… ‘âr ve bahr-i tavîl ü mukatta‘ât (---)(---)(---)(---) Ve letâ’ife müte‘allık
tekerlemeleri
tilâvet edüp birbirlerine nazîreler ile bu köçek {köçek} abdallar fasıllar eyle …
Andan yine mü’eddebâne taşra çıkup fukarâ meydânında yüz elli mikdârı pîr ü cüvân cân-ı cânânları ile öpüşüp görüşüp hakîri posta geçirdiler. Bu dahi tahtânî meydân-ı dervîşândır kim cânib-i erba‘ası kurbân postlarıyla döşelidir ammâ acâ’ib ü garâ’ib pâk musallî sâhib-i vera‘ ârif-i billah cânları var. Ve niçe âfitâb-ı mehtâb pâ-bürehne ve ser-bürehne köçekleri var. Meydâncı Dede fermânıyla cümle köçekler meydân-ı muhabbete gelüp kimi müfredât ve kimi dü-beyt ve kimi müselles ü murabba‘ ve muhammes ü müseddes u müsebba‘ ve müsemmen ve mu‘aşşer ü müstezâd ve çâr-ender-çâr u tercî‘-i bend ve mersiye ü kasâyid ve reddü'l-acz ale's-sadr misilli eş‘âr ve bahr-i tavîl ü mukatta‘ât (---)(---)(---)(---) Ve letâ’ife müte‘allık tekerlemeleri tilâvet edüp birbirlerine nazîreler ile bu köçek {köçek} abdallar fasıllar eylemişlerdir kim ol demimiz gûyâ Hüseyin-i Baykara demi olup andan meydân-ı muhabbete deste hân gelüp bir sommât-ı Muhammedî çekildi kim ta‘bîr olunmaz. 129a Ba‘de't-ta‘âm cümle fukarâ-yı Bektâşiyân iki yüzden mütecâviz hâzır olup hakîri bâb-ı selâma durgurup "Es-selâmü aleyke yâ ehl-i şerî‘at ve ehl-i tarîkat ve ehl-i hakîkat ve ehl-i ma‘rifet!" deyüp huzzâr-ı meclise dörd kapu selâmın verüp cümle huzzâr-ı meclis "Ve aleykümü's-selâm ey âşık-ı billah!" deyüp bir bir selâmımız aldıklarında hakîr eyitdik "Ey sâhib-i nazar olan, hamd-i Hudâ bu âsitâne-i sultâna yüz sürüp siz erenlerin mübârek cemâllerin görüp nân u nemek hakkı müyesser oldu. Sizlerden temennâmız oldur kim bu hakîre bir gülbang-ı Muhammedî çekesiz kim cenâb-ı Bârî yarı kılup dünyâda sıhhat-i beden, seyâhat-i tâm, âhir nefesde îmân müyesser ede" deyü gülbang-ı Nebî ricâ etdiğimizde cümle âşıkân-ı sâdıkân-ı dervîş-i dil-rîşân ve fukarâ-yı zî-şân-ı pür-nişân ve gayri huzzâr-ı meclis-i pîr u cüvân el açup Allah deyüp cemî‘i hayr murâdâtımız hâsılıyçün gülbâng-ı Muhammedî çekilüp cümlesiyle dest-bûs edüp vedâlaşup meydâncı dede ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 128b–129a ·
metinde göster ·
Andan dervîşânların ablak ve sublak ve ak topalak köçeklerinden Cân gülü köçek, Ten balı köçek ve Şîr Alî ve Cân Velî ve Şahme Memi nâm köçekler âfitâbelerin kec kılup pâ-bürehne ve ser-bürehne telâtîn tennûrelerin geyüp ve nefîrlerin ve teberlerin ve zerdestelerin ellerine alup anlar dahi birbirlerine hasmâne olup Mısır gülü gibi serâmed beyâz gerdânların arz edüp kâfûrî şem‘-i asel-misâl bâzûların sığayup meydân-ı mahabbetde ma‘rekegîrlik edüp letâyife müte‘allık Kaygısız Abdâl ve Murâd Abdâl güftelerinden ekl [ü] şürbe müte‘allık latîfe-âmîz tekerlemeler okuyup gûnâ-gûn şakalar edüp herbiri bir gûne arz-ı ma‘rifet edüp müsâfirîne tâzeler tâze cân verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y113b ·
metinde göster ·