… n hüsn-i hat âsârlar vardır. Hattâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in fermânıyla Hattât
Teknecizâde
Mustafâ Çelebi lafza-i Celâl ve ism-i Resûl Muhammed Aleyhi's-selâm ve ism-i çâ …
Ve cânib-i erba‘asında niçe bin hüsn-i hat âsârlar vardır. Hattâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in fermânıyla Hattât Teknecizâde Mustafâ Çelebi lafza-i Celâl ve ism-i Resûl Muhammed Aleyhi's-selâm ve ism-i çâr-yâr-ı güzîn rıdvânullâhi Ta‘âlâ aleyhim ecma‘în deyü Karahisârî tarzı hatlar yazmışdır kim makdûr-ı beşer değildir. Zîrâ eliflerinin kaddi onar arşındır. Ana göre sâ’ir hurûflarına bir hüsn vermişdir kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 36b ·
metinde göster ·
Mağsel-i Hazret-i Îsâ: Yine Mehd-i Îsâ['ya] karîb bir taş çâr-kûşe
teknedir
. Îsâ Nebî rahm-ı Meryem'den {(---) sene târîhinde} sâdır olunca Meryem Ana Hazr …
Mağsel-i Hazret-i Îsâ: Yine Mehd-i Îsâ['ya] karîb bir taş çâr-kûşe teknedir. Îsâ Nebî rahm-ı Meryem'den {(---) sene târîhinde} sâdır olunca Meryem Ana Hazret-i Mesîh'i bu teknede gasl etmişdir. Kostantîn-i kadîm mezkûr beşiği ve mağsel tekneyi Kudüs-i Şerîf'in cenûbî tarafında Beytüllahm'den getirddiği muhakkakdır. Ammâ hakîr Beytüllahm'de mağsel-i Îsâ manzûrumuz olmuşdur. Ammâ bu Ayasofya'daki mağsel-i Îsâ içre nâ-dürüst olan ma‘sûmları bu tekne içinde bir kerre gasl etseler dem-i nefesi ve teni dürüst olup gûyâ dem-i Îsâ'ya mazhar olup hayât bulur meşhûr-ı âfâk bir taş teknedir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 39a ·
metinde göster ·
… ı Meryem'den {(---) sene târîhinde} sâdır olunca Meryem Ana Hazret-i Mesîh'i bu
teknede
gasl etmişdir. Kostantîn-i kadîm mezkûr beşiği ve mağsel tekneyi Kudüs-i Şerîf' …
Mağsel-i Hazret-i Îsâ: Yine Mehd-i Îsâ['ya] karîb bir taş çâr-kûşe teknedir. Îsâ Nebî rahm-ı Meryem'den {(---) sene târîhinde} sâdır olunca Meryem Ana Hazret-i Mesîh'i bu teknede gasl etmişdir. Kostantîn-i kadîm mezkûr beşiği ve mağsel tekneyi Kudüs-i Şerîf'in cenûbî tarafında Beytüllahm'den getirddiği muhakkakdır. Ammâ hakîr Beytüllahm'de mağsel-i Îsâ manzûrumuz olmuşdur. Ammâ bu Ayasofya'daki mağsel-i Îsâ içre nâ-dürüst olan ma‘sûmları bu tekne içinde bir kerre gasl etseler dem-i nefesi ve teni dürüst olup gûyâ dem-i Îsâ'ya mazhar olup hayât bulur meşhûr-ı âfâk bir taş teknedir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 39a ·
metinde göster ·
… t-i Mesîh'i bu teknede gasl etmişdir. Kostantîn-i kadîm mezkûr beşiği ve mağsel
tekneyi
Kudüs-i Şerîf'in cenûbî tarafında Beytüllahm'den getirddiği muhakkakdır. Ammâ h …
Mağsel-i Hazret-i Îsâ: Yine Mehd-i Îsâ['ya] karîb bir taş çâr-kûşe teknedir. Îsâ Nebî rahm-ı Meryem'den {(---) sene târîhinde} sâdır olunca Meryem Ana Hazret-i Mesîh'i bu teknede gasl etmişdir. Kostantîn-i kadîm mezkûr beşiği ve mağsel tekneyi Kudüs-i Şerîf'in cenûbî tarafında Beytüllahm'den getirddiği muhakkakdır. Ammâ hakîr Beytüllahm'de mağsel-i Îsâ manzûrumuz olmuşdur. Ammâ bu Ayasofya'daki mağsel-i Îsâ içre nâ-dürüst olan ma‘sûmları bu tekne içinde bir kerre gasl etseler dem-i nefesi ve teni dürüst olup gûyâ dem-i Îsâ'ya mazhar olup hayât bulur meşhûr-ı âfâk bir taş teknedir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 39a ·
metinde göster ·
… olmuşdur. Ammâ bu Ayasofya'daki mağsel-i Îsâ içre nâ-dürüst olan ma‘sûmları bu
tekne
içinde bir kerre gasl etseler dem-i nefesi ve teni dürüst olup gûyâ dem-i Îsâ'y …
Mağsel-i Hazret-i Îsâ: Yine Mehd-i Îsâ['ya] karîb bir taş çâr-kûşe teknedir. Îsâ Nebî rahm-ı Meryem'den {(---) sene târîhinde} sâdır olunca Meryem Ana Hazret-i Mesîh'i bu teknede gasl etmişdir. Kostantîn-i kadîm mezkûr beşiği ve mağsel tekneyi Kudüs-i Şerîf'in cenûbî tarafında Beytüllahm'den getirddiği muhakkakdır. Ammâ hakîr Beytüllahm'de mağsel-i Îsâ manzûrumuz olmuşdur. Ammâ bu Ayasofya'daki mağsel-i Îsâ içre nâ-dürüst olan ma‘sûmları bu tekne içinde bir kerre gasl etseler dem-i nefesi ve teni dürüst olup gûyâ dem-i Îsâ'ya mazhar olup hayât bulur meşhûr-ı âfâk bir taş teknedir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 39a ·
metinde göster ·
… eni dürüst olup gûyâ dem-i Îsâ'ya mazhar olup hayât bulur meşhûr-ı âfâk bir taş
teknedir
. Andan,
Mağsel-i Hazret-i Îsâ: Yine Mehd-i Îsâ['ya] karîb bir taş çâr-kûşe teknedir. Îsâ Nebî rahm-ı Meryem'den {(---) sene târîhinde} sâdır olunca Meryem Ana Hazret-i Mesîh'i bu teknede gasl etmişdir. Kostantîn-i kadîm mezkûr beşiği ve mağsel tekneyi Kudüs-i Şerîf'in cenûbî tarafında Beytüllahm'den getirddiği muhakkakdır. Ammâ hakîr Beytüllahm'de mağsel-i Îsâ manzûrumuz olmuşdur. Ammâ bu Ayasofya'daki mağsel-i Îsâ içre nâ-dürüst olan ma‘sûmları bu tekne içinde bir kerre gasl etseler dem-i nefesi ve teni dürüst olup gûyâ dem-i Îsâ'ya mazhar olup hayât bulur meşhûr-ı âfâk bir taş teknedir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 39a ·
metinde göster ·
Mustafâ Çelebi hattıyla müzehheb ve lâciverdli zîbâ târîh-i ra‘nâdır:
Ve bu kasaba hâricinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ kim fâtih-i Yanova ve Varat ve Uyvar ve cezîre-i Girid'de fâtih-i Kandiye'dir, bunda bir bâğ içre bir âb-ı nâb bulup bir günde bir çeşme-i aynü'l-hayât binâ edüp Selsebîl-âsâ cereyân etdüğine çeşme üzre beyâz mermerde Teknecizâde Mustafâ Çelebi hattıyla müzehheb ve lâciverdli zîbâ târîh-i ra‘nâdır:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124a ·
metinde göster ·
… lâ Kâsımpaşa cisri. Andan Emîr (---) Ağa cisri (---) gözdür ve târîhi budur kim
Teknecizâde
hattıyla mastûrdur: (---)(---)(---)(---)(---). Andan Tershânekapusu cisri b …
Ve (---) yerde cisrleri vardır. Üç aded cisri kârgîr birer gözlü cisrlerdir. Evvelâ Kâsımpaşa cisri. Andan Emîr (---) Ağa cisri (---) gözdür ve târîhi budur kim Teknecizâde hattıyla mastûrdur: (---)(---)(---)(---)(---). Andan Tershânekapusu cisri bir gözdür ve memerr-i nâs tarîk-i âm kapusudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 126b ·
metinde göster ·
… Beytüllahm nâm mahallinden Hazret-i Îsâ'nın ibtidâ sabâvetde gasl olunduğu taş
tekneyi
mezkûr ruhbân Kudüs'den getirüp bu Beşiktaş'daki deyrine koduğundan lisân-ı Uru …
Zamân-ı kadîmde bu şehir kefere destinde iken ismine kuna petro derlerdi. Ya‘nî "taş beşik" demekdir. Sebebi oldur kim bu şehir zemîni çengelistân-ı hıyâbân iken Yaşka nâmında bir ruhbân râhib bunda bir kenîse-i azîm binâ edüp Kudüs-i Şerîf'de Hazret-i Îsâ'nın rahm-ı mâderden müştak olduğu Beytüllahm nâm mahallinden Hazret-i Îsâ'nın ibtidâ sabâvetde gasl olunduğu taş tekneyi mezkûr ruhbân Kudüs'den getirüp bu Beşiktaş'daki deyrine koduğundan lisân-ı Urum'da Beşiktaş ismiyle bu şehir şöhret bulup ma‘mûr [u] âbâdân olup ba‘dehu ruhbân mürd oldukda mezkûr taş beşiği Hırkîloğlu ilya nâm kıral ol beşiği Ayasofya deyrinin sağ tarafındaki tabakaya koyup hâlâ ziyâretgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134b ·
metinde göster ·
… ne kadar mezbele ve hâr [ü] hâşâk var ise zenbîller ile taşıyup deryâ kenârında
tekneler
içre yaykayup içinde akçe ve mankır ve mismâr ve gayrı gûne eşyâ bulup kifâflan …
Esnâf-ı arayıcıyân: Bu tâ’ife çöplük subaşısına mensûbdur. Kârları nefs-i 154a İslâmbol içre cemî‘i hânedânlarda ve şâhrâhlarda ne kadar mezbele ve hâr [ü] hâşâk var ise zenbîller ile taşıyup deryâ kenârında tekneler içre yaykayup içinde akçe ve mankır ve mismâr ve gayrı gûne eşyâ bulup kifâflanırlar. Ammâ ba‘zı mahalde İstifan ve sorguc ve cevâhir kuşak ve zî-kıymet hâtem taşlarından düşmüş cevâhir makûlesi zî-kıymet şeyler bulurlar kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 153b–154a ·
metinde göster ·
… uzlarında uzun sırıklar ucunda çapa demir kazmalar ve arkalarında müdevver ağaç
tekneler
ve ellerinde kazmalar ve ba‘zılarının ellerinde süpürge ve kürekler ve omuzları …
Ammâ bu arayıcı esnâfı cümle nefer 500, ayaklarına ve kasıklarına varınca battâl siyâh çizmeler geyüp üzerlerinde kırmızı ve siyâh meşin kaftanlar ile ve başlarında Teke ve Hamîd külâhları ve omuzlarında uzun sırıklar ucunda çapa demir kazmalar ve arkalarında müdevver ağaç tekneler ve ellerinde kazmalar ve ba‘zılarının ellerinde süpürge ve kürekler ve omuzlarında zenbîl ü garârlar ve hâr [ü] hâşâk sepetleri ile bir hây-hû ederek alay ile ubûr ederler. Anların ardı sıra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154a ·
metinde göster ·
… asındaki câmi‘ içinde makâm-ı İbrâhîm olan minberin altında durur bir taş mecur
teknedir
. Bu tekne içinden cemî‘i halka süd üleşdirüp cümle halk südden müstağnî olup yi …
Esnâf-ı cibn-i hâlûmiyân ya‘nî peynirciyân: Kârhâne 400, neferât 500, bunların pîri Hazret-i İbrâhîm, Haleb'de sâkin iken bir beyâz ineği var idi. Ana Sevrü'ş-Şehb derlerdi, anı sağup südün yoğurd ve kaymak ve tereyağı ve kaşkaval peyniri ve teleme peyniri ve kesme peyniri yapup müsâfirlerine yedirüp ikrâm ederdi. Ol beyâz inek sebebiyle Haleb'e Halebü'ş-Şehbâ derler, haleb sağıma, şehb beyâza derler ya‘nî sağılmış beyâz inek şehri demekdir. Hâlâ Hazret-i İbrâhîm'in ol beyâz ineğin südün sağup cemî‘i fukarâya bezl etdüği süd mecuru Haleb'in iç kal‘asındaki câmi‘ içinde makâm-ı İbrâhîm olan minberin altında durur bir taş mecur teknedir. Bu tekne içinden cemî‘i halka süd üleşdirüp cümle halk südden müstağnî olup yine mecur ke'l-evvel leb-ber-leb dururdu. Cenâb-ı izzet tâ bu mertebe berekât-ı Halîl vermiş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167b ·
metinde göster ·
… ‘ içinde makâm-ı İbrâhîm olan minberin altında durur bir taş mecur teknedir. Bu
tekne
içinden cemî‘i halka süd üleşdirüp cümle halk südden müstağnî olup yine mecur k …
Esnâf-ı cibn-i hâlûmiyân ya‘nî peynirciyân: Kârhâne 400, neferât 500, bunların pîri Hazret-i İbrâhîm, Haleb'de sâkin iken bir beyâz ineği var idi. Ana Sevrü'ş-Şehb derlerdi, anı sağup südün yoğurd ve kaymak ve tereyağı ve kaşkaval peyniri ve teleme peyniri ve kesme peyniri yapup müsâfirlerine yedirüp ikrâm ederdi. Ol beyâz inek sebebiyle Haleb'e Halebü'ş-Şehbâ derler, haleb sağıma, şehb beyâza derler ya‘nî sağılmış beyâz inek şehri demekdir. Hâlâ Hazret-i İbrâhîm'in ol beyâz ineğin südün sağup cemî‘i fukarâya bezl etdüği süd mecuru Haleb'in iç kal‘asındaki câmi‘ içinde makâm-ı İbrâhîm olan minberin altında durur bir taş mecur teknedir. Bu tekne içinden cemî‘i halka süd üleşdirüp cümle halk südden müstağnî olup yine mecur ke'l-evvel leb-ber-leb dururdu. Cenâb-ı izzet tâ bu mertebe berekât-ı Halîl vermiş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167b ·
metinde göster ·
… ılara ma‘cûn olmuş üzüm taşıyan seyishâne atlarının arkalarında olan ağaç tahta
teknelerin
gûnâ-gûn şükûfeler ile tezyîn edüp kendiler dahi âlât-ı silâh ile bezenüp, Sübh …
Bunlar arabalar üzre üzüm değirmenleri edüp azîm taş tekerlekleri âdemler çevirerek güzer ederler ve cümle helvâcılara ve ağdacılara ma‘cûn olmuş üzüm taşıyan seyishâne atlarının arkalarında olan ağaç tahta teknelerin gûnâ-gûn şükûfeler ile tezyîn edüp kendiler dahi âlât-ı silâh ile bezenüp, Sübhâne hâliku'l-ineb Arapça âyetin tilâvet ederek alayköşkü dibinden geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172b ·
metinde göster ·
içre çalkayup hâr [u] hâşâkı deryâya gidüp altun ve gümüş pâreleri tekne içre k …
Esnâf-ı rumatcıyân: Neferât 400, pîrleri Nusayr-ı Hindî'dir kim ferrâşların pîridir. Kuyumcular elkâbında bu tâ’ifeye rumatcılar derler. Yılda bir kerre bunlar kuyumcu dükkânlarının ve sâ‘atcilerin dükkânlarında olan hâr [u] hâşâk türâbları süpürüp pâk edüp gümüşhânecilere satup anlar dahi leb-i deryâda rumatları tekneler içre çalkayup hâr [u] hâşâkı deryâya gidüp altun ve gümüş pâreleri tekne içre kalup ba‘dehu kal edüp bu gûne kâr eder Yahûdîlerdir. Bunlar dahi alayda arkalarında çuvallar ile "Rumat alalum" deyü feryâd ederek geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187a ·
metinde göster ·
… arı tekneler içre çalkayup hâr [u] hâşâkı deryâya gidüp altun ve gümüş pâreleri
tekne
içre kalup ba‘dehu kal edüp bu gûne kâr eder Yahûdîlerdir. Bunlar dahi alayda a …
Esnâf-ı rumatcıyân: Neferât 400, pîrleri Nusayr-ı Hindî'dir kim ferrâşların pîridir. Kuyumcular elkâbında bu tâ’ifeye rumatcılar derler. Yılda bir kerre bunlar kuyumcu dükkânlarının ve sâ‘atcilerin dükkânlarında olan hâr [u] hâşâk türâbları süpürüp pâk edüp gümüşhânecilere satup anlar dahi leb-i deryâda rumatları tekneler içre çalkayup hâr [u] hâşâkı deryâya gidüp altun ve gümüş pâreleri tekne içre kalup ba‘dehu kal edüp bu gûne kâr eder Yahûdîlerdir. Bunlar dahi alayda arkalarında çuvallar ile "Rumat alalum" deyü feryâd ederek geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187a ·
metinde göster ·
… bu ordu alayına cem‘ olup niçe bin zeber-dest pâ-bürehne ve ser-bürehne tabbâğ
teknesinde
kirdimândan çıkmış eli ayağı löklerden kırmızı kırmızı ve kiminin sahtiyân mazı …
Bunlar bu ordu alayına cem‘ olup niçe bin zeber-dest pâ-bürehne ve ser-bürehne tabbâğ teknesinde kirdimândan çıkmış eli ayağı löklerden kırmızı kırmızı ve kiminin sahtiyân mazısından kolları ve tırnakları ve parmakları siyâh siyâh olmuş sîne-çâk kârları şer‘ile pâk Kelâm-ı izzet cildleri olacak niçe bin reng-â-reng sahtiyân hırkalar ve ferrâceler ve muvahhidîler ve şepkülâhlar ve meşinden hil‘at-ı fâhire ve meşin destârlar ve sahtiyândan gürzler ve topuzlar ile "Aşa aşa" deyü feryâd ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 194a ·
metinde göster ·
… ri içinde tohumlanmış çekirdeği içinde öter sarı hıyârlar ve turp ve şalgamları
tekne
ve gerdellerinden çıkarup yiyerek ubûr ederler. Gerçi mezmûm ü mülevves kavmdir …
"Şurada bir kâriz vardır, açup ayırdlasah, çoh kâriz bâdâmı çıhardı, harnımız acdur bâdâm yisah" deyü Ermenî elfâzıyla kelimât ederek ayaklarında şapşal siyâh çizmeler ile ve hırka-i mülevvesleriyle omuzlarında Ferhâdî hazmalar ve lopatayî palalı Bartın kürekleriyle ve necâset gerdelleri içinde tohumlanmış çekirdeği içinde öter sarı hıyârlar ve turp ve şalgamları tekne ve gerdellerinden çıkarup yiyerek ubûr ederler. Gerçi mezmûm ü mülevves kavmdir, ammâ Mısır ile İslâmbol'da lâzımlı kavmdir. Bu mülevves kavmin hizmetiyle İslâmbol pâk olur. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 205b ·
metinde göster ·
… hâsıl olan kaba kavak ağacından gemilerdir kim üç pâre tahtadandır. Bir tahtası
tekne-misâl
altındadır. Birer tahta dahi yanlarındadır. Tâ bu mertebe levha-i kebîrlerdir. …
{Sitâyiş-i meneksile gemisi} Ammâ meneksile ta‘bîr etdükleri gemiler nehr-i Çoruğ kenarında hâsıl olan kaba kavak ağacından gemilerdir kim üç pâre tahtadandır. Bir tahtası tekne-misâl altındadır. Birer tahta dahi yanlarındadır. Tâ bu mertebe levha-i kebîrlerdir. Ve bu gemilerin kenarında iki âdem beli kalınlığı kamış ve hasır saz urulmuşdur. Deryâ fırtınası ol kamışlardan gemi içine giremeyüp bu gemiler Karadeniz fırtınasında mantar gibi yüzer. Kıçı başı nâ-ma‘lûm tekne gibi bir gûne turfe kayıklardır. Bu deryâda anlara meneksile derler. Yüzer âdem alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 255b ·
metinde göster ·
… emeyüp bu gemiler Karadeniz fırtınasında mantar gibi yüzer. Kıçı başı nâ-ma‘lûm
tekne
gibi bir gûne turfe kayıklardır. Bu deryâda anlara meneksile derler. Yüzer âdem …
{Sitâyiş-i meneksile gemisi} Ammâ meneksile ta‘bîr etdükleri gemiler nehr-i Çoruğ kenarında hâsıl olan kaba kavak ağacından gemilerdir kim üç pâre tahtadandır. Bir tahtası tekne-misâl altındadır. Birer tahta dahi yanlarındadır. Tâ bu mertebe levha-i kebîrlerdir. Ve bu gemilerin kenarında iki âdem beli kalınlığı kamış ve hasır saz urulmuşdur. Deryâ fırtınası ol kamışlardan gemi içine giremeyüp bu gemiler Karadeniz fırtınasında mantar gibi yüzer. Kıçı başı nâ-ma‘lûm tekne gibi bir gûne turfe kayıklardır. Bu deryâda anlara meneksile derler. Yüzer âdem alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 255b ·
metinde göster ·
… avdıka nâm bir köyde mihmân olup meğer ol gice bir düğünleri var imiş. Bize yüz
tekne
söğüş pişmiş koyun etleri ve böğrilce çorbaları ve bal suları ve bozalar ve pas …
Evsâf-ı aşîret-i Suçalar : Beğlerinin ismi (---) Cümle on bin piyâde asker-i nâmdâr olur. Amma sengistân yerler olmağıla atlısı azdır. İskelesi vardır ammâ ismi ma‘lûmım değildir. Bunda bir gice Havdıka nâm bir köyde mihmân olup meğer ol gice bir düğünleri var imiş. Bize yüz tekne söğüş pişmiş koyun etleri ve böğrilce çorbaları ve bal suları ve bozalar ve pasta ve şılharcı ve sızballar getirüp niçe yüz pençe-i âfitâb gılmân ve bâkireler hizmet edüp ale's-sabâh Gönye ağası refîkımız sâhib-i hâneye bir dülbend bâğılsadıkda cihân anın oldu. Zirâ bu diyârlarda aslâ çârsû-yı bâzâr ve hân ve hammâm ve dükkân ve kenîse ve gayrı imâretlerden bir şey yokdur. Hemân dağlar başında kırkar ellişer hâneli köylerdir. İskelelerine yılda bir kerre her diyârın gemileri barut ve kurşu[m] ve tüfenk ve ok-yay ve fişenk ve kılıç ve kalkan ve mızrak ve gayrı âlât-ı silâh ve eski pabuç ve çuka kenarı ve gömleklik bez ve bogası ve ocak demirleri ve kazan ve ocak içine kazan asacak demir zincir [ve] tuz ve sabun (---)(---) bu makûle şeyleri tüccârdan alup bâkireler ve gılmânlar ve rûgân-ı şem‘ ve asel-i şem‘ ve zerdeva ve asel verirler. Aslâ ve kat‘â bu diyârda altun ve guruş olmaz. Bey‘ [u] şirâları değiş-tokuş iledir. Bu Suçalardan yine cânib-i garba leb-i deryâ ile iki konak gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257b ·
metinde göster ·
ve kâh küpe ve kâh posta ve kâh böyle bir dıraht pâresine, binüp bir efsûn eder …
Çâşnigîrbaşı eyitdi: "Hazret-i Sultân Evhadullah'ın pâk rûh-ı şerîfiyçün böyledir. O monlâ yârândan ehl-i mezâk-ı kaşmer ve kazak-ı kozak kimesnedir. Kâh amûd pâresine kâh tekneye ve kâh küpe ve kâh posta ve kâh böyle bir dıraht pâresine, binüp bir efsûn eder. Ol ân süvâr olup her ne cânibe isterse gider. Eğer kedi ve koyun ve köpek ve gayrı zî-rûh kısmından birisine süvâr olsa Düldül-i Alî-vâr Abraş-ı Gülendâm-vâr raks etdirüp cirit oynar." deyü yemîn billah etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 221b ·
metinde göster ·
… lî Çelebi ve Mustafâ Çelebi ve Dervîş Alî ve Suyolcuzâde Çelebi ve Hükmîzâde ve
Teknecizâde
.
Ve hatt-ı Bekrî ve hatt-ı Abdullah Kırımî ve hatt-ı İskenderî Hasan Çelebi ve Karahisârî Hasan Çelebisi ve Hâlid Efendi ve üstâdımız Ağa kapusu Mektebi hocası Hüseyin Efendi ve Yûsuf Efendi ve Kara Alî Çelebi ve Mustafâ Çelebi ve Dervîş Alî ve Suyolcuzâde Çelebi ve Hükmîzâde ve Teknecizâde.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 275a ·
metinde göster ·
… nde birer karış demir çarhlı çekirdekli çarh-ı felekli mahmîzler ve arkalarında
tekne
kalkanlar ve fîl ve timsah ve boğa ve gergerdan derisinden gûnâ-gûn Haleb kalka …
Ve arkalarında ve iki koltukları altında kartal ve karakuş ve devlingeç ve gücügen kuşlarının kanatların bağlayup bir ucbe mahûf hey’et-i mehîb idiler kim gören âdemlere dehşet hâsıl olurdu ve çizmelerinde birer karış demir çarhlı çekirdekli çarh-ı felekli mahmîzler ve arkalarında tekne kalkanlar ve fîl ve timsah ve boğa ve gergerdan derisinden gûnâ-gûn Haleb kalkanları var. Ve ekseriyyâ zırh [u] zereh-külâh ve tuğulka ve ser-penâh ve katlavî ve kaz göğsü geyimlere çoğu müstağrak olmuş Rûmeli gâzîleri idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81b ·
metinde göster ·
… egser ve tahta kaplama ve eğeği ve kaburgalı gemiler ola. Yok hâşâ hemân 160b
tekne
gibi içi oyma gemiler bunun emsâli nehr-i Sava üzre niçe bin keştîler var.
Ve bu dırahtın vasatından andan küçük gemi yaparlar. Andan yukarusuna çırnık gemisi derler. Yine iki yüz aded âdem metâ‘ları biner. Bu mezkûr gemilerde egser ve tahta kaplama ve eğeği ve kaburgalı gemiler ola. Yok hâşâ hemân 160b tekne gibi içi oyma gemiler bunun emsâli nehr-i Sava üzre niçe bin keştîler var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 160a–160b ·
metinde göster ·
"Bu kadar bin kile dakîk-i hâlisi getirüp niçe bin
teknelere
hamîr edüp bu ekmeklerin kadlarınca kazılmış kal‘a handakları gibi çukurlar içr …
"Bu kadar bin kile dakîk-i hâlisi getirüp niçe bin teknelere hamîr edüp bu ekmeklerin kadlarınca kazılmış kal‘a handakları gibi çukurlar içre nerm âteşler yakup ol handaklara cemî‘i hamîrleri doldurup üzerlerine elenmiş kül korlar dahi üstüne ve yanlarına dağlar gibi kömür yakarlar. Yedi sâ‘atdan sonra âteşleri 18b teskîn edüp ekmekleri handaklardan bu kadar âdem çıkarup ba‘zı yanan yerlerin bıçaklarla kazıyup ba‘dehu kırkar çift su sığırı arabalarına yükledüp bu ziyâfete getirdiler" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 18a–18b ·
metinde göster ·
… kâseler ve kas‘alar ve ulbeler ve mecurlar ve zibdiyyeler ve keşküller ve ağaç
tekneler
içre gulâmlar perde ardından ol kadar ta‘âm-ı gûnâ-gûnlar taşıyup mezkûr herîfl …
Temâşâ-yı azîme-i zehî kemâl-i ma‘rifet oldur kim mezkûr perdenin ardından bu zikr olunan akvâm-ı kesîreye niçe bin gûne pençe-i âfitâb gulâmlar niçe kerre yüz bin suhûn ve kâseler ve kas‘alar ve ulbeler ve mecurlar ve zibdiyyeler ve keşküller ve ağaç tekneler içre gulâmlar perde ardından ol kadar ta‘âm-ı gûnâ-gûnlar taşıyup mezkûr herîflerin önüne koyup bunlar gûy gûy cem‘iyyet edüp ol kadar ta‘âm yediler kim ta‘bîr olunmaz. Ve ta‘âmın müşk-i amber-i hâm ve zibâd u gülâb u za‘ferân ve darçın râyihası demâğlarımızı mu‘attar edüp bûy-ı ıtriyyâtdan niçe âdemlerimiz safâ edüp ta‘âma karârları kalmayup gerçekden summât-ı Muhammedî ta‘âmı gibi ta‘âmları yeyüp kalkdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69a ·
metinde göster ·
… ardından Abaza sehereleri köklerinden kopmuş dıraht-ı azîmler üzre ve küpler ve
tekneler
ve hasîrlar ve araba tekerlekleri ve fırın söykeleri ve niçe bin gûne eşyâlara …
Anı gördük, hemân Obur dağı ardından Abaza sehereleri köklerinden kopmuş dıraht-ı azîmler üzre ve küpler ve tekneler ve hasîrlar ve araba tekerlekleri ve fırın söykeleri ve niçe bin gûne eşyâlara binüp ber-hevâ uçarak Obur dağı üzre geldiler. Hemân biri bizim Çerkezin Habeş dağı içinden niçe yüz aded saçların dağıtmış fîl dişleri gibi dişleri taşra çıkmış gözlerinden ve burunlarından ve kulakları ve ağızlarından gemi direkleri gibi âteşler hevâya saçılup her biri birer ağaçdan oyulmuş balık çırnıklarına ve at leşleri ve sığır leşleri ve gemi direklerine deve ölülerine binüp ellerinde yılan ve evrenler ve ipler ve âdem ve at ve deve kelleleri ile hevâda uçarak Abaza seherel[er]i ve bu Çerkez oburları gök yüzünde birbirlerine girüp ol gece bu iki kavmin câdûları ber-hevâ eyle ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b ·
metinde göster ·
… âdem ve at ve deve kelleleri ve leşleri düşmeğe başladı. Andan küp kırıkları ve
tekne
pâreleri ve araba tekerlekleri pâreleri ve furûn silecek sırıklı söykeler ve ab …
Niçe bin gûne gıjıldı ve sayha-i elîmlerden kulaklarımız sağır olup cümlemize bir dehşet el verüp kâmil altı sâ‘at germâ-germ ceng-i azîm mütemâdî olup üzerlerimize keçe ve hasîr ve sırık pâreleri düşmeğe başladı, ardı sıra âdem ve at ve deve kelleleri ve leşleri düşmeğe başladı. Andan küp kırıkları ve tekne pâreleri ve araba tekerlekleri pâreleri ve furûn silecek sırıklı söykeler ve abâ ve kebe ve pösdeki ve (...) ve tebeşirler düşmeğe başlayınca taşrada olan atlarımız gıriv ü feryâd ve feza‘ u çeza‘dan ve âteş-i azîm yere yağup saçıldığından niçe atlarımız boşanup güc ile zabt etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b ·
metinde göster ·
… halli zemînine vardık. Yeryüzünde at ve eşek ve hınzîrlar ve küp ve davullar ve
tekne
ve uçları sırıklı furûn paçavraları ve birkaç dâne fîl-i Mengerûsî leşleri ve m …
Ba‘de[hu]152a ale's-sabâh bir hayli yârân pür-silâh eyleyüp hevâda oburların ceng etdiği mahalli zemînine vardık. Yeryüzünde at ve eşek ve hınzîrlar ve küp ve davullar ve tekne ve uçları sırıklı furûn paçavraları ve birkaç dâne fîl-i Mengerûsî leşleri ve mezârdan çıkmış âdem leşleri ve bardak ve çanak [ve] hasîr ve yılan ve çıyan ve keçiler ve koyunlar ve ayuların ölüleridir ve niçe yüz bin gûne mûhiş şeylerden zemîn-i çemenzâr görünmez olmuş. Ve ba‘zı ayağı demirli esîr-i âdem leşleri ve gûnâ-gûn şişmiş hayvânât leşleri çok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b–152a ·
metinde göster ·
… hel eğlenüp geldi ve meydân-ı mahabbete sığın derisinden sofra getirüp bir ağaç
tekne
latîf revâk gibi bal ve bir tekne peynir ve bir tekne pasta getirüp "Aşan konak …
Hudâ'ya ayândır kim böyle olmuşdur. Bir gün bu diyârda bir kabakda mihmân olup konak-bânımız olan Çerkes âdemlik edüp fi'l-hâl taşra çıkup sehel eğlenüp geldi ve meydân-ı mahabbete sığın derisinden sofra getirüp bir ağaç tekne latîf revâk gibi bal ve bir tekne peynir ve bir tekne pasta getirüp "Aşan konaklar halâl bolsun. Benim babası cânı savasın", ya‘nî "Balı yeyin helâl olsun. Atam cânına değsin" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155a ·
metinde göster ·
… bbete sığın derisinden sofra getirüp bir ağaç tekne latîf revâk gibi bal ve bir
tekne
peynir ve bir tekne pasta getirüp "Aşan konaklar halâl bolsun. Benim babası cân …
Hudâ'ya ayândır kim böyle olmuşdur. Bir gün bu diyârda bir kabakda mihmân olup konak-bânımız olan Çerkes âdemlik edüp fi'l-hâl taşra çıkup sehel eğlenüp geldi ve meydân-ı mahabbete sığın derisinden sofra getirüp bir ağaç tekne latîf revâk gibi bal ve bir tekne peynir ve bir tekne pasta getirüp "Aşan konaklar halâl bolsun. Benim babası cânı savasın", ya‘nî "Balı yeyin helâl olsun. Atam cânına değsin" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155a ·
metinde göster ·
… en sofra getirüp bir ağaç tekne latîf revâk gibi bal ve bir tekne peynir ve bir
tekne
pasta getirüp "Aşan konaklar halâl bolsun. Benim babası cânı savasın", ya‘nî "B …
Hudâ'ya ayândır kim böyle olmuşdur. Bir gün bu diyârda bir kabakda mihmân olup konak-bânımız olan Çerkes âdemlik edüp fi'l-hâl taşra çıkup sehel eğlenüp geldi ve meydân-ı mahabbete sığın derisinden sofra getirüp bir ağaç tekne latîf revâk gibi bal ve bir tekne peynir ve bir tekne pasta getirüp "Aşan konaklar halâl bolsun. Benim babası cânı savasın", ya‘nî "Balı yeyin helâl olsun. Atam cânına değsin" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155a ·
metinde göster ·
… çeküp isti‘mâl ederler. Ve niçe sâhibü'l-hayrâtlar bu kuyunun etrâflarında taş
tekneler
edüp cümle garîbü'd-diyâr fukarâ-yı tüccârân bunda câme-şûyluk edüp libâsların …
Der-medh-i bi’r-i mâ-i hayât: Bu limandan cümle keştîbânlar sandallar ile kenâr-ı limana der-kenâr olup varulları ve kavataları ve destileriyle Moton'un kapusundan taşra yıldız cânibinde olan varoşda Hamursuz nâm bir su kuyusu var. Kâfir zamânından kalmış bir çâh-ı âb-ı nâbdır kim nazîri yokdur. Cümle mellâhân-ı keştîbân-ı fellâhân ve şehir halkının kibâr u sıbyân olan hüddâmânları bu kuyudan su çeküp isti‘mâl ederler. Ve niçe sâhibü'l-hayrâtlar bu kuyunun etrâflarında taş tekneler edüp cümle garîbü'd-diyâr fukarâ-yı tüccârân bunda câme-şûyluk edüp libâsların pâk ederler. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269b ·
metinde göster ·
… u vardır kim bu çâh-ı mânın etrâfında olan meydân-ı azîmde esbâb yaykıyacak taş
tekneler
var. Meğer hîn-i muhâsarada cemî‘i küffâr suyu bu kuyudan alırlarmış.
Ve bu mezkûr kemer önünde kal‘a içinden tarafa tabya altında bir âb-ı sâf azîm su kuyusu vardır kim bu çâh-ı mânın etrâfında olan meydân-ı azîmde esbâb yaykıyacak taş tekneler var. Meğer hîn-i muhâsarada cemî‘i küffâr suyu bu kuyudan alırlarmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311a ·
metinde göster ·
çârkûşe (---)(---)(---)(---)(---)(---) var idi. İneği anın içine sağup yoğ …
Ve bu câmi‘deki makâmında bir beyâz taşdan bir tekne-i çârkûşe (---)(---)(---)(---)(---)(---) var idi. İneği anın içine sağup yoğurd edüp kifâflanırlardı. Ba‘de'l-kifâf ümmetine bezl edermiş. Ve ibtidâ yoğurd ve peynir yapmak Hazret-i İbrâhîm'den kalmışdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---) Ve yoğurdcuların pîri ana müntehîdir. Ve beyâz ineği bunda sağduğu içün Haleb, "süd sağmağa" derler. Şehb, "beyâz"a derler. Anıniçün (---)(---)(---)(---)(---)(---) "Halebü'ş-şehbâ" deyü tesmiye olunur. Q 76bP 76b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y171a ·
metinde göster ·
… Bir küçük mihrâbı vardır. Mihrâbı şarka nâzırdır. Ve bunda Hazret-i Îsâ beşiği
tekne-misâl
bir seng-i mücellâ ve musaykaldır. Bu makâm içre Hazret-i Îsâ'nın on iki halîfe …
Ve bu gârların şark tarafı köşesinde yigirmi kademe taş nerdübân ile enilir bir gâr vardır, makâm-ı Meryem Ana. Lisân-ı ta‘n-âmîz-i halkdan müte’ezzî olup bu gârda sâkin olurdu. Bir küçük mihrâbı vardır. Mihrâbı şarka nâzırdır. Ve bunda Hazret-i Îsâ beşiği tekne-misâl bir seng-i mücellâ ve musaykaldır. Bu makâm içre Hazret-i Îsâ'nın on iki halîfeleri ki anlara havâriyyûn derler, anda makâm-ı Havâriyyûn {var}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y216b ·
metinde göster ·
Hazret-i Îsâ Beşiği: Bir seng-i ahmerdir ve tekne gibi oyulmuşdur. Gâyet mücellâ seng-i musaffâdır. Hattâ Hazret-i Cibrîl-i Emîn bu beşik içre Hazret-i Îsâ'i üğürdüğü vakit dest-i şerîflerinin yerleri beşik taşda zâhirdir. Bu mahalde dahi on iki kandîller var kim herbiri birer kralın yâdigârıdır kim birer Mısır hazînesi değer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y226b ·
metinde göster ·
… üslimîn Mısır'a girirken bu Küpler nâm mahalde niçe yüz husrevânî küpler ve taş
tekneler
ve havz-ı azîmler varise cümle Mısır a‘yânı develeri râviyeleri ile birer nevbe …
Ve kânûndur kim Mısır'da niçe bin a‘yân [u] eşrâfın âbkeşân ne kadar develeri var ise her sene huccâc-ı müslimîn Mısır'a girirken bu Küpler nâm mahalde niçe yüz husrevânî küpler ve taş tekneler ve havz-ı azîmler varise cümle Mısır a‘yânı develeri râviyeleri ile birer nevbet su getirüp mezkûr küpleri pür eyleyüp cümle huccâc ve gayri sâhib-i ihtiyâc ve gayri hayvânât-ı ac bu âb-ı hayevândan nûş edüp def‘-i atşân etdiklerinde sâhibü'l-hayrâta hayır du‘â ederler. Zîrâ bu mahalle gelince dörd konak yerlerde sular acıdır. Andan huccâc bu Küpler'den kalkup yola revâne olurlar. Ve ekseriyyâ Mısırlının ba‘zısı huccâca istikbâle Y 386b çıkdıkda tâ bu Küpler mahalline gelüp herkes dostları ile mülâkat ve müşerref olurlar. Andan vakt-i şâfi‘îde 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y386a–Y386b ·
metinde göster ·
… nlardan gayrı her köşe başlarında ve ba‘zı dekâkînler mâbeyninde bilâ-hisâb taş
tekne
sebîller vardır.
Netîce-i kelâm şehr-i Mısır içre Gazâlî tahrîri üzre kırk altı bin sebîl var imiş. Hâlâ dörd bin sebîlhânedir. Ve bunlardan gayrı her köşe başlarında ve ba‘zı dekâkînler mâbeyninde bilâ-hisâb taş tekne sebîller vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y127a ·
metinde göster ·
… uş kayık var idi. Dörd âdem binüp bu bürkeden Nîl'e varup gelirler idi. Hâlâ ol
tekne
kayık Kal‘atü'l-Kepş'in cenbinde bir kemer altında durur.
Hâssa: Keheneler asrında bunda bir taşdan oyulmuş kayık var idi. Dörd âdem binüp bu bürkeden Nîl'e varup gelirler idi. Hâlâ ol tekne kayık Kal‘atü'l-Kepş'in cenbinde bir kemer altında durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y133b ·
metinde göster ·
… ı insân ta‘alluk edince yâhûd karaya çıkınca ameli bâtıl olup gark oldu. Ol taş
tekne
hâlâ mezkûr Sultân Câvlî zâviyesinin nerdübânı altında mâ-i zülâl ile şeb [ü] r …
Ba‘dehu yine taş gemiyi Nîl kenârına koyup yine ke'l-evvel dörd âdem süvâr olup gemiyi Nîl'e itiverdiler, gemi ve âdemler Nîl'e gark oldular. Meğer nazar-ı insân ta‘alluk edince yâhûd karaya çıkınca ameli bâtıl olup gark oldu. Ol taş tekne hâlâ mezkûr Sultân Câvlî zâviyesinin nerdübânı altında mâ-i zülâl ile şeb [ü] rûz memlû’dur. Âyende vü revende hayvânâtları suyun nûş ederler, yine leb-ber-lebdir. Suyu ne cânibden geldüği ma‘lûm değildir. Bulak râhı üzre olmak ile âyende vü revendenin nazarında bir temâşâgâh-ı âlemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y235a ·
metinde göster ·