… â'ya ısmarladım Îsâ Nebî ile kelimâta gideriz." deyü evc-i âsumâna urûc ederken
temcîd
[u] temhîdler ederek dahi yanında olan fişenglere âteş edüp rû-yı deryâyı çerâg …
"Pâdişâhım seni Hudâ'ya ısmarladım Îsâ Nebî ile kelimâta gideriz." deyü evc-i âsumâna urûc ederken temcîd [u] temhîdler ederek dahi yanında olan fişenglere âteş edüp rû-yı deryâyı çerâgân eyleyüp bâm-ı felekde fişek-i kebîrin bârûdu kalmayup zemîne nüzûl ederken ellerinde olan kartal cenâhların açup Sinânpaşa kasrı önünde deryâya düşüp şinâverlik ederek uryânen pâdişâh huzûrunda zemîn-bûs edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 216b ·
metinde göster ·
ü temhîdler tilâvet edüp cümle ehl-i tarîk u âşıkân-ı sâdıkân Fisagores-i Tevhî …
Her şeb sâhil-i Şat kanâdîl ü fânûs u şem‘-i rîh meş‘aleler ile çerâğân olup Şatt üzre niçe bin san‘atlar ile şem‘-i revgân ve şem‘-i aselleri tahtalar üze[re] zeyn edüp bir tarafdan bir tarafa çerâğlar cereyân edüp şeb-i muzlimleri gûyâ rûz-ı rûşen olup her külbede hânende vü sâzende vü kaşmerân [u] mutrıbân [u] meddâhân ve avvâd u çârtâyî ve şeştârî vü berbûtî ve kânûnî vü çengî ve rebâbî vü mûsikârî ve tanbûrî ü santûrî ve nefîrî vü belebânî ve neyzen ü dehenkzen; hulâsa-ı kelâm cemî‘i sâzendegân u mizmeregân, cümlesi tâ vakt-ı Şâfi‘îye dek fasl-ı Baykara edüp ba‘dehû mü’ezzinân-ı müselmân asvât-ı hazînleriyle temcîd ü temhîdler tilâvet edüp cümle ehl-i tarîk u âşıkân-ı sâdıkân Fisagores-i Tevhîdî tevhîdi ederler, zîrâ ahâlî-i Diyârbekir cümle tarîk-ı Hâcegândan ve tarîk-ı Gülşenî'den olmak ile zevk ü şevk-i tevhîd vecdinden dahi hâlî değillerdir. Netice-i merâm bu bâğ-ı İrem'de gûy-gûy ve güm-güm cân sohbetleri olup devâm-ı devlet-i pâdişâhîye müdâvemet ederler. Hudâ mertebelerin âlî ede. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 208a ·
metinde göster ·
… den kaldı. Ve ol gece niçe bin yerde hatm-i şerîfler ve tevhîd [ü] tezkîrler ve
temcîd
ü tahmîdler ve tazarru‘ [u] nâlişler olundu.
"Gâzîler yarınki gün gâzîler bayramıdır ve şehîdlerin cennet uçmağı seyrânıdır. İnşâallâh ale's-sabâh yürüyüşdür. Kîse kîse mâl u menâl ve tîmâr ü ze‘âmet sipâhlık isteyenler hâzır-bâş olsunlar" deyü nâdîler nidâ etdikde el-azametullâh asâkir-i İslâm içinde bir sürûr [u] şâdumân olup herkes gasl edüp niçesi vasıyyetler edüp ve helâlleşüp ol gün ol gece kimse kimsenin sözlerin işitmeden kaldı. Ve ol gece niçe bin yerde hatm-i şerîfler ve tevhîd [ü] tezkîrler ve temcîd ü tahmîdler ve tazarru‘ [u] nâlişler olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 117b ·
metinde göster ·
… ale't-tertîb sâf sâf gulâm-ı halka-begûş gibi el kavşurup şeb [u] rûz tevhîd ü
temcîd
ve tezkîr ü temhîd-i Rabb-i Mecîdi lisân-ı hâl ile hilkatleri üzre ibâdet hidme …
Ve gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâlar var kim her biri eflâke ser çekmiş yüz aded şecere-i mevzûnlardır. Sâye-i zıll [u] himâyelerinde cemâ‘at-i deryâ-misâl cümle ibâdet-i Zü'l-celâl ederler. Y 81b Ve bu cümle eşcârât dahi Hâlık-ı her dü sezâya ibâdet-i müstemirre menzilesinde ale't-tertîb sâf sâf gulâm-ı halka-begûş gibi el kavşurup şeb [u] rûz tevhîd ü temcîd ve tezkîr ü temhîd-i Rabb-i Mecîdi lisân-ı hâl ile hilkatleri üzre ibâdet hidmetin edâ etmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y81a–Y81b ·
metinde göster ·
… bet etdükde hırâm etmededirler. Ve lisân-ı hâl ile her mebde-i eşyâya tevhîd ve
temcîd
ederler. Ve her kûçe ve pûçesi hıyâbânında niçe bin kerre yüz bin gül [ü] gülis …
Netîce-i merâm, fânî cihânın İremezâtıdır. Ve hendese üzre üstâd-ı bâğbân cemî‘i şecere-i müsmirâtları ve çınâr ve kavak ve sanavber ve ar‘ar ve bîd-i sernigûn ve servleri çırpı ile diküp her biri mûy-i miyânın gösterir cüvân-âsâ birer sehî-kad [ü] kâmet dilber-i ra‘nâ gibi dîvân durur. Her birine bâd-ı nesîm isâbet etdükde hırâm etmededirler. Ve lisân-ı hâl ile her mebde-i eşyâya tevhîd ve temcîd ederler. Ve her kûçe ve pûçesi hıyâbânında niçe bin kerre yüz bin gül [ü] gülistân içre hezâr hezârânın nevehân-gûyâlığı ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y88a ·
metinde göster ·
… r hazretleri: Bağdâdîdir, câmi‘-i Hulefâ'da mü’ezzin imiş. Bir leyle-i Kadir'de
temcîd
tilâvet ederken nısfü'l-leylde rahmet kapusun küşâde görünce, "Hay" deyüp o kad …
Ve şeyh Bekkâr hazretleri: Bağdâdîdir, câmi‘-i Hulefâ'da mü’ezzin imiş. Bir leyle-i Kadir'de temcîd tilâvet ederken nısfü'l-leylde rahmet kapusun küşâde görünce, "Hay" deyüp o kaddi bâlâ minâre-i ulyâdan kendüyü pertâb edüp gözün açar. Kendüyi şâm'da bulup uryân olur, ulu sultân idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y256a ·
metinde göster ·
… silâh olup huccâcı [[(---) (---) (---) (---)]] arefede taraf taraf ilâhiyyât ve
temcîd
ü tevhîd ü tezkîrler ile sabâha dek leyle-i Kadir [[(---) (---) (---) (---)]] t …
Ve bu askerî tâ’ifesi ihrâma girmezler ve gayri yere girmezler. Hemân at ve katır ve hecîn ve çemendere süvâr olup kol kol taraf taraf huccâc-ı müslimîni sabâha dek muhâfaza edüp yetmiş seksen yerden kûs-i Mısrîlere turralar urulup bizim Şâm vezîri tarafından ve Şâm emîrü'l-haccı cânibinden ve Mısır emîr-i haccı semtinden ve Cidde beği kıbelinden ve şerîf hazretleri cânibinden bu beş koldan mehterhâneler ile ceng-i harbîler çalınup cümle askerin ellerinde çatal Y 320b fitîl bellerinde şemşîr ile pür-silâh âmâde olup tâ sabâha dek huccâc-ı müslimînin cânib-i erba‘asın kuşadırlar. Zîrâ huccâcada cümle Urbân bâ-husûs Yemen Urbânı huccâcın hasm-ı cânıdır. Zîrâ bu huccâcda olan mâl-ı Kârûn bin Mısır hazînesi kadar vardır ve herkesin mâlı yanındadır. Mekke'de emânet komayup teberrüken [[(---) (---) (---) (---)]] kavim ol ecilden cemî‘i askerî tâ’ifesi pür-silâh olup huccâcı [[(---) (---) (---) (---)]] arefede taraf taraf ilâhiyyât ve temcîd ü tevhîd ü tezkîrler ile sabâha dek leyle-i Kadir [[(---) (---) (---) (---)]] tehlîl ederler kim dağlar ve taşlar inil inil iniler. Ale's-sabâh ki yevm-i arefe [[(---) (---) (---) (---)]] gün yevmü'l-arefedir, gürûh gürûh deryâ-misâl Mekke-i mükerremeden ale'l-ûmum gelüp [[(---) (---) (---) (---)]] meks edüp vakt-i zuhur karîb oldukda dellâllar nidâ edüp, "Yâ huccâc! Q 132a Vakt-i ihticâc" deyü nidâ ederler. Bu mahalde meydân-ı Arafât evsâfât makâmâtları P 133b tamâm olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y320a–Y320b ·
metinde göster ·