Âdem ve Şîs ve İsâ ile tefsîr etmişler. Ammâ ba‘zı müverrihîn ve müfessirîn "Be …
âyeti nassı kâtı‘ı tefsîrinde Âdem ve Şîs ve İsâ ile tefsîr etmişler. Ammâ ba‘zı müverrihîn ve müfessirîn "Belî Hazret-i Âdem ihtilâm olup zemînde bir evlâdı zâhir oldu. Ammâ ana hukemâ-yı kudemâ "Abdüsselâ" ve Bî-rûhu's-sanem" derler. Yaylalarda benî Âdem şeklinde merd ü zenli müşekkel şevârib ve lıhyeli kadd [u] kâmet sâhibi bir gûne haşayiş-i zîrûhdur kim hukemâlar edviye içün ka‘r-ı zemînden çıkarırken niçesi denîsi ile cimâ‘ ederken bulunmuşdur. Kâküllerin taraklayup mahbûb çehre sağîr ü kebîr bir gûne mukavvî haşîşdir. Zîrâ menî-i Âdem Safî'den halk olunan budur, Hazret-i Şîs değildir deyü tahkîk ederler. Kavl-i sahîh, Hazret-i Âdem cezîre-i Serendil'de iken kırlangıç kuşu Âdem'e gelüp sakalı telinden Cidde'de Havvâ'ya götürüp Havvâ'nın geysûları telinden Âdem'e getirüp kırlangıç tayrı vâsıtalığiyle az müddetde Hazret-i Âdem Havvâ ana ile cem‘ olup Havvâ hâmile kalup ibtidâ edîm-i arzda rahm-ı mâderden müştakk olan Hazret-i Şîs Nebî'dir kim Âdem'den sonra nebî-yi sânî Şîs'dir ve cemî‘i enbiyâya eb-i sânîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 37a ·
metinde göster ·
lafz-ı mekâlîd kilid ma‘nâsına nâzil olmuşdur ya‘nî edîm-i arzı mekâlîdler ile …
Sûre-i (---)(---)Arapça âyet-i şerîfi tefsîrinde lafz-ı mekâlîd kilid ma‘nâsına nâzil olmuşdur ya‘nî edîm-i arzı mekâlîdler ile kilidledim ya‘nî dağlar ile kilidleyüp rûy-ı arzı dağlar ile kilidledim ma‘nâsıyla cemî‘i müfessirîn tefsîr etmişlerdir. Ve sûretü'n-Nebe'de Arapça âyeti dahi o ma‘nâyı ilhâm eder. Ya‘nî "Habîbim, Muhammed'im! Biz dağları yeryüzüne kilid ve evtâd halk eyledik" buyururlar zîrâ rûy-ı zemînde ulu dağlar olmasa vech-i arza lerzân vâki‘ olurdı. Seyyâhân-ı berr [u] bihâr ve cihân-geşt-i leyl [u] nehâr olan Papamunta mü’ellifi ve Atlas ve Minör ve Coğrâf kitâbları mü’elliflerinin kavl-i sahîhleri üzre rûy-ı arzda cümle yüz kırk sekiz aded ulu dağlardır kim bâlâda tahrîr olunmuşdur. Bu Göksun yaylası dağı dahi mezkûr yüz kırk sekiz cebel-i müntehânın birisidir. Eyle bir kûh-ı bülenddir kim medhinde kerrûbiyânlar felekde âciz-mândelerdir. Eyle bir kûh-ı azîmdir kim on kerre yüz bin âdem ve yüz kerre yüz bin hayvânât yaylasa vüs‘at üzre seyerân u devrân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 63a ·
metinde göster ·
… bbü'l-İzzet bu edîm-i arzda yüz kırk sekiz dağ halk edüp Arapça âyet-i şerîfi
tefsîrinde
cemî‘i müfessirîn lûgat-i mekâlîdi, "kilid" ve "cebel" ma‘nâsıyla tefsîr edüp c …
Sitâyiş-i kûh-ı Bî-sütûn-ı ibret-nümûn: Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet bu edîm-i arzda yüz kırk sekiz dağ halk edüp Arapça âyet-i şerîfi tefsîrinde cemî‘i müfessirîn lûgat-i mekâlîdi, "kilid" ve "cebel" ma‘nâsıyla tefsîr edüp cümle hukemâ-yı kudemâ yüz kırk dağ-ı azîmler bulmuşlar. Biri de bu kûh-ı Bî-sütûn'dur, demişler. Lâkin kûh-ı Elburz gibi ve kûh-ı Samur gibi ve kûh-ı Sübhân gibi ve kûh-ı Ercîş gibi âlî dağ değildir. Ammâ ibret-nümâ olduğu cihetle meşhûr-ı âfâk kûh-ı bülend-i bî-tâkdır. Meselâ Âd kavmi mi yâhûd Semûd kavmi mi bu kûhun altını kesmişler, altına niçe bin asker devâbâtıyla girse yerim dar demez. Altında havz-ı azîmler ve kâ‘a-i kadîmler ve niçe kerre yüz bin hûş u tuyûr-ı gûnâ-gûnun âşiyânları var. Âdem bir kerre bu kûh altında "Hû!..." dise dağlar ra‘d gibi gürleyüp âdemin zehresi çâk olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 309a ·
metinde göster ·
… ‘râf'ın yedi derecesinde yedi aded esmâların ahlâk-ı zemîmeleriyle sûre-i A‘râf
tefsîrinde
Şeyh Bağavî ve Müfessir Keşşâf tahrîr etmişlerdir. {Ammâ dâr-ı} A‘râf oldur kim …
Ammâ niçe musannifîn ve mü’ellifîn İblîs-i telbîsin dâr-ı A‘râf'ın yedi derecesinde yedi aded esmâların ahlâk-ı zemîmeleriyle sûre-i A‘râf tefsîrinde Şeyh Bağavî ve Müfessir Keşşâf tahrîr etmişlerdir. {Ammâ dâr-ı} A‘râf oldur kim ne cennetdir ve ne cehennemdir. Cennet ile cehennem mâbeyninde yedi derece vâdîlerdir kim keferelerin nâ-bâliğ mûğ-beççe evlâdları ve {Enûşirvân-ı} âdil gibi kefere kıralları ve perhîzkâr olan papaz u bıtrîk ve râhibân u kıssîsler ve erbâb-ı ma‘ârif Nasrânîler (---)(---)(---)(---) ve bunun emsâli niçe bin milel âdemlerinden hayr-hâh-ı devlet olan kefereler bu a‘râfa girer demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 394b ·
metinde göster ·
Belkıs hikâyeti ve Sebe’ şehri harâbında gördüğümüz üzre hâlâ pire ve kehle ve …
nass-ı şerîfi tefsîrinde Belkıs hikâyeti ve Sebe’ şehri harâbında gördüğümüz üzre hâlâ pire ve kehle ve tahta biti ve yılan ve çıyan ve akreb olmaduğu mezkûr âyet-i şerîf tefsîrinde musarrahdır. Tatvîl-i kelâma ihtiyâc yokdur. Andan Hazret-i Süleymân'a Belkıs geldikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 87b ·
metinde göster ·
nass-ı şerîfi tefsîrinde Belkıs hikâyeti ve Sebe’ şehri harâbında gördüğümüz üzre hâlâ pire ve kehle ve tahta biti ve yılan ve çıyan ve akreb olmaduğu mezkûr âyet-i şerîf tefsîrinde musarrahdır. Tatvîl-i kelâma ihtiyâc yokdur. Andan Hazret-i Süleymân'a Belkıs geldikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 87b ·
metinde göster ·
… sal yazmış. Ve be-kavl-i müverrih-i âlem müfessir İshâk, sûre-i (---): Arapça
tefsîrinde
"Hazret-i Îsâ da Tata[r] mahbûbu şeklinde halk olmuşdur" deyü tahkîk etmiş.
Tuhfe nâm bir târîhde ve Rûm Yanvan târîhinde ve Ermenî Mığdisi târîhinde ve Latin (...) târîhinde ve Kabâbıta müşkil-küşâ târîhlerinde eyle tahrîr etmişler kim bu rûy-ı arz kim Bahr-i Muhît seksen yedi bin mîl bir cezîredir, bu cezîrenin nısfını kavm-i Sol‘ât, ya‘nî kavm-i Tatar dutmuşdur. Bu edîm-i arzda siyâh Arablar ile Tatar kavminden (bir) çok kavim yokdur, deyü yazmışlar ve niçe yüz kavm-i Nasârâ bu Tatar kavminden azmışlar, deyü yazmışlar. Hattâ Târîh-i Tuhfe'de birkaç mürsel nebîlerin hılye-i şerîflerin 107b "Cenâb-ı Kibriyâ ibtidâ Hazret-i Âdem'i yed-i kudretiyle tînden halk etdikde Tatar sıfatında halk etmişdir" deyü mufassal yazmış. Ve be-kavl-i müverrih-i âlem müfessir İshâk, sûre-i (---): Arapça tefsîrinde "Hazret-i Îsâ da Tata[r] mahbûbu şeklinde halk olmuşdur" deyü tahkîk etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107a–107b ·
metinde göster ·
ulemâ-yı müfessirîn Cûde dağında keştî-i Nûh karâr edüp talattum-ı deryâ ile pâ …
âyeti tefsîrinde ulemâ-yı müfessirîn Cûde dağında keştî-i Nûh karâr edüp talattum-ı deryâ ile pâreleri bu Kabarti diyârında Beş Dağ'daki gemi tahtası andan ola. Hulâsa-i kelâm bu hakîr ol levha üzre iki rek‘at namâz kılup ve bu Beş Dağları seyr [ü] temâşâ edüp andan yine maşrık tarafına 5 sâ‘at gidüp niçe ibret-nümâlar görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 158b ·
metinde göster ·
müttefiklerdir kim kûh-ı Kâf bu edîm-i arzın etrâfın ihâta edüp Bahr-i Muhît ve …
159a tefsîrinde müttefiklerdir kim kûh-ı Kâf bu edîm-i arzın etrâfın ihâta edüp Bahr-i Muhît ve Bahr-i Ummân ve Bahr-i Mağaylan ve Bahr-i Okyûnûs ve Bahr-i Girdâb ve Bahr-i Zulumât ve'l-hâsıl bu dünyâ etrâfında olan yedi deryâyı ihâta etmiş kûh-ı Kâf'dır. Hattâ bu hakîrin ve kavm-i Noğay'ın ma‘lûmlarıdır kim Maskov vilâyeti tarafına karîb Kur’ân-ı azîm ile müsbet olan Bahr-i Zulumât buz olduğu mahalde İskender-i Kübrâ'nın Sedd-i Ye’cûc'a gitdiği buz deryâsı zulumâtı üzre kavm-i Kalmık yetmiş gün yetmiş gece, ya‘nî gündüzünde vakt-i Şâfi‘î gibi olan buz deryâsını geçüp yine bu dünyânın tabanında olan aydınlık yerlerin otlu ve sulu yerlerinde yedi gün yedi gece dahi Kalmık atlar ile seğirdüp kûh-ı Kâf dâmeninde bilâ-teşbîh ka‘belerine vardıkların ve yine buz deryâsı tûl-ı nehârda çözülmeden beri Helar vilâyetlerine gelirler, tevâtürle kavm-i Noğay içre meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159a ·
metinde göster ·
müfessirîn eyle tahrîr etmişler kim Hazret-i Nûh Necî ile gemiye giren Hûşeng Ş …
Ve Arapça âyet-i şerîfinin tefsîrinde müfessirîn eyle tahrîr etmişler kim Hazret-i Nûh Necî ile gemiye giren Hûşeng Şâh ve (---)(---)(---) ve nebîreleri cümle keştî içre lisân-ı Türkçe kelimât etdiklerinde Mısır kavminden Kehene Kalimûn ve Mısrâyim nâm kimesneler,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 374a ·
metinde göster ·
"Habîbim Muhammedim! Rûy-i arzı halk etdim. Ba‘dehu makâlîdler ile kilidledim, …
Ba‘zı müfessirîn âye[t]: Arapça âyet-i şerîfinin tefsîrinde "Habîbim Muhammedim! Rûy-i arzı halk etdim. Ba‘dehu makâlîdler ile kilidledim, ya‘nî dağlar ile berk etdim" buyururlar. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y213b ·
metinde göster ·
… Cenâb-ı Bârî'nin nazarı ta‘allûk etmiş bir ulu dağdır ki Arapça âyet-i şerîfi
tefsîrinde
İbn Abbâs buyururlar kim lâfz-ı kün ile arz [u] semâvât ademden vücûda geldikde …
Evsâf-ı cebel-i Arafât: Ol kûh-ı kudretullâhdır kim Bathâ ve Mekke'nin cânib-i şarkîsinde dörd sâ‘at ba‘îdde bir sahrâ-yı azîmin yine cânib-i şarkîsi nihâyetinde bir alçak kara kayalı dağdır. Ammâ ol kadar büyük değildir. Hakîr bir gün mukaddem varmak ile ilme'l-yakîn hâsıl etmeğiçün cebel-i Arafât'ın cânib-i erba‘asın devr etdim. Dâ’iren-mâdâr beş bin adım bir küçük dağdır. Ammâ Cenâb-ı Bârî'nin nazarı ta‘allûk etmiş bir ulu dağdır ki Arapça âyet-i şerîfi tefsîrinde İbn Abbâs buyururlar kim lâfz-ı kün ile arz [u] semâvât ademden vücûda geldikde cümle cebellerden ibtidâ bu cebel-i Arafât îmân getirdiğinden Cenâb-ı Bârî buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y317b ·
metinde göster ·
cemî‘i müfessirîn hikâyelerini mufassalan tahrîr etmişlerdir. Hâlâ Hazret-i Hız …
âyetinin tefsîrinde cemî‘i müfessirîn hikâyelerini mufassalan tahrîr etmişlerdir. Hâlâ Hazret-i Hızır ile Hazret-i Mûsâ birbirlerile mufârakat etdikleri mahalle Merecü'l-Bahreyn derler, bender-i Reşîd boğazıdır kim Nîl-i mübârek deryâya mahlût olur. Karadan İskenderiyye'ye on iki sâ‘atdir, deryâdan (---) mîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y314a ·
metinde göster ·
… yle mâbeynlerinde bir cedeldir kim ta‘bîr olunmaz. Ammâ İmâm Süyûtî rahmetullâh
tefsîrinde
Merecü'l-Bahreyn'den murâd Bahr-i Rûm ki Karadeniz'dir ve Bahr-i Harez ki Gîlân …
Dizdâr ile kayıklara binüp bir mîl Nîl ile cereyân ederek Nîl ile Bahr-i Ebyaz'ın mahlût olduğu mahalle varup iki rek‘at salât-ı hâcet kılup du‘â etdik. Ulemâ-yı Dimyât'ın kavl-i sahîhleri Hazret-i Mûsâ ile Hazret-i Hızır'ın buluşduğu bu Merecü'l-Bahreyn'dir derler. Reşîd ulemâsiyle mâbeynlerinde bir cedeldir kim ta‘bîr olunmaz. Ammâ İmâm Süyûtî rahmetullâh tefsîrinde Merecü'l-Bahreyn'den murâd Bahr-i Rûm ki Karadeniz'dir ve Bahr-i Harez ki Gîlân deryâsı derler, ba‘zılar Bâbü'l-ebvâb bahrıdır derler, bir bahre munsab olmaz üç Karadeniz kadar bir bahr-i azîmdir, Merecü'l-Bahreyn'den murâd ol mezkûr iki deryâdır, demişler. Ba‘zılar Akdeniz Bahr-i Rûm'dur ki Nîl ana mahlût olduğıyçün Dimyât boğazına Merecü'l-Bahreyn derler. Ba‘zılar ale'l-ıtlâk bir nehr-i azîm bir bahr-i kebîre mahlût olsa ana Merecü'l-Bahreyn derler. Y 349a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y348b–Y349a ·
metinde göster ·