… hânesi var. Bu dûyûrların dâhilinde ve hâricinde suver-i acîbe ve garîbe menkûş
tasvîrler var
kim gûyâ zî-rûhdur.
Ve ana karîb Venedik deyri: ihrâk olup yigirmi sene harâb yatup Kandiye sulhunda Köpürlüzâde Ahmed Paşa izniyle amâr olundu. Evce ser-çekmiş çâr-kûşe bir nâkûshânesi var. Bu dûyûrların dâhilinde ve hâricinde suver-i acîbe ve garîbe menkûş tasvîrler var kim gûyâ zî-rûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 129a ·
metinde göster ·
… nde bir esed, bir âhûyu şikâr etmiş ve bir tarafında zencîr ile makyûd bir esed
tasvîri var
kim ibret-nümâdır. Ba‘zı ressâmlar temâşâ edüp Şâhkulu resmidir der.
Bu dahi Ebü'l-feth ve Bâyezîd ve Süleymân Hân binâsıdır. Dökmeciyân âsitânesine yan yana muttasıl leb-i deryâya karîb kal‘a-misâl bir âsitânedir. Bir kapusu leb-i deryâda kıbleye nâzır, bir kapusu şimâle nâzırdır, ammâ deryâya nâzır kapusu gûnâ-gûn maslûbât-ı ibret-nümûnlar ile müzeyyen bir bâb-ı âlîdir. Ve kapunun bir cânibinde bir esed, bir âhûyu şikâr etmiş ve bir tarafında zencîr ile makyûd bir esed tasvîri var kim ibret-nümâdır. Ba‘zı ressâmlar temâşâ edüp Şâhkulu resmidir der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 131b ·
metinde göster ·
… a olan hûrdekârlık, merğûb zîbâ san‘atlar ve elvân elvân nakş-ı bukalemûn-ra‘nâ
tasarruflar var
kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan üstâd-ı bennâlar bu câmi‘de olan kâr-ı merme …
Cümleden Câmi‘-i kebîr, Uzun Hasan Şâh Câmi‘i ve Tokmak Hân Câmi‘i ve Avşar Hân Câmi‘i. Uzun Hasan Câmi‘inin misli bu arâzî-i ma‘mûrde yokdur, meğer Mısır'da Uzun Hasan-ı Ekrâd câmi‘i ola. Ammâ bu Şaburan Câmi‘inde olan Kâşî çîn ve havz-ı fevvâreler bir diyârda yokdur. Özdemiroğlu Osman Paşa Demirkapu'dan her cum‘a alay-ı azîm ile gelüp bu câmi‘de ibâdet edermiş. Vâcibü's-seyr bir ibâdethane-i kadîmdir kim bunda olan hûrdekârlık, merğûb zîbâ san‘atlar ve elvân elvân nakş-ı bukalemûn-ra‘nâ tasarruflar var kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan üstâd-ı bennâlar bu câmi‘de olan kâr-ı mermer-bürü görseler engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân kalır. Ve bu şehr dahi bir mahsûldâr vâdî-i Müskir içre vâkı‘ olmuş gül-i güstânlı ve meyve-i dırahtistânlı hıyâbân, Şirvân hudûdunda şehr-i Şaburan'dır. Cümle yedi nâhiyesi var. Her biri birer seb‘a-i seyyâre ismiyle ma‘rûfdur. Meselâ nâhiye-i [Utarid, nâhiye-i Zühre, nâhiye-i Mirrih, nâhiye-i Müşteri, nâhiye-i Zühal].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 315b ·
metinde göster ·
{Tetimme-i menâkıb-ı eş-Şeyh Hazret-i Bardaklı Baba}: Mezkûr beldenin kurbunda Bardaklı Baba nâm bir azîz-i hümâm ziyâreti var. Hacı Bayrâm Velî Kuddise sırruhu hulefâlarından imiş. Niçe keşf [u] kerâmetleri zâhir olmuşdur. Cümleden biri, kendiler kifâf-ı nefsleriyçün bardak yaparlarmış ve dâ’imâ tecdîd-i vudû’ içün bir bardak taşırlarmış. Cemî‘î fukarâları ol bardakdan âbdest alup yine bardak mâ’-i zülâl ile leb-ber-leb dururmuş. Hâlâ ol bardak kabr-i şerîfi âsitânesinde maslûb durur. Anınçün Bardaklı Baba derler. Hakîr türbedârın izniyle bardağı indirüp su ile pür eyleyüp teberrüken tecdîd-i vudû’ edem derken, anı gördüm ibrîk mâ’-i zülâl ile memlû. Ammâ üzerinde kırk yıllık gubâr var. Tekye-nişîn ve paşa imâmı ve niçe paşalı bu ibrîğin bu kadar seneden berü mâl-â-mâl durduğuna hayrân kalup türbedâra ve sâ’ir fukarâlara yemîn verdiler kim "Siz bu ibriğe su komadınız mı?" deyü yemîn etdirdiler. Anlar "Hâşâ ve kellâ, kırk elli seneden berü bu kubbede maslûb durur. İşte bu Evliyâ Ağa indirüp teberrüken âbdest alam derken hikmet-i Hudâ ve sırr-ı pîr ibriği dolu buldu". İmâm İbrâhîm Efendi ve gayrı ehibbâ "Evliyâ Çelebi, gel imdi, bu ibriği suyile yine yerine salb idelim" dediler. Taraf taraf ma‘kûldür, dediler. Hakîr tâzelik hasebiyle ta‘assub edüp "Elbette bu azîzin ibriğinden tecdîd-i vudû’ ederim" deyü Bismillah ile şurût [u] kuyûdıyla âdâb-ı vudû’ üzre sünnet-i Resûlullah ve alâ mâ ferazallah'ı icrâ edüp ibrîkden âbdest alup mâ’-i müsta‘meli leğen içinde burca burca âb-ı zemzem gibi kokardı. Ammâ ibrîk ke'l-evvel mâlâmâl durup hayretde kaldım. Paşa imâmı dahi cür’et edüp "Evliyâ Çelebi! Ben de teberrüken âbdest alayım" deyüp ol dahi tecdîd-i vudû’ etdi. El-hâsıl dörd kişi ol bardakdan âbdest alup yine ibrîk âb-ı tâhirle mâlâmâl durup cümlemiz mebhût [u] hayretde kalup yine du‘â ve senâ ile mezkûr ibrîği kubbede yerine salb eyleyüp leğen içre mâ’-i müsta‘meli Şeyh Bekir Dede alup hıfz eyledi. {Ammâ mezkûr ibrîk bir ahmerü'l-levn hâk-i pâkden inşâ olunup ibrîğin karnında âyet, sûre-i (---)Arapça âyeti tahrîr olunup dahi altında hurûf-ı erkâm ile 66622 ve dahi üç kâf ve iki cîm ve bir mîm ve bir kadeh tasvîri ve bir bardak tasvîri var idi}. 352a Hemân hakîr hasbeten lillah pîr-i azîzin rûh-ı şerîfiyçün bir hatm-i şerîfe şürû‘ edüp rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp âşinâlık kesb etdik. Zîrâ merâkıd-ı kibâr-ı kümmelîn ziyâreti hakkında Hazret-i mefhâr-i mevcûdât buyururlar kim hadîs Arapça buyurmuşlar. Hakkâ ki bu hadîs-i şerîf mazmûnunca azîzi ziyâret edüp rûh-ı şerîfinden isti‘ânet taleb edüp kalbim âyînesi jeng-i gamdan mücellâ oldu. Ânî gördüm, âsitâne-i sa‘âdetden taşra kapudan bir hâtûn zâhir olup bir ma‘sûm-ı pâki derâğûş eyleyüp kabr-i azîzin önüne koyup başın açup giysûların târmâr edüp gözün ve yüzün pâre pâre edüp "Oğul!" deyü feryâd etdi. Meğer harbendeler hâtûnun hânesine konup ma‘sûmunu kar üzre atup ol gice merhûm olur. Hâtûnun ardı sıra yine bu ziyârete niçe fukarâ ve zu‘afâlar, balta darbıyle zahmdâr ve ihtiyâr ve sâhib-i vakâr kimesneler hakîr ve hâr olup tekyeye gelüp kabr-i şerîfe girüp eyitdiler "Bak a Bardaklı Baba Sultân'ın Tanrısı! Eğer bunda yatan azîz pîr senin gerçek erin ise bunun yüzü suyuna olsun hey Çalap Allah ve âhir zamân Yalavacı Muhammedü'l-Mustafâ'nın aşkına olsun bize zulm eden bu paşalı celâlîlerini bu günde ve bu sâ‘atde bir belâya uğradup âvânlıklarından kurtulak" deyü ol kadar sağu sağılup Bardaklı Baba'nın kabr-i şerîfi üzre ağlayup tazarru‘ [u] nâlişler ile feryâd u figân eyleyüp bed-du‘âlar etdi kim hakîre bir dehşet gelüp bir bîm [ü] haşyet ârız olup vücûdum berk-i hazân gibi dir dir ditredim. Bildiği bed-du‘âları hedef-i icâbetde vâkı‘ olup bir kerre âh-ı serd çeküp hemân hakîr cümle fukarâ re‘âyâların yanına varup niçesinin destlerini bûs ederek, yüzlerine gülerek yanakların öperek eyitdim "Ey Ümmet-i Muhammed! Ben dahi ol askerdenim. Vallahi paşanın zulme rızâsı yokdur. Ammâ nâçâr baş kurtarmak içün başına bu kadar âdem cem‘ edüp kışda kıyâmetde ne konacak ve ne duracak ve ne yatacak yer vardır. Beddu‘â ana gerekdir kim bu kış ve kıyâmetde bu kadar askeri sizin üstünüze kondurmağa sebeb olan İslâmbol vezîri Ahmed Paşa'dır" deyince cümlesi "Bre gerçek eyitdi" deyü feryâdlar edüp hemân aralarından yüz yaşında bir pîr-i nâtüvân, tâbı ve tüvânı kalmamış ol pîr-i fânî baş açup "İslâmbol vezîri, Çalap Allah kılıcına dûş gele, râhatlığının ve kızanlarının ve kendinin devri döne. Bu yatan gerçek er demine hû diyelim hû" deyü kabir kurbunda sâkin oldular. Ol ihtiyârın hakîr, hakîrânice dest-i şerîfin bûs edüp eyitdim "Sultânım! Ben imâm efendinizin evine kondum. Âdemlerim ve atlarım kar üzre yatup ben bir hayat altında yatarım. Lütf eylen bana ve paşaya bed-du‘â etmen" deyü ricâ eyledim. "Seni biliriz. İmâm sana bulamaç ve yalamaç ve kölemeç aşı getirmiş, kabul edüp aşamışsın. Paşanı da seni de Allah kurudan kadadan ve yavunculu düşden ve aşup yordduğun yirde yaramaz işden sizi Allah saklasın. Ammâ ağaları ve sarıcaları ve sekbânları ve karakullukçulara hemân Çalap Allah belâların vire. Ne deyelim, kor giresi boğazları doydukdan sonra ıssı dama girüp şarâb hörpüldederler ve o kızıl kekremsi başlarına birer çanak çeküp ‘bre ev ıssı, bize kasık mancası getir’ deyü baltalar ile urup avret ve oğlan isterler. Cümle ehl [ü] evlâdlarımızı bir dama dıkdık. Giceyle damım kurdalayup bir yanından delüp avret ve oğlan çıkarmışlar. Hemân anları Allah'a saldık" deyü beddu‘â edüp gitdiler. Hakîr bu hâl-i diger-gûnu görüp "Yâ Rabbî! Sana sığınırım. Benim bu işlerden haber [u] âgâhım yokdur" deyü kabr-i şerîf üzre yine gelüp bir Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî kırâ‘at edüp ziyâret-i vedâ‘ edüp doğru Mehemmed Paşa efendimize gelüp bu vâkı‘ât-ı pür-melâli bir bir takrîr etdükde kethüdâsı Alî Ağa'yı çağırup eyitdi "Ne kadar bâr-ı bî-ma‘nî var ise onları bu kurâ halkına yediğimiz zehâ’ir mukâbelesine verüp tesellî-i hâtır eylen" deyü tenbîh ve te’kîd eyledi. Hakîkatü'l-hâl paşanın akrabâlarından Hazînedâr Alî Ağa, re‘âyâların maslahat-güzâr âdemlerin çağırup otak sokakları ve ba‘zı yağ deyyeleri ve niçe eme seme yaramaz taşra kilâr sandukları şekilli şeyler verüp tesellî-i hâtır olur şekilli oldular, ammâ mukaddemâ bed-du‘âları hedef-i icâbete te’sîr eyleyüp netîce-i kelâm Kızılırmak'da bu kadar mâl [u] menâl ve bu kadar halkullah [u] ibâdullah gark olmasının aslı Allahu a‘lem ol fukarâların Bardaklı Baba Sultân'da etdikleri bed-du‘ânın te’sîridir kim Kızılırmak geçidinde ol kadar hasâre ve ol kadar cân-ı azîz-i bî-çâre gark olmamışdır. Kulûb-ı ibâdullaha dokunup bed-du‘â almanın âkıbeti eyle olur, ne‘ûzü billah. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 351b–352a ·
metinde göster ·
… bir kurna yanında beyâz mermer-i hâmdan bir mahbûb pençe-i âfitâb dellâk cüvânı
tasvîri var
kim gûyâ ol sûret zî-rûhdur. Her ne tarafından ol sûrete nazar etsen ol dahi sa …
Ve Beğlerbeği hammâmı, aceb hammâm-ı dilküşâdır. Ve Ahî Çelebi hammâmına Oğlan hammâmı derler. Zîrâ bir halvetinde bir kurna yanında beyâz mermer-i hâmdan bir mahbûb pençe-i âfitâb dellâk cüvânı tasvîri var kim gûyâ ol sûret zî-rûhdur. Her ne tarafından ol sûrete nazar etsen ol dahi sana nazar edüp tebessüm eder zann edersin. Anınçün bu hammâma Oğlan hammâmı derler. Ammâ câmi‘ sâhibi Molla Ahî Çelebi hazretlerinin binâsı bir hammâm-ı hoş-hevâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 164a ·
metinde göster ·
… i gamâmenin taşra dîvârında olan seng-i mücellâlar üzre olan gûnâ-gûn şükûfeler
tasvîrleri var
kim bir taşda olan tasvîr bir taş üzre yokdur. Gûnâ-gûn şemseler ve bağlama ve …
Ve bu deyr-i gamâmenin taşra dîvârında olan seng-i mücellâlar üzre olan gûnâ-gûn şükûfeler tasvîrleri var kim bir taşda olan tasvîr bir taş üzre yokdur. Gûnâ-gûn şemseler ve bağlama ve islimîler ve mutahhıl ve kitâbeler ile münakkaş hacerâtlardır kim üstâd-ı mermer-bür arz-ı ma‘rifet içün bu rûy-ı dîvâr hacerlerine eyle tîşe urup şükûfeler yazmış gûyâ sikkeyi mermerde kazmış. Misli meğer Mora diyârı kurbunda medînetü'l-hükemâ ve'l-kudemâ şehr-i Atina'da Eflâtûn-ı İlahî kilisesinde ola, hâlâ Ebü'l-feth câmi‘idir. Hudâ bunu da Mehemmed Hân-ı Râbi‘e câmi‘ etmeği müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106b ·
metinde göster ·
… tların açmış ve iki ayaklarında pençelerin germiş bir beyâz mermer üzre bir kuş
tasvîri var
kim gören anı ânsız zî-rûh zann eder. Ammâ cânsız bir kâr-ı îmânsızdır. Ve bu t …
Mevsûf olan taşra kal‘anın cânib-i garbîsinde olan köşede Peçoy'un iç kal‘asıdır kim Şeddâdî gâyet metîn ü müstahkem hisâr-ı üstüvârdır kim cemî‘i Peçoy halkının cümle zî-kıymet metâ‘ları bunda mahfûzdur, zîrâ iki kat vâsi‘ ve âlî ve arîz sedd-i kavî refî‘u'l-bünyân cümle hisârlardan sâhibü-şân bir iç kal‘a-i cây-ı amândır ve metîn handak-ı amîki var. Ancak semt-i kıbleye nâzır bir kapusu var. Bu kapu çâr-kûşe bir kulle-i bâlânın zeylinde bir tarz-ı âhar vâkı‘ olmuş bir bâb-ı musanna‘dır kim atebe-i ulyâsı üzre zolta nâm guruşda olan iki başlı ve iki kanatların açmış ve iki ayaklarında pençelerin germiş bir beyâz mermer üzre bir kuş tasvîri var kim gören anı ânsız zî-rûh zann eder. Ammâ cânsız bir kâr-ı îmânsızdır. Ve bu tasvîr-i murg-ı bî-rûha muttasıl bir beyâz mermer üzre Eflâtûn-ı İlâhî'nin kendü hattıyla bir gûne 67b hatt-ı Latin ile bu kal‘anın târîhin eyle tahrîr etmiş kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67a–67b ·
metinde göster ·
… klı hücrelerdir. Bunların da her birinde birer gûne ilm-i mi‘mârî üzre musanna‘
tasarruflar var
kim evsâflarında lisân kâsır ve kilk-i cevâhir-nisârlar kâsirdir. Zamân-ı Eflât …
Der-kâ’ime-i medâris-i varoş-ı Peçoy: Evvelâ barısı beş aded dârü't-tedrîs-i müfessirân-ı âlimândır. Cümleden kadîm iç kal‘ada olan Eflâtûn-ı İlâhî'nin medrese-i dârü'l-ulûmudur kim cümle yetmiş aded tâk-ı Kisrâ ve tâk-ı kasr-ı Havarnaklı hücrelerdir. Bunların da her birinde birer gûne ilm-i mi‘mârî üzre musanna‘ tasarruflar var kim evsâflarında lisân kâsır ve kilk-i cevâhir-nisârlar kâsirdir. Zamân-ı Eflâtûn'da bu medreselerde kavm-i İşrâkıyyûn ve kavm-i Meşşâ’iyyûnlar sâkin olup cemî‘i ulûm-ı garîbe vü acîbeleri Eflâtûn'dan görüp tekmîl-i fünûn ederlermiş, ammâ şimdiki hâlde bu hücrelerde kal‘a neferâtları ehilleriyle zevk ederlermiş. Andan Seğitvar kapusunun taşrasında Yakovalı Hasan Paşa medresesi, câmi‘in haremindedir, talebeleri çokdur. Andan yine Seget kapusundan içeri Memi Paşa medresesi. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 68a ·
metinde göster ·
… rdır kim taşra kapunun atebe-i ulyâsı kemeri üstünde iki aded arslan-ı gırrende
tasvîri var
kim üstâd-ı mermer-bür bir esed timsâli eylemiş kim bi'l-mehâbe görenler ol seb …
Ve bu Tophâne meydânından iç kal‘a handakı üzre taş köprü ile iç kal‘a kapusu iki kat metîn ü müstahkem demir kapulardır kim taşra kapunun atebe-i ulyâsı kemeri üstünde iki aded arslan-ı gırrende tasvîri var kim üstâd-ı mermer-bür bir esed timsâli eylemiş kim bi'l-mehâbe görenler ol sebû‘ları zî-rûh zann eder. Tâ bu mertebe musanna‘ gazanferlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81b ·
metinde göster ·
… iz ü kâsırdır, zîrâ bu sarây-ı atîkde olan mergûb ve zîbâ san‘atlar ve gûnâ-gûn
tasarruflar var
kim cümle vassâflar anın midhatinde kilk-i cevâhir zebânları batiyyü'l-harekedi …
El-hâsıl bu sarây-ı dilcûy-ı behişt-âbâdın misli arâzî-i ma‘mûrede yokdur. Âdem oğlanı bunun vaz‘-ı binâsı beyânında âciz ü kâsırdır, zîrâ bu sarây-ı atîkde olan mergûb ve zîbâ san‘atlar ve gûnâ-gûn tasarruflar var kim cümle vassâflar anın midhatinde kilk-i cevâhir zebânları batiyyü'l-harekedirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82a ·
metinde göster ·
… nde somâkî kırmızı mermerden bu kapunun sağında ve solunda birer arslan-ı mehîb
tasvîrleri var
, kal‘a sâhibi irşek nâm küffâr-ı benâm kehene olmak ile bu deyr-i acîbenin eşiğ …
Ve bu harem kapusu üzre kefere zamânı nâkûs çanlığı imiş, berbâd olup yerine mezkûr minâre-i mevzûnu inşâ etmişler. Ve bu kapunun atebe-i süflîsinin taşra iki cânibinde somâkî kırmızı mermerden bu kapunun sağında ve solunda birer arslan-ı mehîb tasvîrleri var, kal‘a sâhibi irşek nâm küffâr-ı benâm kehene olmak ile bu deyr-i acîbenin eşiğine mâl defn edüp bu esedleri ol defîne mâla müvekkil olmak içün tılsım etmiş. Niçe yüz sene bu esedlerin hükmü nâfiz olup ba‘dehu küffâr bu kal‘aya tekrâr istîlâ etdikde kavm-i mağâribelere bu esedlerin tılsımın bozdurup cemî‘i medfûn olan hazâ’ini çıkarup hâlâ amelleri bâtıl olmuş iki aded sübû‘-i mehîbelerdir kim âyende vü revendegâna nigerân etmede iki dâne hull-i mehîb acîb gazanferlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94b ·
metinde göster ·
… d hücreleri ve kâ‘a ve dîvânhâneleri ve bir hammâmı ve kapusu üzre güneş nişânı
tasvîri var
. Ve bu sarâyın karşusunda Nemse kapudanı menhûshânesi var, ammâ bu dahi vâcibü' …
Cümleden Fargaçi sarâyı gâyet ma‘mûr u müzeyyendir. Yetmiş seksen aded hücreleri ve kâ‘a ve dîvânhâneleri ve bir hammâmı ve kapusu üzre güneş nişânı tasvîri var. Ve bu sarâyın karşusunda Nemse kapudanı menhûshânesi var, ammâ bu dahi vâcibü's-seyr bir sarây-ı ibret-nümûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131a ·
metinde göster ·
… -misâl müşebbek kârlı binâlardır kim her biri birer gûne sihr-i halâl mertebesi
tasarruflar var
ve taşra soffada dörd aded beyâz billûr-misâl mermer sütûnlar üzre üç aded kubb …
Minberi ve mihrâbı ve câmları ve revzenleri ve mü’ezzinân mahfili hâs ve beyâz mermerden Fahrî oyması-misâl müşebbek kârlı binâlardır kim her biri birer gûne sihr-i halâl mertebesi tasarruflar var ve taşra soffada dörd aded beyâz billûr-misâl mermer sütûnlar üzre üç aded kubbe-i âlîdir ve bu soffa üzre cemâ‘at-i kesîreye kar ve yağmur serpmesin içün çam direklerin yigirmi adedin ale't-tertîb dizüp ilm-i hendese üzre haşebden bir gûne sundurma saçak etmiş ve gûnâ-gûn medîneler ve gilviler ve turalar ve mukarnazlar etmiş kim gören âdemin aklı hayretde kalır, zîrâ cümle kârı Fahrî oyması gibi şebeke oyma saçakdır. Ve bu soffanın kıble dîvârı serâpâ nakş-ı bûkalemûn-ı kalem-i Bihzâd u Mânî ve Şâhkulı nakşı ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 146b ·
metinde göster ·
… . Ve bu kapu üzre beyâz mermer üzre iki başlı ve altun ile münakkaş bir karakuş
tasvîri var
kim iki başların kaldırup ve cenâhaynların açup ve minkârların kec kılup kapunu …
Bu kapudan içeri Kral sarâyı bin adım kadar yakın şâhrâh-ı vâsi‘dir kim gûyâ dîvân yollarıdır. Ve bu kapu üzre beyâz mermer üzre iki başlı ve altun ile münakkaş bir karakuş tasvîri var kim iki başların kaldırup ve cenâhaynların açup ve minkârların kec kılup kapunun atebe-i ulyâsı üzre durur, ammâ hakkâ ki üstâd-ı mermer-bür eyle bir timsâl tasvîr etmiş kim gören ol murğı zî-rûh zanneder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56b ·
metinde göster ·
… alının taht-ı nâ-bahtı olan bu Beç içindeki İstifani kenîsesinde bu gûne cennet
tasvîri var
kim âdem gördükde rûh teslîm edüp âye[t] sûre-i (---)Arapça deyüp dâhil-i ci …
Ammâ bu Nemse kralının taht-ı nâ-bahtı olan bu Beç içindeki İstifani kenîsesinde bu gûne cennet tasvîri var kim âdem gördükde rûh teslîm edüp âye[t] sûre-i (---)Arapça deyüp dâhil-i cinân olacağı gelir ve cennet-i Adn-i berîni ve cennet-i Firdevs'i ve cennet-i Illiyyîn'i ve cennet-i Sidre'yi ve cennet-i Me’vâ'yı ve cennet-i (---) bu cennetleri bir küşâde yerde kat-ender-kat kasr-ı İrem cinânlar ile ve gûnâ-gûn enhâr-ı azîmler ile ve havz-ı kevserler ile memlû bâğlar ve bâğçeler ve hûrî vü gılmânlar ile ve niçe bin gûne burâk ve sündüs istebraklar ve refref nâm burâklar ve cemî‘i melâ’ikeler ve arş u kürsî ve levh u kalemler ile bir cennet göstermiş kim hakkâ Freng tasvîre geldikde Hind ü Acem'e gâlibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60b ·
metinde göster ·
… orlar yine damgaya geldi derler. Bir tarafında krallarının başı kaba beline dek
tasvîri var
. Kenârında cülûsu târîhi var. Öbür tarafında iki başlı ve iki ayaklı ve iki kan …
Bir müdevverü'ş-şekl kâmil tokuz dirhem gelir hâlis beyâz gümüşü vardır. Diyâr-ı Rûm'da yüz dirhemine otuz dirhem bakır korlar yine damgaya geldi derler. Bir tarafında krallarının başı kaba beline dek tasvîri var. Kenârında cülûsu târîhi var. Öbür tarafında iki başlı ve iki ayaklı ve iki kanatların açmış karakuş tasvîri var, cemî‘i sancak ve bayrak sikkelerinde bu karakuş tasvîri var, zîrâ zu‘m-ı bâtıllarınca cemî‘i kuşların yırtıcısıdır, ya‘nî kendüler dahi cümle krallardan yırtıcı ve keskin kral ola. Ve cümle yedi yerde sikkesi kesilen vilâyetler bunlardır kim zikr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 72b ·
metinde göster ·
… îhi var. Öbür tarafında iki başlı ve iki ayaklı ve iki kanatların açmış karakuş
tasvîri var
, cemî‘i sancak ve bayrak sikkelerinde bu karakuş tasvîri var, zîrâ zu‘m-ı bâtıl …
Bir müdevverü'ş-şekl kâmil tokuz dirhem gelir hâlis beyâz gümüşü vardır. Diyâr-ı Rûm'da yüz dirhemine otuz dirhem bakır korlar yine damgaya geldi derler. Bir tarafında krallarının başı kaba beline dek tasvîri var. Kenârında cülûsu târîhi var. Öbür tarafında iki başlı ve iki ayaklı ve iki kanatların açmış karakuş tasvîri var, cemî‘i sancak ve bayrak sikkelerinde bu karakuş tasvîri var, zîrâ zu‘m-ı bâtıllarınca cemî‘i kuşların yırtıcısıdır, ya‘nî kendüler dahi cümle krallardan yırtıcı ve keskin kral ola. Ve cümle yedi yerde sikkesi kesilen vilâyetler bunlardır kim zikr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 72b ·
metinde göster ·
Bir müdevverü'ş-şekl kâmil tokuz dirhem gelir hâlis beyâz gümüşü vardır. Diyâr-ı Rûm'da yüz dirhemine otuz dirhem bakır korlar yine damgaya geldi derler. Bir tarafında krallarının başı kaba beline dek tasvîri var. Kenârında cülûsu târîhi var. Öbür tarafında iki başlı ve iki ayaklı ve iki kanatların açmış karakuş tasvîri var, cemî‘i sancak ve bayrak sikkelerinde bu karakuş tasvîri var, zîrâ zu‘m-ı bâtıllarınca cemî‘i kuşların yırtıcısıdır, ya‘nî kendüler dahi cümle krallardan yırtıcı ve keskin kral ola. Ve cümle yedi yerde sikkesi kesilen vilâyetler bunlardır kim zikr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 72b ·
metinde göster ·
. Ve her bir kulleyi binâ eden ban ve krallar ve beğlerin eşkâl-i acûbeleriyle t …
Ve cümle yigirmi dörd aded serâmed kulle-i Kahkahâlardır. Her kullelerin iki taraflarında çâr-kûşe beyâz mermerler üzre Ciniviz Frengi keferelerinin tamgaları ve tasvîrleri var. Ve her bir kulleyi binâ eden ban ve krallar ve beğlerin eşkâl-i acûbeleriyle timsâlleri var, zîrâ bu kal‘aya bin aded küffâr-ı Freng beğleri imdâd etmeğile binâ olunmuş. Yohsa yüz yılda itmâm bulmaz bir hisâr-ı kebîrdir. Anıniçün her beğin sûretleri her kullede nişâneleriyle tasvîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135b ·
metinde göster ·
… ammâ bu iki kat kapu mâbeyninde iç yüzündeki kapunun üzerinde bir mermer arslan
tasvîri var
kim gûyâ üstâd-ı Ressâm Bihzâd ve Şâhkulu ve Ağa Rızâ tasvîridir. Üstâd-ı merme …
Bu kapu dahi iki kat bâb-ı kavîdir, ammâ bu iki kat kapu mâbeyninde iç yüzündeki kapunun üzerinde bir mermer arslan tasvîri var kim gûyâ üstâd-ı Ressâm Bihzâd ve Şâhkulu ve Ağa Rızâ tasvîridir. Üstâd-ı mermer-bür bu esede var makdûrun sarf edüp bir gazanfer-i subû‘ tasvîr yazmış kim görenler anı zî-rûh zann ederler bir mehîb arslandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 142a ·
metinde göster ·
Mâ-tekaddem küffâr asrında bu küçük kapu dibindeki kullede bir gemi limanı kapusu var. Cümle kayıklar andan içeri kal‘anın içine girirler imiş. Hâlâ ol liman kapusu dîvâr ile örtülüdür kim bu liman kapusu kemeri üzre olan kullenin nehr-i Ten'e nâzır cânibinde on arşın yüksekde bir kanatlı arslan tasvîri var. Çâr köşe beyâz mermer üzre tasvîr olunmuşdur. Üstâd-ı nakkâş Freng-i Mânî mermer-bür bu arslana bir emek sarf etmiş kim gören anı zî-rûh zann eder. Ol ecilden bu kulleye arslan kullesi derler. Ammâ kavm-i Freng böyle kanatlı arslan tasvîrlerine San Marko ve Santa Marko derler. Hattâ Bundukânî dedikleri Venedik küffârının sancağ u bayraklarında taşıdıkları kanatlı esed sûretidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184a ·
metinde göster ·
… sr kapusu üzre bir beyâz mermerde bir musanna‘ Santa Marka ya‘nî kanatlı arslan
tasvîri var
kim üstâd-ı mermer-bür bu timsâle eyle tîşe ve direfş urmuş kim gûyâ sihr-i i‘c …
Ve bu cisr kapusu üzre bir beyâz mermerde bir musanna‘ Santa Marka ya‘nî kanatlı arslan tasvîri var kim üstâd-ı mermer-bür bu timsâle eyle tîşe ve direfş urmuş kim gûyâ sihr-i i‘câz etmiş. Görenler anı zî-rûh zann eder, zîrâ bu sûrete Venedik kâfirleri perest edüp cemî‘i sancağ u bayrağ u peykerlerinde bu sûretin nakşın taşırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 248a ·
metinde göster ·
Ve bu iç kal‘a kapusu kemeri üzre beyâz mermer üzre bir San Marko kelbi sûreti
tasvîri var
, kanatların küşâde edüp durur. Gûyâ zî-rûh zann olunur. Ve yine bu kapunun iç y …
Ve bu iç kal‘a kapusu kemeri üzre beyâz mermer üzre bir San Marko kelbi sûreti tasvîri var, kanatların küşâde edüp durur. Gûyâ zî-rûh zann olunur. Ve yine bu kapunun iç yüzünün sol tarafında bir çorbacı neferâtlarıyla muhtesib ağası sâkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 317a ·
metinde göster ·
… binâ bâb-ı atîkdir kim kemerleri üzre nakş-ı Bihzâd-misâl bir gûne hayâl-pesend
tasvîrler var
kim çeşm-i ibret hîrelenüp âdem vâlih dem-beste vü hayrân olur. Ve bu temâsîl-i …
Ve bu kal‘adan taşra kıble tarafına bir kat kal‘a dahi var. İçinde imâretden bir şey yokdur. Serâpâ vîrândır ve ibret-nümâ harâb binâlar vardır. Ve kal‘a kapusu kıbleye nâzır bir tarz-ı acîb ü garîb musanna‘ binâ bâb-ı atîkdir kim kemerleri üzre nakş-ı Bihzâd-misâl bir gûne hayâl-pesend tasvîrler var kim çeşm-i ibret hîrelenüp âdem vâlih dem-beste vü hayrân olur. Ve bu temâsîl-i acîbenin misli meğer Atina kal‘asında ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y67b ·
metinde göster ·
Ve şimâle nâzır handak kapuları başka küçük kapulardır, ammâ kal‘a kapusu değildir. Ve bu kapunun cânib-i erba‘asında olan der-i dîvârın zîr [ü] bâlâsında beyâz mermerler üzre gûnâ-gûn ucbe-likâ ve turfe-heykel Frenk tasvîrleri var kim hâşâ gûyâ zî-rûh sanırsın.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y103a ·
metinde göster ·
… Ammâ yine bir yoldur. Ve her bir kapu mâbeynlerinde niçe bin mahîl [ü] şeytanet
tasnîfâtlar var
kim âdem hayrân olur. Ve asma demir kafesler ve gûnâ-gûn âlet-i harbler ile ârâ …
Ve cümle dörd kapudur. Cümleden işlek şâh-râh taşra varoş kapusudur ki biri birinden geçme yedi kat eğri büğrü kimi şarka ve kimi garba nâzır kapulardır. Ammâ yine bir yoldur. Ve her bir kapu mâbeynlerinde niçe bin mahîl [ü] şeytanet tasnîfâtlar var kim âdem hayrân olur. Ve asma demir kafesler ve gûnâ-gûn âlet-i harbler ile ârâste ve cebehâne ile pîrâste kapulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y134b ·
metinde göster ·
… kapunun iki cânibinde üç âdem P 93b kaddi bâlâda siyâh taşlardan dörd arslan
tasvîri var
. İki esed kal‘a kapusunun sağında ve iki sebû‘ kapunun solundadır. Ammâ üstâd-ı …
Evvelâ Kudüs-i şerîf kal‘asının bâb-ı Meryem'den çıkup kal‘a Q 93b kapusu şarka mekşûfdur. Ve kapunun iki cânibinde üç âdem P 93b kaddi bâlâda siyâh taşlardan dörd arslan tasvîri var. İki esed kal‘a kapusunun sağında ve iki sebû‘ kapunun solundadır. Ammâ üstâd-ı kâmil bu seng-i hârâya eyle tîşe urmuş kim gûyâ Y 218a bu şîrler zî-rûhdur. Bunları temâşâ edüp şark cânibine dere aşağı beş yüz adım gidüp yine ol derede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y217b–Y218a ·
metinde göster ·
… be var idi. Ol kitâbenin ortasında üstâd-ı kadîm iki âdem kaddi mikdârı bir kuş
tasvîri var
, iki kanatlı ve iki ayağ üzre kanatların açmış ve iki başı var.
Evvelâ Mısır'ın kal‘ası eflâke ser çekmiş bir bülend kal‘adır. Anın Züğürdler yaylası nâmında bir âlî yer vardır, Azebler kapusuna nâzır bir kulle-i bâlâdır. Hakîr yedi sene ol kulle üzre sâkin idim. Bir cihân-nümâ uzlethânemiz var idi. Revzenimizin altında bir azîm hâlîçe cirminde bir kitâbe var idi. Ol kitâbenin ortasında üstâd-ı kadîm iki âdem kaddi mikdârı bir kuş tasvîri var, iki kanatlı ve iki ayağ üzre kanatların açmış ve iki başı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y79b ·
metinde göster ·
Gördüler kim taş geminin altında bir satır hatt-ı İbrî ve bir balık
tasvîri var
, balık eşkâli üzre kazılmış bir vefk var, bunlardan gayrı bir şey yok. Kâfûr-ı …
Gördüler kim taş geminin altında bir satır hatt-ı İbrî ve bir balık tasvîri var, balık eşkâli üzre kazılmış bir vefk var, bunlardan gayrı bir şey yok. Kâfûr-ı İhşîdî cemî‘i ulemâ-yı Mısır'ı cem‘ edüp ne gûne hat idüğün istihrâc etmede âciz oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y235a ·
metinde göster ·