… Erzurûm'da yetmiş bin asker muhâfız-ı Revân olmağiçün bırağup kat‘-ı menâzil ve
tayy-i
merâhil ederek Nahşivân ve Karabâğlar ve {ve kal‘a-i Şorakil'i ve kal‘a-i Çûres …
Eşkâl-i kal‘a-i Revân: Yüz elli bin asâkir-i İslâm-ı zafer-encâm, dîn-i mübîn gayretine cidd ü cehd-i tâm edüp niçe bin bennâ-yı benâm ve kühken ü beldârân ve hâs [u] âm himmetiyle kal‘a-i Revân'ı kırk beş günde tamâm ve kırk günde dahi cemî‘î cebehânesi ve sâ’ir levâzımâtıyla itmâm bulup ibtidâ mîr-i mîrânı Süleymân Hân'ın harem-i muhtereminde neşv ü nemâ bulan Cığalazâde Yûsuf Paşa'ya vezâret ile verilüp ve andan ma‘zûlen ılgar ile kal‘a-i Revân'a gelüp ibtidâ hâkim vezîr-i Revân Yûsuf Paşa oldu. Ve muhâfazasına yetmiş bin asker-i imdâd koyup Ferhâd Paşa eyâlet-i Revân'da kal‘a-i Şurakil'i ta‘mîr u termîm edüp asker kodu. Andan kal‘a-i Kars'ı meremmât edüp cüyûş-ı muvahhidîn ile mâl-â-mâl etdi. Andan kal‘a-i Ardahân'ı feth [u] imâr edüp derûn-ı kal‘aya yeniçeri kodu. Ve kal‘a-i Ahıçka'yı termîm edüp dürr-i beyz-âsâ oldukda üç bin kul dahi ziyâde koyup vezâret ile Tomris Hân oğlun hâkim edüp Ferhâd Paşa azm-i Âsitâne-i Sa‘âdet edüp beri tarafda Revân vezîri Cağalazâde Yûsuf Paşa eyâlet-i Revân'ı adl [u] dâd ile eyle imâr eder kim Süleymân Hân asrında Lala Mustafâ Paşa imâr etdüğünden bed-ter ma‘mûr u âbâdân olup cânib-i çârında olan her bir karyesi birer belde-i mu‘azzama-misâl olup re‘âyâ vü berâyâya kemâl-i adl [u] ihsân ve kerem üzre hareket etmeğile âbâdân etmişlerdi. Ekseriyyâ cümle evkât kârları zevk u sohbet ile güzerân etmişlerdi. Ba‘dehû sene 1012 târîhinde kızılbaş-ı bed-ma‘âş Gence ve Şirvân'a istîlâ edüp bu Revân'ı yedi ay döğüp cânib-i Erzurûm'dan imdâd gelmeyüp derûn-ı kal‘ada olan guzât-ı müslimîn aç ve susuz bi'z-zarûrî kal‘ayı Tokmak Hân'a verüp emân ile cümle guzât-ı müslimîn bî-silâh kal‘a-i Kars'a piyâde çıkup andan Erzurûm'a geldiler. Sene [10]37 dest-i sürhserânda durup evvelkiden dahi ziyâde imâr olup içinde olan Mîr Gûne Hân asker-i bed-ma‘âş-ı evbâş ile kal‘a-i Kağızmân ve Kars ve Çıldır ve Ahıçka ve Ardahân taraflarına dest-dırâzlık etdüğü Ahıçka ve Gürcîstân beğleri ve Erzurûm valisi taraflarından feryâdcılar ile Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘e arz-ı mahzarlar gelince ol ân Acem Şâhına elçiler gidüp tûğ-ı hümâyûn Üsküdar bâğçesinde karâr edüp cemî‘î Rûm ve Anadolu eyâletlerine mîr-i mîrânlar ve mu‘temed ve mukdim kapucubaşılar asker sürmeğe gidüp Tabanıyassı Sadrıa‘zam Mehemmed Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup bir sene mukaddem cânib-i Revân'a revân olup sene 1044 (---) ayında Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ yer götürmez deryâ-misâl asker ile Üsküdar'daki bâğ-ı İremi önünde serâperde-i Süleymânîsinde meks edüp âyîn ü kavânîn-i Osmân'ı ve şevket u şöhret-i şehnişânı ve savlet-i sâhib-kırânı yerine getirüp cemî‘î tekmîl levâzımâtı mükemmel edüp kırk bin yeniçeriyâna ve yigirmi iki bin sipâh-ı dilîrâna ihsân [u] in‘âmların bezl edüp {Bayrâm Paşa der-i devletde kâ’im-makâm kalup} sene-i mübârekenin mâh-ı Şevvâlü'l-mükerreminin beşinci günü menzil-i Üsküdar-ı dilâvîzden hareket edüp atf-ı ınân, râh-ı Revân üzre askeriyle revâne olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek kal‘a-i Konya şehrine andan kasr-ı Kayseriyye şehrine ve andan menâzil kat‘ ederek kal‘a-i Sivas'a, bu menzilde Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya vezâret-i sânî olup taşra çıkdılar, ammâ yine nedîm-i şehriyârî idi ve Silâhdâr Mûsâ Paşa otâğ-ı hümâyûn hizmetine "Konakçı Paşa" ta‘yîn olunup ba‘dehû nişâncı olan (---) paşa ol gün silâhdâr olup Melek Ahmed Ağa çukadâr ağa oldu, andan niçe menâziller ubûr ederek kal‘a-i sahrâ-yı Erzurûm'a girerken "İki kerre yüz bin asâkir-i deryâ-misâl add olundu" deyü Murâd Hân'a i‘lâm etdiler. Hemân Rûmeli eyâletine mutasarrıf Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa'nın otuz bir bin askeri add olunup "Cümle eyâleti askerinde bin yedi yüz Hasanî ve Hüseynî Tunageçdi kınalı ve başı ablaklı küheylân atlar yancıkları ve bahrî hatayîleriyle yedek çekildi" deyü pâdişâha i‘lâm etdiler. Erzurûm Valisi Halîl Paşa 309a mağzûb-ı şehriyârî olup adüvleri Silâhdâr Paşa ve Murtazâ Paşa şâdân u handân olup Erzurûm, Şâm Vezîri Küçük Ahmed Paşa'ya sadaka olunup eyâlet-i Şâm ber-vech-i arpalık Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya tevcîh olundu. Ba‘dehû Erzurûm'dan üç günde Hasankal‘ası andan Kars yoluyla cânib-i Revân'a revân olundu. Ve yigirmi birinci günde Erzurûm'dan iki kerre yüz bin asker ile Revân altına meks-i hıyâm olundu. Ve kal‘adan sürhserân dırâz-kad toplar ile asker-i İslâm'ı muztarib eyleyüp bu mahalde cüyûş-ı muvahhidîn kızılbaşın top-ı kûbüne bakmayup nehr-i Zengî'yi karşu tarafa ubûr edüp bir solak pâdişâh-ı Cem-cenâbın rikâbında piyâde nehr-i Zengî'yi ubûr ederken nehr-i azîm mezkûr solağı toparlayup götürürken Murâd Hân nehr içre at ile solağa yetişüp girîbânından şîrâne pençe salup solağı sol eliyle nehr-i Zengî'den çıkarup halâs etdüğü hâlâ diyâr-ı İrân-zemînde meşhûr-ı Azerbaycân-ı Ûcân'dır. Bu nehri bu hâl ile ubûr edüp der-akab cümle guzât-ı müslimîni rûz-ı rûşende alâ-mele’i'n-nâs meterise koyup Rûmeli eyâletiyle ve zağarcıbaşıyla yigirmi oda yeniçeriyle Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa Tebrîz Kapusu tarafından meterise girerler. Ve yemîninden Anadolu Vezîri Gürcî Mehemmed Paşa eyâletiyle ve yigirmi oda dergâh-ı âlî yeniçeriyânıyla meterise girer. Ve Sadrıa‘zam Tabanıyassı Mehemmed Paşa kapusu kulu ve yigirmi oda yeniçeriyle Rûmeli ve Anadolu miyânına girüp cenge âheng eder. Ve Yeniçeri Ağası olan Kara Mustafâ Paşa yeniçeri kethüdâsıyla on cemâ‘at oda yeniçeriyle cânib-i Zengî'de meterise yigirmi aded toplar ile şeb [u] rûz kal‘aya amân vermeyüp döğerdi. Cümle beş koldan yigirmişer aded toplar ile amân u zamân vermeyüp döğerlerdi. Bir gün bizzât Murâd Hân Rûmeli eyâletinin meterisine girüp Karabali nâm topu nişâna alup hân sarâyına bir top urdu. Ve Erzurûm Valisi Küçük Ahmed Paşa, cânib-i şimâlinde elli pâre şâhî darbzânlar ile bir tabye-i âlî üzre derûn-ı kal‘ayı ve burc [u] bârû üzre sürhserânlara ser çıkardmayup derûn-ı kal‘ayı harâb [u] yebâb ederdi. Ve Kapudan Deli Hüseyin Paşa Revân kal‘asına hâ’il Muhnâd depesinden derûn-ı kal‘a-i bîrûnu leylen ve nehâr döğüp harâb ederdi. Kal‘anın bedenleri ve mazgallarında ve çârsû-yı bâzârında değil herkes hânelerinin serdâblarında bile sadamât-ı top-ı kûbden oturup baş göstermeğe kâdir değiller idi. Ve Murtazâ Paşa bölük sipâhîleriyle Toprak kal‘ası câniblerinde karavul beklemeğe me’mûrlar idi. Ve Mûsâ Paşa ve Ken‘an Paşa müteferrika-i dergâh-ı âlîler ile serâperde-i pâdişâhîyi muhâfazaya me‘mûr idiler. Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘asında beşer sâ‘at ba‘îd âdem deryâsı ihâta edüp karavul bekleyüp iki vilâyeti nehb ü gâret etmeğe bir ferd-i âferîdenin cânı olmayup günden güne niçe bin Sünniyân re‘âyâ vü berâyâ istîmân ile hedâyâlar getirüp gelirler idi. Bu himmet ile kal‘aya göz açdırmayup tokuzuncu günde kal‘anın burc [u] bârûları üzre niçe bin Kızılbaş-ı bed-ma‘âşlar "Amân, amân ey güzîde-i Âl-i Osmân!" deyüp kal‘adan taşra miftâhlar ile (---) Hân rehn-i istîmâna çıkup cüyûş-ı muvahhidîn kal‘aya leb-ber-leb olup ertesi ale's-sabâh derûn-ı kal‘adan amân ile Mâzenderân tüfenkciler ağası pür-silâh Mîr Fettâh-ı bî-ıslâh pây-bûs-ı şehriyâr ile şerefyâb olup muhâfazacılarıyla cânib-i Nahşivân'da dârü'l-bevârlarına gidüp karâr etdiler. Ol yevm-i mezbûrda Revân Hâkimi Mîr Gûne Yûsuf Hân Gürcîyyü'l-asl yedi aded hân ile hâk-i pây-ı pâdişâhı bûs edüp her birine birer serâperde ihsân olunup birer vezîre müsâfir verildi. Ve burc [u] bârû-yı kal‘ada ezân-ı Muhammedîler kırâ‘at olunup yedi gün yedi gice burc [u] bârû-yı kal‘a sancağ ve bayrağlar ile zeyn olup evkât-ı hamsede ba‘de's-salât üç nevbet gülbâng-ı Muhammedî çekilüp ve üç nevbet top u tüfenkler atılup leyle-i muzlimde niçe kerre yüz bin kanâdil ve meş‘ale ve rîh-i şem‘ler ile niçe bin hayme ve hargâh çerâğân olup sadâ-yı Allah Allah ile gulgule-i Rûm evce peyveste olup diyâr-ı Acem'e bîm ü ru‘b düşdü. Bu hâl ile kırk günde kal‘a ta‘mîr u termîm olunup Murtazâ Paşa hâkim-i Revân olup kırk bin guzât-ı müslimîn muhâfazacı kalup Sultân Murâd Hân 309b şikârı olan Revân hânı Emîr Gûne Hân'ı ve gayrı hânları önüne katup {yolda eyâlet-i Haleb ihsân olunup kethüdâsı Murâd Ağa'yı katl etdüğünde Emîr Gûnezâde Haleb'den ma‘zûl olup eyâlet-i Haleb, Küçük Ahmed Paşa'ya verilüp Emîr Gûne Yûsuf Paşa der-i devlete gelüp musâhib-i şehriyârî olup Murâd Hân intikâl edince Kara Mustafâ Paşa Emîr Gûne oğlun katl etdi}. Erzurûm şehrinden Tabanıyassı Mehemmed Paşa ve Cânpolâdzâde'yi Erzurûm'da yetmiş bin asker muhâfız-ı Revân olmağiçün bırağup kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Nahşivân ve Karabâğlar ve {ve kal‘a-i Şorakil'i ve kal‘a-i Çûres'i ve şehr-i Bihistân'ı ve kal‘a-i Hoy ve kal‘a-i Ordubârı ve şehr-i Tebrîz'i yedi gün yedi gicede harâb [u] yebâb ve halkın esîr [u] kebâb ve kal‘a-i Lur'u hânî edüp andan kal‘a-i Bâğ-ı cinân ve kal‘a-i Ûcân ve kal‘a-i Kehrân ve kal‘a-i Kumla ve kal‘a-i Merend ve kal‘a-i Salmas vilâyetlerin nehb ü gâret ederek Van üstünden Bitlis'e ve Diyârbekir'e gelüp andan Âsitâne-i sa‘âdete mansûr u muzaffer gelüp şâdmânîler oldu. Ba‘dehû} şâh-ı dâll-ı bed-fi‘âl yüz bin asker-i sürhserân ile kal‘a-i Revân'ı yedi ay döğe döğe amânın kesüp Tabanıyassı, Revân'da mütehassın olan Murteazâ Paşa'ya adâveti olmağıla Revân imdâdına yetişmeyüp {şâh-ı gümrâhın Revân üzre hareketin istimâ‘ edüp Erzurûm'a gelüp Revân imdâdına yetişmedi} yedi ayda derûn-ı kal‘ada zehâ’ir ve top ve barut kalmayup âhir bir gice Murtazâ Paşa elmas hâtemin yudup merhûm olıcak ertesi ale's-sabâh cümle cüyûş-ı muvahhidîn uryânen emân ile kal‘adan çıkup kal‘ayı şâha teslîm edüp giderken cümle guzât-ı müslimîni kızılbaş-ı nâ-tırâş şehîd edüp niçesi nehr-i Araz'a {gark} ve niçesi Sünnî eliyle Araz'dan çıkup halâs olup kal‘a-i Kars'a ve kal‘a-i Bâyezîd'e düşüp halâs oldular. Bu ahvâl-i pür-melâli Murâd Hân istimâ‘ edüp niyyetü'l-gazâ-yı Bağdâd-ı Behişt-âbâd deyüp iki yerden gayret kılıcın miyânına bend kılup mezhebimiz sâhibi Nu‘mân ibn Sâbit İmâm-ı A‘zam ve hümâm-ı akdem hazretlerini kızılbaş-ı evbâş elinden halâs etmeğe bezl-i ihtimâm etdi. Ez-în-cânib sene 1045 târîhinden berü kal‘a-i Revân bu gördüğümüz mahalle dek 12 sene {dest-i Acemde} olup adl-i adâletleriyle Revân bir azîmü'ş-şân kaviyyü'l-bünyân, kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn olmuş ammâ yine hücûm-ı Âl-i Osmân'a yedi gün tahammülü yokdur. Zîrâ cümle yalın kat dîvâr ile mebnî bir kal‘a-i üstûvârdır. Sâhil-i Zengî'de vâkı‘ cânib-i cenûbdan cânib-i şimâle tûlânîdir. Ve arzı gâyet ensizdir. Hattâ Sultân Murâd Hân'ın urduğu balyemez top-ı kûblerin darbından gülleleri bir yanından urup cânib-i Tebrîz Kapusu tarafı dîvârın münhedim edüp gülle taşra çıkarmış ve niçe yüz gülleler kulle-i metînelerde te’sîr edüp nümâyândır. Kal‘a-i Revân'ın Ferhâd Paşa binâ etdüğü dîvârları kırkar zirâ‘-ı melikiy-yi âlîdir. Ammâ Tokmak Hân binâ etdüğü elli zirâ‘ enli ve yigirmi zirâ‘ arîz rıhtım binâdır. Cümle (---) burc-ı azîmdir ve cümle (---) benddir ve dâiren-mâdâr (---) adımdır. Zengî tarafından handakı yokdur, ammâ mazgal delikleri çokdur. Cenûbî ve şarkî ve şimâlî tarafında handakları vardır. Ammâ sulu yerde olmağıla handakı ol kadar amîk değildir. Lâkin ba‘zı yerleri yüz ellişer zirâ‘-ı bennâ enli handakdır. Ve cümle edvârında üç aded hadîd, kavî derveze-i sedîdlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308b–309b ·
metinde göster ·
… ordusuna geldikde cümle otuz yedi bin asker oldu. Bu hâl ile kat‘-ı menâzil ve
tayy-i
merâhil ederek yine Kankırı sancağı hâkinde, menzil-i karye-i Bozoğlan nâm maha …
ebyâtı üzre vakt-i seherde paşa cümle ordu etrâfına muhâfazacı askerleri koyup Bismillah ile altı bin salt güzîde urguncu ve yağmacı ve tâlâncı asker atlayup ılgar ile cânib-i kıbleye yedi sâ‘at gidüp Kankırı hâkinde Kurşumlıdağı eteğine vardıkda meğer Köprülü'nün çâşıdı varup "İşte Varvar Alî Paşa askeri geldi" deyince tarfetü'l-ayn içre Köprülü çarhası meydân-ı muhabbete çıkup Alî Paşa askeri dahi ileri varup çarha askeri gösterüp gerüde beş koldan kafadar kat kat asker koyup iki çarha birbirine dokuşup bir sâ‘at yahşı ceng-i perhaş [u] savaş olup bir sâ‘atden Köprülü tarafı aslâ dayanamayup münhezim olup beş aded eyâlet askeri kimi dendân-ı tîğdan geçerken kimi Lâ ilâhe illallah der, kimi Muhammedün Resûlullah der, kimi amân ve kimi yamân deyüp bu kadar mahlûk-ı Hudâ târumâr oldular. Köprülü askerin Varvarlı varup koyun kuzular gibi yalayup hayme ve hargâhları ve bâr ü bengâhları ve tevâbi‘at-ı bî-günâhların âhın alup küffâr gibi zincirleri gerdenlerine bend kılup esîr gibi bu kadar müslimîni keşan ber-keşân edüp atdan ve dondan ve katar u mehârdan ve'l-hasıl devlet-i dünyâdan ayrılmış, ömründe piyâde yürümemiş ve ka‘r-ı vakâr sâhibi muhteşem ağaları sekbân ve sarıcalar yalın ayak ve başı kabak piyâde yürüdüp kimin kırarlar, kimin esîr ve kimin âzâd ederler ve ba‘zısına "mâlını kande gömdün" der, işkence ederler ve kimi pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste bu kadar kavm, koyun sürüsü gibi giderlerdi. Ba‘zısını istedikleri yerde katl ederlerdi. Bu kadar fezâhatden mâ‘adâ Âl-i Osmân pâdişâhının üç tuğlu bir ihtiyâr-ı âlî-vakâr Köprülü Mehemmed Paşa'yı ve iki tuğlu Amâsiyyeli Kör Hüseyin Paşa'yı ve iki tuğlu Kara Sefer Paşa'yı ve Amasiyyeli Hacı Efendizâde gibi hânedân sâhibi kimesneleri dest-ber-kafa bağlı hûn ciğerleri dâğlı, çeşm-i pür-hûnları yaşlı ve bâğırları başlı Varvar Alî Paşa'nın tuğları önü sıra boğazlarında tavk-ı la‘net ile zincirler ile akd olunmuş eyle nâzenîn vücûdları ol şiddet-i hârda piyâde giderek "el-hükmü lillah" deyüp her ân ve her sâ‘atde cellâd-ı feleğe muntazır olup lisânlarında kelime-i Tevhîd gitmezdi. Gör felek atlasının hâlin kim bir ân evvel bu kadar kerr u ferr ve dârât [u] azamet sâhibi idiler. Bir ân-ı vâhidde cübbe ve destâra mâlik olmayup piyâde zencîr-keş olup sekbân ve sarıca elinde esîr oldular. Bu hâlde iken gözleri önünde tevâbi‘ [u] levâhıkların katl edüp kılıcının kanın cellâdlar paşaların üzerine silerlerdi. Hulâsa-i kelâm bir vezîr ve beş mîr-i mîrân-ı sâhib-îmân Varvar Alî Paşa'nın üç direkli otâğı sütûnlarında bâr-ı bend zincîrler ile bağlı ve sâ’ir mîr-i mîrânlar ve sâ’ir mîr-i livâlar ve gayrı a‘yân-ı kibârlar yüzü üstüne bağlı idi. Sâ’ir Köprülü ve Hüseyin Paşa ve Kara Sefer Paşa askerleri gayrı çadırlarda esîr [ü] gürisneler idi. Bu mâbeynde Varvar Alî Paşa'nın bir habbeye ve bir lipâçe cübbeye muhtâc ve aç u zevi'l-ihtiyâc olan piyâde seyis ve harbende ve akkâm ve meş‘alcileri ve kâse-şûyları birer katar bâr-ı sakîle ve bu kadar mâl-ı ganâ’ime ve beşer onar aded zırh u zıreh külâhlı ve katlâvî ve cebe vü cevşenli köçeklere mâlik olup Fir‘avn u Şeddâd gibi gurur hâsıl etdiler. Varvar Alî Paşa ise mansûr u muzaffer oldum, deyü enâniyyet da‘vâsında mu‘âmele etmeğe başladı. Ve henüz ısyân [u] tuğyânı zâhir ü bâhir oldu. Ve günden güne ordusunda haşerât-ı Cemâpûr cem‘ olmada. Ve etrâf-ı kazâlarda mîr-i mîrânlar asker sürmeğe ve zehâ’ir sürmeğe me’mûr oldular. Ve ba‘zı mîr-i mîrânlara evâmirler tahrîr edüp "Elbette eyâletin askeriyle bizim ordumuza gelesin ve illâ üzerine asker çekerim" deyü mü’ekked emirler tahrîr olundu. Ve ba‘zı ehl-i ırz ümerâ ve mîr-i mîrânlar ordusuna geldikde cümle otuz yedi bin asker oldu. Bu hâl ile kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek yine Kankırı sancağı hâkinde, menzil-i karye-i Bozoğlan nâm mahalle geldikde hakîr huzûruna varup "Gazânız kutlu olsun. Sultânıma inşâallah mansûr u muzaffer olursız demişdim. Hamd-i Hudâ düşmanları münhedim etdiniz. Ba‘de'l-yevm Cenâb-ı İzzet sizi hıfz [u]363b emânında edüp hemîşe düşmanlarınız böyle münhedim olup serleri ârâyiş-i nîze ola" deyü vâfir hoş-âmed kelimâtlar edüp "Sultânım! Şimden gerü bu kulunuza mektûblar ihsân edüp paşa oğlunuza beni gönderin" dedim. Feth-i kelâm edüp eydür: "Gördün mü Evliyâ'm! Bu kadar düşman askerin ân-ı vâhidde niçe târumâr eyleyüp kırup geçirdim ve niçe vezîrleri zincire urup keşân-ber-keşân götürürüm" dedikde "Gördüm sultânım! Aleyhi mâ-yestahıkku, lâkin merhamet edüp niçesin âzâd edüp Cenâb-ı Bârî sizin dahi niçe müşkil işleriniz âsân ide. Mücrimleriniz cümle ümmet-i Muhammed'dir. Bu kârhâne-i Âl-i Osmân'ın hâli budur. Ulü'l-emre itâ‘at edüp beğler ve paşalar biri biri üzre ceng ide gelmişlerdir. Size lâyık olan yine afv ile mu‘âmele eylemekdir. "Allahümme inneke afuvvun tuhibbü'l-afve fa‘fu annî" buyurmuşlar" dedikçe musırr olup bir âdem âzâd etmeyüp "Sabr eyle, beş on günden sonra görürsün. Hele Küçük Çavuş Paşa oğlum ve İpşir Paşa oğlum ve Şehsüvâroğlu Şehkadı Paşa oğlum ve niçe oğullarım dahi gelsinler dahi neler işlesem gerek" deyü aceb enâniyyet ile ba‘zı gurûrâne kelimâtlar etdi. Hakîr eyitdim "Yâ Sultânım! Bizim efendimize dahi mektûblar yazın. Anlar dahi ordu-yı İslâm cem‘iyyetine dâhil olup dahi ziyâde cem‘iyyet-i kübrâ olsun" dedim. "Hele şimden gerü iş bitdi. Anların gelmesine ihtiyâc kalmadı. Eğer gelirse safâ geldi, hoş geldi" dedi. Bir sâde-dil harem-i hâsda perveriş bulup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 363a–363b ·
metinde göster ·
Arabî'nün karındaşı Emîr Cerbân Kan binâsı olduğundan Cerbân Kan nâmıyla meşhûr …
{Mevlûd-i Nebî'nin} sene 6 târîhinde bânîsi Enûşirvân-ı âdil ümerâlarından Hâtem-i Tay-yi Arabî'nün karındaşı Emîr Cerbân Kan binâsı olduğundan Cerbân Kan nâmıyla meşhûr bir şehr-i ma‘mûrdur. Kavm-i Moğol bu şehre Kan derler. Lisân-ı Çîn'de kan hâkime derler. Hâlâ bu şehr-i Cerbân Kân, hâk-i Irâk'da ve hükm-i Şâh-ı Acem'de Kâşân eyâletinde başka sultânlıkdır kim bin güzîde nökere mâlikdir. Sûru harâbdır ammâ şehri imâr-ı kâmyâbdır. Medînesinin cümle etrâfı handak hafr-i türâbdır ve cânib-i eknâfı çâr-deh bâbdır. Derveze-i Kâşân ve derveze-i şehr-i Sâve ve derveze-i şehr-i Rey ve derveze-i şehr-i Demâvend ve derveze-i Bağdâd ve derveze-i şehr-i Deylem ve derveze-i şehr-i Şehribân ve derveze-i Isfahân-ı nısf-ı cihân ve derveze-i Derteng ve derveze-i şehr-i Kum ve derveze-i şehrü'l-Mut ve derveze-i (---). Hulâsa-i kelâm cümle on dörd kapusu vardır. Bu kapular dâhilinde olan bir şehr-i müzeyyendir kim cümle yedi bin hâne-i âbâdândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 323b ·
metinde göster ·
… -vâr eflâki devr edüp bürûc-be-bürûc seyrân [u] devrân ederek kat‘-ı menâzil ve
tayy-i
merâhil ederek kilk-i cevâhir-zebânım güftâra getirüp kâh evsâf-ı büldân ve kâh …
Bu kelâm-ı sahîh üzre ba‘zı acîbe ve garîbeleri dahi iltizâm-ı mâlâ-yelzem edüp esb-i sabâ-sür‘at üzre süvâr olup ekâlîm-i seb‘ayı seb‘a-i seyyâre-vâr eflâki devr edüp bürûc-be-bürûc seyrân [u] devrân ederek kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek kilk-i cevâhir-zebânım güftâra getirüp kâh evsâf-ı büldân ve kâh evsâf-ı ziyâretgâh-ı peygamberân ve kâh kâh tilâvet-i Kur’ân ederek sâ‘at ve derîce ve dakîka ubûr etdiğimiz kılâ‘ları ve cibâlleri ilm-i hey’et üzre Papamonta ve Coğraflar ve Minor ve Atlas kitâblarında tahrîr etdikleri üzre hakîr dahi eşkâl-i dünyâyı tahrîr etmeğe himmet-ınân-ı ihtiyârımla hâme-i zerfeşânım ele aldım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y3b ·
metinde göster ·
… ar ile her ne tarafa nazar etsem ol kez nazarım tîri atılup ol ân nişânın bulup
tayy-i
mekân ederdim ve murâd [u] maksûdum olan diyâra kadem basardım. Ve ekâlîm-i seb …
Fasıl, iclâl [ü] ikrâma mahsûs olan Beytullâhü'l-harâm'ın cemî‘i ahvâlâtın beyân eder: Evvelâ bu hakîr Evliyâ-yı bî-riyâ âlem-i şebâbda ve ömr-i nâzenîn ber-hevâ perîşânda ve kuvâ-yı beden terakkîde iken derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden seyâhate tâlib [ü] râgıb olup kuvvet-i basar ile her ne tarafa nazar etsem ol kez nazarım tîri atılup ol ân nişânın bulup tayy-i mekân ederdim ve murâd [u] maksûdum olan diyâra kadem basardım. Ve ekâlîm-i seb‘ayı seb‘a-i seyyâre-vâr bürûc bür[û]c seyrân ederek kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil edüp esb-i sabâ- Y 339a -sür‘at ile geşt-i diyâr ederek kilk-i cevâhirimi güftâre getirüp gâh evsâf-ı büldân ve gâh emdâh-ı peygamberân ve gâh tilâvet-i Kur’ân ederek ve gâh seyr [ü] temâşâ etdiğimiz şehr-i azîmeleri ve kılâ‘-ı kadîmeleri ile ve nehr-i azîm ve cibâllerin irtifâ‘ıyla ilm-i hey’et üzre Papamunta ve Atlas ve Coğrâfiyye kitâbları gibi cümle geşt [ü] güzâr etdiğimiz memâlik-i mahrûseleri sûrete getirüp muharrir-vâr cemî‘i âsârları ile tahrîr etmeğe bezl-i himmet etmişdim ki "Ulüvvü'l-himmeti mine'l-îmân"dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y338b–Y339a ·
metinde göster ·
… i rıhletler çalınır çalınarak çalalar bu minvâl-i meşrûh üzre kat‘-ı menâzil ve
tayy-i
merâhil ederek Mısır'a dâhil olurlar.
Ve gece menzil yerine varmadan bir şeyden dahi havf ederler. Gerçi Mısır'ın yollarında celâlîsi ve cemâlîsi ve havf şebhûn eder harâmîsi yokdur. Ammâ huccâc içinde olan deveciler ve akkâm ve kavvâs ve sakkâ ve mehterân ve meş‘alciyân hırsızları derdinden bâhusûs bârekallâh (---)(---)(---) Ezlem askeri ile gelen neşşâl u nassâb [u] vettâh harâmîleri eyledir kim her gece develeri yüküyle ve üzerinde hâb-âlud âdemiyle deveyi katârından kesüp alarga çeküp askerden taşra çıkarup deve sâhibin uykudan uyarup uryân edüp deveyi Y 377a yüküyle yudar. Ekseriyyâ gece karanlıklarında niçe niçe hasâretler olup niçe vâveylâ feryâd u figân vâveylâlar yükler soyarlar ve tarakalar kopar. Mısır yolunda bu ev hırsızlarından gayri havf yokdur. Gâyet ihtirâz lâzımdır el-ıyâzü billâh. Anıniçün Mısırlı gece konağa varmazlar. (---)(---)(---) yup (---) namâzından sonra ba‘zı bu menzilde kuşluk vaktinde konarlar. Eğer ileride menzil ba‘îd ise vakt-i zuhurda nefîrler çalınup azm-i râh eder. Eğer menzil Q 153a karîb ise vakt-i asırda nefîr-i rıhletler çalınır çalınarak çalalar bu minvâl-i meşrûh üzre kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Mısır'a dâhil olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376b–Y377a ·
metinde göster ·
… ği şehr-i Emsûs ki Eski Mısır'dır ana gitmeğe azîmet etdiler. Kat‘-ı menâzil ve
tayy-i
merâhil ederek gark-ı âbdan halâs olmuş nâ-peydâ râhlar ile tecessüs-i tarîk ed …
Ba‘dehu Kalîmûn kâhin ve dâmâdı Bayzar ile Hazret-i Nûh'dan me’zûn olup dedesi Mısrâyim'in binâ etdüği şehr-i Emsûs ki Eski Mısır'dır ana gitmeğe azîmet etdiler. Kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek gark-ı âbdan halâs olmuş nâ-peydâ râhlar ile tecessüs-i tarîk ederek direkden direğe uğrayup Mısır kurbunda Arîş nâm mahalle gelüp anda nüzûl edüp oturdular. Lisân-ı İbrî'de Arîş oturacak yere derler. P 160b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y6a ·
metinde göster ·
… n güzîde asker-i azebistân piyâde pehlivân yiğitler cem‘ edüp kat‘-ı menâzil ve
tayy-i
merâhil ederek Mısır'a karîb Arîş ile Rımh mabeynine Amr ibnü'l-Âs gelüp meks e …
Beri cânibde Amr ibnü'l-Âs dörd bin beş yüz fârisü'l-hayl Urbân ve dörd bin güzîde asker-i azebistân piyâde pehlivân yiğitler cem‘ edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Mısır'a karîb Arîş ile Rımh mabeynine Amr ibnü'l-Âs gelüp meks etdükde Hazret-i Ömer tarafından bir kâsıd gelüp bir nâme getürdü. Mefhûm-ı kelâm:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y14b ·
metinde göster ·
… -i Usturlâb ve ilm-i Harf (---)(---) ve ilm-i Hurûf ve ilm-i Nârencât ve ilm-i
Tayy-i
Mekân ve ilm-i İhfâ ve ilm-i Ta‘bîr ve ilm-i Sihir ve ilm-i Ferâset. Ammâ ilm-i …
mazmûnunca evvel ilm-i Tıb ve ilm-i Ferâyiz ve ilm-i Tefsîr ve ilm-i Fıkıh ve ilm-i Hadîs ve ilm-i Tecvîd (---)(---) ve ilm-i Hıfz (---)(---) ve ilm-i Tevhîd ve ilm-i Ledün ve ilm-i Beyân ve ilm-i Kelâm ve ilm-i Kemâl ve ilm-i Âdâb ve ilm-i Sarf ve ilm-i Nahv ve ilm-i Mantık ve ilm-i Ma‘ânî ve ilm-i Lugat ve ilm-i Arûz ve ilm-i Hat ve ilm-i Nücûm ve ilm-i Cifir ve ilm-i Kâf ve ilm-i Kef ve ilm-i Kâf ve ilm-i Sîn ve ilm-i Simyâ ve ilm-i Kimyâ (---)(---)(---)(---) ve ilm-i Hey’et ve ilm-i Hikmet ve ilm-i Zîc ve ilm-i Dânyâl ve ilm-i Fûl ve ilm-i Fâl ve ilm-i Cerr-i Eskâl ve ilm-i Remil ve ilm-i (---) ve ilm-i (---) ve ilm-i Vefk ve ilm-i Esmâ ve ilm-i Teshîr ve ilm-i Da‘vet ve ilm-i Felsefiyyât ve ilm-i Edvâr ve ilm-i Zâyirce ve ilm-i Usturlâb ve ilm-i Harf (---)(---) ve ilm-i Hurûf ve ilm-i Nârencât ve ilm-i Tayy-i Mekân ve ilm-i İhfâ ve ilm-i Ta‘bîr ve ilm-i Sihir ve ilm-i Ferâset. Ammâ ilm-i edeb yokdur. Q 185aP 183a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y69a ·
metinde göster ·
… âhat ederken hatt-ı istivâdan cenûb cânibine yigirmi yedi gün kat‘-ı menâzil ve
tayy-i
merâhil ederek rub‘ dâyire ile irtifâ‘ alup hisâb-ı tûl-i nehârı (---) sâ‘at ve …
Hattâ hakîr seksen üç târîhinde mâh-ı Temmûz'un ol şiddet-i hârında Fûncistân memleketin seyâhat ederken hatt-ı istivâdan cenûb cânibine yigirmi yedi gün kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek rub‘ dâyire ile irtifâ‘ alup hisâb-ı tûl-i nehârı (---) sâ‘at ve on altı derîce ve yigirmi bir dakîka buldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y253a ·
metinde göster ·
… in azeb piyâdesiyle Amr ibnü'l-Âs'ı Mısır fethine serdâr edüp kat‘-ı menâzil ve
tayy-i
merâhil ederek Arîş ile Refih mâbeynine asker-i İslâm vâsıl oldukda Hazret-i Öm …
Cümle müverrihînin kavl-i sahîhi üzre böyle tahrîr ü terkîm olunmuşdur kim Hazret-i Risâlet-penâh'ın intikâlinden on sekiz sene sonra Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hilâfetinde bizzât kendüleri Kudüs-i şerîfi kefere-i Rûm ve Freng-i bed-reng elinden zor-bâzû ile feth edüp ba‘dehu dörd bin beş yüz fârisü'l-hayl ve dörd bin azeb piyâdesiyle Amr ibnü'l-Âs'ı Mısır fethine serdâr edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Arîş ile Refih mâbeynine asker-i İslâm vâsıl oldukda Hazret-i Ömer'den kâsıd gelüp nâme tilâvet olundukda mefhûm-ı kelâm,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y315b ·
metinde göster ·
… ya‘nî Kostantıniyye'den deryâ-misâl asker ile Üsküdar'a çıkup kat‘-ı menâzil ve
tayy-i
merâhil ederek Haleb kurbunda Merc-i Dâbık nâm sahrâ ki Hazret-i Dâvûd aleyhiss …
"Sen ki hâdimü'l-haremeyn olasın, Kızılbaş-ı evbaşa imdâd etmek lâyık-ı Muhammedî değildir. İmdi mezâhib-i erba‘adan destimizde hüccet burhânlar ve habl-i metîn fetvâlar vardır. Vaktine hâzır ol. Evvel bahâr-ı hüceste-âsârda seninle inşâallâhu'r-rahmân bâzâr-ı Mısır'da bir ceng bâzârı ederiz, vaktine hâzır ol" deyüp sene 921 târîhinde belde-i tayyibe ya‘nî Kostantıniyye'den deryâ-misâl asker ile Üsküdar'a çıkup kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Haleb kurbunda Merc-i Dâbık nâm sahrâ ki Hazret-i Dâvûd aleyhisselâm ile Melik Câlût ceng edüp Y 318b Câlût'un münhedim olduğu Merc-i Dâbık sahrâ-yı bî-pâyândır kim bu ceng hakkında alâ-tarîku'l-kısas Cenâb-ı Bârî habîbine bu âyeti nâzil etmişdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y318a–Y318b ·
metinde göster ·
… p bu şehirden kalkup yine cenûba kâh Nîl kenârınca kâh nahlistânlı kurâlar içre
tayy-i
râh ederek üç sâ‘atde,
Bu şehirde dahi kibâr-ı evliyâları ziyâret edemeyüp ale'l-umûm bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp savâbın sükkân-ı karâfe-i Melleviyye'ye hibe eyleyüp bu şehirden kalkup yine cenûba kâh Nîl kenârınca kâh nahlistânlı kurâlar içre tayy-i râh ederek üç sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y366a ·
metinde göster ·
… lara âheng olur hûb u hazîn ve hoş-elhân Fûncî hânende Baykara fasılları ederek
tayy-i
merâhil ederdik. Ammâ el-azametullâh dağı taşı ve hâmûn-ı kâşî Urbân ve bu kada …
Ba‘de't-ta‘âm gayrı fîller üzre süvâr olan firdilânları ya‘nî hânende ve sâzendeleri fîl başı berâber getirüp bir gûne çâr-gûşe rebâb ve bir halkaya iki yüz demir halka geçmiş kıvış kıvış sadâ verir ve yine kamışdan gûnâ-gûn mizmerâtlara âheng olur hûb u hazîn ve hoş-elhân Fûncî hânende Baykara fasılları ederek tayy-i merâhil ederdik. Ammâ el-azametullâh dağı taşı ve hâmûn-ı kâşî Urbân ve bu kadar ibâdullâh pür edüp saf saf ve mevc mevc alay alay gürûh gürûh enbûh gibi giderlerdi. Ve niçe bin fîl üzre âlât-ı silâh ve üç yüz mikdârı mancınık ve altı pâre şâhî tuc top ve niçe bin fîl kemiğinden toplar ve niçe kerre yüz bin develer üzre mühimmâtlar ve harsüvâr ve pîlsüvâr ve hımâr-süvâr benî âdem'in hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür. Ve piyâde kavmin hadd [ü] hasrına nihâyet yok idi. Bu hâl üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y399b ·
metinde göster ·
… nup ale's-sabâh azm-i râh edüp netîce-i kelâm iki gün üç gece kat‘-ı menâzil ve
tayy-i
merâhil ederek,
Kenârında meks olunup bu âb-ı buhayreden niçe kerre yüz bin deve yükü su alınup ale's-sabâh azm-i râh edüp netîce-i kelâm iki gün üç gece kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y400a ·
metinde göster ·
… ulurdu. Hazret-i Süleymân ins [ü] cin ve hûş [u] tuyûr ile taht-ı Süleymânî ile
tayy-i
mekân edüp ber-havâ tayrân ederken bu buhayreyi görüp vezîri Âsaf-ı Berhıyâ'ya …
Bu câmi‘ cenbinde bir buhayre-i lezîz vardır kim mürde cism üzre ilkâ eyleseler belki hayât bulurdu. Hazret-i Süleymân ins [ü] cin ve hûş [u] tuyûr ile taht-ı Süleymânî ile tayy-i mekân edüp ber-havâ tayrân ederken bu buhayreyi görüp vezîri Âsaf-ı Berhıyâ'ya ve ba‘zı musâhib ecinne ve dîv ü perîlerden,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y406b ·
metinde göster ·
Altı gün altı gece yük endirmeyüp cânib-i şimâle kat‘-ı menâzil ve
tayy-i
merâhil ederek ba‘zı Dumbiye kurâlarına uğrayup hedâyâ verüp ülfet ederek deve …
Altı gün altı gece yük endirmeyüp cânib-i şimâle kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek ba‘zı Dumbiye kurâlarına uğrayup hedâyâ verüp ülfet ederek deve eti ve gergerdân eti yiyerek boza ve deve südü içerek altı gün konup göçerek altıncı gün kara taşlı kayalar mâbeyninde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y433a ·
metinde göster ·
… arınca beşer guruşa dutup cümle huccâc cân-ender-cân cihân buldular. Ertesi gün
tayy-i
merâhil ederek vakt-i gurûba dek gidüp,
Bu mahalde İbrîm cânibi Urbânlarından kabâ’il-i Künûz Urbânı meks etmişler. Hemân refîkımız olan Kara Nâ’ib kethudâsı Mehemmed Ağa Künûz Urbânı şeyhlerin çağırup bu huccâc içün bin re’s deveyi İbrîm'e varınca beşer guruşa dutup cümle huccâc cân-ender-cân cihân buldular. Ertesi gün tayy-i merâhil ederek vakt-i gurûba dek gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y443a ·
metinde göster ·