… ı kesme mücellâ kayadır kim bir kuş pençe ilişdirecek rahnedâr yeri yokdur. Bir
tarafdan bu
kal‘aya ne lağım ve ne meteris ve ne sîbe ve ne kubur kabûl eder kal‘a değildir …
Etrâf-ı handak cümle sarp çakmak taşı kesme mücellâ kayadır kim bir kuş pençe ilişdirecek rahnedâr yeri yokdur. Bir tarafdan bu kal‘aya ne lağım ve ne meteris ve ne sîbe ve ne kubur kabûl eder kal‘a değildir. Hattâ Erdel diyârına bu hakîr Seydî Ahmed Paşa asrında vardığımızda Foğraş nâm kal‘ada bir Macar tevârîhinde bu Akkirmân kal‘asının evsâfın okurlarken hakîr sâmi‘înden olup gûş dutdum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 36a ·
metinde göster ·
… asında bir çâr-kûşe kurşum ile mestûr bir hayli ma‘mûr bir kulle-i azîm var. Ol
tarafdan bu
kal‘aya aslâ lağım etmek kabil değildir, zîrâ yalçın kesme kayalardır. Ve ol ta …
Ammâ taşra kat kal‘anın At bâzârı köşesinde Tophâne kullesi sırasında bir çâr-kûşe kurşum ile mestûr bir hayli ma‘mûr bir kulle-i azîm var. Ol tarafdan bu kal‘aya aslâ lağım etmek kabil değildir, zîrâ yalçın kesme kayalardır. Ve ol tarafın handakı da gâyet vâsi‘ ve amîk ve sarpdır, ammâ aşağı kal‘anın handakı yokdur. Zemîne bir kazma ursan Tuna suyu çıkar ve ba‘zı mahal dîvârları Sava ve Tuna nehirlerine gark olup durur. Bu taraflardan bir vech ile meteris mümkün değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 113a ·
metinde göster ·
İsmâ‘îl Paşa bu kal‘a altında meks edince Budin ağalarından Hüsâm Çavuş nâm bir ağayı kal‘a kapudanına elçi irsâl eyleyüp başı yarılup gözü çıkmış Hüsâm Ağa serdâra gelince hemân dellâllar nidâ edüp cümle guzât cebe vü cevşene ân-ı vâhidde müstağrak olup cümle guzât-ı müslimîn bu kal‘a varoşuyla ortaya alup azharun mine'ş-şems her tarafdan bu sûr-ı üstüvâra guzât-ı muvahhidîn mûr mâra nice üşerse üşüp ibtidâ kal‘anın havâlesinden derûn-ı hisâra beş on top-ı kal‘a-kûp urup kal‘a dahi kırk elli pâre toplar atup su‘bân-ı gırrende gibi kudurdu. Küffâr bu cânibe meşgûl iken aşağı varoşa âteş uruldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23a ·
metinde göster ·
… r. Ol zamândan berü bir düşman eline bu kal‘anın girdiğin yazmamışlardır ve bir
tarafdan bu
kal‘a aslâ rahne görmemişdir. Hâlâ her tarafı sedd-i İskender-vâr metîn ve kavî …
Leb-i deryâda bir taşlık içinde şekl-i mukavves bir Şeddâdî seng-traş bir kal‘a-i savaş bir kal‘a-i ma‘mûrdur. Lisân-ı Latince ismi (---)(---) dir ve bânîsi be-kavl-i müverrihân-ı Latin tâ Hazret-i Îsâ'dan mukaddem binâ olunup ibtidâ bânîsi yine kavm-i Latin'den (---)(---) ban binâ etmişdir. Ol zamândan berü bir düşman eline bu kal‘anın girdiğin yazmamışlardır ve bir tarafdan bu kal‘a aslâ rahne görmemişdir. Hâlâ her tarafı sedd-i İskender-vâr metîn ve kavî ismine mazhar düşmüş bir kal‘adır kim cânib-i şarkîsi ve şimâlîsi karadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151b ·
metinde göster ·
… nup otuzar ayak kalın dîvârdır ve azîm kesme kaya amîk handakları vardır kim bu
tarafdan bu
kal‘aya aslâ lağım ve meteris kâr etmez. Ve bu kal‘anın gird-â-gird cirmi (---) …
Ammâ handakı (---) kıble tarafı sâfî dağlardır ve üzerleri serâpâ bâğlardır. Ve bu kal‘anın bâğlar tarafından havfi olmak ile ol cânibi gâyet metîn binâ olunup otuzar ayak kalın dîvârdır ve azîm kesme kaya amîk handakları vardır kim bu tarafdan bu kal‘aya aslâ lağım ve meteris kâr etmez. Ve bu kal‘anın gird-â-gird cirmi (---) adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 32a ·
metinde göster ·
… serâmedlerdir. Bu kal‘anın cânib-i erba‘ası yalçın kaya üzre olmak ile aslâ bir
tarafdan bu
hisâr-ı üstüvâra lağım ve siba ve meteris ile zafer mümkin değildir. Ve gûyâ kû …
Ammâ kal‘ası nehr-i Tuna sâhilinde evc-i âsumâna ser çekmiş bir yalçın kaya üzre şekl-i müseddes Şeddâdî kârgîr seng-i tırâş, ya‘nî dâr-ı savaş gâyet metîn yedi kulleli kal‘a-i ibret-nümâdır. Beş kullesi yalçın püşte kaya üzre ve iki aded kullesi nehr-i Tuna döğer sa‘b kulle-i serâmedlerdir. Bu kal‘anın cânib-i erba‘ası yalçın kaya üzre olmak ile aslâ bir tarafdan bu hisâr-ı üstüvâra lağım ve siba ve meteris ile zafer mümkin değildir. Ve gûyâ kûh-ı Bî-sütûn-misâl Tuna nehri içine çıkmış bir yüksek burun üzre vâki‘ olmuş bir kal‘a-i serâmeddir. İç kal‘ada yedi ev ve bir gılâl anbârı ve kullelerinde cebehâne-i gûnâ-gûn ve zahîre içün kırmızı darı durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 94a ·
metinde göster ·
Ammâ hakîr bârhânemden ırılmayup bir dahi botların karşu
tarafdan bu
cânibe gelmesine bakmayup niçe iş görmüş gâzî yiğitler ile yek dil [ü] yek cihe …
Ammâ hakîr bârhânemden ırılmayup bir dahi botların karşu tarafdan bu cânibe gelmesine bakmayup niçe iş görmüş gâzî yiğitler ile yek dil [ü] yek cihet olup hemân hakîr ol şiddet-i şitâda kılıcım ve sadağım ve kol tüfenglerim ve dahi gayri hafîf eşyâlarım keçi tulumlarına doldurup tulumları üfleyüp ağızların berk bağlayup her tulumları atların kuyruklarına bağlayup bu abd-i kemter ol yevm-i berzah-ı şitâda uryânen iki at arasında elimde şıdak kamçımla atlara yov yov diyerek nehr-i Kuban'ı hidmetkârlar ve atlarımla yaldayup karşu geçdim, ammâ hamd-i Hudâ dizlerime dek ıslandım. Niçe yiğitler dahi eylece nehr-i Kuban'ı beri selâmete ötdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 191a ·
metinde göster ·
… ümkin değildir, zîrâ lağım ve meteris bir yerden kâbil-i imkân değildir. Ve bir
tarafdan bu
kusûr-ı üstüvâra havâle yokdur.
Bu kal‘anın cânib-i erba‘asından bir vecih ile zafer mümkin değildir, zîrâ lağım ve meteris bir yerden kâbil-i imkân değildir. Ve bir tarafdan bu kusûr-ı üstüvâra havâle yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 251b ·
metinde göster ·
… ımâtı var imiş. Ma‘ânoğlu "Bunda defîne vardır" deyü harâb edince hemân kum her
tarafdan bu
şehre girüp müstevlî olur. Anıniçün ma‘mûr değildir.
Ve limana nâzır bir kaç hurde topları var, ammâ gâyetü'l-gâye büyük limana mâlikdir. Ve kal‘anın şimâlî ve kıble cânibi dahi sekiz rûzgârdan sâlim liman-ı kebîrlerdir. Akke limanında kışlamadan havf eden galyonlar bunda gelüp demir bırakmadan yatırlar, latîf limandır. Ammâ şehrini günden güne kum deryâ gibi gelüp gark etmededir. Zamân-ı kadîmde kum tılsımâtı var imiş. Ma‘ânoğlu "Bunda defîne vardır" deyü harâb edince hemân kum her tarafdan bu şehre girüp müstevlî olur. Anıniçün ma‘mûr değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y196a ·
metinde göster ·