… unmuşdur. Bundan taşra dehlîz-i harem dahi tûlânî (---) amûd-ı sağîr üzre tahta
tavan
sütûhdur kim cümle bu câmi‘ rusâs-ı hâlis ile pûşîde bir câmi‘-i nûrdur.
Ve taşra dehlîz soffaları üzre (---) aded amûd-ı zenbûrîler üzre (---) aded kubâblardır. Bu soffaların mihrâb dîvârında serâpâ ebyât, eş‘âr, müfredât-ı gûnâ-gûn ve bir azîm resm-i Ömer tahrîr olunmuşdur. Bundan taşra dehlîz-i harem dahi tûlânî (---) amûd-ı sağîr üzre tahta tavan sütûhdur kim cümle bu câmi‘ rusâs-ı hâlis ile pûşîde bir câmi‘-i nûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125b ·
metinde göster ·
… hânedir kim İslâmbol'da ve gayrı diyârda misli yokdur. Semâ‘hânesi bir musanna‘
tavan
kubbe-i la‘l-gûndur kim şimdiki üstâdları ana nazîre kubbe inşâ edemezler, gâye …
Ve tekyegâh-ı dervîşan-ı Beşiktaş: Evvelâ tekye-i Mevl[ev]îhâne-i (---) Paşa, leb-i deryâda semâ‘hânesi deryâya nâzır fevkânî bir mevlevîhânedir kim İslâmbol'da ve gayrı diyârda misli yokdur. Semâ‘hânesi bir musanna‘ tavan kubbe-i la‘l-gûndur kim şimdiki üstâdları ana nazîre kubbe inşâ edemezler, gâyet refî‘ ü pesendîde kubbe-i âlîdir. Ve fukarâ hücreleri cânib-i garbında ma‘mûrdur. Ve meydân-ı semâ‘hâne serâpâ ceviz levhasıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 135b ·
metinde göster ·
(---) Hân vüzerâlarındandır. Çâr-kûşe dîvâr üzre yine çâr-kûşe
tavan
kubbe ve kurşumlu ve bir minâreli câmi‘dir. Hareminde dıraht-ı mevzûnları var k …
(---) Hân vüzerâlarındandır. Çâr-kûşe dîvâr üzre yine çâr-kûşe tavan kubbe ve kurşumlu ve bir minâreli câmi‘dir. Hareminde dıraht-ı mevzûnları var kim Mi‘mâr Sinân Ağa binâsıdır. Bunlardan mâ‘adâ mesâcidlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 140a ·
metinde göster ·
… mlar hidmet edüp ubûr ederler. Bu sebzehâne anların dahi kârhânesidir. Anıniçün
tavanları
ve direklerin atlas ve dîbâ ve zîbâ ile müzeyyen ederler.
Andan yine bâzârbaşının alay-ı azîmi yürüyüp pâk müsellah askerler içre kızak-ı azîm üzre muhtesib çardağın ve Yemiş İskelesi'nde sebzehâne çardağın meyve-i ibret-nümâlar ile ve niçe yüz zerdûz yasdıklar ile donadup her şâhnişînlerinde mahbûb gulâmlar hidmet edüp ubûr ederler. Bu sebzehâne anların dahi kârhânesidir. Anıniçün tavanları ve direklerin atlas ve dîbâ ve zîbâ ile müzeyyen ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180b ·
metinde göster ·
Ehl-i sanâyi, mismârân ya‘nî egserciyân: Dükkân 1006, neferât 3000, bunlar dahi Dâvûdî'dir. Bu tâ’ife İslâmbol'da gâyet firâvândır. Zîrâ ihrâk çok olmağile bunlar Lofça ve Zağra ve Miyâne ve Geyve ve gevele ve orta sayış ve yüleme padara egserisi ve tavan egserisi misilli egserileri arabalar üzre dükkânlarında zeyn edüp "Mervân başına mıh satarım" deyüp dükkânlarında egser keserek ubûr ederler. Bunlar ekseriyyâ Divriği Ermenîleridir ammâ Ferhâd kavm[i]dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 183b ·
metinde göster ·
… i yerde bozahâneleri var kim bir diyâra mahsûs değildir. Pâk kâşîli ve münakkaş
tavanlı
ve kârgîr soffalı biner âdem alır bozahâne ve buzhâneler vardır kim temmûzda zî …
İslâmbol kahvehâneleri, Murâd Hân-ı Râbi‘de kadâga-i (?) şâhî ile men‘ olaldan berü Bursa kahveleri iştihâr bulup tiryâkîlerinin yüzleri gülmüşdür. Ve meşhûr-ı âfâk olan doksan yedi yerde bozahâneleri var kim bir diyâra mahsûs değildir. Pâk kâşîli ve münakkaş tavanlı ve kârgîr soffalı biner âdem alır bozahâne ve buzhâneler vardır kim temmûzda zîr-i zemînler içre bozaların buzlar üstüne koyup bozaları göğreyüp bozarup sovuk olur, cüllâb-misâl pâk bozası olur. Cümle a‘yân-ı kibârı bozahâneye girmek ayb değildir. Zirâ kahvehâneler gibi bunlarda dahi hânende ve sâzendeler vardır. Ve mahbûb boza sâkîleri var kim her biri birer pençe-i âfitâb meh-pânlardır. Bellerinde Bursa'nın kırk kalem münakkaş peştemâlları ve pâk libâslarıyla reftâr eder, elindeki ayağına âşıklar ayak bağlayup bozaya büzilüp bozadır derd-i seri olur. Ve niçe yüz yerde bu gûne cilvegâh yerleri vardır, ammâ biz ihtisâr etdik. Ve iki yerde tahte'l-kal‘ası vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228b ·
metinde göster ·
… ra evleri münhedim olup hâlâ cemî‘i kapularının üst eşikleri ve kayadan oyulmuş
tavanları
ve yükleri ve dollâbları cümle ka‘r-ı zemîne geçüp kimi baş aşağı, kimi yan big …
Mu‘cize-i enbiyâ bir kaya-yı bâlâdır. Hazret-i Sâlih asrında bu kaya içre Nâka gâ’ib olunca Cenâb-ı Bârî tarafından Hazret-i Sâlih'e hâtif-i Rabbânî ile "Yâ Sâlih! Rûh ile'ş-Şâm!" emri olunca Hazret-i Sâlih Şâm tarafına gitdikde Cenâb-ı Rabbi'l-İzzet bu kavm-i Semûd'a bir ra‘d u berk u sâ’ika azâbın verüp cümle kavm-i Semûd ol sayhadan zehreleri çâk ve dâr-ı karârları zîr-i hâk olup cümle kayalarda oyulmuş mağara evleri münhedim olup hâlâ cemî‘i kapularının üst eşikleri ve kayadan oyulmuş tavanları ve yükleri ve dollâbları cümle ka‘r-ı zemîne geçüp kimi baş aşağı, kimi yan bigi yatar kâ‘alar ve sarâylar var kim cümle Şâm huccâcı bu şehr-i Semûd içinden geçdikde temâşâ edüp gazabullah ne idiğün görüp Hûdâ-yı bîçûndan havf etmeleri ziyâde olur, ibret-nümâ harâbistândır. Andan Hazret-i Sâlih bu Akka şehrine gelüp sene (---) mu‘ammer olup merhûm oldukda bu hâk-i pâkde defn ederler. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Gerçi bir binâ-yı azîm âsitânesi yokdur ammâ yine fukarâ-yı râ‘îden yedi sekiz nefer türbedârları ve hüddâmları vardır. Ammâ bu âsitâneyi dahi kum gark etmededir. Her sene cemî‘i şehir halkı cem‘ olup Hazret-i Sâlih'in rûh-ı şerîfinden istimdâd taleb edüp niçe kerre yüz bin arka yükü rimâli deryâya döküp kabr-i Hazret-i Sâlih'i tathîr ederler. Hakîr dahi hizmetimiz sebkat etsin içün dâmenimle niçe kerre kum taşıyup deryâya ilkâ edüp rûh-ı Sâlih Nebî içün bir Yâsîn-i Şerîf tilâvet edüp ziyâret-i vedâ‘ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43a ·
metinde göster ·
… mi‘mârân ile bir kubbe-i ser-âmeddir kim kubbe-i sernigûnun içi münakkaş levha
tavandır
. Garâbet andadır kim eyle kubbe-i azîmin içinde aslâ sütûn yokdur. Hemân bir vâ …
Der-sitâyiş-i tekye-i Akyazılı Sultân : Leb-i deryâda Varna şehri ve Balçık iskelesi mâbeyninde bir vâsi‘ öz içre bir hıyâbân koru kenarında evc-i âsumâna ser çekmiş şekl-i müsebba‘ bir kârgîr kulle-i âlîdir kim gûyâ İslâmbol'da Galata Kullesi'dir. Ammâ kurşum örtülü sivri külâhı eflâke ser çeküp zirve-i a‘lâsındaki alemi ebr-i kebûd içre şâ‘şâ‘a urur. Ammâ kubbe sivri külâhı cümle ahşâbâtdandır. Aslâ kârgîr kubbe değildir. 123b Hikmet-i mühendisân-ı kâr-ı mi‘mârân ile bir kubbe-i ser-âmeddir kim kubbe-i sernigûnun içi münakkaş levha tavandır. Garâbet andadır kim eyle kubbe-i azîmin içinde aslâ sütûn yokdur. Hemân bir vâsi‘ fezâ üzre bir nakş-ı bukalemun tavandır. Tâ vasatında üç yüz kandilli bir çerâğdân-ı sakîl maslûbdur. Ol dahi bir bâr-ı âhendir. Her şeb ol kanâdilleri dervîşân çerâğân edüp kubbe nûr iken nûrun alâ nûr olup her âşıkân-ı sâdıkân işgâl-ı ma‘rifete meşgûl olup cân sohbeti ederler. Cümle seyyâhân-ı berr ü bihâr bu âsitânenin sütûnsuz sâbite olduğuna engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân olurlar. Tâ bu mertebe vâsi‘ meydân üzre mestûr kubbedir kim kapudan ocağa varınca meydân-ı fukarâ yüz ayakdır. Serâpâ beyâz mermer-i hâm ile mefrûş bir meydândır. Ortada bir şâzirvân-ı revân olmadadır. Cümle uşşâkân andan def‘-i atşân ederler. Ve bu âsitâne ortasında niçe yüz aded âdem kaddi sarı pirinçden her bir pâdişâhın birer yâdigâr çerâğdânları vardır. Her şeb çerâğları gelen kurbânların yağından yakup şeb-i muzlimleri leyle-i isrâ olup gûyâ rûz-ı rûşen olur. Hakîr bu kubbe tavanının ber-karâr olmasına hayrân kalup âhir tekyenişîn Arslan Dede izniyle kubbenin tavanı üstüne çıkup temâşâ etdim. El-azametullah üstâd-ı neccârân bu kubbe içre tâ alemden rûy-ı tavana gelince bir amûd-ı haşeb-i dırâz vaz‘ edüp niçe yüz bin haşebleri ana kadamış kim gûyâ bir ağaç ormanı olmuş. Âdemin aklı ihâta etmeyüp dîde pür-nem hîrelendiği san‘at-ı hezâr-ahsendir kim "Şenîden ki bûd mânend dîde" makûlesidir. Ve bu meydânın cânib-i erba‘ası demir pencerelerdir kim etrâfında olan bâğçe-i gülistâna nâzırdır. Ve her revzenlerin mâbeyninde kat-ender-kat dervîşân dollâbları vardır. Ve bu meydânın dâ’iren-mâdâr etrâfında nezerâtdan gelen kurbân postları döşelidir. Her bir postda birer sâhib-nazar ârif-i billah âşık-ı şey'illah ilm [ü] amele ve her biri birer kâra meşgûllerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 123a–123b ·
metinde göster ·
… azîmin içinde aslâ sütûn yokdur. Hemân bir vâsi‘ fezâ üzre bir nakş-ı bukalemun
tavandır
. Tâ vasatında üç yüz kandilli bir çerâğdân-ı sakîl maslûbdur. Ol dahi bir bâr-ı …
Der-sitâyiş-i tekye-i Akyazılı Sultân : Leb-i deryâda Varna şehri ve Balçık iskelesi mâbeyninde bir vâsi‘ öz içre bir hıyâbân koru kenarında evc-i âsumâna ser çekmiş şekl-i müsebba‘ bir kârgîr kulle-i âlîdir kim gûyâ İslâmbol'da Galata Kullesi'dir. Ammâ kurşum örtülü sivri külâhı eflâke ser çeküp zirve-i a‘lâsındaki alemi ebr-i kebûd içre şâ‘şâ‘a urur. Ammâ kubbe sivri külâhı cümle ahşâbâtdandır. Aslâ kârgîr kubbe değildir. 123b Hikmet-i mühendisân-ı kâr-ı mi‘mârân ile bir kubbe-i ser-âmeddir kim kubbe-i sernigûnun içi münakkaş levha tavandır. Garâbet andadır kim eyle kubbe-i azîmin içinde aslâ sütûn yokdur. Hemân bir vâsi‘ fezâ üzre bir nakş-ı bukalemun tavandır. Tâ vasatında üç yüz kandilli bir çerâğdân-ı sakîl maslûbdur. Ol dahi bir bâr-ı âhendir. Her şeb ol kanâdilleri dervîşân çerâğân edüp kubbe nûr iken nûrun alâ nûr olup her âşıkân-ı sâdıkân işgâl-ı ma‘rifete meşgûl olup cân sohbeti ederler. Cümle seyyâhân-ı berr ü bihâr bu âsitânenin sütûnsuz sâbite olduğuna engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân olurlar. Tâ bu mertebe vâsi‘ meydân üzre mestûr kubbedir kim kapudan ocağa varınca meydân-ı fukarâ yüz ayakdır. Serâpâ beyâz mermer-i hâm ile mefrûş bir meydândır. Ortada bir şâzirvân-ı revân olmadadır. Cümle uşşâkân andan def‘-i atşân ederler. Ve bu âsitâne ortasında niçe yüz aded âdem kaddi sarı pirinçden her bir pâdişâhın birer yâdigâr çerâğdânları vardır. Her şeb çerâğları gelen kurbânların yağından yakup şeb-i muzlimleri leyle-i isrâ olup gûyâ rûz-ı rûşen olur. Hakîr bu kubbe tavanının ber-karâr olmasına hayrân kalup âhir tekyenişîn Arslan Dede izniyle kubbenin tavanı üstüne çıkup temâşâ etdim. El-azametullah üstâd-ı neccârân bu kubbe içre tâ alemden rûy-ı tavana gelince bir amûd-ı haşeb-i dırâz vaz‘ edüp niçe yüz bin haşebleri ana kadamış kim gûyâ bir ağaç ormanı olmuş. Âdemin aklı ihâta etmeyüp dîde pür-nem hîrelendiği san‘at-ı hezâr-ahsendir kim "Şenîden ki bûd mânend dîde" makûlesidir. Ve bu meydânın cânib-i erba‘ası demir pencerelerdir kim etrâfında olan bâğçe-i gülistâna nâzırdır. Ve her revzenlerin mâbeyninde kat-ender-kat dervîşân dollâbları vardır. Ve bu meydânın dâ’iren-mâdâr etrâfında nezerâtdan gelen kurbân postları döşelidir. Her bir postda birer sâhib-nazar ârif-i billah âşık-ı şey'illah ilm [ü] amele ve her biri birer kâra meşgûllerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 123a–123b ·
metinde göster ·
… yakup şeb-i muzlimleri leyle-i isrâ olup gûyâ rûz-ı rûşen olur. Hakîr bu kubbe
tavanının
ber-karâr olmasına hayrân kalup âhir tekyenişîn Arslan Dede izniyle kubbenin ta …
Der-sitâyiş-i tekye-i Akyazılı Sultân : Leb-i deryâda Varna şehri ve Balçık iskelesi mâbeyninde bir vâsi‘ öz içre bir hıyâbân koru kenarında evc-i âsumâna ser çekmiş şekl-i müsebba‘ bir kârgîr kulle-i âlîdir kim gûyâ İslâmbol'da Galata Kullesi'dir. Ammâ kurşum örtülü sivri külâhı eflâke ser çeküp zirve-i a‘lâsındaki alemi ebr-i kebûd içre şâ‘şâ‘a urur. Ammâ kubbe sivri külâhı cümle ahşâbâtdandır. Aslâ kârgîr kubbe değildir. 123b Hikmet-i mühendisân-ı kâr-ı mi‘mârân ile bir kubbe-i ser-âmeddir kim kubbe-i sernigûnun içi münakkaş levha tavandır. Garâbet andadır kim eyle kubbe-i azîmin içinde aslâ sütûn yokdur. Hemân bir vâsi‘ fezâ üzre bir nakş-ı bukalemun tavandır. Tâ vasatında üç yüz kandilli bir çerâğdân-ı sakîl maslûbdur. Ol dahi bir bâr-ı âhendir. Her şeb ol kanâdilleri dervîşân çerâğân edüp kubbe nûr iken nûrun alâ nûr olup her âşıkân-ı sâdıkân işgâl-ı ma‘rifete meşgûl olup cân sohbeti ederler. Cümle seyyâhân-ı berr ü bihâr bu âsitânenin sütûnsuz sâbite olduğuna engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân olurlar. Tâ bu mertebe vâsi‘ meydân üzre mestûr kubbedir kim kapudan ocağa varınca meydân-ı fukarâ yüz ayakdır. Serâpâ beyâz mermer-i hâm ile mefrûş bir meydândır. Ortada bir şâzirvân-ı revân olmadadır. Cümle uşşâkân andan def‘-i atşân ederler. Ve bu âsitâne ortasında niçe yüz aded âdem kaddi sarı pirinçden her bir pâdişâhın birer yâdigâr çerâğdânları vardır. Her şeb çerâğları gelen kurbânların yağından yakup şeb-i muzlimleri leyle-i isrâ olup gûyâ rûz-ı rûşen olur. Hakîr bu kubbe tavanının ber-karâr olmasına hayrân kalup âhir tekyenişîn Arslan Dede izniyle kubbenin tavanı üstüne çıkup temâşâ etdim. El-azametullah üstâd-ı neccârân bu kubbe içre tâ alemden rûy-ı tavana gelince bir amûd-ı haşeb-i dırâz vaz‘ edüp niçe yüz bin haşebleri ana kadamış kim gûyâ bir ağaç ormanı olmuş. Âdemin aklı ihâta etmeyüp dîde pür-nem hîrelendiği san‘at-ı hezâr-ahsendir kim "Şenîden ki bûd mânend dîde" makûlesidir. Ve bu meydânın cânib-i erba‘ası demir pencerelerdir kim etrâfında olan bâğçe-i gülistâna nâzırdır. Ve her revzenlerin mâbeyninde kat-ender-kat dervîşân dollâbları vardır. Ve bu meydânın dâ’iren-mâdâr etrâfında nezerâtdan gelen kurbân postları döşelidir. Her bir postda birer sâhib-nazar ârif-i billah âşık-ı şey'illah ilm [ü] amele ve her biri birer kâra meşgûllerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 123a–123b ·
metinde göster ·
… ın ber-karâr olmasına hayrân kalup âhir tekyenişîn Arslan Dede izniyle kubbenin
tavanı
üstüne çıkup temâşâ etdim. El-azametullah üstâd-ı neccârân bu kubbe içre tâ ale …
Der-sitâyiş-i tekye-i Akyazılı Sultân : Leb-i deryâda Varna şehri ve Balçık iskelesi mâbeyninde bir vâsi‘ öz içre bir hıyâbân koru kenarında evc-i âsumâna ser çekmiş şekl-i müsebba‘ bir kârgîr kulle-i âlîdir kim gûyâ İslâmbol'da Galata Kullesi'dir. Ammâ kurşum örtülü sivri külâhı eflâke ser çeküp zirve-i a‘lâsındaki alemi ebr-i kebûd içre şâ‘şâ‘a urur. Ammâ kubbe sivri külâhı cümle ahşâbâtdandır. Aslâ kârgîr kubbe değildir. 123b Hikmet-i mühendisân-ı kâr-ı mi‘mârân ile bir kubbe-i ser-âmeddir kim kubbe-i sernigûnun içi münakkaş levha tavandır. Garâbet andadır kim eyle kubbe-i azîmin içinde aslâ sütûn yokdur. Hemân bir vâsi‘ fezâ üzre bir nakş-ı bukalemun tavandır. Tâ vasatında üç yüz kandilli bir çerâğdân-ı sakîl maslûbdur. Ol dahi bir bâr-ı âhendir. Her şeb ol kanâdilleri dervîşân çerâğân edüp kubbe nûr iken nûrun alâ nûr olup her âşıkân-ı sâdıkân işgâl-ı ma‘rifete meşgûl olup cân sohbeti ederler. Cümle seyyâhân-ı berr ü bihâr bu âsitânenin sütûnsuz sâbite olduğuna engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân olurlar. Tâ bu mertebe vâsi‘ meydân üzre mestûr kubbedir kim kapudan ocağa varınca meydân-ı fukarâ yüz ayakdır. Serâpâ beyâz mermer-i hâm ile mefrûş bir meydândır. Ortada bir şâzirvân-ı revân olmadadır. Cümle uşşâkân andan def‘-i atşân ederler. Ve bu âsitâne ortasında niçe yüz aded âdem kaddi sarı pirinçden her bir pâdişâhın birer yâdigâr çerâğdânları vardır. Her şeb çerâğları gelen kurbânların yağından yakup şeb-i muzlimleri leyle-i isrâ olup gûyâ rûz-ı rûşen olur. Hakîr bu kubbe tavanının ber-karâr olmasına hayrân kalup âhir tekyenişîn Arslan Dede izniyle kubbenin tavanı üstüne çıkup temâşâ etdim. El-azametullah üstâd-ı neccârân bu kubbe içre tâ alemden rûy-ı tavana gelince bir amûd-ı haşeb-i dırâz vaz‘ edüp niçe yüz bin haşebleri ana kadamış kim gûyâ bir ağaç ormanı olmuş. Âdemin aklı ihâta etmeyüp dîde pür-nem hîrelendiği san‘at-ı hezâr-ahsendir kim "Şenîden ki bûd mânend dîde" makûlesidir. Ve bu meydânın cânib-i erba‘ası demir pencerelerdir kim etrâfında olan bâğçe-i gülistâna nâzırdır. Ve her revzenlerin mâbeyninde kat-ender-kat dervîşân dollâbları vardır. Ve bu meydânın dâ’iren-mâdâr etrâfında nezerâtdan gelen kurbân postları döşelidir. Her bir postda birer sâhib-nazar ârif-i billah âşık-ı şey'illah ilm [ü] amele ve her biri birer kâra meşgûllerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 123a–123b ·
metinde göster ·
… up temâşâ etdim. El-azametullah üstâd-ı neccârân bu kubbe içre tâ alemden rûy-ı
tavana
gelince bir amûd-ı haşeb-i dırâz vaz‘ edüp niçe yüz bin haşebleri ana kadamış k …
Der-sitâyiş-i tekye-i Akyazılı Sultân : Leb-i deryâda Varna şehri ve Balçık iskelesi mâbeyninde bir vâsi‘ öz içre bir hıyâbân koru kenarında evc-i âsumâna ser çekmiş şekl-i müsebba‘ bir kârgîr kulle-i âlîdir kim gûyâ İslâmbol'da Galata Kullesi'dir. Ammâ kurşum örtülü sivri külâhı eflâke ser çeküp zirve-i a‘lâsındaki alemi ebr-i kebûd içre şâ‘şâ‘a urur. Ammâ kubbe sivri külâhı cümle ahşâbâtdandır. Aslâ kârgîr kubbe değildir. 123b Hikmet-i mühendisân-ı kâr-ı mi‘mârân ile bir kubbe-i ser-âmeddir kim kubbe-i sernigûnun içi münakkaş levha tavandır. Garâbet andadır kim eyle kubbe-i azîmin içinde aslâ sütûn yokdur. Hemân bir vâsi‘ fezâ üzre bir nakş-ı bukalemun tavandır. Tâ vasatında üç yüz kandilli bir çerâğdân-ı sakîl maslûbdur. Ol dahi bir bâr-ı âhendir. Her şeb ol kanâdilleri dervîşân çerâğân edüp kubbe nûr iken nûrun alâ nûr olup her âşıkân-ı sâdıkân işgâl-ı ma‘rifete meşgûl olup cân sohbeti ederler. Cümle seyyâhân-ı berr ü bihâr bu âsitânenin sütûnsuz sâbite olduğuna engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân olurlar. Tâ bu mertebe vâsi‘ meydân üzre mestûr kubbedir kim kapudan ocağa varınca meydân-ı fukarâ yüz ayakdır. Serâpâ beyâz mermer-i hâm ile mefrûş bir meydândır. Ortada bir şâzirvân-ı revân olmadadır. Cümle uşşâkân andan def‘-i atşân ederler. Ve bu âsitâne ortasında niçe yüz aded âdem kaddi sarı pirinçden her bir pâdişâhın birer yâdigâr çerâğdânları vardır. Her şeb çerâğları gelen kurbânların yağından yakup şeb-i muzlimleri leyle-i isrâ olup gûyâ rûz-ı rûşen olur. Hakîr bu kubbe tavanının ber-karâr olmasına hayrân kalup âhir tekyenişîn Arslan Dede izniyle kubbenin tavanı üstüne çıkup temâşâ etdim. El-azametullah üstâd-ı neccârân bu kubbe içre tâ alemden rûy-ı tavana gelince bir amûd-ı haşeb-i dırâz vaz‘ edüp niçe yüz bin haşebleri ana kadamış kim gûyâ bir ağaç ormanı olmuş. Âdemin aklı ihâta etmeyüp dîde pür-nem hîrelendiği san‘at-ı hezâr-ahsendir kim "Şenîden ki bûd mânend dîde" makûlesidir. Ve bu meydânın cânib-i erba‘ası demir pencerelerdir kim etrâfında olan bâğçe-i gülistâna nâzırdır. Ve her revzenlerin mâbeyninde kat-ender-kat dervîşân dollâbları vardır. Ve bu meydânın dâ’iren-mâdâr etrâfında nezerâtdan gelen kurbân postları döşelidir. Her bir postda birer sâhib-nazar ârif-i billah âşık-ı şey'illah ilm [ü] amele ve her biri birer kâra meşgûllerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 123a–123b ·
metinde göster ·
gülgûndur. Ammâ mihrâbı ve minberi tarz-ı kadîmdir. Eyle musannâ‘ değildir. Ve …
Ve cümle (---) aded mihrâbdır. Cümleden Ulucâmi‘ âsitâne-i Sarı Saltık Sultân'a muttasıl bir câmi‘-i kebîrdir kim vasfında lisân kâsırdır. Sene (---) târîhinde bizzât Sultân Bâyezîd-i Velî fethi olmağıla bu câmi‘-i pür-envârı anlar binâ etmişdir. Çâr-kûşe kârgîr dîvâr üzre yine çâr-kûşe tahta kubbe üzre rasâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr bir câmi‘-i ma‘mûr-ı pür-nûrdur. İki yan ve bir kıble kapusu vardır. Kıble kapusundan tâ mihrâba varınca tûlen ve arzen yüz seksener ayakdır. Derûn-ı câmi‘de cümle (---) aded amûdlar üzre nakş-ı bukalemûn-ı ibret-nümûn tavan-ı gülgûndur. Ammâ mihrâbı ve minberi tarz-ı kadîmdir. Eyle musannâ‘ değildir. Ve cânib-i yemîninde ancak bir minâresi vardır. Ve gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Velî mertebesinde sâhib-i vera‘ bir imâmı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 127a ·
metinde göster ·
… âtlı ni‘met-i nefîseler tenâvül olurken hikmet-i Hudâ bir gece paşanın hazînesi
tavanı
delinüp birkaç sepet sandukalar yarılup yigirmi bin altun ve bu kadar akmişe-i …
şehr-i Banyaluka'da efendimiz Ferhâd Paşa hânesinde yedi 165a ay kâmil meks edüp aslâ paşa matbah kaynatmayup rûz-merre kırk beş yer[d]e şîr-i hurmâ ve katr-ı nebâtlı ni‘met-i nefîseler tenâvül olurken hikmet-i Hudâ bir gece paşanın hazînesi tavanı delinüp birkaç sepet sandukalar yarılup yigirmi bin altun ve bu kadar akmişe-i fâhireler gâ’ib olunca, hemân ale's-sabâh paşa hâne sâhibi Ferhâd Paşa oğlu Mehemmed Beğ'e ve kethüdâsı ve hazînedârına sekbân ve sarıcalar işkenceler edüp âhirü'l-emr Ömer nâm bir küçük gulâma işkenceler edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 164b–165a ·
metinde göster ·
delüp beni ip ile aşağı sarkıdup dörd kîse aldım ve bu kadar cevâhir alup ip il …
"Vallâhi bizim beğin hazînedârı Ahmed tavanı delüp beni ip ile aşağı sarkıdup dörd kîse aldım ve bu kadar cevâhir alup ip ile beni dahi yukaru çekdiler. Ba‘dehû bana yüz dâne Dobra-Venedik dinârı verdiler" dedikde, Mehemmed Beğ ve kethüdâsı ve hazînedârı,,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 165a ·
metinde göster ·
"Hâşâ haberimiz yokdur" deyü inkâr ile cevâb verince Küçük Ömer
tavanı
delen burguları ve destereleri meydân-ı mahabbete getirüp burguları ve desterel …
"Hâşâ haberimiz yokdur" deyü inkâr ile cevâb verince Küçük Ömer tavanı delen burguları ve destereleri meydân-ı mahabbete getirüp burguları ve destereleri yapan üstâdları çağırup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 165a ·
metinde göster ·
deldik ve dörd kîse Venedik dinârı aldım. İşte mühriyle durur" deyü kîseleri me …
‘şundan, ya‘nî mâl alsana’ deyüp bir gece tavanı deldik ve dörd kîse Venedik dinârı aldım. İşte mühriyle durur" deyü kîseleri meydân-ı mahabbete çıkardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 165a ·
metinde göster ·
… mr-i pâdişâhîyle bir kapucubaşı gelüp Paşa hazînedârı ve Miftâh gulâm Ömer'i ve
tavandan
inen Küçük Ömer'i ve Mehemmed Beğ kethüdâsı ve hâne sâhibi hazînedârı Ahmed'i v …
Hemân ol gece hâne sâhibi hapsden firâr edüp doğru Köpürlü kethüdâsı Gürcî Kethüdâ'ya varup kelpeden ile kopan etlerin ve parmağında kamış yürütdüklerin bir bir Köpürlü'ye gösterüp on iki günde emr-i pâdişâhîyle bir kapucubaşı gelüp Paşa hazînedârı ve Miftâh gulâm Ömer'i ve tavandan inen Küçük Ömer'i ve Mehemmed Beğ kethüdâsı ve hâne sâhibi hazînedârı Ahmed'i ve burgucuyu ve desterecileri ve paşa kendü emîni Mehemmed Efendi'yi da‘vâya vekîl edüp Âsitâne-i sa‘âdet'e gönderüp huzûr-ı Köpürlü'ye sekiz aded âdemler varup kadıaskerîler ve İslâmbol kadısı huzûrlarında paşa hazînedârına hükm olunup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 165a ·
metinde göster ·
nakş-ı bûkalemûn halkârî tavandır kim bu nakş-ı nigîni Fireng Mânî ve Erjeng ve …
Ve dahi bu ma‘bedgâhın çâr-kûşesinde birer sâ‘at kulleleri var, kefere asrında bu kulleler üzre hammâm kubbesi kadar nâkûs çanların çalup birer konak yerlerde istimâ‘ olurmuş. Her bir kulle hâlâ kehkeşân-âsâ semâya ser çeküp durur, ammâ sağ tarafdaki kulle üzre bir üstâd-ı kâmil bir tahta minâre-i serâmed etmiş kim bu dahi vâcibü's-seyr bir haşeb minâredir. Ammâ bu câmi‘in sütûhu kârgîr kubbe değildir, cümle servî direklerinden kirişler üzre çatma tavanlı nakş-ı bûkalemûn halkârî tavandır kim bu nakş-ı nigîni Fireng Mânî ve Erjeng ve Bihzâd ve Şâhkulu etmede âcizlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67b ·
metinde göster ·
kim bu nakş-ı nigîni Fireng Mânî ve Erjeng ve Bihzâd ve Şâhkulu etmede âcizlerd …
Ve dahi bu ma‘bedgâhın çâr-kûşesinde birer sâ‘at kulleleri var, kefere asrında bu kulleler üzre hammâm kubbesi kadar nâkûs çanların çalup birer konak yerlerde istimâ‘ olurmuş. Her bir kulle hâlâ kehkeşân-âsâ semâya ser çeküp durur, ammâ sağ tarafdaki kulle üzre bir üstâd-ı kâmil bir tahta minâre-i serâmed etmiş kim bu dahi vâcibü's-seyr bir haşeb minâredir. Ammâ bu câmi‘in sütûhu kârgîr kubbe değildir, cümle servî direklerinden kirişler üzre çatma tavanlı nakş-ı bûkalemûn halkârî tavandır kim bu nakş-ı nigîni Fireng Mânî ve Erjeng ve Bihzâd ve Şâhkulu etmede âcizlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67b ·
metinde göster ·
ve evkâfı metînli ve cemâ‘at-i kesîreli ve kârgîr minâre-i serâmedli nev-binâ b …
Ve cümle dörd mihrâbdır, ikisi cum‘adır ve ikisi mahalle mesâcidleridir. Evvelâ Öziçeli Hacı İbrâhîm câmi‘i, kurşum örtülü çatma münakkaş tavanlı ve evkâfı metînli ve cemâ‘at-i kesîreli ve kârgîr minâre-i serâmedli nev-binâ bir câmi‘-i ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 97a ·
metinde göster ·
… ûn [u] bîrûn-ı câmi‘i bir tarz-ı âhar edüp bir şeşhâne nakş-ı bûkalemûn halkârî
tavan-ı
ibret-nümûn edüp minberin sağ tarafındaki dîvârın delüp iki aded kemer binâ edü …
Dükelisi on bir aded mihrâbdır, ammâ cümleden mükellef ü müzeyyen Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘i, ma‘bedgâh-ı kadîmdir. Bir bayır dibinde ve bir müferrih ve mesîregâh çemenzâr u murgzâr yerde cemî‘i âsâr-ı binâları rusâs-ı hâs kurşum ile mestûr bir câmi‘-i nûrdur, lâkin sene 1072 târîhinde mütevellîsi bu câmi‘in tarz-ı atîkin bozup müceddeden enderûn [u] bîrûn-ı câmi‘i bir tarz-ı âhar edüp bir şeşhâne nakş-ı bûkalemûn halkârî tavan-ı ibret-nümûn edüp minberin sağ tarafındaki dîvârın delüp iki aded kemer binâ edüp câmi‘i dahi tevsî‘ etmiş. Ve taşra soffası üzre kezâlik yine kubbeler yerine halkârî tavan kubbeler etmiş kim gûyâ her biri birer gûne kâse-i Çîn gibi münakkaş olmuş ve haremi bir çemenzâr ortası havzlı gûnâ-gûn eşcârâtlar ile müzeyyen olup servî ve uhlamur dırahtlarının râyihaları cemâ‘atin demâğların mu‘attar eder. Ve harem etrâfı dâ’iren-mâdâr hücreler ile müzeyyendir, ammâ minâresi ol kadar mevzûn ve musanna‘ değildir, ammâ mihrâb ve minberi ve mahfil-i münîfi ve kürsî-i latîfi gâyet musanna‘ mihrâb ve minberdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 149a ·
metinde göster ·
… i dahi tevsî‘ etmiş. Ve taşra soffası üzre kezâlik yine kubbeler yerine halkârî
tavan
kubbeler etmiş kim gûyâ her biri birer gûne kâse-i Çîn gibi münakkaş olmuş ve h …
Dükelisi on bir aded mihrâbdır, ammâ cümleden mükellef ü müzeyyen Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘i, ma‘bedgâh-ı kadîmdir. Bir bayır dibinde ve bir müferrih ve mesîregâh çemenzâr u murgzâr yerde cemî‘i âsâr-ı binâları rusâs-ı hâs kurşum ile mestûr bir câmi‘-i nûrdur, lâkin sene 1072 târîhinde mütevellîsi bu câmi‘in tarz-ı atîkin bozup müceddeden enderûn [u] bîrûn-ı câmi‘i bir tarz-ı âhar edüp bir şeşhâne nakş-ı bûkalemûn halkârî tavan-ı ibret-nümûn edüp minberin sağ tarafındaki dîvârın delüp iki aded kemer binâ edüp câmi‘i dahi tevsî‘ etmiş. Ve taşra soffası üzre kezâlik yine kubbeler yerine halkârî tavan kubbeler etmiş kim gûyâ her biri birer gûne kâse-i Çîn gibi münakkaş olmuş ve haremi bir çemenzâr ortası havzlı gûnâ-gûn eşcârâtlar ile müzeyyen olup servî ve uhlamur dırahtlarının râyihaları cemâ‘atin demâğların mu‘attar eder. Ve harem etrâfı dâ’iren-mâdâr hücreler ile müzeyyendir, ammâ minâresi ol kadar mevzûn ve musanna‘ değildir, ammâ mihrâb ve minberi ve mahfil-i münîfi ve kürsî-i latîfi gâyet musanna‘ mihrâb ve minberdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 149a ·
metinde göster ·
Ve bu âna dek temâşâ etdiğimiz düyûrların cümlesinden bu İstifani deyri büyükdür. Cümle on altı aded amûd-ı müntehâlar üzre ba‘zı yerleri kârgîr kıbâb-ı âlîlerdir kim eflâke ser çekmişdir. Ve ba‘zı yerleri tâk-i Havarnaklar üzre servden dıraht-ı müntehâlar üzre nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn tavanları cümle zer-ender-zer nükûş-ı garîbe vü acîbe Freng pesend sihr-i i‘câz nakışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59a ·
metinde göster ·
… n dahi niçe yerleri kurşum örtülü kubbe değildir, hemân harpüşte tahta münakkaş
tavan
üzre gûnâ-gûn münakkaş sırçalı kiremit örtülüdür. Ve gayri düyûrlar dahi eyle m …
Cümle manastırlar bu mahalde tamâm oldu. 64a Mâ‘adâ mahalle kiliseleridir, ammâ bu mezkûr manastırların cümlesi kurşum örtülü değildir ve İstifani kenîsesinin dahi niçe yerleri kurşum örtülü kubbe değildir, hemân harpüşte tahta münakkaş tavan üzre gûnâ-gûn münakkaş sırçalı kiremit örtülüdür. Ve gayri düyûrlar dahi eyle münakkaş kiremitlidir. Ve cümle şehrin amâristân olan dâr-ı menhûsları ve niçe yüz sarâyları cümle elvân reng kiremit ve kurşum ve sarı pirinç ve kırmızı bakır ve kalaylı teneke ve câ-be-câ şindire tahta örtülü ma‘mûr u âbâdân hâne-i menhûslardır. Ve eğer
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63b–64a ·
metinde göster ·
ûd u sanavber ve servî ve ar‘ar ve palasanta ve ardıç ve yenidünyâ ve sindiyân …
Ve cümle tavanı ûd u sanavber ve servî ve ar‘ar ve palasanta ve ardıç ve yenidünyâ ve sindiyân ve çemşîr ve ceviz ve çınar ve günlük ağaçlarından ve gayri hoş-bû haşeblerden mebnî münakkaş ibret-nümâ tavandır, ammâ mâbeynlerinde balık kemiği ve kuş kemiği ve kehribâdan biçilmiş tahta tavanlar vardır, ammâ aşağı kat dîvânhâneleri cümle kârgîr binâlı ve toloz kemerli kubâblar ile inşâ olunmuş dîvânhâne ve hücrelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68a ·
metinde göster ·
… ar ve günlük ağaçlarından ve gayri hoş-bû haşeblerden mebnî münakkaş ibret-nümâ
tavandır
, ammâ mâbeynlerinde balık kemiği ve kuş kemiği ve kehribâdan biçilmiş tahta tav …
Ve cümle tavanı ûd u sanavber ve servî ve ar‘ar ve palasanta ve ardıç ve yenidünyâ ve sindiyân ve çemşîr ve ceviz ve çınar ve günlük ağaçlarından ve gayri hoş-bû haşeblerden mebnî münakkaş ibret-nümâ tavandır, ammâ mâbeynlerinde balık kemiği ve kuş kemiği ve kehribâdan biçilmiş tahta tavanlar vardır, ammâ aşağı kat dîvânhâneleri cümle kârgîr binâlı ve toloz kemerli kubâblar ile inşâ olunmuş dîvânhâne ve hücrelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68a ·
metinde göster ·
… dır, ammâ mâbeynlerinde balık kemiği ve kuş kemiği ve kehribâdan biçilmiş tahta
tavanlar
vardır, ammâ aşağı kat dîvânhâneleri cümle kârgîr binâlı ve toloz kemerli kubâb …
Ve cümle tavanı ûd u sanavber ve servî ve ar‘ar ve palasanta ve ardıç ve yenidünyâ ve sindiyân ve çemşîr ve ceviz ve çınar ve günlük ağaçlarından ve gayri hoş-bû haşeblerden mebnî münakkaş ibret-nümâ tavandır, ammâ mâbeynlerinde balık kemiği ve kuş kemiği ve kehribâdan biçilmiş tahta tavanlar vardır, ammâ aşağı kat dîvânhâneleri cümle kârgîr binâlı ve toloz kemerli kubâblar ile inşâ olunmuş dîvânhâne ve hücrelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68a ·
metinde göster ·
Bu bâğda dahi niçe yüz gûne kasr-ı tahtânî ve fevkânî ve havuz ve şâzrevânlar var kim fevvâreleri tavanlara pertâb edüp gûnâ-gûn musanna‘ çarhları şâzrevân sularıyla cereyân etmededirler. Ve bu kral vâlidesi bâğı kurbunda yine çâsârın ecdâdlarından intikâl etmiş kal‘a-misâl bir bâğçe-i Aspuzusu var kim vasfında benî âdem âcizdir. Eğer medh etsek midhatinde lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69a ·
metinde göster ·
… ndan amûd-ı müntehâlar üzre kürsîler ve dahi üstünde musanna‘ tarz-ı kadîm sâde
tavandır
. Bu câmi‘in sağ tarafında hân-ı âlîşânların ibâdethâneleri mahfili var, gümüş k …
Ammâ bu câmi‘-i kadîm kıble kapusundan tâ mihrâba varınca tûlen yüz on ayakdır ve arzen yetmiş ayakdır. Ve içinde yetmiş aded hüddâmları mevcûddur. Ve derûn-i câmi‘ içre yigirmi aded mişe dırahtlarından amûd-ı müntehâlar üzre kürsîler ve dahi üstünde musanna‘ tarz-ı kadîm sâde tavandır. Bu câmi‘in sağ tarafında hân-ı âlîşânların ibâdethâneleri mahfili var, gümüş kanâdîller ve gûnâ-gûn âvîze-i maslûbât-ı musanna‘lar ile müzeyyen olmuş 126b bir mahfil-i münîfdir. Ammâ bu câmi‘in haremi yokdur, zîrâ Çürüksu deresi kıble kapusu önünden cereyân eder. Kıble kapusu ve hân kapusu ve bir alçak tarz-ı kadîm minâresi ve yemîn [ü] yesârında ve kıble tarafındaki türbe bâğçesine nâzır câmi‘in pencereleri var. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 126a–126b ·
metinde göster ·
Bu câmi‘ içre dörd aded sütûn-ı müntehâlar vaz‘ olunup münakkaş
tavan
üzre kiremit örtülü ve bir kıble 138a kapulu câmi‘dir. Ve bu kıble kapusundan …
Bu câmi‘ içre dörd aded sütûn-ı müntehâlar vaz‘ olunup münakkaş tavan üzre kiremit örtülü ve bir kıble 138a kapulu câmi‘dir. Ve bu kıble kapusundan mihrâba varınca tûlu iki yüz ayak ve arzı yüz elli ayakdır. Ve tarz-ı kadîm bir münakkaş mihrâb minberi var kim sihr-i mübîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137b–138a ·
metinde göster ·
sâfî halkârî Bursavî Fahrî Çelebi oyması gibi hayâl-i Freng-pesend oymalı tavan …
Andan orta kapu mâbeyni tavanı sâfî halkârî Bursavî Fahrî Çelebi oyması gibi hayâl-i Freng-pesend oymalı tavandır. Ve bu orta kapunun kaddi kâmil yigirmi arşın bâlâ servi tahtası kanatlardır. Mâ-tekaddem kefere zamânında bu kapular cümle zer-ender-zer cevâhir ve murassa‘ât ile müzeyyen dervezeler imiş. Hâlâ cevâhir yerleri zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252a ·
metinde göster ·
… avanı sâfî halkârî Bursavî Fahrî Çelebi oyması gibi hayâl-i Freng-pesend oymalı
tavandır
. Ve bu orta kapunun kaddi kâmil yigirmi arşın bâlâ servi tahtası kanatlardır. M …
Andan orta kapu mâbeyni tavanı sâfî halkârî Bursavî Fahrî Çelebi oyması gibi hayâl-i Freng-pesend oymalı tavandır. Ve bu orta kapunun kaddi kâmil yigirmi arşın bâlâ servi tahtası kanatlardır. Mâ-tekaddem kefere zamânında bu kapular cümle zer-ender-zer cevâhir ve murassa‘ât ile müzeyyen dervezeler imiş. Hâlâ cevâhir yerleri zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252a ·
metinde göster ·
… üstâd-ı mermer-bür bir gûne tahta gibi incecik biçmiş kim gûyâ her bir kıt‘ası
tavan
tahtası gibi ince olup câmi‘ üzre 252b aslâ bâr-ı sakîl değildir. Ve cemî‘i b …
Ve bu sütûhda döşeli olan mermerleri üstâd-ı mermer-bür bir gûne tahta gibi incecik biçmiş kim gûyâ her bir kıt‘ası tavan tahtası gibi ince olup câmi‘ üzre 252b aslâ bâr-ı sakîl değildir. Ve cemî‘i bârân-ı rahmetden nâzil olan katarât cümle bu mermer kiremitler üzre nâzil olup bir san‘at ile üstâd-ı kâmil katarât-ı matar-ı rahmete yollar edüp câmi‘in kıble tarafındaki mihrâb soffası altı ayak taş nerdübân ile çıkılır kâ[r]gîr binâ bir soffa-i azîmin altı amûd-ı müntehâlar üzre binâ olunmuş su sarnıcıdır. Cümle câmi‘ üzre mermerlerden cereyân eden âb-ı rahmet bu mihrâb altındaki sarnıca cem‘ olup âb-ı zülâl-i mâ-i bârid olup câmi‘ içre olan cemâ‘at-i kesîre nûş edüp def‘-i atşân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252a–252b ·
metinde göster ·
… kim her biri gûyâ tâk-i Kisrâların üzeri servi dırahtı kirişleri üzre münakkaş
tavandır
. Tûlı yüz ayak ve arzı seksen ayakdır. Bir nâzük ve musanna‘ tarz-ı kadîm kârgî …
Der-evsâf-ı cevâmi‘hâ-yı selâtîn-i müslimât: Cümle yedi aded mihrâb-ı ma‘bedgâh-ı mü’minândır. Evvelâ iç kal‘ada Sultân Murâd Hân-ı Sâlis câmi‘i ve büyük kal‘ada Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘i, kenîse imiş. Âye[t]: Sûre-i Bakara Arapça nassı üzre hîn-i fethde bu deyrin mihrâbı Kudüs'den Mekke'ye velî olunup beytullâh-ı müslimîn olup hâlâ derûn-ı câmi‘de on altı aded mermer sütûn üzre tâk-i havarnaklardır kim her biri gûyâ tâk-i Kisrâların üzeri servi dırahtı kirişleri üzre münakkaş tavandır. Tûlı yüz ayak ve arzı seksen ayakdır. Bir nâzük ve musanna‘ tarz-ı kadîm kârgîr minâre-i mevzûnu var, câmi‘-i kebîrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269a ·
metinde göster ·
… e cümle yigirmi bin dükkânlar ve hammâmlı ve fıskiyye ve havuzlu münakkaş servi
tavanlı
sarây-ı azîmler ve servi tahtasından musanna‘ kapular ve bâğçe ve bostânlan ve …
İmdi ihvân-ı vefâ ordu-yı İslâm böyle bir sevâd-ı mu‘azzam-ı benâm şehr-i merâm olmuşdur kim leb-i deryâdan sıçan yollar içre ya‘nî top ve kurşum sademâtından halâs içün handak kazılan yollara bu gazâlarda sıçan yolu ta‘bîr ederler. Ol sıçan yolları içre iki tarafı serâpâ ma‘mûr u âbâdân dükkânçe-i tüccârân-ı ehl-i sanâyi‘-i hurdegân olup bir ucu kıbleye kâmil bir sâ‘at tûlu tâ Mısırlı karavuluna varınca kâmil altmış bin odalar ve cümle yigirmi bin dükkânlar ve hammâmlı ve fıskiyye ve havuzlu münakkaş servi tavanlı sarây-ı azîmler ve servi tahtasından musanna‘ kapular ve bâğçe ve bostânlan ve âb-ı hayât kuyular ve güvercin kulleli şâhâne şâhnişîn ve kâh-ı vâlâlar ile ârâste olmuş bir şehr-i mu‘azzamdır. Eğer her vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı kibârların bir bir ta‘rîf ü tavsîf etsek bir hümâyûnnâme olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 288b ·
metinde göster ·
… mî‘i kirişleri ikişer âdem kucaklar servi ağacıdır. Ve cümle zerkârî ve halkârî
tavan
levhaları hemçünân servi tahtaları olduğundan râyiha-i tayyibelerinden câmi‘ iç …
Hulâsa-i kelâm eyle bir kıt‘a-i ra‘nâ ve bir tarh-ı zîbâ merğûb [u] matlûb-ı cihân câmi‘-i mînâ bir serhadde ve bir diyârda yokdur, zîrâ içinde cemî‘i kirişleri ikişer âdem kucaklar servi ağacıdır. Ve cümle zerkârî ve halkârî tavan levhaları hemçünân servi tahtaları olduğundan râyiha-i tayyibelerinden câmi‘ içinde olan cemâ‘at-i kesîrelerin demâğları mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 313a ·
metinde göster ·
… in solunda olan cemâ‘at dehlîzi soffası amelî direkler üzre kirişlerin münakkaş
tavanları
üzre serâpâ kurşum örtülüdür.
Ve sol tarafındaki bir kapu sol tarafdaki haremde havz u şâzrevân musluklarına nâzırdır. Ve bir musanna‘ kurşum örtülü şâzrevân kubbe-i serâmeddir kim üstâd-ı mi‘mâr mühendisîn henüz nev-binâ bir kubbe-i zîbâ îcâd etmişdir kim altı aded rakîk mermer sütûnlar üzre vaz‘-ı binâ olunmuşdur. Ve câmi‘in solunda olan cemâ‘at dehlîzi soffası amelî direkler üzre kirişlerin münakkaş tavanları üzre serâpâ kurşum örtülüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 313b ·
metinde göster ·
Bu câmi‘in dahi servi dırahtlarından kirişleri ve münakkaş
tavan
zerkârî ve halkârîleri cümle servi levhalarıdır. Ammâ bu câmi‘in sol tarafı nev …
Bu câmi‘in dahi servi dırahtlarından kirişleri ve münakkaş tavan zerkârî ve halkârîleri cümle servi levhalarıdır. Ammâ bu câmi‘in sol tarafı nev binâ kârgîr toloz kemerler ile mebnî olup dahi vâsi‘ câmi‘-i metîn olmuşdur. Ve bir nev-binâ bir serâmed minâre-i ra‘nâsı var kim gûyâ bir serâmed servidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 313b ·
metinde göster ·
Büyük liman kapusunun iç yüzünde bir mürtefi‘ zemînde cümle kirişleri ve
tavanları
servi haşebli ve kiremitli ve bir serâmed minâreli küçük câmi‘dir, ammâ subh [u …
Büyük liman kapusunun iç yüzünde bir mürtefi‘ zemînde cümle kirişleri ve tavanları servi haşebli ve kiremitli ve bir serâmed minâreli küçük câmi‘dir, ammâ subh [u] mesâ cemâ‘atden hâlî değildir. Ve sol tarafında deryâya nâzır bir tûlânîce vâki‘ olmuş yan soffası var. Cümle erbâb-ı tüccâr ve seyyâhân-ı berr ü bihâr anda ibâdet edüp i‘tikâf niyyetiyle istirâhat edüp yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 314a ·
metinde göster ·
… mahalleler içre beş yüz adım gidüp Sultân Bâyezîd'in Fethiyye câmi‘i, harpüşte
tavanlı
ve serâpâ kiremitli ve kârgîr minâreli ma‘bedgâh-ı kadîmdir kim mâ-tekaddem ken …
Ve bu câmi‘den kıble tarafına mahalleler içre beş yüz adım gidüp Sultân Bâyezîd'in Fethiyye câmi‘i, harpüşte tavanlı ve serâpâ kiremitli ve kârgîr minâreli ma‘bedgâh-ı kadîmdir kim mâ-tekaddem kenîse imiş. Bu dahi yalçın kaya üzre kal‘anın bir köşesinde bir câmi‘-i rûşendir kim tûlu yüz ayakdır arzı altmış ayakdır. Bu câmi‘lerden mâ‘adâ bu kal‘a içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 347b ·
metinde göster ·
… nlidir. İçinde dörd ade[d] amelî sütûnlar üzre çatma tahta binâlı sütûhdur ammâ
tavanı
gâyet musanna‘ ve münakkaşdır.
Ve bunda Bâyezîd Hân-ı Velî câmi‘i kâr-ı kadîm kârgîr minâreli ve kayağan taşı örtülü rûhâniyyetli bir büyük câmi‘dir kim tûlu seksen ayakdır. Arzı kırk ayak enlidir. İçinde dörd ade[d] amelî sütûnlar üzre çatma tahta binâlı sütûhdur ammâ tavanı gâyet musanna‘ ve münakkaşdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 354a ·
metinde göster ·
Ve aşağıda hammâm dibinde Hacı Murâd câmi‘i, taş nerdübân ile çıkılır bir serâmed kârgîr minâre-i musanna‘lı ve bir âb-ı hayât çeşmeli ve câmi‘ içinin münakkaş tavanı gâyet nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn câmi‘-i gülgûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 354b ·
metinde göster ·
… n ve gayri gûnâ-gûn ahcâr-ı zî-kıymetler ile her yanı müzeyyen olup serv haşebi
tavan
kubbesi nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûndur kim kıl kalemin çekmede Freng Mani ve …
El-hâsıl bu kasr-ı zîbânın cânib-i etrâfında kırk aded kapuları var kim kırklara makâm olması nişânesidir. Ve bu kasrın içi sâfî yeşim harekânî ve mermer-i somâkî ve envâ‘-ı füsûs mukavvim mahkûk-ı gûnâ-gûn ruhâm-ı ibret-nümûnlar ile ma‘kûk ma‘kûd kılınmışdır kim gûyâ Hind sadefkârîsi gibi ferşi döşenmişdir. Ve kubbe-i serâmedinin etrâfında ola[n] tâk-ı revâk-ı tumturâklarında umk-ı mencûklar ve beyâz ve siyâh ahmergûn ve gayri gûnâ-gûn ahcâr-ı zî-kıymetler ile her yanı müzeyyen olup serv haşebi tavan kubbesi nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûndur kim kıl kalemin çekmede Freng Mani ve Acem Bihzâd ve Şâhkulı nâm nakkâş-ı benâmlar bir kıl kalem çekmede âcizlerdir. Ve gûnâ-gûn mermer ve somâkî üstüvâneler ile ârâste olmuş bir kâh-ı müzehheb musanna‘dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 378b ·
metinde göster ·