… r mürşid-i kâmil aramadadır kim tâlib-i Hakdır. Ammâ her dervîş-i dilrîş, ehl-i
tasavvuf
olup fâzılü'd-dehr olmayup yine sâhib-i sülûk dervîş-i muvahhid ümmîdir.
El-hâsıl hâsü'l-hâs dervîş-i dilrîşin zâhiren ve bâtınen bin bir alâmetleri vardır ve bin bir gûne su’âlleri vardır. Kemâ hüve hakkuhu bu su’âllere cevâba kâdir olan cân ilm-i tasavvufa ve ilm-i ledünne kâdir olup hüve hüve makâmında olan cevâb verüp fuzalâü'd-dehrden bahr-i ummân olmuşdur kim cevâb verir. Yohsa hakîr Evliyâ-yı pür-riyâ-yı sâhib-i bûriyâ-yı pür-taksîr cevâba kâdir olmayup ilâ hâze'l-ân bir mürşid-i kâmil aramadadır kim tâlib-i Hakdır. Ammâ her dervîş-i dilrîş, ehl-i tasavvuf olup fâzılü'd-dehr olmayup yine sâhib-i sülûk dervîş-i muvahhid ümmîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 150b ·
metinde göster ·
… er idi. Zîrâ cemî‘i taklîdi tahkîk-i hakîkî olmak üzre netîce-i kelâmları cümle
tasavvuf
idi, yine böyle iken âdem gülmeden bayılırdı.
Şeyh Şâzilî'den sonra hayâl-i zılla şöhret veren oldur. Hayâl-i zıl perdesi içinde bir küçük perde dahi kurup gâyet hurde tasvîrler ile hayâl-i zıl oynatmak anın te’lîfi idi. Ve gâyet zen-dost olmağile hayâl-i zılda cüvân-nigâr taklîdi ve hoppa taklîdi ve dilsizler taklîdi ve dilenci Arab ve Arnavud taklîdi ve Bekrî Mustafâ ile dilenci kör Arab taklîdi, mîrasyedi çelebi ve devrânî çelebiler ve üç aşkıyâ çelebiler ve cüvân-nigâr ve cüvân ile nigâr hammâma girüp Gâzî Boşnak hammâmda cüvân-nigârı basup Karagöz'ü kîrinden uryân bağlayup hammâmdan çıkarmasın ve Hacı ivad babası Şerbetcizâde taklîdin, ve'l-hâsıl hayâl-i zılde üç yüz pâre taklîdleri vardır kim bir mukallid ana nazîre bir taklîd etmek mümkün değildir. Bir kere dinleyen mahabbet edüp elbette irşâd olması mukarrer idi. Zîrâ cemî‘i taklîdi tahkîk-i hakîkî olmak üzre netîce-i kelâmları cümle tasavvuf idi, yine böyle iken âdem gülmeden bayılırdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 211a ·
metinde göster ·
"Ey Felek, ey felek" deyü felekden şikâyet-âmîz bir ma‘nî-i pür-ma‘nâ-yı
tasavvuf
âğâze etdi. Hakîr âlem-i hayretde kalup tefe’ül etdim. Yine bir ma‘nî dahi âğâz …
"Ey Felek, ey felek" deyü felekden şikâyet-âmîz bir ma‘nî-i pür-ma‘nâ-yı tasavvuf âğâze etdi. Hakîr âlem-i hayretde kalup tefe’ül etdim. Yine bir ma‘nî dahi âğâze etdi. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 99b ·
metinde göster ·
… n Sultân ve Boğa Baba ve Gazâl Murâd Baba ve Salâhaddîn Sultân ve ibret-nümâ-yı
tasavvuf
, Hayâl-i Zıl mü’ellifi Şeyh Şüşterî hazretleri bizzât bunda medfûndur. Her kim …
Bu şehirde medfûn olan kibâr-ı evliyâları beyân eder: Ziyâret-i Milâs: Evvelâ şehrin garbında Sudre dağında tâ zirve-i a‘lâsında Sudre erenleri ve şehir içinde Kalenderî Sultân ve Dedebeği Sultân ve Hayreddîn Sultân ve Boğa Baba ve Gazâl Murâd Baba ve Salâhaddîn Sultân ve ibret-nümâ-yı tasavvuf, Hayâl-i Zıl mü’ellifi Şeyh Şüşterî hazretleri bizzât bunda medfûndur. Her kim ziyâret etse elbette gülmesi mukarrerdir. Kuddisesırruhu'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y102a ·
metinde göster ·
… işîn şeyh idi. Mağz-ı Kur’ân olan Mesnevî ü Ma‘nevîde tekmîl-i fünûn edüp ilm-i
tasavvuf
gavvâsı bir bahr-i ma‘ârif zât-ı şerîf idi. Y 355a Hattâ serdâr-ı mu‘azzamımı …
Ve şehr-i Ka‘be içre yetmiş sekiz tekye-i meşâyih-i kibâr vardır. Cümlesinde müsâfirîn ü mücavirîn ile mâl-â-mâldir. Ammâ cümleden Mu‘allâ'da âsitâne-i Hazret-i Mevlânâ bir bâğ-ı İrem-misâl bir ferah-fezâ mevlevîhânedir kim semâ‘ [u] safâhânesi ve müte‘addid fukarâlar hücreleri ve câ-be-câ gül [ü] gülistân içre maksûreleri ve fıskıyye ve havz u selsebîl ile müzeyyen bir mesîregâh [u] ârâmgâh bir makâm-ı hânkâhdır. Cümle zürefâ-yı Mekke ve erbâb-ı ma‘ârif-i şehr-i Bekke zarîfleri bu mecma‘hânede cem‘ olup zevk [u] safâ edüp âyîn-i Mevlânâ ederler. Bu âsitâneyi Dervîş Muhammed Hindî-i Lâhorî kendü mâlıyla binâ edüp Konya'da Mevlânâzâde Çelebi Efendiler izniyle şeyh olmuşdu. Ammâ zamân-ı seyâhatimizde vâ‘ız u nâsıhı Gemici Alî Ağazâde Ferhâd Çelebi seccâdenişîn şeyh idi. Mağz-ı Kur’ân olan Mesnevî ü Ma‘nevîde tekmîl-i fünûn edüp ilm-i tasavvuf gavvâsı bir bahr-i ma‘ârif zât-ı şerîf idi. Y 355a Hattâ serdâr-ı mu‘azzamımız olan veliyy-i ni‘am Hüseyin Paşa hazretleri efendimiz deryâ-misâl asker-i İslâm ile Mekke-i mükkerremeye teşrîf buyurduklarında şeyh-i mezkûr paşa hazretlerin hıyâbân-ı mevlâhâneye da‘vet edüp cümle iç huddâmları ile anda meks edüp tekyenin hâricinde çetr-i mülemmâ‘lar tınâb tınâba kurılup sâ’ir huccâc ve asâkir dahi hayme [vü] hargâhları ile bîrûn-ı vâdî-i Ebtah'da yigirmi gün yigirmi gece meks edüp mezkûr şeyh ile sohbet-i hâs olundu. Gâyetü'l-gaye ma‘mûr [u] âbâdân tekye-i uşşâkân mevlevîhâne-i mecma‘ü'l-irfân ve cây-i ferah-ı cân tekye-i dervîş-i cihândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y354b–Y355a ·
metinde göster ·
Sultân Süleymân asrında Ebussu‘ûd ile mubâhase-i ilm-i
tasavvuf
ve mebhas-ı tevhîd edüp cümle ulemâ-yı Rûm'u mat Y 274a edüp Mısır'a geldikde …
Sultân Süleymân asrında Ebussu‘ûd ile mubâhase-i ilm-i tasavvuf ve mebhas-ı tevhîd edüp cümle ulemâ-yı Rûm'u mat Y 274a edüp Mısır'a geldikde kendi mâlları ile bu âsitâneyi binâ edüp anda medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y273b–Y274a ·
metinde göster ·