deryâya nâzır bir köşesinde sâkin olup teferrüc ederken Hindûstân pâdişâhından …
Süleymân Hân bu tekyenin deryâya nâzır bir köşesinde sâkin olup teferrüc ederken Hindûstân pâdişâhından hedâyâlar gelüp bir nakş-ı bûkalemûn telâtîn derisinden bir ta‘âm sofrası ve yüz Hıtâyî münebbid tabaklar ve yüz aded kâseyi ve niçe âlât-ı ta‘âm zî-kıymet eşyâları bu tekyeye vakf eder. Ba‘dehu bu şeyleri zorbalar asrında hazîneye alup sofra ile bir şeftâlû çekirdeğinden bir dervîşân keşkülü kalmışdır kim garâyibdir. Hindûstân'da hâsıl olmuş şeftâlû çekirdeğinin nısfıdır. Hâlâ iki vukıyye su alır. Kenâreleri altun dîvâre ve sîm halhâllar ile bir ibret-nümâ sun‘-ı Hudâ'dır. Nısfı hâlâ hazînededir. Selîm-i Sânî bu keşkülden bilâ cur‘a bâde nûş etmişdir. Hakkâ ki yek-merdî kâse değil penc-merdî kâseden ziyâde bâde alur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 123a ·
metinde göster ·
mücellâ der [ü] dîvârında olan hüsn-i hatlar ve ibret-nümâ nakş-ı bûkalemûn tas …
Ve bu tekyenin mücellâ der [ü] dîvârında olan hüsn-i hatlar ve ibret-nümâ nakş-ı bûkalemûn tasâvîrin evsâfı bir vech ile terkîm olunmaz. Hattâ Nakkâş Ağa Rızâ rû-yı dîvâra siyâh kalem ile bir kaya eşkâli üzre bir kepk-i vahşî tasvîr etmiş, Bihzâd-ı Mânî kalemin çekmede âcizdir. Cümle erbâb-ı ma‘ârifin nazargâhı bir âsitâne-i teferrücgâh-ı mesîregâh köşedir. 123b Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 123a–123b ·
metinde göster ·
… le câ-be-câ tekye münhedim olup Sultân Murâd-ı Râbi‘ dahi tîr-endâz olmağile bu
tekyenin
imâretine fermân edüp Musâhib Silihdâr Mustafâ Paşa ta‘mîr ü termîm 126b etdü …
Ba‘dehu Bâyezîd Hân-ı Velî yaycı olup kemânkeş olmağile kemânkeş ve sînekeş ve düşmenküş Hattât Şeyh hazretleri tahrîkiyle mezbûr tekyeyi Bâyezîd Hân tevsî‘ etdi. Ba‘dehu mürûr-ı eyyâm ile câ-be-câ tekye münhedim olup Sultân Murâd-ı Râbi‘ dahi tîr-endâz olmağile bu tekyenin imâretine fermân edüp Musâhib Silihdâr Mustafâ Paşa ta‘mîr ü termîm 126b etdüğine târîh-i tekye-i tîr-endâzân:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 126a–126b ·
metinde göster ·
… ardır. Ve iki yüz hücre acemî oğlanları hücreleri vardır. Anların mahzenlerinde
tekyenin
binden mütecâviz sahan ve tencere ve kepçe ve kazgan ve bakır âvânî vardır, mur …
Zîrâ bu tekyede niçe bin uşşâkân sâkin olacak soffalar ve dehlîzler ve yetmiş ocak matbah-ı Keykâvûs ve kilar ve yigirmi aded dükkân ve bir furun ve bir kahvehâne ve bir câmi‘ ve bir çâh-ı âb-ı hayât vardır. Ve iki yüz hücre acemî oğlanları hücreleri vardır. Anların mahzenlerinde tekyenin binden mütecâviz sahan ve tencere ve kepçe ve kazgan ve bakır âvânî vardır, murâd edinen yârân beş on gece mihmân olup safâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145b ·
metinde göster ·
yemîn u yesârında kayalar üzre niçe yüz kuyu delikleri vardır. Bu cümle kayalar …
Bu tekyenin yemîn u yesârında kayalar üzre niçe yüz kuyu delikleri vardır. Bu cümle kayalar evc-i âsumâna çıkmak ile kûh-ı bî-sütûn-misâl altları serâpâ boşdur. Deryâ döğer limânlardır. Yüzer arşın alabur direğiyle gemiler kayaların altına girüp demir bırağup yatarlar. Bu gemi re’isleri kayalar üzre olan kuyu ağızlarında re‘âyâlardan arabalar ile arpa ve buğdayı alup kuyulara döküp aşağıda gemi anbârlarına dökülüp buğday ile mâl-â-mâl olur. Bu kuyuları zamân-ı kadîmde Ferhâd-vâr kefereler kazup gemiler yanaşır garîb ve acîb temâşâgâhdır kim bir diyâra mahsûs değildir. Zîrâ bu gemilere çuvallar ile arpa ve buğday ve gayrı metâ‘ indirmek mümkün değildir. Her tarafdan üçer dörder sâ‘at ba‘îd yolları vardır. Anlardan dahi piyâde âdem keçi gibi tırmaşup sarmaşup çıkmağa muhtâcdır. Karadeniz sahilinde dâiren-mâdâr böyle evc-i semâya ser çekmiş kûh-i bî-sütûn-misâl kayalar yokdur. Lodos rûzgârı ve kıble ve gün doğusu fırtınası bu kayalara urdukda ra‘d-vâr gürleyüp Silistre kurbunda Afalatar ve Alhanlar bir konak yerdir, gürüldüsü tâ Alhanlar'da istimâ‘ olunur, böyle kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş kûh-ı bülendlerdir. Kayalarda şahin ve zağanos ve miskî kartal âşiyânları var kim her bir kartal birer koyun kadar vardır. Ba‘zı âdemler tekyede kurbânlar edüp miskî kartallara bezl ederler. Ba‘zı âdemlerin kurbânın yerler, hâcet kabûl derler ba‘zı kurbânları aslâ yemezler kabûl olmadı derler, efvâh-ı âlemde böyle şâyi‘dir. Ve bu Keliğra Sultân'ın niçe yüz menâkıbı vardır ammâ ihtisar üzre tahrîr etdik. Ve bu tekyeye karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267b ·
metinde göster ·
Ve bu mezkûr havz-ı amîkun kenârındaki kayalara muttasıl Mostar müftîsi (---) Efendi bir tekye-i Halvetî inşâ edüp bir kasr-ı âlîsi Buna nehrine nâzır olup cümle uşşâkân [u] erbâb-ı ma‘ârif ehl-i dilân bu kasırda ve bu tekyenin kameriyyelerinde meks edüp gûy gûy sohbet-i hâslar ve mubâhase-i ilmiyyeler edüp niçe yârân-ı ârifân-ı zarîfân havz içinde olan mâhî-i gûnâ-gûnu ve mâ’ide-i Sübhânî'yi seyr [ü] temâşâ ederler kim her semek onar ve on beşer ve yigirmişer vukiyye gelir, gûyâ murassa‘ sun‘-ı Hudâ balıklar var kim âdem bakdıkça hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161a ·
metinde göster ·
cânib-i erba‘asındaki cümle dağlardaki bâğlar bu tekyeye vakf olunmuşdur kim ây …
Bu tekyenin cânib-i erba‘asındaki cümle dağlardaki bâğlar bu tekyeye vakf olunmuşdur kim âyende vü revende[ye] ni‘meti mebzûldur. Merhûm Şeyh Hamza Baba, Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân musâhibi ve meşâyihlerinden olup kal‘a-i İzvornik muhâsarasında mevcûd bulunup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168a ·
metinde göster ·
… i bu tekye cenbinde bir kubbe-i âlî içinde âsûdedirler kim ol kubbe-i pür-envâr
tekyenin
sol tarafına vâki‘ olup hâlâ ziyâretgâh-ı hâs u âm erbâb-ı dilândır.
Ve peder-i azîzleri Mehemmed Efendi ve dedeleri Hüseyin Efendi bu tekye cenbinde bir kubbe-i âlî içinde âsûdedirler kim ol kubbe-i pür-envâr tekyenin sol tarafına vâki‘ olup hâlâ ziyâretgâh-ı hâs u âm erbâb-ı dilândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119b ·
metinde göster ·
… nümâyândır, tâ bu mertebe eflâke ser çekmiş serâmed bir kûh-ı serbülenddir. Bu
tekyenin
yaz meydânı ve kış meydânı ve cümle müsâfirhâneleri ve matbah-ı Keykâvusî'si ve …
Evc-i âsımâne berâber bir kûh-ı bâlâ üzre bir azîm âsitâne-i Bektaşiyân'dır. Akdeniz içinde cezîre-i İmroz ve cezîre-i (---) ve kal‘a-i Enez ve kal‘a-i İpsala sahrâları cümle bu âsitâneden nümâyândır, tâ bu mertebe eflâke ser çekmiş serâmed bir kûh-ı serbülenddir. Bu tekyenin yaz meydânı ve kış meydânı ve cümle müsâfirhâneleri ve matbah-ı Keykâvusî'si ve ıstabl-ı anterîsi ve kilârı ve mescidi ve türbe-i 207a pür-envârın kubbesi ve'l-hâsıl cümle imâretleri serâpâ nîlgûn kurşum örtülü âsâr-ı azîmlerin sâhibü'l-hayrâtı Etmekçioğlu Ahmed Paşa imâretidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 206b–207a ·
metinde göster ·
Cemî‘i âyende vü revendegânların atlarına ve hüddâmlarına hidmet edüp herkesin ne kadar atları var ise çul ve tobra çıkarmayup tekyenin âhûru tobralarıyla cemî‘i atlara sular verüp yemler asup kahveler pişirüp hidmet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245a ·
metinde göster ·
… ltân Veliyullâh'a ve gayri kibâr-ı evliyâlara kavm-i münkirînlerden imişler, bu
tekyenin
niçe bâğ u bâğçe ve niçe mezâri‘âtların mülkiyyet üzre alup tasarruf etmişler i …
Meğer bu Mudunuç halkı muta‘assıbînden bir alay Urûmşa kavim olup Sultân Veliyullâh'a ve gayri kibâr-ı evliyâlara kavm-i münkirînlerden imişler, bu tekyenin niçe bâğ u bâğçe ve niçe mezâri‘âtların mülkiyyet üzre alup tasarruf etmişler imiş. Hikmet-i Hudâ küffâr dahi gelüp ol münkirînlerin emvâl [ü] erzâkların alup ve ehl [ü] ıyâllerin esîr edüp götürdükde bunlar dervîşânlara yapışup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245b ·
metinde göster ·
ensesindeki dağlarda bâğlar cümle bu tekyenindir. Dest-i fukarâları ile hâsıl o …
Ve bu şehir içre cümle yetmiş ehl-i turuk tekyesidir. Cümlesinden ulu dergâh şehrin kıblesi cânibinde kûhistân içre Arab Bınarı tekyesi, şehre ve sahrâya nâzır cihân-nümâ bir âsitâne-i ra‘nâdır. Şeyhi İbrâhîm Efendi hazretleridir kim şeref-i sohbetleri ile müşerref olup dest-bûsları ile şerefyâb olup du‘â-i hayrların aldık ve bir gece mihmân olup tevhîd [ü] tezkîr-i sultânîler eyleyüp sabâha dek cân sohbetleri eyledik. Ulu âsitânedir, âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldür. Ve evkâfı gâyet çokdur. Hattâ tekyenin ensesindeki dağlarda bâğlar cümle bu tekyenindir. Dest-i fukarâları ile hâsıl olmuşdur kim kırk gûne âbdâr üzümü olur. Ve hâlâ tekyede iki yüzden mütecâviz fukarâlar âmâdedirler. Ve matbah-ı Keykâvus'undan ni‘met-i bî-imtinânın tenâvül edüp "yâ Rezzâk ve yâ Mün‘im" esmâsına meşgûllerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y83b ·
metinde göster ·
… r aşlama kalem edüp ibret-nümâ engûrler hâsıl olmuşdur, Sübhane'l-Hallâk. Ve bu
tekyenin
bir köşesinde merkad-i şeyhü'l-harem kapusu üzre târîhi budur:
Ve bu tekyede olan gûnâ-gûn üzüm bir diyârda yokdur, zîrâ her bir erbâb-ı ma‘ârif birer aşlama kalem edüp ibret-nümâ engûrler hâsıl olmuşdur, Sübhane'l-Hallâk. Ve bu tekyenin bir köşesinde merkad-i şeyhü'l-harem kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y121a ·
metinde göster ·
… âviz fukarâsı ve âyende vü revendeye ni‘meti mebzûl bir tekye-i lâ-nazîrdir. Ve
tekyenin
sebeb-i ihyâsı bu âsitânede medfûn şeyh imâdeddîn hazretleri Hazret-i şu‘ayb Ne …
Ve bir limon ve turunc ve zeytûn ve incîr ve hurmâlı bâğ-ı İrem içre Tekye-i Mağribî derler bir âsitânesi var, yüzden mütecâviz fukarâsı ve âyende vü revendeye ni‘meti mebzûl bir tekye-i lâ-nazîrdir. Ve tekyenin sebeb-i ihyâsı bu âsitânede medfûn şeyh imâdeddîn hazretleri Hazret-i şu‘ayb Nebî zürriyyetinden olmak ile bu tekyeye muttasıl beyt-i Hazret-i şu‘ayb vardır. Bir cânibi gârlardır. Bir cânibi bu tekyenin bâğçesidir. Bu azîz ol âsitânede eben-an-ceddîn sâkinler imiş. Bizzât şeyh imâdeddîn perhîz [ve] mücâhede ile iki yüz yıl mu‘ammer olup Mısır sultânı olan Sultân Salâhaddîn Yûsuf bu azîzi ziyârete geldikde azîz hazretleri sultâna ta‘zîm edüp ser-i sa‘âdetlerin sultânın zânûsuna koyup rûh teslîm ederler. Ba‘dehu bu mahalde defn olunup Sultân Salâhaddîn yanında nesl-i Fâtımiyyûn'dan şeyh Mağribîyi bu azîz üzre koyup bu türbeyi inşâ eder. Anıniçün tekye-i Mağribî derler. şeyh Mansûr-ı Mağribî anda âsûdedir. Kaddesallâhu sırrahu'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y202a ·
metinde göster ·
… eye muttasıl beyt-i Hazret-i şu‘ayb vardır. Bir cânibi gârlardır. Bir cânibi bu
tekyenin
bâğçesidir. Bu azîz ol âsitânede eben-an-ceddîn sâkinler imiş. Bizzât şeyh imâd …
Ve bir limon ve turunc ve zeytûn ve incîr ve hurmâlı bâğ-ı İrem içre Tekye-i Mağribî derler bir âsitânesi var, yüzden mütecâviz fukarâsı ve âyende vü revendeye ni‘meti mebzûl bir tekye-i lâ-nazîrdir. Ve tekyenin sebeb-i ihyâsı bu âsitânede medfûn şeyh imâdeddîn hazretleri Hazret-i şu‘ayb Nebî zürriyyetinden olmak ile bu tekyeye muttasıl beyt-i Hazret-i şu‘ayb vardır. Bir cânibi gârlardır. Bir cânibi bu tekyenin bâğçesidir. Bu azîz ol âsitânede eben-an-ceddîn sâkinler imiş. Bizzât şeyh imâdeddîn perhîz [ve] mücâhede ile iki yüz yıl mu‘ammer olup Mısır sultânı olan Sultân Salâhaddîn Yûsuf bu azîzi ziyârete geldikde azîz hazretleri sultâna ta‘zîm edüp ser-i sa‘âdetlerin sultânın zânûsuna koyup rûh teslîm ederler. Ba‘dehu bu mahalde defn olunup Sultân Salâhaddîn yanında nesl-i Fâtımiyyûn'dan şeyh Mağribîyi bu azîz üzre koyup bu türbeyi inşâ eder. Anıniçün tekye-i Mağribî derler. şeyh Mansûr-ı Mağribî anda âsûdedir. Kaddesallâhu sırrahu'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y202a ·
metinde göster ·
… tlerin hıyâbân-ı mevlâhâneye da‘vet edüp cümle iç huddâmları ile anda meks edüp
tekyenin
hâricinde çetr-i mülemmâ‘lar tınâb tınâba kurılup sâ’ir huccâc ve asâkir dahi h …
Ve şehr-i Ka‘be içre yetmiş sekiz tekye-i meşâyih-i kibâr vardır. Cümlesinde müsâfirîn ü mücavirîn ile mâl-â-mâldir. Ammâ cümleden Mu‘allâ'da âsitâne-i Hazret-i Mevlânâ bir bâğ-ı İrem-misâl bir ferah-fezâ mevlevîhânedir kim semâ‘ [u] safâhânesi ve müte‘addid fukarâlar hücreleri ve câ-be-câ gül [ü] gülistân içre maksûreleri ve fıskıyye ve havz u selsebîl ile müzeyyen bir mesîregâh [u] ârâmgâh bir makâm-ı hânkâhdır. Cümle zürefâ-yı Mekke ve erbâb-ı ma‘ârif-i şehr-i Bekke zarîfleri bu mecma‘hânede cem‘ olup zevk [u] safâ edüp âyîn-i Mevlânâ ederler. Bu âsitâneyi Dervîş Muhammed Hindî-i Lâhorî kendü mâlıyla binâ edüp Konya'da Mevlânâzâde Çelebi Efendiler izniyle şeyh olmuşdu. Ammâ zamân-ı seyâhatimizde vâ‘ız u nâsıhı Gemici Alî Ağazâde Ferhâd Çelebi seccâdenişîn şeyh idi. Mağz-ı Kur’ân olan Mesnevî ü Ma‘nevîde tekmîl-i fünûn edüp ilm-i tasavvuf gavvâsı bir bahr-i ma‘ârif zât-ı şerîf idi. Y 355a Hattâ serdâr-ı mu‘azzamımız olan veliyy-i ni‘am Hüseyin Paşa hazretleri efendimiz deryâ-misâl asker-i İslâm ile Mekke-i mükkerremeye teşrîf buyurduklarında şeyh-i mezkûr paşa hazretlerin hıyâbân-ı mevlâhâneye da‘vet edüp cümle iç huddâmları ile anda meks edüp tekyenin hâricinde çetr-i mülemmâ‘lar tınâb tınâba kurılup sâ’ir huccâc ve asâkir dahi hayme [vü] hargâhları ile bîrûn-ı vâdî-i Ebtah'da yigirmi gün yigirmi gece meks edüp mezkûr şeyh ile sohbet-i hâs olundu. Gâyetü'l-gaye ma‘mûr [u] âbâdân tekye-i uşşâkân mevlevîhâne-i mecma‘ü'l-irfân ve cây-i ferah-ı cân tekye-i dervîş-i cihândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y354b–Y355a ·
metinde göster ·
şâhrâhdaki kapusu üzre üç tabaka bir minâre-i serâmedi var. Ve bu tekyeye nazîr …
Ve bu tekyenin şâhrâhdaki kapusu üzre üç tabaka bir minâre-i serâmedi var. Ve bu tekyeye nazîre tarîk-ı âmın karşusunda câmi‘-i Şeyhûniyye var. Tekye ile câmi‘ ikisi bir tarz üzre binâ olmuşdur. Pençereleri şâhrâha nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y110a ·
metinde göster ·
Ve bu tekyenin şeyhi Emîr (---)(---) Çelebi'dir. Halîm selîm sâhib-i tab‘ sâdât-ı kirâmdan mahdûm-ı mükerrem çelebidir. Ve şehr-i Mısır içre dörd yerde tekye-i Kâdirî vardır, ammâ bu cümleden mükellefdir. Ve buna karîb yine Salîbe çârşûsu içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y110a ·
metinde göster ·
… ır'a dak getirüp ba‘de'l-feth-i Selîm bu tekyeyi kendüye binâ edüp hâlâ kendüsi
tekyenin
cenbinde medfûndur, ol amûd pâre tekyenin kapusu üzre demir zencîrler ile maslû …
Bir kân-ı fukarâ tekyedir. Cümle Özbekîler ve Belh [u] Buhârâ fukarâları anda sâkinlerdir. Evkâfları za‘îf olmağile nezerât ile geçinürler. Hattâ Selîm Hân İslâmbol'dan azm-i Mısır deyüp gelirken bir fukarâ-yı Nakşibendî dörd yüz vukiyye bir kırmızı sengîn amûd-ı sommâkî pâresin ketifine urup Selîm Hân'ın nazarında bu taşı tâ Mısır'a dak getirüp ba‘de'l-feth-i Selîm bu tekyeyi kendüye binâ edüp hâlâ kendüsi tekyenin cenbinde medfûndur, ol amûd pâre tekyenin kapusu üzre demir zencîrler ile maslûbdur kim âyende vü revendenin manzûrudur kim bir deve bârı pârçe-i sommâkîdir. Hakkâ ki kerâmetdir. Ve ana karîb Sultân Mü’eyyed Hân bîmârhânesinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y110b ·
metinde göster ·
… ekyeyi kendüye binâ edüp hâlâ kendüsi tekyenin cenbinde medfûndur, ol amûd pâre
tekyenin
kapusu üzre demir zencîrler ile maslûbdur kim âyende vü revendenin manzûrudur k …
Bir kân-ı fukarâ tekyedir. Cümle Özbekîler ve Belh [u] Buhârâ fukarâları anda sâkinlerdir. Evkâfları za‘îf olmağile nezerât ile geçinürler. Hattâ Selîm Hân İslâmbol'dan azm-i Mısır deyüp gelirken bir fukarâ-yı Nakşibendî dörd yüz vukiyye bir kırmızı sengîn amûd-ı sommâkî pâresin ketifine urup Selîm Hân'ın nazarında bu taşı tâ Mısır'a dak getirüp ba‘de'l-feth-i Selîm bu tekyeyi kendüye binâ edüp hâlâ kendüsi tekyenin cenbinde medfûndur, ol amûd pâre tekyenin kapusu üzre demir zencîrler ile maslûbdur kim âyende vü revendenin manzûrudur kim bir deve bârı pârçe-i sommâkîdir. Hakkâ ki kerâmetdir. Ve ana karîb Sultân Mü’eyyed Hân bîmârhânesinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y110b ·
metinde göster ·
… mi‘e getirüp mezkûr direklere kuşadup her sene Ka‘be örtüsün bunda dikerler. Bu
tekyenin
başka fukarâları ve türbedârları vardır ve ni‘metleri kendülere ancak kifâyet e …
Sene (---) târîhinde âl-i Abbâsiyândan (---) binâsıdır. Bir ulu câmi‘dir. Câmi‘in içinde olan amûdlar Ka‘be-i şerîf cirminde olmak ile Ka‘be-i şerîfin siyâh örtüsün paşa seyr etdükden sonra bu câmi‘e getirüp mezkûr direklere kuşadup her sene Ka‘be örtüsün bunda dikerler. Bu tekyenin başka fukarâları ve türbedârları vardır ve ni‘metleri kendülere ancak kifâyet eder. Ulu âsitâne olduğundan cânib-i erba‘adan nezerât ve me’kûlât [u] meşrûbât P 198a çok gelir. Ve Demirkapu kurbunda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y111a ·
metinde göster ·
… evhîdî mertebesi üstâd-ı kâmiller vardır. Ve vâkıf-ı esrâr olduğumuz mertebe bu
tekyenin
Q 200b evsâfın tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olur. Ve bundan sonra şehr-i Mıs …
Ve bunda olan erbâb-ı ma‘rifet dervîşân-ı P 198b zîşân bir tekyede yokdur. Herbiri tekmîl-i fünûn-ı tarîk etmiş ârif-i billâh dilrîşler var. Ve ilm-i edvâr gâ’ib olsa cihânda bir âğâze kalmasa îcâdına kâdir nefes sâhibleri fukarâlar var kim gûyâ herbiri Abdullâh-ı Fâryâbî ve Gulâm Nâsırî ve Gulâm Şâdî ve Fisagores-i Tevhîdî mertebesi üstâd-ı kâmiller vardır. Ve vâkıf-ı esrâr olduğumuz mertebe bu tekyenin Q 200b evsâfın tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olur. Ve bundan sonra şehr-i Mısır'da,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y112b ·
metinde göster ·
… esinde Selîm Hân'ın yatduğı mahalde hâlâ bir maksûrecikdir, kimse anda oturmaz,
tekyenin
vakıf kitâbları anda durur.
Hakkâ ki cây-ı safâgâh, pâdişâhâne bir makâmdır. Hâlâ bu kubbenin sağ köşesinde Selîm Hân'ın yatduğı mahalde hâlâ bir maksûrecikdir, kimse anda oturmaz, tekyenin vakıf kitâbları anda durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y113a ·
metinde göster ·
… tarzı bir tabaka bir minâre-i Y 116b mevzûnu var kim gûyâ bir servdir. Ve bu
tekyenin
bir matbah-ı Keykâvus'u var, çâr-gûşe bir dîvâr içre yüz hâne fukarâları var. V …
Ve bu câmi‘in Rûm tarzı bir tabaka bir minâre-i Y 116b mevzûnu var kim gûyâ bir servdir. Ve bu tekyenin bir matbah-ı Keykâvus'u var, çâr-gûşe bir dîvâr içre yüz hâne fukarâları var. Ve Şeyh Mehemmed Çelebi tarîk-ı Halvetî'de sâlih kimesnedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y116a–Y116b ·
metinde göster ·
yerinde yeniçeri çorbacıları âyende vü revende metâ‘ sâhiblerinden bâc hakkı al …
Bu tekyenin yerinde yeniçeri çorbacıları âyende vü revende metâ‘ sâhiblerinden bâc hakkı alurlar, azîm zulüm hânedir. Hudâ ref‘ ede. Bir fukarâ mâlının nısfın vermeğile halâs olmaz. İbtidâ Fir‘avn'ın bâc alduğı mahal bu Eski Mısır'dadır. Kıbtîler bu mahalden ubûr etdükçe âdâb-ı sernigûn edüp geçerler, meşhûr-ı âfâk yerdir. Fir‘avn-ı la‘înin seyyi’esidir kim bu zulüm hâlâ cihângîr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y142b ·
metinde göster ·