İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

tav* ve

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
168
isabet
164 cümle/beyitte
62,3
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
40+
farklı biçim
46 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi16868,6

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 168

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“tav* ve” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 4b 200. Hıref-i tavukcıyân ve sayyâd-ı serçeciyân [ve] gayrı mürgân cümle neferâtlariyle alayların beyân eder …
EÇS I 9b … e Kaydefâ'nın diyârına kadem basup Kaydefâ Ana'nın dîvânına dâhil olup tarz [u] tavrın ve re’y [ü] tedbîr [u] cünbüş [ü] harekâtın tecessüs ederken Hikmet-i Hudâ İskende …
EÇS I 69b … ve amel ü zikr ve tasnîfât ve kavl ve haznegîr veyâhûd ebyât-ı eş‘ârdan bahr-i tavîl ve kasâyid ve tercî‘-i bend ve terkîb-i bend ve mersiye ve ıydiyye ve mu‘aşşer ve …
EÇS I 165a … 'u ganîmet ederlerdi. Ve serdâr Karamanlı Alî Beğ dahi pâdişâha niçe yüz Habeşî tavâşîler ve Mısır kîseleri hedâyâlar getirirdi. Böyle bir serdâr-ı muhteşem olmağile yine o …
EÇS I 175b … ekici ve kimi haddeci ve kimi makkâbcı ve kimi dollâbcı ve kimi furuncu ve kimi tavlayıcı ve yüz aded üstâd-ı çarhcı ve kimi sîmci, bir alay cem‘iyyet-i kübrâ kavmdir.
EÇS I 180b … mlar hidmet edüp ubûr ederler. Bu sebzehâne anların dahi kârhânesidir. Anıniçün tavanları ve direklerin atlas ve dîbâ ve zîbâ ile müzeyyen ederler.
EÇS I 191a … l deyü besleyüp kendisi yere geçdikde tavukları sahrâda bulunup mâl-ı Kârûn'dan tavuk ve Mısır'da natrûn kalmışdır. Ve Mısır'da tavuğu fışkı içinde yavru çıkarmağı Kârû …
EÇS I 191a Bu tavukcular kuş besleyüp ba‘zı Mısır tavuğu ve kaz ve ördek yelekleri okculara ve yelpâzecilere lâzım olduğunda bu okcubaşı al …
EÇS I 191a–191b … l-i gûyâ-yı hezâr ve mankır kuşu ve pozbakal ve İshâk kuşu ve sarı asma ve kara tavuk ve kârvân kuşu ve üğeyik ve hakkuran ve Yûsuf Mısır'da satıldı ve beyâz kumru, bu …
EÇS I 210a … yninde kan vâkı‘ olmağile bunlar birbirlerinin hisset ü denâetlerin ve tarz [u] tavrların ve evzâ‘ [ü] etvârların taklîd ederlerdi.
EÇS II 218a 25. Kasaba-i Samanlı ve cezîre-i Heybeli ve cezîre-i Tavşanlı ve cezîre-i Purğazlı.
EÇS II 225b Cümle (---) aded medârisi bânîsiyle ve pâyesi ve mahallesiyle tavsîf ve tahrîr eylesek bir tomar olur.
EÇS II 228b … i yerde bozahâneleri var kim bir diyâra mahsûs değildir. Pâk kâşîli ve münakkaş tavanlı ve kârgîr soffalı biner âdem alır bozahâne ve buzhâneler vardır kim temmûzda zîr-i …
EÇS II 259b–261a … aku'dan ve Bozok'dan ve Boltakay'dan ve Hatukay'dan ve Besni ve Kabartay'dan ve Tavustan'dan ve Dağıstân pâdişâhı Şamhâl Sultân Mahmûd'dan kırk bin güzîde asker ve yedi bin ar …
EÇS II 302a–302b … n güzîdesin alır. Ve cümle güşt ü nân ve sebzevât ve cevv ve gendüm ve dakîk ve tavuk ve güvercin [ve] cevzî ve fındık ve bâzârda suhte olan cümle aşbâz ta‘âmları (---) …
EÇS II 315a–315b … li dendânları var ve alt çenesinde yüz kırk sinni var. Her bir dişi birer zirâ‘ tavîl ve âdem uyluğu gibi kalın dişleri ve fil kulağı gibi gûşleri ve müdevver sofra cir …
EÇS III 43a … ra evleri münhedim olup hâlâ cemî‘i kapularının üst eşikleri ve kayadan oyulmuş tavanları ve yükleri ve dollâbları cümle ka‘r-ı zemîne geçüp kimi baş aşağı, kimi yan bigi y …
EÇS III 95b Memdûh-ı dîğer: Dağlarında onar zirâ‘ tavîl ve ikişer zirâ‘ arîz kalın latîf levhaları olur kim bu diyâra mahsûsdur. İskelesi …
EÇS III 130a–130b … k piliçler gezdiğinden atlar boşanıp birbirlerin helâk ediyorlar. Hâlâ ki atlar tavukdan ve hınzırdan hazz edüp atlara sıraca ve kızılkurd marazı girmez. Anınçün na‘lbend …
EÇS III 130a–130b … an hazz edüp atlara sıraca ve kızılkurd marazı girmez. Anınçün na‘lbend dükkânı tavuksuz ve değirmânları hınzırsız ve ekâbir hâneleri Yahûdîsiz olmaz. Bu kerre atlar birbi …
EÇS III 135a … mmın tarafeyninde kat-ender-kat dekâkîn-i müte‘addideler ile müzeyyen bir sûk-ı tavîldir. Ve Tahtalkal‘a çârsûsu dahi ma‘mûrdur. Ve Balık bâzârı ve Bezzâzlar bâzârı ve Gazz …
EÇS IV 217b … gemilerine süvâr olup cânib-i erba‘asında korkuluklarına girdebâlişlere dayanup tavla ve sadranc oynayarak yemîn ü yesârı temâşâ ederek ba‘zı imâr kendlere yanaşarak ve …
EÇS IV 219b … i niçe yüz cisr-i ibret-nümâlar vardır ammâ bu cisr-i Batmân'ın binâsı ve tarzı tavrı ve vaz‘ı esâsı ve kadd u kâmeti ve metâneti bir cisrde yokdur. Bu nehr-i azîmin bi …
EÇS IV 253a … [u] rûz bu kapular mâbeyninde dîdebânlık ve nigehbânlık edüp dakku'l-hanak ile tavla ve şatranç oynayup herkes bir işgâlde pâsbânlık ederler. Ve bu kapunun iç yüzünde …
EÇS IV 272b … 'l-Basra, Öküz öldü, boyunduruk kırıldı, dedikleri darb-ı mesel kelâmı üzre tav tavlanup ve sav savlandıkdan sonra gelen âsî hânîlerin şimden gerü geldikleri, ne fâ’ide. C …
EÇS IV 275b … elif ve lâm harfleri birdir. Ammâ gayrı yigirmi yedi aded harflerinin tarz [u] tavırları ve eşkâlleri cümle birbirlerine muhâlif tahrîr olunmuşdur kim karîne ile dahi tilâ …
EÇS IV 295a … bey‘ edenler vezn-i Alî ile fürûht ederler. Hatta buğday ve yumurtayı ve pişmiş tavuğu ve beyâz nânı ve'l-hâsıl cümle eşyâ-yı âvânîyi terazü ile fürûht ederler. Hattâ aş …
EÇS IV 324b … ferîde dest-dırâzlık etmeyüp cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtı ve beyzası ve pişmiş tavuğu ve çobrası ve pilavı ve herîsesi cümle vezn-i Alî ile fürûht olunur, aslâ ve kat‘â …
EÇS IV 332b … âyburnu'nda ve Atmeydânı'nda ve Altımermer'de ve Yedikulle'de ve Avretbâzârı ve Tavukbâzârı'nda ve Galata Kullesi yerinde üç yüz altmış altı {aded} tılsımâtlar cümle baş aşağı ol …
EÇS IV 361a … kellefdir. Ve şehrin ortasında Attârlar bâzârı bezzâzistân-ı kebîr örtülü sûk-ı tavîldir. Ve Pilav bâzârı ve Kumar bâzârı.
EÇS IV 399a … bı gibi üç fersah yerden sadâları istimâ‘ olunurmuş ve nehr-i Şatt üzre haşeb-i tavîlden ve levha-i arîzden kâmil üç bin aded cüsûrlar var imiş. Kırk aded yerde dahi kârgî …
EÇS V 18a Bu mertebe ta‘rîf ü tavsîf ve mertebeden murâd [u] merâm oldur kim âlem-i sabâvetden beri bir yerde esüp nân …
EÇS V 36b–37a … ba‘zımız küçük ecinne yayı ve babucı ve asâları ve okları ve niçemiz tencere ve tavalar ve meşe kozalağı kadar çanak tabaklar ve mızraklar
EÇS V 90b … deryâ yüzünde {taş güllelerden} toz evce peyveste oldu. Hulâsa-i kelâm ta‘bîr ü tavsîf ve tahrîr ile olmaz. Tâ kim görmeğe muhtâc bir vâcibü's-seyr ibret-nümâdır. Hattâ …
EÇS V 99b … n emsâli cüsûr-ı garîbe vü acîbeler gördük, ammâ bu Ergene cisri kadar vâsi‘ ve tavîl ve metîn ve kavî şeddadî-misâl bir âsâr-ı ibret-nümâ görmedim.
EÇS V 102b … ulan küffâr-ı dûzah-karârın ardları sıra kovmak fermân olundukda hakîrin atları tavlı ve vücûdumda kuvvet [u] kuvâ olmak ile Ahmed Ağa'mızdan ve beğden me’zûn olup seki …
EÇS V 127a … zerrîn ve murassa‘ lu’lu’ ve elmas ve yâkût ile kâr olunmuş zerrînkâr halhal ve tavk ve İstefanlar ve elvân elvân emti‘a-i esnâf tecemmülât akmişe-i kâlâ-yı vâlâ-yı bî …
EÇS V 156b–157a … bu bâlâda görüp tahrîr etdiğimiz kılâ‘-ı metînelerin cemî‘i eşkâl [ü] tarz [u] tavrı ve cümle imârâtı ve âb [u] havâsıyla tahrîr eylesek başka bir müdevven olup kesret …
EÇS V 162a Hakîr yine tevâbi‘lerimizle konağımıza gelüp hersekden elli koyun ve yüz tavuk ve iki kafes güvercin ve bin aded beyâz sipov ekmeği ve on aşcı gelüp matbahda hid …
EÇS VI 18a … k aded ekmeği dahi summât-ı Muhammedî üzre kodular kim her biri yigirmişer adım tavîl ve beşer adım eni ve birer âdem kaddi âlî penbe-misâl ekmekler idi. Hudâya ma‘lûmd …
EÇS VI 18b … ded sığır ve boğa ve dananın içleri sâfî koyun ve kuzu; ve koyun ve kuzu içleri tavuk ve güvercin dolu semîn ve muharrâ pişmiş sığır kebâbları idi.
EÇS VI 18b Ba‘zı sığır kebâbları içinde cânlı tavşanlar ve tilki ve çakallar ve diri güvercinler var idi kim asker-i İslâm bu ni‘metleri y …
EÇS VI 46a … halîm ve selîm ve dil-nüv[â]zlığın yâd ede. Eğerçi cemî‘i ahvâlâtların ta‘rîf ü tavsîf ve tahrîr etsek bir tomar-ı müdevven olur, ammâ bu abd-i hakîr Evliyâ-yı pür-taksî …
EÇS VI 64a … cisir Sultân Süleymân hayrâtıdır kim rub‘-ı meskûnda böyle bir vâsi‘ ve arîz ve tavîl ve âlî cisr-i haşeb ne görülmüşdür ve ne binâ olunmuşdur. Bir başından bir başına …
EÇS VI 67b … â'da ola. Bir nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn câmi‘-i mü’minûndur kim diller ile tavsîf ve ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz.
EÇS VI 72b … iğitler kim her biri Anadolu diyârında re‘âyâ vü berâyânın koyunun ve kuzu [ve] tavuk ve kazların tenâvül etmeden Ma‘dî-Kerib'e dönmüşler idi.
EÇS VI 73b … eklere bu sarâyda ziyâfet-i âlîler edüp cümle küffâr bu sarâyın tarz [u] tarh-ı tavrın ve nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûnun görüp engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde ka …
EÇS VI 87b … arı ve Leh tavuğu puryânı ve kapaması ve sazan balığı kapaması ve uştuka balığı tavası ve kırah çorbası ve baklavası memdûhdur.
EÇS VI 93b … mecma‘u'l-irfân kasr-ı ahşâb var kim cümle a‘yân-ı kibâr bunda zevk u şevk edüp tavla ve şatranc oynayup bu bahâne ile kal‘ayı muhâfaza edüp dururlar.
EÇS VI 97a … esâcidleridir. Evvelâ Öziçeli Hacı İbrâhîm câmi‘i, kurşum örtülü çatma münakkaş tavanlı ve evkâfı metînli ve cemâ‘at-i kesîreli ve kârgîr minâre-i serâmedli nev-binâ bir …