… ine zindân-ı medyûn olup ziyâretgâh olmuşdur. Ve bend-i zindândan halâs olanlar
tasadduk
nezerâtlar verüp kâfirlerin beddu‘âlarına karşılık cümle halâs olanlar hayr du‘ …
Netîce-i kelâm, Şeyh Maksûd hazretleri yedi günde İslâmbol içre cemî‘i şühedâyı defn edüp hikmet-i Hudâ Hârûnu'r-Reşîd tarafından elçilik ile gelen Seyyid Baba Ca‘fer Sultân gazûb u dilâzâr er olmağile Kıral Grando Mihal ile hüsn-i ülfet etmeyüp mesmûmen şehîd olup Baba Ca‘fer kırala şetm etdüğiyçün kıral âzürde-dil olmağile Şeyh Maksûd'a fermân edüp Baba Ca‘fer'i kâfirlerin mahpûshânesi olan yere defn etdirdi kim cemî‘i mücrim, mahpûs, kâtil, medyûn küffârlar Baba Ca‘fer'e şetm edeler. İlâ-hâze'l-ân Zindân kullesi içinde Seyyid Baba Ca‘fer Sultân medfûndur. Ammâ hamd-i Hudâ İslâmbol'un fethi müyesser olup yine zindân-ı medyûn olup ziyâretgâh olmuşdur. Ve bend-i zindândan halâs olanlar tasadduk nezerâtlar verüp kâfirlerin beddu‘âlarına karşılık cümle halâs olanlar hayr du‘â ederler bir ziyâretgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22b ·
metinde göster ·
Ve Rûmeli Hisârı'nda Durmuş Dede: Cümle âyende ve revende keştîbânlar gidüp
tasadduk
birer at verirlerdi. Ba‘zı re’îslere sen fülân tarafa gitme fülâna git, dediği …
Ve Rûmeli Hisârı'nda Durmuş Dede: Cümle âyende ve revende keştîbânlar gidüp tasadduk birer at verirlerdi. Ba‘zı re’îslere sen fülân tarafa gitme fülâna git, dediği yere giden selâmet varup, fâ’ide edüp gânimîn gelirdi, gitme dediği yere giden rahne görüp bî-fâ’ide ya gelir ya gelmezdi. Böyle bir esrâr-ı hafî sâhibi olup durmuş kalmış durulmuş Durmuş Dede idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 114b ·
metinde göster ·
… mi imiş her cum‘a câmi‘in taşra yan soffasında oturup {cümle} fukarâya bir kîse
tasadduk
edermiş.
"Tîz Muhammed Efendi gu gu gucı hünkâr gu gu gucı berâber kırk açan olsun ve bizim Portakal Bunduki altun ulûfe alsın" dedikleri latîfeler ile ile'l-ân zürefâlar mâbeyninde dâstândır. Böyle bir mu‘tekid uluç âdemi imiş her cum‘a câmi‘in taşra yan soffasında oturup {cümle} fukarâya bir kîse tasadduk edermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 132b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı menzil-i Âsitâne-i Çağırkanlı Sultân kuddise sırruhu: Sene (---) târîhinde (---) Hân meşâyihlerinden ulu sultânmış. Niçe yüz keşf [u] kerâmâtları zâhir u bâhir olmuşdur. Bir binâ-yı pür-envârın içinde medfûnlardır. Kabr-i şerîfinin etrâfında gûnâ-gûn şem‘dânlar ile çerâğdânlar ve buhûrdânlar ve gülâbdânlar ile zeyn olup niçe hüsn-i hatt-ı Kelâm-ı İzzetler ile müzeyyendir. Bir âsitâne-i rûhânîdir kim âdem dâhil olunca gışş u mebhut olup elbette hayr murâdât-ı makbûledir. Hamd-i Hudâ ziyâret edüp bir Yâsîn-i şerîf tilâvet etdik. Bu azîzin rûhâniyyeti sebebiyle kurâsı ma‘mûr olup dağlarında kırk bin koyun ve sığırı ve câmûsu ve kısrak ve taylakları vardır. Ve iki aded ma‘mûr çiftlikleri vardır. Selef pâdişâhlarından mu‘âf ve müsellem olmalariyçün her pâdişâhdan mu‘âfnâme hatt-ı şerîfleri vârid (---) üç yüz hâneli ma‘mûr köydür. Bir câmi‘i ve bir tekyesi vardır. Âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldür. Cümle ahâlîsi pây-bürehne ve ser-bürehne ve giysûdâr dervîş-i dil-rîşân fukarâları vardır. Cümle evlâd-ı sığâr u kibârının ellerinde birer ağaç topuzları ve niçesinün birer eğri başlı demir asâları vardır. Paşaya cümle fukarâları hedâyâlarıyla ve evkâfnâmeleriyle gelüp hizmetde olup du‘â-i hayr niyâ[z] etdiler. Paşa-yı [sâhib]-re’y [u] tedbîr eyitdi: "Ey fukarâ! Bu kadar mu‘âf ve müsellem olmağa neden müstahak oldunuz?" deyince "Sultânım sehilce semâ‘hâne meydânımıza teşrîf buyurun" dediler. Paşa dahi da‘vete icâbet deyüp vardık. Bir meydân-ı muhabbete kırk elli araba mikdârı oduna âteşler urup cânib-i erba‘asında kırk aded kurbânları kebâb edüp niçe fukarâ çevirmede. Paşaya âteşden ba‘îde bir mastaba üzre yer gösterüp karâr edüp binden mütecâviz fukarâ-yı billah âteş kenarına cem‘ olup kat kat âteşi ihâta edüp tabl, def [ve] kudûmler ile zikrullaha meşgûl olup kâmil bir sâ‘at-i nücûmî âteş-i semender germâ-germ olup cümle fukarâlar dahi tevhîd-i erre ile mest ü medhûş olup yüz mikdârı fukarâ-yı billah uryân u büryân u giryân, dillerinde Hazret-i Kur‘ân tilâvet ederek evlâd-ı sağîrelerinin ellerine yapışup "Yâ Hayy" ismiyle hemân ol alev-ber-alev olmuş âteş-i Nemrûd içine girüp "Yâ Hayy, yâ Kayyûm" ismiyle semâ-ı safâ edüp âteşi depe depe nîm sâ‘at tevhîd edüp taşra çıkup ancak başlarında cümle saçları ve sakalları yanmış, bi-emrilllah rûhâniyyet-i pîr ile kendülere bir maraz isâbet etmemiş, bu hâl ile kimi paşa huzûruna geldi, kimi aslâ gelmeyüp savma‘asına gitdi. Paşa ve sâ’ir temâşâcılar âlem-i hayretde kalup ol mahalde paşaya bir ziyâfet-i azîm çekdiler kim Taban Ahmed Ağa ziyâfetine gâlib idi. Garâ’ib bunda kim paşa bu âsitâneye ale'l-gafle geldi. Zîrâ yoldan sapa dağlar içinde bir nihânî genc-i nihân gibi künc-i râhda kalmış bir âsitânedir. Bu kadar ta‘âmı bir sâ‘atde niçe yetişdirdiler, paşa hayrân kalup mu‘âfnâmeleri üzre buyurdı-ı şerîf verüp yüz altun, fukarâsına tasadduk edüp hayr du‘âlarıyla behre-mend olduk. Andan 12 sâ‘atde Tercân Ovası'na gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 284b ·
metinde göster ·
… de olan fukarâya Balıkhisâr'da elimize giren âmedân-ı ihsân-ı Hüdâ'dan on guruş
tasadduk
ve üç aded kurbân zebh eyleyüp Şeyh Memi Cân Dede'nin hayr du‘âsın alup cümle f …
Yaz meydânı ve kış meydânları vardır. Cümle Çubukovası ve Yabanovası ve Murtatovaları cümle ayak altında nümâyândır. Ve bu âsitânenin evkâfı gâyet çokdur. Ve senede bir kerre azîm mevlûdü olup kırk elli bin adem cem‘ olur. Zîrâ bu Hüseyin Gâzî, İmâm Hüseyn evlâdından sâdât-ı kirâmdan olup İmâm Hüseyn gibi bu Hüseyin Gâzî dahi dest-i küffârda dîn-i mübîn uğuruna sene 244 târîhinde Hârûnü'r-Reşîd hılâfetinde şehîd olmuşdur. Bu tekyede olan fukarâya Balıkhisâr'da elimize giren âmedân-ı ihsân-ı Hüdâ'dan on guruş tasadduk ve üç aded kurbân zebh eyleyüp Şeyh Memi Cân Dede'nin hayr du‘âsın alup cümle fukarâ gülbâng-ı Muhammedî çekdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 355b ·
metinde göster ·
… stimdâd taleb edüp âşinâlık kesb etdik. Paşa efendimiz cümle fukarâya yüz altun
tasadduk
edüp harem-i şerîfin ortasındaki şâdırvânda üç kurbân edüp andan kapu arasında,
Bu kapudan içeri cümle züvvâr dâhil olunca âdemin vücûdu lerzân olup âdeme dehşet hâsıl olur bir mehâbetli kabr-i tavîldir kim kaddi kâmil on adımdır. Cânib-i erba‘asında niçe yüz gûnâ-gûn zer-i hâlis-misâl çerâğdânlar ve buhûrdân ve gülâbdân ve şem‘dânlar ile kat-ender-kat müzeyyen olmuşdur. Dahi hârici etrâfında yetmiş aded hüsn-i hatt-ı kelâm-ı izzetler ile 8a tezyîn olmuşdur. Ve ser-i sa‘âdeti tarafında gûnâ-gûn alemler ve tîr [u] kemânları var kim okları harb-misâl kimi demir ve kimi hadeng oklardır ve cümle der-i dîvârında niçe bir âşıkânın cihâz-ı fakrlarından def ü kudûm ve nefîr ve tabl u zil [u] bemm ü teber ve pâleheng ve zerdeste ve sapan-ı dâverî-keşkül ve teber-i Müslimî ile ve gayri eşyâ-yı gûnâ-gûnlar ile müzeyyen olmuş kubbedir ve cümle rûy-ı dîvârda her gelen âşıkânın birer gûne âsâr-ı hatları vardır. Hattâ bu hakîrin dahi küstâhâne "Şefâ‘at yâ Muhammed evliyâya" bir hatt-ı müstekreh-i hem-züvvârdır. Bu âsitâneyi Murtezâ Paşa ile ziyâret edüp azîzin rûh-ı pür-fütûhu içün bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp azîzin rûh-ı şerîfine hîbe edüp rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp âşinâlık kesb etdik. Paşa efendimiz cümle fukarâya yüz altun tasadduk edüp harem-i şerîfin ortasındaki şâdırvânda üç kurbân edüp andan kapu arasında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 7b–8a ·
metinde göster ·
Ve cümle (---) aded dükkânlardır. Ekseriyyâ iğneci dükkânları çokdur. Cemî‘i diyâr-ı Rûm'a ve gayri ekâlîmlere bu şehirden niçe bin yük iğne gider. Bu şehrin sağîr ü kebîri iğneciler olduğundan bu şehrin ismine müverrihîn esmâ-i büldân içre "Dâr-ı sûzen" derler. Cümle sûzen-kârların nakli üzre dekâkînlerde ve hânelerimizde bin yüz aded iğne dezgâhı ve hadde dollâbları vardır, derler. Hakkâ ki cümle havâtînleri dahi kâr-ı Dâvûdîde sûzen-kârları çokdur. Anınçün bu şehrin "kız iğnesi" derler hûrde-hayâl nakış iğnesi vardır, memdûh-ı âlemdir. Ammâ hakîr ana hayrânım eyle hûrde iğneyi eyle tîzkârlık ile yaparlar kim iğne deliğinden beş yüz yıllık {yol} âsumânî seyr edenin gözü ermez ve mihneti kârına değmez, gâyet ucuzdır. Sûzenine göre en ednâsının yigirmisi bir akçeye, en müntehâsının onı bir akçeyedir. Cümle ahâlîsi anınla "el-Kâsibü habîbullah" deyüp kifâflanırlar. Hayyâtlar pîri Hazret-i İdrîs du‘âsıyla âhenger pîri Hazret-i Dâvûd du‘âsıyla bu iğnecilere Cenâb-ı İzzet bir berekât vermiş. Zekât [u] sadakalarından kuvvet-i basarları ziyâde olmağiçün cemî‘i fukarâlara iğne tasadduk ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95a ·
metinde göster ·
… nyâ çirkâbına tama‘ etme. Her sabah seccâden altında biner altun bulup fukarâya
tasadduk
eyle!" 157b deyü du‘â ü senâ edüp yine evlâdıyla divara girüp gâ’ib olur.
Vakt-i Şâfi‘î oldukda yine dîvârdan ol pîr zâhir olup eydür "Ey oğul, Allah senden râzî olup sa‘âdet-i dâreyne nâ’il olasın. Ben ecinne meliklerinden Asfâ’il nâm melikim. Her çend ki bu hücreye gelüp meks edenlere bu evlâdım emânet verüp giderim. Anlar Allah emânetine hıyânet edüp evlâdıma destdırâzlık ederler. Ben dahi onları katl ederim. Şimden gerü var sana cemî‘i ulûm-ı garîbe ü acîb keşf olup müfti's-sakaleyn olup bu Bâyezîd oğlu Selîm nâm bir hümâm Mısır fâtihi olacakdır. Anınla Mısır'a gidüp anda benim birâderim melikdir. Anda dahi ecinneye sol tarafından, benî Âdem'e sağ tarafından fetvâ verüp şeyhülislâm-ı sakaleyn ol ve dünyâ çirkâbına tama‘ etme. Her sabah seccâden altında biner altun bulup fukarâya tasadduk eyle!" 157b deyü du‘â ü senâ edüp yine evlâdıyla divara girüp gâ’ib olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157a–157b ·
metinde göster ·
… e tâlib-i ilm nâresîde sabîye birer kat libâs u surre ve atıyye cânib-i vakfdan
tasadduk
olunur.
Evsâf-ı dârü't-ta‘lîm-i mekteb-i tıflân-ı ebcedhân: Cümle (---) aded mekteb-i sıbyândır. Evvelâ on dörd aded câmi‘-i selâtînlerin birer mekteb-i tıflânı vardır. Her sene ıyd-i şerîfde her ciğer-kûşe tâlib-i ilm nâresîde sabîye birer kat libâs u surre ve atıyye cânib-i vakfdan tasadduk olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157b ·
metinde göster ·
… î‘îler ve gâyet ankâ kimesnelerdir. Kâr [u] kisbleri Hazret-i Alî züvvârlarının
tasadduk
nezerâtlarıyla ve hurma bâğları ve mahsûliyle geçinir âdemlerdir. Bu kasaba-i ş …
Eyâlet-i Bağdâd'da ve nâhiye-i Rûm Nâhiye'de nehr-i Furât (---)(---) bir vâdîde gül-i gülistân ve sünbül ü reyhânistân u nahlistân içre (---) aded hâk-i pâk ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır. Ammâ ekserî fevkânî mükellef hânedânlardır. Ahâlîsi dahi muhibb-i Hânedân ve Şî‘îler ve gâyet ankâ kimesnelerdir. Kâr [u] kisbleri Hazret-i Alî züvvârlarının tasadduk nezerâtlarıyla ve hurma bâğları ve mahsûliyle geçinir âdemlerdir. Bu kasaba-i şîrîn cümle (---) aded mihrâbdır. Cümleden ma‘mûr u mükellef ü müzeyyen âsitâne câmi‘-i Hazret-i Alî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 353b ·
metinde göster ·
ederdi. Anıniçün cümle ağalar hazz edüp Paşa ve Sultân ile bâğdan bâğa ve yalıd …
Ba‘dehû Köpürlü müstakil vezîria‘zam olup Devlet-i Âl-i Osmân'ın îrâd [u] masârıfına mukayyed olup cemî‘i ocaklarda ve evkâflarda nâ-müstehak âdemleri yoklama edüp isbât-ı vücûda da‘vet edüp dörd kerre yüz bin âdem devlet yağmâsından nâ-müstehak ulûfeler yeyüp cümlesini kat‘-ı erzâk ve niçe yüzünü şeyh Sâlim-i Mağribî gibi katl-i istihkâk edüp yedi ayda îrâd [u] masârıfı tamâm edüp dörd yıllık tedâhüli kaldırdı. Ol günlerde Köpürlü elli yıllık yâr-ı gâr-ı refîki olan Edirneli Mehemmed Efendi'yi bir sipâhî esâmesi ulûfesiyçün Hasan Paşa aşkına anı da katl edüp devlet-i dîvânda niçe yüz âdemleri şirp-kelle ve pâf-gevde edüp ıslâh-ı devlete mukayyed olup devlete nizâm intizâm verdi, ammâ yine her müşâveresi efendimiz Melek Ahmed Paşa ve Küçükoda hocası Mehemmed Efendi ve (---)(---) ile müşâvere ederdi, ammâ efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya bir mansıb-ı âlîde ve ne Kubbealtı'nda idi. Ancak Afyonkarahisârı sancağı hâssıyla sarâyında Kaya Sultân ile cân sohbetinde iken bi-emr-i Hayy-i Kadîr Kaya Sultân efendimiz hâmile oldu. Cümle kapu yoldaşlarımız safâ etdiler, zîrâ Sultân her vaz‘-ı haml etdikde ağavâtlara yigirmi kîse {mâl} tasadduk ederdi. Anıniçün cümle ağalar hazz edüp Paşa ve Sultân ile bâğdan bâğa ve yalıdan yalıya ve pâdişâh bâğçelerine her bâr gidüp zevk [u] safâlar ederdik.,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 75b ·
metinde göster ·
… Ahmed yanında cennet-i me’vâ olur, müjde sana Sultânım, ammâ bin altun fukarâya
tasadduk
eyle ve iki bin altun iç ağalarıma ve iki bin altun taşra ağalarıma ve üç yüz a …
Paşa eydir: "Cânım, hânım, ömrüm, Sultân efendim, düşde kan eydir. Sen ol kandan korkma. 76a İnşâ’allâh ikimizin zürriyetinden hânımlarımız ve beğ evlâdlarımız vücûda gelüp her biri mu‘ammer olup bizler dahi yetmiş sene mu‘ammer olup âhir yerlerimiz Sultân Ahmed yanında cennet-i me’vâ olur, müjde sana Sultânım, ammâ bin altun fukarâya tasadduk eyle ve iki bin altun iç ağalarıma ve iki bin altun taşra ağalarıma ve üç yüz altun Evliyâ Çelebi'ye ve yüz altun anın hemşîresine ihsân edüp hareminden çıkarup Evliyâ'nın hemşîresin bir müselmâna verüp çerâğ eyle" dedikde, Paşa bu vâkı‘ayı ta‘bîrinden sonra Sultân'a her ne dediyse Sultân hazînedârı şebtîz Bula'dan beş bin dörd yüz altun getirüp cümle mahallerine bezl olunup hakîr de ve cümle enderûn [u] bîrûn ağalar zengin ve bizim hemşîre zengine oldu. Ba‘dehû Paşa ile taşra çıkarken Uzuncaova nâm mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 75b–76a ·
metinde göster ·
… tân yalısında ve şehrinde surûr [u] şâdumânlar olup sabâha dak Paşa on kîse mâl
tasadduk
etdi. Ve kırk kîse mâl Kaya Sultân tasadduk edüp beş yüz âdem kisve-i gûnâ-gûnl …
Hikmet " Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre Melek Ahmed Paşa efendimizin bu vâkı‘a vâki‘inden yigirmi altıncı gün ki sene (---) târîhinin mâh-ı (---) günü Kaya Sultân'ın ayı ve günü tamâm olup vaz‘-ı haml mahallinde cümle sultânlar ve hemşîreleri ve cemî‘i musâhibeler ve cümle iş görmüş bulalar ve hekîm-meşreb hâzık ebe kadınlar hâzır olup hamd-i Hudâ ol leyle-i mübârekede kırk hatm-i şerîf ve kırk bin salavât-ı şerîfe tilâvet olunurken Hallâk-ı âlem Allâh Kaya'dan nâka-i Sâlihi çıkarır gibi Kaya Sultân'dan dahi bir ciğer köşe duhter-i pâkîze-ahter müştak olup ol gece sabâha dak Eyyûb Sultân yalısında ve şehrinde surûr [u] şâdumânlar olup sabâha dak Paşa on kîse mâl tasadduk etdi. Ve kırk kîse mâl Kaya Sultân tasadduk edüp beş yüz âdem kisve-i gûnâ-gûnlar ile mülebbes olup her biri hayır du‘â hidmetinde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77b ·
metinde göster ·
… ar olup sabâha dak Paşa on kîse mâl tasadduk etdi. Ve kırk kîse mâl Kaya Sultân
tasadduk
edüp beş yüz âdem kisve-i gûnâ-gûnlar ile mülebbes olup her biri hayır du‘â hid …
Hikmet " Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre Melek Ahmed Paşa efendimizin bu vâkı‘a vâki‘inden yigirmi altıncı gün ki sene (---) târîhinin mâh-ı (---) günü Kaya Sultân'ın ayı ve günü tamâm olup vaz‘-ı haml mahallinde cümle sultânlar ve hemşîreleri ve cemî‘i musâhibeler ve cümle iş görmüş bulalar ve hekîm-meşreb hâzık ebe kadınlar hâzır olup hamd-i Hudâ ol leyle-i mübârekede kırk hatm-i şerîf ve kırk bin salavât-ı şerîfe tilâvet olunurken Hallâk-ı âlem Allâh Kaya'dan nâka-i Sâlihi çıkarır gibi Kaya Sultân'dan dahi bir ciğer köşe duhter-i pâkîze-ahter müştak olup ol gece sabâha dak Eyyûb Sultân yalısında ve şehrinde surûr [u] şâdumânlar olup sabâha dak Paşa on kîse mâl tasadduk etdi. Ve kırk kîse mâl Kaya Sultân tasadduk edüp beş yüz âdem kisve-i gûnâ-gûnlar ile mülebbes olup her biri hayır du‘â hidmetinde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77b ·
metinde göster ·
hadîsi mazmûnu üzre rûh-ı pür-fütûhlarından isti‘ânet taleb edüp ba‘de'd-du‘â azîzin tarîkında olan fukarâ-yı Celvetîlerine bir kîse mümessek zer u hâlis tasadduk edüp otak-ı nüh-tâkında cülûs edüp sahrâ-yı Üsküdar pâdişâh-ı sâhibü'l-mehâmidin kudûm-i şerîfleri şerefiyle deryâ-misâl cüyûş-ı müslimîn ile dağ u râğ u bâğ ve Bulgurlu ve Çamlıca dağlarına varınca kat-ender-kat hayme vü hargâhlar ile cümle zemîn-i çerâgâhları müzeyyen olup nakş-ı bukalemûn lâle-izâr bir sahrâ-yı Üsküdar oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 80a ·
metinde göster ·
… engi kurşumu çıkup Mehemmed Paşa kırk koyun kurbânlar edüp üç kîse riyâl guzâta
tasadduk
edüp zahm-ı rusâsdan halâs oldu.
Hemân ol mahalde Mehemmed Paşa "Bire meded kasığım" deyü feryâd ederken Cerrâh Kâsım Paşa gelüp "Nedir birâder?" deyü Mehemmed Paşa'nın yarasına nice mîl sokdu ise henüz kâğıza sarılmış altı dirhem bir kol tüfengi kurşumu çıkup Mehemmed Paşa kırk koyun kurbânlar edüp üç kîse riyâl guzâta tasadduk edüp zahm-ı rusâsdan halâs oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 88a ·
metinde göster ·
… ariyçün Fâtiha-i şerîfe tilâvet edüp bu mahalde sâkin olan fukarâlara pinhânîce
tasadduk
oluna. Ammâ sadakayı âşikâre vermeye. Eğer âşikâre kîse çıkarup nukra-i sîm ü z …
Makâm-ı Erbâb-ı Soffa: P 121b Soffasına varup kıble cânibine müteveccih olup anda iki rek‘at namâz kılup hukûk-ı vâlideyni yâd edüp dünyevî ve uhrevî hayr murâdâtları husûliyçün hayr du‘â edüp cümle Erbâb-ı soffa rûhlariyçün Fâtiha-i şerîfe tilâvet edüp bu mahalde sâkin olan fukarâlara pinhânîce tasadduk oluna. Ammâ sadakayı âşikâre vermeye. Eğer âşikâre kîse çıkarup nukra-i sîm ü zer göstersen yüz kîse mâl kifâyet etmez. Âdemin esvâbın pâre pâre ederler. Ve ırza müte‘allik nâ-hemvâr evzâ‘ edüp müvâce[he]-i Resûlullâh'da vâveylâ ve vâveledâ kopar. Hemân nezâket oldur kim bu âsitâne içre bir şey vermeyüp taşrada erbâbın gözedüp pes-i perdeden tasadduk etmek gerek ve savâb dahi andadır. Ba‘zı müstahıkkîn fukarâlar vardır, anlara birer ikişer altun verüp hatm-i şerîfler tilâvet etdirile.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y290b ·
metinde göster ·
… dur kim bu âsitâne içre bir şey vermeyüp taşrada erbâbın gözedüp pes-i perdeden
tasadduk
etmek gerek ve savâb dahi andadır. Ba‘zı müstahıkkîn fukarâlar vardır, anlara b …
Makâm-ı Erbâb-ı Soffa: P 121b Soffasına varup kıble cânibine müteveccih olup anda iki rek‘at namâz kılup hukûk-ı vâlideyni yâd edüp dünyevî ve uhrevî hayr murâdâtları husûliyçün hayr du‘â edüp cümle Erbâb-ı soffa rûhlariyçün Fâtiha-i şerîfe tilâvet edüp bu mahalde sâkin olan fukarâlara pinhânîce tasadduk oluna. Ammâ sadakayı âşikâre vermeye. Eğer âşikâre kîse çıkarup nukra-i sîm ü zer göstersen yüz kîse mâl kifâyet etmez. Âdemin esvâbın pâre pâre ederler. Ve ırza müte‘allik nâ-hemvâr evzâ‘ edüp müvâce[he]-i Resûlullâh'da vâveylâ ve vâveledâ kopar. Hemân nezâket oldur kim bu âsitâne içre bir şey vermeyüp taşrada erbâbın gözedüp pes-i perdeden tasadduk etmek gerek ve savâb dahi andadır. Ba‘zı müstahıkkîn fukarâlar vardır, anlara birer ikişer altun verüp hatm-i şerîfler tilâvet etdirile.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y290b ·
metinde göster ·
… ce niçe bin huffâz-ı Kur’ân anda hatm-i şerîf tilâvet ederler. Ba‘zı fukarâlara
tasadduk
edüp hukûk-ı vâlideyn içün hatm-i şerîf tilâvet etdirmek gerek.
Ve leyle-i arefede bu kubbe-i nûr-ı billûrun cânib-i erba‘asın niçe bin kanâdîller ile tezyîn edüp nûr iken nûrun alâ-nûr olup gûyâ bir kubbe-i fânûs olur. Ol gece niçe bin huffâz-ı Kur’ân anda hatm-i şerîf tilâvet ederler. Ba‘zı fukarâlara tasadduk edüp hukûk-ı vâlideyn içün hatm-i şerîf tilâvet etdirmek gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y319a ·
metinde göster ·
… 1b⟧ olmuşdur. Ve Mısır halkının bu câmi‘-i Ezherli'ye i‘tikâdları sebebiyle çok
tasadduk
ve nezerât ve zekât verirler ve gayrı diyârlardan dahi surre ve atıyye gönderir …
Ve mezâhib-i erba‘adan içlerinde hâkimleri vardır. Rûmîlere Rûm revâkında Mustafâ Efendi hâkimdir. Ve niçe kanlı ve mücrim ders-i âm Y 91b olmuşdur. Ve Mısır halkının bu câmi‘-i Ezherli'ye i‘tikâdları sebebiyle çok tasadduk ve nezerât ve zekât verirler ve gayrı diyârlardan dahi surre ve atıyye gönderirler. Evkâf-ı azîmdir, medhinde lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y91a–Y91b ·
metinde göster ·
… er olup cemî‘i ümenâ vü mültezimîn ve keşşâf u nâzırân ve a‘yân ve Mısır vezîri
tasadduk
ve nezerât verirler. Zîrâ Mısır halkının ekseri ümenâ ve mültezimîndir, Nîl-i m …
İşte nokta düşdüğü günden bi-emrillâhi ta‘âlâ günden güne Nîl-i mübârek taşdıkça Mısır içre bir sürûr [u] şâdumânîler olup cemî‘i ümenâ vü mültezimîn ve keşşâf u nâzırân ve a‘yân ve Mısır vezîri tasadduk ve nezerât verirler. Zîrâ Mısır halkının ekseri ümenâ ve mültezimîndir, Nîl-i mübârekin taşmasına muntazırlardır. Allâhümme âfinâ, taşmasa kaht [u] galâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y146a ·
metinde göster ·
… de’bleri budur. Ve tarîk-i âmında fukarâ-yı sâ’iller mâl-â-mâldir, anlara dahi
tasadduk
ederler.
Ve bu İmâm eş-şâfi‘î âsitânesi başka bir mahalledir, iki bin âdem sâkindir. Kat-ender-kat altı yüz hânedir. Her hânenin pençerelerinden niçe yüz küçük zenbîller sarkmışdır. Birkaç züvvâr geçse ol sarkan zenbîlleri hâneler içinden sıbyân u nisvân hareket etdirirler, ya‘nî sadaka isterler. Sâhib-i hayrât olan kimesneler ol zenbîllere birer para veyâhûd birer mankır veyâ bir nân-pâre kor. Anlar dahi zenbîlleri hânelerine çeküp hayır du‘â ederler. Elbette de’bleri budur. Ve tarîk-i âmında fukarâ-yı sâ’iller mâl-â-mâldir, anlara dahi tasadduk ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y263b ·
metinde göster ·
ve nezerât vazâyifât kabûl etmemişdir, hemân alâ bâbullâh olup cümleden ziyâde …
Kabr-i eş-şeyh Sinân Efendi: Ulemâ-yı Ekrâd-ı Sûrân'dandır. Ömr-i nâzenînlerinde tasadduk ve nezerât vazâyifât kabûl etmemişdir, hemân alâ bâbullâh olup cümleden ziyâde ganîmet üzre geçinirdi. Mısır'da Kürdî mahallesi mescidin ta‘mîr ü termîm edüp anda sâkin olup anda medfûndur. Meşâyihân-ı Mısır mâbeyninde şeyh Kürdî, deyü i‘tibâr edüp ziyâret ederler. Ve senede bir kerre mevlûd olup cem‘iyyet-i uzmâ olur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y274b ·
metinde göster ·
… li paşaya i‘lâm edüp kâşife ıtlâk emri gelüp âsitânedeki fukarâlara on bin para
tasadduk
geldi. Hulâsa-i kelâm böyle mutasarrıfînden gürbüz erdir, kuddise sırruhu'l-azî …
Anı gördük, kâşif ve ağanın huddâmları ağanın meyyiti ile Tanta şehrine gelüp ağayı karâfede defn etdiler. Kâşif yine âsitâne içinde kaldı. Ve Ali Ağa'nın bir huddâmı terk-i mâsivâ edüp Bedevî fukarâsı olup bir kûşe-i vahdetde kaldı. Hakîr bu ahvâli paşaya i‘lâm edüp kâşife ıtlâk emri gelüp âsitânedeki fukarâlara on bin para tasadduk geldi. Hulâsa-i kelâm böyle mutasarrıfînden gürbüz erdir, kuddise sırruhu'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y286b ·
metinde göster ·
… i Dessûkî rûhiyçün hatm-i şerîf tilâvet etdirüp yüz altun dahi haremde fukarâya
tasadduk
etdi.
Derhâl âsitâne kapusu dibinde halk ürküp bizim yanımıza geldiler. Cümlemiz ileri vardık. Bir siyâh abâlı gözü sürmeli eli tesbîhli bir müşekkel nûrânî âdem, depesi üzre âsitâneye düşüp ağzı köpürüp, allâhümme âfinâ, ağzı kulağına ermiş, iki elleri kurumuş, nutka mecâli olmayup kalmış, lisân-ı hâl ile çakşırın gösterir. Derhâl türbedârın biri ve hakîrin bir fetâ memlûkü herîfin vücûdun kapudan taşra çıkarmağa cidd ü cehd etdükce herîfin esbâbları kopup herîfin vücûdu kapudan taşra çıkmak mümkin olmaduğı ecilden herîfi âsitâne içine çekince bilâ-usret girüp(?)Q 274bP 271b bin altunu hemyan kesici herîfin çakşırından çıkarup sâhibine verdiler. Altun sâhibi hemân hareme çıkup on hâfıza birer altun verüp İbrâhîm-i Dessûkî rûhiyçün hatm-i şerîf tilâvet etdirüp yüz altun dahi haremde fukarâya tasadduk etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y302a ·
metinde göster ·
… olup mevlûd-ı şerîf olur kim âdem deryâsı olup mâl-ı firâvân in‘âm u ihsân olup
tasadduk
olunur. Hamd-i Hudâ ziyâret edüp mevlûdunda bir kerre hâzır olduk. Ve buna karî …
Üç gün üç gece germâgerm eyle cem‘iyyet-i kübrâ olup mevlûd-ı şerîf olur kim âdem deryâsı olup mâl-ı firâvân in‘âm u ihsân olup tasadduk olunur. Hamd-i Hudâ ziyâret edüp mevlûdunda bir kerre hâzır olduk. Ve buna karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·