… zır olup tâbût-ı şerîfin bir cânibine Haccâc girüp yedi kerre cenâze-i Zübeyr'i
tavâf etdirüp
Mu‘allâ'ya defn ederler.
"Dahi bu Şeyh Zübeyr minberden enmedi mi? Ne çok va‘z [u] nasîhat etdi" deyüp ubûr eder. Bu güftârı Haccâc-ı Zâlim'e bildirdiklerinde "Bu sözden anlanan ricâ etmekdir. Tîz Zübeyr'i endirin" deyüp endirirler. Ve gasl etdirüp Harem-i şerîfde yine Haccâc cenâze namâzına hâzır olup tâbût-ı şerîfin bir cânibine Haccâc girüp yedi kerre cenâze-i Zübeyr'i tavâf etdirüp Mu‘allâ'ya defn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y341b ·
metinde göster ·
Tâbûtları dörd ayaklı cânib-i erba‘ası parmaklı tûlânîce bir nerdübân-misâl bir tâbûtdur, üstüne siyâh Ka‘be örtüsü ile setr edüp cümle cemâ‘at ile meyyitin önüne düşüp deff-i bî-cilcile çalarak Abbasî alemlerin açarak "Lâ ilâhe illallâh" sadâsına rehâ buldurarak Ka‘be-i şerîf haremine girdikde cümle ehl-i mevtâ "Allâhümme lebbeyk" deyüp telbiye ederek meyyiti Altun Oluk altına koyup mü’ezzinler "Cenâze namâzına" deyü nidâ edince nısfu'l-leyl ise dahi Ka‘be-i şerif ehl-i tavâfdan hâlî değildir, mâ-fevkında kerrûbiyân bile tavâfdadır, cümle cemâ‘at hâzır olup kânûn-ı Muhammedî üzre salât-ı cenâzeyi edâ edüp meyyitin ihvân-ı bâ-vefâları tâbûtu omuzlarına alup Ka‘be-i şerîfi bir hac savâbı olmak üzre telbiye ederek Ka‘be-i şerîfi yedi kerre tavâf etdirüp Bâb-ı Cenâyiz'den yâhûd Bâb-ı Safâ'dan çıkarup sa‘y-i Safâ ve Merve sûkundan güzer etdirüp deff [u] kudüm ile cümle halk "Lâ ilâhe illallâh" diyerek şenlik ve şâdumânlık ederek garâfe-i şühedâ olan Mu‘allâ mezâristânında defn edüp imâm telkîn edüp herkes hânesine müteveccih olup ol mevtâ "Zayf-i İlâh-ı Rabbi'l-âlemîn" olup vâsıl-ı Hudâ olur. Rahmetü'llâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y360b ·
metinde göster ·