işlerler. Rûm'da biz dahi telatin idemeziz ve Firengîstân'da Engürü sofu dahi i …
Bu gûne elvân sahtiyânlar ta dip Firengîstân'a gidüp pesend ederler kim anlar bu gûne sahtiyân idememişlerdir. Ekseriyyâ güderi derisi işlerler. Moskov telâtin derisi işlerler. Rûm'da biz dahi telatin idemeziz ve Firengîstân'da Engürü sofu dahi işleyemezler. Hatta beher sene niçe bin kantar sof ipliği Firengîstân'a gider, mümkin olmayup Engürü sofuna taklîd edemediler. İlâ hâze'l-ân çalışırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233b ·
metinde göster ·
… ş-ı sihr-i bukalemûndur kim bir diyâra mahsûs değildir. Andan on külçe mümessek
telâtin derisi
ve on külçe Alaman ayusu ve Alaman sığını derisinden debâgat olunmuş pembe-misâ …
Netîce-i kelâm alarkadan küffârlar bunları cümle kırup ol gün dağlar içre bir sayd [u] şikâr kebâbı faslı edüp belki bin araba şarâb nûş edüp mest evkâr evkâr yine alay ile Ligradçık kal‘asına gelüp ertesi gün hersekden me’zûn olduk. Ban ile vedâ‘a vardıkda Melek Paşa efendimize bir münakkaş camlı hinto ki altı aded atlarıyla ve içi mâl-â-mâl Firengî katîfe ve on çift altun kakma kuburlı çarklı tüfengler ve on pastav elvân saya ve prankona tuhaf çukalar ve elli çift bir gûne münakkaş Alaman kilimleri verdi kim gûnâ-gûn nakş-ı sihr-i bukalemûndur kim bir diyâra mahsûs değildir. Andan on külçe mümessek telâtin derisi ve on külçe Alaman ayusu ve Alaman sığını derisinden debâgat olunmuş pembe-misâl gûnâ-gûn güderiler verüp elime defter verdi ve on aded ümmet-i Muhammed esîrlerin birer at üzre pür-silâh edüp "Paşa'nın uğuruna âzâd etdim" deyü hakîre on aded âdemleri teslîm etdi. Ve hakîre bir kîse harc-ı râh on donluk çuka ve on çift münakkaş tüfengler ve beş top mu‘amberîn güderiler ve beş kilim [ve] on çift Alaman nafesi kürkler ve gulâmlarıma yigirmişer uskota guruş ve bizimle olan serhadlilere dahi bir kîse guruş, kapudanlarına bir çuka verüp paşaya nâmeler verüp bize beş yüz kadar atlı kâfirler refîk verüp ban ile vedâ[‘]laşup (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 163a ·
metinde göster ·
… râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Ekseriyyâ râyiha-i hoş-bûsu
telâtin derisi
kokar. Bu hoş-bûluk bir küffâr memleketine mahsûs değildir. Gayri diyâr-ı küffâ …
Ve bâzâr-ı hüsün içre gûnâ-gûn ıtriyyât ve ûd-ı zebât ve mâverdin râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Ekseriyyâ râyiha-i hoş-bûsu telâtin derisi kokar. Bu hoş-bûluk bir küffâr memleketine mahsûs değildir. Gayri diyâr-ı küffâr balık sirke turşu ve murşu ve salamura ve şarâb ve arak kokar, ammâ bu Praşo müşg [ü] amber-i hâm kokar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 28b ·
metinde göster ·
… rüp hüsn-i ülfet edüp vakıflarına sa‘y ederler. Hattâ Y 381a hakîre bir tütün
telatin derisi
verdiler kim müşk-i amber-i hâm gibi kokardı. Ve Freng bıtrîkı bir sâ‘at bağışl …
Ammâ kefere elinde kalmışdır. Ammâ İslâm elinde olsa berbâd olurdu. Ammâ kefere amâr edüp Mısır paşasına ve yedi bölük a‘yânına ve Süveys ağasına ve Urbân şeyhlerine hedâyâlar verüp hüsn-i ülfet edüp vakıflarına sa‘y ederler. Hattâ Y 381a hakîre bir tütün telatin derisi verdiler kim müşk-i amber-i hâm gibi kokardı. Ve Freng bıtrîkı bir sâ‘at bağışlıyup bir papinta kâğızları verdiler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y380b–Y381a ·
metinde göster ·