… h, altında iş görmemiş at kalup Yıldırım Hân atından tekerlenüp kıyâma gelmeden
Tatar askeri
Yıldırım Hân'ın başına üşüp Timur huzûruna getirüp Timur ayağa kalkup ikisi bir …
Âhir bi-emrillâh, altında iş görmemiş at kalup Yıldırım Hân atından tekerlenüp kıyâma gelmeden Tatar askeri Yıldırım Hân'ın başına üşüp Timur huzûruna getirüp Timur ayağa kalkup ikisi bir seccâde üzre oturup bal ve yoğurd tenâvül edüp esnâ-yı kelâmda Timur, Yıldırım Hân'dan su’âl eder kim;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 24a ·
metinde göster ·
"Bire Boğdan'da Burunsuz Kostanta bozulup koma Tatar askeri geldi" deyü küffâr Yergöğü kal‘asında {mahsûr olan} Âl-i Osmân askerin muhâsara etmeden ferâğat edüp Tirkovişte cânibine firâr edince küffârın akîblerince mahsûr olan asâkir-i İslâm kâfiri kova kıra bu kadar mâl-ı hazâyin ve esîr ü defâyin almışlardır kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Hattâ ol gazâda Konakcı Alî Paşa Sâm Nerîmân-vâr bir ceng-i azîm edüp mâl [u] menâl almışdır kim tahrîri mümkün değildir, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 85b ·
metinde göster ·
dahi gelüp Praşov dağlarına ve İrşova bellerine varınca küffârı becenelerde ve …
Ba‘dehu Tatar askeri dahi gelüp Praşov dağlarına ve İrşova bellerine varınca küffârı becenelerde ve kemîngâhlarda bulup yigirmi binden mütecaviz Eflak esîri ve altmış yedi bin Boğdan esîri alındı deyü tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 85b ·
metinde göster ·
… kırk bin Tatar ile Yalı ağası Şâh Polat Ağa gelüp asker-i İslâm tâze cân bulup
Tatar askerine
çapullar fermânlar olunup Kemen Yanoş askerinden habere gidüp niçe bin kâfir di …
Alî Paşa Erdel diyârında Kemen Yanoş üzre serdâr olduğun beyân eder: Rûmeli ile Melek Ahmed Paşa, Anatolu ile Çavuşzâde Mehemmed Paşa (ve) ve'l-hâsıl yigirmi eyâlet sâhibi mîrimîrân ve yetmiş sancak ve yigirmi oda yeniçeri ve cebeci ve topcu ve dör[d] aşağı bölükler ile cümle seksen yedi bin asker sahrâ-yı Tımışvar'da cem‘ olup sene 1072 târîhinde Gâzî Seydî Ahmed Paşa'yı Serdâr Alî Paşa şehîd edüp ordu-yı İslâm cânsız cisme dönüp yine bi'z-zarûrî Erdel Demirkapusu'ndan içeri girilüp Haçek sahrâsında meks edüp yigirminci gün kırk bin Tatar ile Yalı ağası Şâh Polat Ağa gelüp asker-i İslâm tâze cân bulup Tatar askerine çapullar fermânlar olunup Kemen Yanoş askerinden habere gidüp niçe bin kâfir dil getirüp Kemen Yanoş üzre azîmet olunup 86a Budin vezîri İsmâ‘îl Paşa çarkacı olup tuğlar ile talî‘a-i asker olup hulâsa-i kelâm Erdel içre nâm [ü] nişânımız güm olup sekiz ayda Erdel memleketin nehb ü gâret, alan [u] tâlân ve kâfirleri nâlân ederek tâ nehr-i Tise kenârına varup (---) vezîri Siyâvuş Paşa karındaşı Hüseyin Paşa'yı Tise nehrin ubûr etmek fermân olunup eyâleti askerinin güzîdesiyle nehr-i Tise'yi güzer edüp tâ Kaşa kal‘asına ve Husvar kal‘asına varup Zolomioğlu nâm kâfiri kırallığa taleb etdikde küffârlar,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 85b–86a ·
metinde göster ·
… endüsü yalnız kalup meydân-ı ma‘rekede serbâzlık ve kâr-cengârlık edüp niçe yüz
Tatar askerine
kılıç yetişdürüp dilâverlik, servlik ve emîrlik ve bahâdırlık ederdi. Lâkin ken …
Ba‘dehû hicret-i Nebevî'nin sekiz yüz beşinci senesinde sû’-i tedbîr ve bed-hâh huddâmân re’yiyle Timur Hân, Hind [u] Acem diyârlarından hurûc edüp Yıldırım Hân ile cenge âheng etdükde Yıldırım Hân gördü kim cümle askeri kendüden yüz çevirüp Timur yanına firâr etdiler. Kapu kullarıyla kendüsü yalnız kalup meydân-ı ma‘rekede serbâzlık ve kâr-cengârlık edüp niçe yüz Tatar askerine kılıç yetişdürüp dilâverlik, servlik ve emîrlik ve bahâdırlık ederdi. Lâkin kendüleri iş görmemiş, yara bere yimemiş ve ark atlamamış nâ-tamâm tay ata süvâr olup bir dahi Tatar içre at sürünce atdan tekerlenüp at firâr edüp Tatar içinde piyâde kalup kâmil bir sâ‘at piyâdece Tatar ile ceng edüp tîrkeşinde hadengi kalmayup destinden kılıcı düşünce Tatar, Yıldırım Hân'ın başına üşüp dest ber-kafa kayd-bend ile Timur-ı bî-nûr huzuruna getürüp Timur ayağ üzre kalkup ta‘zîm edüp yanına oturdup "Safâ geldin, felek hâlidir, böyle olur, gam yeme" deyü niçe musâhabet 235a edüp esnâ-yı kelâmda Timur eyitdi "Ey birâder Yıldırım Hân! Senin destinde biz senin gibi ne‘ûzü billah münhedim olup beni senin yanına bu hâl ile getirseler, beni neylerdin" deyince hemân Yıldırım Hân gazabından "Seni demir kafes içine koyup Bursa şehrine götürürdüm" deyince hemân Timur âteş-pâre olup bir demir kafes içinde Yıldırım Hân'ı haps edüp diyâr-ı Acem'e götürmeğe azimet etdi. Üçüncü gün Yıldırım Hân dâğ-ı derûnundan hummâ-yı muhrıkaya mübtelâ olup demir kafes içre merhûm oldu. Akîbince Çelebi Sultân Mehemmed, kırk bin benâm ve güzîde asker ile cünd-i Timur'a yetişüp eyle bir satûr-ı Muhammedî urup cümle Tatar dendân-ı tîğdan geçüp Timur, Amasiyye câniblerine firâr edüp bakıyyetü's-süyûf olan esîr Tatarlara mürdelerin derilerin yüzdürüp derilerin sâyebân edüp Çelebî Mehemmed Hân, Tatar derilerinin sâyesinde oturup pederinin intikâmın aldı. Hâlâ ol sahrâya "Taşak ovası" derler. Zîrâ Tatar derileri kîrleri ve horde ve türtelleriyle yüzülüp sâyebân olduğundan "Taşak sahrâsı" derler. Ba‘dehû pederinin na‘şını Tatarlar elinden alup, ılgar ile Bursa'ya getirüp babası câmi‘i sahasında defn edüp bir kubbe-i âlî binâ etmişdir, ziyâretgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 234b–235a ·
metinde göster ·
… bu Tarabefzûn'a hâkim edüp Selîm Hân iki kerre bu şehirden karşu Kırım'a geçüp
Tatar askeriyle
babası üzre hurûc edüp bir kerre Varna altında ceng edüp münhezim oldu. Bir ker …
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Azerbaycân sâhibi Sultân Hasan, dest-i Ceneviz'den feth edüp ismine Tarab-zen dediler. Zirâ içinde hâkimi, ehl-i zevk bir krala avret olmağıla Tarab-zen dediler. Ba‘dehu Timur hâdisesinde Sultân Hasan, Mâverâu‘n-nehr'e Timur Hân istikbâline müteveccih oldukda küffâr hâksâr-ı dûzah-karâr olıcak İslâmbol Tek[f]uru Rûm Kostantin fırsat bulup istîlâ etdiler. Ba‘dehu sene 878 târîhinde Ebü'l-Feth Sultân Mehemmed {İbtidâ deryâdan Tarabefzûn'u feth etdi kim (...)(...)(6 sene sonra Uzun Hasan)(...)} Mehemmed {Hân İslâmbol'dan donanma-yı hümâyûn ile kal‘a-i Tarabefzûn'a gelüp andan deryâ-misâl asker-i bî-pâyân ile Canha yollarından} Uzun Hasan ile Tercan sahrâsında ceng-i azîm edüp Sultân Hasan'ın kırk bin askerin dendân-ı tîğdan geçirüp Sultân Hasan münhezimen kal‘a-i Azerbaycân'a firâr edüp ol feth-i fütûha "Butlânu keydü'l-hâyinîn" târîh olmuşdur sene 878. Diğer târîh Arapça{âyet-i şerîfi târîhdir} sene 878. Sultân Murâd-ı Evvel'in Kosova cenginden sonra Ebü'l-Feth'in bu gazâsı gibi Âl-i Osmân'da bir gazâ-yı ekber olmamışdır. Bu gazâdan on üç {sene mukaddem Sultan} Ebü'l-Feth Mehemmed Hân deryâ-misâl asker ile berren ve bahren Tarabzen üzre çöküp hâh [u] nâ-hâh yetmiş günde Rûm keferesi destinden sene 865 târîhinde feth edüp âb [u] hevâsının letâfetinden hazz edüp bu şehrin ismine Tarabefzûn dediler. Hakkâ ki ayş u ışret yeridir. Bir ismi dahı şehr-i Bâtum'dur ve bir ismi şehr-i Lezgi'dir ve bir ismi Tarabzen'dir. Galat-ı meşhûru Tırabzen'dir. Ba‘zılar Tarab-efsûn derler ve niçeler Tarabozan derler ammâ lüğat-i sahîhi Tarabefzûn'dur. Ba‘de'l-feth Mehemmed Hân taht edinüp sikke kesüp hutbe tilâvet edüp üç sene bu şehrde sâkin olup cânib-i şimâlinde olan Gürcîstân Mikrilistân ve Abazistân'ı bi'l-cümle mutî‘ [ve] münkâd edüp Şehzâde Bâyezîd Hân'ı hâkim edüp bi'z-zât kendüleri taht-ı sâlisi olan İslâmbol'a gitdiler. Ba‘dehu Bâyezîd-i Velî müstakil pâdişâh olup oğlu Selîm'i bu Tarabefzûn'a hâkim edüp Selîm Hân iki kerre bu şehirden karşu Kırım'a geçüp Tatar askeriyle babası üzre hurûc edüp bir kerre Varna altında ceng edüp münhezim oldu. Bir kerre yine Edirne kurbunda cidâl edüp münhezim olup Varna'dan gemiyle Tarabefzûn'a geçüp oğlu Süleymânı kâ’im-makâm edüp kendüsi tebdîl-i câme diyâr-ı Acem'e varup Şâh İsmâ‘îl ile şatranç oynayup andan me’zun olup Bağdâd'a, andan İmâm-ı Alî'ye, andan huccâc-ı Acem ile Mekke'ye, andan Medîne'ye, andan Mısır'a gelüp Ebu's-su‘ûd Cârihî ve Hazret-i Merzûk Kifâfî ile müşerref olup "Yâ Selîm, rûh 249a ile'r-Rûm, ile'l-Acem tecî ale'l-Mısr" buyurduklarında du‘â-yı hayrlarıyla şeref-yâb olup tebdîl-i câme Mısır'ın cümle ahvâlinin Gavri ile gavrine irüp andan yine üçüncü senede Tarabefzûn'a gelüp Âsitâne-i sa‘âdet yeniçerisiyle yek-dil [ve] yek-cihet olup yine Tarab-efzûn'dan deryâ-misâl Tatar askeriyle Menkli Girây Hân bile gelüp Çorlu sahrâsında pederi Bâyezîd Hân ile ceng edüp hâh u hâh cümle asker bî‘at edüp babasını Dimedoka'ya nefy edüp Havsa nâm kasabada babası Bâyezîd Hân merhûm olup Selîm-i Evvel müstakil pâdişâh olup ibtidâ Acem'de Şâh İsmâ‘îl ile gazâ-yı Çaldır meşhûr-ı âfâkdır. Andan gazâ-yı Mısır fethi başka tevârîhdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 248b–249a ·
metinde göster ·
… âdet yeniçerisiyle yek-dil [ve] yek-cihet olup yine Tarab-efzûn'dan deryâ-misâl
Tatar askeriyle
Menkli Girây Hân bile gelüp Çorlu sahrâsında pederi Bâyezîd Hân ile ceng edüp h …
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Azerbaycân sâhibi Sultân Hasan, dest-i Ceneviz'den feth edüp ismine Tarab-zen dediler. Zirâ içinde hâkimi, ehl-i zevk bir krala avret olmağıla Tarab-zen dediler. Ba‘dehu Timur hâdisesinde Sultân Hasan, Mâverâu‘n-nehr'e Timur Hân istikbâline müteveccih oldukda küffâr hâksâr-ı dûzah-karâr olıcak İslâmbol Tek[f]uru Rûm Kostantin fırsat bulup istîlâ etdiler. Ba‘dehu sene 878 târîhinde Ebü'l-Feth Sultân Mehemmed {İbtidâ deryâdan Tarabefzûn'u feth etdi kim (...)(...)(6 sene sonra Uzun Hasan)(...)} Mehemmed {Hân İslâmbol'dan donanma-yı hümâyûn ile kal‘a-i Tarabefzûn'a gelüp andan deryâ-misâl asker-i bî-pâyân ile Canha yollarından} Uzun Hasan ile Tercan sahrâsında ceng-i azîm edüp Sultân Hasan'ın kırk bin askerin dendân-ı tîğdan geçirüp Sultân Hasan münhezimen kal‘a-i Azerbaycân'a firâr edüp ol feth-i fütûha "Butlânu keydü'l-hâyinîn" târîh olmuşdur sene 878. Diğer târîh Arapça{âyet-i şerîfi târîhdir} sene 878. Sultân Murâd-ı Evvel'in Kosova cenginden sonra Ebü'l-Feth'in bu gazâsı gibi Âl-i Osmân'da bir gazâ-yı ekber olmamışdır. Bu gazâdan on üç {sene mukaddem Sultan} Ebü'l-Feth Mehemmed Hân deryâ-misâl asker ile berren ve bahren Tarabzen üzre çöküp hâh [u] nâ-hâh yetmiş günde Rûm keferesi destinden sene 865 târîhinde feth edüp âb [u] hevâsının letâfetinden hazz edüp bu şehrin ismine Tarabefzûn dediler. Hakkâ ki ayş u ışret yeridir. Bir ismi dahı şehr-i Bâtum'dur ve bir ismi şehr-i Lezgi'dir ve bir ismi Tarabzen'dir. Galat-ı meşhûru Tırabzen'dir. Ba‘zılar Tarab-efsûn derler ve niçeler Tarabozan derler ammâ lüğat-i sahîhi Tarabefzûn'dur. Ba‘de'l-feth Mehemmed Hân taht edinüp sikke kesüp hutbe tilâvet edüp üç sene bu şehrde sâkin olup cânib-i şimâlinde olan Gürcîstân Mikrilistân ve Abazistân'ı bi'l-cümle mutî‘ [ve] münkâd edüp Şehzâde Bâyezîd Hân'ı hâkim edüp bi'z-zât kendüleri taht-ı sâlisi olan İslâmbol'a gitdiler. Ba‘dehu Bâyezîd-i Velî müstakil pâdişâh olup oğlu Selîm'i bu Tarabefzûn'a hâkim edüp Selîm Hân iki kerre bu şehirden karşu Kırım'a geçüp Tatar askeriyle babası üzre hurûc edüp bir kerre Varna altında ceng edüp münhezim oldu. Bir kerre yine Edirne kurbunda cidâl edüp münhezim olup Varna'dan gemiyle Tarabefzûn'a geçüp oğlu Süleymânı kâ’im-makâm edüp kendüsi tebdîl-i câme diyâr-ı Acem'e varup Şâh İsmâ‘îl ile şatranç oynayup andan me’zun olup Bağdâd'a, andan İmâm-ı Alî'ye, andan huccâc-ı Acem ile Mekke'ye, andan Medîne'ye, andan Mısır'a gelüp Ebu's-su‘ûd Cârihî ve Hazret-i Merzûk Kifâfî ile müşerref olup "Yâ Selîm, rûh 249a ile'r-Rûm, ile'l-Acem tecî ale'l-Mısr" buyurduklarında du‘â-yı hayrlarıyla şeref-yâb olup tebdîl-i câme Mısır'ın cümle ahvâlinin Gavri ile gavrine irüp andan yine üçüncü senede Tarabefzûn'a gelüp Âsitâne-i sa‘âdet yeniçerisiyle yek-dil [ve] yek-cihet olup yine Tarab-efzûn'dan deryâ-misâl Tatar askeriyle Menkli Girây Hân bile gelüp Çorlu sahrâsında pederi Bâyezîd Hân ile ceng edüp hâh u hâh cümle asker bî‘at edüp babasını Dimedoka'ya nefy edüp Havsa nâm kasabada babası Bâyezîd Hân merhûm olup Selîm-i Evvel müstakil pâdişâh olup ibtidâ Acem'de Şâh İsmâ‘îl ile gazâ-yı Çaldır meşhûr-ı âfâkdır. Andan gazâ-yı Mısır fethi başka tevârîhdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 248b–249a ·
metinde göster ·
bu kadar mâl-ı ganâ’im ordu-yı İslâm'a gelmek ile ol kadar ganîmet oldu kim bir …
Ve Tatar askeriyle bu kadar mâl-ı ganâ’im ordu-yı İslâm'a gelmek ile ol kadar ganîmet oldu kim bir at bir guruşa ve bir bikr-i nâ-şüküfte beş guruşa ve bir mahbûb gılmân altı guruşa bey‘ u şirâ olundu. Ve bu asker-i Tatar selâmet ve ganîmetle geldikleriyçün üç nevbet tüfenk ve üç nevbet top şâdmânîsi ve bir gice hayme ve hargâh çerâğânları olup asker-i deryâ-misâl yeniden hayât buldu. Ammâ Azak diyârının kışı nümâyân olup herkes şiddet-i şitâdan havfe düşüp yine meşveret etdiler. Ale'l-ittifâk cümle iş erleri ve ihtiyârları ve Tatar pîrleri yek-dîl [ü] yek-cihet olup kasem-i billah ile arz-ı mahzarları üç yüz 262b aded vüzerâ [ve] vükelâ ve sa’ir iş erleri mühürleyüp der-i devlet-masîre arz edüp "Bu sene bu kal‘anın fethi mümkün değildir. Vakt-i şitâ geldi ve Moskov kralının (---) nâm tahtına dek nehb u gâret olunup bu kadar yüz aklıkları olup bu kadar mâl-ı ganâ’imle yetmiş bin küffâr esîr alınup yüz bin mikdârı kılıçdan geçüp Moskov kralının eyyâm-ı pâdişâhîde haddi bildirildi" deyü arz-ı memhûrları der-i devlete gönderdiler. Ammâ iki re’s söz anlar esirlere imhâl edüp kal‘aya kaçırdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 262a–262b ·
metinde göster ·
sefer eşdiğimiz bu Azak senesidir. Bu hakîr gerçi Tatar Hâna müntesib idik. Amm …
Bu hakîrin ibtidâ at eti yiyüp Tatar askeriyle sefer eşdiğimiz bu Azak senesidir. Bu hakîr gerçi Tatar Hâna müntesib idik. Ammâ kabîle-i Mansûrlu beğlerinden Kaya Beğ kovuşuyla eşüp yovar bar-keşi idik. Yarar nâmdâr ağırmak atlarımız var idi. Ve bu kabâ’il-i Mansûrlu Kırım'ın yurd ekeleridir, ya‘nî Kırım cezîresinin sâhibleridir. Gözleve kal‘ası tarafında Mankıt illeri bunların yurdlarıdır. Gâyet semîn atları olur lahm [ü] şahmları ceyran lahmından fark olunmaz. Gâyet mukavvî ve serî‘u'l-hazm atlarının etleri olur. Bu menzîlde sabâh olup şems-i âteş-tâb kulle-i felekden tulû‘ edince cümle 263a kovuşlardan öt ağaları taraf taraf köslerin çalınca cümle Tatar sadaklanup savatlanup atlara süvâr olup 9 sâ‘at yürüyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 262b–263a ·
metinde göster ·
… topçu odasıyla topçubaşı ve on oda cebeciyle cebecibaşı ve yedi bin kara tayak
Tatar askeri
muhâfazacı kondu ve yedi sancak beği ve on iki alaybeği ile muhâfazacı yigirmi …
Mâh-ı mezbûrun on üçüncü gün debdebe ve velvelev-i Âl-i Osmân ile deryâ-misâl asker kal‘a-i Azak altına Serdâr-ı Mu‘azzam Civân Kapucubaşı Vezîr Mehemmed Paşa gelüp Kal‘a-i Azağ'ı hâlî buldular. Ammâ küffârın bir hıyel [u] şeytanatı vardır deyü üç gün ârâm edüp dördüncü gün kal‘a zemînine ezânlar okunup kol kol cemî‘-i Eflak u Boğdan'a fermânlar olup Kal‘a-i Azak'ın esâsına Bism-i İllâh ile hafirler kazılmağa mübâşeret olunup üç günde ka‘r-ı zemînden su zâhir olup temeline rahtım-i Horasân ile ısgaralar çatup Timurlenk nâm cezîrede bir münhedim olmuş kal‘a-i atîkden cümle keştîler taş-keşân olmağa me’mûr olup kal‘ayı binâ etmeğe mübâşeret olundu. Bir ayda iki kulle binâ olundu kim kadîm-i evvelde Ceneviz binâsından metîn oldu. Hâlâ bu kal‘a hakkında "Ceng-i Serdâr Deli Hüseyin Paşa, feth-i Bahâdır Girây Hân, binâ-yı Civân Kapucubaşı" deyü Kırım tevârîhinde mestûrdur. Ve ta‘mîr ü termîm olunup yine ke'l-evvel Kefe eyâletinde sancak beği tahtı olup iki tuğ ile mir-i mîrân (---) Paşa muhâfız kalup ve yeniçeri ağası yerine (---) Ağa yigirmi aded yeniçeri odasıyla ve altı topçu odasıyla topçubaşı ve on oda cebeciyle cebecibaşı ve yedi bin kara tayak Tatar askeri muhâfazacı kondu ve yedi sancak beği ve on iki alaybeği ile muhâfazacı yigirmi altı bin asker kondu ve kal‘a içine yetmiş balyemez ve kırk kolomborna ve üç yüz şâhî handak kenarlarına koyup gice ve gündüz ihtimâm-ı tâm ile kal‘a bir gün 264a evvel itmâm etmeğe sa‘y-ı belîğ edüp cemî‘î ammâl ve bennâlara ve sa’ir mühimmât u levâzımâtlara beş bin kîse harc olundu" deyü der-i devlete arz olundu. Ve bu kal‘a inşâ olunurken yedi kerre Tatar askeri Moskov diyârına sefer edüp on beşer yigirmişer bin esîr ile ordu-yı İslâm'a gelüp cümle asker-i İslâm onar guruşa esîr alırlardı. Âhirü'l-emr Moskov kralı "Aman, aman ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyüp elçileri Âsitâne-i sa‘âdet tarafına akd-i sulh etmeğe revâne oldular. Kal‘a itmâm bulup içinde câ-be-câ hâneler imâr olurken Serdâr Mehemmed Paşa, Âsitâne'ye gidüp sâ’ir asâkir-i İslâm dahi vatanlı vatanlarına gidüp hakîr yine Tatar-ı adüv-şikârın Mansûrlu kabâ’iliyle gidüp geldiğimiz yollar ile yine sekiz günde vilâyet-i Kırım'a dâhil olduk. Yigirmi gün yine Bâğçesarây'da zevk idüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 263b–264a ·
metinde göster ·
… rc olundu" deyü der-i devlete arz olundu. Ve bu kal‘a inşâ olunurken yedi kerre
Tatar askeri
Moskov diyârına sefer edüp on beşer yigirmişer bin esîr ile ordu-yı İslâm'a gel …
Mâh-ı mezbûrun on üçüncü gün debdebe ve velvelev-i Âl-i Osmân ile deryâ-misâl asker kal‘a-i Azak altına Serdâr-ı Mu‘azzam Civân Kapucubaşı Vezîr Mehemmed Paşa gelüp Kal‘a-i Azağ'ı hâlî buldular. Ammâ küffârın bir hıyel [u] şeytanatı vardır deyü üç gün ârâm edüp dördüncü gün kal‘a zemînine ezânlar okunup kol kol cemî‘-i Eflak u Boğdan'a fermânlar olup Kal‘a-i Azak'ın esâsına Bism-i İllâh ile hafirler kazılmağa mübâşeret olunup üç günde ka‘r-ı zemînden su zâhir olup temeline rahtım-i Horasân ile ısgaralar çatup Timurlenk nâm cezîrede bir münhedim olmuş kal‘a-i atîkden cümle keştîler taş-keşân olmağa me’mûr olup kal‘ayı binâ etmeğe mübâşeret olundu. Bir ayda iki kulle binâ olundu kim kadîm-i evvelde Ceneviz binâsından metîn oldu. Hâlâ bu kal‘a hakkında "Ceng-i Serdâr Deli Hüseyin Paşa, feth-i Bahâdır Girây Hân, binâ-yı Civân Kapucubaşı" deyü Kırım tevârîhinde mestûrdur. Ve ta‘mîr ü termîm olunup yine ke'l-evvel Kefe eyâletinde sancak beği tahtı olup iki tuğ ile mir-i mîrân (---) Paşa muhâfız kalup ve yeniçeri ağası yerine (---) Ağa yigirmi aded yeniçeri odasıyla ve altı topçu odasıyla topçubaşı ve on oda cebeciyle cebecibaşı ve yedi bin kara tayak Tatar askeri muhâfazacı kondu ve yedi sancak beği ve on iki alaybeği ile muhâfazacı yigirmi altı bin asker kondu ve kal‘a içine yetmiş balyemez ve kırk kolomborna ve üç yüz şâhî handak kenarlarına koyup gice ve gündüz ihtimâm-ı tâm ile kal‘a bir gün 264a evvel itmâm etmeğe sa‘y-ı belîğ edüp cemî‘î ammâl ve bennâlara ve sa’ir mühimmât u levâzımâtlara beş bin kîse harc olundu" deyü der-i devlete arz olundu. Ve bu kal‘a inşâ olunurken yedi kerre Tatar askeri Moskov diyârına sefer edüp on beşer yigirmişer bin esîr ile ordu-yı İslâm'a gelüp cümle asker-i İslâm onar guruşa esîr alırlardı. Âhirü'l-emr Moskov kralı "Aman, aman ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyüp elçileri Âsitâne-i sa‘âdet tarafına akd-i sulh etmeğe revâne oldular. Kal‘a itmâm bulup içinde câ-be-câ hâneler imâr olurken Serdâr Mehemmed Paşa, Âsitâne'ye gidüp sâ’ir asâkir-i İslâm dahi vatanlı vatanlarına gidüp hakîr yine Tatar-ı adüv-şikârın Mansûrlu kabâ’iliyle gidüp geldiğimiz yollar ile yine sekiz günde vilâyet-i Kırım'a dâhil olduk. Yigirmi gün yine Bâğçesarây'da zevk idüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 263b–264a ·
metinde göster ·
… r dahi akîbince sekiz kat mehterhâne-i Âl-i Osmânî'yi çalarak ubûr olunup cümle
Tatar askeri
ve müteferrikagân ve vâcibü'r-re‘ayâ ve kapucubaşılar dahi âlât-ı harbe müstağr …
Ba‘dehû ale's-sabâh bin elli (---) senesinin mah-ı Şevvali'l-mu‘azzam'ının (---) günü İslâmbol'dan kâmil yetmiş konakda oturaklarımızla bu Ilıca'ya dâhil olup Erzurûm'a girmeğe bir alay-ı azîm tertîb olundu kim bir vezîr-i âlî-şâna bu gûne muhteşemâne alay olmamışdır. Zîrâ hatt-ı şerîf ile tuğrâ-yı garrâ çeker serdâr-ı mu‘azzamdır. Ve hakîkatinde paşa dahi pâdişâh-meşreb, azamet ve dârât sâhibi Cem-vakârdur. Erzurûm askeri dahi bu Ilıca'dan altı sâ‘at tâ Erzurûm'a varınca tarîk-i âmmın tarafeynine cenâheyn-vâr mevc u mevc ve fevc u fevc, yemîn ü yesâr müsellah asâkir-i kerrâr kat-ender-kat cânibeyne selâma durup zırh-zireh, külâh ve kolçâğ ve botluğ ve giyimler giyüp ellerinde on yedişer boğum Basra kargısı tarakları yalmanı demrenleri orman gibi yolun iki tarafında çataçat durup atları altışar pâre âlât-ı yancığa ve bahrî hotaza ve gûnâ-gûn raht u bahta müstağrak olup âdâb üzre selâma durup paşa dahi önüne sekiz aded altun taslı şâtırları ve ellerinde teber-i müsellemîleri ve bellerinde murassa‘ kemer kuşakları ve kantûre ve tennûreleri ve dîbâ vü zîbâ hil‘at-i fâhire ve başlarında âfıtabe ve cığcığa kemeriyle tâvûs-ı bâğ-ı cinân gibi hırâmânî reftâr edüp paşanın yemîn ü yesârında mataracıbaşı ve tüfenkçiler kırmızı sâye çuka dolama ile mücevher ve murassa‘ matara ve tüfenkler ve zerdûz üsküfleri üzre otâğlarıyla ile zeyn olup paşa-yı pür-vakâr iki tarafına selâm vererek ubûr edüp cümle asâkir-i Erzurûm selâm alarak ubûr ederlerdi. Ve cümle iç gulâmları dörd yüz aded âlât-ı silâha ve cebe [vü] cevşene müstağrak olup enselerinde imâm ve hakîr ve hazînedâr dahi akîbimizce alemdâr ve sancakdârlar dahi akîbince sekiz kat mehterhâne-i Âl-i Osmânî'yi çalarak ubûr olunup cümle Tatar askeri ve müteferrikagân ve vâcibü'r-re‘ayâ ve kapucubaşılar dahi âlât-ı harbe müstağrak olup muhteşemâne gürûh gürûh ubûr edüp alaylarının ibtidâları kal‘a-i Erzurûm'a dâhil olunca ibtidâ derûn-ı kal‘ada Kesikkulle 285b nâm kullenin tâ zirve-i a‘lâsı ki eflâke ser çekmiş bir tula kulle-i bâlâdır, anın üzerinden ibtidâ aleykümü's-selâm şâhî topları atılmağa başladı. Andan yeniçerilerin iç kal‘asından toplar atıldı. Tâ ki Ilıca'dan altı sâ‘atin sa‘d sâ‘atinde paşa kal‘a-i Erzurûm'un Erzincan kapusundan içeri dâhil olunca el-azametullah kal‘anın cemî‘î burc [u] bârûları üzre altı yüz yetmiş pâre topa bir fitilden âteş edüp zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp sadâ-yı top-ı küp evce peyveste oldu. Ve cümle piyâde kal‘a kulu ve yedi oda dergâh-ı âlî yeniçerileri çorbacıları çavuşları ve ağalarıyla kat-ender-kat pür-silâh paşa sarâyına varınca selâma âmâde olup paşa selâm vererek sarâya dâhil olunca yine kal‘adan bir yaylım top dahi atılup dîvânhâne-i âlîde niçe yüz kurbânlar zebh olup sommât-ı Muhammedî çekilüp eyle bir ziyâfet oldu kim gûya ziyâfet-i Ma‘dîkerbdir. Ba‘de’t-ta‘âm sekizer kat mehterhâne döğülüp dîvân-ı pâdişâhî oldu. Niçe da‘vâlar kat‘-ı alâka ve fasl-ı husûmet olup bu dîvânda yigirmi yedi kal‘a ağalarına ve yeniçeri ocağına ve topçu ve cebeci ve sa’ir ocak ağalarına ve iş erlerine ve gümrük emîni ve dizdâra el-hâsıl yetmiş aded hil‘at-i fâhire giydirilüp cümlenin huzûrunda Emîr Buhârî dâmâdı Molla Çelebi Efendi'ye bir yeşil çukalı semmûr lipaça ihsân olunup hakîr dahi gümrük kitâbeti hil‘atıyla ser-firâz ve ser-efzâz olup herkes du‘â ve senâ edüp hâne-i bî-minnetlerine revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 285a–285b ·
metinde göster ·
… çak tarafından ve Çerkes ve Dağıstân tarafından yollar açılup diyâr-ı Kırım'dan
Tatar askeriyle
mühimmât ve levâzımâtlar gelmede ve mukaddemâ feth olan Ahıska ve Revân ve Genc …
Ba‘dehû niçe yüz kerre bu 316b Demirkapu kal‘ası muhâsaralar çeküp kâh harâb ve kâhî imâr olup âhir sene 986 târîhinde Sultân Murâd-ı Sâlis vezîrlerinden Özdemiroğlu Osmân Paşa serdâr-ı mu‘azzamlık ile deryâ-misâl cüyûş-ı muvahhidîn cem‘iyyetiyle bu kal‘a altına vardıkda derûn-ı kal‘ada olan Sünniyân şâh-ı gümrâh tarafından hâkim olan Çerâğ Halîfe'yi kayd-bend edüp cümle revâfızları dendân-ı tîğdan geçirüp cümle kızılbaşların başların ârâyiş-ı sükû[n] edüp Demirkapu hânını kellelerle Ordu-yı İslâm'da kal‘a miftâhların Osmân Paşa'ya teslîm edüp Çerâğ Hân'ın kellesin galtân edüp çerâğı sönüp şâmı ahşâm olur. Ba‘dehû cemî‘î guzât-ı müslimîn Allah Allah ile kal‘aya girüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet edüp müjde haberleri der-i devlete gidüp Osmân Paşa müstakıllen Şirvân eyâletine hâkim [ü] serdâr-ı mükerrem bu kal‘a-i Demirkapu'yu ta‘mîr u termîm edüp gûyâ bâb-ı hadîd-i cedîd-i metîn olup bu kal‘adan cemî‘î guzât-ı müslimîn diyâr-ı Şirvân'a şebhûnlar salup yetmiş pâre kılâ‘-ı metîneleri kabza-i teshîre alup eyâlet-i azîm olur ve bin aded yeniçeri ve dörd bölük sipâhîleri ağalarıyla ve on oda cebeci ve on oda topcıyân-ı dergâh-ı âlî ve altmış aded top-ı kal‘a-kûp ve beş yüz sandûka cebehâne ve sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtın tekmîl ve mükemmel edüp yeniden üç bin kul konup ve Revâli eyâleti on beş bin asker ile muhâfız kalup adl [ü] adâlet ederek ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân olur kim gûyâ Şâm-ı cennet-meşâm olur. Deşt-i Kıpçak tarafından ve Çerkes ve Dağıstân tarafından yollar açılup diyâr-ı Kırım'dan Tatar askeriyle mühimmât ve levâzımâtlar gelmede ve mukaddemâ feth olan Ahıska ve Revân ve Gence ve Tiflis ve Tomanis ve Şemahı câniblerinden serhad askerleri gelüp gitmeden ol kadar imâristân olur kim gûyâ adl-i Ömer ile ma‘mûr olmuş bir diyâr olur. Tâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ cülûsu senelerinde sipâh ve yeniçeri zorbaları ısyân [u] tuğyânı mahallinde şâh-ı Acem fırsat bulup sene (---) târîhinde imdâd gelmedüğü ecilden emân ile kal‘ayı Şâh (---) teslîm edüp cümle guzât-ı müslimîn Dağıstân'a, andan Çerkezistân'a, andan diyâr-ı Kırım'a dâhil olurlar. İlâ yevminâ-hâzâ bu kal‘a-i sedd-i üstüvâr dest-i Acem'de ol kadar ma‘mûrdur kim gûyâ vilâyet-i Şirvân'da imâristân-ı Enûşirvân'dır. Hâlâ dest-i Acem'de hânlıkdır ve kadılıkdır. Ve on iki hükûmetdir kim münşî ve kelenteri ve darûgası ve yasavulu ve korucu ve dizçöken ağası ve çiğyiyen akası ve iki bin dizçöken tülüngisi var. Cümle-i cümele tokuz bin şâhseven ve şâh destinden dolu içmiş nökeri vardır. Bu kal‘a hânıyla mülâkât olup leb-i deryâda burc-ı Kaytak Hân üzre deryâya nâzır bir sarây-ı âlîyi döşeyüp dâ’imâ seyr [ü] temâşâ ederdik. Revân ve Gîlân ve Bakü hânlarının mektûb-ı muhabbet-uslûblarından hazz edüp şeb [u] rûz tatyîb-i hâtırımızla mukayyed idi. Seksen sâle bâliğ bir kırçıl hân-ı nâ-bâliğ Şâhseven Şefî‘ Hân nâm bir hân-ı hâm idi kim şeb [u] rûz mest-i nevrûz idi. Lâkin nükte-şinâs ve şi‘r-âşnâ ve hattât ve hoş-sohbet hân idi. Hakîre beş tümen harc-ı ma‘ûnet verüp rûz-merre ta‘yînâtımız matbah-ı Keykâvûs'dan mihmândârlar dârımıza getirirlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 316a–316b ·
metinde göster ·
bayrakları firâr edüp her biri bir cânibe târmâr oldular. 349b Âhirü'l-emr Di …
dediği beytde pâ-çille oldur, böyle pây-çilleler ile vesileler Direklibelin beri zîrlerine vardıkda kara gark olup ne pâçıla ve dest ve ne pâ, nâm [u] nişânları güm olup asker mâbeyninde bir güft [u] gû olup cümle develer ve katârlar ve bu kadar hazâ’în-i mehârlar zîr [ü] zeber ve berf ü heber olup kimi âh ve kimi vâh deyüp atdan ve cândan bîzâr olmak sadedinde olup feryâd [u] figânları eflâke irüp herkese bir telâş el verüp feryâd [u] figâna rehâ buldurdular. Âhir-i kâr ibtidâ sekbân-ı Bânyân, Sarıca-i kaltabân ve tatar askeri bayrakları firâr edüp her biri bir cânibe târmâr oldular. 349b Âhirü'l-emr Direklibeli ubûr edemeyüp bâki kalan askeriyle paşa ağırlığıyla hezârân renc-i anâ ve âlâm-ı şedâ’id çekerek (---) sâ‘atde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 349a–349b ·
metinde göster ·
… nlar da paşanın uğurunda ölmeğe ahd etmişler. Ve deli ve gönüllüsü ve on bayrak
Tatar askeri
gâyet sadaklı ve savatlı zor batar bahâdır yiğitleri var idi. Ve müteferrika ve …
Menzil-i karye-i Durduk: Bu dahi Kızılırmak kenarında Kankırı hâkinde iki yüz hâneli ma‘mûr câmi‘li köydür. Bu karyeye gelirken Varvar Alî Paşa askerinde kıl barakdan âdemleri {temâşâ etdim}, deryâ-misâl asker ammâ gûyâ cemâpûr askeri gibi derme ve çatma hoş-nişîn askerdir. Ammâ yetmiş bayrak sarıcasına ve yigirmi bayrak sekbânına aşk olsun. Meğer paşa kendisi sarıcadan silâh kuşanup meydânlarda hizmet etmiş. Anlar da paşanın uğurunda ölmeğe ahd etmişler. Ve deli ve gönüllüsü ve on bayrak Tatar askeri gâyet sadaklı ve savatlı zor batar bahâdır yiğitleri var idi. Ve müteferrika ve vâcibü'r-re‘âya bayrakları dâ’imâ cânib-i erba‘aya karavula gitmeğe me’mûr mükellef güzîde askerdir. Ve kapucubaşılarına im‘ân-ı nazar ile nazar etdim. Hakkâ ki pâk ve güzîde zırh-ı zıreh külâha ve cebe vü cevşene müstağrak pür-silâh yancıklı ve bahrî hotaslı ve kırkar ve ellişer kargı sırıklı al ve kırmızı mukaddemli, burma kâküllü köçeklere mâlik ikişer üçer deve ve katır katarlı ve mehârlı ağaları var. Ve üç yüz polad-ı Nahçevânîye gark olmuş kantar sırıklı iç ağaları var kim her biri birer ejder-i heft-serler, birer gûne server-i hünerver-i dilâver-erler idi. Hemân hazînedârın kırk gulâmı ve paşanın ciğer-kûşesi beğ efendinin kırk güzîde gulâmları başka idi. Paşa gulâmlarıyla muhtelit değiller idi. Bu askeri temâşâ edüp hakîr karye-i Durduk'a varup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 362b ·
metinde göster ·
… lup hemân kendü askerinden yetmiş bayrak sekbân ve sarıca ve deli ve gönüllü ve
tatar askeri
cem‘ olup on iki bin altmış aded yem asılırdı. Ertesi gün hatt-ı şerîf ile derg …
Sene 1059 târîh-i gurresinde Murtezâ Paşa efendimiz Şâm-ı Dârü's-selâm askeriyle bir alay-ı azîm edüp Şâm'ın Gökmeydânı'nda serâperdesinde meks edüp günden güne deryâ-misâl asker cem‘ olup etrâf vilâyetlerden cümle asker cem‘ olup hemân kendü askerinden yetmiş bayrak sekbân ve sarıca ve deli ve gönüllü ve tatar askeri cem‘ olup on iki bin altmış aded yem asılırdı. Ertesi gün hatt-ı şerîf ile dergâh-ı âlî kapucubaşılarından Kabakulak Mustafâ Ağa gelüp paşayı sefere me’mûr edüp kapucubaşıya bir semmûr ve on kîse ihsân olunup Gökmeydânında on gün meks olunup Müncik Köşkü nâm mahalde zevk [u] safâlar ederken Sıfet Hâkimi Tabanıyassılı Yavaşça Mehemmed Ağa ve Sayda-Berût Hâkimi Na‘lbend Alî Ağa cümle askeriyle gelüp Ma‘ânoğlu Emîr Mürhem'den ve Şeyh Sarıhân'dan ve Şehâboğullarından ve Türâbîoğullarından cihân cihân feryâd u nâlân ve şikâyet-i {firâvân} etdiler. Mezkûr şeyhlere âdemler gönderilüp "Bizim mîrîye asla borcumuz yokdur" deyü varan âdemleri kovup "Paşa bildiğinden kalmasın" dedikleri haberi geldikde ertesi nefîr-i rıhletler çalınup Şâmlı Osmân Ağa üç bin çatal fitilli yiğit ile Üsküdar cenginde Gürcî Nebî baş bölükbaşısı Çomar Bölükbaşıyla yeni gelmiş yedi bayrak pür-silâh sarıca yiğitleri Konakçı Şâmlı Osmân Ağa ile talî‘a-i asker olup bir gün mukaddem ileri gitdiler. Ertesi gün Paşa Şâm-ı cennet-meşâm'dan kalkup cânib-i cenûba sengistân dar boğaz olan Mize Boğazı'n geçüp nâhiye-i Banyas'da Cebelü's-Selh dibinde meks olunup cümle dağlara ve kayalara ve boğazlara pusular ve karavullar ve kemîngâh yerlere asker pusulayup ol gice anda yatıldı. Zîrâ bu Şâm etrâfı Dürüzistân ve yigirmi yedi bî-mezheb kavmi fırak-ı dâlden âsî kavimler olmağıla Şâm serhad olup yolları dahi emîn değildir. Ol ecilden bu mahalde Paşa ordu-yı İslâm'ın etrâfına karavullar ta‘yîn edüp Şâm askeri babakdır deyü paşa askerinden ba‘îd meks etmek fermân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 34a ·
metinde göster ·
ve deli ve gönüllü ve çâşnigîr ve kilârcı ve müteferrika ve vâcibür-ri‘âyâ ve k …
Andan ibtidâ İpşir Paşa'nın Tatar askeri ve deli ve gönüllü ve çâşnigîr ve kilârcı ve müteferrika ve vâcibür-ri‘âyâ ve kapucubaşıları ve emîr-i 180b âhûr ağa ile cümle ağavâtın üç yüz toksan aded yedekleri geçdi kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 180a–180b ·
metinde göster ·
istîlâ etdiklerinden şermende olup âhir sene 476 târîhinde Âl-i Dânişmend ile E …
Ba‘dehû bunların üzerine yine Tatar askeri istîlâ etdiklerinden şermende olup âhir sene 476 târîhinde Âl-i Dânişmend ile Ertuğrul pederi Süleymân Şâh diyâr-ı Yunaniyân'da taht-ı Konya'da Âl-i Selçukiyân'dan Sultân Alâeddîn'e gelüp boybeği oldular. Bâlâda mufassal tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 239a ·
metinde göster ·
… dâr-ı mu‘azzam Melek Ahmed Paşa, evvelâ bin beş yüz aded çatal kuş atlı, küpeli
Tatar {askeri
kim} cümle sadaklı ve savatlı ve elleri şıdak kamçılı ve başları şıpırtma ve bö …
Sol tarafımızda Van'ın Akkirpi dağları âvâz-ı dühül sadâsından lerzenâk olurdu. Bu hâl üzre paşa-yı zîşân kânûnnâme-i vüzerâ üzre ibtidâ alây-ı serdâr-ı mu‘azzam Melek Ahmed Paşa, evvelâ bin beş yüz aded çatal kuş atlı, küpeli Tatar {askeri kim} cümle sadaklı ve savatlı ve elleri şıdak kamçılı ve başları şıpırtma ve börklü ve çalmalı ve Nogay ve Şirînî ve Mansûrî ve Avlatî tarzı kalpaklı zor batır yiğitler ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 247a ·
metinde göster ·
… Yıldırım Hân münhezim olup asker-i Yıldırım târumâr oldukda hemân Yıldırım Hân
Tatar askeri
üzre dal kılıç olup hikmet-i Hudâ bir iş görememiş. Atdan tekerlenüp Yıldırım H …
Bânî-i hâdî aşeresi, sene 792 târîhinde sâhib-i hurûc Timur-ı pür-zor on sekiz pâdişâhlık yeri kabza-i tasarrufa alup on iki pâdişâhı rikâbında piyâdece yürüdüp Bağdâd üzre geldikde amân u zamân vermeyüp Bağdâd'a mutasarrıf olup imâr etdi. Ba‘dehû evlâdı 333b Şehzâde (---) hilâfet-i Bağdâd'ı verüp Timur Şâh Âl-i Osmân'dan Yıldırım Bâyezîd Hân üzre hurûc edüp âhir-ı kâr dest-i Timur'da Yıldırım Hân münhezim olup asker-i Yıldırım târumâr oldukda hemân Yıldırım Hân Tatar askeri üzre dal kılıç olup hikmet-i Hudâ bir iş görememiş. Atdan tekerlenüp Yıldırım Hân'ı kavm-i Tatar huzûr-ı Timur Şâh'a götürüp Timur Hân {eydir}: "Eyle olur bürâder, bu baht hâlibdir!" deyü dilnüvâzlıklar eder. Yıldırım Bâyezîd Hân gazabından niçe gûne zebândırâzlıklar eder. Âhir Timur, Yıldırım Hân'ı demir kafes içre haps eder. Mahpus iken hummâ-yı muhrıkdan dâr-ı âhirete gider. Ol ân Çelebi Mehemmed ibn Yıldırım Hân Timur'a yetişüp Tatar askerine karışup bir kılıç urur kim Timur Şâh ancak öz başıyla diyâr-ı Horasân'a düşüp (---)(---) merhûm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 333a–333b ·
metinde göster ·
… dan dâr-ı âhirete gider. Ol ân Çelebi Mehemmed ibn Yıldırım Hân Timur'a yetişüp
Tatar askerine
karışup bir kılıç urur kim Timur Şâh ancak öz başıyla diyâr-ı Horasân'a düşüp ( …
Bânî-i hâdî aşeresi, sene 792 târîhinde sâhib-i hurûc Timur-ı pür-zor on sekiz pâdişâhlık yeri kabza-i tasarrufa alup on iki pâdişâhı rikâbında piyâdece yürüdüp Bağdâd üzre geldikde amân u zamân vermeyüp Bağdâd'a mutasarrıf olup imâr etdi. Ba‘dehû evlâdı 333b Şehzâde (---) hilâfet-i Bağdâd'ı verüp Timur Şâh Âl-i Osmân'dan Yıldırım Bâyezîd Hân üzre hurûc edüp âhir-ı kâr dest-i Timur'da Yıldırım Hân münhezim olup asker-i Yıldırım târumâr oldukda hemân Yıldırım Hân Tatar askeri üzre dal kılıç olup hikmet-i Hudâ bir iş görememiş. Atdan tekerlenüp Yıldırım Hân'ı kavm-i Tatar huzûr-ı Timur Şâh'a götürüp Timur Hân {eydir}: "Eyle olur bürâder, bu baht hâlibdir!" deyü dilnüvâzlıklar eder. Yıldırım Bâyezîd Hân gazabından niçe gûne zebândırâzlıklar eder. Âhir Timur, Yıldırım Hân'ı demir kafes içre haps eder. Mahpus iken hummâ-yı muhrıkdan dâr-ı âhirete gider. Ol ân Çelebi Mehemmed ibn Yıldırım Hân Timur'a yetişüp Tatar askerine karışup bir kılıç urur kim Timur Şâh ancak öz başıyla diyâr-ı Horasân'a düşüp (---)(---) merhûm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 333a–333b ·
metinde göster ·
Âhir-ı kâr cesed-i Yezîd'i âteşe göyündürüp cemî‘i Tatar askerine emr edüp kabr-i Yezîd'e peste-i bârân-zede edüp Yezîd'in külün göğe savurdu ve cemî‘i âsâr-ı binâlarında olan girân-bahâ olan âvîzeler ve maslûbât u musanna‘âtdan şem‘dânlar ve gülâbdân ve gayrı sîm âvânî eşyâları cümle şütürlere tahmîl edüp Şâm'dan bu kadar metâ‘ ile bin kise mâlı Bağdâd'da İmâm Hüseyin'e gönderüp âsitâne-i İmâm Hüseyin'i dahi ziyâde imâr etdi. Ammâ devlet-i Emeviyye'de İmâm Hüseyin'i bir kimesne imâr etmeğe cür’et edemezlerdi. Ammâ devlet-i Abbâsiyân'da niçe hulefâlar ve el-Mütevekkil Alallah halîfe ve Hârûnu'r-Reşîd ve Adudu'd-devle ve niçe mülûk dahi tevsî‘ ü ta‘mîr ü termîm ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 350b ·
metinde göster ·
… peykleri ve tuğları ve vâcibü'r-ri‘âyâ ve müteferrikagân ve deli gönüllüleri ve
Tatar askerin
çeküp me’mûr olduğu sefere gider. Ammâ Şehrezûl vâlîsi Bağdâd vâlîsi üzre takad …
Der-beyân-ı hâkimân-ı Şehrezûr: Kânûnnâme-i Süleymân Hân tahrîri üzre hîn-ı fetihde eyâlet olup ülke-i azîm olmuşdur. Ve dahi istimâletler verilüp niçe kerre üç tuğlu vüzerâlara sadaka olunmuşdur. Ve eyâletinde olan Ekrâd ümerâlarına ikişer tuğlu mîr-i mîrânlık pâyesi verilmişdir. Ve emr-i şerîflerinde mîr-i mîrân elkâbları yazılmışdır. Ammâ vâlî-i Şehrezûl intihâ-i serhadd-i Irâk'da olup Bağdâd ile hudûddaş olmak ile vâlî-i Şehrezûr'un hükmü tâ Bağdâd kapularına varınca {sözü} nâfizdir. Tâ bu mertebe hükmü cârîdir. Vâlî-i Şehrezûr'un kânûn üzre hâss-ı hümâyûnu on bir kerre yüz bin akçedir. Kânûn-ı mîr-i mîrân böyledir kim her kankı memleket evvel feth oldu ise ol beğlerbeği sâ’ir mîr-i mîrân üzre takaddüm eder. Ve her beğlerbeğinin hâsları ne mikdâr ise kânûn-ı Süleymân Hân üzre beş bin akçede bir cebelü askeriyle sefer eşerler. Ardı sıra mehterhânesi ve bayrakları ve iç ağaları ve yanında mataracıları ve önü sıra şâtırları ve peykleri ve tuğları ve vâcibü'r-ri‘âyâ ve müteferrikagân ve deli gönüllüleri ve Tatar askerin çeküp me’mûr olduğu sefere gider. Ammâ Şehrezûl vâlîsi Bağdâd vâlîsi üzre takaddüm eder. Zîrâ sene 941 târîhinde Süleymân Hân eyâlet-i Şehrezûr'u feth edüp andan Bağdâd feth olmuş, ulu hükûmetdir. Üç bin güzîde asker ile beher sene ber-vech-i adâlet yüz kise tahsîl ide. (---)(---)(---)(---)(---)372b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 372a–372b ·
metinde göster ·
… endine yüz sürüp cümle Tatarların çapula göndermeğe izin taleb edüp Bâyezîd Hân
Tatar askerine
izin verüp Eflâk ve Boğdan ve Kazak memleketlerin harâb [ü] yebâb edüp şeb [ü] …
Hikmet-i Hudâ ol gün Kırım Hânı Mengli Giray Hân ibn Hoci Giray Hân iki kerre yüz bin Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr ve on kerre yüz bin sabâ-sür‘at alaşa atlar ile nehr-i Turla'yı küffârın gözlerine karşu yıldırup beri geçdikde Mengli Giray Hân Bâyezîd Hân'ın pây-ı semendine yüz sürüp cümle Tatarların çapula göndermeğe izin taleb edüp Bâyezîd Hân Tatar askerine izin verüp Eflâk ve Boğdan ve Kazak memleketlerin harâb [ü] yebâb edüp şeb [ü] rûz ordu-yı İslâm'ı ganîmet edüp yine Âl-i Osmân askeri şeb [ü] rûz kal‘a-i Akkirmân'ı döğmeden hâlî olmazlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 35a ·
metinde göster ·
Mâ-tekaddem sene 889 târîhinde Bâyezîd Hân Akkirmân kal‘asın feth etdikde bu mahalle Gedik Ahmed Paşa Tatar-ı adû-şikâra geçit olsun içün bir müfîd [ü] muhtasar kulle binâ ederler. Tâ ki Süleymân Hânî'de Kazak-ı Ak ol kulleyi münhedim edüp andan Tatar askeri nehr-i Turla'yı geçerken Rus-ı menhûs Tatarı bu mahalde kırardı. Âhir Tatar Hân Süleymân Hân'a bu mahalde bir kal‘a binâ olunmasın ricâ edüp ricâsı hayyız-ı kabûlde vâki‘ olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 37b ·
metinde göster ·
El-azametullâh haşr [u] neşirden bir Kerbelâ günü olup kırk yedi bin
Tatar askeri
yüz elli bin bârgîrler ile nehr-i Turla'ya kendülerin urduklarında nehr-i Turla …
El-azametullâh haşr [u] neşirden bir Kerbelâ günü olup kırk yedi bin Tatar askeri yüz elli bin bârgîrler ile nehr-i Turla'ya kendülerin urduklarında nehr-i Turla bu kadar kerre yüz bin at ayağıyla dolup su bügendi. Alt yanı sığ kalup niçe bin Tatar sudan seğirde seğirde geçdiler. Niçe bin Tatar dahi gemiyle ve pot ile ve tulum ile tarfetü'l-ayn içre geçüp tulumlardan tîrkeş ve kılıçları ve cümle esbâbların çıkarup geyindiler ve tarfetü'l-ayn içre atlandılar. Meğer Leh kralı tarafından on bin Leh askeri imdâda gelüp hâzır imiş. Anlar bizi sol tarafımızda görünen Kamaniçe kal‘asına götürmeyüp yıldız cânibinde Durujunka vilâyetine götürdiler kim Nûreddîn Sultân ol tarafda imiş. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 40a ·
metinde göster ·
altına varup meks etdiğimizde el-azametullâh cânib-i erba‘asından âdem kellesi …
Cümle Leh ve Tatar askeriyle altına varup meks etdiğimizde el-azametullâh cânib-i erba‘asından âdem kellesi kadar gülleler ile balyemez toplar atup murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup şâdumânlar edüp içerden kapudanı beş yüz araba zahîre ile gelüp cümle hedâyâların yalı ağasına teblîğ eyleyüp yine kal‘aya gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 40a ·
metinde göster ·
… düp Silisre'ye geldi, ammâ Âl-i Osmân deryâ-misâl asker ile gelüp muhâsara edüp
Tatar askeri
imdâda gelen askerin komasa kaht [u] galâdan bi-emr-i Hudâ feth olurdu. Allâhüm …
Hattâ sene (---) târîhinde Abaza Paşa Özü vâlîsiyken bu kal‘ayı 40b yetmiş yedi gün muhâsara edüp fethi müyesser olmayup bednâmlık ile avdet edüp Silisre'ye geldi, ammâ Âl-i Osmân deryâ-misâl asker ile gelüp muhâsara edüp Tatar askeri imdâda gelen askerin komasa kaht [u] galâdan bi-emr-i Hudâ feth olurdu. Allâhümme yessir bi'l-hayr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 40a–40b ·
metinde göster ·
… n müsellâh ve mükemmel Krakov askeri imdâd gelüp cümle küffâr başka konup bizim
Tatar askeri
başka konmağa başlayup cânib [u] etrâfımıza kolcular kurduk. Ve bu mahalde Nûre …
Bu mahalde Leh kralından yedi araba yalı ağasına hedâyâ ve yüz araba me’kûlât [u] meşrûbât gelüp hakîre dahi "El-hedâyâ tüşterek" deyüp hissemiz değdi. Hattâ bu mahalde Krakov Hâkimi Varşalka Kral cânibinden otuz bin müsellâh ve mükemmel Krakov askeri imdâd gelüp cümle küffâr başka konup bizim Tatar askeri başka konmağa başlayup cânib [u] etrâfımıza kolcular kurduk. Ve bu mahalde Nûreddîn Sultân'ın kal‘a-i Omân'a geldüğü ve Kırım ağzında Or ağası Karaş Biy kal‘a-i Praslov'a gelüp kırk bin Kardaş Kazak ile bile geleceği haberi mektûblar geldi. Biz dahi üç gün kal‘a-i Izbaraş altında meks edüp kal‘ayı seyr [ü] temâşâ etdik. Taşsız bir sahrâ-yı mahsûldâr içre şekl-i mukavves, ya‘nî yay gibi şeddadî binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim üç kapusu var. İç hisâra girmedim, ammâ varoşu cümle on dirsek kulle tabyalardır ve handakı alçakdır, ammâ pâkdir ve içi batakdır. Cebehânesi ve mefret topları vardır kim birer birer temâşâ etdik, mâni‘ olmadılar, ammâ Kazakların temâşâ etdiklerine Leh askeri rızâ vermezler idi. Ve gâyet musanna‘ kârgîr binâ sarâyları var, lâkin cümle şindire tahta örtülüdür ve bunun kapudan hatmanı yalı ağasına kal‘a hâricinde ziyâfetler edüp vâfir hedâyâlar ile yigirmi aded pâk Macar esîrleri verdi. Andan üçüncü günde cümle Leh askeri ve bizim Tatar askeri kalkup poyraz cânibine düz ormanlık içre gidüp 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41a ·
metinde göster ·
… rmi aded pâk Macar esîrleri verdi. Andan üçüncü günde cümle Leh askeri ve bizim
Tatar askeri
kalkup poyraz cânibine düz ormanlık içre gidüp 8 sâ‘atde,
Bu mahalde Leh kralından yedi araba yalı ağasına hedâyâ ve yüz araba me’kûlât [u] meşrûbât gelüp hakîre dahi "El-hedâyâ tüşterek" deyüp hissemiz değdi. Hattâ bu mahalde Krakov Hâkimi Varşalka Kral cânibinden otuz bin müsellâh ve mükemmel Krakov askeri imdâd gelüp cümle küffâr başka konup bizim Tatar askeri başka konmağa başlayup cânib [u] etrâfımıza kolcular kurduk. Ve bu mahalde Nûreddîn Sultân'ın kal‘a-i Omân'a geldüğü ve Kırım ağzında Or ağası Karaş Biy kal‘a-i Praslov'a gelüp kırk bin Kardaş Kazak ile bile geleceği haberi mektûblar geldi. Biz dahi üç gün kal‘a-i Izbaraş altında meks edüp kal‘ayı seyr [ü] temâşâ etdik. Taşsız bir sahrâ-yı mahsûldâr içre şekl-i mukavves, ya‘nî yay gibi şeddadî binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim üç kapusu var. İç hisâra girmedim, ammâ varoşu cümle on dirsek kulle tabyalardır ve handakı alçakdır, ammâ pâkdir ve içi batakdır. Cebehânesi ve mefret topları vardır kim birer birer temâşâ etdik, mâni‘ olmadılar, ammâ Kazakların temâşâ etdiklerine Leh askeri rızâ vermezler idi. Ve gâyet musanna‘ kârgîr binâ sarâyları var, lâkin cümle şindire tahta örtülüdür ve bunun kapudan hatmanı yalı ağasına kal‘a hâricinde ziyâfetler edüp vâfir hedâyâlar ile yigirmi aded pâk Macar esîrleri verdi. Andan üçüncü günde cümle Leh askeri ve bizim Tatar askeri kalkup poyraz cânibine düz ormanlık içre gidüp 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41a ·
metinde göster ·
dahi haber aldılar, ammâ cümlemiz yağmurluklardan çadırlarımız kurup donlarımız …
Ammâ bu kal‘a asker-i İslâm'ı görünce azîm top şâdumânları edüp zîr-i kal‘ada meks olunup gerüde kalan kırk elli bin arabalar ile bize imdâd gelen kefereler dahi gelüp kara nahır gibi kara çadırlarla konup tarfetü'l-ayn içre etrâflarına tabur handakı kazmağa başladılar. Meğer Rakofçi kralın Erdel memleketinden çıkup geliyorduğun haber almışlar. Gerçi Tatar askeri dahi haber aldılar, ammâ cümlemiz yağmurluklardan çadırlarımız kurup donlarımız çıkarup cümle atlarımız soyup arkanlarla çayırlara salup atlar dahi bizim gibi râhat olmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b ·
metinde göster ·
… da varmak üzereyim" deyü 42a haber gelince hemân sultân cemî‘i zamânda kırsan
Tatar askeri
gece yürümez iken hemân vakt-i gurûbda nefîr-i Efrâsiyâbları çalınup cânib-i ga …
"Pâdişâhım biz dahi sana yüz bin asker ile imdâda varmak üzereyim" deyü 42a haber gelince hemân sultân cemî‘i zamânda kırsan Tatar askeri gece yürümez iken hemân vakt-i gurûbda nefîr-i Efrâsiyâbları çalınup cânib-i garba ol gece mâhtâbda seğirdüp yine Eflâk ve Boğdan'dan Rakofçi'ya giden imdâdlar niçe mâl ve birkaç bî-mecâl kefereler bırakmışlar. Anları söyledüp kelle paça edüp geçdik. Tâ sabâha dak ılgar ile yürüyüp ale's-seher yol üzre Eflâk ve Boğdan kefereleri cebehâne ve topların bırakmışlar. Anları bu Leh kapudanına verüp dahi ileri seğirdüp yol üzre on bin mikdârı Eflâk ve Boğdan cünûd-ı cünüblerine râst gelüp tarfetü'l-ayn içre içlerine Tatar askeri aç kurd gibi girüp amân u zamân vermeyüp cümlesi şemşîr-i âteş-tâbdan geçdiler. Cümle atların ve kemerlerinde mâlların Tatar askeri alup sâ’ir mâl-ı ganâ’imlerin kavm-i Kazak ve kavm-i Leh alup nehb [u] gâret etdiler, zîrâ ahd [u] amân ve yemîn-i Kur’ân anın üstüne idi kim mâl ve cânlı makûlesi Tatarın ola. Sâ’ir kelepür-esbâb sonra Leh'in ve Kardaş Kazağın ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b–42a ·
metinde göster ·
aç kurd gibi girüp amân u zamân vermeyüp cümlesi şemşîr-i âteş-tâbdan geçdiler. …
"Pâdişâhım biz dahi sana yüz bin asker ile imdâda varmak üzereyim" deyü 42a haber gelince hemân sultân cemî‘i zamânda kırsan Tatar askeri gece yürümez iken hemân vakt-i gurûbda nefîr-i Efrâsiyâbları çalınup cânib-i garba ol gece mâhtâbda seğirdüp yine Eflâk ve Boğdan'dan Rakofçi'ya giden imdâdlar niçe mâl ve birkaç bî-mecâl kefereler bırakmışlar. Anları söyledüp kelle paça edüp geçdik. Tâ sabâha dak ılgar ile yürüyüp ale's-seher yol üzre Eflâk ve Boğdan kefereleri cebehâne ve topların bırakmışlar. Anları bu Leh kapudanına verüp dahi ileri seğirdüp yol üzre on bin mikdârı Eflâk ve Boğdan cünûd-ı cünüblerine râst gelüp tarfetü'l-ayn içre içlerine Tatar askeri aç kurd gibi girüp amân u zamân vermeyüp cümlesi şemşîr-i âteş-tâbdan geçdiler. Cümle atların ve kemerlerinde mâlların Tatar askeri alup sâ’ir mâl-ı ganâ’imlerin kavm-i Kazak ve kavm-i Leh alup nehb [u] gâret etdiler, zîrâ ahd [u] amân ve yemîn-i Kur’ân anın üstüne idi kim mâl ve cânlı makûlesi Tatarın ola. Sâ’ir kelepür-esbâb sonra Leh'in ve Kardaş Kazağın ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b–42a ·
metinde göster ·
… p cümlesi şemşîr-i âteş-tâbdan geçdiler. Cümle atların ve kemerlerinde mâlların
Tatar askeri
alup sâ’ir mâl-ı ganâ’imlerin kavm-i Kazak ve kavm-i Leh alup nehb [u] gâret et …
"Pâdişâhım biz dahi sana yüz bin asker ile imdâda varmak üzereyim" deyü 42a haber gelince hemân sultân cemî‘i zamânda kırsan Tatar askeri gece yürümez iken hemân vakt-i gurûbda nefîr-i Efrâsiyâbları çalınup cânib-i garba ol gece mâhtâbda seğirdüp yine Eflâk ve Boğdan'dan Rakofçi'ya giden imdâdlar niçe mâl ve birkaç bî-mecâl kefereler bırakmışlar. Anları söyledüp kelle paça edüp geçdik. Tâ sabâha dak ılgar ile yürüyüp ale's-seher yol üzre Eflâk ve Boğdan kefereleri cebehâne ve topların bırakmışlar. Anları bu Leh kapudanına verüp dahi ileri seğirdüp yol üzre on bin mikdârı Eflâk ve Boğdan cünûd-ı cünüblerine râst gelüp tarfetü'l-ayn içre içlerine Tatar askeri aç kurd gibi girüp amân u zamân vermeyüp cümlesi şemşîr-i âteş-tâbdan geçdiler. Cümle atların ve kemerlerinde mâlların Tatar askeri alup sâ’ir mâl-ı ganâ’imlerin kavm-i Kazak ve kavm-i Leh alup nehb [u] gâret etdiler, zîrâ ahd [u] amân ve yemîn-i Kur’ân anın üstüne idi kim mâl ve cânlı makûlesi Tatarın ola. Sâ’ir kelepür-esbâb sonra Leh'in ve Kardaş Kazağın ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b–42a ·
metinde göster ·
etrâf-ı taburu kat-ender-kat ihâta edüp bizimle gelen Tatar askeri tâze cân bul …
Hemân ol ân Hân hazretleri bu kadar bin Tatar askeriyle etrâf-ı taburu kat-ender-kat ihâta edüp bizimle gelen Tatar askeri tâze cân buldular, ammâ kâfirin başlarına taburları dar oldu. Hemân ol gün küffâr-ı dûzah-karâr Hân'ın deryâ-misâl asker ile geldiğin görüp ol ân on yedi cân tersâ-yı kâfirân taburdan "Amân el el-amân, ey güzîde-i Âl-i Cengiziyân hân-ı âlîşân Mehemmed Giray Hân" deyüp taburdan papasları ve bıtrîk ve kıssîs ve ruhbânlarıyla huzûr-ı Hân'a gelüp ellerinde emrlerin ibrâz edüp eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43a ·
metinde göster ·
… kadar bin Tatar askeriyle etrâf-ı taburu kat-ender-kat ihâta edüp bizimle gelen
Tatar askeri
tâze cân buldular, ammâ kâfirin başlarına taburları dar oldu. Hemân ol gün küff …
Hemân ol ân Hân hazretleri bu kadar bin Tatar askeriyle etrâf-ı taburu kat-ender-kat ihâta edüp bizimle gelen Tatar askeri tâze cân buldular, ammâ kâfirin başlarına taburları dar oldu. Hemân ol gün küffâr-ı dûzah-karâr Hân'ın deryâ-misâl asker ile geldiğin görüp ol ân on yedi cân tersâ-yı kâfirân taburdan "Amân el el-amân, ey güzîde-i Âl-i Cengiziyân hân-ı âlîşân Mehemmed Giray Hân" deyüp taburdan papasları ve bıtrîk ve kıssîs ve ruhbânlarıyla huzûr-ı Hân'a gelüp ellerinde emrlerin ibrâz edüp eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43a ·
metinde göster ·
… ve dişleri eğri {Köpürlü} Mehemmed Paşa devridir kim hüküm anlarındır kim beni
Tatar askeriyle
ve Melek Ahmed Paşa'yı Âl-i Osmân askeriyle sizin üzerinize gönderdi kim sizi L …
Hân hazretleri buyurdular kim, "Boynueğri Mehemmed Paşa şimdi ma‘zûldür. şimdi boynu doğru ve dişleri eğri {Köpürlü} Mehemmed Paşa devridir kim hüküm anlarındır kim beni Tatar askeriyle ve Melek Ahmed Paşa'yı Âl-i Osmân askeriyle sizin üzerinize gönderdi kim sizi Leh tahtına oturmadan men‘ edüp dönesiz, elinize ve vilâyetinize gidesiz ve illâ size amân u zamân vermeyüp bugün yarın bir azîm ceng ederiz" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43a ·
metinde göster ·
… âh gelüp anlar dahi Tatar sırasında meks edüp taburu ihâta etdiler, ammâ ma‘nen
Tatar askeri
taburdaki küffâr ile taşraki Leh küffârı arasında kaldılar, lâkin Hân hazretler …
Hikmet-i Hudâ ol gün Leh kralından Hân'a elli araba hedâyâ ve on araba kîse ve bin araba zahîre ile vilâyet-i Krakov'dan ve Daniska'dan ve İsfaç kralından ve Çeh kralından ve Islovin banından ve Korol banından ve Tot banından ve on iki boy Kazak hatmanlarından ve Leh kralına tâbi‘ ümmet-i Muhammed'den Lipka kavminden (---)(---)(---) el-hâsıl kırk boybeğleri ve kralları ve hatmanlarından yüz yetmiş bin âdem Leh kralı tarafından Hân'a imdâd ile yetmiş pâre balyemez ve kolumburuna ve havân-ı şâhîler ve saçma toplar ile asker-i pür-silâh gelüp anlar dahi Tatar sırasında meks edüp taburu ihâta etdiler, ammâ ma‘nen Tatar askeri taburdaki küffâr ile taşraki Leh küffârı arasında kaldılar, lâkin Hân hazretleri gâyet basîret üzre hareket ederlerdi, zîrâ El-küfrü milletün vâhidedir. Belki küffârın mâbeynleri müttehid olup Tatar'ı ortaya alup uralar deyü kâfirden ihtirâz üzre oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43a ·
metinde göster ·
… n" deyüp "Gelüp mâl verelim ve dönüp vatanımıza gidelim" derken hemân bir kerre
Tatar askeri
içinden bir atlab sadâsı kopup el-azametullâh at süheyli ve er süheyli ve sadâ- …
"Vatanımıza sâlimîn ü gânimîn gidelim" deyü bu re’y [ü] tedbîri müstahsen görüp yetmiş yedi kal‘a sâhibleriyle niçe evvel giden papaslar ile on yedi kralzâdelerden evvelâ şolom Gırgırı ve Barçay Kral ve Apopi Mihâl ve Redey Iştvân ve Hilîl Gabor ve Kaşa sâhibi ve Husvâr sâhibi ve Sakmar sâhibi ve Eçetvâr sâhibi ve Zolomioğlu ve Betlen Gaboroğlu ve Bihâroğlu ve Rakofçioğlu (---)(---)(---)(---) bunun emsâli kralzâdelerin eşbeh-i müte‘addidleri hedâyâlarıyla Hân'a "Amân" deyüp "Gelüp mâl verelim ve dönüp vatanımıza gidelim" derken hemân bir kerre Tatar askeri içinden bir atlab sadâsı kopup el-azametullâh at süheyli ve er süheyli ve sadâ-yı Allâh Allâh evc-i âsumâna peyveste olup cümle imdâda gelen Leh ve Çeh ve İsfaç ve Kazak askeri de atlanup atbaşı berâber olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43b ·
metinde göster ·
… evce peyveste olup bu arada niçe bin cân ecel câmın nûş etdikde bir kerre hemân
Tatar askeri
evvel taşra amân ile çıkan kralzâdeleri kayd [u] bend ile alup taburdan gerüye …
Hân bu hâli görüp "Min indillâh hayırlısı ola" deyüp Hân'ın iç ağaları hakîr ile feth-i şerîfe müdâvemetde iken cümle cüyûş-ı muvahhidîn atbaşı berâber taburun top altına karîb varıldıkda yüz bin Tatar yaylarının çilelerine ikişer üçer tabur okları gezleyüp şast ber-kabza çeküp tabura doğru şastlara küşâd verdiklerinde iki kerre yüz bin ok bârân-ı la‘net gibi tabur içre yağup niçe bin oklar üryân atlara güzer etdikde atlar âdemler[e] depme urup atlar rehâ bularak âdemleri depüp ısırarak kâfirlerin kellelerine oklar lâle gibi konarak derûn-ı taburda bir gırîv ü feryâd kopup Leh küffârı dahi yedi koldan tabur içine balyemez top-ı kûbları urarak bize imdâda gelen Kazak dahi tabur içre kurşumu yağdırarak bir hâl-i pürmelâl olup hemân derûn-ı taburdan sene 1067 Zilhicce'sinin yigirmi üçüncü günü tabur içinden Macar-ı küffâr-ı füccâr cenge âhenk edüp bir yaylım kurşum ve bir yaylım top atup tarafeynden üç sâ‘at ceng-i azîm olup bârûd-ı siyâhın dumanından göz gözü seçemez olup taşradan sadâ-yı "Allâh Allâh" ile ceng-i harbî-i Efrâsiyâblar ve tabur içinden "Yajuj Yajuj" sadâsıyla nâkûs ve torompete boruları sadâsı evce peyveste olup bu arada niçe bin cân ecel câmın nûş etdikde bir kerre hemân Tatar askeri evvel taşra amân ile çıkan kralzâdeleri kayd [u] bend ile alup taburdan gerüye yan verince taburdan küffâr bu hâli görüp hemân ölüsü dirisine binüp 44a taburdan cümle balyemez toplarıyla "Yajuj Yajuj" diyerek Tatarın ardı sıra kovarak sahrâ-yı (---) çıkdıkda gerüden Kazak ve Leh askeri tarfetü'l-ayn içre tabura koyulup ganîmete başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43b–44a ·
metinde göster ·
yedi yüz âdem câm-ı şehâdeti nûş edüp na‘şelerin tuzlayup sallar ile Kırım'a gö …
Hikmet-i Hayyü'l-ebed Tatar askerinden yedi yüz âdem câm-ı şehâdeti nûş edüp na‘şelerin tuzlayup sallar ile Kırım'a gönderildi, ammâ Leh'den ve Kazak'dan ve sâ’ir imdâdımıza gelen kral keferelerinden yedi bin altmış beş kadar dalâlet-âyîn kefereler mürd olup yerleri dârü'l-bevâr oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 44a ·
metinde göster ·
… iş yerde ni‘metler döşenüp Akkirmân çayırları üstüne kebâb ve pilav yahni konup
Tatar askeri
birbirine girüp yedi günlük ta‘âmı bir günde yeyüp pilav zerde ve çorbayı kalpa …
Ve niçe mirzâlara zırh [u] zereh-külâh ve kılıçlar ve tîrkeşler verilüp ol gün üç yüz koyun kebâb ve elli kazgan pilav ve zerde ve çorba ve yetmiş gûne ni‘met ile altı bin sahan ta‘âm-ı gûnâ-gûn ve elli bin ekmek summât-ı Muhammedîlere yetmiş yerde ni‘metler döşenüp Akkirmân çayırları üstüne kebâb ve pilav yahni konup Tatar askeri birbirine girüp yedi günlük ta‘âmı bir günde yeyüp pilav zerde ve çorbayı kalpaklarına koyup koşlarına götürdüler. Bu ziyâfet-i azîm hâlâ Akkirmân'da ve Kırım diyârında dâsitân-ı dûstândır. 51a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 50b–51a ·
metinde göster ·
… r nefîr-i Hûşenk-şâhî ve Efrâsiyâb sûrnâları ve hâkâniyân kösleri çalınup cümle
Tatar askeri
Turla nehri geçidi başına gidüp Hân hazretleri kendü yakın ağalarıyla ve kapu k …
Sitâyiş-i netâyic-i ziyâfet: Üçüncü gün ki oldu ba‘de'l-futûr nefîr-i Hûşenk-şâhî ve Efrâsiyâb sûrnâları ve hâkâniyân kösleri çalınup cümle Tatar askeri Turla nehri geçidi başına gidüp Hân hazretleri kendü yakın ağalarıyla ve kapu kullarıyla Paşa yanında kalup Paşa ile Hân vedâ‘ mahallinde Hân'a bir kîse altun harc-ı râh ve beş şemâme amber-i hâm ve on okka ûd-ı Mâverdî ve yüz çift münakkaş Kaya Sultân yağlıkları ve Hân'ın beline yine bir mücevher zerrîn kemer ve bir hançer-i zü'l-fecâm ve bir kat yine libâs-ı fâhire ve bir semmûr lipâçe-i nâdire kim dîbâya kaplu, Paşa kendü eliyle Hân'ın arkasına geydirüp ta‘zîm ü tekrîm etdi ve tefâruk ve nevâdirât kısmından zî-kıymet girân-bahâ beş boğça envâ‘ından kâlâ-yı vâlâ-yı akmişe-i fâhire ve altun sîmîn âvânî kısmından buhûrdân ve gülâbdân ve şam‘dân ve sîm sini ve on aded sîm suhûnlar pîşkeş çekildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 51a ·
metinde göster ·
… kelâm Akkirmân'da Melek Ahmed Paşa'dan, Hân ayrılup Turla nehri kenârında cümle
Tatar askerinden
geçit başında defter ile cemî‘i üsârânın savğasın alup seksen yedi bin Tatar-ı …
Ez în-cânib netîce-i kelâm Akkirmân'da Melek Ahmed Paşa'dan, Hân ayrılup Turla nehri kenârında cümle Tatar askerinden geçit başında defter ile cemî‘i üsârânın savğasın alup seksen yedi bin Tatar-ı adû-şikâr içinden ne kadar mahbûb mahbûb pençe-i âfitâb gulâmlar ve nâ-şükûfte duhter-i pâkîze ahterler var ise Hân kendü huzûruna getirdüp güzîdelerin seçer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 52a ·
metinde göster ·
… rı ve Özü Beği Kargılı 53b Halîl Ağa ve sâ’ir iş erleri ve Yûsuf Kethüdâ dahi
Tatar askerin
istemiş.
Der-beyân-ı re’y [ü] tedbîr-i âhir: Hemân Akkirmân limanında sene-i sâbıkadan kalmış Varna cenginde alınan yigirmi pâre Urus-ı menhûs şaykalarının cümle mühimmâtların tarfetü'l-ayn içre koyup ve küçük şayka ve zarbuna ve şayka sandallarının sâhiblerine ücretlerin verüp elli pâre gemilere Akkirmân'dan on bin guruşluk keraste ve beksimâd ve bârûd-ı siyâh ve gülle ve gayrı âlet-i silâhlarla ve sâ’ir levâzımât mühimmâtlar ile elli pâre gemileri leb ber-leb edüp yüz kantar mismâr ve cümle Akkirmân ve Kili mi‘mârların gemilere iki bin kile buğday ve beş bin kile darı dahi doldurup kendü bayraklarından yigirmi bayrak sekbân ve sarıca ve Akkirmân kal‘ası kulundan bin aded güzîde şehbâz yiğitler ile cümle iki bin ma‘dûd asâkir-i pür-silâhı iki günde elli pâre gemilere doldurup Akkirmân'dan bi-emr-i Hudâ eyyâm-ı muvâfık ile sekiz sâ‘atde kal‘a-i Özü'ye varınca cümle asker-i İslâm elli pâre gemiyle gelen zahîre ve kerasteleri ve askeri görüp tâze cân bulup cümle cebehâne ve zahîreleri der-anbâr ve der-mahzen edüp kal‘anın ta‘mîr ü termîmine ve handak-ı azîmlerin tathîrine mukayyed olup bu asâkir-i İslâm sâlimîn ü gânimîn Özü'ye vâsıl oldukları haberi ertesi gün zahîre getüren gemilerle gelüp, Urus şaykalarının birkaçın bozup kal‘a ta‘mîrine iskeleler yapıldığı haberi Yûsuf Kethüdâ mektûbiyle gelüp Yalı Tatarların bi'l-cümle Özü ağaları ve Özü Beği Kargılı 53b Halîl Ağa ve sâ’ir iş erleri ve Yûsuf Kethüdâ dahi Tatar askerin istemiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 53a–53b ·
metinde göster ·