metânet bulmağiçün kırk yıl sabr edüp andan kubbeye mübâşeret etmek gerek. Ammâ …
"Vallâhi bu makûle ağır binâ-yı azîm temelinde metânet bulmağiçün kırk yıl sabr edüp andan kubbeye mübâşeret etmek gerek. Ammâ ben yedi yıl gâ’ib olup Kızılelma'da bir deyr-i azîm inşâ edüp yedi yılda anı nısfında bırağup yine bunu tamâm etmeğe geldim" dedükde hemân Hazret-i Hızır
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 34a ·
metinde göster ·
… e elli bin papaz-ı nâ-sâz dendân-ı tîğdan geçüp Yûsuf Selâhaddîn kal‘a-i Kuds'i
temelinden
münhedim edüp Mısır'a gitdi. {Âl-i (---) el-Melikü'l-Eşref Halîl b. Kalavan yin …
Ba‘dehû Şâm'da Nûreddîn Şehîd merhûm olıcak Mısır'da Yûsuf Selâhaddîn Mısır'a ve Şâm'a müstakil pâdişâh olup deryâ-misâl asâkir-i bî-şumâr ile Kuds-i Şerîf'e sarılup kırk günde amân vermeyüp kal‘ayı feth etdikde küffârdan bir cân halâs etmeyüp iki kerre yüz bin Hristiyân ve Mıkdısî Ermenî ve Rûm-ı Frenk ve elli bin papaz-ı nâ-sâz dendân-ı tîğdan geçüp Yûsuf Selâhaddîn kal‘a-i Kuds'i temelinden münhedim edüp Mısır'a gitdi. {Âl-i (---) el-Melikü'l-Eşref Halîl b. Kalavan yine kırk dörd gün muhâsara edüp feth etdi ve yine münhedim etdi}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 40b ·
metinde göster ·
… i yapup emn [u] amân yer olur. Ba‘dehû mürûr-ı eyyâm ile Kazak-ı Ak istîlâ edüp
temelinden
münhedim eder. Hâlâ eser-i binâları zâhirdir. Bir bayır üzre gâyet muhâtara yer …
Bu mahalle Otyarık nâmının vech-i tesmiyesi oldur kim Kırım'dan ve Özü'den bu çöl-i bî-amân ile gelen eğer gece ise bıldırdan kalmış ölen otları cem‘ edüp ot edüp karşu Akkirmân'a yarık işâreti etdiğinden Akkirmân'lı tarfetü'l-ayn içre gemilerle bu mahalle gelüp söyleşüp eğer müslim ise ve mutî‘lerden ise alup karşu geçirirler, ammâ birkaç kerre kâfirlerin Türkçe bilen Kazakları bu mahalle gelüp otları yarık edüp Akkirmân'dan kayık ile âdemler gelince cümle Akkirmânlıyı esîr edüp gitdiler. Ol zamândan berü Akkirmânlı gâfil olmayup değme âdemi bu Otyarık'dan değme hâl ile almazlar, ammâ ulakları ve yolcuları bilüp âteş yakdıklarından bilüp alırlar. Anıniçün bu mahalle Otyarık dirler. Bâyezîd Hân-ı Velî Akkirmân'ı feth edince bu mahalle bir cây-ı menâs olmak içün bir püşte üzre bir geçit kulle-i azîmi yapup emn [u] amân yer olur. Ba‘dehû mürûr-ı eyyâm ile Kazak-ı Ak istîlâ edüp temelinden münhedim eder. Hâlâ eser-i binâları zâhirdir. Bir bayır üzre gâyet muhâtara yerdir. Ol gece anda Kazak havfinden aslâ nevm-i râhat görmedik, zîrâ bu mahal Kazağın 54a tahta kal‘asıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 53b–54a ·
metinde göster ·
… a yüzü dörd yüz arşın yerin harâb etmişdi. Melek Ahmed Paşa eli vilâyeti üşürüp
temelinden
bir esâs-ı kavî bırağup müceddeden binâ etdikde evvelkiden binâ-yı metîn ve müs …
Ve bu kal‘anın Tuna tarafındaki dîvârların nehr-i Tuna yüzü dörd yüz arşın yerin harâb etmişdi. Melek Ahmed Paşa eli vilâyeti üşürüp temelinden bir esâs-ı kavî bırağup müceddeden binâ etdikde evvelkiden binâ-yı metîn ve müstahkem oldu, ammâ bu tarafın Tuna döğmek ile handakı yokdur, ammâ büyük kal‘anın kara tarafında bataklı âdem kaddi ve dahi âlîce handakı vardır, lâkin enlidir. Tuna tuğyân etdikde bu handakdan Tuna nehri cereyân edüp balıklar avlarlar sa‘b handakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66a ·
metinde göster ·
bir mîl deryânın sığ yerlerine on dâne çürük kadırgaları cemî‘i donanma forsala …
Bu tabyalardan sekdirme toplar atılup gülleler bir tarafdan bir tarafa içeriki kal‘alar topu gibi yetişmediğinden hemân Köpürlü Mehemmed Paşa derûn-ı dilden himmet edüp Nev-binâ temelinden bir mîl deryânın sığ yerlerine on dâne çürük kadırgaları cemî‘i donanma forsalarına ve cümle Âl-i Osmân askerine "Koma kurdum" deyüp mezkûr kadırgaları taş ile doldurup kadırgaları deryâya batırup tâ yeni kal‘a önünden deryâyı bir mîl kadırgalara varınca bir hafta[da] dağlar gibi bir burun-misâl doldurup bir sedd-i İskender edüp ol gün üstüne azîm balyemez toplar koyup atdıklarında gülleleri bî-bâk karşu tarafa geçdikde sa‘âdetlü pâdişâh anda bir mendirek burcu yapmak fermân eyleyüp mübâşeret etdiler. Dahi bu kal‘a nâ-tamâm olmağile imârâtından bir şey yok idi. Ancak şekl-i murabba‘ bir şeddadî tîşeden çıkma taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâ olmada idi. Dâ’iren-mâdâr cürm-i esâsı bin yüz adım idi ve derûn-ı hisârda bir hünkâr câmi‘ine mübâşeret etmişler idi. Sa‘âdetlü pâdişâh bu kal‘ayı itmâm-ı sa‘y-ı tâm edüp gâhîce sayd [u] şikâra gider birkaç tazı ve zağar ve doğan haberin alup Çakırcıbaşı Cânpoladzâde hakîri fermân-ı pâdişâhîyle Bozcaada Muhâfızı Sührâb Mehemmed Paşa'ya gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 91b ·
metinde göster ·
Der-beyân-ı mutalsam: Bu şehirde aslâ sivrisinek olmaz, zîrâ iç kal‘a
temelinde
medfûn bir tuç sivrisinek timsâli vardır ve bu şehirde ecinne âdemi incitmeyüp …
Der-beyân-ı mutalsam: Bu şehirde aslâ sivrisinek olmaz, zîrâ iç kal‘a temelinde medfûn bir tuç sivrisinek timsâli vardır ve bu şehirde ecinne âdemi incitmeyüp dutarak dutmaz. Ve sulehâ-yı ümmetden ehl-i vara‘ müstecâbü'd-da‘ve âdemleri ve ehl-i zevk gâzîleri ve tüccârları ve ehl-i hırefleri vardır. Ekseriyyâ halkı çuka serhadli ve çukadâr abâ {kopçalı} çakşırlarının dizleri sahtiyân kaplı ve başlarında yeşil serhadli çuka kalpaklar ve ayaklarına kubâdî pabuçlar geyüp gezerler. 119b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 119a–119b ·
metinde göster ·
… âr ağası yokdur, zîrâ sene 788 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr bu kal‘ayı feth edüp
temelinden
kal‘a-i mezkûr Manastır'ı münhedim etdi. Anıniçün dizdârı ve neferâtları yokdur …
Sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir voyvadası ve harâc emîni ve şehir kethüdâsı ve muhtesib ağası ve bâcdârı ve mi‘mârbaşısı vardır, ammâ dizdâr ağası yokdur, zîrâ sene 788 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr bu kal‘ayı feth edüp temelinden kal‘a-i mezkûr Manastır'ı münhedim etdi. Anıniçün dizdârı ve neferâtları yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 176a ·
metinde göster ·
… dd-i İskender olur. Hemân ki dîvâr tamâm olunca bi-emrillâhi te‘âlâ cümle dîvâr
temelinden
yıkılup harâb kalır, hâlâ yine harâb olup durur. Âhır-ı kâr ol rahnedâr yerlere …
Kaçan kim bu kal‘ayı Süleymân Hân 56b garb tarafında bu kal‘ayı döğdükde yıkduğu yer hâlâ vîrândır. Her yıl bir vilâyetden papaslar gelüp zu‘m-ı bâtıllarınca du‘â edüp bir hisâr-ı üstüvâr dîvârı yaparlar kim gûyâ Sedd-i İskender olur. Hemân ki dîvâr tamâm olunca bi-emrillâhi te‘âlâ cümle dîvâr temelinden yıkılup harâb kalır, hâlâ yine harâb olup durur. Âhır-ı kâr ol rahnedâr yerlere gemi tahtasından kalafatlı tahta dîvâr edüp durur. Gûyâ yamalı bir kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56a–56b ·
metinde göster ·
… n Nemse çâsârlarına tâc-ı İskender olan goronayı ihsân edince bu Pojon kal‘asın
temelinden
münhedim edüp müceddeden âhır-ı kâr bu kal‘ayı inşâ edüp on iki bin leşker ile …
Bânîsi Laslo Kral'dır. Mukaddemâ bir küçük kal‘a imiş. Ba‘dehu Sultân Süleymân Hân Nemse çâsârlarına tâc-ı İskender olan goronayı ihsân edince bu Pojon kal‘asın temelinden münhedim edüp müceddeden âhır-ı kâr bu kal‘ayı inşâ edüp on iki bin leşker ile tâc-ı İskender'i bunda kor.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75a ·
metinde göster ·
… bin muhîl-i şeytanatlar ile âmâde handak-ı bâlâdır. Kıbleye nâzır olan tabyanın
temelinden
yukaru kal‘a dîvârının nısfında kal‘ayı ihâta etmiş bir musanna‘ taş kuşakdan k …
Ve kal‘a dîvârı handakdan yukaru kırk mi‘mâr arşını bâlâ ve on arşın enli Şeddâdî tula bina ve yigirmi arşın dîvârdan yukaru kûh-ı Demâvend gibi toprak yığılıdır. Bu toprak üzre dahi on arşın enli bir derin handak içre niçe bin muhîl-i şeytanatlar ile âmâde handak-ı bâlâdır. Kıbleye nâzır olan tabyanın temelinden yukaru kal‘a dîvârının nısfında kal‘ayı ihâta etmiş bir musanna‘ taş kuşakdan kal‘a dîvârı dâ’iren-mâdâr tula ve yonma mutarraş ve musaykal taş ile mebnî kal‘a-i kavîdir, zîrâ sene 1007 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında bu kal‘a-i Varat'ı Saturcu (---) Paşa beş ay döğe döğe yere berâber etdi, ammâ cemî‘i asker Varat'ın yedi aded bâğ-ı İrem-misâl varoşlarında zevk u safâ etmede, beşinci ayda berf [ü] bârânın vefretinden ve bârân-ı rahmetin kesretinden ve şiddet-i şitânın tekaddümünden el ayak dutmayup derûn-ı askerde kaht [u] galâ olup Tatar Hân dahi Saturcu Paşa'ya dilgîr olup Kırım'a gitdiğinden hemân asker-i İslâm serdâr üzre gulû edüp cümle asker-i İslâm kal‘a-i Varat altından bî-feth hâ’ib ü hâsir avdet edüp ol şiddet-i şitâda bârgâh [u] büngâh [ve] cebehâne ve hazâ’in-i Âl-i Osmân ile selâmet kal‘a-i Tımışvar'a çıkup meştâ verdiler. Hemân küffâr yüz bin hamd edüp Varat kal‘asının münhedim olan yerlerin taş binâ ile ve kırmızı tula bir sedd-i metîn kal‘a etmişdir kim gûyâ nev arûs kirmândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86a ·
metinde göster ·
… lmağile cedd-i ızâmı Cuci Hân'ın Ciniviz Frengi elinden feth etdiği Or kal‘asın
temelinden
münhedim edüp müceddeden bu Or kal‘asın Kırım cezîresinin Heyhât sahrâsına mutt …
Ba‘dehu sene (---) târîhinde yine nesl-i Âl-i Cingiziyân'dan Sâhib Geray Hân bir müdebbir ve âkıl ve sâhib-zuhûr hân-ı cem-cenâb olmağile cedd-i ızâmı Cuci Hân'ın Ciniviz Frengi elinden feth etdiği Or kal‘asın temelinden münhedim edüp müceddeden bu Or kal‘asın Kırım cezîresinin Heyhât sahrâsına muttasıl olan iki tarafı de[r]yâ olanın tâ ortasındaki or mahalline bu kal‘a-i Or'u binâ edüp dilşâd [ü] ferahnâk olduğundan ismine Ferahkirmân deyü nâm verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107a ·
metinde göster ·
aşağı handak dibine varınca üç âdem kaddi kadar kesme sarp kayalı vâsi‘ handak- …
Ve cümle altı kullelerdir. Ve dîvârı temelinden aşağı handak dibine varınca üç âdem kaddi kadar kesme sarp kayalı vâsi‘ handak-ı azîmdir. Kıble ve cenûb taraflarında aslâ kal‘a dîvârları yokdur. El-ıyâzen billâh âdem aşağı bakmağa cür’et edemez, zîrâ kûh-ı Bî-sütûn gibi altı boş kayalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120a ·
metinde göster ·
… tdan cisirler vardır, zîrâ Karasu tuğyân ile geldikde kârgîr binâlı kantaraları
temelinden
münhedim eder dîvâne-vâr cûş [u] hurûş eder bir nehr-i azîmdir, ammâ Temmûz'da …
Der-binâ-yı cüsûr-ı memerr-i nâs [u] hayvânât: Cümlesi sekiz yerde ahşâbâtdan cisirler vardır, zîrâ Karasu tuğyân ile geldikde kârgîr binâlı kantaraları temelinden münhedim eder dîvâne-vâr cûş [u] hurûş eder bir nehr-i azîmdir, ammâ Temmûz'da azacık cereyân eder. Bu nehrin menba‘ı yine Çadır dağının maşrık cânibinden çıkup bu şehrin tâ ortasından ubûr edüp şimâl tarafında Şeyheli karyesinde nehr-i azîm olup Azak kal‘ası denizine mahlût olur âb-ı nâb sudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 134a ·
metinde göster ·
Ve minâresi bir kerre bir zelzele-i azîmden münhedim oldukda cânib-i vakfdan tecdîd etdiklerinde minârenin temelinden bir âdem kaddi bâlâda celî hat ile târîhi budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 142b ·
metinde göster ·
… r ayak enli ve kalın Şeddâdî seng binâ-yı sedd-i İskender-misâldir kim her taşı
temelinde
fîl ve câmûs cüssesi kadar var, rıhtım binâ bir metîn kal‘a-i ra‘nâ olup şekl-i …
Feth-i sânîde Yahyâ Paşazâde Mehemmed Beğ bu Livadye'yi münhedim edüp kal‘anın zabt [u] rabtı mümkin olsun içün kal‘a küçük idi ammâ metîn Moton Koron oldu. Hâlâ bu Koron dîvârı yigirmişer ayak enli ve kalın Şeddâdî seng binâ-yı sedd-i İskender-misâldir kim her taşı temelinde fîl ve câmûs cüssesi kadar var, rıhtım binâ bir metîn kal‘a-i ra‘nâ olup şekl-i müsellesden sehel müdevvercedir kim maşrıkdan garb tarafına tûlânî vâki‘ olup bir kayalı burun üzre dâ’iren-mâdâr cirmi bin altı yüz aded germe adımdır, ammâ bedenler üzre adımlamışımdır. Taşradan adımlamak müşkildir, zîrâ niçe muhâlif uçurum yerleri vardır kim cânib-i erba‘ası kırkar ve ellişer kulaç yalçın kayalar olmak ile aslâ handakı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 271a ·
metinde göster ·
… etdiği Kızıl tabyayı amâr etmeğe âdem deryâsıyla mübâşeret edüp Kızıl tabya tâ
temelinden
aslâ nâm [u] nişânı bile kalmayup cümle hâk-i pâki hâkister olup müceddeden Kan …
Ve Sadrıa‘zam tarafında Anatolu vezîri (---) Paşa ve Rûmeli eyâleti vezîri Siyâvuş Paşa karındaşı Abaza Sarı Hüseyin Paşa vezîr-i rûşen-zamîrin münhedim etdiği Kızıl tabyayı amâr etmeğe âdem deryâsıyla mübâşeret edüp Kızıl tabya tâ temelinden aslâ nâm [u] nişânı bile kalmayup cümle hâk-i pâki hâkister olup müceddeden Kanlı tabya ve Kızıl tabya yerine iki aded sedd-i Kahkahâ-vâr tabyalar binâ olundu kim bu edîm-i dünyâda 307a eyle bir sedd-i İskender-misâl rükn-i a‘zamlar binâ olunmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 306b–307a ·
metinde göster ·
… aların esâs-ı binâları toprakdan kesmedir, ammâ bu Aktabya'nın on arşın âlî taş
temelinden
sonra yukarusu kesme kayalı ve topraklı dîvârlardır.
Ve bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr temelleri Şeddâdî taş binâlardır, ammâ gayri tabyaların esâs-ı binâları toprakdan kesmedir, ammâ bu Aktabya'nın on arşın âlî taş temelinden sonra yukarusu kesme kayalı ve topraklı dîvârlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 312a ·
metinde göster ·
… 5a⟧ gâyet eniş ve yokuşdur. Ve cümle iki bin iki yüz toprak örtülü dîvârlarının
temelinden
nısfına dek taş, andan âlîsi kerpiç dîvârlı Türkistân evleridir.
Ve şehri bir kûh-ı bâlânın zeylinde birbiri üzre Tokat şehrinin evleri gibi kat-ender-kat vâki‘ olmuş evlerdir. Ve sokakları Q 15aP 15a gâyet eniş ve yokuşdur. Ve cümle iki bin iki yüz toprak örtülü dîvârlarının temelinden nısfına dek taş, andan âlîsi kerpiç dîvârlı Türkistân evleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y27b ·
metinde göster ·
dâ’iren-mâdâr yüz yetmiş adımdır. Zemînden Y 343b bir arşın bâlâ yeri Ka‘be d …
Ve bu Hatîm içre gûnâ-gûn mermer-i hâmlar döşelidir. Ve Beyt-i şerîfin ferşine berâber temelinden dâ’iren-mâdâr yüz yetmiş adımdır. Zemînden Y 343b bir arşın bâlâ yeri Ka‘be dîvârına beyâz mermer kaplıdır kim Beyt-i şerîfin dîvârı matar-ı rahmetden mahfûz ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y343a–Y343b ·
metinde göster ·
… câmi‘-i kebîr ve bir hammâm binâ edüp ismine Hammâm-ı Fâre kodular. Ol hammâmın
temelinde
bir gâr çıkup dünyâyı sıçan müstevlî olduğundan Hammâm-ı Fâre dediler. Meğer cü …
Hicretin yigirmi bir senesinde Amr ibnü'l-Âs haymesi yerinde bir câmi‘-i kebîr ve bir hammâm binâ edüp ismine Hammâm-ı Fâre kodular. Ol hammâmın temelinde bir gâr çıkup dünyâyı sıçan müstevlî olduğundan Hammâm-ı Fâre dediler. Meğer cümle mûşların mutalsamı imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y16a ·
metinde göster ·
… tasında şâhrâh üzre Hammâmü'l-kelb nâmında bir küçük hammâmdır. Mezkûr hammâmın
temelinde
bir kubbecik içinde iki aded tucdan kelb timsâlleri vardır. Birbirleriyle şeb [ …
{Tılısmât-ı kelbeyn-i kuduz: Yine Mısır içre kantara-i Emir Hüseyin ile Kantârü'l-Mûsikî ortasında şâhrâh üzre Hammâmü'l-kelb nâmında bir küçük hammâmdır. Mezkûr hammâmın temelinde bir kubbecik içinde iki aded tucdan kelb timsâlleri vardır. Birbirleriyle şeb [u] rûz hırran-fe-hırran dalaşup boğuşmadadır. Anıniçün şehr-i Mısır'da kuduz köpek olmaz. Hâlâ Mısır'da işidilüp kuduz kelb görülmemişdir. Anıniçün ol hammâma Hammâmü'l-kelb derler. Tevârîh-i Kabâbıta'da mastûrdur.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y80b ·
metinde göster ·
… ebler ağası sarâyında bir göz sâkıye tâ (---) sarâydan berü Sultân Hasan câmi‘i
temelinden
berü gelür. Ve Eski Mısır'daki ve'l-hâsıl cümle sâkıye dollâblarının adedi otuz …
Ve Yûsuf kuyusu Y 86a dahi ve beşer göz sâkıye-i kebîrlerin cümlesi ve orta tabaka ve Azebler mahallesinde bir kuyu sâkıye ve azebler ağası sarâyında bir göz sâkıye tâ (---) sarâydan berü Sultân Hasan câmi‘i temelinden berü gelür. Ve Eski Mısır'daki ve'l-hâsıl cümle sâkıye dollâblarının adedi otuz altı dollâblardır. Ve cümle on bir mahallededir. Ammâ Eski Mısır'daki ve paşa kal‘asındaki azîm dollâblardır. Bu hayrâtlar cümle Sultân Gavrî'nindir. Senevî iki yüz kîse masrûfu vardır ve iki yüz elli sığırı vardır ve iki yüz huddâmı var. Yeniçeri ocağından sâkıye emîni bir çorbacı me’mûrdur. Ve hayrât-ı azîmdir kim Mısır içinde sudan azîz hayrât yokdur. Zîrâ Mısır şehrinden Nîl bir sâ‘atlık yer uzakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y85b–Y86a ·
metinde göster ·
iki kelb sûreti tucdan birbiriyle dalaşır görünür. Meğer kuduz kelb tasvîri imi …
Ve Hammâmü'l-kelb, bir çukur yerde kesîf hammâmdır. Erlere ve avretlere râyegân hammâmdır. Zamân-ı kadîmde binâ olunurken temelinden iki kelb sûreti tucdan birbiriyle dalaşır görünür. Meğer kuduz kelb tasvîri imiş. Sâhibü'l-hayrât ol sûretleri incitmeyüp hammâmın temelin bir gayrı yerden ederler. Hâlâ ol kelb sûretleri durduğıyçün Mısır'da kuduz kelb olmaz ve âdeme zarar isâbet etmez. Anıniçün Hammâmü'l-kelb derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y117b ·
metinde göster ·
… en ki bânî-i Heremân'em. Altı senede tamâm etdim, sonra gelenler altı yüz yılda
temelinden
yıkmağa kâdir olsunlar. Yıkmak hod yapmadan ehvendir. Ve ben dîbâçe ile setr kı …
"Ben ki bânî-i Heremân'em. Altı senede tamâm etdim, sonra gelenler altı yüz yılda temelinden yıkmağa kâdir olsunlar. Yıkmak hod yapmadan ehvendir. Ve ben dîbâçe ile setr kıldım, gelen mülûklar bûriyâ ile puşîde kılmağa kâdir olsun" deyü yazmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y232b ·
metinde göster ·
… r‘asının bir kolu dahi şehr[i] saky etdikden sonra kal‘a İskenderiyye dîvârının
temelinde
demir kafeslerden taşra çıkup handak-ı azîm içre cereyân ederek Burc-ı Ahzar di …
Ve kal‘anın kadırga limanı köşesinde Burc-ı Ahzar dedikleri kulle-i azîmden yine şark cânibine varoş kenârınca yalınkat serâmed kal‘a dîvârıdır, varoş ile kal‘a dîvârı mâbeyninde bir vâsi‘ alçacık handak vardır, bu handak içinden Nîl'den gelen Nâsırıyye tur‘asının bir kolu dahi şehr[i] saky etdikden sonra kal‘a İskenderiyye dîvârının temelinde demir kafeslerden taşra çıkup handak-ı azîm içre cereyân ederek Burc-ı Ahzar dibinde kadırga limanına mahlût olur. Cümle varoş ahâlîsi suyu bu halîcden alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y320b ·
metinde göster ·
… rir şeklinde durur. Ve iki ayakları ol mîl minârelerin üstünden aşağı amûdların
temelinde
olan seng-i hârâlara kadem basmış durur. Ammâ eyle musaykal u mücellâ tuc sûret …
Bu hırmen cirmi vaz‘ olunan Q 321aP 318a seng-i hârâ üzre tucdan bir kancık dîv timsâli etmişler kim âdem görünce zehresi çâk olur. Başı eflâke serçekmiş, geysûların fitîle fitîle perîşân etmiş, gözleri âfitâb-ı âteş-tâba karşı meş‘al gibi şu‘le verir. Ve kucağında yine tucdan bir oğlun dizi üstüne oturdup gûyâ dirâgûş edüp sağ memesiyle süd verir şeklinde bir mahûf u mehîb ucûbe timsâldir. Ve memeleri kös-i Bağdâd kadar vardır. Sağ elin kaldırup Nîl'in cânib-i cenûbdan tarafa geldüği mahalle kolun uzadup bir parmağile gösterir şeklinde durur. Ve iki ayakları ol mîl minârelerin üstünden aşağı amûdların temelinde olan seng-i hârâlara kadem basmış durur. Ammâ eyle musaykal u mücellâ tuc sûretdir kim gûyâ zeheb-i hâlisdir. Ve ayağı önünde bir havz-ı azîm var kim seng-i hârâdan oyulmuş aşren fe-aşren havz-ı kebîrdir, içinde bir kişi şinâverlik etse mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y406a ·
metinde göster ·