bir mahalle Benî İsrâ‘îlî Kıbtîsi vardır, a‘yân-ı Mısır'ın m …
Cümle tokuz bin tokuz yüz müselmân hânesidir ve kırk mahalle ve cümle iki yüz mihrâbdır. Ve cümle yedi mahalle kefere ve üç mahalle Yahûdîdir, anlar dahi Y 333b bin altmış hâne-i menhûslardır. Ammâ Ermeni ve Freng ve Çingâne mahalleleri yokdur, ammâ ticâret tarîkiyle gelüp giderler. Ve bir mahalle Benî İsrâ‘îlî Kıbtîsi vardır, a‘yân-ı Mısır'ın mu‘temedün-aleyh küttâbları bunlardır. Vel-hâsıl cebr-i noksân bender-i Reşîd'in sagîr ü kebîr hâneleri cümle on iki bin hâne tahrîr olunmuşdur, zîrâ gâyet sıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y333a–Y333b ·
metinde göster ·