tekfîn edüp {Hâsoda önünde gasl edüp dîvânhâne önünde serviler altında cenâze n …
Na‘ş-ı İbrâhîm Hân'ı techîz ü tekfîn edüp {Hâsoda önünde gasl edüp dîvânhâne önünde serviler altında cenâze namâzına er kişi niyetine deyüp cümle vüzerâ ve vükelâ cenâze-i İbrâhîm Hân'a hâzır olup Abdürrahîm müftî idi, imâm olup Mehemmed Hân dahi namâza gelüp salât-ı cenâze edâ olunup na‘ş-ı İbrâhîm Hân'ın tâbûtu önü sıra ters eğerli atlar ve cümle vüzerâ siyâh nikâblar örtünüp mü’ezzinler Arapça diyerek tâbût-ı İbrâhîm Hân'ı ammisi Mustafâ merkadine götürdüler} ammisi Sultân Mustafâ türbesinde yanına defn edüp Mehemmed Hân-ı Râbi‘ Rûm'a müstakil pâdişâh oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 78b ·
metinde göster ·
"İnsân-ı kâmil, bu nefs ile mu‘azzezdir vücûd-ı insânın rüknüdür. Bunu
techîz ü
tekfîn ile defn etmek gerekdir." deyü kefenleyüp ve cema‘ât-i kesîre ile namâzı …
"İnsân-ı kâmil, bu nefs ile mu‘azzezdir vücûd-ı insânın rüknüdür. Bunu techîz ü tekfîn ile defn etmek gerekdir." deyü kefenleyüp ve cema‘ât-i kesîre ile namâzın kılup hâlâ kubbe-i pür-envârı kurbünde bir küçük kabirde medfûndur. Anıniçün elsine-i nâsda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 99a ·
metinde göster ·
tekfî[n]inize dahi masrûf eyleniz" buyururlar. Hikmet-i Hudâ gûyâ keşf etdi. An …
"Şununla borçları edâ edüp techîz [ü] tekfî[n]inize dahi masrûf eyleniz" buyururlar. Hikmet-i Hudâ gûyâ keşf etdi. Andan Zâkirî Efendi hânesine geldikde bir rîh-ı akîm zâhir olup minârenin zirvesinde destârı zemîne düşer. Ol gece tâc-ı devleti zemînde yatup ertesi gün kendüler füc’eten merhûm olup bedürüstî tâc-ı devleti başından gidüp cemî‘i âşıkân cenâzesine hâzır olup Kazancılar câmi‘i sâhibi Monlâ Hayreddîn hazretlerinin cenbinde medfûndur. Mazanna-i kerâme hâl-sâhibi bir sebük-rûh kimesne idi. Hâlâ bilâd-ı Rûm'da ehl-i tevhîdler mâbeyninde zâkirân ve şâkirânların âğâze etdikleri savt ve zecel ve zikir ve tasnîfât ve ilâhiyyât cümle Zâkirî Efendi'den münteşir olmuşdur. Rahmetullâhi aleyh. Mevtine târîh, güfte-i (---):
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 112a ·
metinde göster ·
… ayrân kalup görseler Şeyh Abdülkerîm Efendi câmi‘ içre rûh teslîm etmiş, der-ân
techîz ü
tekfînin hâzır edüp câmi‘in taşra soffasında gasl edüp niçe yüz bin ibâdullah c …
{Menâkıb-ı eş-Şeyh Abdülkerîm Gülşenî}: On seneden sonra Ulucâmi‘de namâzımız kılarız, deyü gusl edüp cümle âşıkân-ı sâdıkânlarıyla Ulucâmi‘e varup salât-ı cum‘ayı eda edüp ba‘de'd-du‘â "Ey âşıkân, bizim namâzımızı kılup ba‘dehû kârınıza gidin. Sizlerden ricâ ve temennâ ederiz" deyü bir âh-ı sûznâk öyle çeker kim derûn-ı câmi‘de istimâ‘ eden cemâ‘at-i kesîre dem-beste ve hayrân kalup görseler Şeyh Abdülkerîm Efendi câmi‘ içre rûh teslîm etmiş, der-ân techîz ü tekfînin hâzır edüp câmi‘in taşra soffasında gasl edüp niçe yüz bin ibâdullah cenâzesine hâzır olup bu azîzi dahi şeyhi olan azîz Âşık Çelebi cenbinde defn ederler. Rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 168b ·
metinde göster ·
… an ve İmâm Hüseyn'e vasiyyet edüp eydür, "Ben merhûm oldukda beni pâk gasl edüp
techîz [ü]
tekfînimle kaput içre koyup karındaşım Ukayl namâzım kılsın ve nikâblı bir şütü …
Hazret-i Alî eydür: "Lillahi ve Resûlihî bu Mülcem'i incitmen. Bu mâdde ezelü'l-ezelde bey‘ [u] şirâ olunmuş metâ‘dır. Şimdi bâzâra çıkdı". Mülcem'i kendi eliyle Hazret-i Alî halâs edüp cümle cemâ‘ate ve İmâm Hasan ve İmâm Hüseyn'e vasiyyet edüp eydür, "Ben merhûm oldukda beni pâk gasl edüp techîz [ü] tekfînimle kaput içre koyup karındaşım Ukayl namâzım kılsın ve nikâblı bir şütürbân devesiyle gelüp benim na‘şımı tabutumla devesine yükledüp ne cânibe giderse vücûdum götürsün ve illâ olmaya kim ol deveciye bir kîl [u]355a kâl diyesen. Ve ey oğlum İmâm Hasan, şimden gerü sen de Medîne-i Münevvere'de deden Hazret-i Muhammed civârında sâkin ol, dedi. Ve ey nûr-ı hûn-ı ciğer-kûşem İmâm Hüseyin, sen de bu hâk-i Irâk'ın Deşt-i Kerbelâ'sında vatan edin" deyü (---)(---) vasiyyetler edüp Hicret'in kırkıncı sâlinde Arapça emrine imtisâlen rûh-ı şerîfi cânib-i Hakk'a revâne olup vasiyyeti üzre cümle müheyyâ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 354b–355a ·
metinde göster ·
… düp der-hazîne edüp cümle cevârîleri uryân ve büryân koyup andan Kaya Sultân'ın
techîz ü
tekfînine mübâşeret etdiler.
Cümlesi gelüp Sultân'ın meyyiti olan odaları ve gayrı hücreleri ve hazîneyi kilid ile mühürleyüp Paşa'yı ve bizi cümle bir gayrı odaya koyup cemî‘i odaları mühürleyüp Köpürlü'ye ve pâdişâha haber gidüp tarfetü'l-ayn içre Dârü's-sa‘âde ağası ve hazînedâr bola ve hazînedârbaşı ve cümle vüzerâlar gelüp cümle mâlları ahz [u] kabz edüp der-hazîne edüp cümle cevârîleri uryân ve büryân koyup andan Kaya Sultân'ın techîz ü tekfînine mübâşeret etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77b ·
metinde göster ·
… koda ve Küçükoda'ya ve üç bin altun İbrâhîm Paşa sarâyına ve üç bin altun kendü
techîz [ü]
tekfînine cümle ulemâ vü a‘yân huzûrunda vasiyyetler edüp buyurdular kim,
Ve ol gün kara kara kanlar kusmağa başladı. Salı ve çehârşenbe ve pençşenbe günlerinde kara kanlar ve karaciğer pâreleri kay ederek ve yine ismullâhı yâd ederek kâhîce ser-i sa‘âdetin girde bâliş-i nâliş üzre ve kâhîce bu hakîrin zânûsu üzre koyup ol ân yüz beş aded gulâmları mâlından âzâd edüp cümle atları ve silâhların kendülere yüzer aded altun ile ihsân edüp beş bin altun cümle ağavâtlarına ve üç bin altun Galatasarâyına ve üç bin altun Büyükoda ve Küçükoda'ya ve üç bin altun İbrâhîm Paşa sarâyına ve üç bin altun kendü techîz [ü] tekfînine cümle ulemâ vü a‘yân huzûrunda vasiyyetler edüp buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 45a ·
metinde göster ·
tekfîn ve ıskât salâtın edüp salât-ı cenâzelerin bir yerden kılup bu cây-ı refî …
"Beni de bir hoşça yıkayınuz. Benüm birâ[de]rimle âhiretde de çete kovalım ve efendimizin dîdârın görelim. Ala benim cânım cânımı" deyüp rûh teslîm etdükde cümle huzzâr-ı meclis âlem-i hayretde kalup âhir-i kâr techîz ü tekfîn ve ıskât salâtın edüp salât-ı cenâzelerin bir yerden kılup bu cây-ı refî‘ üzre ikisin yan yana defn ederler. Hâlâ ziyâretgâh-ı erbâb-ı (erbâb-ı) dilândır. Hâlâ birâ[de]reyn-i gâzîyeyn bir ağaç köşk-misâl bir sütûh altında âsûdedirler. {Kuddise sırruhu'l-azîz}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 71a ·
metinde göster ·
"Cümle cemâ‘at hâzır iken dağılmasınlar. Fursat ganîmetdir emânetimiz teslîm edelim. Beni ılıca suyiyle fi'l-hâl yaykasınlar ve Süleymân'ım beni Budin'e dinsinler(?), İslâmbol'a sıhhatle gitsinler ve cümle oğulların öpsünler" deyü vasiyyet edüp ol Cum‘a cemâ‘ati arasında bir kerre "Yâ cemâlallâh" deyüp rûh teslîm edince der-akab Süleymân Hân gelüp cenâzesine hâzır olup ol ân techîz ü tekfîn ıskât salâtiyle gasl edüp bizzât namâzın Ebussu‘ûd Efendi kılup ibtidâ-i fetihde hâk-i pâk-i 78a Budin'de defn olunan ve iki kerre yüz bin cemâ‘at-i kesîre ile cenâzesi namâzı kılınan fukarâ-yı Bektaşiyân'dan Gül Baba hazretleridir kim Ebü'l-feth Sultân Mehemmed ve Bâyezîd ve Selîm-i Evvel ve Süleymân Hân ile cemî‘i gazâlarda mevcûd olan Gül Baba-yı Âl-i Abâ'dır, kaddesenâllâhu bi-sırrıhi'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 77b–78a ·
metinde göster ·
tekfînin görüp yetmiş yerden âb-ı zemzemli kefenler gelüp cümlesine Alî Dede'ni …
Hakîr dahi ale'l-acele techîz [ü] tekfînin görüp yetmiş yerden âb-ı zemzemli kefenler gelüp cümlesine Alî Dede'nin vücûdun sarup sarmalayup bir tâbût içre koyup yüz bin guzât-ı müslimîn namâzına hâzır olup edâ-yı salât oldukda hemân bir cân Alî Dede'nin mağârâsı içinde gasl olunan çirkâb suyundan kana kana içüp ol dahi Alî Dede gibi bî-zebân olup mağârâya girüp kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 304a ·
metinde göster ·
… îr etmişler kim dünkü gün bizim İnebahtı'da merhûm olan bî-zebân Arab kölemizin
techîz [ü]
tekfînin edüp musallâda namâzın kılup defn ederler.
Biz bu kal‘ayı seyr [ü] temâşâ edüp dizdâr ile muhâsebet ederken ertesi gün ale's-sabâh birkaç âdemler İnebahtı'dan mektûblar getirüp mektûbda eyle tahrîr etmişler kim dünkü gün bizim İnebahtı'da merhûm olan bî-zebân Arab kölemizin techîz [ü] tekfînin edüp musallâda namâzın kılup defn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 339b ·
metinde göster ·
Cümle ahâlî-i 355a vilâyet âlem-i hayretde kalup azîz-i merkûmun sâhibü'l-hayrâtlar techîz [ü] tekfînini âmâde edüp teneşûy üstünde gasl ederlerken azîzin sadr-ı münevverinde bir kırmızı et pâresinden kudret kalemiyle Alî Dost lafzı yazılmış. Cümle halk hayrette kalup tevhîd tezkîr ile gasl edüp bu Tekye câmi‘i hareminde defn ederler. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Kuddise sırruhu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 354b–355a ·
metinde göster ·
… nesinden taşra havlıya çıkarup teneşir üzre hâzır edüp nısfu'l-leyl dahi olursa
techîz ü
tekfînin ve germâbın hâzır ederler.
Fî beyân-ı mevtâ-yı ehl-i Mekke: Fîrûzâbâdî nâm bir mü’ellif Mekke-i mükerreme esmâların (---)(---)(---)(---) Mekke cem‘ etmiş. Ol isimlerden biri Mekke'ye Karyetü’n-neml derler. (---)(---)(---)(---) Ve pîr [ü] fetâ merhûm olsa ol ân eyle karınca üşer kim cemapur (---)(---)(---)(---) hurûc edince asâkir-i neml dahi taraf taraf yürüyüş ederler. P 149a Derhâl cemâ‘at-i mevtâ ol merhûmu hânesinden taşra havlıya çıkarup teneşir üzre hâzır edüp nısfu'l-leyl dahi olursa techîz ü tekfînin ve germâbın hâzır ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y360a ·
metinde göster ·
… u’âl edüp vasıyyet etdirirler. Merhûm olduğu dem beytü'l-mâl emînine haber edüp
techîz [ü]
tekfînin hâzır edüp cümle ahâlî-i mahalle kapusu önüne gelüp tevhîd [ü] tezkîr …
Bir âdem Mısır'da hasta-hâl olsa cümle ahâlî-i mahalle hastanın hâl hâtırın her bâr hedâyâlar ile su’âl edüp vasıyyet etdirirler. Merhûm olduğu dem beytü'l-mâl emînine haber edüp techîz [ü] tekfînin hâzır edüp cümle ahâlî-i mahalle kapusu önüne gelüp tevhîd [ü] tezkîr ile gasl edüp kânûn üzre cânib-i erba‘ası parmaklı yâhûd Rûm tarzı tâbûtun içine koyup gül gülâb u reyhân ile zeyn edüp cemî‘i ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân alem ü sarâfları [bayrakları] ile tevhîd [ü] tezkîr ederek cenâzeyi câmi‘-i Ezher içine koyup cemâ‘at-ı kesîre ile namâzın kılup andan Karâfe'ye götürürler. Yâhûd Rûmeli meydânına Zâviyetü'l-Cenâze ya‘nî Sebîlü'l-Mü’minîn nâm mahalde namâzın kılup İmâm Şâfi‘î'ye yâhûd on iki karâfenin birine götürürler. Ammâ efdal karâfe cebel-i Cûşî dâmeninde Hazret-i Yûsuf karındaşı İbn Yâmen yâhûd Şeyh Ukbe yanlarına defn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y245b ·
metinde göster ·
… nerdübânlar ile götürürler. Ammâ gâyet tezyîn edüp mevtâya ri‘âyet ederler. Ve
techîz ü
tekfîn ve iskât salâtın yine şer‘î ederler, ve's-selâm.
Ammâ bu fellâhînin tâbûtları Rûm kefereleri harpuşteleri gibi ayaklı nerdübânlar ile götürürler. Ammâ gâyet tezyîn edüp mevtâya ri‘âyet ederler. Ve techîz ü tekfîn ve iskât salâtın yine şer‘î ederler, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y245b ·
metinde göster ·
tekfînine sarup tâbûtunu tevhîd ile bu kadar asker cenâzesiyle feryâd [u] figân …
Derhâl bu hâl harîme mün‘akis olup yine bir mâtem-i cedîd dahi kopdu. Meğer azîz hazretleri üç kazgan ıssı su edüp ve kefen ve gülâb Y 308b ve buhûrların cümle mevtâya lâzım eşyâları hâzır edüp evlâdı ve ehli ve kerîmesiyle helâlleşüp taşra bize çıkmış imiş. Cümle asker sehel ârâm edüp derhâl şeyh şinnâvî'de emânet olan bin akçeyi ıskât salâtıyçün üç yüz âdeme vasıyyet rumûzları üzre tevzî‘ edüp şeyh şinnâvî gasl edüp hakîr âb-ı tâhir sabb edüp şinnâvîzâde buhûr edüp techîz [ü] tekfînine sarup tâbûtunu tevhîd ile bu kadar asker cenâzesiyle feryâd [u] figân ederek ecdâd-ı izâmları Ebürrîş hazretlerinin câmi‘inde salât-ı cenâzesin kırk elli bin asker edâ edüp savâbın rûh-ı şemsüddîn'e hibe eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y308a–Y308b ·
metinde göster ·
… â künyesinin sebebi oldur kim bir cîger-gûşesi Y 381a âhirete intikâl etdükde
techîz ü
tekfînine bir dirhem bulmada âciz olur. Derhâl zemîne bir püşt-i pâ urunca zemî …
Ve bir çâr-gûşe divâr içinde dahi şeyh Abdurrahîm hazretlerinin halîfelerinden eş-şeyh İbrâhîm-i Ebüddünyâ: Ebüddünyâ künyesinin sebebi oldur kim bir cîger-gûşesi Y 381a âhirete intikâl etdükde techîz ü tekfînine bir dirhem bulmada âciz olur. Derhâl zemîne bir püşt-i pâ urunca zemîn çöküp bir kenz-i azîm zâhir olur kim cenâzeye hâzır olanlar ve ahâlî-i beledler bu mâl-ı firâvânı üç gün taşıyup ihtiyâcdan berî olurlar. Bu ahvâl karîbü'l-ahddir. Q 310aP 307a Anıniçün bu azîze Ebüddünyâ deyü lakab dediler. Ve bu şehr-i Kınâ ol kenz-i azîmin mâliyle ma‘mûr olmuşdur, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y380b–Y381a ·
metinde göster ·