… âsına şürû‘ etdiler. İbtidâ zemînin ka‘ra varınca hafr-ı azîm edüp bir ay kâmil
temeline
rusâs-ı hâssı eridüp nehr-i azîm gibi akıdup ibtidâ zemîne kurşum temel bırakdı …
"Mühimmât [u] levâzımâtların benden alın ve şu resm-i musanna‘ üzre vaz‘-ı esâs eylen" deyü Hazret-i Hızır ta‘lîmiyle Ayasofya'nın binâsına şürû‘ etdiler. İbtidâ zemînin ka‘ra varınca hafr-ı azîm edüp bir ay kâmil temeline rusâs-ı hâssı eridüp nehr-i azîm gibi akıdup ibtidâ zemîne kurşum temel bırakdılar. Anın üzerine bin bir amûd-ı müntehâlar üzre tâklar ve toloz kubbeler inşâ etdiler kim altı su sahrîci olup âb-ı rahmet ile mâl-â-mâl ola. Ve İslâmbol'da zelzele-i azîmeler olmağile cümle binâların esâsın boş edüp zelzeleden emîn olmak mülâhazasıyla Ayasofya'nın zîr-i zemînin sahrîc etdiler. Hâlâ Kırkçeşme Suyu ile memlûdur. Ve câ-be-câ yerlerin ta‘mîr içün ve rahnedâr yerlerin gözetmek içün Ayasofya altında kayıklar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 11a ·
metinde göster ·
arzı kâmil seksen zirâ‘dır ve sûr-ı hâric ile sûr-ı dâhilin mâbeyni altmış zirâ …
Ve bu rıhtım olmuş temelin arzı kâmil seksen zirâ‘dır ve sûr-ı hâric ile sûr-ı dâhilin mâbeyni altmış zirâ‘ fâsıla bir bâğ-ı İrem-misâl bir yerdir. Hâlâ Topkapusu'yla Edirnekapusu mâbeynindeki bâğ-ı İrem içre Âl-i Osmân'ın yeniçeri zağarlarının yaylağıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 14a ·
metinde göster ·
… dos nâm bir ilm-i hendesede âmil-i tâm mi‘mâr-ı benâm zâhir olup Hazret-i Hızır
temeline
vekîlü'l-harc ve nâzır olup kırk bin ummâl ve yedi bin hammâl ve üç bin bennâ c …
"Bu câmi‘in cemî‘i mühimmât [u] levâzımât masârıfın benden alın ve bu resme bir câmi‘ binâ edin" deyü Ayasofya'nın vaz‘-ı esâsın ta‘lîm {etdi.} ibtidâ zemîn-i ka‘ra varınca hafr edüp tâ Âhûrkapu berâberliği olunca ka‘r-ı zemînden sular zâhir olup kâmil bir ay bu temel içre âteş-i Nemrû[d]lar yakup kurşum akıdup gûyâ bir rusâs-ı nîlgûn bahr oldu. Bu kurşum deryâsı temelde yedi yıl durup ba‘dehu Ağnados nâm bir ilm-i hendesede âmil-i tâm mi‘mâr-ı benâm zâhir olup Hazret-i Hızır temeline vekîlü'l-harc ve nâzır olup kırk bin ummâl ve yedi bin hammâl ve üç bin bennâ cem‘ olup meşveretleri ile Ayasofya'nın kurşum temeli üzre üç bin amûd-ı müntehâ üzre tâklar ve toloz kubbeler inşâ etdiler kim altı su sarnıcı olup zelzeleden masûn u mahfûz olmak mülâhazasıyla ibtidâ 34a temelin bu yüzden itmâm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33b–34a ·
metinde göster ·
… altı su sarnıcı olup zelzeleden masûn u mahfûz olmak mülâhazasıyla ibtidâ 34a
temelin
bu yüzden itmâm etdiler.
"Bu câmi‘in cemî‘i mühimmât [u] levâzımât masârıfın benden alın ve bu resme bir câmi‘ binâ edin" deyü Ayasofya'nın vaz‘-ı esâsın ta‘lîm {etdi.} ibtidâ zemîn-i ka‘ra varınca hafr edüp tâ Âhûrkapu berâberliği olunca ka‘r-ı zemînden sular zâhir olup kâmil bir ay bu temel içre âteş-i Nemrû[d]lar yakup kurşum akıdup gûyâ bir rusâs-ı nîlgûn bahr oldu. Bu kurşum deryâsı temelde yedi yıl durup ba‘dehu Ağnados nâm bir ilm-i hendesede âmil-i tâm mi‘mâr-ı benâm zâhir olup Hazret-i Hızır temeline vekîlü'l-harc ve nâzır olup kırk bin ummâl ve yedi bin hammâl ve üç bin bennâ cem‘ olup meşveretleri ile Ayasofya'nın kurşum temeli üzre üç bin amûd-ı müntehâ üzre tâklar ve toloz kubbeler inşâ etdiler kim altı su sarnıcı olup zelzeleden masûn u mahfûz olmak mülâhazasıyla ibtidâ 34a temelin bu yüzden itmâm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33b–34a ·
metinde göster ·
metânet bulmağiçün kırk yıl sabr edüp andan kubbeye mübâşeret etmek gerek. Ammâ …
"Vallâhi bu makûle ağır binâ-yı azîm temelinde metânet bulmağiçün kırk yıl sabr edüp andan kubbeye mübâşeret etmek gerek. Ammâ ben yedi yıl gâ’ib olup Kızılelma'da bir deyr-i azîm inşâ edüp yedi yılda anı nısfında bırağup yine bunu tamâm etmeğe geldim" dedükde hemân Hazret-i Hızır
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 34a ·
metinde göster ·
Evvelâ zemîni mukaddemâ Ebü'l-feth binâ etdiği Sarây-ı Atîk'in nısfın bölüp Süleymân Hân bu câmi‘i deryâya nâzır bir kûh-ı bülend üzre bir câmi‘-i bî-mânend binâ etdi. Cemî‘i memâlik-i Âl-i Osmân'da ne kadar bin üstâd-ı kâmil mi‘mâr u bennâ vü ummâl u seng-trâş ve mermer-bür var ise cem‘ edüp üç sene kâmil üç bin pây-beste forsa pâyzen temelin ka‘r-ı zemîne endirüp kûhkenlerin darb-ı tîşeleri sadâsın ka‘r-ı zemînde hamele-i dünyâ olan sevr istimâ‘ ederdi. Tâ bu mertebe ka‘r-ı zemîne varınca hafr edüp andan esâsına rıhtım binâ ile üç senede vech-i arza esâs binâ çıkup zâhir oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43a ·
metinde göster ·
Hakkâ ki bu câmi‘ bir püşte-i âlî üzre mebnî olmağile
temelini
ibtidâ tâ Tahta'l-kal‘a üstündeki sedden ve Siyâvuş Paşa sarâyı seddinden ve Ye …
Hakkâ ki bu câmi‘ bir püşte-i âlî üzre mebnî olmağile temelini ibtidâ tâ Tahta'l-kal‘a üstündeki sedden ve Siyâvuş Paşa sarâyı seddinden ve Yeniçeri Ağası seddinden ve Küçükbâzâr sarnıcı seddinden ve Ağa mekteb[in]den ve tevhâne ve imâret ve kurşumhâne ve bîmârhâne tarafları sedlerinden cümle Süleymâniyye câmi‘inin temelleridir kim bu vech ile bir câmi‘-i âlî metânet bulmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45b ·
metinde göster ·
Ve cümle kefere ve fecereler yüz bulup gün-be-gün fitne ve fesâdları efzûn ve şekâvetleri hadden bîrûn olup dâ’imâ leb-i deryâda olan diyârları nehb [ü] gâret edüp ol mübârek câmi‘-i şerîfleri telvîs edüp belîdeleri ihrâk bi'n-nâr ederler. Ve her sene bu gûne fitne ve fesâd temelin bırağup gûnâ-gûn şeytanat damın bünyâd etdikleri pâdişâhımın serîr-i sa‘âdetine arz olundu. Fermân pâdişâhımındır"
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75a ·
metinde göster ·
… ile hafirler kazılmağa mübâşeret olunup üç günde ka‘r-ı zemînden su zâhir olup
temeline
rahtım-i Horasân ile ısgaralar çatup Timurlenk nâm cezîrede bir münhedim olmuş …
Mâh-ı mezbûrun on üçüncü gün debdebe ve velvelev-i Âl-i Osmân ile deryâ-misâl asker kal‘a-i Azak altına Serdâr-ı Mu‘azzam Civân Kapucubaşı Vezîr Mehemmed Paşa gelüp Kal‘a-i Azağ'ı hâlî buldular. Ammâ küffârın bir hıyel [u] şeytanatı vardır deyü üç gün ârâm edüp dördüncü gün kal‘a zemînine ezânlar okunup kol kol cemî‘-i Eflak u Boğdan'a fermânlar olup Kal‘a-i Azak'ın esâsına Bism-i İllâh ile hafirler kazılmağa mübâşeret olunup üç günde ka‘r-ı zemînden su zâhir olup temeline rahtım-i Horasân ile ısgaralar çatup Timurlenk nâm cezîrede bir münhedim olmuş kal‘a-i atîkden cümle keştîler taş-keşân olmağa me’mûr olup kal‘ayı binâ etmeğe mübâşeret olundu. Bir ayda iki kulle binâ olundu kim kadîm-i evvelde Ceneviz binâsından metîn oldu. Hâlâ bu kal‘a hakkında "Ceng-i Serdâr Deli Hüseyin Paşa, feth-i Bahâdır Girây Hân, binâ-yı Civân Kapucubaşı" deyü Kırım tevârîhinde mestûrdur. Ve ta‘mîr ü termîm olunup yine ke'l-evvel Kefe eyâletinde sancak beği tahtı olup iki tuğ ile mir-i mîrân (---) Paşa muhâfız kalup ve yeniçeri ağası yerine (---) Ağa yigirmi aded yeniçeri odasıyla ve altı topçu odasıyla topçubaşı ve on oda cebeciyle cebecibaşı ve yedi bin kara tayak Tatar askeri muhâfazacı kondu ve yedi sancak beği ve on iki alaybeği ile muhâfazacı yigirmi altı bin asker kondu ve kal‘a içine yetmiş balyemez ve kırk kolomborna ve üç yüz şâhî handak kenarlarına koyup gice ve gündüz ihtimâm-ı tâm ile kal‘a bir gün 264a evvel itmâm etmeğe sa‘y-ı belîğ edüp cemî‘î ammâl ve bennâlara ve sa’ir mühimmât u levâzımâtlara beş bin kîse harc olundu" deyü der-i devlete arz olundu. Ve bu kal‘a inşâ olunurken yedi kerre Tatar askeri Moskov diyârına sefer edüp on beşer yigirmişer bin esîr ile ordu-yı İslâm'a gelüp cümle asker-i İslâm onar guruşa esîr alırlardı. Âhirü'l-emr Moskov kralı "Aman, aman ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyüp elçileri Âsitâne-i sa‘âdet tarafına akd-i sulh etmeğe revâne oldular. Kal‘a itmâm bulup içinde câ-be-câ hâneler imâr olurken Serdâr Mehemmed Paşa, Âsitâne'ye gidüp sâ’ir asâkir-i İslâm dahi vatanlı vatanlarına gidüp hakîr yine Tatar-ı adüv-şikârın Mansûrlu kabâ’iliyle gidüp geldiğimiz yollar ile yine sekiz günde vilâyet-i Kırım'a dâhil olduk. Yigirmi gün yine Bâğçesarây'da zevk idüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 263b–264a ·
metinde göster ·
Evvelâ sene (---) târîhinde Sultan Ahmed Hân asrında sen vücûde geldiğin sene Atmeydânı'nda yedi aded vezîr ve a‘yân-ı kibâr sarâyların münhedim edüp yerlerine yeni câmi‘in esâsına şürû‘ olunup kırkar ellişer zirâ‘ melikî hafrlar kazılup ızkara temeline mübâşeret olunup bir senede kâmil esâs-ı binâ rûy-ı arza berâber oldukda cümle hâs u âm ve sulehâ-yı ümmetden kimesneler ve ilm-i eflâkden haberdâr müneccimler ilm-i mîkât ve kıble-nümâ ile ibtidâ du‘â ü senâ ile bin aded kurbânlar ile makâm-ı mihrâb vaz‘ olundu. Ve Kalender Paşa temele mu‘temed ve nâzır olup Kara Sünbül Alî Efendi temel kâtibi ve kadısı olup üstâdımız Evliyâ Efendi temel imâmı olup Üsküdarî eş-Şeyh Hazret-i kutbu'l-aktâb Mahmûd Efendi temel şeyhi ve Mahmûd Çelebi ve Kara Mahmûd Ağa ve gayrı kırk kimesne-i hoş-elhân temel mü’ezzinleri olup rûz-merre ale'd-devâm binânın itmâmına cidd u cehd, sa‘y [u] ihtimâm etmede. Bir gün merhûm Sultân Ahmed Hân, câmi‘in harem yeri ki, Koca Mehemmed Paşa'nın sarâyı yerinde ancak bir kasr-ı münakkaş kalmışdı, anda bir çetr-i mülemma‘ kurulup cümle vüzerâ ve vükelâ ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyıh [u] sâdât ve a‘yân [u] eşrâf ve sığâr u kibâra bir ziyâfet-i âlî olmuşdur kim bu ni‘met-i uzmâ sûr-ı hümâyûn-ı hıtân-ı Ahmed Hân'da olmamışdır. Cümle ricâlullah ba‘de't-ta‘âm hayr du‘â edüp herkes vatanına gitdikde merhûm Sultân Ahmed Hân çetr-i mülemma‘ı içre Üsküdarî Mahmûd Efendi ve Evliyâ Efendi ve Kara Sünbül Alî Efendi ve Cerrâh Şeyhi İbrâhîm Efendi ve sultân-ı hânendegân Musâhib Dervîş Ömer Gülşenî ve biz hakîr huzûr-ı pâdişâhîde ber-zânû kalup Sultân Ahmed Hân bu cümleye hitâb edüp eydür "İnşâallahu Te‘âla bu câmi‘imiz itmâm bulup rûşen ma‘bedhâne olur. Hudâ itmâmın müyesser eyleye" buyururlar. "Ammâ bu câmi‘e bir evkâf-ı azîm lâzımdır" deyince hemân huzzâr-ı meclisde 274a olanlardan Evliyâ Efendi ve Üsküdarî Mahmûd Efendi buyururlar kim "Pâdişâhım niyyetü'l-gazâ deyüp bir diyârı feth edin. Andan cümle imârâtı ve mahsûlât-ı cizyesin bu câmi‘-i şerîfinize vakf edin. Gör e ecdâd-ı ızâmın Süleymân Hân tâbe serâha bizzât kendüleri cezîre-i Malta [ve] Rodos'u feth edüp ve cezîre-i İstanköy ve cezîre-i Hereke ve cezîre-i İlyaki ve cezîre-i Sönbeki kal‘alarını feth edüp cümle câmi‘ine vakf eyleyüp, hâlâ tevliyet-i azîmdir, cümle ecdâdlarınızın evkâflarından Süleymân Hân evkâfından metîn ve kavî evkâf-ı azîm yokdur. Bolay kim Pâdişâhım, siz de Akdeniz'de cezîre-i Girid'i Venedik küffârı elinden feth edüp İslâmbol'dan Mısır'a giden tüccâr ve züvvâr-ı huccâc-ı müslimînin ma‘beri küffâr gemilerinden pâk olaydı" denildikde hemân Cerrâh Şeyhi İbrâhîm Efendi ve Üsküdarî Mahmûd Efendi bu niyyet-i hâlisa içün, Allah rızâsiçün Fâtiha denilüp cümle huzzâr-ı meclisin hâs u âmmı Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet edüp el yüze sürülüp cümle hâzırûn "İnşâallahu Te‘âlâ du‘âmız icâbet kurbunda vâkı‘ olmuşdur. Erde ve geçde ol cezîre feth olur. Lâkin hemân ol cezîrenin fethi esbâbına sa‘y-ı beliğ etmek gerekdir" dediklerinde hemân Sultân Ahmed Hân aleyhi'r-rahmeti ve'r-rıdvân eydür: "Ammâ efendiler! Bizim Venedik kâfiriyle sulh [u] salâhımız vardır. Sulha mugâyir bir iş işlemek şân-ı şehinşâhlara lâyık-ı Muhammedî değildir. Ne bahâne ile ahd-şikenlik idelim. Bâ-husûs hâlâ Anadolu eyâletlerinde Karayazıcı ve Sa‘îd Arab ve Kalenderoğlu ve Cennetoğlu nâmân celâlîler gibi hasm-ı kavîlerimiz derdinden bîzâr olup asker-i deryâ-misâlimiz ile Serdâr-ı mükerrem Murâd Paşa lalam anların def‘iyle mukayyeddir. Niçe sefer açup cezîre-i Girid'i feth idelim" dediklerinde Evliyâ Efendi eydür "Pâdişâhım üçüncü gün serdârın cümle celâlîyi katl edüp on ikinci gün pâdişâhıma müjde gelir. Ol celâlîlerin devâm [u] sebâtları yokdur. Seyl suyu gibi geçkincidir. Serdârın Murâd Paşa, anların leşini kuyulara doldurup nâmına Kuyucu Murâd Paşa deyü tevârîhlere tahrîr oluna" deyü keşf eder. Hakîkatü'l-hâl, Murâd Paşa cümle celâlîyi Haleb ve Aziz ve Kilis altında dendân-ı tîğdan geçirüp leşlerini kuyulara doldurduğu müjdesi Sultan Ahmed'e gelince pâdişâh-ı halûk, inşirâh-ı sadr [u] zevk-i derûn hâsıl eder. Hemân ol sâ‘at Üsküdarî Mahmûd Efendi eydür "Pâdişâhım! Gazân mübârek ola, Ammâ beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 273b–274a ·
metinde göster ·
… e elli bin papaz-ı nâ-sâz dendân-ı tîğdan geçüp Yûsuf Selâhaddîn kal‘a-i Kuds'i
temelinden
münhedim edüp Mısır'a gitdi. {Âl-i (---) el-Melikü'l-Eşref Halîl b. Kalavan yin …
Ba‘dehû Şâm'da Nûreddîn Şehîd merhûm olıcak Mısır'da Yûsuf Selâhaddîn Mısır'a ve Şâm'a müstakil pâdişâh olup deryâ-misâl asâkir-i bî-şumâr ile Kuds-i Şerîf'e sarılup kırk günde amân vermeyüp kal‘ayı feth etdikde küffârdan bir cân halâs etmeyüp iki kerre yüz bin Hristiyân ve Mıkdısî Ermenî ve Rûm-ı Frenk ve elli bin papaz-ı nâ-sâz dendân-ı tîğdan geçüp Yûsuf Selâhaddîn kal‘a-i Kuds'i temelinden münhedim edüp Mısır'a gitdi. {Âl-i (---) el-Melikü'l-Eşref Halîl b. Kalavan yine kırk dörd gün muhâsara edüp feth etdi ve yine münhedim etdi}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 40b ·
metinde göster ·
… ene cümle kefere-i fecere mu‘tâd-ı kadîmeleri üzre bed-nâm günlerinde ol deyrin
temelin
ve Andire papasın maşadın dolanırlar. Ol zamânda bu Zağra'ya Avganda derlerdi. …
Hâlâ ol deyrin esâsı şehrin şimâlinde bir püşte-i mürtefi‘ üzre nümâyândır. Yine her sene cümle kefere-i fecere mu‘tâd-ı kadîmeleri üzre bed-nâm günlerinde ol deyrin temelin ve Andire papasın maşadın dolanırlar. Ol zamânda bu Zağra'ya Avganda derlerdi. Rûm tevârîhlerinde ulu şehir idüğü mufassal tahrîr ü temdîh olunmuşdur. Ba‘dehû mürûr-ı eyyâm ile niçe mülûk destine girüp imâr olmada iken sene 766 târîhinde Âl-i Osmâniyândan 132b yine Yıldırım Bâyezîd Hân fethidir, be-dest-i Koca Lala Şâhin Paşa, feth etmede usret çeküp ba‘de'l-feth küffâr bir dahi karâr etmesin deyü kal‘asın berbâd etmişdir. Hâlâ âsâr-ı binâları şehrin niçe yerlerinde nümâyândır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 132a–132b ·
metinde göster ·
nâzır-ı nuzzâr olan Mü’eyyed Paşa'nın Hân'a telhîsi üzre Serdâr Mustafâ Paşa'da …
Bu câmi‘in ibtidâ temeline nâzır-ı nuzzâr olan Mü’eyyed Paşa'nın Hân'a telhîsi üzre Serdâr Mustafâ Paşa'dan alınan gazâ mâlıyla cümle yigirmi yedi bin yedi yüz altmış kîse-i Rûmî gitmişdir kim tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155b ·
metinde göster ·
… ennâ bu minâre-i ser-âmedi beş aded amûd-ı müntehâ üzre edüp minârenin çâr-kûşe
temelin
dörd sütûn üzre san‘at-ı sihr-âsâr ile binâ etmiş. Beşinci amûdu minârenün teme …
Ve Mu‘allak câmi‘i: Bânîsi ma‘lûmum değildir. Ammâ nısfını münhedim eden Timur-ı Lenk'dir. Ve Mu‘allak câmi‘i nâmiyle şöhret bulmasının aslı oldur kim bir çâr-kûşe minâre-i âlîsi var. Üstâd-ı bennâ bu minâre-i ser-âmedi beş aded amûd-ı müntehâ üzre edüp minârenin çâr-kûşe temelin dörd sütûn üzre san‘at-ı sihr-âsâr ile binâ etmiş. Beşinci amûdu minârenün temeli ortasına edüp cümle minârenün haml-i sakîli bu bir amûd üzeredir. Sâ’ir dör[d] aded amûd âlet-i mülâhaza durduğiçün bu minâreye Minâre-i Mu‘allak dediklerinden câmi‘ dahi ol minâre ismile müsemmâ olmuşdur. Ammâ bu minârenün esâsında beş aded amûdlar bir haddâd dükkânı içinde olmağile herkesün manzûru olamaz. Takayyüd-i tâm ve bezl-i ihtimâm eden müşâhade eder, ibretnümâ bir minâre-i ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 201a ·
metinde göster ·
… i yapup emn [u] amân yer olur. Ba‘dehû mürûr-ı eyyâm ile Kazak-ı Ak istîlâ edüp
temelinden
münhedim eder. Hâlâ eser-i binâları zâhirdir. Bir bayır üzre gâyet muhâtara yer …
Bu mahalle Otyarık nâmının vech-i tesmiyesi oldur kim Kırım'dan ve Özü'den bu çöl-i bî-amân ile gelen eğer gece ise bıldırdan kalmış ölen otları cem‘ edüp ot edüp karşu Akkirmân'a yarık işâreti etdiğinden Akkirmân'lı tarfetü'l-ayn içre gemilerle bu mahalle gelüp söyleşüp eğer müslim ise ve mutî‘lerden ise alup karşu geçirirler, ammâ birkaç kerre kâfirlerin Türkçe bilen Kazakları bu mahalle gelüp otları yarık edüp Akkirmân'dan kayık ile âdemler gelince cümle Akkirmânlıyı esîr edüp gitdiler. Ol zamândan berü Akkirmânlı gâfil olmayup değme âdemi bu Otyarık'dan değme hâl ile almazlar, ammâ ulakları ve yolcuları bilüp âteş yakdıklarından bilüp alırlar. Anıniçün bu mahalle Otyarık dirler. Bâyezîd Hân-ı Velî Akkirmân'ı feth edince bu mahalle bir cây-ı menâs olmak içün bir püşte üzre bir geçit kulle-i azîmi yapup emn [u] amân yer olur. Ba‘dehû mürûr-ı eyyâm ile Kazak-ı Ak istîlâ edüp temelinden münhedim eder. Hâlâ eser-i binâları zâhirdir. Bir bayır üzre gâyet muhâtara yerdir. Ol gece anda Kazak havfinden aslâ nevm-i râhat görmedik, zîrâ bu mahal Kazağın 54a tahta kal‘asıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 53b–54a ·
metinde göster ·
Ammâ ertesi ale's-sabâh gördük kim kâfirin meterisleri üzre yetmiş yerde yetmiş aded gûnâ-gûn haçlı peykerler nümâyân olup her biri birer hatman u hotmana alâmetdir kim her hatman kolunda birer ikişer hurde şâhî toplar atılup cemî‘i küffâr bir ağızdan "Yajuj Yajuj" deyü çağırup aslâ tabıl çalmamışlar iken ertesi gün torompete ve dankiyo tulumların ve düdükleri ve nâkûs-ı erganonların çalup kara günlük râyihası cihânı mu‘attar edüp bildik ki {kâfirin} henüz imdâd-ı azîmleri gelüp topların atdıkça zerre kadar Özü kal‘asına zarar isâbet etmediğinden derûn-ı hisârda mahsûr olan guzât-ı muvahhidîn hamd edüp cümle paşalı sekbân [u] sarıca yiğitleri kırkar ve ellişer dirhem tüfengleri bir darbdan mazgal deliklerinden kotardıkça küffâr taşrada kurşumu yeyüp meterislerinden baş gösteremezlerdi, lâkin anların lağım hîlesinden havf edüp kal‘anın içinde dîvâr diplerinde lağım yerleri arayup kal‘a dîvârları üzre davullar koyup davullar üzre daru ve buğday döküp lağım hîlesi gözedirdik. Eğer küffâr kal‘a temelin kazup lağım ederse davullar üzre darılar kâfirin külüngi darbından sıçraşırlar. Hamd-i İlah eyle bir lağım hîlesi duyulmadı, ammâ gün be-gün kâfir kırıldıkça anlara nehr-i Özü ile imdâd ve zahîreleri gelmede, ammâ bize imdâd gelmeyüp zahîremiz tükenmede. Ve küffâr nehr-i Özü'den kal‘a içine giren su yolun bulup kesdi. Bi'z-zarûrî kuyulardan acı suları nûş {ederek} benî Âdem hayâtda olmağı ferâmûş edüp sekbân ve sarıcaların ve paşalıların atları acı su içmeden karın ağrısına uğrayup at sâhiblerinin başlarına cihân dâr-ı cahîm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 58a ·
metinde göster ·
… a yüzü dörd yüz arşın yerin harâb etmişdi. Melek Ahmed Paşa eli vilâyeti üşürüp
temelinden
bir esâs-ı kavî bırağup müceddeden binâ etdikde evvelkiden binâ-yı metîn ve müs …
Ve bu kal‘anın Tuna tarafındaki dîvârların nehr-i Tuna yüzü dörd yüz arşın yerin harâb etmişdi. Melek Ahmed Paşa eli vilâyeti üşürüp temelinden bir esâs-ı kavî bırağup müceddeden binâ etdikde evvelkiden binâ-yı metîn ve müstahkem oldu, ammâ bu tarafın Tuna döğmek ile handakı yokdur, ammâ büyük kal‘anın kara tarafında bataklı âdem kaddi ve dahi âlîce handakı vardır, lâkin enlidir. Tuna tuğyân etdikde bu handakdan Tuna nehri cereyân edüp balıklar avlarlar sa‘b handakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66a ·
metinde göster ·
bir mîl deryânın sığ yerlerine on dâne çürük kadırgaları cemî‘i donanma forsala …
Bu tabyalardan sekdirme toplar atılup gülleler bir tarafdan bir tarafa içeriki kal‘alar topu gibi yetişmediğinden hemân Köpürlü Mehemmed Paşa derûn-ı dilden himmet edüp Nev-binâ temelinden bir mîl deryânın sığ yerlerine on dâne çürük kadırgaları cemî‘i donanma forsalarına ve cümle Âl-i Osmân askerine "Koma kurdum" deyüp mezkûr kadırgaları taş ile doldurup kadırgaları deryâya batırup tâ yeni kal‘a önünden deryâyı bir mîl kadırgalara varınca bir hafta[da] dağlar gibi bir burun-misâl doldurup bir sedd-i İskender edüp ol gün üstüne azîm balyemez toplar koyup atdıklarında gülleleri bî-bâk karşu tarafa geçdikde sa‘âdetlü pâdişâh anda bir mendirek burcu yapmak fermân eyleyüp mübâşeret etdiler. Dahi bu kal‘a nâ-tamâm olmağile imârâtından bir şey yok idi. Ancak şekl-i murabba‘ bir şeddadî tîşeden çıkma taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâ olmada idi. Dâ’iren-mâdâr cürm-i esâsı bin yüz adım idi ve derûn-ı hisârda bir hünkâr câmi‘ine mübâşeret etmişler idi. Sa‘âdetlü pâdişâh bu kal‘ayı itmâm-ı sa‘y-ı tâm edüp gâhîce sayd [u] şikâra gider birkaç tazı ve zağar ve doğan haberin alup Çakırcıbaşı Cânpoladzâde hakîri fermân-ı pâdişâhîyle Bozcaada Muhâfızı Sührâb Mehemmed Paşa'ya gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 91b ·
metinde göster ·
Der-beyân-ı mutalsam: Bu şehirde aslâ sivrisinek olmaz, zîrâ iç kal‘a
temelinde
medfûn bir tuç sivrisinek timsâli vardır ve bu şehirde ecinne âdemi incitmeyüp …
Der-beyân-ı mutalsam: Bu şehirde aslâ sivrisinek olmaz, zîrâ iç kal‘a temelinde medfûn bir tuç sivrisinek timsâli vardır ve bu şehirde ecinne âdemi incitmeyüp dutarak dutmaz. Ve sulehâ-yı ümmetden ehl-i vara‘ müstecâbü'd-da‘ve âdemleri ve ehl-i zevk gâzîleri ve tüccârları ve ehl-i hırefleri vardır. Ekseriyyâ halkı çuka serhadli ve çukadâr abâ {kopçalı} çakşırlarının dizleri sahtiyân kaplı ve başlarında yeşil serhadli çuka kalpaklar ve ayaklarına kubâdî pabuçlar geyüp gezerler. 119b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 119a–119b ·
metinde göster ·
… âr ağası yokdur, zîrâ sene 788 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr bu kal‘ayı feth edüp
temelinden
kal‘a-i mezkûr Manastır'ı münhedim etdi. Anıniçün dizdârı ve neferâtları yokdur …
Sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir voyvadası ve harâc emîni ve şehir kethüdâsı ve muhtesib ağası ve bâcdârı ve mi‘mârbaşısı vardır, ammâ dizdâr ağası yokdur, zîrâ sene 788 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr bu kal‘ayı feth edüp temelinden kal‘a-i mezkûr Manastır'ı münhedim etdi. Anıniçün dizdârı ve neferâtları yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 176a ·
metinde göster ·
… dd-i İskender olur. Hemân ki dîvâr tamâm olunca bi-emrillâhi te‘âlâ cümle dîvâr
temelinden
yıkılup harâb kalır, hâlâ yine harâb olup durur. Âhır-ı kâr ol rahnedâr yerlere …
Kaçan kim bu kal‘ayı Süleymân Hân 56b garb tarafında bu kal‘ayı döğdükde yıkduğu yer hâlâ vîrândır. Her yıl bir vilâyetden papaslar gelüp zu‘m-ı bâtıllarınca du‘â edüp bir hisâr-ı üstüvâr dîvârı yaparlar kim gûyâ Sedd-i İskender olur. Hemân ki dîvâr tamâm olunca bi-emrillâhi te‘âlâ cümle dîvâr temelinden yıkılup harâb kalır, hâlâ yine harâb olup durur. Âhır-ı kâr ol rahnedâr yerlere gemi tahtasından kalafatlı tahta dîvâr edüp durur. Gûyâ yamalı bir kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56a–56b ·
metinde göster ·
… n Nemse çâsârlarına tâc-ı İskender olan goronayı ihsân edince bu Pojon kal‘asın
temelinden
münhedim edüp müceddeden âhır-ı kâr bu kal‘ayı inşâ edüp on iki bin leşker ile …
Bânîsi Laslo Kral'dır. Mukaddemâ bir küçük kal‘a imiş. Ba‘dehu Sultân Süleymân Hân Nemse çâsârlarına tâc-ı İskender olan goronayı ihsân edince bu Pojon kal‘asın temelinden münhedim edüp müceddeden âhır-ı kâr bu kal‘ayı inşâ edüp on iki bin leşker ile tâc-ı İskender'i bunda kor.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75a ·
metinde göster ·
… bin muhîl-i şeytanatlar ile âmâde handak-ı bâlâdır. Kıbleye nâzır olan tabyanın
temelinden
yukaru kal‘a dîvârının nısfında kal‘ayı ihâta etmiş bir musanna‘ taş kuşakdan k …
Ve kal‘a dîvârı handakdan yukaru kırk mi‘mâr arşını bâlâ ve on arşın enli Şeddâdî tula bina ve yigirmi arşın dîvârdan yukaru kûh-ı Demâvend gibi toprak yığılıdır. Bu toprak üzre dahi on arşın enli bir derin handak içre niçe bin muhîl-i şeytanatlar ile âmâde handak-ı bâlâdır. Kıbleye nâzır olan tabyanın temelinden yukaru kal‘a dîvârının nısfında kal‘ayı ihâta etmiş bir musanna‘ taş kuşakdan kal‘a dîvârı dâ’iren-mâdâr tula ve yonma mutarraş ve musaykal taş ile mebnî kal‘a-i kavîdir, zîrâ sene 1007 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında bu kal‘a-i Varat'ı Saturcu (---) Paşa beş ay döğe döğe yere berâber etdi, ammâ cemî‘i asker Varat'ın yedi aded bâğ-ı İrem-misâl varoşlarında zevk u safâ etmede, beşinci ayda berf [ü] bârânın vefretinden ve bârân-ı rahmetin kesretinden ve şiddet-i şitânın tekaddümünden el ayak dutmayup derûn-ı askerde kaht [u] galâ olup Tatar Hân dahi Saturcu Paşa'ya dilgîr olup Kırım'a gitdiğinden hemân asker-i İslâm serdâr üzre gulû edüp cümle asker-i İslâm kal‘a-i Varat altından bî-feth hâ’ib ü hâsir avdet edüp ol şiddet-i şitâda bârgâh [u] büngâh [ve] cebehâne ve hazâ’in-i Âl-i Osmân ile selâmet kal‘a-i Tımışvar'a çıkup meştâ verdiler. Hemân küffâr yüz bin hamd edüp Varat kal‘asının münhedim olan yerlerin taş binâ ile ve kırmızı tula bir sedd-i metîn kal‘a etmişdir kim gûyâ nev arûs kirmândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86a ·
metinde göster ·
… lmağile cedd-i ızâmı Cuci Hân'ın Ciniviz Frengi elinden feth etdiği Or kal‘asın
temelinden
münhedim edüp müceddeden bu Or kal‘asın Kırım cezîresinin Heyhât sahrâsına mutt …
Ba‘dehu sene (---) târîhinde yine nesl-i Âl-i Cingiziyân'dan Sâhib Geray Hân bir müdebbir ve âkıl ve sâhib-zuhûr hân-ı cem-cenâb olmağile cedd-i ızâmı Cuci Hân'ın Ciniviz Frengi elinden feth etdiği Or kal‘asın temelinden münhedim edüp müceddeden bu Or kal‘asın Kırım cezîresinin Heyhât sahrâsına muttasıl olan iki tarafı de[r]yâ olanın tâ ortasındaki or mahalline bu kal‘a-i Or'u binâ edüp dilşâd [ü] ferahnâk olduğundan ismine Ferahkirmân deyü nâm verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107a ·
metinde göster ·
aşağı handak dibine varınca üç âdem kaddi kadar kesme sarp kayalı vâsi‘ handak- …
Ve cümle altı kullelerdir. Ve dîvârı temelinden aşağı handak dibine varınca üç âdem kaddi kadar kesme sarp kayalı vâsi‘ handak-ı azîmdir. Kıble ve cenûb taraflarında aslâ kal‘a dîvârları yokdur. El-ıyâzen billâh âdem aşağı bakmağa cür’et edemez, zîrâ kûh-ı Bî-sütûn gibi altı boş kayalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120a ·
metinde göster ·
… tdan cisirler vardır, zîrâ Karasu tuğyân ile geldikde kârgîr binâlı kantaraları
temelinden
münhedim eder dîvâne-vâr cûş [u] hurûş eder bir nehr-i azîmdir, ammâ Temmûz'da …
Der-binâ-yı cüsûr-ı memerr-i nâs [u] hayvânât: Cümlesi sekiz yerde ahşâbâtdan cisirler vardır, zîrâ Karasu tuğyân ile geldikde kârgîr binâlı kantaraları temelinden münhedim eder dîvâne-vâr cûş [u] hurûş eder bir nehr-i azîmdir, ammâ Temmûz'da azacık cereyân eder. Bu nehrin menba‘ı yine Çadır dağının maşrık cânibinden çıkup bu şehrin tâ ortasından ubûr edüp şimâl tarafında Şeyheli karyesinde nehr-i azîm olup Azak kal‘ası denizine mahlût olur âb-ı nâb sudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 134a ·
metinde göster ·
Ve minâresi bir kerre bir zelzele-i azîmden münhedim oldukda cânib-i vakfdan tecdîd etdiklerinde minârenin temelinden bir âdem kaddi bâlâda celî hat ile târîhi budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 142b ·
metinde göster ·
… r ayak enli ve kalın Şeddâdî seng binâ-yı sedd-i İskender-misâldir kim her taşı
temelinde
fîl ve câmûs cüssesi kadar var, rıhtım binâ bir metîn kal‘a-i ra‘nâ olup şekl-i …
Feth-i sânîde Yahyâ Paşazâde Mehemmed Beğ bu Livadye'yi münhedim edüp kal‘anın zabt [u] rabtı mümkin olsun içün kal‘a küçük idi ammâ metîn Moton Koron oldu. Hâlâ bu Koron dîvârı yigirmişer ayak enli ve kalın Şeddâdî seng binâ-yı sedd-i İskender-misâldir kim her taşı temelinde fîl ve câmûs cüssesi kadar var, rıhtım binâ bir metîn kal‘a-i ra‘nâ olup şekl-i müsellesden sehel müdevvercedir kim maşrıkdan garb tarafına tûlânî vâki‘ olup bir kayalı burun üzre dâ’iren-mâdâr cirmi bin altı yüz aded germe adımdır, ammâ bedenler üzre adımlamışımdır. Taşradan adımlamak müşkildir, zîrâ niçe muhâlif uçurum yerleri vardır kim cânib-i erba‘ası kırkar ve ellişer kulaç yalçın kayalar olmak ile aslâ handakı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 271a ·
metinde göster ·
… lar. Bu limana karîb tophâne başka bir iç kal‘a gibi vâki‘ olup iç kal‘a-i bâlâ
temelin
ve aşağı şehrin etrâfın korudur bir tophâne-i zîbâdır kim cümle elli pâre balye …
Der-sitâyiş-i liman-ı cây-ı emân-ı keştîbân: Bu kal‘anın limanı şehrin şark tarafında vâki‘ olup bir amelî binâdır. Ancak elli pâre gemi alır. Lâkin gündoğusu rûzgârı ağzından pek girüp demir dutmaz bir kumsal liman olmağile büyük barça gemiler yatamazlar. Bu limana karîb tophâne başka bir iç kal‘a gibi vâki‘ olup iç kal‘a-i bâlâ temelin ve aşağı şehrin etrâfın korudur bir tophâne-i zîbâdır kim cümle elli pâre balyemez serâmed topları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 287a ·
metinde göster ·
… etdiği Kızıl tabyayı amâr etmeğe âdem deryâsıyla mübâşeret edüp Kızıl tabya tâ
temelinden
aslâ nâm [u] nişânı bile kalmayup cümle hâk-i pâki hâkister olup müceddeden Kan …
Ve Sadrıa‘zam tarafında Anatolu vezîri (---) Paşa ve Rûmeli eyâleti vezîri Siyâvuş Paşa karındaşı Abaza Sarı Hüseyin Paşa vezîr-i rûşen-zamîrin münhedim etdiği Kızıl tabyayı amâr etmeğe âdem deryâsıyla mübâşeret edüp Kızıl tabya tâ temelinden aslâ nâm [u] nişânı bile kalmayup cümle hâk-i pâki hâkister olup müceddeden Kanlı tabya ve Kızıl tabya yerine iki aded sedd-i Kahkahâ-vâr tabyalar binâ olundu kim bu edîm-i dünyâda 307a eyle bir sedd-i İskender-misâl rükn-i a‘zamlar binâ olunmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 306b–307a ·
metinde göster ·
Ve bu handak içinde kal‘anın temeli dîvârı dibinde dâ’iren-mâdâr kara tarafın ihâta etmiş bir kat yığılı topraklar vardır. Anlar dahi yere berâber onar arşın yüksek tabyacıklardır, ammâ bölük bölük değildir. Hemân kal‘a dibin çepçevre ihâta etmiş yığılı toprakdır kim kâmil yigirmi adım enlidir. Ve bu yığın toprakların altları dahi serâpâ sıçan yollu lağımlardır kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Ammâ la‘în küffâr bu yığılmış toprak siperleri kal‘a temeli önüne ol mülâhaza ile etmiş kim eğer Türk handakdan hâric olan tabyaları üç yıla dak alup handak içine gelüp kal‘a 311b temeline gelüp lağım ederse Türk'ün lağımları bulunsun mülâhazasıyla bu siper tabyaları edüp altlarına kâmil bin aded sokak sokak lağımlar etmiş. Ve aslâ beri İslâm askeri tarafından bir vecih ile kal‘a temeli diplerine lağımlar varmak muhâl idi. Ve lağımlar varsa da kal‘anın cemî‘i temelleri yalçın kanara kayalar üzre varınca kazup kal‘a temellerin bırakmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311a–311b ·
metinde göster ·
… aların esâs-ı binâları toprakdan kesmedir, ammâ bu Aktabya'nın on arşın âlî taş
temelinden
sonra yukarusu kesme kayalı ve topraklı dîvârlardır.
Ve bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr temelleri Şeddâdî taş binâlardır, ammâ gayri tabyaların esâs-ı binâları toprakdan kesmedir, ammâ bu Aktabya'nın on arşın âlî taş temelinden sonra yukarusu kesme kayalı ve topraklı dîvârlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 312a ·
metinde göster ·
… aşağı Atlı tabyası dahi berbâd olup yine mezkûr Taşlı tabyadan bu Atlı tabyası
temeline
küffâr girüp ceng-i azîm ederlerdi, zîrâ Taşlı tabya ile Atlı tabyasının yer al …
Ve andan aşağı Atlı tabyası dahi berbâd olup yine mezkûr Taşlı tabyadan bu Atlı tabyası temeline küffâr girüp ceng-i azîm ederlerdi, zîrâ Taşlı tabya ile Atlı tabyasının yer altından birbirlerine yolları var imiş. Bu Taşlı tabya bir sarp kayalı ve seng-i hârâlı yerde vâki‘ olmağile üç sene kâmil Âl-i Osmân'a karşu durmağa tahammül etdiğinden cânib-i erba‘asından niçe yüz lağımlar atılup yine ol meydânda bî-bâk ü bî-pervâ göğüs gerüp niçe kerre yüz bin âdemin {şehâdetine} sebeb olup âhır-ı kâr feth olmayup Kızıl tabyaya sarılmağa mübâşeret olunup andan ferâğat olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 312b ·
metinde göster ·
… me kaya nerdübânlar ile bir minâre kaddi kal‘a dîvârı su kenârı olmak ile kal‘a
temelin
su döğer. Ba‘zı yerlerinden suya ener, yetmiş seksen kademe taş nerdübânlar ile …
Ve bu kal‘a içinde cümle yetmiş seksen mikdârı kiremit örtülü sehel ma‘mûr evlerdir. Mâ‘adâ hemân bir şâhrâh üzre cümle seksen aded vâsi‘ dükkânlardır kim bir yoldur, gayri tarîk-i âmm yokdur, zîrâ bir tarafı kal‘anın Çekebeni kayalarıdır ve bir tarafı kal‘a altından cereyân eden nehr-i (---) dir. Ammâ üstâd-ı Ferhâd-ı kûhken bu aşağı kal‘adan ve yukaru kal‘anın Çekebeni kayalarından oyup kesme kaya nerdübânlar ile bir minâre kaddi kal‘a dîvârı su kenârı olmak ile kal‘a temelin su döğer. Ba‘zı yerlerinden suya ener, yetmiş seksen kademe taş nerdübânlar ile enilüp Kazancılar çârsûsu kapusu dibinde bir azîm su kullesi var, tâ suyun içinde binâ olunmuşdur, tâ Çekebeni kayaları içinden oyma yolları var kim yukaru kal‘adan aşağı su kullesine enince bin altmış ayak kesme taş nerdübânlardır kim hîn-i muhâsarada bu kayalar içindeki yollardan su taşıyup mahsûr olanlar aslâ suya zarûret çekmezler. Ve bu yolları düşmanlar dahi görmezler, ammâ Kazancılar çârsûsu kayalarından aşağı su yolları alçakdır, ammâ bu yolları dahi düşmanlar göremezler. Ve bu aşağı kal‘ada olan dükkânlar cümle kazancılar ve câ-be-câ mutâflardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 358a ·
metinde göster ·
… 5a⟧ gâyet eniş ve yokuşdur. Ve cümle iki bin iki yüz toprak örtülü dîvârlarının
temelinden
nısfına dek taş, andan âlîsi kerpiç dîvârlı Türkistân evleridir.
Ve şehri bir kûh-ı bâlânın zeylinde birbiri üzre Tokat şehrinin evleri gibi kat-ender-kat vâki‘ olmuş evlerdir. Ve sokakları Q 15aP 15a gâyet eniş ve yokuşdur. Ve cümle iki bin iki yüz toprak örtülü dîvârlarının temelinden nısfına dek taş, andan âlîsi kerpiç dîvârlı Türkistân evleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y27b ·
metinde göster ·
… ir yapsınlar" deyü emr edince fi'l-hâl ol mahalde iki göz bir cisir bünyâd edüp
temeline
misk dökerler, anıniçün Müşklü köprü derler.
"Tîz bu Ayn-ı amber üzre bir müşklü cisir yapsınlar" deyü emr edince fi'l-hâl ol mahalde iki göz bir cisir bünyâd edüp temeline misk dökerler, anıniçün Müşklü köprü derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y110b ·
metinde göster ·
dâ’iren-mâdâr yüz yetmiş adımdır. Zemînden Y 343b bir arşın bâlâ yeri Ka‘be d …
Ve bu Hatîm içre gûnâ-gûn mermer-i hâmlar döşelidir. Ve Beyt-i şerîfin ferşine berâber temelinden dâ’iren-mâdâr yüz yetmiş adımdır. Zemînden Y 343b bir arşın bâlâ yeri Ka‘be dîvârına beyâz mermer kaplıdır kim Beyt-i şerîfin dîvârı matar-ı rahmetden mahfûz ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y343a–Y343b ·
metinde göster ·
… câmi‘-i kebîr ve bir hammâm binâ edüp ismine Hammâm-ı Fâre kodular. Ol hammâmın
temelinde
bir gâr çıkup dünyâyı sıçan müstevlî olduğundan Hammâm-ı Fâre dediler. Meğer cü …
Hicretin yigirmi bir senesinde Amr ibnü'l-Âs haymesi yerinde bir câmi‘-i kebîr ve bir hammâm binâ edüp ismine Hammâm-ı Fâre kodular. Ol hammâmın temelinde bir gâr çıkup dünyâyı sıçan müstevlî olduğundan Hammâm-ı Fâre dediler. Meğer cümle mûşların mutalsamı imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y16a ·
metinde göster ·
… miyesi oldur kim ibtidâ Salâhaddîn esâsın hafr edüp hükm-i müneccimîn ile cümle
temeline
bir kat altun tibri ve burcları yerine mümessek altun nisâr eyleyüp tâli‘-i mey …
Ve bu iç kal‘a Nîl sâhilinden cânib-i şarka kâmil bin beş yüz adım ba‘îd bir kal‘a-i bâlâdır. Ve cânib-i erba‘ası çâh-ı gayyâdan nişân verir yalçın beyâz kayalardır. Ve der-i dîvârı sengîn-bünyâd seksen zirâ‘ kaddi semâya ser çekmiş bir binâ-yı Salâhaddînî hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i Zer-âbâd derler. Zer-âbâd denmesinin sebeb-i tesmiyesi oldur kim ibtidâ Salâhaddîn esâsın hafr edüp hükm-i müneccimîn ile cümle temeline bir kat altun tibri ve burcları yerine mümessek altun nisâr eyleyüp tâli‘-i meymûndur, deyü esâsın sa‘d sâ‘atde altun üzre binâ olduğıyçün kal‘a-i Zer-âbâd deyü cümle müverrihler tahrîr etmişlerdir. Zîrâ Mısır altun tibri kânıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y77b ·
metinde göster ·
… tasında şâhrâh üzre Hammâmü'l-kelb nâmında bir küçük hammâmdır. Mezkûr hammâmın
temelinde
bir kubbecik içinde iki aded tucdan kelb timsâlleri vardır. Birbirleriyle şeb [ …
{Tılısmât-ı kelbeyn-i kuduz: Yine Mısır içre kantara-i Emir Hüseyin ile Kantârü'l-Mûsikî ortasında şâhrâh üzre Hammâmü'l-kelb nâmında bir küçük hammâmdır. Mezkûr hammâmın temelinde bir kubbecik içinde iki aded tucdan kelb timsâlleri vardır. Birbirleriyle şeb [u] rûz hırran-fe-hırran dalaşup boğuşmadadır. Anıniçün şehr-i Mısır'da kuduz köpek olmaz. Hâlâ Mısır'da işidilüp kuduz kelb görülmemişdir. Anıniçün ol hammâma Hammâmü'l-kelb derler. Tevârîh-i Kabâbıta'da mastûrdur.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y80b ·
metinde göster ·
… ebler ağası sarâyında bir göz sâkıye tâ (---) sarâydan berü Sultân Hasan câmi‘i
temelinden
berü gelür. Ve Eski Mısır'daki ve'l-hâsıl cümle sâkıye dollâblarının adedi otuz …
Ve Yûsuf kuyusu Y 86a dahi ve beşer göz sâkıye-i kebîrlerin cümlesi ve orta tabaka ve Azebler mahallesinde bir kuyu sâkıye ve azebler ağası sarâyında bir göz sâkıye tâ (---) sarâydan berü Sultân Hasan câmi‘i temelinden berü gelür. Ve Eski Mısır'daki ve'l-hâsıl cümle sâkıye dollâblarının adedi otuz altı dollâblardır. Ve cümle on bir mahallededir. Ammâ Eski Mısır'daki ve paşa kal‘asındaki azîm dollâblardır. Bu hayrâtlar cümle Sultân Gavrî'nindir. Senevî iki yüz kîse masrûfu vardır ve iki yüz elli sığırı vardır ve iki yüz huddâmı var. Yeniçeri ocağından sâkıye emîni bir çorbacı me’mûrdur. Ve hayrât-ı azîmdir kim Mısır içinde sudan azîz hayrât yokdur. Zîrâ Mısır şehrinden Nîl bir sâ‘atlık yer uzakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y85b–Y86a ·
metinde göster ·
Sene 358 târîhinde âl-i Fâtımiyyûn'dan Sultân Mu‘izzüddîn-i Mağribî binâsıdır. Be-dest-i memlûk Ezher nâm bir kul idi. Mağrib'den niçe bin kîse mâl ile gelüp Mısır halîfesi İhşidiyyûn izniyle bu câmi‘in temeline sa‘d sâ‘atde mübâşeret edüp on binden mütecâviz huddâmları cümle kavm-i Megâribe idi. Câmi‘ tamâma karîb olunca Mu‘izzüddîn Mağrib'den ılgar ile hurûc edüp ale'l-gafle Mısır'a dâhil olup Mısır'da câmi‘-i Ezher'e hizmet eder bahânesinde olan Megâribeler dahi silâha yapışup İhşidiyyûn elinden Mu‘izzüddîn Mısır'ı feth edüp müstakil pâdişâh olup câmi‘-i Ezher'i eyle ma‘mûr eyledi kim cemî‘i dünyâ ulemâsın câmi‘-i Ezher'e cem‘ edüp me’kûlât [u] meşrûbâtların şîr-i hûrmâ ve katr-ı nebât verirdi. İlâ-hâze'l-ân Mısır içinde eyle bir evkâf-ı kavî yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y90a ·
metinde göster ·
iki kelb sûreti tucdan birbiriyle dalaşır görünür. Meğer kuduz kelb tasvîri imi …
Ve Hammâmü'l-kelb, bir çukur yerde kesîf hammâmdır. Erlere ve avretlere râyegân hammâmdır. Zamân-ı kadîmde binâ olunurken temelinden iki kelb sûreti tucdan birbiriyle dalaşır görünür. Meğer kuduz kelb tasvîri imiş. Sâhibü'l-hayrât ol sûretleri incitmeyüp hammâmın temelin bir gayrı yerden ederler. Hâlâ ol kelb sûretleri durduğıyçün Mısır'da kuduz kelb olmaz ve âdeme zarar isâbet etmez. Anıniçün Hammâmü'l-kelb derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y117b ·
metinde göster ·
… Meğer kuduz kelb tasvîri imiş. Sâhibü'l-hayrât ol sûretleri incitmeyüp hammâmın
temelin
bir gayrı yerden ederler. Hâlâ ol kelb sûretleri durduğıyçün Mısır'da kuduz kel …
Ve Hammâmü'l-kelb, bir çukur yerde kesîf hammâmdır. Erlere ve avretlere râyegân hammâmdır. Zamân-ı kadîmde binâ olunurken temelinden iki kelb sûreti tucdan birbiriyle dalaşır görünür. Meğer kuduz kelb tasvîri imiş. Sâhibü'l-hayrât ol sûretleri incitmeyüp hammâmın temelin bir gayrı yerden ederler. Hâlâ ol kelb sûretleri durduğıyçün Mısır'da kuduz kelb olmaz ve âdeme zarar isâbet etmez. Anıniçün Hammâmü'l-kelb derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y117b ·
metinde göster ·