Evvelâ kankı sancakbeğinin hâssı ziyâde ise ol beğ mâdûnuna takaddüm ve
tasaddur eder
, meğer vezîr-i a‘zamlıkdan ma‘zûl olmuş ola. Anın üzerine kimesne tasaddur etme …
Evvelâ kankı sancakbeğinin hâssı ziyâde ise ol beğ mâdûnuna takaddüm ve tasaddur eder, meğer vezîr-i a‘zamlıkdan ma‘zûl olmuş ola. Anın üzerine kimesne tasaddur etmeyüp yine meğer vezîr-i a‘zam-ı sâbık tasaddur ede. İbtidâ bir sancakbeği kânûn üzre iki yüz bin akçe ile beğ olur. Sonra gazâlarda uğur-ı hümâyûnda, hizmeti müşâhede olundukda terakkî verilür, istihkakına göre binde yüz akçe ziyâde terakkî verilür, ne kadar hizmet ederse ol kadar ziyâde terakkî ihsân olunup tâ mîrimîrân olur. Velâkin atebe-i ulyâda olan ağalar sancağa çıkdıkda ibtidâdan iki yüz, yüz bin akçe ile verilmez, ziyâde ile verilür. Her birinin kânûnları mütefâvitdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 53a ·
metinde göster ·
Sebeb-i tesmiyyesi halk-ı Îİdrîs kavlî üzre Âl-i Abbâsiyân asrında Kara-Âmid meliki (---) bu kayalarda keklik murgu şikârı ederken bir kayadan sağmal sadâsı gelince hemân melik ol kaya üzre kurbânlar kesince kaya iki şakk olup bir gün bir gece Takyanus altunları cereyân edüp ol mâl ile bu kal‘ayı inşâ edüp ismine sağmaldan galat Sağman derler. Be-kavl-i Bitlîs hânı Abdâl Hân Sağman nâmında bir Ekrâd beği binâ etdi. Ecdâdımız Şerefnâme sâhibi Şeref Hân böyle tahrîr etmişdir buyurdular. El[u]hdetü ale'r-râvî. Bu dahi Hâlid ibn Velîd fethidir. Ba‘dehû sene 922 târîhinde Selîm Hân'a mutî‘ oldular, be-dest-i Monla İdrîs ve Bıyıklı Mehemmed Paşa. Bu dahi Diyârbekir eyâletinde yurdluk [ve] ocaklık ile mutasarrıf sancakbeği tasarruf eder. Timar ve ze‘âmet yokdur. Beğinin kânûn-ı Süleymân Hân üzre hâssı 369.057, mîr-i livâsı sekiz yüz elli askere mâlikdir müftî ve nakîbî ve kethüdâyeri ve serdârı cümle Diyârbekir'dedir, ammâ yüz elli akçe kadısı ve şehir muhtesibi vardır. Kal‘a dizdârı beği tarafındadır. Sûru nehr-i Murâd kenarında bir yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘dan tûlânîce,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 84a ·
metinde göster ·
… yük yetmiş bin akçe hâs kayd olunmuşdur. Eyâletinde cümle dörd aded sancak yere
tasarruf eder
.
Hulâsa-i kelâm fermân-ı Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ kim fâtih-i Kandiye'dir, anların fermân-ı hümâyûnları üzre ve Serdâr-ı mu‘azzam vezîr ibn vezîr Fâzıl Ahmed Paşa tahrîri üzre cezîre-i Kandiye vezâret ile serdâr-ı mu‘azzam [tahtı] olup vezâret ile ibtidâ (---)(---) Paşa'ya ihsân olunup paşasının taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu Rûmeli vezîri pâyesiyle on iki yük yetmiş bin akçe hâs kayd olunmuşdur. Eyâletinde cümle dörd aded sancak yere tasarruf eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 317b ·
metinde göster ·
… kçedir. Mısır ve Bağdâd ve Budin vezîrlerinden mâ‘adâ cümle vüzerâların üzerine
tasaddur eder
. Âl-i Osmân Anatolu cânibinde bir yere sefer etse bu Kütâhiyye vezîri eyâleti i …
Sene 715 târîhinde Rûm keferesi destinden Germiyan pâdişâhlardan Şâh Ya‘kûb hilâfetde iken feth etmişdir. Be-dest-i Vezîr Lala Hezârdînâr. Hızırlık dağında hezâr dînâr ile medfûndur. Hakîkatü'l-hâl âsûde olduğu kubbesine bin altun gitmişdir ve ba‘de'l-mevt hazînesinde bin altunu bulunmuşdur. Ve yine bir âdeme ihsân in‘âm etse bin altun verirmiş. Tafsîle muhtâc hikâyeti var ulu sultân-ı Rûm'dur. Ve Anatolu'yu ba‘dehu Osmâncık feth edüp bu şehre dahi mâlik olmuşdur. Hâlâ yine Anatolu eyâletinin tahtıdır, vezâretdir. Taraf-ı pâdişâhîden kânûn üzre vezîrinin hâss-ı hümâyûnu on kerre yüz bin akçedir. Mısır ve Bağdâd ve Budin vezîrlerinden mâ‘adâ cümle vüzerâların üzerine tasaddur eder. Âl-i Osmân Anatolu cânibinde bir yere sefer etse bu Kütâhiyye vezîri eyâleti ile talî‘a-i asker olup çarkacı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y8b ·
metinde göster ·
Ve bu vilâyet eyâlet-i kadîmdir. Anatolu'dan sonra budur, ammâ kânûn üzre Anatolu paşası üzre tasaddur eder. Taht-ı Zülkadriyye'dir ve vilâyet-i kadîmdir. Selîm Şâh Mısır'a giderken mutî‘ olmuşlardır. Ve paşasının taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu altı yüz yigirmi sekiz bin dörd yüz elli akçedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y159b ·
metinde göster ·
… hûm olnp matbah-ı Âdem olan mahalde defn olundu. Yohsa Serendîb'e gitmedi, deyü
tasdîk eder
.
Be-kavl-i müverrih İshâk Hazret-i Âdem (---) sene mu‘ammer olup cebel-i Arafât'da merhûm olnp matbah-ı Âdem olan mahalde defn olundu. Yohsa Serendîb'e gitmedi, deyü tasdîk eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y366a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu altıncı günden Garbiyye kâşifi fermân-ı vezîr-i Mısır üzre iki bin Y 289b asker-i Mısır ile ve bin Arab hayyâli ile ve beş yüz elli [eli?] nobutlu piyâde sıbyân kavvâs ile tablın döğüp alem-i ejderhâ-peykerin ref‘ edüp tuğların kâkül-i mahbûb gibi perîşân ederek gelmede. Beri tarafda Menûf kâşifi dahi cümle askeri ile pür-silâh olup Garbiyye kâşifine istikbâle çıkup köslerin döğer. Ammâ Menûf kâşifinin Garbiyye kâşifi gibi beşer kat mehterhânesi yokdur. Garbiyye mîrimîrânlıkdır ve pâyede Tâhir Baybars tahtıdır, cümleye tasaddur eder. Ammâ Circe vâlîsine tasaddur edemez, anın mertebesi Sa‘îd-i âlî'den âlîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y289a–Y289b ·
metinde göster ·
… ı dîvân-ı Mısır'a geldükde emîr-i hac ve defterdârdan mâ‘adâ ümerâların üzerine
tasaddur eder
. Sâ’ir ümerâ ve kâşifler üzre evlâ bi't-tarîk tasaddur eder, zîrâ taht-ı sânî h …
Ve yüz elli kîse dahi ba‘de'l-masârıf kendiye tahsîl eder, âlî mansûbdur. Ümerâsı dîvân-ı Mısır'a geldükde emîr-i hac ve defterdârdan mâ‘adâ ümerâların üzerine tasaddur eder. Sâ’ir ümerâ ve kâşifler üzre evlâ bi't-tarîk tasaddur eder, zîrâ taht-ı sânî hâkimidir. Ba‘dehu emîrü'l-hac olur. Garbiyye eyâletinde cümle üç yüz yetmiş pâre gâyetü'l-gâye âbâdân koz içi gibi sağ ve ma‘mûr kurâlardır, her biri birer şehre benzer beledlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y356a ·
metinde göster ·
Ve yüz elli kîse dahi ba‘de'l-masârıf kendiye tahsîl eder, âlî mansûbdur. Ümerâsı dîvân-ı Mısır'a geldükde emîr-i hac ve defterdârdan mâ‘adâ ümerâların üzerine tasaddur eder. Sâ’ir ümerâ ve kâşifler üzre evlâ bi't-tarîk tasaddur eder, zîrâ taht-ı sânî hâkimidir. Ba‘dehu emîrü'l-hac olur. Garbiyye eyâletinde cümle üç yüz yetmiş pâre gâyetü'l-gâye âbâdân koz içi gibi sağ ve ma‘mûr kurâlardır, her biri birer şehre benzer beledlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y356a ·
metinde göster ·
… dem cevz-i bevvâ kadar ba‘de't-ta‘âm tenâvül etse cümle ta‘âmı hal edüp mi‘deyi
tas[h]îh eder
, ve cemî‘i ahlât-ı rîhi tahtânî sürer, ve gâyet mukavvî ve kuvvet-i basarı ziyâ …
Ve şem‘in bir âdem cevz-i bevvâ kadar ba‘de't-ta‘âm tenâvül etse cümle ta‘âmı hal edüp mi‘deyi tas[h]îh eder, ve cemî‘i ahlât-ı rîhi tahtânî sürer, ve gâyet mukavvî ve kuvvet-i basarı ziyâde eder. Kırk gün tenâvül eden kimesnenin vücûdunda aslâ safrâ ve sevdâdan bir ahlât kalmayup rûy-ı rengi ahmerü'l-levn olup ten-dürüst olur. Mısır'da sûk-ı Fahhâmîn'de şem‘-i İsvân çok bulunur, böyle hâssaları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y387b ·
metinde göster ·
… ısır ve} Bağdâd ve Budin vezîri altına oturup Şâm ve Mar‘âş vezîrlerinin üstüne
tasaddur eder
ulu sultânlıkdır. Lâkin vilâyetinde tîmâr ve ze‘âmet olmamağile alaybeği ve çer …
Mâ-tekaddem sultânlık olmağile Özdemir Paşa başına sorguc takup dîvân edermiş. Hâlâ yedi sultânlık yer taht-ı hükûmetindedir. Taraf-ı pâdişâhîden on iki yük akçe hâs-ı hümâyûnu vardır. Cümle vüzerâ mâbeyninde {Mısır ve} Bağdâd ve Budin vezîri altına oturup Şâm ve Mar‘âş vezîrlerinin üstüne tasaddur eder ulu sultânlıkdır. Lâkin vilâyetinde tîmâr ve ze‘âmet olmamağile alaybeği ve çeribaşı ve tîmâr defterdârı ve defter emîni yokdur. Ammâ mâl defterdârı ve rûznâmeci ve muhâsebeci ve mukâta‘acıları kânûn üzre vardır, zîrâ yüz on pâre kal‘aya mâlikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y437b ·
metinde göster ·
… ve sac ağacları kesmeğe âciziz. Maymunlar gelüp bizi esîr edüp dağlara götürüp
tasarruf eder
. Ellerinden halâs mümkin değildir; kimi uyur, kimi dîdebânlık eder, bir fırsat …
"Dâyimâ bizimle ceng ederler. Dağa çıkup âbinûş ve santa ve zakkûm ve sac ağacları kesmeğe âciziz. Maymunlar gelüp bizi esîr edüp dağlara götürüp tasarruf eder. Ellerinden halâs mümkin değildir; kimi uyur, kimi dîdebânlık eder, bir fırsat bulup rehâ bulmak mümkin değildir. Tasarruf ede ede çok âdemimiz helâk etmişlerdir. Bizde ise âlât-ı silâh yok, bizler az, anlar çok. Ne çâre, âhir bu yerden hareket etmemiz mukarrerdir" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y441b ·
metinde göster ·