… ri gibi niçe yüz cisr-i ibret-nümâlar vardır ammâ bu cisr-i Batmân'ın binâsı ve
tarzı tavrı
ve vaz‘ı esâsı ve kadd u kâmeti ve metâneti bir cisrde yokdur. Bu nehr-i azîmin …
Nehr-i zülâl Batmân: (---)(---)(---)(---) kurbünde (---)(---) dağlarından gelüp bu püll-i kûzahun altından ubûr edüp cânib-i şarka ve kâh kıbleye cereyân ederek (---)(---) altında nehr-i Şatt'a rîzân olur, ammâ bu cisr-i Batmân altından ubûr etdikde eyle darb-ı hiddet ile akar kim sâ’ikasından âdemin kulağı asamm olur. Zîrâ ol mahalle kûh-ı bî-sütûn pârelerinden nişân verir kayalar üzerinden ubûr eder ve bu mahal Diyârbekir ve Mefârikîn'den Hazzo'ya ve Bitlîs'e ve Van'a ve gayrı diyâr-ı Kürdistân'a memerr-i nâs olduğundan nesl-i Âl-i Abbâsiyân'dan (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) hazretleri helâl-i zülâl mâlından üç bin kîse masrûf edüp bu mahalle cemî‘i diyârın bennâ ü mi‘mâr [u] mühendislerin cem‘ edüp bir püll-i azîm binâ etdirmişdir kim Anadolu diyârında cisr-i Geyve ve cisr-i Çâşnigîr ve püll-i Osmâncık ve kantara-i Amasiyye ve Adana köprüsü ve Misis sırâtı ve Hasankeyfâ cisri gibi niçe yüz cisr-i ibret-nümâlar vardır ammâ bu cisr-i Batmân'ın binâsı ve tarzı tavrı ve vaz‘ı esâsı ve kadd u kâmeti ve metâneti bir cisrde yokdur. Bu nehr-i azîmin bir tarafı kayadır, bir tarafı rimâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219b ·
metinde göster ·
… biri birer hazîneye olmaz mülûkâne kasr-ı Havernaklar vardır. Hatta bir kasrın
tarz-ı tavrı
bir kasırda yokdur. Her biri birer diyârın üstâdları kârıdır.
Hânın bu bâğ sarâyının haremi tarafında bir tirkeş oku menzili tûlen ve arzen bir hadîka-i Rıdvân var kim eğer deryâlar mürekkeb ve cemî‘i ağaçlar kalem ve cemî‘i hattâtlar cem‘ olup bu bâğın tavsîf [u] temdîhinde deryâda katre ve güneşde zerre kadar tahrîr edemeyeler. Ancak cemî‘i eşcâr-ı müsmirrâtları tertîb üzre dikilüp cümlesi meyân-beste dilber gibi bâd-ı sabâ te’sîrinden hırâmânî hırâmânî hareket ederler. Hemân hurma ve hummeyz ve muz ve serv yokdur. Yohsa cemî‘i eşcârât-ı gûnâ-gûn mevcûddur. Hatta ba‘zı pûçe ve kûşelerde limon ve turunc fidanları vardır. Vakt-i şitâda keçeler ile pinhân ederler. Ve bu hıyâbânda gûnâ-gûn ibret-nümâ vâcibü's-seyr kasr-ı âlîler var kim her biri birer hazîneye olmaz mülûkâne kasr-ı Havernaklar vardır. Hatta bir kasrın tarz-ı tavrı bir kasırda yokdur. Her biri birer diyârın üstâdları kârıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229a ·
metinde göster ·
… îh ka‘beleridir. Eğer bu deyrde olan ilm-i mi‘mârîyi ve bunda olan tasannu‘ât-ı
tarz-ı tavr-ı
binâyı medh eylesek başka bir tomâr-ı dırâz olur, ammâ Âl-i Osmân keferelere ra …
Zurnazan Mustafa Paşa Tabyası: Şehrin cânib-i erba‘asına havâledir. Aslâ uçan kuşları bile uçurmaz yigirmi pâre tavîl topları var kim görmeğe muhtâcdır. Ve bu tabya kurbunda bir manastır-ı azîm var, cemî‘i kâfiristân ve Erdelistân'ın ve Orta Macaristân keferelerinin bilâ teşbîh ka‘beleridir. Eğer bu deyrde olan ilm-i mi‘mârîyi ve bunda olan tasannu‘ât-ı tarz-ı tavr-ı binâyı medh eylesek başka bir tomâr-ı dırâz olur, ammâ Âl-i Osmân keferelere rağmen bu deyri cebehâne edüp içinde niçe bin top âletleri ve gayri mühimmâtlar mâl-â-mâldir. Ve buna karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36b ·
metinde göster ·
… ç urup çok mâl aldı" deyü pesend etdiler. Biz dahi kal‘ayı seyr [ü] temâşâ edüp
tarz-ı tavr-ı
binâsına ta‘accüb etdim. Acîb ü garîb ve metîn ü Sedd-i İskender-misâl kal‘a im …
"Bize Seydî Paşa bile garîm olamadı, ammâ gidi Melek Paşa baba bize ey kılıç urup çok mâl aldı" deyü pesend etdiler. Biz dahi kal‘ayı seyr [ü] temâşâ edüp tarz-ı tavr-ı binâsına ta‘accüb etdim. Acîb ü garîb ve metîn ü Sedd-i İskender-misâl kal‘a imiş. Bu kal‘a gerçi Erdel'e tâbi‘dir, ammâ Rakofçioğlu mürdenin mülk-i mevrûsu olmağile üçer bin askeriyle Rakofçioğlu anasına tâbi‘lerdir. Lâkin Şamos nehri aşırı kıble tarafında bir hayli mesâfe-i ba‘îd[e] yerde havâlesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 91a ·
metinde göster ·
Mâ-tekaddem sene 1067 târîhinde sebeb-i binâsıyla ve
tarz-ı tavr-ı
eşkâliyle bu kal‘a Leh memleketine Rakofçioğlu cengine giderken bâlâda (---) ci …
Mâ-tekaddem sene 1067 târîhinde sebeb-i binâsıyla ve tarz-ı tavr-ı eşkâliyle bu kal‘a Leh memleketine Rakofçioğlu cengine giderken bâlâda (---) cildde mufassal tahrîr olunmuşdur. Bunda cümle hayâtda olan ahbâb ile görüşüp kal‘a ağasından refîkler alup cânib-i şarka giderken Yeni köyü geçüp ve Kopan köyün geçüp ve Levonta köyün ve Livaza köyün cümle (---) sâ‘atde ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 105a ·
metinde göster ·
… dim etmiş, ammâ sağ tarafında minâresine hakîr urûc edüp şehrin cümle amâristân
tarz-ı tavr-ı
şekl-i muhammesin seyr [ü] temâşâ edüp minâreden enerken yüz beş kademe add etd …
Ve cümle on iki aded taş binâ minâre-i ra‘nâlar nümâyândır, ammâ cümleden âlî ve mükellef ü mükemmel Bahâdır Geray Hân câmi‘idir kim tûlen ve arzan kıble kapusundan tâ mihrâba varınca yüz elli kademedir. Bu câmi‘in sol tarafında hân-ı âlîşânların namâz kılacak bir musanna‘ mahfili vardır. Ve cümle iki serâmed minâresi vardır, ammâ birini zelzele münhedim etmiş, ammâ sağ tarafında minâresine hakîr urûc edüp şehrin cümle amâristân tarz-ı tavr-ı şekl-i muhammesin seyr [ü] temâşâ edüp minâreden enerken yüz beş kademe add etdim, ammâ hakkâ ki serâmed minâre-i musanna‘dır, zîrâ Sultân Süleymân câmi‘ini İslâmbol'da binâ eden Koca Mi‘mâr Sinân Ağa ibn A[b]dülmennân'ın kârıdır. Hakkâ ki pesendîde bir müferrah ve dilküşâ ma‘bedgâh-ı zîbâdır. Lâkin bu câmi‘e göre haremi küçükdür, zîrâ şehrin izdihâmı yerinde çârsû-yı bâzâr içinde vâki‘ olup cemâ‘at-i kesîreye mâlik bir câmi‘-i selâtîndir. Hattâ bu şehr içre bu câmi‘den gayri rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr câmi‘-i pür-nûr u ma‘mûr yokdur. Bir fersah yerden kıbâblarının kurşumları şa‘şa‘ verir. Ve mihrâbı önünde biyimler ve bükeçler ve sultânlar medfûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 118b ·
metinde göster ·
Eğer bu mezkûr cevâmi‘lerin cümlesin vaz‘-ı esâs-ı binâsı üzre cemî‘i
tarz-ı tavr-ı
eşkâliyle birer birer ta‘rîf ü tavsîf etsem imâretnâme nâmında bir gûne müsevve …
Eğer bu mezkûr cevâmi‘lerin cümlesin vaz‘-ı esâs-ı binâsı üzre cemî‘i tarz-ı tavr-ı eşkâliyle birer birer ta‘rîf ü tavsîf etsem imâretnâme nâmında bir gûne müsevvedât olur. Ancak bu câmi‘lerin niçesi kurşum örtülü kubâblar ile ma‘mûr u âbâdân cevâmi‘lerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 219b ·
metinde göster ·