… l ve paçoz ve yılarya ve ista[v]rid ve istaride ve kolyoz ve atrina ve hapsi ve
tekir
ve çuçurya ve iskorbid ve gelincik ve kaya ve çiroz ve gümüş ve horosya ve tirk …
Mâ‘adâsı İslâmbol Boğazı'nın iki tarafında dörder servi direkleri üzre dalyanlardır. Bunlar mevsiminde uskumru balığı ve palamide ve alakerde ve fıçıda ve kefal ve paçoz ve yılarya ve ista[v]rid ve istaride ve kolyoz ve atrina ve hapsi ve tekir ve çuçurya ve iskorbid ve gelincik ve kaya ve çiroz ve gümüş ve horosya ve tirkis ve lüfer balıkları gibi niçe yüz bin isiml[er]i ma‘lûmumuz olan balıkları sayd edüp öşrün balık emînine verüp kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 174a ·
metinde göster ·
… midye pilâvı dahi lezîz ta‘âmdır. Ammâ mâhîlerde uskumru ve pisi ve nîlûfer ve
tekir
[ve] kızıl kalkan balığına aşk olsun kim anı tamâm yiyen âdemden âdem çıkar esk …
Ve hâlis su zeytûn yağıyla midye pilâvı dahi lezîz ta‘âmdır. Ammâ mâhîlerde uskumru ve pisi ve nîlûfer ve tekir [ve] kızıl kalkan balığına aşk olsun kim anı tamâm yiyen âdemden âdem çıkar eski balıkdır. Ammâ kalaklı ve kulaklı kalkan ve kefal balığına dahi aşk olsun kim anın hakkında "Ekeltü's-semekete hattâ re’sihâ" derler. Hakîkat cümle mâhîlerin başları ve âdem balığının kertiği başı lezîzdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175a ·
metinde göster ·
… e talazlı ve peleng ve çıbar ve şeber ve kızıl ala ve darkıl ala ve kara ala ve
tekir
ala ve çakır ala ve habâr ala ve sâde kut ve tâclı kut ve çakşırlı kut, bu kada …
Bu gûne taklabâz, pal ve şeber ve cevizi ve Şâmî ve Mısrî ve Bağdâdî ve münakkat ve alara ve martolos ve demkeş ve saya ve talazlı ve peleng ve çıbar ve şeber ve kızıl ala ve darkıl ala ve kara ala ve tekir ala ve çakır ala ve habâr ala ve sâde kut ve tâclı kut ve çakşırlı kut, bu kadar elvân kebûter hümâmları besleyüp kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b ·
metinde göster ·
… beri nef‘i tecrübe olunmadadır. Ve birer karışdan ziyâde kırmızı başlı kızılca
tekir
balığı kızılbaşlı olmağıla bu dahi lezizdir. Ve kaloz balığı ve erba‘înde uskum …
Mâhîlerinin memdûhâtların beyân eder: Evvelâ cümleden levrek balığı ve kefâl balığı gâyet kalaklı balıkdır ve kalkan balığının kalağı yokdur. Ammâ âh cânım kalkan balığı gâyet lezîzdir. Nisâ tâ’ifesi yiseler elbette hâmile kalır. Devr-i Âdem'den beri nef‘i tecrübe olunmadadır. Ve birer karışdan ziyâde kırmızı başlı kızılca tekir balığı kızılbaşlı olmağıla bu dahi lezizdir. Ve kaloz balığı ve erba‘înde uskumru balığı ve niçe bin elvân mâhîleri vardır. Ammâ memdûh olan zikr olunan balıklardır. Bunlardan ziyâde muhabbet edüp üzerine bin cân ile kurbân olup bey‘ [u] şirâsı mahallinde ceng [ü] cidâl edüp kan etdikleri mâhî cânım hapsi balığıdır. Rûz-ı hamsînde zâhir olduğiyçün hamsi balığı derler ve hamsîn gününde çıkmasının sebebi İskender-i Kübrâ asrında bir üstâd-ı kâmil gelüp ruhbân ve bıtrîklere gıda olsun içün Moloz kapusundan taşra derya içinde bir amûd üzre bir hamsi balığı sıfatında bir tuç balık tılsım edüp rûz-ı hamsînde ol mâhîden bir sadâ zâhir olunca Karadeniz'de olan cümle hamsi balıkları Tarabefzûn limanına gelüp sâhil-i bahre düşerler. Ba‘dehû Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rahm-i mâderden rûy-ı dünyâya kadem basdıkda niçe bin mutalsamât u âteş-gede-i Nemrûd sönüp mutalsamlar münhedim olup bu hamsi tılsımı dahi yıkılup deryâya düşer. Lâkin deryâya müte‘allık tılsımât olmağıla hâlâ ameli nâfiz olup her sene yevm-i hamsînde hapsi mâhîleri karaya düşdükde yâhûd meneksile nâm kayıklarla mâl-â-mâl iskeleye geldikde balık dellâlları vardır, bu lisân ile nidâ eder: "Ey muhterûn, ey muhterûn. Esi çıfata zûn, den hurdesin, samur bâdâ taraşa, ey lefte karûn, ahnı kulup ipsarya, ala pamun, ey ümmet-i Muhammet ala pamun" deyüp bir gûne mürver ağacından boruları var. Bir kere sûr urunca azamet-i Hudâ eğer cemâ‘atle namâzı kılar istimâ‘ ederse ol ân namâzı bırağup hamsi balığına segirdirler. "Namâz bulunur ammâ hapsi bulunmaz" deyü câmi‘de imâm ve mü’ezzin dahi namâzı bozup "Ahçacuğumla bir makrama hapsi var" deyü ol nâzik sırmalı makramalara balığı koyup reftâr ederek balığın suyun akıdup giderken ba‘zılar balığın suyu akdığına acıyup "Bre palığın suyın ya ne akıdırsın, suyına bir pilavcık salsana" deyü birbirlerine 253a latîfe ederler. Yine murâd olan latîfedir. Bir kerre Çiço Hüseyin nâm bir kimesne ehliyle halet-i muhammışda ala-vere safâsında iken {balık dellâlının boru çalduğun istimâ‘ edüp} ehlinden balığın çeküp alıp uçkurun bağlayarak iskele başına gelüp hapsi balığı aldığı meşhûrdur, ammâ hakîr görmedim. Lâkin bir kerre balık meneksile borusu çalınınca (---)(---) hammâmından beş dâne uryân âdemler arak-âlûd olup har har soluyarak balık kayığına cân atup bellerindeki peştemâllarına balığı doldurup avret yerleri zâhir olur. Balıkçı bunlardan akçe isteyüp uryân âdemde akçe olmamağla balıkçıya kefîl vermiş. Balıkçı "Balık emîni kefîl ve yemîn almaz, hemân akçedür" deyince "Bre âdem, işte şu âdemler şâhid olsun imanım sana verdim" dermiş. Balıkçı da "Ben, kendim namâzlı îmânımdan bezdim, al benimki de senin olsun" demiş. Bu gûne hapsi balığı latîfeleri Tarabefzûn şehir oğlanları zurefâsı mâbeyninde darb-ı mesel olmuş latîfeler vardır. Ve yine Tarabuzun zurefâları Çiço re‘âyâlarına ulaşup derler kim, Tekerleme:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252b–253a ·
metinde göster ·
… kumru balığı ve izmarit balığı ve iskorpit balığı ve bir vukiyye gelir la‘l-gûn
tekir
balığı ki cemî‘i mâhîlerin şâhı bir mâ’ide-i mâhîdir kim gûyâ nûr-ı ilâhîdir.
Ve bu buheyrede olan mâhî-i gûnâ-gûnların envâ‘ından, yigirmi vukiyye gelir sazan balığı ve levrek balığı ve kalkan balığı ve kefal balığı ve palamit balığı ve pisi balığı ve alakerde balığı ve fıçıda balığı ve kaya balığı ve uskumru balığı ve izmarit balığı ve iskorpit balığı ve bir vukiyye gelir la‘l-gûn tekir balığı ki cemî‘i mâhîlerin şâhı bir mâ’ide-i mâhîdir kim gûyâ nûr-ı ilâhîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 50a ·
metinde göster ·
… ı semnlerdir. Ve yâsemen ve Kefe lâlesi ve limanında tirkiz balığı ve levrek ve
tekir
balığı ve yâhûd uskumr[u] balıklarının envâ‘ları on iki aded deryâda olmaz. Hat …
Memdûhât-ı me’kûlât-ı ni‘met-i uzmâ-yı müsmirât: Evvelâ Kefe'nin tereyağı ve sarı mayak yağı misk [ü] amber-i hâm râyihalı semnlerdir. Ve yâsemen ve Kefe lâlesi ve limanında tirkiz balığı ve levrek ve tekir balığı ve yâhûd uskumr[u] balıklarının envâ‘ları on iki aded deryâda olmaz. Hattâ Bahr-i Muhît ve Bahr-i Malgayan ve Bahr-i Okyanûs'da ve Bahr-i Harez'de ve Bahr-i Ummân ve Bahr-i Kulzum'da dahi Kefe balığı gibi bir mâhîler görmedim. Hattâ tirkiz nâmındaki balığı mâh-ı Hamsînde sayd edüp niçe yüz gemilere tuzlayup korlar ve cemî‘i ekâlimlere bâzergânları götürürler. Bir garâ’ib balık emânetidir kim başka mukâta‘adır. Emînin rızâsı olmadan bir ferd-i âferîde bir balık sayd edemez, ammâ gece karanlığında oğlancıklar kalaklı kefal balığı dutup yerler. Balık emîni anlara bir şey demez, ammâ şehir subaşısı duyarsa gulâmları cerîmiye keser.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141b ·
metinde göster ·
Ve bu limanın sayd [u] şikârlarından niçe bin gûne mâhîleri var ammâ
tekir
balığı ve tirkiz balığı ve kayası ve iskorpidi ve uskumrusu ve küreki(?) ve ülü …
Ve bu limanın sayd [u] şikârlarından niçe bin gûne mâhîleri var ammâ tekir balığı ve tirkiz balığı ve kayası ve iskorpidi ve uskumrusu ve küreki(?) ve ülüfer balığının envâ‘ları meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 225b ·
metinde göster ·
… cem‘ olup kâhîce âb-ı hayât suları dahi bulunur, ammâ limanlarında gâyet latîf
tekir
balıkları olur.
Ve iki yerde acı suları vardır ammâ zarûretde içilir. Ve niçe yerlerinde kayadan oyma su sarnıçları var kim cümle bârân-ı rahmet anlarda cem‘ olup kâhîce âb-ı hayât suları dahi bulunur, ammâ limanlarında gâyet latîf tekir balıkları olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 329b ·
metinde göster ·
… Cümle evleri görünür. Ve şark tarafında yigirmi mîl Menteşe kıyıları cânibinde
Tekir
Burnu Dacca ve Dârâhiyye(?) dağları ayak altında-misâl zâhirdir.
Ve bu kal‘a eyle âlîdir kim küşâde hevâda yüz otuz mîl cenûb cânibine Girid adası görünür. Ve yüz mîl kıbleye Rodos cezîresi nümâyândır. Ve yine cenûb üstüne cezîre-i Hereke ve İliki ve cezîre-i İncirli 15 mîldir. Cümle evleri görünür. Ve şark tarafında yigirmi mîl Menteşe kıyıları cânibinde Tekir Burnu Dacca ve Dârâhiyye(?) dağları ayak altında-misâl zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y108b ·
metinde göster ·
… n poyraz eyyâmı ile Rodos'a azîmet edüp giderken İstanköy'den yigirmi mîl ba‘îd
Tekir
burnu nâm mahalli dolaşınca sekiz kâfir kalyonları içine giredüşdük.
El-hâsıl bir ay zevk u safâlar edüp a‘yân [u] eşrâflarından hâne sâhibimiz Muslu Ağa ile ve birâderi Alî Çelebi ve Pilili Ahmed Ağa ve dâmâdı Müstedâm Ağa ve Serdâr Hüseyin Ağa ve Sıyâmîzâde ve Semiz Mûsâ Çelebi ve Dizdâr Mûsâ Ağa ve Cebecibaşı Hasan Ağa ve Cebeci Çorbacısı Mustafâ Ağa ve Lonca Câmi‘i imâmı Mu‘îd Efendi ve Abdülcebbâr Efendi ve Dervîş Abdullâh Efendi ve Nâ’ib Dervîş Efendi ve veliyyün-ni‘âm Mütevellî (---) Ağa ile ve cümle hukûkun kesb etdiğimiz yârân-ı safâ ile vedâlaşup cümlenin du‘âsın alup Y 109b bin seksen iki senesi Cemâziye'l-evvelin yigirmi beşinde pür-silâh bir firkateye süvâr olup ve Arapça âyetin tilâvet edüp bâdbân-ı zevrakı çâk edüp keskin poyraz eyyâmı ile Rodos'a azîmet edüp giderken İstanköy'den yigirmi mîl ba‘îd Tekir burnu nâm mahalli dolaşınca sekiz kâfir kalyonları içine giredüşdük.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y109a–Y109b ·
metinde göster ·
… k elli gûne mâhîleri olur kim ve mine'l-acâyibdir. İki üç vukiyye gelir la‘lgûn
tekir
balıkları ve yigirmişer vukiyye levrek balığı ve lüfer balığı ve bir vukiyye ge …
Ve bu limanın bir tarafı kumsal yer olmak ile ve sâhilleri kayalı yerler olmak ile kırk elli gûne mâhîleri olur kim ve mine'l-acâyibdir. İki üç vukiyye gelir la‘lgûn tekir balıkları ve yigirmişer vukiyye levrek balığı ve lüfer balığı ve bir vukiyye gelincik balığı olur kim bir limana mahsûs değildir. Ve sini kadar kaplıbağa olur, anları Mağribî tâ’ifesi sayd edüp hora geçirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y326a ·
metinde göster ·
… liman-ı azîmdir. Kırk elli gûne nazîf mâhîleri olur. Bâ-husûs bir vukiyye gelir
tekir
balığı gûyâ la‘l-pâre bir sun‘-ı Hudâ mâ‘idedir. Bir diyâra mahsûs değildir. Zî …
El-hâsıl Ebûhûr limanı latîf liman-ı azîmdir. Kırk elli gûne nazîf mâhîleri olur. Bâ-husûs bir vukiyye gelir tekir balığı gûyâ la‘l-pâre bir sun‘-ı Hudâ mâ‘idedir. Bir diyâra mahsûs değildir. Zîrâ âb [u] havâsı latîfdir. Ve hûrmâsı memdûhdur. Ve bir gûne lâ‘lgûn nâbıkası olur, Rûm cevzi kadar vardır, gâyet lezîzdir, Mısır a‘yânına Ebûhûrludan dâ’imâ hedâyâ gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y331a ·
metinde göster ·