Ve bu râdde yine deryâ iken sekiz rûzgâr-ı zorkârın
telattumundan
müteğayyir olmak ihtimâli yokdur. İllâ lodos rûzgârı Marmara cezîrelerinden ber …
Ve bu râdde yine deryâ iken sekiz rûzgâr-ı zorkârın telattumundan müteğayyir olmak ihtimâli yokdur. İllâ lodos rûzgârı Marmara cezîrelerinden berü cûş u hurûş edüp temevvüc ederek geldikde bu hattın levni ve bahreynin mâbeynleri müteğayyir olur. Ve âsûde hevâda niçe keştîbânlara hakîr bu mahalli gösterdikde cümlesi pesend [ü] hezâr ahsend etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 10a ·
metinde göster ·
… üğinden Bayram Paşa merhûmun kal‘a hâricinde leb-i deryâda binâ etdüği rasîfler
telattum-ı
deryâdan harâb olup bu add etdüğimiz adımları sene (---) târîhinde İbrâhîm Hân …
Bu kapulardan mâ‘adâ tâ Âhûrkapu'ya varınca hisâb olunan kapuların yedisi dahi leb-i deryâda olmağile cümlesi cânib-i şarka nâzırdır. Ve bu tarafa lodos rûzgâr-ı zorkârı gâyetü'l-gâye ziyâde isâbet etdüğinden Bayram Paşa merhûmun kal‘a hâricinde leb-i deryâda binâ etdüği rasîfler telattum-ı deryâdan harâb olup bu add etdüğimiz adımları sene (---) târîhinde İbrâhîm Hân asrında Âhûrkapu'dan içeri adımlayup Yedikulle'ye varılup hisâb olunmuşdur kim bu hisâb üzre dâ’iren-mâdâr İslâmbol kal‘ası yigirmi dokuz bin sekiz yüz on adımdır. Ammâ Bayram Paşa asrında Âhûrkapu'dan taşra adımladığımızda kâmil otuz bin adım idi. Sahîhü'l-kelâm ve's-selâm
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 16a ·
metinde göster ·
… ünhedim olup Mısır'da Sultân Kalavan'a firâr edüp andan gemi ile hacca giderken
telattum-ı
deryâ ile diyâr-ı Yemen ve Aden'e düşüp andan Veys el-Karanî hazretlerin ziyâre …
Ve bu şâhid-i âdildir kim kaçan kim Bâyezîd-i Velî hilâfetde iken karındaşı Cem Şâh ile Karaman Sahrâsı'nda iki şehzâde-i âzâde birbirleriyle çirkâb-ı dünyâ içün bir ceng-i azîm edüp âhir Cem Şâh münhedim olup Mısır'da Sultân Kalavan'a firâr edüp andan gemi ile hacca giderken telattum-ı deryâ ile diyâr-ı Yemen ve Aden'e düşüp andan Veys el-Karanî hazretlerin ziyâret edüp andan Yemen huccâcıyla hacc edüp andan yine Mısır'a gelüp andan keştî ile Rodos'da Malta'ya gelüp andan Fransa diyârında büyük vâlidesine gelüp mu‘azzez ü mükerrem pâdişâh-ı vakt olup üç yüz müselmân tevâbi‘iyle ayş [u] nûşda ve sayd [u] şikârda henüz şehzâde-i âzâde oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 29a ·
metinde göster ·
… a sadedinde iken geminin birin yeniçeri direğinden yapışup yelkenine "Üf" deyüp
telattum-ı
mevtden halâs olup giderler. Öbür gemi temevvüc-i mâdan gark olma mahallinde ik …
"Bire ben sana demedim mi kırk gün sabr eyle" deyü tenbîh eder. Hemân yeniçerinin önündeki taşt içre olan su cûş [u] hurûşa gelüp leğen içinde iki küçücük gemiler zâhir olup gark olma sadedinde iken geminin birin yeniçeri direğinden yapışup yelkenine "Üf" deyüp telattum-ı mevtden halâs olup giderler. Öbür gemi temevvüc-i mâdan gark olma mahallinde iken içinde olan ibâdullâh "Ya Allâh" deyü feryâd [ü] figânları evce peyveste olup hemân yeniçeri şeyhin izniyle geminin direğinden basup gemiyi gark edince içinde olan bu kadar mahlûk-ı Hudâ kimi gark olup kimi halâs olurken yeniçeri kimisin gark eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38a ·
metinde göster ·
Leb-i deryâsı amîk olup lodos rûzgârı telattumu harâb etmesin içün mîşe dırahtların deryâya kakup beşik beşik edüp leb-ber-leb taş ile memlû edüp istihkâm bulmağın Beşiktaş derler. Ammâ bu binâ olmazdan bin yıl mukaddem bu şehrin ismi Beşiktaş idi. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134b ·
metinde göster ·
… ‘lâsında bir âdem nigehbânlık edüp direk depesindeki kadehinde durur. Karadeniz
telattumundan
rehâ bulan kılıçbalığı bu limana girüp şinâverlik ederken gemi direği depesinde …
Evsâf-ı dalyan-ı Kılıçbalığı: Deryâda beş altı gemi direklerin birbirlerine bağlayup deryâya dikmişlerdir. Tâ zirve-i a‘lâsında bir âdem nigehbânlık edüp direk depesindeki kadehinde durur. Karadeniz telattumundan rehâ bulan kılıçbalığı bu limana girüp şinâverlik ederken gemi direği depesindeki âdem elindeki taşı kılıçbalıklarının ardındaki taraf-ı deryâya atup a‘cebenî tulumbuhâ kavli üzre taş deryâya tum deyüp düşünce fakîr balıklar limana doğru selâmetdir deyü firâr ederken deryâ etrâfın ihâta etmiş ağların ağzından içeri girince 139b dîdebân herîf direk başından "Ala" deyü feryâd edüp cümle sayyâdlar balık şebekesinin ağzın sedd edüp ba‘dehu içeride kalan kılıçbalıklarına kayıklar ile varup harbe ve tokmaklar ile urup sayd ederler. Ammâ kılıç[balığı], taşıdığı silâhına değmez bir tenbel balıkdır bir kulaç mikdârı tavîl burnunda tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir kılıcı ağ deliğine girüp aslâ harekete kâdir olamaz. Lâkin eti sarımsaklı ve sirkeli terator ile tabh olunsa gâyet ni‘met-i nefîsedir. Bu dalyan, balık emîni üzerine yetmiş yük akçe iltizâmdır. Ve bu Beğkoz iskelesinden içeri bin adım ba‘îd,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 139a–139b ·
metinde göster ·
… lerin azîm burgular ile delüp tulumba ederler. Başka bir musanna‘-ı garâyibdir.
Telattum-ı
deryâda bir geminin armozları açılup rahnedâr olsa su girüp gark-ı âb olmak mer …
Esnâf-ı tulumbacıyân: Dükkân yedi, neferât seksen, bunların dahi pîri ma‘lûmum değildir. Ve bunlar arabalar üzre dükkânlarında çam direklerin azîm burgular ile delüp tulumba ederler. Başka bir musanna‘-ı garâyibdir. Telattum-ı deryâda bir geminin armozları açılup rahnedâr olsa su girüp gark-ı âb olmak mertebesine vardıkda der-akab bu tulumbaları geminin bir kaç yerine koyup cümle suyu san‘at ile taşra çeküp atarlar, görmeğe muhtâc bir san‘atdır. Bu kâr ile bunlar dahi tay ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163a ·
metinde göster ·
… ayup İşpaniye'nin yedi yüz pâre gemileri bu Kızıladaların mâbeynlerinde cümlesi
telattum-ı
deryâdan pâre pâre olup kâfirleri gark olur. Ba‘dehû bu Kızılada cezîresi ve He …
Cezîre-i Burğazlı: Sene (---)de Ebü'l-feth'e mutî‘ oldular. Kal‘ası leb-i deryâ üzre bir yalçın kayalar üzre bir şekl-i murabba‘ bir şeddâdî binâ küçük kal‘adır. Cezîresi on bir mîl ihâta eder bir cezîre-i mahsûldârdır. Kal‘ası olmağıla Burgaz adası derler. Lisân-ı Türkî'de kal‘aya burgaz derler. Üç yüz pâre bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı hayât kuyulu evleri vardır. Bu dahi bostâncıbaşı hükmünde ve bir yeniçeri yasakçısı vardır. Ve (---)(---) olmağıla subaşısı vardır. Cümle halkı Urum kefereleridir. Ma‘mûr kenîseleri vardır ve keçisi ve tavşanı gâyet çokdur. Dağlarında bâğlarının hesâbı yokdur. Ve halkı gâyet zengîn re’îslerdir. Yanovan Târîhi'nde yazdığı üzre bir kerre İşpâniye küffârı İslâmbol'a Yanko ibn Madyan'dan sonra istîlâ edüp nehb ü gâret eder ve Ayasofya deyrinde olan cemî‘î zî-kıymet sanemleri ve niçe bin hazîne mâl-i cevâhîrleri alup gemilere koyup diyâr-ı İşpâniye'ye giderken bi-emrillah bir furtuna-i azîme uğrayup İşpaniye'nin yedi yüz pâre gemileri bu Kızıladaların mâbeynlerinde cümlesi telattum-ı deryâdan pâre pâre olup kâfirleri gark olur. Ba‘dehû bu Kızılada cezîresi ve Heybeli cezîresi ve Tavşanlı cezîresi ve Burgazlı cezîresinin kefereleri gark olan gemilerden ol mâl [u] menâlleri çıkarup mâl-ı Kârûna mâlik olup ile'l-ân bu cezîre keferelerinin zengîn olmalarının aslı odur, deyü tahrîr etmişler. Andan 16 milde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 244b ·
metinde göster ·
… süd gibi deryâ hikmet-i Hudâ el-azametullah cûş [u] hurûşa gelüp lodos rüzgârı
telattumu
cümle ibâdullahın vücûdların Üsküdar'a ve Kadıköyü'ne ve Kâsımpaşa'ya ve Ebâ Ey …
bu ma‘reke mâbeyninde fesâda bâ‘is [ve] bâdî olan Bıyıklı Mahmûd nâm şakî Ahûrkapu'dan bir kayığa binüp Üsküdar'dan Bursa'ya firâr etdi. Mâh-ı mezbûrun on yedinci gün yevm-i selâse idi. Edirne Sarâyı gılmânları gelüp mertebelerince sarây-ı hâssa alınup dâmen-i şehriyârî ile müşerref olup niçeleri taşra çıkdılar. Ba‘dehû Bıyıklı Mahmûd eşkıyânın kellesi Bursa beğinden gelüp Bâb-ı Hümâyûn önüne konup niçe gün İslâmbol içre} bu ceng-i musîbet-i pür-melâl olup tav tavlanup sav savlanup herkes mansûr [u] muzaffer olduk deyü hânelerine gidüp cümle ser-i kârda olanlar sadrıa‘zamdan hil‘at-i fâhireler giyüp niçeler manâsıb-ı âlîye nâil oldular. Beri tarafda Atmeydânı'nda 372a küme küme yığın uryân mahlûk-ı Hudâyı asesbaşı ve subaşı arabalara ve at hamâllarına ve Kumkapu meyhâneci keferelerine ve bozacı çören Arnabud keferelerine yükledüp cümle na‘şe-i Muhammed ümmetin Ahûrkapu'dan deryâya ilkâ edince süd gibi deryâ hikmet-i Hudâ el-azametullah cûş [u] hurûşa gelüp lodos rüzgârı telattumu cümle ibâdullahın vücûdların Üsküdar'a ve Kadıköyü'ne ve Kâsımpaşa'ya ve Ebâ Eyyûb-ı Ensârî'ye götürüp her birin birer köşede sâhibü'l-hayrâtlar defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 371b–372a ·
metinde göster ·
Mâh-ı mezbûrun beşinci gün cum‘a idi, Deli Hüseyin Paşa'ya mührü götürenler Menekşe kal‘asında oturup telattum-ı deryâdan ve küffâr-ı hâksârın vefretinden cezîre-i Girid'e geçemeyüp Sipâhî Mehemmed Ağa mührü pâdişâha getirüp pâdişâh dahi mührü Siyâvuş Paşa'ya teslîm edüp müstakil vezîria‘zam oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 7b ·
metinde göster ·
… arşın kalın dîvârlardır. Ammâ leb-i deryâsı bir kat dîvârdır, câ-be-câ yerlerin
telattum-ı
deryâ döğer metîn ü müstahkem dîvârdır. Ammâ kara tarafı iki kat dîvârdır ve ka …
Ve leb-i deryâsı tarafı dîvârları üç arşın kalın dîvârlardır. Ammâ leb-i deryâsı bir kat dîvârdır, câ-be-câ yerlerin telattum-ı deryâ döğer metîn ü müstahkem dîvârdır. Ammâ kara tarafı iki kat dîvârdır ve kara tarafı handakı kâmil elli adım enli handakdır. Mâ-tekaddem küffâr asrında handak içinde gemiler bağlanır imiş. Hâlâ rimâl [ü] türâb ile mâl-â-mâl olup bostânlardır. Ve ba‘zı yeri Y 57a bataklıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y56b–Y57a ·
metinde göster ·
… ş aşağı vâki‘ olup fevkinden aşağı nazâr etsen gûyâ bu râhlar içre âdem deryâsı
telattum-ı
deryâ gibi temevvüc edüp izdihâm-ı benî âdemden omuz omuzu sökmez bir gulgule-i …
Ve cümle tarîk-ı âmların üstâd mühendis satranc Y 83a nakşı tarh edüp vaz‘-ı esâsı bu üslûb üzre tezyîn olunmuşdur. Ve serâpâ pâk ve beyâz taş ile mefrûş kaldırımdır. Her sabâh tathîr edüp gird-i küdûretden bir zerre gubârdan nişân kalmaz pâk reh-i râstlardır. Ve cemî‘i esvâkları şimâle eniş aşağı vâki‘ olup fevkinden aşağı nazâr etsen gûyâ bu râhlar içre âdem deryâsı telattum-ı deryâ gibi temevvüc edüp izdihâm-ı benî âdemden omuz omuzu sökmez bir gulgule-i Tire'dir. Husûsâ hafta bâzârı günleri âkıl olan temâşâ-yı bâzâra varmamak gerek. Zîrâ ol bâzârda âdem dilâzâr olup zâr-ı izâr olur. Tâ bu mertebe izdihâm çârsûları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y82b–Y83a ·
metinde göster ·
… diyârından bu mahalle gelüp bir keştîye süvâr olup Mısır'a giderken zevrakları
telattum-ı
deryâya uğrayup kur‘a ile deryâya bir kaç âdem atarlar. Hikmet-i Hudâ kur‘a-i m …
Hakîkatü'l-hâl cemî‘i ulemâ-yı Sayda ve Beyrût, şâm-ı Tarabulus Y 192a bu i‘tikâddadırlar kim Hazret-i Yûnus bin Mitte ümmetlerinden rûger[dân] olup Musul diyârından bu mahalle gelüp bir keştîye süvâr olup Mısır'a giderken zevrakları telattum-ı deryâya uğrayup kur‘a ile deryâya bir kaç âdem atarlar. Hikmet-i Hudâ kur‘a-i menhûsun biri Hazret-i Yûnus'a düşüp emân vermeyüp deryâya atarlar. Hemân ol dem bir nûn dem çeküp Hazret-i Yûnus'u bel‘ edüp kırk gün kırk gece nûnun karnında mihmân olup fakîr nûn yutduğuna peşîmân olup yedi deryâyı yedi kerre deverân eyleyüp âhir hazm edemeyüp bu Sayda kurbunda karye-i Ciyeyye'de balık karaya düşüp Hazret-i Yûnus'u taşra çıkardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y191b–Y192a ·
metinde göster ·
… ûz olmuş ma‘âdinleri ve enhâr uyûnları ve türâblı cibâller içre yalçın kayaları
telattum-ı
deryâ ile kırk gün kırk gece deryâ cûş u hurûşa gelüp cümle ma‘âdin ve cibâller …
Yerine ibn-i ammi Fergân melik oldu. Tûfân-ı Nûh bunun asrında oldu kim kıyâmet-i evveldir. Ve cümle ilm-i sihir bâtıl oldu. Ve cemî‘i acîbe ve garîbe ve mutalsamâtlar ve terâtîb-i arabiyyeler cümle mahv olup Cenâb-ı Bârî cemî‘i cibâllerde mestûr u mahfûz olmuş ma‘âdinleri ve enhâr uyûnları ve türâblı cibâller içre yalçın kayaları telattum-ı deryâ ile kırk gün kırk gece deryâ cûş u hurûşa gelüp cümle ma‘âdin ve cibâller ve nihânî künûzlar zâhir olup rûy-i arz gayrı gûne oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y4b ·
metinde göster ·
… ne karıldı ve katıldı. Tarafeynden hadeng ve zenberekler atıldı. Gûyâ iki deryâ
telattum
etdi. Biri leşker-i dîn, biri tersâ-yı bî-dîn birbirine girüp guzât-ı müslimîn …
Bir ay kâmil ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl olup iki asker birbirine karıldı ve katıldı. Tarafeynden hadeng ve zenberekler atıldı. Gûyâ iki deryâ telattum etdi. Biri leşker-i dîn, biri tersâ-yı bî-dîn birbirine girüp guzât-ı müslimîn meydân-ı ma‘rekede rezme girdi. Kimi baş aldı ve kimi verdi. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y15a ·
metinde göster ·
… etdiler. Bu mahaller Menûfiyye hâki ile Garbiyye hâki müşâdır. Ve bu mahallerde
telattum-ı
Nîl zâhir olup gemiler pârekende olup ba‘zı gemiler içinden hûb âvâzlı âşıkân, …
Karye-i Mısrahîm: şeyh Abdullâh Mısrahîm Sultân bu mahalde bir beyâz kubbe-i sagîre içinde medfûnlardır. Cümle gemiler bu mahalle gelüp bu âsitâne önünde deff ü kudüm çalarak bir tevhîd-i âşıkân edüp ubûr etdiler. Bu mahaller Menûfiyye hâki ile Garbiyye hâki müşâdır. Ve bu mahallerde telattum-ı Nîl zâhir olup gemiler pârekende olup ba‘zı gemiler içinden hûb âvâzlı âşıkân, ilâhî:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y279b ·
metinde göster ·
bahr ziyâde olup cisirleri bozup böyle cem‘iyyet-i kübrâ ile ta‘mîr ü termîme ⟦ …
Ve Nâsırıyye tur‘asın ibtidâ Hazret-i İbrâhîm asrında Filbatır nâm Kıbtî meliki binâ etmişdir. Ol melikdir kim Sâre Ana'ya iki kerre dest-dırâzlık edüp elleri kuruyup tevbe istiğfâr edüp Hazret-i İbrâhîm'e îmân getürmüşdür. Bu tur‘a anın inşâsıdır. Büyük Nîl kenârında Füvve kasabası kurbunda yine Buhayre hâkinde Dârûd karyesinden kesüp iki konak yer İskenderiyye'ye kesüp getürmişdir. Makdûr-ı beşer değil bir himmet-i âlîdir. Hâlâ içinde altı ay gemiler cereyân eder. Ba‘de zamân mürûr-ı eyyâm ile mu‘attal olup Sultân Nâsır cerf edüp cereyân etdirmişdir. Anıniçün Nâsırıyye tur‘ası derler. İki cânibi Buhayre deryâsıdır kim zehr-i mârdır, ortasından Nîl-i mübârek zülâl cereyân eder, aceb himmet-i merdândır. Ba‘zı mahalde telattum-ı bahr ziyâde olup cisirleri bozup böyle cem‘iyyet-i kübrâ ile ta‘mîr ü termîme Y 312a muhtâcdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y311b–Y312a ·
metinde göster ·
… î-hadd [ü] bî-pâyân asker-i İslâm ile İskenderiyye'ye dâhil olunca gördüler kim
telattum-ı
deryâdan kenâra düşmüş keştî gibi târmâr, mekân-ı mûr u mâr, hâne harâb, dam u …
Ba‘dehu Abdülmelik bî-hadd [ü] bî-pâyân asker-i İslâm ile İskenderiyye'ye dâhil olunca gördüler kim telattum-ı deryâdan kenâra düşmüş keştî gibi târmâr, mekân-ı mûr u mâr, hâne harâb, dam u bâmları türâb, ahâlîsi nâr-ı firâk ile kebâb olup hâk-i mezelletde bî-tâb yatırlar. Hemân Abdülmelik fermân edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y317a ·
metinde göster ·
Bu mahalde ayaklarımız sığayup deryâ içinden ubûr ederek kal‘anın telattum-ı deryâdan münhedim olmuş yerinden içeri girüp kal‘anın burc [u] bârûları üzre ubûr ederek şark cânibine kâmil beş yüz hatve gidüp ol mahalde İslâmbol'da Atmeydânı'ndaki gibi çâr köşe bir dikilitaş vardır. Niçesi dahi münhedim olup türâb üzre pâymâl amûd-ı müntehâlar vardır. Bu alâyimât amûdlara Cârûdü'l-Mü’tefikî derler. Süleymân Peygamber asrında tılısmât olmağiçün binâ olunmuş ibret-nümâ âsârlardır. Ve ba‘zı alâyimâtları Ya‘mer bin Şeddâd(î) binâ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y321a ·
metinde göster ·
… deryâda Kethudâ İbrâhîm Paşa'nın Buhayre vilâyetin acı deryâ gark etmesin içün
telattum-ı
deryâyı sed edüp iki bin adım leb-i deryâya bir sedd-i Q 287aP 284a İskend …
Andan hakîr dizdârdan on tüfengli refîkler alup leb-i deryâ ile sayyâd-ı mâhîler temâşâların ederek kıble cânibine leb-i deryâda Kethudâ İbrâhîm Paşa'nın Buhayre vilâyetin acı deryâ gark etmesin içün telattum-ı deryâyı sed edüp iki bin adım leb-i deryâya bir sedd-i Q 287aP 284a İskender çekmiş, anı temâşâ edüp İskenderiyye ile Reşîd mâbeyninde Tayna nâm Urbânın kemîngâhı olan mahalli basîret üzre olup ubûr etdik. Ammâ sekiz re’s Urbân atlısı bizi görüp Buhayre çöllerine at bırağup firâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y331b ·
metinde göster ·
… de Nîl ile Akdeniz'in poyraz ve yıldız ve karayel esdüği mahalde birbirleri ile
telattumunun
feryâd [u] figânları evce peyveste olup elli mîl ba‘îd deryâda istimâ‘ eden gem …
Ve bu mahalde Nîl ile Akdeniz'in poyraz ve yıldız ve karayel esdüği mahalde birbirleri ile telattumunun feryâd [u] figânları evce peyveste olup elli mîl ba‘îd deryâda istimâ‘ eden gemiler bilirler kim Nîl ile deryâ döğüşüyorlar. Eğer gece ise deryâdan su alırlar, eğer lezîz ise tahkîk Nîl boğazı yakındır, deyü kenâra karîb gelmeyüp yine deryâya tıramola edüp tâ sabâh olunca volta urup gezer. Zîrâ boğaz muhâlif olduğundan gece girilmek muhaldir. Yâhûd boğaz ağzında demir bırağup yatır, ale's-sabâh liman re’îsi gelüp boğazları yoklayup eğer bi-emrillâh boğazlar kum ile dolmayup açık ise geminin önüne düşüp boğazdan içeri kor. Eğer boğazlar mesdûd ise Reşîd'den cerim gemileri gelüp mezkûr geminin nısf yükün alup gemi hafîf oldukda boğazdan içeri girir. Âdetullâh bunun üstüne cârî bir girdâb-ı Kudret boğaz[dır]. Cemî‘i Mısır re’îsleri bu boğazlardan girüp çıkmak içün elem çeküp tasadduklar ederler. Hattâ hakîr bir kerre beş gün bu boğazdan ubûr edemeyüp âhirü'l-emr yine Reşîd'e gelüp andan a‘yân-ı vilâyet atlarına süvâr olup on iki sâ‘atde İskenderiyye'ye dâhil olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y336b ·
metinde göster ·
Nîl'den ve feryâd [ü] figânından âdemin kulağı asam olur. Ve dâ’imâ Nîl'in hidd …
Telattum-ı Nîl'den ve feryâd [ü] figânından âdemin kulağı asam olur. Ve dâ’imâ Nîl'in hiddet ile cereyân etmesinden bu mahalde dâ’imâ havâdan gûyâ yağmur yağup âdemi nemnâk eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y388b ·
metinde göster ·
… tenâvül etdik. Bir aydan sonra hikmet-i Hudâ, bu bahr-i Okyûnûs'da gezerken bir
telattum-ı
deryâ bizi bir kenâra atup keştîmiz pâre pâre olup biz bir cebel-i âlîye firâr …
"Hindistân gemileri ile üç karındaş Hind'den Habeş'e giderken Portakal küffârları gemilerimiz alup üçümüzü dahi esîr eylediler ve gemi anbârı içre bizi habs etdiler. Hikmet-i Hudâ Hâlik-i kevneyn, bir karındaşımız merhûm olup na‘şın kebâb edüp bize yedirdiler. Kâmil bir ayda ol birâderimizi iki kişi tenâvül etdik. Bir aydan sonra hikmet-i Hudâ, bu bahr-i Okyûnûs'da gezerken bir telattum-ı deryâ bizi bir kenâra atup keştîmiz pâre pâre olup biz bir cebel-i âlîye firâr edüp bir âb-ı revânda gusl edüp ikişer rek‘at salât-i şükr kılup zî-rûh kısmı tenâvül etmeğe tevbe etdik. Sebebi oldur" deyü ağladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y411b ·
metinde göster ·
… dır. Ve dâyiren-mâdâr cirmi yedi yüz adımdır. Süveys deryâsı kenârında olmağile
telattum-ı
deryâ esâs-ı dîvâra câ-be-câ rahne vermişdir. Bir ağac kapusu iskele başında hu …
Zamân-ı kadîm Hind rayları bu iklîme kadem basup bu kal‘ayı ihdâs eylemişler, ammâ ol kadar metânet üzre binâ etmemişler. Taşdan kârgîr-binâ ve şekl-i murabba‘dır. Ve dâyiren-mâdâr cirmi yedi yüz adımdır. Süveys deryâsı kenârında olmağile telattum-ı deryâ esâs-ı dîvâra câ-be-câ rahne vermişdir. Bir ağac kapusu iskele başında hurde'ye nâzır, bir kapusu cenûba kara tarafına mekşûfdur. Habeş eyâletinde sancak beği pâyesiyle paşanın bir ağası iki yüz âdemiyle hükm [ü] hükûmât edüp paşaya senevî kırk kîse verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y441a ·
metinde göster ·
… ayreye girüp içinde mahv olur. Ve bir yere bu buhayrenin ittisâli yokdur, hemân
telattum
temevvüc edüp durur bir Bahr-i Sefîd'dir.
Ve bu bahr içre yetmiş gûne mâhî olduğu sicilde mastûrdur. Âdem kadar cüssedâr ve sazan ve sindiye(?) ve şilbe balıkları memdûhdur. Gerçi bu buhayre eyle bir bahr-i ummân değildir, ammâ bu bahr içre cemî‘i zî-rûh kısmı mevcûddur. Husûsâ deniz atı vardır. Nîl ile timsâh gelüp mürd olur, mu‘cize-i Yûsuf'dur. Ve bir mu‘cize dahi budur kim mâh u sâl bi'l-gudüvvi ve'l-âsâl Nîl'in nısfı bu tur‘a-i Yûsuf'dan deryâ-misâl cereyân edüp bu buhayreye girüp içinde mahv olur. Ve bir yere bu buhayrenin ittisâli yokdur, hemân telattum temevvüc edüp durur bir Bahr-i Sefîd'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·