olunduğu üzre çâr-darb başda ve kaşda ve bıyıkda ve rîşde ve kirpikde idi kim t …
Geldik imdi bâlâda tastîr olunduğu üzre çâr-darb başda ve kaşda ve bıyıkda ve rîşde ve kirpikde idi kim tavsîf olundu. Dörd darb dahi fakr yolundadır demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 150b ·
metinde göster ·
… erre Tebrîz'in cümle ahvâlâtına vâkıf-ı esrâr olduğumuz kadar evsâfın tahrîr ve
tastîr
eylesek Hudâ âlimdir bir mücelled kitâb olur. Zîrâ memâlik-i İrân-zemînde Tebrî …
Nâhiye-i heftüm Bedûstân'dır. Cânib-i Şimâl-i Tebriz'dir. Nâhîye-i Rûdkat'ın halfindedir kim cümle yetmiş pâre âbâdân câmi‘li ve hân ve hammâmlı kurâlardır. Eğer Hân ile kâmil yigirmi gün bu kurâlarda etdiğimiz sayd [u] şikârları ve zevk [u] safâları rûz-merre Tebrîz'in cümle ahvâlâtına vâkıf-ı esrâr olduğumuz kadar evsâfın tahrîr ve tastîr eylesek Hudâ âlimdir bir mücelled kitâb olur. Zîrâ memâlik-i İrân-zemînde Tebrîz-i dilâvîz ve Isfahân-ı nısf-ı cihân kadar bir şehr-i azîm ve sevâd-ı kadîm yokdur. Ve âb [u] hevâsı ve mahbûb u mahbûbesi ve binâ-yı aliyyesi ve'l-hâsıl niçe bin hayrât [u] hasenât-ı vâfiresi var kadîm şehr-i azîmdir. Hudâ Âl-i Osmân'a yine müyesser ide. Ammâ yine harâb u yebâb olur. Hudâ-yı müte‘âl dâ’imâ ma‘mûr ve âbâdân eyleye. Zîrâ bu diyârda çok zevk u safâ ederek Hân ile yine şehre gelüp her bâr Hânın şeref-i sohbetiyle müşerref olup rûz-merre sohbet-i hâs ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 301b ·
metinde göster ·
Kasaba-i Sermîn: Paşa bunda tashîh-i mizâc edince meks edüp cânib-i erba‘asında niçe kurâ ve kasabâtlar seyr etdik. Ammâ hacc-ı şerîfe giderken bu kasaba-i Sermîn etrâfında meşhûr-ı âfâk ve ma‘mûr [u] âbâdân olan 51b kasabâtlardan kasaba-i Rîha ve kasaba-i Bekeflon ve kasaba-i İdlib ve kasaba-i (---) ve kasaba-i Şuğur'u cümle seyr [u] temâşâ edüp evsâfları cild-i (---) tastîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 51a–51b ·
metinde göster ·
… de. Zîrâ her şey’in cehlinden ilmi yeğdir. Anınçün bu lisân-ı Bulgar bu mahalle
tastîr
olundu. Ammâ lisân-ı Latin gibi fasîh değildir.
Lisân-ı Bulgar, ya‘nî kavm-i küffâr (---)(---)(---). Gerçi bu makûle lisân-ı turrehâtı tahrîr etmede fâ’îdesi ve beyânında â’îde yokdur. Ammâ seyyâh-ı âlem ve nedîm-i benî Âdem olan kimesnelere her lisândan ekmek ve su isteyecek kadar ve kendüye bir zarar geleceğin fehm edecek kadar gûnâ-gûn lisân bile kim kendüyi girdâbdan halâs ide. Zîrâ her şey’in cehlinden ilmi yeğdir. Anınçün bu lisân-ı Bulgar bu mahalle tastîr olundu. Ammâ lisân-ı Latin gibi fasîh değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 147a ·
metinde göster ·
… n nişân verir bir gûne ravza-i Rıdvân'dır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile
tastîr
olunmaz. Bu hadîka-i cinân içre hâsıl olan ezhârâtın müşk-bû râyiha-i tayyibesi …
Ammâ "hayrun cemîl" lafzı Samakov şehrinde Malkoç Beğ türbesi kapusu üzre dahi takrîr olunmuşdur. Allahu a‘lem, yine Bâyezîd Hân ümerâlarından imiş. Ammâ bu câmi‘-i Sultân Bâyezîd-i Velî mezkûr kıble kapusundan tâ mihrâba varınca tûlen seksen beş kademedir. Arzen kâmil seksen ayakdır. Derûn-ı câmi‘de aslâ sütûnlar yokdur. Ammâ hünkâr mahfili bu câmi‘in sol tarafında (---) şeşhâne seng-i harekânî on aded sütûn-ı musanna‘lar üzre bir ma‘bedgâh-ı selâtîn-i fevkânîdir. Mihrâbı ve minberi beyâz mermer-i hâmdan mebnî bir makâm-ı imâm-ı hümâmdır. Ve niçe musanna‘ âvîze vü kanâdiller ile ârâste ve kubbe pervâzelerinde kanâdil tabakasıyla pîrâste olmuşdur. Ve makâm-ı Bilâl-i Habeşî, ya‘nî mü’ezzinân mahfili gâyet musanna‘dır. Ve bu ma‘bed-i latîfin kıblesi önünde tâ nehr-i Tunca'ya varınca ürdibehişt-i İremezât'dan nişân verir bir gûne ravza-i Rıdvân'dır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tastîr olunmaz. Bu hadîka-i cinân içre hâsıl olan ezhârâtın müşk-bû râyiha-i tayyibesi cemâ‘atın dimâğın mu‘attar eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 153b ·
metinde göster ·
olundu. Hâlâ bir tekyegâh ve ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır. Âyende vü revende f …
Hâne-i Hazret-i Seyyid Battâl Ca‘fer Gâzî ibn Hüseyin Gâzî-i Horasânî: Bizzât Hazret-i Battâl Gâzî'nin maskat-ı re’sleri bu şehr-i Malatıyye olmağile hâlâ hâne-i külbesi mezkûr bâğ-ı Aspuzu içre bir müfîd ü muhtasar hâne idi. Rûhâniyyet-i Battâl Gâzî ile yedi yüz yıldan berü zerre mikdârı binâsına rahne gelmeyüp ziyâretgâh-ı azîm olmağile efendimiz Melek Ahmed Paşa muhibb-i hânedân olmağile bu âsitânenin cânib-i erba‘asından tevsî‘ edüp müceddeden bir kubbe-i âliye ve gûnâ-gûn maksûreler inşâ edüp ehl-i teferrüc içün matbahlar ve niçe yüz aded bakır âvânîleri vakf edüp türbedârına 197a teslîm edüp ahâlî-i vilâyeti nâzır-ı nuzzâr edüp sicillâtda terkîm ü tastîr olundu. Hâlâ bir tekyegâh ve ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır. Âyende vü revende fukarâ-yı Bektaşîyân'dan mâh u sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl fukarâları eksik değildir. Hâlâ ravza-i Rıdvân'dan nişân verir bir tekyegâh-ı gül-i gülistândır. Hamd-i Hudâ be-dâri'l-imâr birkaç kerre dahi uğrayup ziyâreti müyesser olup makâm-ı Seyyid Gâzî olması cihetiyle zerre ve şemme mikdârı bir tarafı rahnedâr olmayup gûyâ henüz üstâd-ı bennâ destinden rehâ bulmuş bir namâzgâh-ı niyâzgâhdır. Cemî‘i ehl-i beled istiskâ du‘âsına bunda cem‘ olurlar müstecâbü'd-da‘ve bir ma‘bedgâh-ı kadîmdir ve bu makâm-ı şerîf kurbünde Seyyid Ahmed Derrânî ve Kırklar makâmı ve Hazret-i Şeyh Şâmî,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 196b–197a ·
metinde göster ·
… rihân-ı Acem ve bi-kavli sâhib-i târîh-i Mıkdısî eyle ayân u beyân [u] tahrîr u
tastîr
kılmışdır kim kaçan kim Nemrûd-ı la‘în ve pelîd-i anîd hâşâ sümme hâşâ rubûbiyy …
Eşkâl-i deryâ-yı Van, ibret-nümâ-yı sun‘-ı Kahhâr-ı Kayyûm-ı Mutlak: Cümle müverrihân-ı Acem ve bi-kavli sâhib-i târîh-i Mıkdısî eyle ayân u beyân [u] tahrîr u tastîr kılmışdır kim kaçan kim Nemrûd-ı la‘în ve pelîd-i anîd hâşâ sümme hâşâ rubûbiyyet da‘vâsında oldukda âlemi geşt ederek Van diyârının irtifâ‘-ı arzın alup cümle arâzîden âlî bulup anda cemî‘i bennâları ve kûhkenleri ve ekâlîm-i seb‘anın âdemlerin cem‘ edüp kırk yılda bir sedd-i Nemrûd eder kim ta esâsından zirve-i a‘lâsına yedi günde ummâller seng-i hârâ ve kireç ve cıbıs ve hârâ çıkarırlarmış. Nemrûd-ı la‘în bu binâ etdüği amelî kûh-ı bülendin a‘lâsına urûc edüp bir sandûka içre kendüsü girüp sandûkaya niçe yüz kerkes ve kartal murgları bağlayup kerkes murglarının mâfevkinde bir sütûn üzre lahm-ı gûnâ-gûn salb edüp mezkûr kerse ve kartallar def‘-i cû‘ etmeğe bu üzerlerindeki maslûb etlere hücûm edince Nemrûd-ı la‘înin sandûku evc-i âsumâna münkalib oldukda hemân Nemrûd kerrûbiyânın sadâların istimâ‘ idince "Hay gök tanrısı bundadır." deyü kemânından şast ber-kabza tîrine rehâ buldurup Cenâb-ı Bârî Nemrûd'un okuna kan bulaşdırdup okunu yine Nemrûd'un sandûkasına düşürdür. Nemrûd-ı la‘în "Hay gök tanrısını ok ile urdum." mülâhazasıyla kartal ve kerkeslere mezkûr lahimden gıdâ verüp anlar gıdâ tenâvül ederek Nemrûd-ı la‘în yine binâ etdüği kûhu üzre nüzûl edüp kanlı oku askerine gösterüp "Müstakillen yerin ve göğün tanrısı oldum." deyüp enâniyyet da‘vâsında olduğu cemî‘i tefâsîrlerde bu hikâye-i garîbe musarrahdır kim bizim ihtisâr üzre tahrîr etmemize dahi hâcet yokdur. Ammâ münâsibiyle bir şemme terkîm etmek iktizâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 237a ·
metinde göster ·
… Yarmeniyân bu diyâr-ı Pârs-ı Irâk'da kesret-i seyâhati sebebiyle eyle tahrîr ü
tastîr
etmiş kim ibtidâ bu şehr-i Kînmân'ın bânîsi Minûçehr'dir. Zelzeleden sehel harâ …
Bu şehr-i kadîme ve belde-i azîme içün cemî‘i müverrihân-ı Arab u Acem ü Yunaniyân niçe gûne ta‘rîf ü tavsîf ile şehr-i Kâşân'ı tahrîr etmişler. Ammâ müverrih Mıkdısî-i Yarmeniyân bu diyâr-ı Pârs-ı Irâk'da kesret-i seyâhati sebebiyle eyle tahrîr ü tastîr etmiş kim ibtidâ bu şehr-i Kînmân'ın bânîsi Minûçehr'dir. Zelzeleden sehel harâb olup niçe sene hâli üzre mu‘attal kalup kavm-i gurâb u kejdem ya‘nî akreb ü çıyan kânı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 321b ·
metinde göster ·
… revân-ı selsebîl ve fevvâreleri ne diller ile ta‘bîr ve ne kalemlerle tahrîr ve
tastîr
olur değildir. Hakkâ ki Konya'nın bâğ-ı Merâm'ından nişân verir. Bunda olan çeş …
Andan birez yârân dostlar ile Killik burnu nâm mahalde zevk u safâ edüp ale's-sabâh yine cümle yârân-ı bâ-safâ ile (---) Paşa bâğçe[sinde] zevk u safâlar ederken pâdişâh-ı bâ-vakâr dağlara sayd [u] şikâra geçüp gitdi. Hamd-i Hudâ bu bâğçe-i İremezâta uğramayup ubûr edüp zevkimize mâni‘ olmadı. Bir acâ’ib ü garâ’ib tarz [u] tarh-ı mergûb ve bir şekl-i ibret-nümâ-yı mahbûb üzre mebnî bir bâğ-ı İremdir kim her semtinin birer gûne pesendîde maksûreleri ve havuz u şazrevân-ı selsebîl ve fevvâreleri ne diller ile ta‘bîr ve ne kalemlerle tahrîr ve tastîr olur değildir. Hakkâ ki Konya'nın bâğ-ı Merâm'ından nişân verir. Bunda olan çeşme-i cân-bahşın târîhidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 94a ·
metinde göster ·
eylemiş, ammâ her gözleri kavs-i kuzah kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş tâ Kisrâ- …
Ve "Cümle yüz yetmiş dörd gözdür" deyü tastîr eylemiş, ammâ her gözleri kavs-i kuzah kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş tâ Kisrâ-yı tâk-ı Havernâk tâk-ı revâk-ı nüh-tâklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 99b ·
metinde göster ·
… u Acem ve Tatar kavimlerinin mu‘temed tevârîh-i mu‘teberelerinde eyle tahrîr ve
tastîr
ederler kim âye[t]: Arapça nass-ı şerîfi mûcebince ibtidâ rûy-ı arzda makâm e …
Evvelâ be-kavl-i müverrihân-ı Rûm ve nükte-perdâzân-ı zevi'l-mefhûm ve hikâye-i dırâzân-ı müverrih-i Rûm Yanvan ve müverrih-i Latin Mikal ve müverrih-i Kıbtî Totis ibn Natis ve müverrih-i âlemîn Yarmenî Mıgdısî ve'l-hâsıl cemî‘i Rûm ve Arab u Acem ve Tatar kavimlerinin mu‘temed tevârîh-i mu‘teberelerinde eyle tahrîr ve tastîr ederler kim âye[t]: Arapça nass-ı şerîfi mûcebince ibtidâ rûy-ı arzda makâm edinen Âdem Safî'dir. Evlâd-ı evlâdları münteşir olup vech-i edîme âdem müstevlî oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 148a ·
metinde göster ·
… âdımânîleri oldu kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr ve kilk-i me’âl ile
tastîr
olunmaz.
Ve donanma-i pâdişâhî keştîleri dahi "Gazânız kutlu olsun" deyü cemî‘i kadırgalar ve başdardadan bir yaylım tüfeng ve bir yaylım top şâdımânları edüp âsımân-ı nîl-gûn ra‘d-vâr güm güm gürleyüp bârûd-ı siyâh ile ebr-i kebûd siyâh-gûn olup âteş-i top-ı kûblardan gûyâ Deryâ-yı Sefîd tutuşup âteş-i Nemrûd içinde kalup eyle top u tüfeng şâdımânîleri oldu kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr ve kilk-i me’âl ile tastîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 304b ·
metinde göster ·
… oturulup şehr-i Edirne eyle amâristân olmuş kim diller ile ta‘rîf ve tahrîr [ü]
tastîr
olunmaz.
Mukaddemâ bu şehri görüp tahrîr etdiğimizden ziyâde şimdi bu Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ Edirne'de sâkin olaldan berü dörd aded vîrân hammâmlar ve sekiz aded câmi‘ler ve kırk kadar mahalle mesâcidleri ve yedi (...) aded sarây-ı azîmler ve evler ve niçe yüz dükkânlar binâ olunup Alî Paşa çârsûsunda zift ve katrân ve araba âletleri(?) ve araba tekerlekleri fürûht olunup anda onar akçeye bir dükkânında kimesne oturmazken şimdi çârsû içre omuz omuzu sökmeyüp cemî‘i la‘l [u] yâkût cevâhirât bu Alî Paşa çârsûsunda fürûht olup bir dükkânında beher yevm birer ikişer guruşa kirâda oturulup şehr-i Edirne eyle amâristân olmuş kim diller ile ta‘rîf ve tahrîr [ü] tastîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 380b ·
metinde göster ·
… i-hakkı Seyyidi'l-mürselîn. Evvelâ bu cild (---) müsevvedât bu yüzden tahrîr ve
tastîr
olur kim şehr-i Üsküdar'da üç gün meks edüp bir cem‘iyyet-i kübrâ ile Üsküdar'd …
Cenâb-ı Bârî yârî kılup sıhhat ü selâmet ile salimîn ü ganimîn yine vatân-ı aslîmiz olan mahmiye-i Kostantiniyye'ye vâsıl ede. Bu hakîr Evliyâyı bi-hakk-ı evliyâ vü enbiyâ âmîn ve yâ Mu‘în bi-hakkı Seyyidi'l-mürselîn. Evvelâ bu cild (---) müsevvedât bu yüzden tahrîr ve tastîr olur kim şehr-i Üsküdar'da üç gün meks edüp bir cem‘iyyet-i kübrâ ile Üsküdar'dan Bism-i İlâh ile cânib-i şarka müteveccih olup Kadıköy'ün ve Bostâncıbaşı cisrin iki sâ‘atde ubûr edüp iki sâ‘atde dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y4a ·
metinde göster ·
… ve necef ve moran câmların ve gayri âsârlarının evsâfları birer birer tahrîr ve
tastîr
eylesek bir kürrâs evsâfı olur. Ammâ taşra soffasında altı aded mermer sütûn-ı …
Ve câmi‘in minberi ve mihrâbı ve meşâyih kürsîleri ve cânib-i erba‘asındaki tabakaları ve maksûreleri ve mü’ezzinân mahfili ve sâ’ir âvîzeler ve maslûbâtları ve gûnagûn hüsn-i hatları ve cânib-i erba‘asında olan revzenleri ve billûr ve necef ve moran câmların ve gayri âsârlarının evsâfları birer birer tahrîr ve tastîr eylesek bir kürrâs evsâfı olur. Ammâ taşra soffasında altı aded mermer sütûn-ı âlî üzre beş kâse-i ser-nigûn misâl nakş-ı bûkalemûn kubbe-i nüh-tâklardır kim her birinin vasfında Q 18bP 18b kilk-i cevâhir zebân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y34b ·
metinde göster ·
… i hâmisdendir. Eğer bu şehre ıttılâ‘ hâsıl etdiğimiz mertebe evsâfın tahrîr [u]
tastîr
eylesek bir mücelled kitâb olur, ve's-selâm.
Ve cümle halkı ehl-i zevk ve ehl-i sevk âdemlerdir. Ve reng-i rûyları serâpâ humret üzre gâyet tendürüst ve tenperver âdemlerdir. Ve iklîm-i hâmisdendir. Eğer bu şehre ıttılâ‘ hâsıl etdiğimiz mertebe evsâfın tahrîr [u] tastîr eylesek bir mücelled kitâb olur, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y48a ·
metinde göster ·
… bahr-i ummân-ı dürr-i yakîn Hazret-i Şeyh Hüsâmeddîn. Kapusu üzre târîhi böyle
tastîr
olunmuşdur:
Ve yine bir câmi‘de bir kubbe-i pür-envâr içinde gavvâs-ı deryâ-yı dîn, bahr-i ummân-ı dürr-i yakîn Hazret-i Şeyh Hüsâmeddîn. Kapusu üzre târîhi böyle tastîr olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y100a ·
metinde göster ·
… unun iki tarafında olan dîvâr taşlarının herbirinde celî hat ile esmâ’ü'l-hüsnâ
tastîr
olunmuşdur. Ve dizdâr bunda sâkin olur. Cümle kırk altı hurde toprak örtülü evl …
Ve garba nâzır ancak bir kapusu var. Ağaç cisr ile geçilir üç kat demir kapulardır. Ve bu kapunun iki tarafında olan dîvâr taşlarının herbirinde celî hat ile esmâ’ü'l-hüsnâ tastîr olunmuşdur. Ve dizdâr bunda sâkin olur. Cümle kırk altı hurde toprak örtülü evlerdir. Ve bir câmi‘den gayri bir şey yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y145a ·
metinde göster ·
… Hân, târîh fî şehri Muharremü'l-harâm sene hams ve sittîn ve tis‘i mie." [965]
tastîr
olunmuşdur.
"Lâilâhe illallâh Muhammedün Resûlullâh, Allâhümme salli alâ Muhammedin erham Ebû Bekra ve Ömera ve Osmâne ve Alî ve ummira hâze'l-bâbu fî eyyâmi Sultân Süleymân Hân ibn Selîm Hân, târîh fî şehri Muharremü'l-harâm sene hams ve sittîn ve tis‘i mie." [965] tastîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y164b ·
metinde göster ·
… ahîhi üzre ibtidâ Eski Mısır'ı binâ eden hakkında eyle ayân u beyân ve takrîr ü
tastîr
edüp der ki:
Ve Filistîn ve Kudüs'ü binâ edüp âbâdân etdiler. Ammâ bu hakîrin tetebbu‘ etdüği târîhlerde Tevârîh-i Hıtat-ı Makrızî mu‘teber tevârîhdir. Zîrâ lisân-ı İbrî'de ve lisân-ı Süryânî'de ve lisân-ı Kıbtî'de ve lisân-ı Arabî'de ve lisân-ı Yûnânıyân'da yed-i tûlâ ve bâzû-yı Y 5a tüvânâ sâhibidir. Zîrâ kesret-i seyâhâtde gûyâ Fisagores-i Tevhîdî'dir. Anın kavl-i sahîhi üzre ibtidâ Eski Mısır'ı binâ eden hakkında eyle ayân u beyân ve takrîr ü tastîr edüp der ki:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y4b–Y5a ·
metinde göster ·
… hârdan ve matardan zerre kadar rahnedâr olmayup bir âb-ı hayât hatt-ı latîfdir.
Tastîr
olunan târîh budur:
Ve bu hattın fevkında bir kitâbe içre celî ta‘lîk hat ile müzehheb ve lâcüverd ile üstâd-ı kâmil bir âsâr etmiş kim bu kadar mürûr-ı eyyâm ile şiddet-i hârdan ve matardan zerre kadar rahnedâr olmayup bir âb-ı hayât hatt-ı latîfdir. Tastîr olunan târîh budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y112a ·
metinde göster ·
… âları var, Kız Kelâm-ı İzzet'i derler, on iki yaşında bir duhter-i pâkîze-ahter
tastîr
etmiş, ammâ sihr-i i‘câz mertebesinden bir hatt-ı âb-ı hayâtdır kim âyetün min- …
Ve bu câmi‘in iki cânibinde biribirine müşâbih bir resimde ve bir kıt‘ada iki münakkaş taş ile mebnî kubbe-i âlîler içinde Sultân Berkûk evlâd [u] iyâlleri ile anda medfûnlardır. Ammâ bu âsitânede olan Kelâm-ı kadîm hüsn-i hatlar bir câmi‘de yokdur. Hattâ bir büyük Kelâm-ı İzzet eczâları var, Kız Kelâm-ı İzzet'i derler, on iki yaşında bir duhter-i pâkîze-ahter tastîr etmiş, ammâ sihr-i i‘câz mertebesinden bir hatt-ı âb-ı hayâtdır kim âyetün min-ayâtillâhdır, yine tahrîr eden kerîme-i selâtîne olmağile anda medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y138a ·
metinde göster ·
… esi değildir. Zîrâ müverrih-i âlem ve âlim ü âmiller eyle takrîr Y 227b/mük ü
tastîr
ederler kim Mısır'ın haddi Reşîd ve Dimyât ve İskenderiyye'den tâ İbrîm ve Sây …
İşbu Ümmü Dünyâ Mısır'ın ahvâlâtına akl-ı kâsırımız erdüği üzre halkının reng-i rûyların ve kâr [u] kisblerine ilmimiz lâhik olduğu mertebe tahrîr edelim. Evvelâ bu bâlâda takrîr ü tavsîf etdiğimiz Mısır kadîm eyyâmda ma‘mûr u âbâdân olan şehr-i Fustât ki Eski Mısır'dır hâlâ bu Yeni Mısır anın bir mahallesi değildir. Zîrâ müverrih-i âlem ve âlim ü âmiller eyle takrîr Y 227b/mük ü tastîr ederler kim Mısır'ın haddi Reşîd ve Dimyât ve İskenderiyye'den tâ İbrîm ve Sây kal‘ası hudûduna varınca üç aylık yol Nîl kenârınca eyle ma‘mûr âbâdân etmiş kim Reşîd'den bir mektûb bâğbân elinden bâğbân eliyle Sa‘îd-i âlî ve Minye'de ve İsne ve İsvân şehirlerine vâsıl olur imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227a/mük–Y227b/mük ·
metinde göster ·
Bu şehr-i Mansûre-i ma‘mûrenin evsâfı bu yüzden tahrîr ü
tastîr
olunur kim iklîm-i Mısır'da başka kâşiflikdir. Lâkin büyük hükûmet olmağile ve …
Bu şehr-i Mansûre-i ma‘mûrenin evsâfı bu yüzden tahrîr ü tastîr olunur kim iklîm-i Mısır'da başka kâşiflikdir. Lâkin büyük hükûmet olmağile ve vilâyet Urbânı câ-be-câ isyân [u] tuğyân etmeleri sebebiyle Mısır'ın mîrlivâlarına ihsân olunur oldu. Bir mîrimîrânlık mertebesi hükûmet-i a‘lâdır. Taht-ı hükûmeti kurâlarında aslâ tîmâr u ze‘âmet ve alaybeği ve çeribaşı yokdur. Ancak mutasarrıf olduğu eyâletinde cümle yedi yüz seksen yedi pâre ma‘mûr [u] âbâdân kurâ ve kasabât ve şehirler vardır. Cümlesi iltizâm ile zabt olunur. Bu mezkûrûn kurâlardan beher sene pâdişâha üç bin kîse, mîrlivâ kendüye beş yüz kîseyi beş yüz askeri ile ve Mısır'ın yedi bölük muhâfazacı askeri ile vilâyeti zabt [u] rabt edüp mâl-ı pâdişâhîyi tahsîl eder. Paşa tarafından gılâl ağası ve mîrî gılâli yokdur, ancak mâl verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y352b ·
metinde göster ·