… n mâ‘adâ cümle on tokuz câmi‘-i selâtîn-i mülûklardır kim her biri birer tarz u
tavr
u tarh üzre mebnî olup ruhâm-ı ibret-nümûn ile mefrûş ve Kâşî-i gûnâ-gûnlar ile …
Bundan mâ‘adâ cümle on tokuz câmi‘-i selâtîn-i mülûklardır kim her biri birer tarz u tavr u tarh üzre mebnî olup ruhâm-ı ibret-nümûn ile mefrûş ve Kâşî-i gûnâ-gûnlar ile melbûs olup nakş-ı bukalemûn ile tezyîn olmuş cevâmi‘ler, her birinde olan âvîzât [u] maslûbât-ı musanna‘âtlara âdem im‘ân-ı nazar ile nazar etse vâlih [ü] hayrân olup gûyâ her câmi‘-i pür-envâr birer nigârhâne-i Çîn [u] Mâçîn'dir kim kalemlerle ta‘rîf ve tavsîf olunmaz. Lâkin fakîr câmi‘ler cemâ‘atden garîb kalmışlardır. Rûm u Arabistân câmi‘leri gibi derûn-ı câmi'de cemâ‘at-i kesîre olup cemâ‘at ile namâz kılınmaz. Hemân ezânlar kırâ’at olunup herkes elbette câmi’e gelüp edâ-yı evkât-ı hamse edüp bir ân durmayup gider. Böyle cemâ‘atden garîb cevâmi‘lerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299a ·
metinde göster ·
… lunmaya, zîrâ iki bin yıldan berü her gelen mülûklar birer gûne musanna‘ tarz-ı
tavr
âsâr-ı binâlar ede ede zerre kadar noksânı yokdur.
Gerçi bâlâda dîvânhâne mahalliyle sehel tavsîf olundu, ammâ her ne kadar evsâfı tahrîr olunmasına deryâda katre ve güneşde zerre kadar medh olunmaya, zîrâ iki bin yıldan berü her gelen mülûklar birer gûne musanna‘ tarz-ı tavr âsâr-ı binâlar ede ede zerre kadar noksânı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67b ·
metinde göster ·
… a müşâvere edüp Hanya'dan kalkup Kandiye kal‘asına salt gidüp kal‘anın tarz [u]
tavr
[u] şekl-i şemâ’ili ve meterise ve lağıma girüp muhâsara edecek yerlerin görmeğ …
Ba‘dehu Sadrıa‘zam ve Serdâr-ı mu‘azzam Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa cemî‘i umûrdîde ve kâr-âzmûde asker-i İslâmın ihtiyârlarıyla müşâvere edüp Hanya'dan kalkup Kandiye kal‘asına salt gidüp kal‘anın tarz [u] tavr [u] şekl-i şemâ’ili ve meterise ve lağıma girüp muhâsara edecek yerlerin görmeğe üç bin asker ile salt sebükbâr gitdikde bu hakîr Hanya alaybeğisi Şa‘bân Ağa hânesinde Vezîr Murâd Paşazâde Beğ ile mihmân olup Hanya kal‘asını seyr [ü] temâşâ edüp âsâr-ı binâların tahrîr etmeğe şürû‘ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 283b ·
metinde göster ·
… Anatolu sipâhîleriyle berâber meterise girilmiş idi. Ammâ hakkâ ki bu tarz [u]
tavr
üzre bir vezîr böyle meterise girmemiş idi, zîrâ zağarcıbaşı olan Zülfikâr Ağa, …
Ve ana muttasıl zümre-i yeniçeriyândan Zağarcıbaşı Zülfikâr Ağa ve turnacıbaşı ve samsoncubaşı ve tebdîl olan Haseki Hasan Ağa ve seksen bir cemâ‘at ve elli bir cemâ‘at el-hâsıl yigirmi aded odalar ile zümre-i yeniçeriyân ve cümle beş oda ile cebeciyân ve cümle beş oda ile topçuyân ve cümle bir oda ile kumbaracıyân, altı bölük sipâhiyândan cümle altı bin aded serdengeçdi sipâhân, cümle bu İbrâhîm Paşa kolunda Anatolu sipâhîleriyle berâber meterise girilmiş idi. Ammâ hakkâ ki bu tarz [u] tavr üzre bir vezîr böyle meterise girmemiş idi, zîrâ zağarcıbaşı olan Zülfikâr Ağa, Gâzî Hüseyin Paşa asrından berü meteris ilminde ve asâkir-i İslâmı çeküp çevirmede tekmîl-i fünûn edüp bu Göllük tarafında ale't-tertîb meterisler etmişdir kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Cümle kırk pâre balyemez topları, cümle yedi yüz yetmiş aded meteris yolları aralarındaki balyemez toplar Göllük tarafın berbâd ederlerdi. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 291a ·
metinde göster ·
… hân-nümâ göle nâzır hânedân-ı musanna‘-ı azîmlerdir kim her biri birer tarz [u]
tavr
üzre mebnî olup mesîregâh evlerdir. Cümleden Koca Mustafâ Paşa sarâyı ve Ako sa …
Ve cümle 347a sekiz yüz aded tahtânî ve fevkânî kârgîr binâlı bâğçesiz serâpâ kiremit ile mestûr hânedân-ı ma‘mûrlardır. Cümlesi elbette kârgîr kemer kapulu büyût-ı ra‘nâlardır. Bu kal‘anın cânib-i selâsında evc-i semâya ser çekmiş kayalar üzre cümle cihân-nümâ göle nâzır hânedân-ı musanna‘-ı azîmlerdir kim her biri birer tarz [u] tavr üzre mebnî olup mesîregâh evlerdir. Cümleden Koca Mustafâ Paşa sarâyı ve Ako sarâyı ve Paşo sarâyı vâsi‘dir. Câ-be-câ bunlarda dıraht-ı müntehâlar vardır. Ba‘dehu Mustafâ Paşa sarâyından iç kal‘a burnuna varınca iki yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 346b–347a ·
metinde göster ·
Hazret-i Ömer hammâmı: Tâ Fir‘avn Y 365a zamânından berü bir tarz [u]
tavr
üzre binâ olunmuş bir turfa hammâm-ı kadîmdir. Rûm ve Arab u Acem'de alem olmuş …
Hazret-i Ömer hammâmı: Tâ Fir‘avn Y 365a zamânından berü bir tarz [u] tavr üzre binâ olunmuş bir turfa hammâm-ı kadîmdir. Rûm ve Arab u Acem'de alem olmuşdur. Hâlâ ziyâretgâhdır. Hasta girse şifâ bulur. Feth eden kibârlar du‘â etmişler kim bir cüzâm kırk gün girse rahm-ı mâderden müştak olmuş gibi dürr-i beyz-âsâ olur. Hattâ Hazret-i Alî'nin duhter-i pâkîze-ahteri Sitti (---) Mısır'dan gelüp şifâ niyyetine girmişdir. Bu hammâm binâ-yı hukemâ-yı kudemâ olduğundan Hanefî kurnaları birer âdem kaddi âlîdir, ayak üzre durup yaykanılır. Gerçi eyle musanna‘ binâ değildir, ammâ der ü dîvârları müşk [ü] amber-i hâm abîr ü za‘ferân ile tahmîr olunmuş cibs-i hâlisden binâ olunmuş dîvârlardır. Ve bir halveti dîvârın şem etsen kâfûr ve gülâb ve lâden ve cavrî râyihası gâsillerin demâğın mu‘attar eder. Ve âbı Nîl olmak ile âb [u] havâsı gâyet latîf ü i‘tidâl üzredir. Ve ferşi bir gûne döşeli beyâz taşdır kim hâlâ zamânımız üstâdları anın bir taşın yerine vaz‘ etmeğe kâdir değillerdir. Ammâ câmekânı teng yere vâki‘ olmağile gâyet küçük ve alçakdır. Ammâ gılâl ağası sarâyındaki küçük hammâm yenidir, lâkin havâsı sakîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y364b–Y365a ·
metinde göster ·