Ammâ sol tarafdaki üç tabakalı minâreye cevâhir minâre derler. Sebeb-i tesmiyesi oldur kim; Süleymân Hân bu câmi‘i binâ ederken birez istihkâm bulmak içün bir sene ferâgat edüp gayrı hayrâtlar binâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44b ·
metinde göster ·
köşede hatîb kapusu, sol tarafda hünkâr mahfili altında imâm kapusu ve iki yan …
Ve bu câmi‘in beş kapusu vardır. Sağ tarafdaki köşede hatîb kapusu, sol tarafda hünkâr mahfili altında imâm kapusu ve iki yan kapuları dahi cümle sadefkârî bâb-ı kebîrlerdir. Ve bu dörd aded kapulardan câmi‘e (---) kademe taş nerdübân ile urûc olunur. Ammâ beşinci bâb-ı kebîr kıble kapusudur kim cümleden serâmed ve musanna‘ ibret-nümûn bâb-ı bûkalemûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 60a ·
metinde göster ·
… ’imâ kırmızı kan gibi akar kanlı sudur. Hatta bu hakîr, bu mahalde atımla karşu
tarafdaki
bâğlara geçmek murâd edüp atımla beni toparlayup cân havlinden karşu kenarda bi …
Menzil-i karye-i Hacı Hamza: Hamzavî Hacı Hamza kim Habîb-i Karamânî halîfesidir. Bu karyede mütevellid olup iştihâr verdiğiçün Hacı Hamza Köyü derler. Zulümden ahâlîsi dağda bir ma‘mûr kurâda sâkin olurlar. Târîk-ı âm üzre ancak bir köhne câmi‘i kalmış, gayrı büyûtları harâbdır. Nehr-i Kızılırmak kenarıdır. Karşu cânibi sâfî bâğ u bâğçeler ile müzeyyendir. Bu nehr-i Kızılırmağ'ın ibtidâ tulû‘u (---) sancağında (---) nâm mahal dağlarından hurûc edüp sâhil-i Karadeniz'e Bafra kasabası cenbinde Karadeniz'e mahlût olduğu yerde bu nehir kendüyü evce beraber kayalardan deryâya atup gürüldüsü ve sâ‘ikasından âdeme dehşet hâsıl olur. Fa’idesiz coşkun cereyân eder bir sudur. Sayf u şitâda dâ’imâ kırmızı kan gibi akar kanlı sudur. Hatta bu hakîr, bu mahalde atımla karşu tarafdaki bâğlara geçmek murâd edüp atımla beni toparlayup cân havlinden karşu kenarda bir söğüt dalına sarılup atdan ayrıldım. Meğer zâlim su gâyet darplı ve iri iri taşlı yerden cereyân edermiş. Güç ile cân halâs edüp ba‘dehû huddâmlarım atımı getirdiler. 279b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 279a–279b ·
metinde göster ·
Hasan Tapdı yaylası, ki Sultân Hasan bu dağda gencîne-i Kârûn'a mâlik olup genc tapdığından Yaylağ-ı Hasan Tapdı derler. Cümle Mahmûdî kavmi anda yaylanır ammâ zirve-i a‘lâsına çıkup temâşâ etmedim ammâ evc-i âsumâna ser çekmiş yayladır. Anın dâmeninden ubûr ederken yol iki çatal olup sol tarafdaki tarîk-ı âm kal‘a-i Van'a gider, sağ tarafdaki şâhrâh-ı sağîr kal‘a-i Amîk'e gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246a ·
metinde göster ·
… ûr ederken yol iki çatal olup sol tarafdaki tarîk-ı âm kal‘a-i Van'a gider, sağ
tarafdaki
şâhrâh-ı sağîr kal‘a-i Amîk'e gider.
Hasan Tapdı yaylası, ki Sultân Hasan bu dağda gencîne-i Kârûn'a mâlik olup genc tapdığından Yaylağ-ı Hasan Tapdı derler. Cümle Mahmûdî kavmi anda yaylanır ammâ zirve-i a‘lâsına çıkup temâşâ etmedim ammâ evc-i âsumâna ser çekmiş yayladır. Anın dâmeninden ubûr ederken yol iki çatal olup sol tarafdaki tarîk-ı âm kal‘a-i Van'a gider, sağ tarafdaki şâhrâh-ı sağîr kal‘a-i Amîk'e gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246a ·
metinde göster ·
… lây çavuşları tenbîh ü te’kîd eylediler. {Bu sahifeden beş sahife aşağıdaki sağ
tarafdaki
sahifedeki imdad isteyen herkes başına ve etlerine beyâz makramaler asup asker …
Menzil-i Hüsrev Paşa Hânı: Paşa yine kânûn-ı kadîm-i serdâr-ı şehriyârî üzre meks edüp serâperdesinin cânib-i erba‘asın asâkir-i İslâm kuşadup yine kânûn üzre her tarafa ince karavullar ve çerhalar ve otlukçular gidüp cümle askere fermân olundu kim herkes cebe vü cevşeniyle pür silâh atları yanında âmâde durup gâfil olmayalar deyü alây çavuşları tenbîh ü te’kîd eylediler. {Bu sahifeden beş sahife aşağıdaki sağ tarafdaki sahifedeki imdad isteyen herkes başına ve etlerine beyâz makramaler asup asker tarhı bu mahalle yazıla. Matlab}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 264a ·
metinde göster ·
… ullarına gâyet tenbîh ü te’kîd olunup ertesi gün cümle asker âmâde dururken sol
tarafdaki
dağlar içre bir hây hûy olup bir hayli tüfengler atılup ân-ı sâ‘atde yetmiş bir …
Ol gice cânib-i erba‘a karavullarına gâyet tenbîh ü te’kîd olunup ertesi gün cümle asker âmâde dururken sol tarafdaki dağlar içre bir hây hûy olup bir hayli tüfengler atılup ân-ı sâ‘atde yetmiş bir aded âdemi karavulcular getirüp Paşa söyletdikde "Vallahi vezîrim, kimimiz hân âdemiyiz, kimimiz Diyârbekirliyiz, kimimiz şehr-i Bitlîsliyiz. Hânın zulmünden ve açlıkdan ve gerüde Diyârbekir askeri havfinden ve bu tarafda senün havfinden dağlara firâr edelim derken cihânı karavullarınız dutup kuş uçurmazlar. Bizi dahi uçurmadılar ve kaçırmadılar, kayd ü bend ile sultânımın huzûruna getirdiler." deyince paşa-yı âdil bunları üç yüz mikdârı askere teslîm edüp Güzeldere tarafına götürüp koyverdiler. Bu husûsda Paşa aceb adâlet etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 267a ·
metinde göster ·
küffâra bakalım, görelim anlar ne hareketdedir, zîrâ anlar beş gündür yoruldula …
"Gel Evliyâ Efendi, seninle minâreye çıkalım. Öte tarafdaki küffâra bakalım, görelim anlar ne hareketdedir, zîrâ anlar beş gündür yoruldular. Allâhu a‘lem tâkat [u] dermânları kalmadılar, ammâ bu karadan gelen mel‘ûnlar dahi dinç cengâver hınzîrlardır kim hiç ölüp dirildiklerine bakmayup bu kadar bin gülle ve iki yüz kumbara yeyüp kırıldılar. Aslâ bakmayup kâmil dokuz sâ‘atdir mel‘ûnlar ceng mümted edüp görmez misin leşlerin kaldırup yine şîrînleyüp savaş-ı perhâş ederler. Ben bu küffârdan korkarım" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 60a ·
metinde göster ·
… cünûd-ı cünüb mâl-â-mâldır. Kankı tarafdan bir düşman bu kırıntı üzre gele, ol
tarafdaki
varda kullesinden bir top atılınca bilirler kim Osmânlı tarafından "Düşman geld …
Ez-în-cânib yine sadede rucû‘ edelim. Bu Zirinoğlu hudûdu kırıntısının iç yüzlerinde birbirlerinden birer top menzili ba‘îd püşteler üzre sıra ile dizilmiş varda, ya‘nî haberci kulleleri vardır. Her birinde menhûs ve nüfûs-ı cünûd-ı cünüb mâl-â-mâldır. Kankı tarafdan bir düşman bu kırıntı üzre gele, ol tarafdaki varda kullesinden bir top atılınca bilirler kim Osmânlı tarafından "Düşman geldi" topı atılınca tarfetü'l-ayn nehr-i Morava ve nehr-i Drava [ve] nehr-i Sava kenârında cümle üç yüz altmış yedi pâre vardiya kullelerinden toplar atılup cümle Hırvadistân'ın başına âteş düşüp eyle benî Âdem deryâsı ve kefereler kurâsı yerlerdir kim ân-ı sâ‘atde andan top atıldığı semte yüz bin kadar küffâr cem‘ olurlar, ammâ serhad gâzîleri hîleye sâlik olup bir tarafdan birer asker gösterüp kıyâmet topları atılınca bir gayrı aralıkdan yayan asker girüp biraz kelepür alırlar, ammâ kimi esîr olup kalır. Ve kelepür alanların mâl-ı ganâ’imler ellerin bırakdırırlar. Ancak herkes bir baş ve cân ile halâs olurlar. Tâ bu mertebe ma‘mûr ve mazbût ülke[dir]. Hattâ Süleymân Hân bu kefereler ile mukâ[ve]met edemeyüp müdârâyla geçinmek, Vişegrad kal‘asından tâc-ı İskender ki tâc-ı Enûşirvân-ı Âdil'dir ki ol tâc Menuçehr evlâdlarından Macar kavmine değüp anlar Novgrad kal‘ası kurbunda Vişegrad kal‘asında tâc-ı İskender alınup dest-i Âl-i Osmân'da mezkûr tâc hazîne-i Osmâniyân'da kalup Süleymân semtinden(?) intikâm almak içün şikloş kal‘ası fethinde Zirinoğlu ve Beganoğlu Nadajoğullarına tâc-ı İskender'i verüp anlar da yedi hersek Osmânlı'dan yeşil katîfe kalpak geyüp gitmesinden Budin'i ve Üstürgon'u ve İstolni Belgrad'ı ve'l-hâsıl yetmiş altı pâre kal‘ayı Süleymân Hân Nemse çâsârı elinden aldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 160b ·
metinde göster ·
… arafına nâzır varoş kapusu ve kıbleye mekşûf gûrhâne ki maşatlık kapusu var. Bu
tarafdaki
handakı alçakdır, bu kal‘aya herkes girüp seyr [ü] temâşâ edüp bey‘ [ü] şirâlar …
Havâlesi cânibi batı tarafıdır ve ana nâzır bir kapusu var. Bu kapu tarafında bir su değirmeni var. Ve maşrık tarafına nâzır varoş kapusu ve kıbleye mekşûf gûrhâne ki maşatlık kapusu var. Bu tarafdaki handakı alçakdır, bu kal‘aya herkes girüp seyr [ü] temâşâ edüp bey‘ [ü] şirâlar olundukda hakîr dahi içeri girüp seyr [ü] temâşâ eyledim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7a ·
metinde göster ·
… timâ‘ olurmuş. Her bir kulle hâlâ kehkeşân-âsâ semâya ser çeküp durur, ammâ sağ
tarafdaki
kulle üzre bir üstâd-ı kâmil bir tahta minâre-i serâmed etmiş kim bu dahi vâcib …
Ve dahi bu ma‘bedgâhın çâr-kûşesinde birer sâ‘at kulleleri var, kefere asrında bu kulleler üzre hammâm kubbesi kadar nâkûs çanların çalup birer konak yerlerde istimâ‘ olurmuş. Her bir kulle hâlâ kehkeşân-âsâ semâya ser çeküp durur, ammâ sağ tarafdaki kulle üzre bir üstâd-ı kâmil bir tahta minâre-i serâmed etmiş kim bu dahi vâcibü's-seyr bir haşeb minâredir. Ammâ bu câmi‘in sütûhu kârgîr kubbe değildir, cümle servî direklerinden kirişler üzre çatma tavanlı nakş-ı bûkalemûn halkârî tavandır kim bu nakş-ı nigîni Fireng Mânî ve Erjeng ve Bihzâd ve Şâhkulu etmede âcizlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67b ·
metinde göster ·
karavulda böyle âmâde durmadayız, ammâ küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karâr dahi Uyvar …
Çünkim biz bu tarafdaki karavulda böyle âmâde durmadayız, ammâ küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karâr dahi Uyvar kal‘ası altında mukaddemâ cem‘ etdiği cünûd-ı cünübiyle müşâvere-i nâ-savâb edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 100b ·
metinde göster ·
… sûldâr bâğlardır. Ve cümle ehl-i beled kayıklara ve çırnıklara süvâr olup karşu
tarafdaki
bâğ-ı İremlerine ve cinîn ü gaytânlarına geçüp ayş [ü] işret ederler.
Bu nehrin cânib-i kıblesi şehr-i mu‘azzamdır. Cânib-i şimâlîsi ve taraf-ı garbîsi serâpâ dağları mahsûldâr bâğlardır. Ve cümle ehl-i beled kayıklara ve çırnıklara süvâr olup karşu tarafdaki bâğ-ı İremlerine ve cinîn ü gaytânlarına geçüp ayş [ü] işret ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 147a ·
metinde göster ·
… âne varoşu içinden nehr-i Radobola suyun bu cisir üstünden tuç künkler ile beri
tarafdaki
çârsû-yı bâzâr şehrine geçirüp cümle hammâmlara ve câmi‘ ve hân ve imâret [ve] …
İbret-nümâ-yı diğer: Aceb ma‘rifet üzre ma‘rifet hezâr ahsend kim bu cisrin üstünden Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in rûznâmecisi İbrâhîm Efendi bu cisrin cânib-i garbîsi tarafındaki olan Tabahâne varoşu içinden nehr-i Radobola suyun bu cisir üstünden tuç künkler ile beri tarafdaki çârsû-yı bâzâr şehrine geçirüp cümle hammâmlara ve câmi‘ ve hân ve imâret [ve] medreselere ve niçe yerde çeşmelere ve'l-hâsıl kırk beş yere bu cisir üzre sular getirdiğine şu‘arâ-yı Mostar târîh-perdâzlık etmişdir, ammâ san‘at-ı şi‘riyye kasd etmişdir. Târîh: (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164b ·
metinde göster ·
… ydına düşüp çadırların bozup kaçma sevdâsında olup ne imdâd kayısı, hemân karşu
tarafdaki
kâfir içinde kalan sipâh ve Budim ve Bosna ve Kanije askerleri gördüler kim köp …
"Bire gâzîler hâl nice olur, işte küffâr karıncaya binmiş gibi yap yap geliyor. Bire şu karşudaki askere imdâd gitsin" deyü feryâd etdikde herkes cânı başı kaydına düşüp çadırların bozup kaçma sevdâsında olup ne imdâd kayısı, hemân karşu tarafdaki kâfir içinde kalan sipâh ve Budim ve Bosna ve Kanije askerleri gördüler kim köprü kırıldı ve niçe bin asâkir-i İslâm gark oldu ve kendülere imdâd gelmesi işi tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 21b ·
metinde göster ·
… en küffâra kurşum yağdırup bir küffâr halâs olmayup gark-ı âb olanlara ve karşu
tarafdaki
küffârlara rağmen bizim asker hey hey deyü feryâd edüp iki ellerin edepde dübür …
Ammâ netice-i ibret-i me’âl-i kelâm oldur kim bu ahvâl-i perîşânın ahvâlinin netîcesine nazar olunsa hak söylenilüp hak görülse bu inhizâm asâkir-i İslâma min indillâh gûşmâldir. Biz Yenikal‘a'yı feth etdikde darb-ı tîğdan küffâr firâr ederken küffârın dahi ol gün cisri nehr-i Morava üzre meksûr [olup] cümle küffâr gark-ı âb oldukda cümle asker küffâra hey hey deyüp suda şinâverlik eden küffâra kurşum yağdırup bir küffâr halâs olmayup gark-ı âb olanlara ve karşu tarafdaki küffârlara rağmen bizim asker hey hey deyü feryâd edüp iki ellerin edepde dübürlerine urup gûyâ sakâlar ederlerdi. Ve cümle asker mağrûrâne hareket ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22a ·
metinde göster ·
… da yokdur. Ve sol tarafındaki bâb-ı musanna‘ hem-çünân bâb-ı râhibândır. Ve sağ
tarafdaki
bâb cânib-i cenûba mekşûf olup Kral sarâyı yoluna nâzırdır, ammâ bu kapunun sağ …
Ammâ bu manastırın üç kapusu var, biri kıble kapusudur kim bu dahi ta‘rîf ü tavsîfden ârî etrâfı kemerli cümle burma burma zıh zıh mermerden oyulmuş mukarnas u fürüşler ve meydineler ve sihr-i‘câz tasarruflu bâb-ı âlîdir. Ve kanatlarında olan sihr-âsâr hurde kâr-ı sadefkârîler bir diyârda yokdur. Ve sol tarafındaki bâb-ı musanna‘ hem-çünân bâb-ı râhibândır. Ve sağ tarafdaki bâb cânib-i cenûba mekşûf olup Kral sarâyı yoluna nâzırdır, ammâ bu kapunun sağ tarafında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 61a ·
metinde göster ·
… du basup bu boğazda gâret etmesin" deyü İrşova beği bu İnlik kal‘asına ve karşu
tarafdaki
Küpeşte(?) kal‘asına ve Vidin beği dahi tüfengliler koyup Tuna kapudanı dahi ge …
Bu mahaller bir acâ’ib dar fenâ boğazdır kim Tuna'nın iki tarafı evc-i semâya ser çekmiş yalçın kayalar üzre karşu karşuya kâfir zamânı iki dâne kal‘alar var kim gûyâ her biri derbend-i mâşâdır, ammâ hâlâ bu iki aded kal‘aların içlerinde âdem ve âdemî-zâd yokdur. Lâkin Tuna gemileri bu mahalde geçdiklerinde "Gemileri Tuna haydudu basup bu boğazda gâret etmesin" deyü İrşova beği bu İnlik kal‘asına ve karşu tarafdaki Küpeşte(?) kal‘asına ve Vidin beği dahi tüfengliler koyup Tuna kapudanı dahi gemileriyle bu İnlik boğazında on iki pâre firkateleriyle palpa aleste hâzır olup Tuna gemilerin bu hâl üzre geçirmeğe cümle beğler ve kapudanlar me’mûrdur, zîrâ bu İnlik kal‘aları boğazı Tuna üzre hakkâ ki girdâb-ı mûhişdir, zîrâ bu boğazda her zamân Tuna kâfirleri gemileri basup nehb ü gâret eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95b ·
metinde göster ·
… bir gemi değil bir çırnık bile geçemezmiş. Hâlâ zencîrlerin dollâb yerleri iki
tarafdaki
kayalarda zâhir ü bâhirdir. Ve bu iki yanındaki kayaları Yanko ibn Madyan ki ib …
Küffâr zamânı bu iki kal‘adan birbirlerine Tuna üzre kat-ender-kat âdem kolu kalınlığı demir zencîrleri karşu karşuya bağlayup bir gemi değil bir çırnık bile geçemezmiş. Hâlâ zencîrlerin dollâb yerleri iki tarafdaki kayalarda zâhir ü bâhirdir. Ve bu iki yanındaki kayaları Yanko ibn Madyan ki ibtidâ İslâmbol kal‘asına temel bırağup binâ edenin karındaşi Yanvan Kral bu kayaların Tuna kenârların oyup iki araba geçer vâsi‘ oyulmuş kayadan kesme yollar etmiş kim kûh-ı Bî-sütûn'u ve Amasiyye şehri kayaların kesen Ferhâd-ı kûhken kesmeğe kâdir değil azîm enli kesme yollardır kim makdûr-ı beşer değildir. Hâlâ Tuna gemilerinin rübbân keştîbânları kalın palamar ipler ile gemileri bu kesme kayaların yolunda kuvvet-i renc-i anâ ile çekerler, zîrâ bu mahallin dar boğazından nehr-i Tuna yokuş aşağı yıldırım gibi cereyân etdiğine göz ermez. El-hâsıl bu kayaları Ferhâd dahi kesmeğe kâdir değil ibret-nümâ bir dar ve mehîb boğazdır kim cemî‘i leşker bu teng mahalden ubûr etdikde mellâh-ı rübbân-ı keştîbânların feryâd u figânlarından bu dağlar kubbe-i âsumân gibi güm güm gürleyü sadâ verir, ibret-nümâ-yı temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95b ·
metinde göster ·
… erâtda ve dervezelerde ve aşağıda çimden tabur handaklı tabyalarıyla aslâ karşu
tarafdaki
kal‘a-i Şâhî'den farkı yokdur. Ammâ bu kulleden karşu kulle-i Şâhî'ye varınca n …
Bu da Azak tarafındaki gibi Hünkâr kullesine müşâbihdir. Kadd [ü] kâmetde ve cebehâne ve zahîre ve metânetde ve neferâtda ve dervezelerde ve aşağıda çimden tabur handaklı tabyalarıyla aslâ karşu tarafdaki kal‘a-i Şâhî'den farkı yokdur. Ammâ bu kulleden karşu kulle-i Şâhî'ye varınca nehr-i Ten üzre üç kat kol kalınlığı demir zencîrler çekerler, azîm dollâbları var. Ve zencîrleri kayd [u] bend edecek azîm somâkî direkleri var. Bu zencîrler gece ve gündüz nehr-i Ten üzre tirinka gerili durup bir Urus kayığı ve tomruk ve bir kütük geçmek ihtimâli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 187a ·
metinde göster ·
… bine açıkdır. Kış günleri gemiler yatamaz, fırtınadan helâk olur. Ammâ bu aşağı
tarafdaki
liman-ı azîmi bir bî-bedel Hüdâ’î limandır kim dörd yüz pâre gemi bir kezden gi …
Sitâyiş-i limaneyn-i azîm Ağrıboz: Bu liman kal‘anın aşağı tarafına vâki‘ olup yukaru limanı yıldız rû[z]gârı ve poyraz cânibine açıkdır. Kış günleri gemiler yatamaz, fırtınadan helâk olur. Ammâ bu aşağı tarafdaki liman-ı azîmi bir bî-bedel Hüdâ’î limandır kim dörd yüz pâre gemi bir kezden girüp cümle lenger-endâht olup huzûr ile yatırlar. Hemân bir ırmağa girmiş gibi olurlar. Ve ba‘zı gemiler İslâmbol'da Galata önündeki gibi hisâr önüne aykuru yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 249b ·
metinde göster ·
… üstüvâr-ı azîm olup dörd bölükde[n] iki bölüğü meterise girilmiş kal‘adır. İki
tarafdaki
deryâsı hod emîn ü sâlim dururdu.
Ya‘nî me’âl-i kelâm, kal‘a-i Kandiye bu mertebe sûr-ı üstüvâr-ı azîm olup dörd bölükde[n] iki bölüğü meterise girilmiş kal‘adır. İki tarafdaki deryâsı hod emîn ü sâlim dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 291a ·
metinde göster ·
haremde havz u şâzrevân musluklarına nâzırdır. Ve bir musanna‘ kurşum örtülü şâ …
Ve sol tarafındaki bir kapu sol tarafdaki haremde havz u şâzrevân musluklarına nâzırdır. Ve bir musanna‘ kurşum örtülü şâzrevân kubbe-i serâmeddir kim üstâd-ı mi‘mâr mühendisîn henüz nev-binâ bir kubbe-i zîbâ îcâd etmişdir kim altı aded rakîk mermer sütûnlar üzre vaz‘-ı binâ olunmuşdur. Ve câmi‘in solunda olan cemâ‘at dehlîzi soffası amelî direkler üzre kirişlerin münakkaş tavanları üzre serâpâ kurşum örtülüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 313b ·
metinde göster ·
… üne ve üzengilere dek ve kâhîce na‘lına dek gitmek gerek havf çekilmez ammâ sağ
tarafdaki
ağaç köprülere yakın varılırsa kumsal bataklı yerlerdir, ammâ âdem gark olup at …
Aya Mavra kal‘asının şarkında ağaç cisirler aşırı dörd yüz adım ba‘îd bir yalçın kayacık kal‘a-misâl kulleli ve meydânlı ve yetmiş aded fukarâ-yı Celvetiyye hücreleri ve mihmânhâneleri ve matbah-ı Keykâvuslu ve kilârlı ve niçe cihân-nümâ maksûreli ve bir mescidli ve aşağıda bir bâğ-ı İrem-misâl bâğçeli bir mesîregâh yerdir kim Aya Mavra'nın cümle yârân-ı bâ-safâ-yı erbâb-ı ma‘ârifleri bunda cân sohbetleri edüp tevhîd zikrullâh ederler. Bu tekyeden aşağı enüp deryâya yakın hurde adacıklar ve Foçılar(?) adaların seyr ederek mezkûr tekye bâğından yüz adım cânib-i garba gidüp Aya Mavra'nın ağaç cisirleri başına vardıkda cisirleri sağ kola alup cümle atlarımızla Hudâ'ya sığınup cisirlerden beş yüz adım alarka Aya Mavra'nın Acıderyâ gölü içinde kâh atların dizine dek ve kâh at göğsüne ve üzengilere dek ve kâhîce na‘lına dek gitmek gerek havf çekilmez ammâ sağ tarafdaki ağaç köprülere yakın varılırsa kumsal bataklı yerlerdir, ammâ âdem gark olup atıyla halâs olamaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 342b ·
metinde göster ·
… ir demir kanatlı kavî bâbı vardır. Ol kapuya taşradan içeri girecek mahalde sağ
tarafdaki
kullenin iki âdem kaddi bâlâ yerinde bir küçük kemer altında beyâz mermer-i hâm …
Ammâ hâlâ bu mezkûr yukaru kal‘anın garba nâzır bir demir kanatlı kavî bâbı vardır. Ol kapuya taşradan içeri girecek mahalde sağ tarafdaki kullenin iki âdem kaddi bâlâ yerinde bir küçük kemer altında beyâz mermer-i hâmdan Kaydefâ'nın ceseden oyma bir sûreti var. Âdem gördükde zî-rûh zann edüp hayrân kalır. Ve ne cânibe gitsen ol cânibe nazar eder görünür. Tebessüm etsen eyle nümâyândır. Bükâ eder şekilli olsan ol dahi bükâ âlûd müşâhede olunur, garîb temâşâdır. Lâkin gerdânından aşağı vücûdu yokdur. Hemân gerdânında halhâlı ve çehre-i la‘lgûnu ve gûşlarında menkûşu ve serinde mergûle geysûsu ve mükahhal marâlî ve gazâlî gözleri ile tasvîr olunmuş bir perî-peyker çehre-i münevverdir. Ammâ rûh yokdur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y44a ·
metinde göster ·
kapudan hareme on beş kademe taş nerdübân-ı âlî ile urûc olunur. Ve bu bâb-ı sa …
Ve bu haremin üç kapusu var. Sol tarafdaki kapudan hareme on beş kademe taş nerdübân-ı âlî ile urûc olunur. Ve bu bâb-ı sa‘âdetin atebe-i ulyâsı üzre beyâz mermer kitâbeler içre celî hat ile bu âyet-i şerîf yazılmışdır: Âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y69a ·
metinde göster ·
… sundan içeri girecek mahalde sol kulle zindân-ı kâtil ü mücrim ü medyûndur. Sağ
tarafdaki
kullenin sînesinde celî hatt ile tektîb olunan târîhdir:
Ve bu Kireç kapusundan içeri girecek mahalde sol kulle zindân-ı kâtil ü mücrim ü medyûndur. Sağ tarafdaki kullenin sînesinde celî hatt ile tektîb olunan târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y169b ·
metinde göster ·
Ve bu Şâm kapusu dahi kıbleye nâzırdır. Ve bu kapudan içeri girecek mahalde sol
tarafdaki
kullenin ortasında kırmızı celî hattile resm olunan târîh budur:
Ve bu Şâm kapusu dahi kıbleye nâzırdır. Ve bu kapudan içeri girecek mahalde sol tarafdaki kullenin ortasında kırmızı celî hattile resm olunan târîh budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y169b ·
metinde göster ·
… i şâfi‘îde nefîrler çalınup cümle huccâc ol dar boğazdan ubûr ederken hemân sağ
tarafdaki
kayalar içinden Ulâ Urbânı ve gayri beriyye Urbânı eyle kurşum urdular kim ta‘b …
Ba‘dehu nısfu'l-leylde paşa Ulâ boğazı olan teng tar yerin giderken sağ cânibindeki yalçın kayalara beş bayrağile beş yüz yiğit gönderüp kemîngâhlarda âmâde oldular. Vakt-i şâfi‘îde nefîrler çalınup cümle huccâc ol dar boğazdan ubûr ederken hemân sağ tarafdaki kayalar içinden Ulâ Urbânı ve gayri beriyye Urbânı eyle kurşum urdular kim ta‘bîr olunmaz. Ammâ hamd-i Hudâ bir ata ve bir kaç huccâca ve bir kaç deveye isâbet edüp aslâ zarar olmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y273a ·
metinde göster ·
… şebeke-i Resûlullâh içinde Hazret-i Fâtımatü'z-Zehrâ'ya nâzır bir soffadır. Bu
tarafdaki
demir şebekeler üzre niçe bin erbâb-ı ma‘ârifin levha üzre birer hüsn-i hat âsâ …
Ve yine bu câmi‘ içre şeyhü'l-haremler kasrı önünde Erbâb-ı Soffalar soffası dahi başka bir ibâdetgâhdır ki şebeke-i Resûlullâh içinde Hazret-i Fâtımatü'z-Zehrâ'ya nâzır bir soffadır. Bu tarafdaki demir şebekeler üzre niçe bin erbâb-ı ma‘ârifin levha üzre birer hüsn-i hat âsârları var. Hamd-i Hudâ Hakîr Evliyâ-i bî-riyânın dahi bir levha üzre celî hat ile:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y283a ·
metinde göster ·
… m nâbıka dırahtı vardır. Bunun dahi beyt-i Fâtıma-misâl minâresi yokdur. Ve sağ
tarafdaki
kubbe içinde yine minber külâhı gibi levha-i münakkaş bir sivri kubbecik vardır …
Beyt-i Hazret-i Alî ibn Ebî Tâlib Y 353a radıyallâhu anh: İki kubbeli bir küçük mesciddir. Ve bir küçük hareminde bir azîm nâbıka dırahtı vardır. Bunun dahi beyt-i Fâtıma-misâl minâresi yokdur. Ve sağ tarafdaki kubbe içinde yine minber külâhı gibi levha-i münakkaş bir sivri kubbecik vardır. Serâpâ bu dahi zerbâf ile mestûrdur. Anın içinde Hazret-i Alî ibn Ebî Tâlib mevlûd-ı Nebî'nin sene 30 târîhinde vücûda geldi. Sene 36 târîhinde Mu‘âviye bin Ebî Süfyân ile hilâfet husûsunda azîm ceng [ü] cidâlleri olması sebebi ile Medîne'den Kûfe'ye hicret edüp anda sâkinler idi. Bilâd-ı Irâk'da nâm-ı şerîflerine "Esedullâhi'l-Gâlib Alî ibn Ebî Tâlib kerremallâhu vecheh" dediler. Mesnevî:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y352b–Y353a ·
metinde göster ·
… kâdir olmadılar. Zîrâ ol hat gâyet rumûz ile kırâ’at olunur. Evvelâ paşanın sol
tarafdaki
çâr-gûşe ruhâm hatda;
Ammâ bu dîvânhâne-i Gavrî'nin yemîn [ü] yesâr dîvârlarındaki ruhâmlar üzre tahtânî ve fevkânî gûnâ-gûn hatlar vardır. Ammâ bu dîvânhânede paşanın soffası sağında Y 83b ve solundaki köşelerde çâr-gûşe çâr-gûşe ruhâmlar içre üstâd-ı mermer-bür ilm-i cifrin Sultân Gavrî'den pinhân içün bir gûne Kûfî hat-misâl ile Sultân Selîm'in bu dîvânhâneye geleceğin bir rumûz ile tahrîr-i ruhâm etmişdir kim gûyâ sihr-i mübîndir. Niçe yüz erbâb-ı ma‘ârife ol hatları gösterdim, bir merd-i ferd-i âferîde kırâ’at etmeğe kâdir olmadılar. Zîrâ ol hat gâyet rumûz ile kırâ’at olunur. Evvelâ paşanın sol tarafdaki çâr-gûşe ruhâm hatda;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y83a–Y83b ·
metinde göster ·
… r minâre-i cedîd inşâ etmişler, ammâ iki tabaka alçak minâre olmuşdur. Ammâ sağ
tarafdaki
eflâke ser çekmiş minâre-i âlîdir. Beş tabaka kanâdîl cerâğân olur. Mısır içind …
Ve mihrâb dîvârı üzre iki minâre-i âlîsi vardır. Sol tarafındaki Defterdâr İbrâhîm Paşa asrında münhedim olup esâsından bir minâre-i cedîd inşâ etmişler, ammâ iki tabaka alçak minâre olmuşdur. Ammâ sağ tarafdaki eflâke ser çekmiş minâre-i âlîdir. Beş tabaka kanâdîl cerâğân olur. Mısır içinde bu minâreden âlî minâre yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y95b ·
metinde göster ·
… rafındaki Ehrâm'ın yine şimâl cânibine nâzır bir kapusu vardır. Andan içeri sağ
tarafdaki
taşlar üzre İbrî lisânı üzre kazılmış hatlarda,
Ve hâlâ şimâl tarafındaki Ehrâm'ın yine şimâl cânibine nâzır bir kapusu vardır. Andan içeri sağ tarafdaki taşlar üzre İbrî lisânı üzre kazılmış hatlarda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y232b ·
metinde göster ·
üstühân-ı cîfe-i mürdârın kâşifden akrabâ vü akrebleri bir iki kîseye alup deff …
Beri tarafdaki üstühân-ı cîfe-i mürdârın kâşifden akrabâ vü akrebleri bir iki kîseye alup deff ü kudüm ve tabllar ile âdemleri hayyâl olarak ve nisvânları zılgıt urarak vilâyetleri içre sürûr [u] şâdumânîler ederek lâşesin gezdirüp cîfe-i murdârın defn ederler. Ve Mısır'ın Rûmeli meydânında kalan post-ı kadîdin akrabâları vâlî-i Mısır ya‘nî subaşıdan satun alup yine vilâyetlerine götürüp dîvân-ı Mısır nice çıkdı ise, eyle gezdirüp şâdumânlar edüp defn ederler. Bir acîb temâşâdır. Bu kavm-i Ferâ‘ine ol zu‘m-ı bâtıl üzredirler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y283a ·
metinde göster ·
minâre dahi çâr-gûşe Y 285a kulle-misâl iki tabaka kâr-ı kadîm minâredir. Aşa …
Ve sol tarafdaki minâre dahi çâr-gûşe Y 285a kulle-misâl iki tabaka kâr-ı kadîm minâredir. Aşağı soffasına varınca elli kademe bâlâdır. Ve her kademesinin kaddi birer zirâ‘ bâlâdır. Ammâ öbür minâreden çok alçakdır. Ve mezkûr minârelerin ikisinin dahi alemleri yokdur, ancak tâ zirve-i a‘lâlarında Bektaşî külâhı-misâl terk terk binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y284b–Y285a ·
metinde göster ·
kapuya muttasıl Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin dîvârıdır. Bu câmi‘in sağ tarafında …
Sağ tarafdaki kapuya muttasıl Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin dîvârıdır. Bu câmi‘in sağ tarafında yan soffası kubbeleri mâbeyninde evc-i âsumâna ser çekmiş bir serâmed beyâz incü-misâl yekpâre bir müdevver beyâz kireç sıvalı ve yeşil Q 267aP 264a tuc alemli bir kubbe-i dergâh-ı kutb-ı Rabbânî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y285a ·
metinde göster ·
Zülyezen binâsıdır. Nîl'in cânib-i şarkında İsvân tarafında boğaz ağzında şekl-i müdevver bir rabât-ı kavîdir. İçinde kabâ’il-i Karh Urbânı sâkindir. Cirmi ma‘lûmum değildir. Ancak cânib-i şarka tahta kapusu nâzırdır. İçinde beş yüz mikdârı bûriyâ ve bî-riyâlı hasırdan ve kamışdan evleri ve bir köhne câmi‘i var. Dizdârı ve neferâtı ve gayrı imârâtı yokdur. Zamân-ı kadîmde bu kal‘adan karşu tarafdaki kayalarda olan gâr-ı yetîmânlara zencîr bağlayup âyende vü revende keştîlerden bâc alırmış. Hâlâ silsile kayd edecek yerleri nümâyândır. Bu Ebvâb kal‘asın dahi geçüp Nîl kenârınca cenûba taşlı ve çakıllı yerlerde altı sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y389a ·
metinde göster ·
… kaddese suyu var mı deyü Yemen ve Cidde gemilerinden su isterler. Ol ecilden bu
tarafdaki
suların (---)(---) bu kuyuların dâ’imâ hıfz ederler. Ba‘zı hânelerde su sarnıc …
Ve bu cezîrenin keşişleme cânibi karadır, beri tarafdan ezân sadâsı istimâ‘ olunur, ol tarafda leb-i deryâda üç aded kulle-i kadîmler vardır, birbirlerine karîbdir, tüfeng menzilidir. Sevâkin cezîresinde su olmayup bu tarafda olan suları hıfz içün bu üç kıt‘a kulleleri binâ etmişlerdir. Ve gelen kârbân ve âyende vü revendegân bu Sevâkin'e ubûr edince mutahassın olmağiçün bir cây-ı menâs kullelerdir. Bu kulleler olmasa Zengî kavmleri Sevâkinliye bir katra su vermezlerdi ve Sevâkinli susuzlukdan helâk olurlardı olmuşlardır olur. İlâ-yevminâ hâzâ gelen gemilerden Arz-ı Mukaddese suyu var mı deyü Yemen ve Cidde gemilerinden su isterler. Ol ecilden bu tarafdaki suların (---)(---) bu kuyuların dâ’imâ hıfz ederler. Ba‘zı hânelerde su sarnıcları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y436a ·
metinde göster ·